30 Ağustos 2026 Pazar

Yapan Taraftan Stratejik Liderliğe

30 Ağustos Pazar sabahı, Mudanya'dan selamlar.

Hafta sonu tatili, aslında insanın en çok kendine vakit ayırdığı, zihnindeki o karmaşık dosyaları tasnif ettiği zamandır. Özellikle de geçen perşembe akşamından beri zihnimde yankılanan o "değişim" sancısıyla baş başaysam.

Kariyerimizde hepimiz bir noktada şu tuzağa düşüyoruz: "Yapan" (doer) olmak. Bize verilen bir sorunu en hızlı, en kusursuz şekilde çözmek... Bu bizi vazgeçilmez hissettiriyor. Ancak mentorumla yaptığımız son görüşme, aslında bunun böyle olmadığını ve ileri gitmekte en büyük engellerden biri olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Bir "Hayır"ın Ağırlığı

Mentorumun bana verdiği tavsiye çok netti: "Bizzat yapan (executing) rolünden çıkıp, süreci dışarıdan okuyan, karar veren ve yargılayan pozisyona geçmelisin. Yoksa hep mevcut pozisyonunda kalırsın."

Bunu pratiğe dökmek... İşte o, insanın karakterini zorlayan, terleten bir süreç.

Geçen cuma günü tam da bu sınavı verdim. Bir mailde, karşı taraf benden son derece naif bir şekilde, normalde "Tamam, ben 3-4 saate hallederim" diyerek hemen üstlenebileceğim bir işi istedi. Hızlıca işe koyulmamak için kendimi frenledim.

Alınması gereken aksiyonun ne olduğunu tarif eden bir cevap yazıp, süreci nasıl gözden geçiren (reviewer) tarafta yönetmemin daha sağlıklı olacağını anlattım.

O anı yaşarken ne hissettim biliyor musunuz? Müthiş bir rahatsızlık. Çünkü yıllardır insanlara sunduğunuz o "konfor alanı"nı (nasıl olsa o halleder hissini) ellerinden alıyorsunuz. Onları kendi işlerini yapmaya zorluyorsunuz. Ancak biliyorum ki, benim stratejik lider konumuna geçebilmem için o operasyonel işlerden kopmam şart.

Mikro Yönetimi Bırakmak

Önümdeki kariyer hedefi, benden sadece "iyi iş çıkaran" biri olmamı değil, "strateji kuran, alternatifler üreten ve yön veren" biri olmamı bekliyor.

Bu, masamdaki Excel tablolarında saatlerce kaybolup hücrelerdeki hataları aramak yerine, o tablodan çıkan büyük resmi okuyup şirkete "İşte bu yüzden A veya B yolunu seçmeliyiz" diyebilmektir.

Peki bu geçiş nasıl olacak?

Artık her detayı kendim kontrol etme (mikro-management) refleksimi kıracağım. İşleri uzmanlarına bırakıp, sadece doğru soruları soran ve süreci denetleyen tarafta kalacağım. Her yeni projede, kendi kendime şu soruyu soracağım: "Bu problemi daha önce kim çözdü? Başkalarının deneyimlerinden nasıl faydalanabilirim?" Dünyayı yeniden keşfetmeye gerek yok.

Eğer her detayı siz yapıyorsanız, etrafınızdakilerin büyümesine ve kendinizin stratejik bir konuma geçmesine engel oluyorsunuz demektir.

Dönüşüm Sancılı Olacak

Bu süreç kolay olmayacak. Zaman zaman eski alışkanlıklarıma dönüp "Aman ver ben yapayım, bitsin gitsin" demek isteyeceğim. Ama bu dürtüyü bastırmak zorundayım.

Bu değişimi sadece şirket için değil, kendi gelişimim için, daha büyük düşünebilmek için ve tabii ki aileme, sevdiklerime daha iyi bir finansal gelecek sunabilmek için yapıyorum. Çünkü daha büyük değer yaratmanın (ve karşılığını almanın) yolu, uzmanı olduğum o küçük operasyonel işlerden çıkıp büyük stratejilere yön vermekten geçiyor.

Bugün 30 Ağustos. Kendi kariyer yolculuğumdaki bu "stratejik zaferleri" kazanacağım bir dönemin başlangıcı olsun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Google adsense

Analytics