volkan yorulmaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
volkan yorulmaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ağustos 2026 Pazartesi

Keşke Görseydin Baba...

Yine yılın en acı günü geldi: 10 Ağustos.

Üzerinden yıllar geçse de, hafızam bazı şeyleri silikleştirse de o günü hiç unutamadım. Bu yıl tam 28 yıl oluyor seni kaybedeli baba. Düşündükçe fark ediyorum ki hayatımın üçte ikisini sensiz yaşamışım.

Özlüyorum seni. Belki çok dillendirmiyorum ama içimden sık sık “Keşke bunu görseydin” dediğim anlar oluyor. Sonra, seni kaybettiğimde bana teselli olmak için söylenen o cümleye tutunuyorum: “Baban seni görüyor.” Ben de kendimi buna inandırmaya çalışıyorum.

Keşke torunun Okan’ı görebilseydin. Çalışkanlığıyla, azmiyle, efendiliğiyle eminim senin de göğsünü kabartırdı. Onunla gurur duyardın. Keşke o da seni tanısaydı. Eminim senden öğreneceği çok şey olurdu. Ama bazı özlemler var ki hayatta karşılığı olmuyor. Nasip değilmiş be baba...

Son zamanlarda sık sık askeri kamplara, gazinolara gidiyoruz. Her gidişimizde seni biraz daha hatırlıyorum. Sen gittikten sonra ne zaman kendimi tanıtsam “Asker çocuğuyum” diye başlardım söze. Sana karşı bir aidiyet göstergesiydi benim için.


Bir de senin yüzüğün vardı. Yıllarca sağ elimde taşıdım onu. Üniversitedeyken ne zaman zor bir vizeye ya da finale girsem takardım yüzüğü. Sanki bana cesaret verir, elimi omzuma koyup “Yaparsın aslan oğlum” dermişsin gibi gelirdi.

Bugün yine taktım o yüzüğü.

Ama bu satırları yazarken anlıyorum ki insan bazı eksikliklerle baş etmeyi hiçbir zaman tam olarak öğrenemiyor. Aradan 28 yıl geçmiş olsa da, bugün hala o küçük çocuk tarafım seni arıyor.

Ve ben, gözyaşlarıma yenilerek seni özlediğimi bir kez daha kabul ediyorum.

Özledim be baba...

22 Temmuz 2026 Çarşamba

The Best Way to Survive AI: Leadership Lessons from My Summer Vacation

My phone has been buzzing with notifications recently. Thank you to everyone who sent messages celebrating my 13 years at PMI!

Being on vacation during this milestone gave me a chance to step back. I am almost completely disconnected from the daily corporate rush. When the noise fades, you finally have the mental space to think about the bigger picture and future growth plans.

During my morning walks by the sea, I’ve been listening to podcasts about Artificial Intelligence and its impact on us - white collar professionals. The fear is everywhere: What happens when machines can do our jobs faster?

An early morning walk with podcasts on AI

The best answer didn’t come from a tech or HR expert. It came from two local business owners I met here in Marmaris.

Before I tell you what they did, you need to know how I found them. I didn’t use a search engine. I hired our boat captain because the hotel insisted. I drove to a restaurant in Söğüt because a neighbor told me I simply had to go. That is the payoff of real leadership. When you lead well, your customers do your marketing for you.

The Captain Who Helped a Rival

Our boat captain in Selimiye was flawless. The wind was heavy, but he docked our boat smoothly on the first try. The boat right behind us, however, was struggling. They tried and failed multiple times.

Time to have nice memories with my son in the boat

An algorithm only cares about its own success. It finishes its task and stops.

Our captain didn't do that. He stood up, shouted directions over the wind, and patiently guided his competitor until they were safely docked, too. As we left, the rival crew yelled their thanks across the water. He didn’t just steer a boat; he helped a rival succeed.

Family comes first, and vacation period is the best time for quality time with family

The Welcome Before the Menu

A few days later, we drove to that highly recommended restaurant in Söğüt. Before I even turned off the engine in the parking lot, a woman walked up to our car with a huge, warm smile.

