finans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
finans etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mayıs 2026 Pazar

Yatırım Sepetim ve Yurtdışı Kariyer Heyecanım

Mudanya’da denizin karşısındayım. Fonda Sade’den Smooth Operator çalıyor. Bu sabah tatilin en verimli saatlerini geçirdim. Yapay zeka ve Twitter’dan yararlanarak kendime yeni bir yatırım planı hazırladım. Hedef: Yapay zeka dünyası ve onu destekleyen şirketler.



Uzun süredir iş dışı bir konuya bu kadar odaklanmamıştım. Belirlediğim son beş hisse senedini ajandama ve banka uygulamama kaydettim. Haziran ile birlikte alımlara başlıyorum.

Tatile çıkmadan önce yapay zekayla sıkı bir beyin fırtınası yapmıştım. En uygun fiyattan dolar almak için bir strateji belirledik. Benim gibi az insan ilişkisi ve bol teknoloji seven biri için döviz bürolarını ve kuyumcuları ziyaret edip en iyi teklifi almak üzerine bir tavsiye almak başta zorlayıcı olabiliyor. Ancak öneriler son derece mantıklı. Rakamlar büyüdükçe bu kuralları tartışmasız uygulamak gerekiyor. Bakalım beklentilerim gerçekleşecek mi? 

Konfor Alanı ve Yurtdışı Paradoksu

Paradan bahsetmişken konuyu kariyer hedeflerine getirelim. Ne de olsa yazılan hedeflerin gerçekleşme oranı daha yüksekmiş, yazalım da hedefler gerçek olsun.

Ben 2013’ten beri yurtdışında çalışmayı hayal eden biriyim. Şu an bu hayale en yakın ve en hazır olduğum dönemdeyim. Fakat garip bir şekilde, tam bu eşikte heyecanımı biraz yitirdim. "Doğru zaman belki de şimdi değildir" diye düşünmeye başladım.

Nedeni rasyonel. Türkiye'de kurlar baskılanınca, yurtdışındaki alternatiflerime kıyasla mevcut durumumun daha iyi olduğunu gördüm. Bu kez gideceğim ülkenin bana Türkiye'den daha fazla yaşam kalitesi sunmasını bekliyorum. Ancak elimdeki seçenekler beni henüz ikna etmedi. Ben de "Gün doğmadan neler doğar" diyerek konunun üzerine çok düşmemeye karar verdim. Önümüzdeki performans toplantıları yönü belirleyecek.

Emek, Kaygı ve Gelecekteki Post

Terfi aldığım 2024 yazından beri büyük bir proje üzerinde çalışıyorum. Özellikle son altı ay çok yoğundu. Şimdi projenin kilometre taşlarını tek tek aşıyoruz. Final çizgisine bu kadar yakınken, emeklerimin takdir edilmesini umuyorum.

Geçmişte bu konularda öyle büyük hayal kırıklıkları yaşadım ki, içimde hep haksızlığa uğrayacakmışım gibi bir kaygı uyanıyor. Ama negatif senaryoları çağırmak anlamsız. Bu hikaye başarıyla bittiğinde LinkedIn’de paylaşacağım o içeriği şimdiden hayal etmek çok daha keyifli.

Americano’m rüzgarda yavaş yavaş soğuyor. Yeni ayın planları ise masada beni bekliyor. Haydi bakalım, ben kaçtım...

Etiketler

Yatırım, Yapay Zeka, Kariyer, Finans, Hisse Senedi, Kişisel Gelişim


11 Ocak 2026 Pazar

İstanbul’dan Krakow’a: İş Devri, Network ve Yeni Hedefler

11 Ocak 2026, Pazar sabahı… İstanbul’da müthiş bir yağmur ve fırtına eşliğinde kendimi havalimanında buldum. Gereksiz detayları atlayalım; istikamet Krakow, Polonya. Philip Morris’in finans için en büyük ortak hizmet merkezlerinden birine nihayet gitme fırsatı doğdu. Açık söyleyeyim, Lozan kadar hayalini kurduğum bir yer değil ama yurtdışına çıkmak, yeni bir şehir görmek her zaman iyi gelir. Hava koşulları mı? İndiğimde -3 derece, gün içinde -10 bekleniyor. Zamanlama harika değil belki ama olsun, değişiklik iyidir.

Bu seyahat öncesi denetim ve yıl kapanışı derken oldukça yoğun bir dönem geçirdim, dersimi pek çalışamadım. Neyse ki Krakow ekibi bana uzun bir “görülmesi gereken yerler” listesi hazırlamış. Ben de hafta sonu YouTube’dan birkaç gezi videosu izledim. Beklentim düşük, soğuk biraz korkutuyor ama otelde kapanıp kalsam bile ortam değişikliğinin bana iyi geleceğine ve network açısından faydalı olacağına eminim.

Asıl amaç iş devri. Beraber çalışacağım arkadaşım ile masaya oturup elimdeki işleri hızlıca aktaracağım. Aylar öncesinden hazırlanmış bir listem var; bu akşam otelde son kez göz atıp yarın başlıyorum. Onun işe başlangıcı duyuruldu ama ben de anahtar roldeki kontaklara bir kez daha bilgi geçip sürecin sorunsuz ilerlemesini istiyorum. Çünkü benim de hayallerim var. Bir sonraki rol için niyetlendiğim bu dönemde hedef seçmenin ve odaklanmanın ne kadar önemli olduğunu, doğru kişilerle desteklemenin işleri nasıl kolaylaştırdığını her geçen gün daha iyi anlıyorum.

