30 Temmuz 2013 Salı

Insparkus – Online Koçluk Deneyimim


Koçluk hakkında özellikle MBA eğitimi aldığım dönemlerde çok şey okudum ama birebir koçluk deneyimi tecrübe etmemiştim. Kafamdaki algı, koçluğun hep yüzyüze, karşılıklı olacağı yönündeydi. Bu algı, insparkus ile tanışınca yıkıldı.


Kendi websitelerinde işlerini tanımlarken şu cümlelere yer vermişler: “insparkus, kariyerin ile ilgili kararları alman ve geleceğini planlaman için tamamı online olarak sunulan bir kariyer tasarım programıdır. Vizyonunu, hedeflerini, kaynaklarını tanımlayıp, hedeflerine ulaşmak için plan yapmana yardımcı olacak 17 adımdan oluşur. Ve bu süreçte, ihtiyaç duyduğunda insparkus'un uzman koçları sana destek olur.

Yukarıdaki tanımı kendi tecrübemle birleştirecek olursam; insparkus bizlere koç eşliğinde yürütülen online bir danışmanlık hizmeti sunuyor.

Bu hizmetin en güzel yanı, kendisini yüz yüze ifade ederken zorlanabilecek bireyin yazılı ve görsel olarak koçuna kendini ifade etmesi. Insparkus, hazırladığı sorularla bireyi nasıl tanıyacağını çok iyi belirlemiş. Kişiye hiç sıkılmadan dolduracağı, keyifle hazırlayacağı bir takım sorular sunuyor. Bunlar için belirli kısıtlar koymadan, özgürce cevaplama ortamı sunuluyor. Siz soruları cevapladıktan dört gün içerisinde koçunuz değerlendirmesini size yazılı olarak yapıyor. Geri dönüşün yazılı olması da bence bu sistemin katılımcıya sunduğu avantajlardan bir tanesi. Söz uçar yazı kalır. Ben geri dönüşü alınca önce insparkus’un web sitesinde okudum, sonra bu sayfayı bastım, daha sonra da pdf formatında kaydedim arşivledim. Duruma ilişkin analiz etmem gereken konuları açıp yeri geldiğinde tekrar tekrar okuyabileceğim.

Gelelim nasıl bir geri dönüş aldığıma… Öncelikle yazmayı, özellikle de kendim hakkında yazmayı seven biri olarak sorulan sorulara uzun ve detaylı cevaplar hazırlamıştım. Bunların da yine aynı şekilde özenli bir şekilde okunduğunu ve cevaplarımın içindeki detayların fark edilerek bunlara atıfta bulunulan bir geri dönüş aldığımı görmek beni memnun etti. Karşımdaki koçumun, benim duygu ve düşüncelerime önem verdiğini, benim için vakit ayırıp, bana yol göstermek için yardımcı olmaya çalıştığını gördüm. Verilen örneklerle yapılan durum analizlerinin pekiştirilmesi okuyanın okuduğunu daha kolay anlamasını sağlıyor. Bununla beraber yazım dili oldukça cana yakın ve motive edici.

Insparkus’un profesyoneller için 3 adet paketi var: Vizyon, Konum ve Plan. İlk aşamada sistemle tanışmak için Vizyon paketini tamamladım. Geri dönüş oldukça tatmin edici oldu. Diğer paketleri de yine aynı konsantrasyon ve özenle doldurup geri dönüşleri aldıktan sonra artık hayatımda gerekli aksiyonları almak için top bende olacak.


Eğer siz de kendiniz için profesyonel bir koçluk, danışmanlık hizmeti almak, bunu daha küçük bir bütçe ve dilediğiniz vakit aralığında, evinizin konforunda halletmek istiyorsanız, başvuracağınız adres belli: http://www.insparkus.com

26 Temmuz 2013 Cuma

Kariyerini Yeniden Keşfetmek

Her kitabı okumak için vakit ayırmak zor olabilir. Bunun yerine ilgini çeken kaliteli kitapların özetlerini takip etmek için getabstract.com’dan 5-6 sayfalık kitap özetini indirmek iyi bir çözüm.

The 10 Laws of Career Reinvention adlı kitabın özetini indirip okudum. İçinden bazı bölümler özellikle çok hoşuma gitti ve okurken altını çizme gereği duydum. Adobe ile artık highlight ettiğimiz metinleri bu şekilde saklayabiliyoruz, gayet güzel bir özellik, ama bunları blogum vasıtasıyla paylaşıp elimin altında tutmak ve sizlere faydalı olmak istiyorum.

