19 Ağustos 2026 Çarşamba

Süpermen Sendromu: "Günü Kurtaran" Olmaktan "Strateji Kuran" Lidere Dönüşmek

Saat sabahın 06:30'u. Güne erken başladım ve kendimi yürüyüşe verdim. Karşımda süt liman bir deniz duruyor. Ama zihnim o kadar da sakin değil.


Gereksiz bir stresin içindeyim. Nedeni devasa bir kriz değil. Sadece bugün katılmam gereken tam günlük bir eğitim, o eğitim sırasında cevaplayamayacağım için birikecek e-postalar ve yapmam gereken kısa bir sunum var. Ufak tefek şeyler bir araya gelip zihnimde bir ağırlık yaratıyor.

Aslında bu stresin kök nedeni, "her şeye yetişme" ve "her şeyi çözme" arzumuz.

Süpermen Sendromu

Geçtiğimiz günlerde mentorum Mark ile yine ufuk açıcı bir görüşme yaptık. Üzerinde çalıştığım projeleri değerlendirirken çok net bir tespitte bulundu:

"Projelerin o kadar içine giriyorsun ki, tıpkı bir Süpermen gibi her şeye atlıyor ve günü kurtarıyorsun."

Bu ilk duyduğunuzda bir iltifat gibi gelebilir. Sonuçta işleri harika bir şekilde toparlayan, pürüzleri gideren ve gemiyi yüzdüren kişi sizsiniz. Ancak işin arka planı hiç de öyle masum değil.

Konfor Alanı Yaratmanın Bedeli

Siz her işi kusursuz bir şekilde "yapan" (doer) kişi olduğunuzda, etrafınızdaki herkese devasa bir konfor alanı sağlarsınız. İnsanlar rahatlar. "Nasıl olsa o halleder" derler. Bol bol takdir edilirsiniz.

Fakat stratejik bir kördüğüme hapsolursunuz.

İşi bizzat yapan operasyonel rolde kaldığınız sürece, kimse sizin "stratejik bir lider" olmanızı beklemez. Aksine, sizi o yükün altında tutmak isterler. Çünkü o pozisyondayken etrafınızdakiler için çok daha "kullanışlısınızdır". Sizi oradan alıp stratejik bir masaya oturtmak, kendi konfor alanlarını bozmak anlamına gelir.

Kariyerde asıl sıçrama, "işi yapan" (doer) olmaktan çıkıp, "yönlendiren ve rehberlik eden" (guidance) tarafa geçtiğinizde başlar.

Zor Olanı Seçmek

Peki bu döngüden nasıl çıkılır?

Cevap basit ama uygulaması zordur: Günü kurtarma refleksinizi bastırmak zorundasınız.

Bazen pelerinizi bir kenara bırakmalı, insanların konfor alanını bozmalı ve birilerinin o sorumluluğu alması için beklemelisiniz (belki de yönlendirmelisiniz). Çünkü siz sahaya inip omuz atmadıkça, takımın geri kalanı kendi potansiyelini keşfedemez. Siz de stratejik büyük resmi görme fırsatını kaçırırsınız.

Ağustos ayının o güzel yaz günleri yavaş yavaş biterken, Cuma günlerini izinli geçirip ailemle Urla yollarına düşmeden önce kendime verdiğim en büyük söz bu oldu:

Herkesi kurtarmaya çalışmaktan vazgeç. O zaman hem sen büyürsün, hem de etrafındakiler.

15 Ağustos 2026 Cumartesi

Travel Retail's Next Competitive Advantage: Why Experiential Retail Is Accelerating Smoke-Free Adoption

Travel Retail Is No Longer Just About Selling Products

For decades, success in travel retail was largely driven by passenger traffic, retail footprint, and product visibility. While those factors remain important, recent developments across the Global Travel Retail (GTR) industry suggest a more fundamental shift is underway.

The industry's fastest-growing opportunities are increasingly being created through consumer engagement, education, and experience.

Recent reporting from GTR Magazine, DFNI, TRBusiness, and The Moodie Davitt Report highlights two interconnected trends:

  • Continued momentum of PMI's smoke-free portfolio, particularly IQOS within travel retail environments.
  • Growing investment by airports and retailers in experiential retail formats, immersive activations, and consumer-centric engagement models.

Viewed independently, these are noteworthy developments.

Viewed together, they reveal something much more important: experiential retail may be becoming one of the strongest catalysts for smoke-free adoption globally.


Why Smoke-Free Products Benefit From Experience-Led Retail

Unlike many traditional consumer goods categories, smoke-free products often require understanding before adoption.

Adult consumers may seek information about product features, usage, alternatives, and the overall experience before making a decision. This means education and engagement can play a particularly important role in the consumer journey.

This is precisely where travel retail is evolving.

Across airports worldwide, retailers are increasingly moving beyond traditional transactional environments. Beauty brands offer personalized consultations. Luxury brands create immersive experiences. Spirits companies invest heavily in storytelling and sampling-led engagement.

The common theme is simple: Consumers are spending less time looking at shelves and more time interacting with brands.

For smoke-free products, this evolution creates a natural advantage.

An airport is often one of the few places where brands can engage adult consumers in a premium environment, supported by trained staff, experiential displays, and sufficient time for meaningful interaction.

As travel retail becomes more experience-driven, the value of consumer education grows alongside it.

The IQOS Opportunity Beyond Traditional Visibility

Recent industry reports highlighting travel-retail-exclusive IQOS launches demonstrate how the category continues to leverage airports as innovation showcases.