Bu yolculuklar, havaalanı, uçuş, otel… Şehirde bir restoranda tek başına yemek yemek bile bazen hayaller ve hedefler üzerine düşünmek için harika bir fırsat. Yoğun gündemde aklımıza gelmeyenleri not almak için birebir. Şimdi ben de bu fırsatı değerlendirip bu satırları kaydediyorum. Birazdan o anlara geçiş yapacağım.

Sevgiyle… 



-----------------------

  • Krakow seyahati
  • Polonya iş seyahati
  • Philip Morris finans merkezi
  • Yurtdışı iş deneyimi
  • İş devri süreci
  • Kariyer hedefleri
  • Network oluşturma
  • Krakow gezi rehberi
  • Yurtdışında çalışma
  • İstanbul’dan Krakow’a
  • 26 Kasım 2023 Pazar

    Belgrad'a Gittim ama Ne Gidiş

    Dört günlük Belgrad workshop’ını takiben Cumartesi ve Pazar dinlendikten sonra ziyaretimin bir Z raporunu alalım bakalım…


    Deneyimlere çıkardığımız dersler ve kazanımlarımızla zenginleşmek olarak bakıyorum. Şu workshop’un en önemli deneyimini de daha yolun başında elde ettim. 8:25’teki Belgrad uçuşum için 4:30’da kalktım, aracıma benzin alıp yol bilgisayarını da 90 km’ye sabitledikten sonra Sabiha Gökçen Havalimanı’nda bir park yeri bulup 4 günlük ödemesini yaptım. Güvenlik kontrolünden sonra pasaport kontrolü için sıra bana geldiğinde görevlinin “senin ne işin var burda?” deyip uçuşumun İstanbul Havalimanı’ndan olacağını söylemesi ile vücudumdan boşalan ter bana güzel bir ders aldırttı. Hiç yapmadığım işi yapıp sol şeritten “biraz hızlı” bir şekilde Anadolu’dan Avrupa’ya geçtim. Neyse ki uçuştan 3 saat önce havalimanında olacak şekilde yola çıkmıştım, yanlış havalimanında da olsam, kurala uymak işe yaramıştı.


    Belgrad’a indiğimde kalacağım Hyatt otele gitmek için taksilerin beklediği yere gittim. İlk beş taksi kredi kartı ile ödememe izin vermedi ama altıncı taksi kabul etti, ben de onu seçtim. 




    Yola çıkmadan önce, bu iki günü yol iki günü de toplantı şeklinde geçecek dört günlük workshop’u biraz da kafa olarak dinlenmem için fırsata çevirmek konusunda kendime öğütler vermiştim. Cep telefonumda Teams’i offline gözük, Outlook’u da bildirimleri kapa şeklinde ayarlasam da, sabah dokuz olmadan otelde olunca oda temizleninceye kadar “hadi biraz mailleri temizleyeyim de aklımda kalmasın” kafasıyla kendimi bir masada çalışırken buldum. Bu arada sabah 8:25’te İstanbul’dan kalkan uçağımın Belgrad’a 8:10’da inmesi de saat farkına alışmak konusunda ufak bir zorluktu. Odamı 11 gibi teslim aldıktan sonra hemen kendimi otelin yakınındaki AVM’ye atıp bir çevreyi gezdim, karnımı doyurdum ve sonra da Google Haritalar ile şehrin merkezine yürüdüm. Yürümekle bir sorunum olmadığı için gidişte sorun yaşamasam da vardığımda başlayan yağmur sıkıntı olmuştu. Üç tane kafeyi deneyip yer bulamayınca dördüncü kafede bir tahta sandalye bulup kitap ve kahve keyfi yapabildim. Vakitlice ve yağmur daha da şiddetini artırmadan otele döneyim diye düşündüm ama şemsiyem beni yol kenarından hızlıca geçen arabaların ıslatmasına karşı koruyamadı. Özellikle köprüden geçerken o otobüslerin yavaşlamaması, her seferinde pantolonumun ve botlarımın ıslanmasına sebep oldu. Odaya geçip saç kurutma makinasıyla ayaklarımı ısıtıp kendime geldim. Sonra yine bir mail temizliği ve ardından arkadaşlarla buluşup otelde yenilen akşam yemeği ile ilk gün bitti.



    İkinci gün iş konularının yoğunlukla konuşulduğu bir ajandaya sahipti. O günün en güzel yanı öğle yemeği için gittiğimiz restoranda eski futbolcumuz Dusko Tosic’i görmek oldu. Kendisiyle bir fotoğraf çektirerek Belgrad seyahatimi ölümsüzleştirdim. Akşam yemeğe bir İtalyan restoranına gittik. Yemek gayet güzel, ortam da oldukça sıcaktı. Tabi ben içeride ceketimi çıkarmadan oturduğum için dışarı çıktığımızda gecenin yarısı soğuyan havada öyle bir titremeye başladım ki, adeta bacaklarım kontrolden çıktı. Neyse ki kimse görmeden hareket etmemle normale döndüm.