Kitapta altını çizdiğim bölümler: 
  • “Career invention is a life skill.”
  • “Your career must serve your life, not vice versa.”
  • “The trick is to find a workable intersection of career interests and lifestyle; getting the most of what you want in both arenas is a recipe for satisfaction.”
  • To “make progress on your career reinvention” you must be “willing to give up the excuses and take action in spite of fear.”
  • “New roads lead to more opportunity.”
  • “Fake it till you make it”
  • “You need a strategy”
  • “Only a Native Can Give You the Inside Scoop”
  • “They Won’t ‘Get’ You Until You Speak Their Language”
  • “Confidence comes from believing in yourself”

Özellikle kısa ama etkili olan “fake it till you make it” çok motive edici! Umarım hedeflere ulaşmanızda etkili olur.

25 Temmuz 2013 Perşembe

Deutsche, Banka Tahminlerini Güncelledi

Blogumu yakından takip edenler, bir süredir borsa, yatırım ve hisse senetleri hakkında yazmadığımı farketmiştir. İşler pek yolunda gitmeyince, ne yalan söyliyeyim, bu konularda pek yazmak da, paylaşımda bulunmak da içimden gelmiyor.

Ama bugün durum farklı. Deutsche Bank, en güvendiğim yatırım firmalarının başında geliyor ve yeni bir güncelleme yaptılar. Kötü giden BİST'te onlar da hedef fiyatları düşürdü. Bundan sonra alım-satım yapacaklar için referans değeri taşıyabilir.

      Deutsche Bank 25 Temmuz 2013 günü yayınladığı raporda, 22 Mayıs'tan bu yana gelişmekte olan piyasalardaki benzerlerinin yüzde 20 altında performans gösteren Türk bankalarının, Türkiye ekonomisinin sermaye akışlarındaki oynaklığa karşı kırılganlığı, artan politik riskler ve artan faiz riski nedeniyle gelişmekte olan piyasalardaki benzerlerinin altında performans göstermeye devam edeceklerini bildirdi.

        Deutsche Bank yayınladığı raporda, Türk bankaları için 2013 yılı kar tahminlerini ortalama yüzde 13, 2014 tahminlerini ortalama yüzde 24 indirdi.

        Kar tahminlerini revize etmesine ve artan risk primine bağlı olarak fiyat hedeflerini de gözden geçirin Deutsche Bank, Türk bankaları için fiyat hedeflerini ortalama yüzde 25 düşürdü.

        Garanti Bankası ve Halkbank için 'al' tavsiyesini koruyan Deutsche Bank, YKB için tavsiyesini ise 'tut'a indirdi. Deutsche Bank, bu 3 banka arasında YKB'nin faizlerdeki yukarı trende ve kötüleşen tüketici güvenine karşı en kırılgan banka olduğunu savundu.


        TSKB için tavsiyesini ise 'al'a yükselten Deutsche Bank, buna neden olarak Banka'nın defansif karlı doğasını gösterdi.


The Best Career Advice


Do the jobs no one else wants to do...

These Quotes Might Inspire You

Be careful reading these quotes, they might just inspire you to do things you dreamed of doing, they might help you succeed and might even make you happier.

"All our dreams can come true - if we have the courage to pursue them"
Walt Disney
"Your time is limited, don’t waste it living someone else’s life. Don’t be trapped by dogma, which is living the result of other people’s thinking. Don’t let the noise of other’s opinion drowned your own inner voice. And most important, have the courage to follow your heart and intuition, they somehow already know what you truly want to become. Everything else is secondary."
Steve Jobs
“Life is short, live it. Love is rare, grab it. Anger is bad, dump it. Fear is awful, face it. Memories are sweet, cherish it.”
Proverb
"Don’t say you don’t have enough time. You have exactly the same number of hours per day that were given to Helen Keller, Pasteur, Michaelangelo, Mother Teresea, Leonardo da Vinci, Thomas Jefferson, and Albert Einstein."
H. Jackson Brown Jr.
"Fear less, hope more, eat less, chew more, whine less, breathe more, talk less, say more, hate less, love more, and good things will be yours."
Swedish Proverb
“Accept responsibility for your life. Know that it is you who will get you where you want to go, no one else.”
Les Brown
"When one door of happiness closes, another opens, but often we look so long at the closed door that we do not see the one that has been opened for us."
Helen Keller
"Happiness is not something you postpone for the future; it is something you design for the present."
Jim Rohn
"Nothing can stop the man with the right mental attitude from achieving his goal; nothing on earth can help the man with the wrong mental attitude."
Thomas Jefferson
"The difference between a successful person and others is not a lack of strength, not a lack of knowledge, but rather a lack in will."
Vince Lombardi
"It is hard to fail, but it is worse never to have tried to succeed."
Theodore Roosevelt
"Success does not consist in never making blunders, but in never making the same one a second time."
Josh Billings
“I’ve missed more than 9000 shots in my career. I’ve lost almost 300 games. 26 times, I’ve been trusted to take the game winning shot and missed. I’ve failed over and over and over again in my life. And that is why I succeed.”
Michael Jordan
“You miss 100% of the shots you don’t take.”
Wayne Gretzky
“In order to succeed, your desire for success should be greater than your fear of failure.”
Bill Cosby
"It is not because things are difficult that we do not dare; it is because we do not dare that things are difficult."
Seneca
"It is only the very wisest and the very stupidest who cannot change."
Confucius
"Knowing is not enough; we must apply. Willing is not enough; we must do."
Johann Wolfgang von Goethe
"We are what we repeatedly do. Excellence, therefore, is not an act but a habit."
Aristotle
"Vision without action is daydream. Action without vision is nightmare."
Japanese Proverb
"A goal is a dream with a deadline."
Napoleon Hill
"Arriving at one goal is the starting point to another."
John Dewey
“Build your own dreams, or someone else will hire you to build theirs.”
Farrah Gray
“There are two primary choices in life: to accept conditions as they exist, or accept the responsibility for changing them.”
Denis Waitley
“Good things come to those who wait… greater things come to those who get off their ass and do anything to make it happen.”
Proverb
“The journey of a thousand miles begins with one step.”
Lao Tzu

