1 Mart 2026 Pazar

Reclaiming Your Mind: Escaping Burnout in the Age of AI

It’s Sunday afternoon. I’m stretched out on the couch, laptop resting on my knees. Honestly, if you can find a moment of absolute, unapologetic stillness in today's chaotic world, you’ve already won.

We are on the 11th day of Ramadan. I won't lie—that first day kicked my ass during a late-afternoon meeting. But the human body is a ridiculously adaptable machine. Nowadays, my alarm goes off at 3 AM for suhoor. It has evolved into this bizarre, hyper-focused productivity ritual. While the rest of the world is dead to the world, I’m eating, going down random YouTube rabbit holes to wake my brain up, and ruthlessly purging my inbox. There is a profound, untouchable clarity in the silence of the early hours.

AI and Productivity

Speaking of productivity, I’ve been having a heavy, fast-paced affair with AI lately—specifically Co-Pilot’s Researcher agent. It’s my new playground. Whenever there's a complex topic I need to deep-dive into, I throw a prompt at it. While it scours the digital abyss for the backstory, I stay focused on the actual deep work.

Will offloading my research to an algorithm make my memory lazier in the long run? Maybe. Do I care? Not really. It’s giving me leverage. It seems my obsession didn't go unnoticed, either. I was recently named an 'AI Champion' in a newly formed global corporate group at work. My goal isn't to preach about the robot takeover; it's to show people how to use this technology as a mental crowbar to lift heavier weights without breaking their backs.

March also means navigating the glorious bureaucracy of tax season. I just drafted my provisional tax return and spent time chasing down a missing school invoice for Okan so I can hit 'approve' tomorrow. Then begins the agonizing wait for the tax refund. It’s funny how the human brain finds a weird, calming satisfaction in checking off these mundane administrative boxes.

Speaking of waiting, the Eid holidays are approaching. Half the year is practically gone. We haven't made concrete summer plans yet due to the usual family uncertainties, but I refuse to let it be another unplanned blur. At 43, you start to realize that a real vacation isn't just about changing your location; it's about reclaiming your mental bandwidth. I need a break where my mind actually rests. (Note to self: I haven't even logged my annual vacation in the system yet. Own your time, or the company will own it for you.)

Notice what I’m not talking about today?

I’m not complaining about being buried alive in corporate stress. The brutal, soul-crushing audit that was weighing on me for months is finally over. A new peer joined the team, balancing the scales.

I’m not saying I’ve suddenly achieved perfect zen and only work a strict 8-to-5. I still have moments where the pressure spikes and drives me crazy. But here is the critical difference: I can finally see the light at the end of the tunnel.

I’m stepping out of that reactive, constant firefighting mode. I actually have the energy to dream again. To set new goals. To think about the future instead of just surviving the week. And honestly? That is the greatest proof of healing.

For now, I'm going to clear out the leftover tasks I pushed to Friday's to-do list. I want to walk into Monday morning with a clean slate, not that familiar pit in my stomach. Protect your peace.

Yapay Zeka ile Üretkenlik ve İş Yaşam Dengesi: Yeniden Hayal Kurabilmek

Mart ayının ilk, Ramazan’ın ise on birinci günü. Güneşli bir Pazar öğleden sonrası.

Salonda ayaklarımı uzatıp kucağıma bilgisayarımı alabildiğim bu anın, aslında ne büyük bir lüks olduğunu fark ederek başlıyorum yazmaya. Şükran, genelde büyük zaferlerde aradığımız ama aslında sıradan ve sessiz anların içinde saklı olan bir duygu.

yapay zeka ve üretkenlik konsepti


Ramazan’ın ilk günü, öğleden sonraki o son toplantıda biraz sarsılmıştım. Ama insan bedeni muazzam bir adaptasyon makinesi. Şimdilerde geceleri 3’te sahura kalkmak, benim için sessiz bir üretkenlik ritüeline dönüştü. Karnımı doyururken farklı YouTube videolarıyla zihnimi dağıtıyor, bir yandan da birikmiş e-postaları temizliyorum. Gecenin o sessizliğinde, dünya henüz uykudayken çalışmanın garip bir huzuru var.