    Üçüncü gün ajandamız daha hafifti. Ofisteki toplantı sonrası önce bir öğle yemeği yiyip ardından ekipçe yürüyerek bowling oynamaya gittik. İddialı olmadığım bir alanda keyif almayı seçtim. Bence bu tarz etkinlikler, ertesi gün insanların iş yerindeki duvarlarını kırması ve daha etkili iletişim kuran takımlar olması için çok faydalı, tabii ki ölçüyü de kaçırmamak lazım.



    Son gün ise Black Friday’e denk geldi. 10:00’da odamı toparlayı check-out yaptıktan sonra yine otelin yakınındaki AVM’ye gittim. İlk günden farklı olarak bu kez sabahın erken saatlerinde müthiş bir kalabalık vardı. Özellikle Zara’daki kalabalık İstanbul’daki Zara ile kıyaslanacak cinstendi. Neyse ben de Okan için bir kıyafet, ev için de çikolatalar aldıktan sonra alışveriş görevimi de tamamlayarak önce otele sonra da havalimanına geçtim. Havalimanı demişken, nerede İstanbul’daki havalimanları nerede Belgrad’daki havalimanı. Bu konuda baya iyi olduğumuzu bir kere daha gözlemledim. Gelirkenkinin aksine, bu kez 14:45’te bindiğim uçağım 18:30’da İstanbul’a indi. Cuma trafiği ile 1 saat 15 dakika’da eve vardım ve o heyecanlı hediye takdim etme ve başımdan geçenleri aktarma seansı sonrası normal hayatımıza geri döndüm.  




    1 Ağustos 2023 Salı

    PMI'da 10 Yıl Bitti, Ya Şimdi?

    1 Ağustos 2013 Perşembe günü, bundan tam 10 yıl önce Philip Morris’te işe başladım. Fabrikanın kapısından adımımı attığımda adı Philsa Philip Morris Sabancı Sigara ve Tütüncülük A.Ş. idi ve benim de ünvanım Genel Muhasebe ve Vergi Analisti’ydi. Aslından fabrikanın karşı komşusu Opel Türkiye’de (General Motors Türkiye Ltd. Şti.) çalışırken “bir gün burada çalışacağım” diye hedeflediğim Philip Morris’e girmeden önce üçer yıl PwC ve GM maceralarımda da aklım hep Philip Morris’teydi. İşe başladığım pozisyonun ilanını gördüğümde bu ilan tam da beni tarif ediyor derken o beklediğim “bir gün”ün çok yaklaştığını hissetmiştim. 2013’ün Mayıs ayında başlayan mülakat süreci, eşimin hamile olduğunu öğrenmemiz, bebeğin bereketiyle geleceğini düşündüğümüz o yaz günleri derken GM’deki ihbar süremi doldurup iple çektiğim ilk iş günüme ulaşmıştım. Yeni arkadaşlar, üretimi olan bir iş yerinde çalışmak, meşhur Philip Morris yemekleri gibi pek çok merak ettiğim şeye cevap bulduğum o ilk günün üzerinden bugün tam 10 yıl geçmiş oldu.

    Şampiyon olmuşçasına yumruklarımı sıkarak sevindiğim günlerim de oldu, dayanamayıp ağladığım da… En sevdiğim, güvendiğim kişileri de burada tanıdım, keşke yollarımız kesişmeseydi dediğim iş arkadaşlarım da oldu. Hayaller kurdum, bazılarına ulaştım, bazılarına ulaşmak için çabalamaya, emek sarfetmeye devam ediyorum. Nasip olur ya da olmaz, bilemiyorum ama buradaki hikayem bittiğinde çabalamadım dememek için ben elimden geleni yapıyorum, yapmaya devam edeceğim. On yıl önce ilk adımı attığımda, belki bugün için farklı şeyler hayal ederdim ama şükredip devam etmeyi biliyorum.

    Geriye dönüp baktığımda, hayatımdaki en önemli kararlardan birini de yine Philip Morris’te iken kariyerim için verdiğimi görüyorum. Pandeminin hayatımıza girdiği 2020 yılında, Kıdemli Vergi Analisti olarak çalışırken neredeyse her sabah Resmi Gazete’de yeni bir vergi düzenlemesi çıkıyordu, bunun analizini yapıp şirketimizi nasıl etkileyeceğini yönelik bilgilendirme ya da sunum hazırladığım dönemde Duty Free şirketimizde bir fırsat çıkmıştı. Hem de ulaşmayı çok istediğim “Manager” ünvanlı bir pozisyondu. Bugünkü gibi uzaktan çalışmanın hayatımızda sıradan bir uygulama olmadığı o günlerde bu pozisyonun İstanbul’da olması beni zor bir karar almaya itmişti: ya kabul edip İstanbul’a taşınacaktım ya da reddedip İzmir’de kalarak bekleyecektim. “İyi ki” dediğim kararımı alırken eşimin de desteğini almış, onu çok sevdiği İzmir’den ayırmıştım ama şükür ki İstanbul bize hep iyi yüzünü gösterdi. Hayatımızdaki en önemli değişikliklerden birini Philip Morris ile yapmış olduk. İstanbul’da çok sevdiğim insanlar listesini geliştirmek de en büyük kazançlarımdan biri oldu.