24 Temmuz 2013 Çarşamba

OGS Cihaz Ücretlerini Geri Alabilirsiniz

2012 sonunda HGS diye bir şey girdi hayatımıza. Hızlı Geçiş Sistemiyle birlikte artık gişelerden KGS kartıyla geçiş yapılamıyor. OGS ile geçiş bugün için devam ediyor ama her yerde OGS’lerin de iptal edileceği yazıyor.

Peki OGS cihazlarını iptal edip gişe geçişlerinden sadece HGS kullanılması zorunlu hale getirilirse elimizdeki cihazlar ne olacak? Tamamen işlevsiz olacak. İnternette bir araştırma yaptığımda her yerde aşağıdaki metni buldum:

"OGS cihazı satın alırken cihaz bedeli ve depozito parası ödeyen vatandaşları ise bir sürpriz bekliyor. HGS'ye geçişte ödedikleri depozito ücretini geri alabilecek olan tüketiciler, ödedikleri cihaz bedellerini geri alamayacak."

Durum böyle olacak olursa, OGS cihazımızı alırken ödediğimiz cihaz bedeli çöpe gidecek. Örneğin bugün Garanti Bankası’nın websitesine girdiğimizde hala OGS cihazı için 60 TL talep edildiğini görüyoruz. Ben de 2010 yılında bu tutarı ödeyerek cihazımı almıştım.

OGS iptalini yersiz, bu cihazlar için ödediğimiz tutarların geri iadesinin olmamasını da haksız buluyorum. Bu durumu tek haksız bulan ben değilim. Tüketici Sorunları Hakem Heyeti’ne bu konuyla ilgili başvuran ve olumlu cevap alanlar olmuş.

Daha önce blogum vasıtasıyla kredi kartı üyelik bedelini nasıl geri aldığımı adım adım sizlerle paylaşmıştım. Çok okunan bu gönderime buradan ulaşabilirsiniz:


Aynı kredi kartı aidatlarındaki haksızlığa olan itirazımız gibi bu konuda da sözkonusu haksızlığa karşı hakkımızı aramalıyız. Bu yolda başarılı olan kişiler olmuş bile. Aşağıda sizinle Tüketici Sorunları Hakem Heyeti’nden konuyla ilgili olumlu cevap almış bir kişinin sonuç belgelerini paylaşıyorum. Siz de paranızın sokağa gitmesini önlemek için bağlı bulunduğunuz kaymakamlığa gidip başvurunuzu yapmayı unutmayın.

Sizlerden gelen konuyla ilgili geri dönüş ve başarı hikayelerini de blogum ve sosyal medya üzerinden paylaşmak isterim.




23 Temmuz 2013 Salı

Linkedin'de Etki Bıraktım

Linkedin sosyal ağlar arasında en çok sevdiğim mecra. Sosyal ağlarda vakit geçirirken keyif alsam da çok fazla vakit geçirmenin bana fayda sağlamadığını ve zamanımı öldürdüğünü düşünüyorum. Ama linkedin’de farklı pozisyonlardaki profesyonellerin hangi donanımlarda olduğunu takip etmek ve üyesi olduğum gruplardaki güncellemeleri izlemek hoşuma gidiyor.

Geçtiğimiz hafta, içinde bulunduğum “iş değişikliği modu”yla ilgili biraz fazla düşünmüş olabilirim ki, bu konuyla ilgili 2 blog yazdım. Bu içeriklere buradan ve buradan ulaşabilirsiniz.