Historically, exclusive products were primarily associated with luxury, beauty, and spirits categories. Today, they are increasingly relevant for smoke-free products as well.

However, the real opportunity extends beyond limited editions or exclusive devices.

The bigger question is: How can every consumer interaction become a learning opportunity?

As airports continue investing in experiential formats, brands capable of combining innovation with education are likely to gain an increasingly important competitive advantage.

This is particularly relevant as smoke-free products continue their global expansion journey.

In many cases, conversion may depend less on visibility and more on understanding.

Why This Matters For The Future Of Global Travel Retail

The broader travel retail sector is effectively redesigning itself around experience.

That evolution may prove especially significant for categories that require higher levels of consumer engagement and education.

The industry's investment in immersive retail experiences, combined with PMI's continued smoke-free momentum, signals an interesting convergence:

  • Retailers need meaningful consumer engagement.
  • Adult consumers increasingly seek informed choices.
  • Smoke-free products benefit from education-led interactions.

When these three elements come together, travel retail becomes more than a sales channel.

It becomes an environment capable of accelerating product adoption, strengthening brand perception, and creating long-term consumer relationships.

Closing Thought

The most valuable asset in airport retail may no longer be shelf space.

It may be attention.

As experiential retail continues to reshape airports worldwide, brands that successfully transform consumer attention into education and understanding will likely be best positioned for future growth.

For PMI and the broader smoke-free category, that makes travel retail far more than a distribution channel.

It makes it one of the most influential consumer engagement platforms in the world.

 

Sources

  • GTR Magazine – Airport retail trends, retail expansion and experiential activations
  • DFNI – PMI smoke-free portfolio performance and IQOS travel retail developments
  • TRBusiness – Global travel retail consumer trends and market analysis
  • The Moodie Davitt Report – PMI smoke-free growth and travel retail performance

By Volkan Yorulmaz

Views are my own and do not necessarily reflect the views of Philip Morris International (PMI) or its affiliates. 

10 Ağustos 2026 Pazartesi

Keşke Görseydin Baba...

Yine yılın en acı günü geldi: 10 Ağustos.

Üzerinden yıllar geçse de, hafızam bazı şeyleri silikleştirse de o günü hiç unutamadım. Bu yıl tam 28 yıl oluyor seni kaybedeli baba. Düşündükçe fark ediyorum ki hayatımın üçte ikisini sensiz yaşamışım.

Özlüyorum seni. Belki çok dillendirmiyorum ama içimden sık sık “Keşke bunu görseydin” dediğim anlar oluyor. Sonra, seni kaybettiğimde bana teselli olmak için söylenen o cümleye tutunuyorum: “Baban seni görüyor.” Ben de kendimi buna inandırmaya çalışıyorum.

Keşke torunun Okan’ı görebilseydin. Çalışkanlığıyla, azmiyle, efendiliğiyle eminim senin de göğsünü kabartırdı. Onunla gurur duyardın. Keşke o da seni tanısaydı. Eminim senden öğreneceği çok şey olurdu. Ama bazı özlemler var ki hayatta karşılığı olmuyor. Nasip değilmiş be baba...

Son zamanlarda sık sık askeri kamplara, gazinolara gidiyoruz. Her gidişimizde seni biraz daha hatırlıyorum. Sen gittikten sonra ne zaman kendimi tanıtsam “Asker çocuğuyum” diye başlardım söze. Sana karşı bir aidiyet göstergesiydi benim için.


Bir de senin yüzüğün vardı. Yıllarca sağ elimde taşıdım onu. Üniversitedeyken ne zaman zor bir vizeye ya da finale girsem takardım yüzüğü. Sanki bana cesaret verir, elimi omzuma koyup “Yaparsın aslan oğlum” dermişsin gibi gelirdi.

Bugün yine taktım o yüzüğü.

Ama bu satırları yazarken anlıyorum ki insan bazı eksikliklerle baş etmeyi hiçbir zaman tam olarak öğrenemiyor. Aradan 28 yıl geçmiş olsa da, bugün hala o küçük çocuk tarafım seni arıyor.

Ve ben, gözyaşlarıma yenilerek seni özlediğimi bir kez daha kabul ediyorum.

Özledim be baba...

3 Ağustos 2026 Pazartesi

What a Lost Teddy Bear Teaches Us About Customer Experience

Sometimes the most powerful business lessons come from the simplest human stories.

Recently, I came across a story about a child who accidentally left his beloved teddy bear at a Ritz-Carlton hotel. What happened next transformed a potentially disappointing experience into a remarkable example of customer-centric thinking.

The hotel team not only found the toy and returned it. They went much further.

To reassure the child that his teddy bear was safe and enjoying its extended stay, the team created a series of photos showing the bear relaxing around the hotel, working backstage, and enjoying various activities before heading home.

For a child, it was magical.

For business professionals, it is a masterclass.

Business Key Takeaways


1. Customers Remember Emotions, Not Transactions

Most organizations focus on completing transactions efficiently.

Great organizations create emotions.

The hotel could have simply shipped the toy back. Problem solved.

Instead, they created a memorable experience that the family will likely remember for years. People rarely become loyal because a process worked correctly. They become loyal because someone made them feel valued.

2. Empowered Employees Create Extraordinary Experiences

No policy manual can anticipate every customer situation.

The difference often comes from employees who feel empowered to make decisions and act creatively.

When frontline teams have the confidence and support to do more than the minimum requirement, customer service becomes customer delight.

3. Small Investments Can Generate Huge Returns

The cost of taking a few photos and spending additional time was negligible.

The impact, however, was enormous.