It was Yasemin, the manager who also named the restaurant. She didn't wait for us to walk inside. She saw we were new, welcomed us right at the car, and personally guided us down a narrow path to the water.

Software can take a dinner reservation in one second. It can send automated reminders. But it cannot walk up to your car and make you feel valued before you even sit down.

The Un-Automatable Growth Strategy

After 13 years in Philip Morris International (in addition to 3 years at PwC and another 3 years at General Motors), I know how much we focus on efficiency and automation. They are important. But efficiency is not a legacy.

If your business model relies entirely on doing tasks faster, AI will eventually catch up. But if your growth relies on empathy, building deep trust, and showing genuine care to competitors and customers, you are irreplaceable.

You cannot automate a good reputation. We don't need to act more like machines to survive the future. We just need to be more human.

16 Temmuz 2026 Perşembe

Sadeliğin Lüksü: Solto Selimiye'ye Neden 7 Yıl Sonra Tekrar Gittim?

Saat sabahın 08:30’u. Kumların üzerinde yürüyorum ve sadece dalga seslerini dinliyorum. Marmaris tatilimin ilk etabının son günü olan 16 Temmuz Perşembe sabahından, Solto Selimiye'nin sahilinden yazıyorum bu satırları.

Denizin ortasında Şener Kaptan’ın o ustalık dolu sakinliğinde bulduğumuz huzurun bir benzerini, karada konakladığımız bu butik otelde de yaşadık. Üstelik bu, burayla ilk tanışmamız değildi.

İnsan sürekli yeni bir şeyler denemeye, yeni yerler keşfetmeye programlanmış gibi hissediyor. Oysa bazen en büyük lüks, bildiğin, güvendiğin ve sana iyi geleceğinden emin olduğun o yere geri dönmektir.

Zamana Meydan Okuyan Bir İstikrar

Bu otelde ailemle en son 2019 yılında kalmıştık. Aradan geçen 7 koca yılda dünya ne kadar değiştiyse, burası da bir o kadar aynı kalmayı başarmış.

Burası butik bir otel. Spor salonu yok, gün boyu bangır bangır bağıran animasyon etkinlikleri yok. Beklentiniz buysa, burası size göre değil.

Ama aradığınız şey; güler yüzlü bir hizmet, tertemiz bir oda, harika bir kahvaltı ve zihninizi boşaltabileceğiniz bir sessizlikse, burası tam bir sığınak.

İş dünyasında veya hizmet sektöründe fark yaratmak için her zaman daha fazlasını eklemek zorunda değilsiniz. Bazen mükemmellik, eklenecek bir şey kalmadığında değil, çıkarılacak bir şey kalmadığında (sadelikte) ortaya çıkar.

Selimiye'nin "Mimari" Paradoksunu Çözmek

Selimiye'yi bilenler bilir; buradaki otellerin büyük bir kısmı ikiye ayrılır:

  • Ya deniz kıyısındadırlar ve plajı paylaştıkları için inanılmaz kalabalık olurlar,
  • Ya da biraz daha yukarıdadırlar, güzel bir manzaraya ve havuza sahiptirler ama denize girmek için başka bir yere gitmeniz gerekir.

Solto'nun asıl fark yarattığı nokta, her iki imkanı (hem havuz hem deniz) aynı anda sunabilmesi. Bu ikili yapı, otel tam kapasite dolu olsa bile kalabalığı dağıtıyor ve o çok aradığınız "sakinliği" korumayı başarıyor. İnsanlar alana yayıldığı için, sahil her daim sessiz ve dinlendirici kalıyor.

Satıştan Önce Güven İnşa Etmek

Tatil planı yaparken yeni bir macera aramak yerine Solto'yu tercih etmemin çok basit bir nedeni daha var: Kendilerini unutturmamaları.