Daha sonra haftasonu Seferihisar’da boş vaktimde bu yazdıklarımı Linkedin’de üyesi olduğum Yeni İK adlı grupta paylaştım. Herhangi bir grupta ilk paylaşımımı bu şekilde yapmış oldum. Onay süreci sonrası bu hafta yazdıklarım grubun sayfasında yayımlanmaya başladı. Henüz ikinci günde de grubun sayfasında haftanın en çok etki yaratanı (top influencer) olduğumu gördüm. Benim için mutluluk verici bir gelişme bu! Sizlerle de paylaşmaktan çok mutluyum…


22 Temmuz 2013 Pazartesi

Sigorta Deyip Geçmeyin

Bu yaz tatile çıkarken yine erken rezervasyondan faydalanıp, hayal ettiğim tatile bütçeme en uygun şekilde ulaştım. Rezervasyonu internetten yaparken uzun onay aşamaları ve kredi kartı bilgilerini geçtikten sonra son aşamada tatilimi sigorta yaptırmayı es geçtim. Ertesi gün arkadaşlarımla satın aldığım tatil hakkında konuşurken, planladığım rezervasyonu sigorta ettirmediğimi duyan arkadaşlarım bana bir hayli nasihat etti. Üç kuruş fazla vererek erken rezervasyon tarihinden tatilin başlayacağı güne kadar sinir/stres katsayımı artırmadan yaşayabilirdim.

Geçenlerde bloğumdan bir paylaşımda bulundum. Siz de bu linkten okuyabilirsiniz:


Sompo Japan güzel bir fırsat sunmuş. Sigorta ile tatilinizi güvence altına alıyor. Bundan sonraki tatillerim için mutlaka bu sigortadan yaptırmayı düşünüyorum. Dünyanın çeşit çeşit halleri var. Çıkacağım tatili sigorta yaptırıp, başıma gelebilecek herhangi bir olumsuz durumda fırsata çevirdiğim erken rezervasyonun yanmasına önlem almış olacağım.

Sizlere de kesinlikle sigorta yaptırmanızı ve sonrasında keyfinize bakmanızı  

19 Temmuz 2013 Cuma

Ayrılacağım Pozisyonun İlanı Bana Gelince...

Ayrıldığın pozisyon sebebiyle açılan iş ilanının yine sana geliyor olması ne garip bir histir değil mi?  İşte bugün o hissi yaşıyorum…

Geçtiğimiz hafta Cuma günü (12.07.2013) Muhasebeci ve İç Denetim Koordinatörü olarak görev yaptığım pozisyonumdan istifam şirketime duyuruldu.

Aynı gün İzmir’deki insan kaynakları danışmanlığı firması olan Analiz Plus’ın internet sayfasında kendi pozisyonumu (her ne kadar gizli de olsa tahmin etmek pek güç olmuyor) görmüştüm.  Bu sabah Kariyer.net üzerinden gelen bir mailde benim için uygun iş ilanı olarak halen ihbar süremi doldurmakta olduğum kendi pozisyonum iki ayrı danışmanlık firması üzerinden bana uygun görülmüştü.


İlan 3 yıl önce bu ilanı gördüğümde yaşadıklarıma götürdü beni…

Bir önceki bloğumda da belirttiğim gibi, “sadece kendimize değil başkalarına da imkan verebilmek için veda zamanını” oluyor bazen. Şimdi sözkonusu ilanlara yepyeni hedeflerle adaylar başvuracak. Büyük beklentiler ve hayaller kurup, düşlerine ulaşmak isteyecekler. Dilerim ki bu imkana doğru kişi ulaşır ve başarılı olur.

Yeni İş ve Yeni Başlangıçlar

Oturdum bilgisayarın başına, girdim Google’a ve şunu yazdım: “iş yeri veda”. Çıkan sayfalardan birinde Capital dergisinin birçok yönetici ile yaptığı “iş yerine veda” üzerine röportajını okumaya başladım. Birçok iyi firmanın tepe yöneticisinin konuyla ilgili hatıralarını okudum. Dilerseniz siz de bu röportajları buradan okuyabilirsiniz.

Bu röportajlar içerisinden bir bölüme takıldım:

yeni başlangıçlara yer açabilmek, yeni yolculuklara çıkabilmek, yeni yerler yeni yolcular tanıyabilmek, sadece kendimize değil başkalarına da bu imkanı verebilmek için veda zamanını, hüzünle ve aynı zamanda da sevinçle de yaşayabilme cesaretini gösterebilmeliyiz.

Yukarıda yazılana benzer şekilde, daha önce blogumda “Who moved my cheese?” adlı kitabı okuduğumu ve beni etkilediğini, cesaretlendirdiğini buradan paylaşmıştım.

Sonrasında o cesaret fırsatla buluştu ve ben de kariyerime, bana daha iyi fırsatlar sunacağına inandığım bir başka firmada devam etme kararı aldım. Yukarıda paylaştığım gibi o yenilikleri test etmek için kendimde yeterli gücü hissettim ve o riski aldım. Bu cesareti gösterebilmek de benim adıma bir başarıdır. Yeni bir yolculuğa çıkacak olmanın ne gibi yükler ve sorumluluklar getireceğinin de bilincindeyim. Üzerime düşeni fazlasıyla yapıp yeni başarı hikayeleri yazmak ve sevinçlerimi sevdiklerimle paylaşmak istiyorum.