Positive stories travel far beyond marketing campaigns because they are authentic. A small act of care generated publicity, goodwill, and long-term brand equity that money alone cannot easily buy.

4. Culture Reveals Itself in Unexpected Moments

Corporate culture is not what is written on office walls.

It is what employees do when no one is specifically instructing them.

Moments like these reveal whether an organization truly lives its values or merely talks about them. Extraordinary service is rarely an isolated act. It is usually the visible outcome of an invisible culture.

5. Exceeding Expectations Creates Differentiation

Many competitors can offer similar products.

Many can match prices.

Few consistently create stories worth sharing.

In increasingly competitive markets, customer experience becomes one of the most sustainable forms of differentiation. When customers become storytellers, the organization wins.

A Leadership Lesson

Leaders often focus on strategy, financial results, technology, and operational excellence.

All of these matter.

But sometimes the lasting impact of a company is determined by how its people handle a single unexpected moment.

The lost teddy bear story reminds us that excellence is not achieved by meeting expectations.

Excellence is achieved when people care enough to exceed them.

And in business, those moments often become the stories that define a brand.

Final Thought

Every organization should ask itself a simple question:

Where can we go one step further than customers expect?

Because that extra step is often where loyalty, reputation, and long-term success begin.

Inspired by a story shared about the Ritz-Carlton team's exceptional customer care and the timeless business lesson that extraordinary experiences are created by ordinary people who choose to do a little more than expected.



2 Ağustos 2026 Pazar

Beklentiyi Aşmak: Kayıp Oyuncak Ayı Bize Ne Öğretebilir?



Her şeyin hızla aktığı, yapılacaklar listesinin asla bitmediği ve çoğu zaman otomatik pilotta yaşadığımız bir dünyadayız. Özellikle uzaktan çalışıyorsanız (remote work), mesai ile özel hayat arasındaki o ince çizgi tamamen kaybolabiliyor.

Bugün farklı bir şey yaptım.

Değerli bir an: “me time”

Sabah yürüyüşümü bitirdikten sonra hemen bilgisayar başına geçip maillere gömülmek yerine, sahil kenarında durdum. Kumsalda bir sandalyeye oturdum, ayaklarımı uzattım. Dalgaların sesini dinledim. Sadece durdum ve anı yaşadım. Bu küçük "duraksama", aslında zihnimde çok daha büyük bir soruyu tetikledi:

Neden her zaman sadece "bekleneni" yapıyoruz?

Kayıp Bir Oyuncak Ayı ve Beklentileri Aşmak

Geçen gün Oksijen gazetesinde Ritz-Carlton'ın yöneticileri üzerine bir yazı okudum. Bu yazıda anlatılan bir "müşteri deneyimi" hikayesi, tam da bu "bekleneni yapma" tuzağını mükemmel bir şekilde özetliyor.

Hikaye şu:

Misafirlerden birinin çocuğu, en sevdiği oyuncak ayısını otelde unutur. Aile durumu fark edip otelle iletişime geçer ve ayının bulunup gönderilmesini rica eder.

Standart bir prosedür neyi gerektirir? Otel görevlisi ayıyı bulur, bir kutuya koyar, kargolar ve müşteriye "Eşyanız yola çıkmıştır, bizi tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz" temalı standart bir mail atar. Çoğu işletme için bu, %100 başarılı bir müşteri memnuniyeti senaryosudur.

Ancak oradaki ekip farklı bir şey yapar. Sadece ayıyı paketlemekle kalmazlar. Ayının otelin farklı yerlerinde çekilmiş fotoğraflarını çekerler. Havuz kenarında, restoranda, lobide... Sonra bu fotoğrafları bir araya getirip çocuğa şöyle bir mesaj yollarlar: "Ayın sen yokken otelimizde çok güzel vakit geçirdi, işte tatil fotoğrafları!"

Standartlaşmanın Tuzağı

Bu hikaye neden bu kadar vurucu? Çünkü o ekip, sadece görevini yapmakla yetinmedi; işe ruhunu, yaratıcılığını ve empatiyi kattı.

Çoğumuz iş hayatında sadece onay kutularını işaretlemek için yaşıyoruz. İşimizi yeterince iyi yapıyoruz. Standartları karşılıyoruz. Ancak o ekstra adımı atmıyoruz. Bazen vaktimiz olmadığını bahane ediyoruz, bazen de motivasyonumuz eksik oluyor. En tehlikelisi ise, o ekstra adımı atmak için içsel enerjimizin kalmamış olması.

Çok iyi iş çıkardığınız bir dönemi düşünün. Her şey mükemmeldi, değil mi? Ama çoğu fırsatı kaçırdınız çünkü standartlara saplanıp kaldınız. İş dünyasında sadece "yeterince iyi" olmak, uzun vadede sıradanlaşmanın en kesin yoludur.

Sizin "Wow" Hikayeniz Ne?

Fark yaratan o "wow" anları (katma değerli işler), standart prosedürlerin bittiği yerde başlar. Ama o anları yaratabilmek için durup nefes alacak, o oyuncak ayının fotoğrafını çekecek kadar zihinsel boşluğa ihtiyacınız var. Eğer sabahtan akşama kadar toplantıdan toplantıya koşuyor, maillere yetişmeye çalışıyorsanız, yaratıcılığa yer kalmaz.

Bugün kendinize şu soruları sorun:

  • Senin o "wow" dedirtecek hikayelerin var mı?
  • O hikayeleri yaratacak enerjin, vaktin ve motivasyonun var mı?
  • İşini sadece yapmış olmak için mi yapıyorsun, yoksa bir iz bırakmak için mi?