    Dediğim gibi, şimdilerde hayal etmeye ve o hayallere ulaşmak için çalışmaya ve kariyer yolculuğumu yönetmeye devam ediyorum. Bakalım bu yolculuk beni nereye götürecek? Nelere ulaşabileceğim? Yoksa hayal bile edemeyeceğim yerler kısmet olacak mı? Her şeyin hayırlısı… İlerlemeye devam…



    25 Şubat 2023 Cumartesi

    Evdeki Altınlarım Artık Bankada | KAD-SİS ile Yastık Altı Altına Veda

    Altını yatırım aracı olarak görme konusu tartışmalı bir konu ve bu tartışmada sizin tarafınız ne olursa olsun, hayatınızın bir döneminde elinize büyük ihtimalle altın geçmiştir. İster biriktirip yatırım yapmak ister manevi değeri sebebiyle saklamak için bir şekilde elinizin altında altın olabilir. Bu altınları tutmak sizin için de yük olmaya başladıysa ve kuyumcuya gidip doğru fiyattan satmak, üzerinizdeki nakdi taşımak gibi riskli işlerle uğraşmak istemiyorsanız, artık bir alternatifiniz var: KAD-SİS, yani Kuyumcu Altın Değerleme Sistemi


    Beni Kuyumcu Altın Değerleme Sistemine (KAD-SİS) Götüren Yol

    Yaşadığımız deprem felaketi sonrasında evde altın tutmak fikrinden tamamen vaz geçtim. Aslında bir süredir, duyduğum hırsızlık vakaları sebebiyle evdeki altınlar konusunda rahatsızlık duyuyordum ama son deprem olayında yaşananlar ile aslında kötü gün dostu olarak biriktirmeye başladığım altınların pek de dost olarak bana eşlik edemeyebileceğini gördüm. Böyle olunca neler yapabilirim diye düşündüm. İlk aklıma gelen kuyumcu oldu ama şöyle bir risk vardı: hangi kuyumcu güvenilir bilmediğim için altınımı doğru fiyattan satmak, satış sonrasında üstümdeki parayı taşımak bana ciddi bir risk olarak gözüktü. Kurumsal dünyadan geldiğim için ikinci alternatif olarak bankaların altın günü aklıma geldi. Çalıştığım bankaların altın günü takvimlerini inceledim. Oturduğum semtte yakın olmamakla beraber ilçede ayda bir-iki gün olduğunu gördüm. Bu kuyumcudan daha iyi bir fikir gibi geldi çünkü hem elimdeki altınları yine altın olarak kayda aldırabilecektim hem de karşımda kurumsal bir muhatap olacaktı. Tek sıkıntı takvimin ve kapsamdaki banka şubelerinin bana çok uygun olmamasıydı. Başka nasıl bir çözüm bulabilirim derken Akbank websitesinde “Altınlarınızı İstanbul Altın Rafinerisi kuruluşu KADSİS’in anlaşmalı kuyumcularına getirin, gram altın karşılığı anında altın hesabınıza yatsın” şeklindeki duyuruyu okuyup detaylarını araştırdım. Akbank’ta hesabınız yoksa da yazımı okumaya devam edebilirsiniz çünkü sistem Akbank ile sınırlı değil, Ziraat Bankası, İş Bankası, Vakıfbank, Halkbank, Deniz Bank, Vakıf Katılım, Ziraat Katılım, Türkiye Finans ve Emlak Katılım da bu sisteme dahil finans kuruluşları.

    Sistem Nasıl Çalışıyor?

    KAD-SİS, fiziki altınlarınızı kuyumcular aracılığı ile banka hesabınıza kolayca ve güvenle aktarmanızı sağlayan bir sistem. Sisteme dahil olan kuyumculara Altın Değerleme Noktası (ADN) deniliyor. Neredeyse her ilde ADN bulunuyor. Gün ve şube kısıtı olmadan gram, çeyrek, yarım, cumhuriyet, bilezik, kolye vb. farklı saflıktaki fiziki altınlarınızı anlaşmalı kuyumculara götürebiliyor, değerleme sonrasında KAD-SİS aracılığı ile anında bankanızdaki altın mevduat hesabınıza yatırabiliyorsunuz.

    Tanıtım metninden düzenlediğim yukarıdaki metindeki gibi, önce evime en yakın anlaşmalı kuyumcuyu www.kadsis.com websitesinden bulup telefon ile sisteme dahil olup olmadığını teyit ettim. Altınları getirmeden önce yapmam gereken bir şey var mı diye sorduğumda, bankanızda altın hesabınızın olması ve teyit edebilmemiz için nüfus cüzdanınızı yanınızda bulundurmanızı rica ederim cevabını aldım.  Ek olarak, gelmeden önce ADN yetkilisinin kuyumcuda olduğunu telefonla teyit etmemi belirttiler. Dedikleri şekilde teyit ettikten sonra altınları cebime koyup kuyumcuya gittim. Yetkili kişi farklı gram ve ayardaki altınları kontrol ettikten sonra kamera kayıtlarına geçecek şekilde beraber sayımını ve ölçümünü yaptık. SMS ile gelen onay kodunu paylaştıktan hemen sonra mobil bankacılıktan kontrol ettiğimde hesabıma teslim ettiğim altınların 24 ayar karşılığı geçmişti. Karşılıklı olarak tespit ve tesellüm tutanağını imzaladıktan sonra kendi kopyamı alıp kuyumcudan ayrıldım.

