21 Haziran 2026 Pazar

Babalar Günü, İstanbul Keşifleri ve Tatil Planları

Babalar günü ve pazar sabahı hoş gelmiş. Yılın yarısı neredeyse bitmek üzereyken, bazen durup biraz soluklanmak ve geriye bakmak iyi geliyor. Geçtiğimiz hafta benim için tam olarak hem yoğun bir tempoyu göğüsleme hem de İstanbul’un tadını çıkarma haftası oldu.


Burayı yeni keşfettik, Beylerbeyi Orduevi

Galataport’tan İstiklal’e Yoğun Bir Cumartesi

Hafta sonuna oldukça hızlı girdik. Cumartesi günü yurt dışından gelen misafirlerimizi güneşli bir İstanbul havasında ağırladık. Önce Galataport’ta güzel bir deniz havası aldık, ardından klasik bir boğaz turu ve İstiklal Caddesi yürüyüşü ile günü taçlandırdık. Tabii bu kadar hareketli bir rota günün sonunda baya bir yorgunluk getirdi. Akşam dokuz gibi sızıp kalmışken, gece yarısı bizi çok heyecanlandıran bir kavuşma için yeniden ayaktaydık.

Çift olarak gezmeyeli baya olmuştu


1 Saat 20 Dakikalık Boğaz Turu - Tavsiyemdir

Tatlı Taçlandırır

Londra Dönüşü ve Baş Başa İstanbul

Gece yarısı, Londra’dan dönen Okan’ı karşıladık. Bu, Okan’ın ailesi olmadan yurt dışına gittiği ikinci deneyim haftasıydı. Zaman gerçekten hızlı geçiyor... O Londra’da yeni deneyimler kazanırken, biz de eşimle birlikte baş başa kalmanın tadını çıkardık. Karı koca İstanbul’u iki yakada da köşe bucak gezdik. Hem eski favori mekanlarımıza uğradık hem de yeni yerler keşfettik; bu aralar özellikle yeni orduevlerini radara aldık ve oldukça keyifli vakit geçirdik.

Okan Yine Bize Londra'da Gurur Yaşattı - Detaylar Instagram'da...

40 Yaş Sonrası Tempo ve Enerji

Haftanın tek olayı gezmek değildi elbette. Bol bol işe gidip üretmeye devam ederken, sabahları spor salonunda uzun vakit geçirip biraz da kendime çalıştım.

Bir önceki hafta öyle yoğun ve sağlıksız bir hafta geçirmiştim ki… Kırk yaşından sonra böyle geçen haftaların toparlanması maalesef 20'li yaşlardaki gibi kolay olmuyor, beden daha zor toparlanıyor. Ancak bunları çok dillendirip modumu da bozmayayım; önümde üst seviyede çalışmam gereken daha çok yıl var. Aynen devam…

Hafta içi İstanbul Turlarından - Yeniköy

Temmuz Yaklaşıyor: Butik mi, Her Şey Dahil mi?

Çalışmak güzel ama ödülünü koymak da şart. Temmuz’un yaklaşmasıyla birlikte, bu yılki iki haftalık yaz tatilim için planlamalara başladım. Büyük ihtimalle bu hafta adını koyacağım.

Bu yaz biraz hibrit bir plan üzerinde çalışıyorum; biraz butik otel sakinliği, biraz da hiçbir şey düşünmeyeceğim her şey dahil konseptiyle iki tarafı da deneyimlemek istiyorum. Bakalım tatilde gerçekten tatil yapabilecek miyim? İnşallah zorlu geçen kış aylarının üzerine güzel bir sünger çekeceğim bir tatil olur. Kesinlikle ihtiyacım var…

Yılın yarısı da neredeyse bitmişken ben de bu yazıyı burada bitiriyorum.

Arayı açmayalım…

31 Mayıs 2026 Pazar

Yatırım Sepetim ve Yurtdışı Kariyer Heyecanım

Mudanya’da denizin karşısındayım. Fonda Sade’den Smooth Operator çalıyor. Bu sabah tatilin en verimli saatlerini geçirdim. Yapay zeka ve Twitter’dan yararlanarak kendime yeni bir yatırım planı hazırladım. Hedef: Yapay zeka dünyası ve onu destekleyen şirketler.



Uzun süredir iş dışı bir konuya bu kadar odaklanmamıştım. Belirlediğim son beş hisse senedini ajandama ve banka uygulamama kaydettim. Haziran ile birlikte alımlara başlıyorum.