Sıradanlığı aşmak her zaman devasa bütçeler veya büyük stratejiler gerektirmez. Bazen sadece küçük bir oyuncak ayıyı alıp ona bir hikaye yazmak yeterlidir. Yeter ki o hikayeyi yazacak enerjiyi kendinizde bulun.


1 Ağustos 2026 Cumartesi

Dünya Böyle Çünkü Sen Böylesin


İki haftalık uzun bir iznin ardından masaya oturduğunuzda, her şeyin kontrolünüz altında olduğunu hissedersiniz. Enerjiniz yüksektir. Hatta Avrupa'nın büyük kısmı tatilde olduğu için hafta sakin bile geçiyordur.

Ta ki Cuma öğleden sonraya kadar.

Tıpkı futbolda 90+ dakikada yenilen o beklenmedik gol gibi, haftanın bitimine saatler kala bir iş patlar. Gelen kutunuza düşen her yeni e-posta, takvimdeki her yeni toplantı bildirimi omuzlarınıza binen ekstra bir yüke dönüşür.

Eğer uzaktan çalışıyorsanız ve yazlıktaysanız, bu yükün çok daha acımasız bir boyutu vardır. Siz ekran başında mail hazırlayıp kriz çözmeye çalışırken, oğlunuz elinde havlusuyla denize gitmek için kapıda sizi bekliyordur. Mesai saatleri bitmiş olsa da, zihniniz hala o ekranın içindedir.

İşte o Cuma akşamüstü sahile indiğimde, denize girecek halim yoktu. Adeta bir savaştan çıkmış gibiydim. Çözüm Sığacık'ın o buz gibi soğuk suyunda değil, arkadaşlarla iki kelime edip o zihinsel düğümü çözmeyi bir süreliğine ertelemekteydi.

Multitasking Bir Başarı Madalyası Değildir

Ertesi sabah, zihnimi toparlamak için Sığacık’ta yürüyüşe çıktım. Kulaklığımda "Kitabın Ortası" podcasti çalıyordu. Konu çok tanıdıktı: Multitasking.

Modern iş dünyası bize aynı anda birden fazla işi yapmayı bir yetenek, bir övünç kaynağı olarak pazarlıyor. Toplantıdayken maillere cevap vermek, bir yandan sunum hazırlarken diğer yandan anlık mesajlaşma uygulamalarından gelen sorulara dönmek...


Aslında dünkü o büyük tükenmişliğimin sebebi krizin kendisi değil, isteyerek ya da istemeyerek içine düştüğüm bu çoklu iş bitirme telaşıydı.

İşin garip tarafı şu: Tatildeyken günde sadece iki kez Outlook’u açarak işleri gayet iyi yönetebilmiştim. İşe döndüğümde bunu neden yapamadım? Halbuki günde sadece belirli aralıklarla gelen kutumu kontrol etsem verimliliğim artardı. Ancak "önemli bir maili kaçırma riski" bu fikri hayata geçirmemin önüne geçti. Kontrolü kaybetme korkusu, beni yeniden o verimsiz multitasking çarkının içine çekmişti.

Dünya Böyle, Çünkü Sen Böylesin

Yürüyüş sırasında her zamankinden farklı bir yola saptım. O sırada Evrim Kuran'ın bir podcast bölümü başladı. Bölümün sonunda, Tanrılar Okulu kitabının yazarı Stefano D’Anna’nın o sarsıcı sözünü alıntıladı:

"Dünya böyle, çünkü sen böylesin."

Durup bu sözü hemen telefonuma not aldım. Çünkü Cuma günü yaşadığım o korkunç yıpranışın tam karşılığı buydu. Dünyamı stres ve yorgunluk sarmalına çeviren şey dışarıdaki olaylar değildi; benim onlara verdiğim tepkiydi. Yeni yaşıma girerken kendime verdiğim sözleri unutup, yine akışın içinde kaybolmuştum. Krizlere verdiğim tepkiyi değiştirsem, onları sadece "çözülmesi gereken olağan durumlar" olarak görebilsem, o akşamüstü sahile bir savaş gazisi gibi inmeyecektim.

Ekranı Kapatmak

Her şeyin bizimle başladığını fark edince, değişime en çok şikayet ettiğim yerden başlamaya karar verdim: Ekran sürem.

Özellikle sabah uyanır uyanmaz ve gece yatmadan hemen önce telefona, sosyal medyaya bakma huyum son zamanlarda beni ciddi şekilde rahatsız etmeye başlamıştı. Düşüncelerinizi değiştirmek istiyorsanız, önce rutininizi bozmalısınız.

Bu sabah yürüyüşten dönerken kendime Oksijen gazetesi aldım. Plajda ekranı kaydırmak yerine kağıda dokundum. Bu gece de yatarken o telefonu yatağımdan çok uzağa koyup, sadece kitap okuyarak uykuya dalacağım. Bunun bir hevesten çıkıp kalıcı bir disipline dönüşmesi şart.

Zihnimiz, ona ne beslersek ona dönüşüyor.

Eğer siz sürekli telaşlı, bölünmüş ve ekranlara bağımlıysanız, dünyanız da telaşlı ve yorucu oluyor.

Sözün özü; dünya böyle, çünkü sen böylesin. Bir sonraki sefere kadar, kalın sağlıcakla.