Üretkenlik demişken, bu aralar yapay zeka ile aramda hızlı ve derin bir ilişki var. Özellikle Co-Pilot’un Researcher ajanı yeni oyun alanım. Unuttuğum, derinlemesine inmek istediğim veya sadece arka plan hikayesini merak ettiğim ne varsa, komutu veriyorum. O, dijital dehlizlerde benim için arama yapıp istediğim detayı bulurken, ben asıl odaklanmam gereken işe bakıyorum.

Zayıf olan hafızamı daha da tembelleştirir mi? Belki. Ama bana düşünmek ve asıl katma değeri yaratmak için zaman kazandırdığı kesin. İş yerinde de bu tutkum fark edilmiş olacak ki, globalde kurulan yeni bir gruba AI Champion olarak dahil edildim. Amacım basit: İnsanlara bu teknolojiyi bir tehdit olarak değil, zihinsel bir kaldıraç olarak kullanmaları için ilham verebilmek.

Mart ayı demek, aynı zamanda bürokrasi demek. Bugün geçici vergi beyannamemin taslağını hazırladım. Okan'ın okulundan gelen faturalardaki küçük bir eksiği de yarın halledip onaylayacağım. Sonra da o heyecanlı gelir vergisi iadesi bekleyişi başlayacak. Hayat bazen böyle küçük, tamamlanmış görevlerin verdiği tatmin hissinden ibaret.

Beklemek demişken, ufukta bayram tatili var. Okulların ara tatiliyle birleşen ve hafta sonuna denk gelen bu bayram, biz beyaz yakalılar için takvimde büyük bir boşluk yaratmasa da ailece geri sayıma başladık. Zamanın nasıl aktığına şaşırıyor insan. Bahar, bayram, okulların kapanması derken bir bakacağız ki yılın yarısı bitmiş.

Yaz tatili için belirsizlikler yüzünden henüz somut bir planımız yok. Ama geçmiş yıllardaki o plansız, rüzgarda savrulan tatillerden birini daha istemiyorum. Zihnen gerçekten dinlenebileceğim bir alan yaratmam lazım. Hatta durun, sisteme izin girişimi bile yapmadığımı fark ettim şu an. Planlamaya önce kendi zamanımı sahiplenerek başlamalıyım.

Bu yazıda fark ettiğiniz bir eksiklik var mı?

Evet, iş yoğunluğundan ve bitmek bilmeyen mesailerden şikayet etmiyorum. Uzun süredir omuzlarımdaki en büyük ağırlıklardan biri olan denetim bitti. Ekibe yeni bir çalışma arkadaşımın katılmasıyla da yüküm daha yönetilebilir hale geldi.

Bu, sabah 8 akşam 5 çalışan bir memur zihniyetine geçtiğim anlamına gelmiyor. Hala deli gibi strese girdiğim anlar oluyor. Ama önemli olan şu: Artık tünelin ucundaki ışığı görebiliyorum.

Sürekli yangın söndürmekten ve reaktif yaşamaktan, yeni hayaller kurmaya vakit bulamadığım o tükenmişlik halinden yavaş yavaş çıkıyorum. İçimde yeni hedefler belirleyecek, geleceği tasarlayacak o enerjiyi yeniden bulabiliyorum. İyileşmenin ve dengenin en güzel kanıtı bu. Buna da şükür.

Bu seanslık bu kadar. Arayı çok açmadan yine buralarda olacağım.

Şimdi, yeni haftaya o bildik Pazartesi stresiyle başlamamak için, Cuma gününden ajandama yazdığım yapılacaklar listemi temizleme vakti. Hafta sonunun son saatlerini, yeni haftanın huzurunu ve berraklığını inşa etmek için kullanacağım.

Sevgiler...