2019'daki konaklamamızdan bu yana her bayramda WhatsApp'tan bir tebrik mesajı aldım. Belki kişiselleştirilmiş, çok özel bir mesaj değildi ama markanın zihnimde her zaman taze kalmasını sağladı.

Tatil için doğrudan oteli aradığımda ise bana sundukları esneklik güvenimi perçinledi. Tüm ödemeyi rezervasyon sitelerinden veya peşin olarak kredi kartıyla almak yerine, küçük bir kaporayı EFT ile kabul edip kalanını otele vardığımda ödeyebileceğimi söylediler. Basit bir jest gibi görünebilir ama müşteriye duyulan bu güven, sadakatin en temel yapı taşıdır.

Sonuç

Her şeyin hızla tüketildiği, trendlerin aylar içinde değiştiği bir çağda; çizgisini bozmayan, ne olduğunu ve ne "olmadığını" çok iyi bilen mekanlara büyük saygı duyuyorum.

Eğer kafanızı dinlemek, sadece dalga seslerini duyarak kitap okumak ve doğanın tadını çıkarmak istiyorsanız, Solto Selimiye'yi gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.

Şimdi yürüyüşümü bitirip ailemle kahvaltıya geçme zamanı. Bir sonraki durakta görüşmek üzere.

----

Bir sonraki duraktan izlenimlerim için: Volkan Yorulmaz: Hesaplamayı Bırak: Her Şey Dahil mi, Oda-Kahvaltı mı?

İş Dünyasında "Tatlı Dil" Algoritması: Söğüt'ten Bir Müşteri Deneyimi


Takvimler 16 Temmuz 2026 Perşembe gününü gösteriyor. Marmaris’teki tatilimin ilk etabının son günü.

Bir önceki yazımda, denizin ortasında Şener Kaptan'ın bize yaşattığı unutulmaz liderlik deneyiminden bahsetmiştim. Bugün ise rotamızı karaya çeviriyor ve iş dünyasının en temel, en eski ama en çok unutulan kuralını konuşuyoruz: İletişim ve tatlı dil.

Bir Sosyal Kanıt Olarak "Tavsiye"

Her şey dün tekne turundayken Instagram'a attığım kısa bir videoyla başladı. Suadiye'deki apartman komşumuz videoyu görüp bana şu mesajı attı: "O kadar uzağa gittiyseniz, mutlaka Söğüt'e de geçin ve akşam yemeğini Yasemin Restoran'da yiyin."

Bir markanın sahip olabileceği en güçlü pazarlama aracı, kendisinden memnun kalmış bir müşterinin gönüllü elçiliğidir. Tavsiyeyi aldım, hemen Google yorumlarını okuyup dijital teyidimi yaptım ve arayıp rezervasyonumuzu oluşturdum.

Selimiye'den yola çıkıp önce Bozburun'a uğradık. Ancak aşırı sıcak ve denize girmek dışında yapacak bir şey olmaması nedeniyle orada fazla vakit kaybetmeden asıl hedefimiz olan Söğüt'e doğru yola koyulduk.


Karşılamanın Gücü: Yasemin Hanım Etkisi

Söğüt'e varıp aracımızı park ettiğimiz anda yanımıza güler yüzlü bir hanımefendi yaklaştı.

"Hoş geldiniz, ben Yasemin," dedi. Gideceğimiz Yalıbaşı restoranın işletmecisiydi.

Bölgeye ilk kez geldiğimizi anında fark etmişti. Bize çevreyi, denize sıfır o dar yürüyüş yolunu ve başka alternatif olmadığını tüm nezaketiyle anlattı. Masamızın 19:15 gibi hazır olacağını söyleyerek beklentimizi doğru yönetti.

Zamanı gelip restoran kısmına geçtiğimizde manzara kusursuzdu. Harika bir gün batımı eşliğinde fotoğraflarımızı çektik. Ambiyans, lezzet, hatta esinti... Her şey birbiriyle uyum içindeydi. Yemek sonrası mekandan ayrılmak üzereyken Yasemin Hanım yine yanımızdaydı: "Memnun kaldınız mı? Bizim için misafirlerimizin memnuniyeti her şeyden önce gelir."

