Son dönemde fark ettiğim bir şey var: İnsan kendini geliştirmeye, daha fazla üretmeye ve daha hızlı ilerlemeye o kadar odaklanıyor ki bazen asıl ihtiyacının durup dengeyi yeniden kurmak olduğunu unutuyor. Bu yazıda sonbaharla birlikte tekrar düşündüğüm rutinler, zihinsel yorgunluk, sağlık, motivasyon ve küçük mutlulukların hayat üzerindeki etkisinden bahsetmek istiyorum.
Volkan Yorulmaz
Hayat bisiklete binmek gibidir; pedalı çevirmeye devam ettiğiniz sürece düşmezsiniz.
18 Ekim 2026 Pazar
Hayat Bazen İlerlemekten Çok Dengeyi Yeniden Kurmaktır | Rutinler, Motivasyon ve Sonbahar Notları
4 Ekim 2026 Pazar
Beynimde Sürekli Açık Kalan Sekme
Geçen hafta ilginç bir şey fark ettim.
İnsan hayatı raydan çıktığında onu tekrar yerine koyacak mucizevi bir karar arıyor.
Yeni bir şehir. Yeni bir iş. Yeni bir yatırım. Yeni bir hedef.
Bir Kahvaltı Masasının Gücü
Sürekli Bilgi Tüketmek, İlerlemek Demek Değil
"Bir insan 30 dakika boyunca sessizce kendiyle kalabilse birçok problemini çözebilir."
Modayı, Urla'yı ve Ofisi Aynı Nedenden Sevdim
FOMO'nun Gerçek Maliyeti
Belki de İhtiyacımız Olan Şey Büyük Bir Reset Değil
Finansal stresle başa çıkmanın en iyi yolu nedir?
FOMO nedir?
Dikkat dağınıklığı nasıl azaltılır?
Zor zamanlarda motivasyon nasıl korunur?
27 Eylül 2026 Pazar
Finansal Kayıp Sonrası Psikoloji: Belirsizlik, Kaygı ve Yeniden Ayağa Kalkmak
Son birkaç hafta bana, bildiğimi düşündüğüm konularda bile hayatın sürpriz yapabileceğini yeniden hatırlattı.
Yakın zamanda yurtdışında katıldığım bir global konferans ve finans çalıştayının ardından eve döndüğümde zihnim hiç beklemediğim kadar meşguldü. Normalde yatırım, finans ve risk yönetimi alanları kendime güven duyduğum konuların başında gelir. Ancak bazen insan tam da en güçlü hissettiği alanlarda önemli derslerle karşılaşabiliyor.
Bir süredir finans dünyasında yaşanan gelişmeler nedeniyle belirsizlik hissiyle mücadele ediyorum. Bu süreç, risk alma, çeşitlendirme ve duygusal dayanıklılık üzerine uzun zamandır aldığım en güçlü derslerden biri oldu. Özellikle ilk günlerde bunun uyku kalitemi, odaklanma seviyemi ve genel ruh halimi etkilediğini fark ettim.
Ama zaman geçtikçe başka bir şeyi de gördüm: Belirsizlikle başa çıkmanın yolu sürekli aynı konuya odaklanmak değilmiş.
Zihnin Tek Bir Konuya Takılı Kalması
İnsan kaygı duyduğu bir konuda sürekli yeni bilgi arıyor. Ben de zaman zaman kendimi haberleri, yorumları ve sosyal medyadaki gelişmeleri takip ederken buldum.
Bir noktadan sonra bunun çözüm üretmekten çok enerjiyi tükettiğini fark ettim.
Dışarıdan bakınca küçük görünen bazı şeylerin aslında ne kadar değerli olduğunu yeniden hatırladım. İşe gitmek, spor yapmak, birkaç kişiyle sohbet etmek, rutinleri korumak ya da sadece aileyle yürüyüşe çıkmak düşündüğümden çok daha fazla iyi geliyor.
Hayat bazen büyük çözümlerden çok küçük düzenlere tutunarak ilerliyor.
İnsanın En Büyük Dayanağı
Bu dönemde en çok şunu hissettim: İnsanın sahip olduğu şeyleri ancak kaybetme ihtimaliyle karşılaştığında fark etmesi çok kolay.
Oysa etrafıma baktığımda şükredecek çok şey olduğunu görüyorum.