    Süreci adım adım özetlemek gerekirse:

    • Öncelikle size bir bilgilendirme formu imzalatılıyor.
    • Bilgilendirme formundan sonra tarafınıza işleme başlamak ve bankadaki hesap numaralarınızın görüntülenebilmesi için mobil onay vermeniz gerekiyor.
    • Onaylarınızdan sonra altınlarınızın değeri kamera önünde hesaplanıyor.
    • Değerleme işlemi sonucunda tutar için mutabık kalmanız durumunda KAD-SİS üzerinden bankadaki hesabınıza gram cinsinden transfer gerçekleşiyor.
    • Transfer işlemi tamamlandıktan sonra teslim tesellüm belgenizi alıyorsunuz.

    Peki Sistemin Avantajları ve Dezavantajları Nedir?

    Fiziki altınlarınızı size en yakın açık ADN’den dilediğiniz zaman hesabınıza aktarabilirsiniz. Böylece işlem için uygun gün ve şube beklemezsiniz.

    Altınlarınızı çalınma veya kaybolma riski olmadan güvenle ve kiralık kasa gibi saklama maliyeti olmadan saklayabilirsiniz.

    Hesabınızdan hızlı ve güvenli bir şekilde işlem al-sat veya birikim yapabilirsiniz.

    Altınlarınızın değerini anlık olarak değişen kurlar ile izleyebilirsiniz.

    Altınlarınızı farklı yatırım fırsatlarında dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz.

    Sistemin dezavantajı nedir derseniz, genel olarak bankalardaki alım satım makasının geniş olması derim. Kısa vadeci olmadığım için ve altın benim portföyümde hiçbir zaman yüksek oranda olmayacağı için bu durumu göz ardı edebiliyorum.

    Özetle...

    Son olarak, altın değerleme sürecinde müşteriden ücret talep edilmediğini de paylaşayım. Yani kuyumcuya “hayırlı işler” dileyerek oradan ayrılabilirsiniz. Altınlarınızı kuyumcular aracılığıyla haftanın her günü banka hesabınıza kolayca ve güvenle aktarmanızı sağlayan bu sistemde ofis çalışanıysanız izin almadan hafta sonu ya da mesai saatleri sonrasını da kullanabileceğinizi hatırlatmak isterim. Bundan sonra da elime altın geçtikçe bu yöntem ile saklamayı tercih ederim. 

    17 Eylül 2022 Cumartesi

    Hedef Belirlemem Lazım

    Kaliteli bir cuma akşamının ardından sabahın 5’inde uyandım ve cep telefonumun kalan yüzde 10’luk şarjını 6 buçukta bitirdim. Biraz daha uyumaya çalışıp olmayınca kendimi sessiz klavyemle bu satırları yazarken buldum. İçimden bir ses “bunları kim niye okusun ki?” dese de ben zaten bu yola çıktığımda kimse okusun diye değil, ileride ben okuyup “böyle de günlerim oldu” diyebilmek için yola çıkmıştım. 

    Neyse, dönelim iç dünyamıza. Bu günkü yazımızın konusu: hedef. Bu hafta kariyerle ilgili girdiğim bir toplantıda yaklaşan performans değerlendirme dönemi öncesinde yöneticimizle toplantı ayarlamamızı, bu toplantıya hazır gelmemizi ve toplantıyı genel olarak yöneticinin değil yöneticiye raporlayan kişinin yönetmesini tavsiye ettiler. Konuyla ilgili birçok materyal de paylaştılar, maili gözden geçirip bu hafta sonu kendimi vererek okurum diye okunmamış olarak işaretledim. Ancak asıl mesajın, yapılması gereken gerçek çalışmanın hedef belirlemek olduğunu biliyorum. 

    Bu yıl yeni hedef koyma konusunda zorlandığımı hissediyorum. Şartlar beni - doğru olmadığını bilsem de – grade'e bağlı hedef koymaya itiyor ancak bunun elle tutulur bir yanı da yok. Yapmam gereken çok net, mevcut sorumluluklarımı daha da genişletip etki alanımı arttırarak bir sonraki adıma yürümek. İşte burada bir sonraki adım net olarak belirlenmediği için de o adımı biraz da benim yöneticilerime anlatmam gerekiyor. Özdeğerlendirme yaptığımda şu ana kadar ifade edip istediğim şey olan yurtdışında kariyer yapma konusunu bir şekilde park edip, sorumluluklarıma, etki alanıma +1’ler katmam gerekiyor. Tabi bir de değiştirdiğim, sadeleştirdiğim, faydasını arttırdığım şeyleri çoğaltmam, bunu bir iş yapış şekli haline getirmeliyim. Bu benim iyi olduğum bir alan ve bunların sayısını arttırmak ve yaptıkça da etkili bir şekilde paylaşmaya devam etmem lazım. Bu konuda tek çekincem çevremle, dış dünyayla iletişim. Özetlemem gerekirse, ne kadar çok farklı uygulamaları gözlemlersem, başkalarıyla ne kadar çok iletişim içerisinde olursam o kadar çok ekmek çıkarırım diye düşünüyorum.  