İşini iyi yapmak bir standarttır; ama işini iyi yaparken insanlarla kurulan bağ, sizi sıradanlıktan çıkarıp akılda kalıcı bir markaya dönüştürür.

Kodların Çözemediği Algoritma: İnsan İlişkileri

Mekandan ayrılırken oğluma döndüm. O, zamanının büyük kısmını bilgisayar programlama, robotik,  ve yapay zeka yazılımları çalışarak geçiriyor. Kod yazarak sorunları çözebilen analitik bir zihni var. Onun teknik dünyasıyla benim kurumsal dünyamın kesiştiği o dersi  oğluma vermek istedim.

Ona dedim ki: "Bak, iletişimin ve tatlı dilin ne kadar önemli olduğunu görüyor musun?" O da bana: "Okulda olsak 'tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır' sözünün tam zamanı" dedi. Okulda öğretilenin gerçek hayatta bir yansımasıydı bu.

Tıpkı Şener Kaptan’ın liderliği gibi, Yasemin Hanım’ın işletmeciliği de aynı temele dayanıyor: Önce işini çok iyi yap, sonra insanlara kalpten dokun. Bunu yaptığınızda başarı, bolluk, bereket ve o çok arzulanan "5 yıldızlı olumlu yorumlar" kendiliğinden geliyor.

İletişim; parayla satın alamayacağınız, kopyalanamayacak ve yapay zekanın henüz otomatize edemediği en güçlü sermayedir.

Sonuç

Tatilin bu ilk etabını güzel anılar, alınmış harika dersler ve dinlenmiş bir zihinle kapatıyorum. Şimdi kahvaltı, son bir deniz keyfi, bavulları toplama ve tatilin ikinci yarısı için otele geçiş zamanı.

Peki ya siz? Kendi uzmanlık alanınızda, müşterilerinizi veya ekibinizi otoparkta (yani sürecin en başında) güler yüzle karşılayıp, onlara kendi alanlarında rehberlik eden bir "Yasemin Hanım" olabiliyor musunuz?

Düşüncelerinizi yorumlarda veya LinkedIn'de benimle paylaşın, üzerine konuşalım.

14 Temmuz 2026 Salı

Teknedeki Liderlik Dersi - Selimiye’den Bir Kaptan Hikayesi

Bazen en iyi liderlik derslerini plazalarda veya toplantı odalarında değil, dalgalı bir denizin ortasında alırsınız.

Geçtiğimiz günlerde ailemle Marmaris Selimiye’de tatildeydik. Bir tekne turu planlamak istedim. Uzun uzun araştırma yapmadım, sadece otelimize "Kimi tavsiye edersiniz?" diye sordum.

Tereddütsüz tek bir isim verdiler: Şener Kaptan.

Ertesi sabah kahvaltıda otel yetkilisi yanımıza gelip bu ismin arkasında nasıl durduklarını anlattığında bir kez daha anladım:

Gerçek itibar, siz odada yokken başkalarının sizin hakkınızda söylediği şeydir.


Tur boyunca, kurumsal dünyada yıllarca aradığımız o "örnek liderlik" pratiklerinin bir teknede nasıl hayat bulduğunu izledim. İşte Şener Kaptan'dan beyaz yakalılara ilham olacak 3 liderlik dersi:

1. Müşterinin İhtiyacını O Söylemeden Görmek (Proaktif Empati)

Eşimin güneşle arası iyi değildir. Oğlum ise ilk kez bu kadar uzun bir tekne yolculuğuna çıkıyordu. Tekneye adım attığımızda Şener Kaptan durumu saniyeler içinde analiz etti. Bize teknedeki en "stratejik" iki noktayı gösterdi ve neden orada oturmamız gerektiğini anlattı. Gün boyu güneşten ve sarsıntıdan en az biz etkilendik.