Tatile çıkmadan önce yapay zekayla sıkı bir beyin fırtınası yapmıştım. En uygun fiyattan dolar almak için bir strateji belirledik. Benim gibi az insan ilişkisi ve bol teknoloji seven biri için döviz bürolarını ve kuyumcuları ziyaret edip en iyi teklifi almak üzerine bir tavsiye almak başta zorlayıcı olabiliyor. Ancak öneriler son derece mantıklı. Rakamlar büyüdükçe bu kuralları tartışmasız uygulamak gerekiyor. Bakalım beklentilerim gerçekleşecek mi? 

Konfor Alanı ve Yurtdışı Paradoksu

Paradan bahsetmişken konuyu kariyer hedeflerine getirelim. Ne de olsa yazılan hedeflerin gerçekleşme oranı daha yüksekmiş, yazalım da hedefler gerçek olsun.

Ben 2013’ten beri yurtdışında çalışmayı hayal eden biriyim. Şu an bu hayale en yakın ve en hazır olduğum dönemdeyim. Fakat garip bir şekilde, tam bu eşikte heyecanımı biraz yitirdim. "Doğru zaman belki de şimdi değildir" diye düşünmeye başladım.

Nedeni rasyonel. Türkiye'de kurlar baskılanınca, yurtdışındaki alternatiflerime kıyasla mevcut durumumun daha iyi olduğunu gördüm. Bu kez gideceğim ülkenin bana Türkiye'den daha fazla yaşam kalitesi sunmasını bekliyorum. Ancak elimdeki seçenekler beni henüz ikna etmedi. Ben de "Gün doğmadan neler doğar" diyerek konunun üzerine çok düşmemeye karar verdim. Önümüzdeki performans toplantıları yönü belirleyecek.

Emek, Kaygı ve Gelecekteki Post

Terfi aldığım 2024 yazından beri büyük bir proje üzerinde çalışıyorum. Özellikle son altı ay çok yoğundu. Şimdi projenin kilometre taşlarını tek tek aşıyoruz. Final çizgisine bu kadar yakınken, emeklerimin takdir edilmesini umuyorum.

Geçmişte bu konularda öyle büyük hayal kırıklıkları yaşadım ki, içimde hep haksızlığa uğrayacakmışım gibi bir kaygı uyanıyor. Ama negatif senaryoları çağırmak anlamsız. Bu hikaye başarıyla bittiğinde LinkedIn’de paylaşacağım o içeriği şimdiden hayal etmek çok daha keyifli.

Americano’m rüzgarda yavaş yavaş soğuyor. Yeni ayın planları ise masada beni bekliyor. Haydi bakalım, ben kaçtım...

Etiketler

Yatırım, Yapay Zeka, Kariyer, Finans, Hisse Senedi, Kişisel Gelişim


30 Mayıs 2026 Cumartesi

Mudanya Sahilinde Kısa Bir Mola

Mayıs ayı bu yıl resmen tatil bombardımanı gibi geçti, farkında mısınız? Hele o on günlük upuzun bayram tatili... Derken, takvimler Mayıs’ın sondan ikinci gününü gösterdiğinde (ki kendisi aynı zamanda o uzun tatilin de sondan ikinci günüydü) içimi bir telaş kapladı. Zamanın kum saati sanki daha hızlı akmaya başlamıştı ve benim o son damlaları çok iyi değerlendirmem gerekiyordu.

Ev ahalisi (eşim ve oğlum) farklı planlar ve sebeplerle evde kalmayı tercih edince, ben de bu durumu hemen bir fırsata çevirdim. Ne zamandır aklımda olan, "Şöyle tek başıma otursam, denize baksam ne iyi gelir" dediğim o Mudanya sahilindeki kafeye attım kendimi. Karşımda deniz, elimde kahve, kafamda ise biten tatilin muhasebesi...

Zor Bir Cümle, Zor Bir İtiraf

Şimdi size bu tatilin benim için nasıl geçtiğini özetleyen, kurması da kabul etmesi de biraz zor bir cümle kuracağım:

Bu uzun bayram tatili, benim için dinlenmek yerine, çalışmaya ara ara ara verdiğim bir türden geçti.