16 Temmuz 2013 Salı

Sauna - Az Ama Öz Vakit

Haftasonu İzmir Grand Efes Swiss Otel’e havuza gittim. Şehrin ortasında havuza girip dinlenebiliyor olmak gerçekten çok güzel bir fırsat. Kabul edelim, dünyanın en güzel havuzu değil belki ama her şeyden önce hijyenik. Çevresinde ağaçlar olması, direk olarak güneş alması, size sürekli hizmet etmeye hazır garsonların beklemesi ve hafif müzik yayını oldukça başarılı.

Swiss Otel’in havuzundan faydalandığım her seferde mutlaka finali sauna ile yapıyorum. Sauna’da geçirdiğim vakit ne kadar artarsa (şimdiye kadar maksimum 8 dakika dayanabildim tek girişte), oradaki o yüksek sıcaklık bana o derece iyi geldiğini hissediyorum. Bu gidişimde bol su içerek saunada kaldıktan sonra hemen ılık bir duş alıp tekrar saunaya girdim. Özellikle ikinci girişimde vücudumdan boşalan ter, adeta attığım toksinlerin göstergesiydi.   


Bu kadar kısa sürede bu kadar etkili olan saunanın faydalarını internetten araştırmak istedim. İşte saunanın faydaları:


Sauna özellikle kış aylarında çok faydalıdır. Vücudunuzun tamamiyle temizlenmesine yardımcı olan saunanın insan sağlığına birçok yararı vardır. Sauna sadece kış aylarında deği ayrıca yaz aylarında da çok yararlı olabilir. Vücuttaki gözenekleri açan ve toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olan sauna ölü deri hücrelerini temizler. Saunada 15 dakikadan uzun kalınmamalıdır. Sauna sırasında kişi çok fazla ter atar. Bu nedenle en azında bu süre içerisinde 2-3 bardak su içilmesi önerilir. Ayrıca saunadan çıktıktan sonra da bol sıvı tüketmeniz gerekmektedir. Saunadan çıktıktan sonra vücudunuz normal ısısına geri döndüğünde duş alınması gerekir.
Kalp rahatsızlıkları bulunan kişiler saunaya girmemelidir. Ayrıca hamile kadınların ve ufak çocukların da saunaya girmesi önerilmemektedir.

Saunanın Faydaları

Bağışıklık Sisteminizi Güçlendirir: Düzenli olarak saunaya girmek bağışıklık sisteminizi güçlendirerek sizi hastalıklara karşı daha güçlü hale getirir. Vücut ısısının aniden yükselmesine neden olan sauna vücuttaki bakteri ve virüslerin yok olmasına yardımcı olur. Kışın yapılan sauna sizi soğuk algınlığı ve gribe karşı korur.
Kan Dolaşımını Hızlandırır: Sauna kan basıncınızı arttırmadan kan dolaşımınızın hızlanmasına yardımcı olur. Saunanın sıcaklığı kan damarlarınızı açar ve kan akışının düzelmesini sağlar.
Kanseri Engeller: Saunanın sıcaklığı kanserli hücreli öldürmede yardımcı olur ve sizi tüm enfeksiyonlardan korur.
Toksin Atılımını Sağlar: Sauna vücuttan toksin atılımın sağlamanın en iyi yoludur. Terleme yoluyla vücunuzdaki toksinlerden kurtulursunuz.

Gardens of Babylon’da Tatil…

Geçtiğimiz Haziran ayı tatil amacıyla Bodrum Turgut Reis’teki Gardens of Babylon Otel’de eşimle birlikte konaklama fırsatı bulduk. Şimdiye kadar ki tatillerimizde de güzel vakit geçirip dinlenmiştik ama Gardens of Babylon tüm önceki tecrübelerimizi bir yana koyup bu tatili apayrı bir şekilde hatırlamamızı sağlayacak izler bıraktı bizde…

ETSTUR üzerinden Mart ayında erken rezervasyon fırsatıyla otelde yer ayırttık. Sitedeki fotoğraflara ek olarak dostlarımızdan aldığımız olumlu referanslarla daha gitmeden otel bizi heyecanlandırmayı başarmıştı. Tatil zamanı geldiğinde beklentilerimizi karşılamakla kalmayan, bize her açıdan fazlasıyla tatmin eden bir “cennet” bulduk karşımızda…

Otelin çevreden izole olması, kendi içinde doğal güzellikler barındırması, personelinin güler yüzlü tavrı otele giriş anından itibaren insanın sorunsuz bir tatil ve iyi bir dinlenme dönemine girdiğini müjdeleyen cinstendi. Otel yönetiminin bize jest olarak talebimizi kırmayıp deniz manzaralı bir king süite oda sunması gerçekten çok ince bir davranıştı. Odamız ev konforundaydı ve bize kendimizi iyi hissettirecek her türlü detay mevcuttu. Otelin ultra herşey dahil olması sebebiyle yiyecek ve içeceklerin ne kadar tatmin edici olduğunu söylemeye gerek bile görmüyorum. Kesinlikle her yemekte bir öncekinden farklı ve damak tadınızı memnun edecek tatlar sizi bekliyor.