Ders: Liderlik, müşterinin veya ekibin sorununu kriz anında çözmek değil, krizi doğmadan öngörmektir.

2. Rakipleri Aşağı Çekmek Yerine Yukarı Taşımak (Bolluk Zihniyeti)

Kameriye Adası’na yaklaştığımızda deniz fazlasıyla rüzgarlı ve dalgalıydı. Şener Kaptan ustalığıyla tekneyi tek hamlede sorunsuz yanaştırdı. Ancak hemen arkamızdan gelen başka bir tekne defalarca denemesine rağmen adaya yanaşamadı.

Kaptanımız rakibinin başarısızlığını izleyip egosunu beslemek yerine, diğer kaptana seslenerek onu yönlendirdi ve onların da güvenle yanaşmasını sağladı. Biz ayrılırken diğer teknenin mürettebatı arkamızdan bağırıyordu: "Teşekkürler Şener Kaptan!"

Ders: Gerçek liderler pastayı tek başına yemeye çalışmaz. Sektöründeki diğer oyuncuları da yukarı çeker.

3. İş Tanımının Ötesine Geçmek (Beklentiyi Aşmak)

Son koya yanaşırken ileride ürkek ördekler gördük. Misafirlerin onlara olan ilgisini fark eden kaptanımız, sadece tekneyi durdurmakla kalmadı. Önce onların çıkardığı sesleri taklit ederek dikkatlerini çekti, ardından ikramlık karpuz kabuklarını suya atarak ördekleri teknenin dibine kadar getirdi. Herkesin yüzünde bir gülümseme, ellerinde telefon kameraları vardı.

Ders: Sıradan bir çalışan sadece işini yapar. Bir lider ise "unutulmaz bir deneyim" tasarlar.

Sonuç

Tatilde "fişi çekmeye" çalışsam da iş dünyasının dinamikleri peşimi bırakmıyor. Görünen o ki, unvanınızın ne olduğunun hiçbir önemi yok.

Eğer insanlar sizi tavsiye ediyorsa, rakipleriniz size minnet duyuyorsa ve müşterileriniz sizinle kendini güvende hissediyorsa; siz sadece dümende durmuyorsunuz demektir. Siz gerçek bir lidersinizdir.

Peki, siz kendi alanınızda dümeni nasıl tutuyorsunuz? Kendi "teknenizde" rakiplerinize el uzatacak cesaretiniz var mı?


Bu içeriği oluşturduktan bir gün sonra farklı ama yine iş dünyası için ilham olabilecek bir deneyim yaşadım. Dilerseniz İş Dünyasında "Tatlı Dil" Algoritması: Söğüt'ten Bir Müşteri Deneyimi buradan okuyabilirsiniz.

21 Haziran 2026 Pazar

Babalar Günü, İstanbul Keşifleri ve Tatil Planları

Babalar günü ve pazar sabahı hoş gelmiş. Yılın yarısı neredeyse bitmek üzereyken, bazen durup biraz soluklanmak ve geriye bakmak iyi geliyor. Geçtiğimiz hafta benim için tam olarak hem yoğun bir tempoyu göğüsleme hem de İstanbul’un tadını çıkarma haftası oldu.


Burayı yeni keşfettik, Beylerbeyi Orduevi

Galataport’tan İstiklal’e Yoğun Bir Cumartesi

Hafta sonuna oldukça hızlı girdik. Cumartesi günü yurt dışından gelen misafirlerimizi güneşli bir İstanbul havasında ağırladık. Önce Galataport’ta güzel bir deniz havası aldık, ardından klasik bir boğaz turu ve İstiklal Caddesi yürüyüşü ile günü taçlandırdık. Tabii bu kadar hareketli bir rota günün sonunda baya bir yorgunluk getirdi. Akşam dokuz gibi sızıp kalmışken, gece yarısı bizi çok heyecanlandıran bir kavuşma için yeniden ayaktaydık.