Biraz Ulamış, Biraz Bademler

Seferihisar'da yazlıkçı olmanın en güzel yanlarından biri, çevredeki Ege köylerinin ritmine yavaş yavaş ayak uydurabilmek. Sakin bir cumartesi öğleden sonrasını Ulamış pazarının samimi tezgahları arasında dolaşarak ve ardından Bademler Sanat Müzesi'nin sessizliğine uğrayarak geçirdik. Sözü hiç uzatmadan, o keyifli Ege gününden geriye kalan ve kelimelerden çok anıların konuştuğu kareleri buraya bırakıyorum. İyi seyirler.

















 

25 Temmuz 2026 Cumartesi

What Do PMI Q2 2026 Results Mean for Global Travel Retail?

Every earnings season produces a few headline numbers that attract most of the attention. PMI's second-quarter results are no exception. Revenue growth exceeded 10%, smoke-free products continued to gain share, and IQOS, VEEV and ZYN all contributed to a strong quarter.

For those working in Global Travel Retail, however, there is another story within the results.



Global Travel Retail recorded a 21.5% heated tobacco share in Q2 2026, up 3.1 percentage points versus last year. According to PMI, that was the largest increase among its top ten IQOS markets worldwide.

That performance deserves attention because Travel Retail operates under very different conditions from domestic markets. Airport retail is highly competitive, customer interactions are brief, and consumer demographics change constantly. Delivering that level of share growth in such an environment suggests that Travel Retail is contributing far more than incremental sales.

It is becoming an important source of consumer recruitment for smoke-free products.

Smoke-Free Growth Continues to Shape PMI's Business


PMI reported net revenues of US$11.2 billion in the second quarter, representing growth of 10.4% versus the same period last year. Smoke-free revenues increased by 11.7% and now account for 42% of total company revenues.




These numbers reinforce a trend that has been developing for several years. Growth is increasingly coming from smoke-free categories rather than traditional combustible products.

For Travel Retail, this is a significant development. The more PMI's business depends on smoke-free products, the more valuable consumer acquisition becomes. Sales remain important, but attracting and converting new users is becoming just as critical.

This is where Travel Retail has a unique advantage.

Travel Retail Reaches Consumers at the Right Moment


Most retail channels compete for consumers who have already formed purchasing habits. Airports are different.

Travellers are exposed to new brands, new products and new experiences. They are often more receptive to trying something unfamiliar than they would be in their everyday shopping environment. This creates an opportunity that few other channels can replicate.

A consumer may first encounter IQOS while travelling internationally and make the decision to switch weeks or months later in their home market. The sale itself may not occur in Travel Retail, but the introduction often does.

That type of influence is difficult to measure, yet it may be one of the channel's most important contributions.

A Broader Portfolio Creates More Opportunities


Another notable aspect of PMI's results is the continued growth of VEEV and ZYN alongside IQOS.

For Travel Retail, a broader portfolio means access to a wider range of consumers. Not every adult nicotine user is looking for the same product category. Some may prefer heated tobacco, others vaping products, while some may be interested in oral nicotine alternatives.

Having multiple smoke-free categories increases the likelihood that consumers will find a product that matches their preferences.

As the industry evolves, portfolio diversity could become a competitive advantage in its own right.

Why This Matters for the Industry


The strongest IQOS share growth among PMI's top markets is more than a quarterly performance indicator.

It highlights the changing role of Global Travel Retail. Increasingly, the channel is being recognised not only for what it sells but for the consumers it introduces to smoke-free alternatives.

For years, discussions about Travel Retail focused on passenger traffic, average transaction values and commercial performance. Those metrics will always matter. What is changing is the recognition that Travel Retail can also influence long-term consumer behaviour.

That makes the channel relevant far beyond the airport environment.

Final Thoughts


PMI's second-quarter results confirm that smoke-free products continue to drive the company's growth. They also provide further evidence that Global Travel Retail has become an important part of that growth story.

The channel's ability to deliver strong IQOS share gains in a highly competitive environment suggests that its role extends beyond retail execution. It is increasingly contributing to awareness, trial and adoption.

For industry professionals, that may be the most meaningful takeaway from the quarter. Travel Retail is no longer simply supporting the smoke-free transition. It is helping to accelerate it.

Fişi Çekmek ve Dönüşe Hazırlanmak: 2 Haftalık Bir Tatilin Ardından

Sığacık'ta bir Cumartesi sabahı - Gevrek alma zamanı

Kariyerimin en uzun tatili olan iki haftalık büyük molanın son gününe geldim. Bu seferki biraz içimi döktüğüm bir içerik olacak. Tatile girerken ne kadar heyecanlı ve mutluysak, biterken de içimizde o tanıdık burukluk oluşuyor. İnsan "bütün yıl bunun için bekledik, şimdi elimizden kayıp gitti" hissine kapılıyor. Ama ne yapalım, hayat devam ediyor; çalışıp iyi performans göstererek yeni hedeflere ve yeni tatillere odaklanacağız.

İkiye Bölünmüş Bir Tatil ve Anda Kalmak

Geriye dönüp baktığımda bu tatili ikiye bölebilirim. Bir kısmı Marmaris'teki aktif dinlenme süreci, ikinci kısmı ise yazlıkta ailemle geçirdiğim zamanlardı. Marmaris-Selimiye hattında bolca gezdik, eğlendik ve kafamızı dağıttık. İkinci yarısında ise zihnimi boşaltmaya odaklandım. 90 artılarda gelen son dakika gollerinin telaşesini ise şu son iki günde yaşıyorum. Tatil çok hızlı geçmiş olsa da, geriye güzel anılar ve fotoğraflar kaldı.