12 Şubat 2026 Perşembe

Belgrad, Tostum ve Unuttuklarım

Selamlar dostlar,

Bugün takvimler 10 Şubat 2026'yı gösteriyor. Sabahın erken saatlerinde, direksiyon başında ofise doğru süzülürken (evet, yine o Göztepe Kavşağı trafiği!) içimi dökmek istedim.

Son dönemde tempo oldukça yüksek. Dün vize işlemleri için Avrupa yakasındaydım; gidişin aksine dönüşte16 dakikada köprüyü geçip Anadolu’ya dönmek küçük bir zafer gibi hissettirse de günün sonunda o yoğunluk insanı bir yerden yakalıyor. Hatta dün akşam spor yapma hayallerim, inbox’ta cevaplanmayı bekleyen mailler arasında eriyip gitti.


İş-Özel Hayat Dengesi mi? Yoksa Büyük Bir Takas mı?

Geçen hafta Belgrad'daydım. Oradaki ekiple sohbet ederken şunu bir kez daha gördüm: Aslında hepimiz aynı gemideyiz. İş yükü, bitmeyen toplantılar, "Şuna da bir bakar mısın?" ricaları... Yanıma yeni bir çalışma arkadaşı katılmasına rağmen işlerin hafiflemek yerine daha da çeşitlenmesi bazen "Bu nereye kadar böyle gidecek?" dedirtmiyor değil.


Ama masaya oturduğumda şunu fark ediyorum: Hayat bir "Give and Take" (Ver ve Al) meselesi.

Geçen yıl çok çalıştım, çok yoruldum, mesai saatlerimin ucu bucağı kaçtı. Ama karşılığında ne aldım? Geçen ay Krakow’da beş gün boyunca dilediğim restoranda vakit geçirebildim. Geçen hafta Belgrad’ın o güzel sokaklarında ailemle yürüme lüksüne sahip oldum. Bu kredibiliteyi çalışarak kazandım ve korumak için yine aynı çabayı göstermem gerektiğini biliyorum.


Yine de, gece 12'de kafayı yastığa koyduğumda "Bugün kendim için ne yaptım?" diye sormadan edemiyorum. Bir kitap kapağı açamadıysam veya ruhumu besleyecek bir içerik takip edemediysem, o "neden?" sorusu zihnimin bir köşesinde yankılanıyor.

Ve O Meşhur Tost...

Bugün sabah erkenden kalkıp kendime güzel bir tost yapmıştım. Güne motive başlamak için harika bir plan! Ama ne oldu dersiniz? Okan'ı okula bırakmadan önce sosyal medyada kaybolurken, o özenle hazırladığım tost, tost makinesinde öksüz kaldı.

Şu aralar üzerimde tatlı (bazen de tuzlu!) bir unutkanlık var. Profesyonel hayatta notlarla, planlarla her şeyi yönetiyorum ama iş kişisel hayata gelince; ödenmesi gereken bir aidat, bir fatura ya da o lezzetli tost bir anda hafızamdan silinebiliyor.


Sonuç Olarak;

İnsanız... Her an, her yere yetişemiyoruz. Bazen bazı şeylerden feragat ediyoruz ki diğerleri çiçek açabilsin. Sosyal medyada gördüğümüz o "kendinizi iş için hırpalamayın" mesajları kulağa hoş geliyor ama gerçek hayat bazen o dengeyi kurarken bizi biraz hırpalıyor.

Şimdi ofise gidiyorum, ardı ardına toplantılar beni bekliyor. Tostum evde kalmış olabilir ama enerjim yerinde, beynim berrak!

Sizde durumlar nasıl? Sizin de "mutfak tezgahında unuttuğunuz tostlarınız" var mı?

Görüşmek üzere...

24 Ocak 2026 Cumartesi

Fotoğraflarla Krakow - Kara Doydum

Her gün kar görmüyorum, görmüşken kucaklayayım

İstanbul'dan ayrılırken hava şartları beni Krakow'a önden hazırladı

İlk akşam iyi pişmiş bir Steak ile başladım

Otelimin stratejik konumu: AVM'nin tam karşısı

Lobideki şu güzelliğe bakın
Krakow'da yemekleri taçlandırdığım tatlılardan
Paella'yı her zaman güzel bir tercihtir

Yemekler bahane, mesai sonrası muhabbet şahane

Hiç böyle bir mantı yememiştim

Karlı geceye eşlik eden at arabaları

Favori fotoğrafım...