Çift olarak gezmeyeli baya olmuştu


1 Saat 20 Dakikalık Boğaz Turu - Tavsiyemdir

Tatlı Taçlandırır

Londra Dönüşü ve Baş Başa İstanbul

Gece yarısı, Londra’dan dönen Okan’ı karşıladık. Bu, Okan’ın ailesi olmadan yurt dışına gittiği ikinci deneyim haftasıydı. Zaman gerçekten hızlı geçiyor... O Londra’da yeni deneyimler kazanırken, biz de eşimle birlikte baş başa kalmanın tadını çıkardık. Karı koca İstanbul’u iki yakada da köşe bucak gezdik. Hem eski favori mekanlarımıza uğradık hem de yeni yerler keşfettik; bu aralar özellikle yeni orduevlerini radara aldık ve oldukça keyifli vakit geçirdik.

Okan Yine Bize Londra'da Gurur Yaşattı - Detaylar Instagram'da...

40 Yaş Sonrası Tempo ve Enerji

Haftanın tek olayı gezmek değildi elbette. Bol bol işe gidip üretmeye devam ederken, sabahları spor salonunda uzun vakit geçirip biraz da kendime çalıştım.

Bir önceki hafta öyle yoğun ve sağlıksız bir hafta geçirmiştim ki… Kırk yaşından sonra böyle geçen haftaların toparlanması maalesef 20'li yaşlardaki gibi kolay olmuyor, beden daha zor toparlanıyor. Ancak bunları çok dillendirip modumu da bozmayayım; önümde üst seviyede çalışmam gereken daha çok yıl var. Aynen devam…

Hafta içi İstanbul Turlarından - Yeniköy

Temmuz Yaklaşıyor: Butik mi, Her Şey Dahil mi?

Çalışmak güzel ama ödülünü koymak da şart. Temmuz’un yaklaşmasıyla birlikte, bu yılki iki haftalık yaz tatilim için planlamalara başladım. Büyük ihtimalle bu hafta adını koyacağım.

Bu yaz biraz hibrit bir plan üzerinde çalışıyorum; biraz butik otel sakinliği, biraz da hiçbir şey düşünmeyeceğim her şey dahil konseptiyle iki tarafı da deneyimlemek istiyorum. Bakalım tatilde gerçekten tatil yapabilecek miyim? İnşallah zorlu geçen kış aylarının üzerine güzel bir sünger çekeceğim bir tatil olur. Kesinlikle ihtiyacım var…

Yılın yarısı da neredeyse bitmişken ben de bu yazıyı burada bitiriyorum.

Arayı açmayalım…

24 Ocak 2026 Cumartesi

Fotoğraflarla Krakow - Kara Doydum

Her gün kar görmüyorum, görmüşken kucaklayayım

İstanbul'dan ayrılırken hava şartları beni Krakow'a önden hazırladı

İlk akşam iyi pişmiş bir Steak ile başladım

Otelimin stratejik konumu: AVM'nin tam karşısı

Lobideki şu güzelliğe bakın
Krakow'da yemekleri taçlandırdığım tatlılardan
Paella'yı her zaman güzel bir tercihtir

Yemekler bahane, mesai sonrası muhabbet şahane

Hiç böyle bir mantı yememiştim

Karlı geceye eşlik eden at arabaları

Favori fotoğrafım...

Hard Rock hatırası

Hard Rock'ta Messi'nin adını verdiği burger

Oradaydım dedirten bir kare

Mimari...

Kar ve ben

İzmir'liler Dikkat, yürürken kaymayın...

Madem kar var, poz verelim

Parklar, bahçeler, her yer kar...

Bizimkiler...

Güzel bir ekip yemeği

Core Team


 

Rötar sonrası dönüş uçağındayım...