335 E-Posta ve İşten Gerçekten Kopabilmek

Tatil boyunca işten tamamen kopabildim mi? Kesinlikle. Perşembe akşamına kadar işe hiç bakmadım. Sadece perşembe günü, şirketteki organizasyonel bir değişikliği paylaşmak için arayan bir arkadaşımla iletişime geçtim.

Gelen kutumu açtığımda beni 335 e-posta bekliyordu. O uzun gecede aksiyon alınması gerekenler için aksiyon aldıktan sonra yeniden huzuru bularak uykuya daldım. Şu an itibarıyla aksiyon almam gereken sadece beş mail kaldı. Tatil boyunca günde maksimum 1 ila 3 kez gelen kutusu kontrolü yaparak süreci yönettim ve iş tarafını sorunsuz kapattım.

Yazma Tutkusu ve Yapay Zekanın İki Yüzü

Bu dinlenme sürecinde üretmekten kopmadım. Yazmayı, içerik üretmeyi seviyorum; bu hobi beni tatmin ediyor. İçeriklerimi kimse okumasa bile özgüvenim kırılmıyor, çünkü hepsi kendi hatıramda kalacak birer güzellik.

Yazarken yapay zekadan da sıkça faydalanıyorum. Bunun eksileri de var artıları da. Belki metnin doğallığını biraz kırıyor ama daha profesyonel görünmesini sağlıyor. Hem daha hızlı okuyup değerlendirmek hem de kendimi geliştirmek için harika bir araç.

Bu tatil sürecinde neler mi yazdım?

Volkan Yorulmaz: Tatilde "Fişi Çekmek"

Volkan Yorulmaz: Her Şeyin Bir Zamanı Var: Mükemmel Anları Neden Kopyalayamayız?

Volkan Yorulmaz: Teknedeki Liderlik Dersi - Selimiye’den Bir Kaptan Hikayesi

Volkan Yorulmaz: İş Dünyasında "Tatlı Dil" Algoritması: Söğüt'ten Bir Müşteri Deneyimi

Volkan Yorulmaz: Sadeliğin Lüksü: Solto Selimiye'ye Neden 7 Yıl Sonra Tekrar Gittim?

Volkan Yorulmaz: Hesaplamayı Bırak: Her Şey Dahil mi, Oda-Kahvaltı mı?

Volkan Yorulmaz: The Best Way to Survive AI: Leadership Lessons from My Summer Vacation

Abartıp bir de AI ile kitap yazıp yayınladım. Buyurun:

Volkan Yorulmaz: The Bigger Game: How World Cup 2026 Changed Football Forever | Book Launch by Volkan Yorulmaz

İndirmek için: The Bigger Game: How World Cup 2026 Changed Football Forever - Volkan Yorulmaz - Google Play'de Kitaplar

Mükemmeli Beklememek

Beni yataktan fırlatacak, derinlemesine araştırma yapacağım yepyeni bir proje fikriyle dönmüyorum. Ancak elimdeki projeleri parlatmaya kararlıyım. Tatil boyunca biraz YouTube'da ve GitHub'da gezindim, anahtar kelime araştırmaları (keyword research) yaptım. Herkesin işine yarayacak mükemmel fikri bulmak zor; bu yüzden elimizdekilerle yola çıkıp, yolda daha özgün bir şeyler üretmeyi umuyorum.

Temmuz ayını kapatırken, Ağustos için de küçük bir adaptasyon planım var. Hafta sonlarıyla birleştirip dinlenmek ve iş hayatına geçişi yumuşatmak için Ağustos boyunca her cuma günü yıllık izin kullanacağım.

Daha güzel günlerde görüşmek dileğiyle.

24 Temmuz 2026 Cuma

The Bigger Game: How World Cup 2026 Changed Football Forever | Book Launch by Volkan Yorulmaz

What started as an idea became a book.

The Bigger Game: How World Cup 2026 Changed Football Forever is now available on Google Play Books. A story about football but also about technology, leadership, innovation, and change.


Read it here: The Bigger Game: How World Cup 2026 Changed Football Forever - Volkan Yorulmaz

Why I Wrote This Book

At first glance, this might seem like a book about football. In reality, it is a book about change.

World Cup 2026 was one of the most significant sporting events in history. It brought together more nations, more fans, more technology, more data, and more commercial influence than any World Cup before it. But what fascinated me most was not who won or lost. It was what the tournament revealed about the future.

Football has become more than a sport. It is a global platform where technology, business, politics, media, culture, and human ambition collide.

The tournament became a lens through which I could explore bigger questions:

  • How is technology changing decision-making in sport?
  • How are data and AI reshaping competition?
  • What happens when global events become economic ecosystems?
  • How do traditions survive in a world of constant innovation?
  • And why does football continue to matter so deeply to billions of people?

More Than Match Reports

Rather than writing a chronological recap of the tournament, I wanted to tell the stories behind the stories.

Each chapter begins with a memorable moment—a goal, a player, a tactical innovation, a controversy, or a turning point—and then expands outward to examine the larger forces shaping the game.

The result is a journey through:

  • The evolution of football tactics
  • The growing role of analytics and artificial intelligence
  • The changing economics of global sport
  • The influence of media and technology
  • Governance challenges facing world football
  • The cultural impact of the world's most popular game

A Personal Journey

This project started with a simple idea and slowly grew into something much bigger.

Along the way, I spent countless hours researching matches, statistics, historical context, tactical trends, business developments, and technological innovations. I also experimented extensively with modern AI tools to help organize research, challenge assumptions, and improve productivity while ensuring that the core analysis, conclusions, and storytelling remained my own.

In many ways, writing this book taught me as much about learning and creativity as it did about football.