Hard Rock hatırası

Hard Rock'ta Messi'nin adını verdiği burger

Oradaydım dedirten bir kare

Mimari...

Kar ve ben

İzmir'liler Dikkat, yürürken kaymayın...

Madem kar var, poz verelim

Parklar, bahçeler, her yer kar...

Bizimkiler...

Güzel bir ekip yemeği

Core Team


 

Rötar sonrası dönüş uçağındayım...

Neyse ki rötarı keyifli geçirdim - lounge deneyimi

Tabii lounge'a girmek için diyalog kurmak gerekti

Rötar sebebiyle verdikleri 40 zloti ile 1 kahve 2 su aldım

Son Akşam - veda öncesi sokaklardan bana kalan

Mekandaki resimlerden

11 Ocak 2026 Pazar

İstanbul’dan Krakow’a: İş Devri, Network ve Yeni Hedefler

11 Ocak 2026, Pazar sabahı… İstanbul’da müthiş bir yağmur ve fırtına eşliğinde kendimi havalimanında buldum. Gereksiz detayları atlayalım; istikamet Krakow, Polonya. Philip Morris’in finans için en büyük ortak hizmet merkezlerinden birine nihayet gitme fırsatı doğdu. Açık söyleyeyim, Lozan kadar hayalini kurduğum bir yer değil ama yurtdışına çıkmak, yeni bir şehir görmek her zaman iyi gelir. Hava koşulları mı? İndiğimde -3 derece, gün içinde -10 bekleniyor. Zamanlama harika değil belki ama olsun, değişiklik iyidir.

Bu seyahat öncesi denetim ve yıl kapanışı derken oldukça yoğun bir dönem geçirdim, dersimi pek çalışamadım. Neyse ki Krakow ekibi bana uzun bir “görülmesi gereken yerler” listesi hazırlamış. Ben de hafta sonu YouTube’dan birkaç gezi videosu izledim. Beklentim düşük, soğuk biraz korkutuyor ama otelde kapanıp kalsam bile ortam değişikliğinin bana iyi geleceğine ve network açısından faydalı olacağına eminim.

Asıl amaç iş devri. Beraber çalışacağım arkadaşım ile masaya oturup elimdeki işleri hızlıca aktaracağım. Aylar öncesinden hazırlanmış bir listem var; bu akşam otelde son kez göz atıp yarın başlıyorum. Onun işe başlangıcı duyuruldu ama ben de anahtar roldeki kontaklara bir kez daha bilgi geçip sürecin sorunsuz ilerlemesini istiyorum. Çünkü benim de hayallerim var. Bir sonraki rol için niyetlendiğim bu dönemde hedef seçmenin ve odaklanmanın ne kadar önemli olduğunu, doğru kişilerle desteklemenin işleri nasıl kolaylaştırdığını her geçen gün daha iyi anlıyorum.

Bu yolculuklar, havaalanı, uçuş, otel… Şehirde bir restoranda tek başına yemek yemek bile bazen hayaller ve hedefler üzerine düşünmek için harika bir fırsat. Yoğun gündemde aklımıza gelmeyenleri not almak için birebir. Şimdi ben de bu fırsatı değerlendirip bu satırları kaydediyorum. Birazdan o anlara geçiş yapacağım.

Sevgiyle… 



-----------------------

  • Krakow seyahati
  • Polonya iş seyahati
  • Philip Morris finans merkezi
  • Yurtdışı iş deneyimi
  • İş devri süreci
  • Kariyer hedefleri
  • Network oluşturma
  • Krakow gezi rehberi
  • Yurtdışında çalışma
  • İstanbul’dan Krakow’a
  • Google adsense

    Analytics