Neyse ki rötarı keyifli geçirdim - lounge deneyimi

Tabii lounge'a girmek için diyalog kurmak gerekti

Rötar sebebiyle verdikleri 40 zloti ile 1 kahve 2 su aldım

Son Akşam - veda öncesi sokaklardan bana kalan

Mekandaki resimlerden

28 Aralık 2025 Pazar

Dalyan Parkı’nda Bir Cuma Sabahı: 2026 Manifestosu


26 Aralık 2025

İstanbul’da aralık ayı, insanın yüzüne çarpan sert bir rüzgar ve zihinde biriken cevapsız… Bugün 26 Aralık. Caddebostan’dan çıkıp Dalyan Parkı’na doğru yürürken, arkamda bıraktığım 42 yılın ağırlığını değil, önümdeki 43. yaşın o tuhaf heyecanını hissediyorum. Günümüz beyaz yakalısının en büyük yanılgısı, hayatı bir "verimlilik projesi" sanması. Ben de bu sabah, o projenin bir günlük izne ayrılmış yöneticisiyim.


Performansın Yorgunluğu

İş dünyasında yeni bir pozisyona geçtiğinizde, size sadece bir unvan değil, aynı zamanda görünmez bir korku da verirler: "Hata yapma lüksün yok." Son birkaç ayımı, işler aksamasın, kimse eksikliğimi hissetmesin diye kendimi adeta parçalayarak geçirdim. Ancak sahil yolundaki banklara vuran dalgaları izlerken fark ediyorum ki; bu aşırı özveri, aslında bir tür kaçış. Sürekli çalışmaktan bahsetmenin, insanın kendi ruhuna karşı geliştirdiği bir tür antipatiye dönüştüğü o noktadayım. Harvard Business Review’in o meşhur yaşam dengesi makalelerinde okuduğumuz "esenlik" (well-being) kavramı, çoğu zaman bir lüks gibi görünse de, aslında hayatta kalma mekanizmasının ta kendisi.

Bedenin Hafızası

40’lı yaşlar, bedenin size ilk kez "Hayır" dediği ya da en azından "Eskisi kadar hızlı değil" diye fısıldadığı bir eşik. Sağlık, gençlikte hiç bitmeyecek bir kredi limiti gibi görünür. Oysa geçtiğimiz günlerde girdiğim check-up sonuçlarını incelediğimde bu yatırımın en çok ihmal edilen portföy olduğunu görüyorum. Artık her sabah uyandığımda, 40 yaş üstü her erkeğin yaptığı o sessiz anlaşmayı yapıyorum: Kendine daha iyi bak, çünkü oyun henüz bitmedi. Uzayan hayatlarla beraber maçın artık eskisinden uzak olduğunu da düşünürsek, enerjimizi ve kaynaklarımızı akıllı kullanmamız gerektiği kesin.

Küçük Bir Miras: 2026’nın Anlamı

2026’ya dair planlarım banka hesaplarının çok ötesinde. Elbette bir evladım var ve onun için sağlam bir gelecek kurmak en büyük sorumluluğum. Ancak ona bırakacağım en büyük miras, biriken paralar değil; onunla havuzda geçirdiğim bir pazar sabahı ya da hafta sonu kaçamağı yaptığımız bir otelin sessiz bir köşesinde birlikte izlediğimiz o gün batımı olacak.

O havalı New York Times editörlerinin sıkça hatırlattığı gibi; "İnsan, topladığı nesnelerin değil, kurduğu bağların toplamıdır." Önümüzdeki yıl daha az network, daha çok dostluk; daha az adet, daha çok derinlik biriktirmek istiyorum. Çünkü günün sonunda hepimiz sahilde tek başına yürüyen o yabancıyız ve bizi eve bağlayan tek şey, sevdiğimiz insanların sesidir.