Tatilin İlk Günü Bebek Starbucks'ta Çalışırken

Bebek'teki Manzaram

Evet, kulağa biraz karmaşık geliyor farkındayım ama iç dünyam tam olarak böyleydi! İşten bağı koparmak benim için o kadar zor ki, "tatil" denilen o on günde bile her gün düzenli olarak mail kutumu kontrol ettim, cevaplar yazdım, önemli toplantılara katıldım, sunumlar ve toplantı notları hazırladım.

Kağıt üzerinde uzun süredir böyle büyük bir molaya çıkmamıştım. Ama ne derler bilirsiniz; huylu huyundan vazgeçmiyor. Laptop kapansa cep telefonundan Outlook, MS Teams ve Copilot açılıyor, bir şekilde o işler yapılıyor.

Temmuz Stratejileri Şimdiden Başlasın!

Yine de kendime haksızlık etmeyeyim, Mudanya sahilinde tek başına geçirilen şu birkaç saat bile ruhuma iyi geldi. Hem bu bir son değil, sadece bir fragman!

Nasipse Temmuz ayında önümde daha da uzun bir mola var; tam iki haftalık, gerçek bir ara. Şimdiden düşünmeye başladım: Bakalım o zamanki planlamam nasıl olacak? Yine maillerle köşe kapmaca mı oynayacağım, yoksa bu sefer gerçekten "bağlantıyı kes" butonuna basmayı başarabilecek miyim?

Gelişmeleri ve Temmuz maceralarını yine burada konuşuruz. Şimdilik Mudanya’dan, denizin dalga seslerinden hepinize sevgiler!

10 Mayıs 2026 Pazar

From Mailbox to the Hero of the Story

In a world obsessed with productivity hacks and inbox zero, we often mistake being "busy" for being "essential."

We pride ourselves on being the "go-to" person. But there is a hidden trap in that title. If you are the go-to person for administrative fires, routine approvals, and data retrieval, you haven't built a career; you’ve built a cage. You’ve become a mailbox—a pass-through entity where information enters and leaves, leaving no trace of your own brilliance behind.

The goal isn't just to be useful. The goal is to be strategic.

Here is how to stop managing the flow and start designing the outcome.

A strategist with the whiteboard containing a stakeholder map, vision execution plans, and a risk framework.

1. Own the Strategy, Not the Admin

Administrative tasks are comfortable. They have clear beginnings and ends. Strategy, however, is messy. It involves building things—commercial frameworks, AI integrations, and cross-functional solutions that don't just solve a finance problem, but a business problem.

When you limit yourself to your specific silo, you limit your value. To be strategic, you must have "something for everyone." You aren't just a guardian of the budget; you are an architect of growth. Ask yourself: How can I help the people around me bring the money in?

2. The Three-Year Horizon

We live in an era of instant gratification, but influence is a slow-cooker. It often takes years - not months - of consistent excellence to prove you deserve the next role.

Influence isn't granted by a title; it’s built through a "Dual Risk Framework." Every big move involves two people: you and the decision-maker. To reduce their risk in choosing you, you must provide a track record of being reliable and visionary. They need to say, "He can imagine the difficult situations before they arrive."

3. Maps, Not Just Calendars

Stop looking at your organizational chart and start looking at your Stakeholder Map.

Authentic networking isn't about "grabbing coffee." It’s about research. What countries did your stakeholders work in? What were their previous roles? What keeps them up at night? When you read a quarterly report or an annual statement, do it with a predator’s focus. Look for the dollars per share, the dividend risks, and the shifts from last year.

When you understand the map, you can give something back. You stop asking for permission and start offering insights.

4. Stop Being a Mailbox

If a complex case lands on your desk—like a regulatory hurdle in a foreign market—don't just forward the email.

A mailbox says: "See attached." A strategist says: "Here is the risk, here is my proposed solution, and here is why it aligns with our 2026 goals. Do you agree?"

Don't just share numbers; share the story behind the numbers. Be the person who can sit down with a Managing Director and explain not just what happened, but what will happen.

5. Be Brutally Honest

Finally, find your own path. Being seen as strategic requires a relentless, almost uncomfortable level of honesty with yourself about your career. It requires the effort of relationship building when you’d rather stay behind your screen.

The "go-to" person is replaceable. The person with the vision to share the strategy is indispensable.

Which one are you becoming?

While I am preparing for this blog post


---

Power Words:

Dual Risk Framework: A unique concept that sets your content apart.

Stakeholder Mapping: Critical for senior-level career advice.