Otelin soft animasyon sistemi sizi gün içinde havuz ve çevresinde keyifli aksiyonlara davet ederken, akşamları da yemek sonrası görsel bir şov ya da keyifli bir dinleti ile devam ediyordu.

Konaklamamız başladıktan bitene kadar ETSTUR’un oteldeki sorumlu personeli bizimle çok yakından ilgilendi ve iyi niyetini daima gösterdi. Otel personeli de yardımsever ve sıcakkanlıydı.

Keyifli ve dinlendirici bir tatil geçirdik ve verdiğimiz paranın karşılığını aldığımızı hissettik. Herkese gönül rahatlığıyla Gardens of Babylon’da tatil yapmayı öneririm. Bu deneyimi tecrübe etmek sizsin de hakkınız…



9 Temmuz 2013 Salı

Bloggerlar Alaçatı'da hem Sörf, hem de Test Sürüşü Yaptı!

Bumerang’ın #BumerangDeneyimGunleri kapsamında Ege’ye dair yazılan bloglar arasından seçtiği 10 şanslı bloggerdan biri olarak geçtğimiz Cumartesi (6 Temmuz 2013) gününü Alaçatı’da geçirdim. Çok hoş hatıralarla geride kalan bu etkinliği sizlerle de paylaşmak isterim…

Cumartesi sabahı sırt çantamı hazırlayıp, Cumhuriyet meydanına 9.35 gibi geldim. Çevrede çekingen adımlarla dolaşıp, zamanın buluşma saati olan 10 olmasını bekledim. Saat 10 gibi, Postane’nin yanında Renaul Captur’lar sıralanmaya başlayınca kendimi tanıtıp, Renault’nun reklam ajansındaki arkadaşlarla sohbete başladım. Daha sonra ekip tamamlandı. 3 Captur ve 1 Megane ile yola çıktık. Eski bir Megane kullanıcısı olarak özellikle bu araçta yolculuk etmek ve farkları görmek istedim. Otomatik vites Megane, ani hızlanmalarda biraz gürültülü geldi ama 1.5 motoru 18 derecede çalışan klimayı gayet yeterli şekilde taşıyordu. Otobanda 4’lü konvoyumuz oldukça sakin, hatta yer yer yavaş, bir şekilde yolculuk yapıp, Alaçatı’daki Bora Kozanoğlu Surf Center’a vardık.

Kozanoğlu ailesi oldukça misafirperver. Aynı Ege’ye dair bloğumda anlattığım Ege insanları gibiler. Sıcak karşılama ve aperatif bir atıştırma sonrası teorik sörf eğitimimizi Bora Kozanoğlu’ndan aldık. Birşeyi bilmek ile onu aktarabilmek çok farklı iki yetenektir. Bora bey bence bildiğini çok iyi aktarabilen bir öğretici. Verdiği teorik eğitim esnasında bunu bizlere hissettirdi. Daha sonra sıcağı sıcağına pekiştirmek için denize indik ve gruplar halinde hocalarımızla işin pratik boyutuna geçtik. Gözlemlediğim kadarıyla Bora Kozanoğlu’nun ekibindeki tüm hocalar cana yakın ve sevecen profilde insanlar. Benim grubumdaki Baransel Hoca’da son derece yardımsever bir şekilde işin inceliklerini bizlerle paylaştı.


Peki sörf yapmak nasıl bir deneyimdi? Açıkçası ben yapabilceğime inanmadan gitmiştim ama yapılabileceğini gördüm. Çok mu iyidim? Hayır. Ama en azından korkulacak bir şey olmadığını tecrübe ettim. Deneyip zevk aldığım bir spor oldu. Her defasında düşüp tekrar mücadeleye başlamak için çıkmak sanki bir hayat felsefesi gibiydi…



Saatler 2’yi geçtiğinde sörfe ara verip, Renault’larla Alaçatı’nın merkezine yol aldık. Çeşme’ye gelip de kumru yememek olmazdı. Uzun masamızda karnımızı doyurup sohbet ettik. Alaçatıda geçen dar vakitte 2 tane gelin&damat gördük, tıpkı önceki ziyaretlerimde olduğu gibi, sıcak ve kalabalık çiftlerin burada fotoğraf çektirme isteğini engellemiyordu.