İstanbul'u yaşamıyoruz dedirten anlardan

Kapatırken

Yukarıdaki metnin temelini yürüyüş esnasında ses kaydı alıp ardından Gemini ile paylaşıp bir blog içeriğine çevirdim. Şimdi de doğum günümü kutladığım, ihtiyacım olan kaçış hafta sonunu yaşadıktan sonra düzenliyorum. Bir de o yürüyüşü yaptıktan sonra sahilde güzel bir Türk kahvesi keyfi yapmak için mola verip düşüncelerine çok değer verdiğim mentorüme sahilde çekilmiş bir fotoğrafımı ve kendisine bu yılki destekleri için teşekkürlerimi gönderdim. Bana iyi dinlenmem, kafamı boşaltmam için daha önce tavsiyeler verirken yürüyüş esnasında podcast dinlemeyi bırakmamı söylediği için fotoğrafı gönderirken sadece SoundCloud dinlediğimi yazmıştım. Cevap gecikmedi, SoundCloud da dinleme ve geride kalan yılı değerlendirip notlar al dedi. Kahvenin üzerine bu kez Suadiye tarafına yürüyüp bir de 2025’i genel olarak gözden geçirdim. O kişisel değerlendirmeyi bir kenara bırakacak olursak, yapılacak ufak molaları es geçmemek gerektiği, sevdiğin kişilere ve şeylere ayıracağın vaktin verimlilik olarak döneceğini unutmamak lazım. Yol da maç da uzun, o yüzden zamanı iyi yönetmek lazım. Bu satırları yazdığım Pazar öğleden sonrasında, kafamda hala acaba iş maillerime bakıp haftaya temiz mi başlasam sorusu varken kendime bu öğütle kapatayım: 2026 nicelik değil, nitelik senesi olsun, anladın sen ;)

Bir hafta sonu kaçamağı hatırası 

Gözlüğü ters tak ama kafaya bir şey takma :)

PS. Bu yazının oluşmasında bana eşlik eden Flunk - Down idi. Güzel bir keşif oldu.

26 Aralık 2025 Cuma

Less Sweat, Better Passes: My New Game Plan at 43

I am looking at the photo I chose for this post - specifically at that Number 10 jersey. To a football fan, that number isn't just a digit on a shirt; it is a philosophy. It belongs to the playmaker. The genius who controls the chaos with a single smart touch rather than endless running. The player who doesn't chase the ball, but waits for the right moment to change the game.

As I sit here in the quiet of December 25th, waiting for my 43rd birthday, I realize I have been playing the wrong position.

For the last year—and perhaps the last decade—I have been the "box-to-box" midfielder. I have been the guy sprinting to cover every gap, putting out every fire, and exhausting myself to save the match. I wore the "savior" role like a badge of honor. But looking at that Number 10 jersey in the frame, I am reminded of a better way to play.

If I look at 2025, gratitude is the main theme. I am deeply thankful for my life in Istanbul and the family I have built since leaving Izmir. Yet, I must be honest: this has definitely been the hardest year of my career. It has been a year of constant speed, of trying to control everything, and endless lists of tasks to finish.

The "Number 10" Shift

So, my goal for 43 is simple: I want to play like a Number 10.


This doesn't mean being lazy. It means moving from busy to brilliant. It means having the calm confidence of a veteran who knows that running 15 kilometers in a match doesn't matter if you don't make the pass that leads to the goal.

I want this year to be defined not by the volume of tasks I finish, but by the value I create. I want to shift the story from "saving the day" to "changing the game." It is time to stop sweating over the small stuff and start seeing the whole field.

My goals remain high, of course. I want financial growth, driven by a very specific motivation: preparing my son, Okan, for his dream of university education in the US. This is a long journey, and I am sticking to the plan. But I will get there by being smarter, not just more tired.

Family Comes First!

Beyond career, health and money, I wish for a return to simplicity. I am tired of corporate buzzwords like "well-being." I mean something much simpler: I want to relearn the art of stopping.

I need to slow down mentally—to walk just to walk, without listening to a podcast; to clear the mental space to really connect with friends; to perhaps finally combine my interest in AI with my love for writing.

So, to my friends, colleagues, and family: Expect less running from me this year, but expect better passes.

Here is to playing the long game. Welcome to 43.

Google adsense

Analytics