    Yine de yöneticimle gireceğim toplantıda somut olarak şunların hayalini kuruyorum, bana alan tanırsanız şunları yapacağım diye kurabileceğim güçlü cümleler bugün itibariyle aklıma gelmiyor. Bunları yazarken biraz utandığım, çekindiğim, hakkımda böyle de kanıtlar bırakılır mı dediğim doğru. Geçen bir podcast dinlerken de (Bumuyani podcast) kişilerin günlük tutarken bile kendilerine dürüst olamadıklarından bahsediyordu. Neyseki bu durumda değilim ama bu derece dürüst paylaşımları merak edip okuyacak olanlara sunmam doğru mu göreceğiz. Her neyse, biz hedeflere odaklanalım. Mesela neler yapabilirim, bu görüşmede neler isteyebilirim bir not defterine yazarmış gibi dökeyim: 

    • Job shadowing - aklımda önceki tecrübelerimle uyumlu ancak şu anki sorumluluklarımdan farklı ve mevcutta sahibi olan bir rol var, bu pozisyon için successor/back-up olmayı düşündüğümü samimi bir şekilde paylaşıp yöneticimin düşüncesini, destekleyip desteklemeyeceğini sorabilirim. 
    • Change Management – önümüzdeki yıl için değişimi hak ettiğini düşündüğüm süreçlerden bahsedip bunların riskini ve getirisini anlatıp bu konularda harcayacağım emeği ve mesaiyi yöneticimin destekleyip desteklemeyeceği konusunda görüşünü alabilirim. 
    • Learning Plan – Bu yıl sadece şirket içindeki kaynaklardan faydalanarak eğitimler aldım ve şirkete minimum ek maliyet yarattım. Önümüzdeki yıl için alternatif eğitim planları sunup nedenleri ile birlikte bana katkısını anlatarak kariyerimde ilerlemek için hangi eğitimi almam gerektiği konusunda mutabık kalabilirim. Burada eğitimi tamamlamaktan ziyade o eğitimi işimde nasıl bir ürüne çevirebileceğim, işte bu da eğitim seçme konusunda beni çok zorluyor. 

    Açıkçası bu satırları yazarken aralarda baya bir doküman inceleyip nerelerden ilham alabilirim diye düşündüm ancak cumartesi sabahının erken saatlerinde maalesef bu kadar çıktı. Yine de hem iyi bir ön çalışma hem de bir özdeğerlendirme oldu. Artık biraz da hafta sonunu yaşayalım... 

    11 Eylül 2022 Pazar

    Yeni Pozisyonum Beni Heyecanlandırıyor

    Pozisyon değişikliği sonrası 1 cümle ile şirketin iç iletişim kanalına hislerimi ilettim. Hatıradır, burada bulunsun...



    14 Kasım 2021 Pazar

    Tasarruf Bilincimizi Hep Beraber Geliştirelim

    Günümüz insanının giderek artan ortak özelliği harcamak, tüketmek ve hep daha fazlasını istemek diyebiliriz. Halbuki dünyamız hem çevresel hem de ekonomik açıdan israf temelli tüketim alışkanlıklarının sürdürülebilir olmadığına ilişkin çok net sinyaller veriyor. Gerek kendimiz gerek dünyamız için tasarruf bilincini geliştirmek bu süreçte adeta umut ışığımız.

    Bu içerik FODER websitesinde de yayımlanmıştır.

    İsteklerimizin dozunu ayarlamak, bütçemiz ile istek dengemizi doğru kurmak tasarruf bilinci için atacağımız ilk adımdır. Dürtüsel satın almalar, duygusal bir tetikleyiciden kaynaklanır ve genellikle gereksizdir. Kendinize "istek veya ihtiyaç" sorusunu sorduğunuzda savurganlık yapmazsınız. Savurganlığın önüne geçmek ve tasarruf alışkanlığımızı geliştirmek için kendimize maddi hedefler koymak, bu hedeflere ulaşmak için harcamalarımızı bilinçli bir şekilde yönetmek, ihtiyaç/istek dengesini kurmak ve tasarrufları nasıl yatırıma yönlendireceğimizi belirlememiz gerekir. Nasıl ki bir çocuğa kumbara hediye etmek onun tasarrufu öğrenmesi için atılan ilk adımsa, bireysel olarak kendimiz de tasarruf alışkanlığımız için bu şekilde kritik adımları belirlemeli ve bu adımları rasyonel bir şekilde atmalıyız.

    Tasarruf bilincini ve kültürünü tüketimden hariç düşünmemiz mümkün olamaz. Tüketim kültürü ihtiyacımız olmayan şeyleri satın almamıza sebep olduğu gibi biraz eskiyen, yıpranan eşyalarımızı atıp yerine hemen yenilerini almamızı dayatmayı sürdürmektedir. Oysa hem bütçemiz hem de tasarruf bilincimiz bunun hedeflerimizle uyuşmadığını bize işaret eder. Eskileri dönüştürüp değerlendirmek, kullanmadığımız eşyaları satmak veya ihtiyaç sahiplerine vermek, sıfır almak yerine ikinci ele yönelmek bugün pek çoğumuzun yaptığı şeyler. Özellikle dijitalleşme ile beraber bu yönde işlemler yapabileceğimiz pek çok sanal pazar yerine de ulaşmamız çok kolaylaştı. Evde tasarruf yapmamız, geri dönüşüm kültürünü aşılamamız ve geliştirdiğimiz tasarruf tekniklerini öncelikle ailemizin içerisinde paylaşmamız dönüşümün temelidir. Böylece doğamızı, çevremizi ve bütçemizi toplumun temelinde korumaya başlamış oluruz.