Karnımızı doyurduktan sonra sörf okuluna geri döndük. Bir kısmımız sörf yapmak için denize yöneldi, bir kısmımızda Captur ile test sürüşü için sıra beklemeye başladı. Ben, bir Opel çalışanı olarak, Renault’nun soın aracını test etmek istedim. Araç bence sürüş zevki olarak oldukça başarılı. Direksiyonundaki yumuşaklık özellikle bayanlar için çok cazip. Bluetooth ile telefona bağlanma özelliği ve araç üzerinde kişiselleştirme yapılabilmesi güzel nitelikler. Ama arka koltukta oturan arkadaşların bacaklarının sıkışması tüm aile için rahatlık arayanlar adına eksi puan olacaktır.



Test sürüşü ve öğleden sonraki sörf aktivitesi sonrası Renault ve Bumerang ekibinin bizlere sunduğu hediyeleri de yanımıza alıp, İzmir’e geri dönüş için yola çıktık. Keyifli bir yolculuk sonrası kariyerimin ilk blogger aktivitesinden güzel anılarla ayrıldım. Eşimle, ailemle ve dostlarımla bu anılarımı memnuniyet duyarak paylaştım.


Yaşattıkları güzel hisler için Hürriyet ve Bumerang ekibine, Bora Kozanoğlu’na, ailesine ve ekip arkadaşlarına, Renault camiasına lansmanı yürüten reklam ajansındaki arkadaşlara teşekkür ederim. Blogger arkadaşlarla tanışmış olmaktan duyduğum memnuniyeti de özellikle belirtmek isterim. Bir başka etkinlikte buluşmak dileğiyle…

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Morris Şinasi Okuma Yazma Bilseydi...

Kişisel gelişimin ve eğitimin önemini hiçe sayacak değilim ama hayatta bir yerlere gelmek için illa da iyi eğitimli olmak gerekmediğinin örneklerini her gün çevremizde görüyoruz. Amacım eğitimin önemini göz ardı etmek değil ama eğitimin başarıya götüren yolda salt etken olmadığının altını çizmek.

Aşağıdaki ironik başarı hikayesini uzun zaman önce okumuştum, bir de blogumdan paylaşayım dedim. Siz eğitimi tabii ki önem verin ama sadece iyi eğitime bel bağlamayın.



Gençliğinde bir tütün tacirinin yanında çalışmaya başlayan Morris Şinasi, 1890 yılında gittiği ABD’de tütün ticareti yaparak zengin olur. Tütün piyasasında dünya devi olan Philip Morris şirketine adını veren Morris Şinasi, 1929 yılında vefat eder ancak vasiyeti doğrultusunda ayrılan parayla, 9 yaşında hastalık acısı yaşadığı Manisa’da 1933 yılında Morris Şinasi Milletlerarası Çocuk Hastanesi kurulur.

Morris Şinasi Yunanistan’daki bir basın toplantısında kendisine uzatılan kağıdı yanındakine verir ve "Ben okuma bilmem sen oku" der.

Bir gazetecinin "okuma yazma bilmeden bu kadar zengin oldunuz, bir de tahsilli olsanız kim bilir ne olurdunuz?" diye sorunca Morris, 15 yaşında çalıştığı mezarlıkta okuma yazma bilmediği için bir aileye mezar yeri gösteremediği ve bunun üzerine işini kaybettiği güne atıfta bulunarak, "İyi bir mezar bekçisi olurdum" cevabı verir.

1 Temmuz 2013 Pazartesi

Ege'de Bir Köy Düğünü

2013 yaz tatili için eşimle planlarımızı önceden yapıp Mart ayında erken rezervasyon fırsatını kaçırmadan Bodrum’da otelimizi ayarladık. Daha sonra çalıştığımız iş yerlerinden izinlerimizi aldık ve beklemeye başladık. 17-21 Haziran haftasını komple tatile ayırmıştık, haftanın önündeki ve arkasındaki Cumartesi-Pazarlarla 9 gün bizi, bizse o 9 günün gelmesini sabırsızlıkla bekliyorduk. İşte bu bekleme döneminde eşimin üniversiteden yakın bir arkadaşı bizi düğününe davet etti. Tarih de öyle bir denk geldi ki; 22 Haziran Cumartesi, tam da bizim ultra herşey dahil otelimizden çıkış günümüz. Yer ise bir o kadar cazip: Akyaka. Sürekli Gökova-Akyaka’nın ne kadar güzel olduğunu arkadaşlarımızdan duymuş ama gitme şansımız olmamıştı. İşte bu kez kaçmayacak bir fırsat ayağımıza gelmişti.