Thank You

I am grateful to everyone who encouraged the project, shared feedback, discussed ideas, challenged my thinking, and supported me throughout the writing process.

Most importantly, thank you to future readers. I hope this book helps you see football not only as a sport, but as one of the most fascinating mirrors of the modern world.

If you decide to read The Bigger Game, I would greatly appreciate a review on Google Play Books and any feedback you would like to share.

The Bigger Game: How World Cup 2026 Changed Football Forever

Football changed. The world changed. This book explores how - and why it matters.

Available now on Google Play Books: [Google Play Books Link]

Volkan Yorulmaz

22 Temmuz 2026 Çarşamba

The Best Way to Survive AI: Leadership Lessons from My Summer Vacation

My phone has been buzzing with notifications recently. Thank you to everyone who sent messages celebrating my 13 years at PMI!

Being on vacation during this milestone gave me a chance to step back. I am almost completely disconnected from the daily corporate rush. When the noise fades, you finally have the mental space to think about the bigger picture and future growth plans.

During my morning walks by the sea, I’ve been listening to podcasts about Artificial Intelligence and its impact on us - white collar professionals. The fear is everywhere: What happens when machines can do our jobs faster?

An early morning walk with podcasts on AI

The best answer didn’t come from a tech or HR expert. It came from two local business owners I met here in Marmaris.

Before I tell you what they did, you need to know how I found them. I didn’t use a search engine. I hired our boat captain because the hotel insisted. I drove to a restaurant in Söğüt because a neighbor told me I simply had to go. That is the payoff of real leadership. When you lead well, your customers do your marketing for you.

The Captain Who Helped a Rival

Our boat captain in Selimiye was flawless. The wind was heavy, but he docked our boat smoothly on the first try. The boat right behind us, however, was struggling. They tried and failed multiple times.

Time to have nice memories with my son in the boat

An algorithm only cares about its own success. It finishes its task and stops.

Our captain didn't do that. He stood up, shouted directions over the wind, and patiently guided his competitor until they were safely docked, too. As we left, the rival crew yelled their thanks across the water. He didn’t just steer a boat; he helped a rival succeed.

Family comes first, and vacation period is the best time for quality time with family

The Welcome Before the Menu

A few days later, we drove to that highly recommended restaurant in Söğüt. Before I even turned off the engine in the parking lot, a woman walked up to our car with a huge, warm smile.

It was Yasemin, the manager who also named the restaurant. She didn't wait for us to walk inside. She saw we were new, welcomed us right at the car, and personally guided us down a narrow path to the water.

Software can take a dinner reservation in one second. It can send automated reminders. But it cannot walk up to your car and make you feel valued before you even sit down.

The Un-Automatable Growth Strategy

After 13 years in Philip Morris International (in addition to 3 years at PwC and another 3 years at General Motors), I know how much we focus on efficiency and automation. They are important. But efficiency is not a legacy.

If your business model relies entirely on doing tasks faster, AI will eventually catch up. But if your growth relies on empathy, building deep trust, and showing genuine care to competitors and customers, you are irreplaceable.

You cannot automate a good reputation. We don't need to act more like machines to survive the future. We just need to be more human.

19 Temmuz 2026 Pazar

Hesaplamayı Bırak: Her Şey Dahil mi, Oda-Kahvaltı mı?

Takvimler 19 Temmuz 2026 Pazar gününü gösteriyor. Tatilimin ikinci yarısının son gününden, hatta son saatlerinden yazıyorum bu satırları. Marmaris İçmeler’deki Grand Yazıcı Palace oteldeyiz.

Sabah erken saatlerde kalkıp klasik rutinimi gerçekleştirdim; havluları havuz kenarında manzarası ve gölgesi güzel bir yere bıraktıktan sonra sahil yolunda yürüyüşe çıktım. Bu yürüyüş sırasında dinlediğim podcastleri bitirince, kendi sesimi kaydetmeye ve bu tatilin ikinci yarısının bir muhasebesini yapmaya karar verdim.


Zihinsel Hesap Makinesini Kapatmak

Bir önceki yazımda Solto Selimiye'nin o sade ve huzurlu yapısından bahsetmiştim. Orada havuz ve deniz imkanıyla harika bir tercih yapmıştık. Ancak aile ekonomisi açısından işin içine girdiğinizde, oda-kahvaltı konseptinin getirdiği görünmez bir psikolojik yük var: Öğle yemeği, akşam yemeği veya serinlemek için içilen içecekler için sürekli elinizi cebinize atmanız ya da hesap kitap yapmanız gerekiyor. Tatilde bile zihnin bir köşesinde o hesap kitap işleri devam ediyor.

İşte Grand Yazıcı'da geçirdiğimiz bu ikinci yarıda, "her şey dahil" konseptinin o büyük avantajını yaşadım.

Tatilde zihni dinlendirmenin en iyi yollarından biri de finansal kararları sıfırlamaktır. Otele girdiğim ilk günden beri cüzdanı odada sakladım ve ne nakit ne de kredi kartı harcaması yaptım; bu, gerçekten tatil yaptığımı hissettiren büyük bir konfor.

Köklü Bir Yapı ve Ön Yargıları Kıran Çeşitlilik

Grand Yazıcı, oldukça köklü ve imkanları geniş bir otel. Odaların konforundan çeşitli havuzlara, hatta oğlumun çok keyif aldığı kaydıraklı havuza kadar her şey ince ince düşünülmüş. Otelin içinde sıkılmanıza imkan vermeyecek kadar çok aktivite var. Ben de saunayı çok sevdiğim için bu son günümde o geleneği bozmadım.