Commercial AI: Connects technical trends with high-level strategy.

Authentic Opportunities: Appeals to the modern desire for genuine professional connections.

24 Nisan 2026 Cuma

Rolex’e Niyet Longines’e Kısmet

İsviçre’ye gideceğim belli olduğundan beri bu ziyareti bir İsviçre saati alarak taçlandırsam mı acaba diye düşünüp bol bol araştırdım. Bilenler bilir; büyük bir alışveriş öncesi en sevdiğim şey uzun uzun araştırmak, alternatifler hakkında detaylı bilgiye sahip olmayı çok severim, adeta özelliğimdir.

İsviçre saati deyince otomatik olsun, otomatik olunca bir de uzun ömürlü saygın bir marka olsun diye araştırmalarımı fokusladım. Böyle olunca da konu Rolex’e kadar gitti. Tabi sıfır bir Rolex almak için bekleme listeleri olduğunu, pre-owned (ikinci elin havalı tabiri) saatlerin ise primli olarak retail price’ın (bayi fiyatının) üzerinde alıcı bulduğunu öğrendim. Zürih’teki bu işi yapan bayilerle yazışıp randevu aldım. 

Şehre indikten hemen sonra eşimin istediği çantayı alıp saatçileri gezmeye başladım. Sıfırı tabii ki yoktu, randevu aldıklarımdan da sadece bir tanesinde vardı istediğim model vardı ancak onun da rengi istediğim gibi değildi. Araştırma yapmasam belki duruşunu beğendiğim için alırdım ama bu rengin satışının zor olduğunu ve değer kaybettiğini biliyordum. Hal böyle olunca başka markalara bakmaya başladım. Şehir merkezinde harcayabileceğim sayılı dakikalar vardı. 12 gibi geldiğim Bahnhofstrasse’de saat hemen 13 olmuştu ve normalde boarding pass’imde bu saatte alanda olmam gerekiyordu. Şehirde olduğumu belgelemek için bir kaç fotoğraf çekip hızlıca vitrinlerdeki alternatif markalara baktım. Rolex’in kardeş firması Tudor’da bir önceki hafta tanıtılan yeni modelleri denedim, ya renkleri içime sinmedi ya da ince bileğime ağır geldi. Zorla olmaz bu işler deyip trene atlayıp havalimanına döndüm. 



Avrupa medeniyetini kapılardan ve güvenlikten geçerken sürecin ne kadar hızlı ilerlediğini görerek yaşadım. Bir buçuk saatten fazla sürem vardı ve duty-free alanındaki saatçilerden birine girdim. Bir önceki hafta Cambridge alumni toplantısında fiziksel olarak bir araya geldiğimiz okulun gönüllü elçiliğini yapan ve İsviçre’de yaşayan Matthew’in tavsiye ettiği Longines bu mağazada vardı. Her zaman kullanabileceğim klasik bir modeli adeta bana göz kırptı. Heyecanlanıp bu modeli alırsam vergi iadesi alıp alamayacağımı görevliye sordum. O ise benim ürünü denemek için izin istediğimi düşünüp vitrinden ürünü çıkardı. Bileğime göre ayarlayıp severek kullanabileceğimi hissettikten sonra yine aynı soruyu sordum. İsviçre’de yaşamadığımı teyit etmem şartıyla saatte vergi indirimini mağazada uygulayabileceklerini söyledi. İndirim sonrası kurla döndüm, hızlıca Türkiye fiyatları ile kıyasladım, avantajlı olduğunu görünce de “deal” deyip anlaştığımızı, belgeleri düzenleyebileceğini söyledim.


Zürih’e giderken aklımın bir köşesinde Matthew’in geçen Cuma Rolex saatler hakkında söyledikleri vardı: "bazıları göstermek ister, Rolex dünyanın her yerinde öyleleri içindir" diye. Bir de böyle bir saati aldığımda hep ikinci el piyasası ile kafamı yoracaktım, her ortamda rahat kullanamayacaktım. Şimdi ise yaptığım tercihle çok daha huzurlu ve mutluyum. İnşallah ev halkı da beğenir ve bana güzel saatler yaşatır. 


Şimdi İstanbul için Zürih’ten kalkış vakti... (22 Nisan 2026)



Zürih seyahatim öncesi havalimanı izlenimlerim için buraya: Volkan Yorulmaz: Zürih’e Giderken Kafamdan Geçenler

Google adsense

Analytics