Sağlıklı bir aile, sevdiğim insanlar, anlam bulduğum bir iş, destek olan arkadaşlar ve her şeye rağmen yeni şeyler üretebilme gücü...
Bazen moralimin en düşük olduğu günlerde bile bunun örneklerine rastladım. Bir yabancıya yardım etmek, oğlumun bana okulda öğrendiği bir konuyu heyecanla anlatması ya da ailece yapılan sıradan bir akşam yürüyüşü, o günün bütün ağırlığını hafifletebiliyordu.
Bunların hiçbiri büyük olaylar değildi.
Ama sanırım hayat zaten çoğunlukla bu küçük anlardan oluşuyor.
Değişiklik İyi Geliyor
Son dönemde sık seyahat ettim. İstanbul'dan İzmir'e, toplantılardan kütüphanelere, ofisten farklı çalışma ortamlarına geçerken ilginç bir şey fark ettim.
İnsan bazen sadece bulunduğu yeri değiştirerek zihnini de değiştirebiliyor.
Urla'da kısa bir yürüyüş sırasında güneşi hissederken ya da Moda'da bir kütüphanede kahvemi içerken, hayatın sorunlardan ibaret olmadığını yeniden hatırladım.
Belki de her zorlu dönemde ihtiyaç duyduğumuz şey, çözümden önce biraz perspektif kazanmak.
Bu Sürecin Öğrettiği En Büyük Ders
Bugün geriye dönüp baktığımda, yaşadığım belirsizliğin bana yalnızca finansal değil, kişisel bir ders verdiğini düşünüyorum.
Kontrol edemediğimiz olaylar olacak.
Planlarımız her zaman istediğimiz gibi gitmeyecek.
Bazen hata yapacağız, bazen şanssız olacağız, bazen de sonucunu bilmediğimiz süreçlerin içinde beklemek zorunda kalacağız.
Ama bütün bunların yanında çalışmaya, öğrenmeye, üretmeye ve yeniden inşa etmeye devam etme gücümüz de olacak.
Şu an bulunduğum noktada geleceğin nasıl şekilleneceğini bilmiyorum.
Bildiklerim ise daha basit:
Ailem yanımda.
Sağlığım yerinde.
Sevdiğim bir işim var.
Ve yarın tekrar denemek için yeni bir gün olacak.
Belki de umut, tam olarak burada başlıyor.
26 Eylül 2026 Cumartesi
A Milestone in Taiwan, A Journey I'll Always Remember
Why Doing Less Delivers More
We are wired to be busy. As ambitious professionals, we love crossing things off our to-do lists. It makes us feel indispensable.
But recently, during a leadership discussion, I heard a piece of data that completely shifted my perspective on what it means to be productive.
In business, organizations run thousands of experiments - anywhere from 1,000 to 2,000 of them. Yet, at the end of the day, only a tiny handful of those ideas, perhaps two to five, will actually deliver 95% of the total value.
Read that again: 95% of the value comes from a fraction of the effort.
The Overachiever’s Curse
If you are a driven professional, this is a bitter pill to swallow. We love to do everything. We look around and see a phenomenal opportunity under almost every stone we turn.
Whether it’s leveraging AI as a new multiplier or chasing the latest consumer wellness trends, the possibilities are endless. Because we are overachievers and game-changers, our instinct is to tackle them all.
But treating every viable opportunity as a top priority is a trap.
The Art of Disengaging
The most difficult part of leadership isn't finding good opportunities. It is having the discipline to be extremely choiceful.
If a project or a topic doesn't belong in the absolute top five things that need to get done, you have to do something highly uncomfortable: you must consciously disengage. You have to ruthlessly eliminate the noise, eliminating as many things as possible that are not at the very top of the list.
This goes completely against our nature. It requires you to look at a perfectly viable opportunity and deliberately walk away from it.
Any stone can be turned into a phenomenal opportunity. But only a few things will truly create value for the company.
The Rule of Five
This kind of intense focus has to start at the leadership level. If leaders are clear from the top about the critical few priorities, it becomes much easier for everyone else in the organization to align their efforts.
So, take a hard look at your work plan for the year.
Does it clearly outline those two to five things that will actually move the needle? Or are you trying to turn every single stone?
Having the discipline to focus only on what matters is the ultimate game-changer. It is time to stop trying to do everything, and start doing what counts.