Her şey dahil otellerin o meşhur handikabını bilirsiniz; yemekler genelde birbirinin türevidir. Ama burada damak tadımıza hitap eden o kadar çok alternatif, o kadar zengin yemek ve içecek yelpazesi vardı ki, kalite konusunda son derece tatmin oldum.

Personel için de ufak bir parantez açayım: Oldukça kibar ve profesyoneller, ancak bizden ekstra bir şey istemiyor, sadece görevlerini yapıyorlar. Bu standardın korunması da gayet normal.

Sonuç: Hak Edilmiş Bir Kapanış

Genel bir özet yapmam gerekirse; çok şükür diyebileceğim, iyi ki gelmişiz dediğim bir tatildi. Kışın gerçekten çok çalışmış ve yorulmuştum; bu tatil bana hem dinlenme hem de ailece güzel hatıralar biriktirme fırsatı verdi.

Şimdi bizi sıcakta bekleyen dört saatlik bir dönüş yolculuğu var. Biraz yorucu olacak ama zihnim berrak, enerjim yerinde.

Yeni yazılarda, yeni keşiflerde görüşmek üzere!






16 Temmuz 2026 Perşembe

Sadeliğin Lüksü: Solto Selimiye'ye Neden 7 Yıl Sonra Tekrar Gittim?

Saat sabahın 08:30’u. Kumların üzerinde yürüyorum ve sadece dalga seslerini dinliyorum. Marmaris tatilimin ilk etabının son günü olan 16 Temmuz Perşembe sabahından, Solto Selimiye'nin sahilinden yazıyorum bu satırları.

Denizin ortasında Şener Kaptan’ın o ustalık dolu sakinliğinde bulduğumuz huzurun bir benzerini, karada konakladığımız bu butik otelde de yaşadık. Üstelik bu, burayla ilk tanışmamız değildi.

İnsan sürekli yeni bir şeyler denemeye, yeni yerler keşfetmeye programlanmış gibi hissediyor. Oysa bazen en büyük lüks, bildiğin, güvendiğin ve sana iyi geleceğinden emin olduğun o yere geri dönmektir.

Zamana Meydan Okuyan Bir İstikrar

Bu otelde ailemle en son 2019 yılında kalmıştık. Aradan geçen 7 koca yılda dünya ne kadar değiştiyse, burası da bir o kadar aynı kalmayı başarmış.

Burası butik bir otel. Spor salonu yok, gün boyu bangır bangır bağıran animasyon etkinlikleri yok. Beklentiniz buysa, burası size göre değil.

Ama aradığınız şey; güler yüzlü bir hizmet, tertemiz bir oda, harika bir kahvaltı ve zihninizi boşaltabileceğiniz bir sessizlikse, burası tam bir sığınak.

İş dünyasında veya hizmet sektöründe fark yaratmak için her zaman daha fazlasını eklemek zorunda değilsiniz. Bazen mükemmellik, eklenecek bir şey kalmadığında değil, çıkarılacak bir şey kalmadığında (sadelikte) ortaya çıkar.

Selimiye'nin "Mimari" Paradoksunu Çözmek

Selimiye'yi bilenler bilir; buradaki otellerin büyük bir kısmı ikiye ayrılır:

  • Ya deniz kıyısındadırlar ve plajı paylaştıkları için inanılmaz kalabalık olurlar,
  • Ya da biraz daha yukarıdadırlar, güzel bir manzaraya ve havuza sahiptirler ama denize girmek için başka bir yere gitmeniz gerekir.

Solto'nun asıl fark yarattığı nokta, her iki imkanı (hem havuz hem deniz) aynı anda sunabilmesi. Bu ikili yapı, otel tam kapasite dolu olsa bile kalabalığı dağıtıyor ve o çok aradığınız "sakinliği" korumayı başarıyor. İnsanlar alana yayıldığı için, sahil her daim sessiz ve dinlendirici kalıyor.

Satıştan Önce Güven İnşa Etmek

Tatil planı yaparken yeni bir macera aramak yerine Solto'yu tercih etmemin çok basit bir nedeni daha var: Kendilerini unutturmamaları.

2019'daki konaklamamızdan bu yana her bayramda WhatsApp'tan bir tebrik mesajı aldım. Belki kişiselleştirilmiş, çok özel bir mesaj değildi ama markanın zihnimde her zaman taze kalmasını sağladı.

Tatil için doğrudan oteli aradığımda ise bana sundukları esneklik güvenimi perçinledi. Tüm ödemeyi rezervasyon sitelerinden veya peşin olarak kredi kartıyla almak yerine, küçük bir kaporayı EFT ile kabul edip kalanını otele vardığımda ödeyebileceğimi söylediler. Basit bir jest gibi görünebilir ama müşteriye duyulan bu güven, sadakatin en temel yapı taşıdır.

Sonuç

Her şeyin hızla tüketildiği, trendlerin aylar içinde değiştiği bir çağda; çizgisini bozmayan, ne olduğunu ve ne "olmadığını" çok iyi bilen mekanlara büyük saygı duyuyorum.

Eğer kafanızı dinlemek, sadece dalga seslerini duyarak kitap okumak ve doğanın tadını çıkarmak istiyorsanız, Solto Selimiye'yi gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.

Şimdi yürüyüşümü bitirip ailemle kahvaltıya geçme zamanı. Bir sonraki durakta görüşmek üzere.

----

Bir sonraki duraktan izlenimlerim için: Volkan Yorulmaz: Hesaplamayı Bırak: Her Şey Dahil mi, Oda-Kahvaltı mı?

Google adsense

Analytics