    Doğa ve çevre bilinci tasarruf bilincinin de gelişmesinde anahtar role sahiptir. Doğayı tanımak, dünya ekosistemini bilmek, çevreye ve doğaya duyarlı olmak ve israfın ne demek olduğunu kavramak beraberinde tasarrufu getirir. Özellikle su tasarrufu ve çevre bilinci arasında büyük bir paralellik bulunmaktadır. Aile içerisinde ve evde tasarruf tekniklerini geliştirirken dikkat edilmesi gereken şeylerin başında su tasarrufu gelir. Ailede ve evde davranışlarla örnek olmak en etkin ve sürdürülebilir tasarruf tekniklerinden biridir.

    Doğal kaynakların verimli kullanılmasında enerji tasarrufu hem bireysel hem de toplumsal olarak üzerinde durmamız gereken bir alandır. Bu konuda sürdürülen çalışmaların ve politikaların en etkin şekilde topluma yansıması için doğru ve yerinde inovasyonların gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Doğal enerji kaynakları bu bağlamda en büyük önemi taşıyan alan olarak karşımıza çıkıyor. Enerji tüketiminin mümkün olduğunca azaltılması ve en ekonomik şekilde gündelik hayatta da uygulanabilmesini sağlamanın önemi her geçen yıl artıyor. Enerji tasarrufu konusunda dünya çapında bir kamuoyu oluşturmak için devletler ve uluslararası kuruluşlar düzenli olarak sempozyumlar ve toplantılar yapıyorlar. Binaların ısı yalıtımından kamu kurumlarında enerji tasarrufu sağlayan ampullerin kullanımına kadar birçok alanda yasalaşan kanunlarla enerji verimliliğine ön ayak olan devletler, bunun gündelik hayata yansımasını artırmak amacıyla kamu reklamları da yayınlıyorlar. Türkiye’de aynı şekilde bu tasarruf önlemlerini yasalaştırarak dünyanın en önemli güncel meselelerinden birine karşı gerekli önlemlerin alınmasını kolaylaştırıyor.

    Daha az israf, daha bilinçli tüketim tasarruf bilinci için ilk adımı atmak anlamına geldiği gibi kaynakların doğru kullanımı da daha sürdürülebilir bir dünya için arka plana atılamayacak derecede önemli. Bugünden itibaren bu yolculuğa çıkmaya ne dersiniz? Haydi hep beraber tasarruf bilincimizi geliştirelim!

    Bu içerik FODER websitesinde de yayımlanmıştır:

    Tasarruf Bilincimizi Hep Beraber Geliştirelim - FODER (fo-der.org)

    16 Nisan 2021 Cuma

    FO-DER için yazdım: Çocukların Finansal Eğitimi

    Finansal bilincin artırılması için ekosistemin gelişmesine destek olma hedefiyle gönüllü olarak destek verdiğim Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği (FODER) için kaleme aldığım “Çocukların Finansal Eğitimi” konulu içerik yaklaşan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesinde yayımlandı.

    Çocuklarımıza finansal eğitim verirken paranın bir amaç değil araç olduğunu anlatıp bugünden başlayarak gelecekte paralarını nasıl yöneteceklerini bilen, mutlu ve bilinçli bireyler yetiştirmemiz mümkün. Hepimiz bu konuda üzerimize düşeni yaparsak işte o üzerine titrediğimiz çocuklarımız için en iyi olanı yapmış oluruz. 

    Çocukların Finansal Eğitimi - FODER (fo-der.org)


    Çocuklarımız hayatımızdaki en değerli varlıklarımız. Üzerlerine titrediğimiz, onlar için her şeyin en iyisini hayal ettiğimiz çocuklarımızın geleceği için eğitimin önemi tartışmasız. Ebeveynler olarak çocuklarımıza vereceğimiz eğitim konularından biri de para ve paranın yönetimi olmalıdır. Tasarruf ve yatırım kavramlarını küçük yaşta öğrenen bir çocuk, finansal açıdan başarılı olmak için daha donanımlı olur. Şüphe yok ki, evde ailesinden alacağı temel finansal bilgiler onun ileride elde edeceği finansal başarıların temelini oluşturur.

    Çocuk ParaPeki ebeveynler, çocuklarını finansal açıdan nasıl geliştirebilir? Eğitimde oyunlaştırma (gamification) çocukları motive etmek ve bu sayede öğrenme yolculuklarını daha eğlenceli hale getirmek için kullanılabilecek iyi bir yöntemdir. İnsan doğası gereği sosyalleşmek, yarışmak, başarmak ve öğrenmek gibi arzulara sahiptir ve çocuklarımıza finansal konularda eğitim verirken bu arzuları tatmin edecek bir model yaratmamız onların eğlenerek öğrenmesini sağlar.