Beklenen tatil sonunda geldi, Bodrum Turgut Reis’te 5 gün stresten uzak, rahatlatıcı ve dinlendirici güzel bir tatil yaptık. Otelimizden 22 Haziran Cumartesi sabahı çok güzel hatıralarla ayrıldık ve bir hayli merak ettiğimiz Akyaka’ya doğru yola çıktık. Arkadaşımız düğünün Ege Köy Düğünü şeklinde olacağını ve bizim gibi daha önceden böyle bir düğünde bulunmayan birinin bu düğünden bir hayli etkileneceğini vaat etmişti. Yol boyunca eşimle düğünde bizi neler beklediğini tahmin etmeye çalıştık. Bodrum’dan yaklaşık 2 saatlik bir yolculuk sonrasında Akyaka’ya vardık. Akyaka’ya varınca düğün sahibi arkadaşımızı aradık ve düğün öncesinde Muğla Fethiye Karayolu üzerinde bulunan amcasının “Osman Aydın’ın Yeri”nde üniversite arkadaşlarımızla buluştuk. Önce o eşsiz güzellikteki pidelerle karnımızı doyurduk, daha sonra da keyifli muhabbetle ikindi vaktini bulduk. Arkadaşımız genelde İngiliz turistlerin konaklamak için tercih ettikleri villalardan birini bizim gibi uzaktan gelen misafirleri için kiralamıştı. Villamıza yerleşip yol yorgunluğunu atlattıktan sonra düğünde arkadaşımızı en iyi şekilde temsil edebilmek için giyinip süslendik ve yola çıktık.

Ege köy düğünlerinde adet akşam karanlığı basmadan oğlan evinde akşam yemeğini yemek, daha sonra da düğünün yapılacağı köy meydanında toplanmak şeklindeymiş. Biz de adete uyduk ve önce oğlan evine uğradık. Uzaktan geldiğimizi duyan aile bireyleri tek tek yanımıza geldi, ayrı ayrı ihtiyaçlarımızı sorup bizleri mutlu etmek için seferber oldu. Bir masa bulup oturduk, ortaya çeşit çeşit yemekler geldi ama her zamankinden bir farkla: her yemekten tek bir tabak vardı. Masadaki herkes aynı tabaktan o doğal tatları paylaştık. Çevremizi gözlemlerken bizim yemek yiyip sohbet ederken karşı masada oturanların 3 kere değiştiğini ve sirkülasyonun çok hızlı olduğunu gözlemledik. Diğer misafirlerinde masadan faydalanması adına biz de masadan kalkıp sohbete dışarıda devam ettik.

Herkes yemeğini yiyip karanlık çökmeye başlayınca Kızılyaka (Akyaka’dan yaklaşık 10 dakika ötede) köyünün meydanında insanlar toplanmaya başladı. Ortada davetlilerle gelin-damat için dans pisti ayrıldı ve çevresine sandalyeler yerleştirildi. Adet gereği bayanlar bu sandalyelere oturdu, erkekler de meydanı çevreleyen bu sandalyelerin bittiği noktadan itibaren ayakta durdu. Oturan genç kızlar adeta kuğu gibi süzülürken, köyün genç delikanlıları da bu genç kızları göz hapsine alıyordu. Üniversite arkadaşları olarak biz kuralı bozup eşlerimizle yanyana oturup düğünü izledik. Köyün en iyi davul zurna ekibi sahnede eğlenmek için sabırsızlanan davetlilere çoşkuyu verdi ve gelinle damat tüm sevdikleriyle mutluluklarını paylaştı.


Eğlence tam gaz devam ederken bir ara müzik aniden kesildi. Mikrofonla anons yapıldı ve ezan okunacağı söylendi. Yine köy meydanında bulunan camiden ezan sesi yükselince herkes yerine geçip ezana kulak verdi ve bitmesiyle birlikte eğlence kaldığı yerden devam etti. Saat gece yarısına yaklaşırken biz genç evli çifte mutluluklar dileyip hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra bizim için kiralanan villamıza geçtik. Ertesi gün öğrendik ki gece 1 buçuğa kadar insanlar gönüllerince eğlenmiş. Hani o şehir düğünlerindeki egodan, instagram fotosundan ve check-in’lerden uzak, tamamen doğal, hatta organik bir düğün son derece eğlenceli bir şekilde geri hatıralarımıza kazındı.



Ertesi gün, yani Pazar günü sabah Akyaka’da Azmak çevresinde kahvaltımızı yapıp, aldığımız enerjiyle yola çıkıp, bizi bekleyen mesai gününe kendimizi hazırlamak için yola çıktık. Ege'ye doğal güzelliğine ek olarak kültürel mirasıyla da bir kez daha aşık olduk. Bir daha böyle bir düğüne gitmek nasip olur mu bilmem ama bu düğünde yaşayıp gözlemlediklerimiz yanımıza kesinlikle güzel hatıralar olarak kar kalacak...

Google adsense

Analytics