    Peki nasıl bir oyunlaştırma yöntemi ile çocuklarımıza finansal bir eğitim sunabiliriz? Pek çok çocuğun ellerinden düşürmediği tablet/cep telefonu oyunlarını, başından kalkmadığı bilgisayar/konsol oyunlarını hatırlayın. Bu oyunlar genelde uzun soluklu maceralardır ve hedefler içerir. Başarılı her hedefin ardından daha zor hedeflerle oyuncunun oyunun içinde kalması, birçok kez başarısız olup canlarını kaybetmesine rağmen öğrenip, deneyip yeniden başarılı olması, skorlarını takip ederek diğer kullanıcılarla yarışması, hatta diğer kullanıcıları arkadaş olarak ekleyebilmesi gibi unsurları içerir ki bu da yukarıda belirttiğim gibi bireyin sosyalleşme, yarışma, başarma ve öğrenme arzularını tatmin eder. Evde çocuklarımıza finansal hedeflerine ulaşabilmeleri için bu şekilde “oyunlaştırılmış” bir öğrenim mekanizması kurabiliriz. Örneğin çok beğendiği oyuncağı alabilmesi hedefini gösterip, bu hedefe ulaşabilmesi için ihtiyacı olan zamanı ve kaynağı belirledikten sonra bu hedefe ulaşabilmesi için haftalık ya da aylık hedeflerini onunla birlikte paylaşabilirsiniz. Hedefine ulaşması için varsa mevcut birikimlerine ek olarak tasarruf yapması, barak biriktirmesi gerektiğini anlatıp, periyodik olarak birikimlerini kumbarasında saklayabileceğini ya da bankadaki hesabında mevduat hesabında veya fonda değerlendirebileceğini, her periyodun sonunda hedefin neresinde olduğunu beraber gözden geçireceğinizi anlatıp, bu oyuna varsa kardeşini de ekleyerek yarışmacı bir ruh da katabilirsiniz. Bu şekilde oyunlaştırılmış bir eğitim, çocuğa finansal başarının en önemli unsurlarından biri olan sabrı da kazanmasını sağlar. Finansal bir hedef olsun ya da olmasın, hedefine ulaşmak için sorumluluk alan, sabırlı davranmasını bilen birey olarak yetişen çocuk her istediğinin hemen olmayacağını, be hedefe ulaşmak için sabırla çalışması gerektiğini erkenden deneyimleyerek öğrenir. Yine parasını kumbarasında biriktirmekle ebeveynleriyle bankaya gidip yatırıma dönüştürmek arasındaki farkı elde ettiği getiriyle tecrübe edip yatırım kavramıyla, yatırım araçlarıyla ve finansal kuruluşlarla “çocuk yaşta” tanışır.  

    çocuk paraÇocuklarımızın eğitiminde ve gelişiminde görsel içeriklerin etkisi yadsınamaz. Finansal konularda yaşlarına uygun bir eğitim için pek çok kaynaktan faydalanabiliriz. Örneğin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ilkokul çağındaki çocuklarımız için paranın yolculuğunu, cebimizdeki paranın ne olduğunu, onunla neler yapabileceğini video içeriklerle anlatan güzel bir seri hazırlamış. Bu kaynaktan faydalanmak isteyenler ziyaret edebilir:

    Herkes İçin Ekonomi (tcmb.gov.tr)

    Finansal eğitimi çocuklarımıza eğlenceli yöntemlerle vermenin çeşitli yöntemleri vardır, bu sayede tek bir yöntem uygulamak zorunda kalmazsınız. Bazen çocuklar izledikleri bir filmden çok etkilenir, oradaki karakterleri rol model alıp filmden çıkardıkları dersleri hayatlarında uygularlar. Bu şekilde dersler içeren filmleri ailecek izleyip, alınacak derslerin altını çizerek üzerine konuşursanız hem keyifli vakit geçirmiş hem de çocuğunuzun gelişiminde etki yaratmış olursunuz. Örneğin, “Prenses ve Kurbağa” (The Princess and the Frog) adlı çizgi filmden hedeflerin gitmek istediğiniz yeri kafanızda canlandırmanıza yardımcı olabileceği, daha fazla gelir elde etme imkanınız olduğunda bunu değerlendirmeyi düşünmek gerektiği, bu şekilde hedeflere daha hızlı ulaşılabileceği dersleri çıkarılabilir. Yine “Yukarı Bak” (Up) adlı çizgi filmi ailece izlediğinizde zor durumlar için bir fona sahip olmanın ve beklenmedik durumlarla karşılaştığımızda bu kaynağın nasıl işe yarayacağını, belirlediğimiz hedefler için yaratacağımız fonun, acil durumlar için sakladığımız kaynaklar ile karıştırılmaması gerektiği konularına dikkat çekerek filmde vurgulanan bu konuları kazanıma çevirebiliriz.

    Çocuklarımıza finansal eğitim verirken paranın bir amaç değil araç olduğunu anlatıp bugünden başlayarak gelecekte paralarını nasıl yöneteceklerini bilen, mutlu ve bilinçli bireyler yetiştirmemiz mümkün. Hepimiz bu konuda üzerimize düşeni yaparsak işte o üzerine titrediğimiz çocuklarımız için en iyi olanı yapmış oluruz.

    Volkan Yorulmaz

    Foder Gönüllüsü

    Google adsense

    Analytics