etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2024 Pazar

Konular Arası Trekking


Evde kalınca Okan ve biz ekrana çok bakıyoruz diye çareyi dışarı çıkmakta bulduk. Eskiden dışarı çıktığımızda kahvaltıya ya da ağır bir akşam yemeğine giderken artan fiyatlar sebebiyle “bu kadar para verilir mi?” sorusunu yemek için değil de kahve için sormaya başladık. Harbiden ne olacak bu fiyatların hali ya, yüksek fiyatlara bir şekilde alışıyoruz derken yine fiyatlar artıyor. Okan’a şimdiki gibi değil de gerçekten arkadaşlarıyla dışarı çıktığında kullanması için harçlık vermeye başladığımda Allah gerçekten yardımcım olsun ya da bir an önce ülke 2010 yıllarının başındaki haline dönsün…
Bu aralar kafamı kurcalayan sorulardan biri de haftasonunu ve hafta içi mesai saatlerinin dışında kalan vaktimi nasıl kullanacağım yönünde. İki alternatifim var: ya kendime ayırıp kitap okuyacağım, blogum için içerik üreteceğim ve Netflix’e verdiğim üyelik bedelinin karşılığını alacağım ya da kariyerim için yatırımdır felsefesi ile fazla mesai yapıp elimdeki işlerin dışında bir şeyler daha yapıp tamamen hayatımı işime adayacağım. Bu soru öyle bir kafamı kurcalıyor ki, sabah mesaiden bir buçuk saat önce kalkıp hadi biraz kendime vakit ayırayım dediğimde bile “gece gelen şu maili cevaplayayım, olmazsa akşam kendime vakit ayırırım” oluyorum ve pek tabii ki akşam da “aman şu işi yarına bırakmayayım da sabah temiz başlayayım” diyeceğim bir başka şey karşıma çıkıyor. Bunun zaman yönetimi ile alakası olduğunu düşünmüyorum, konu bence tamamen önceliklendirme ile alakalı. İş demek, ekmek parası demek ve bu yüzden ciddiyet gerektiriyor, karşısına çıkanı benim nazarımda yeniyor. Ancak ne zaman biraz boş kalsam, örneğin Okan’ı kurstan almak için yola çıktığımda, o zaman kendime vakit ayırmam gerektiği, o vakitte nelere bakabileceğim aklıma geliyor. Tabi telefonumdaki Outlook uygulamasının bildirimlerini kapamamın da bu düşüncelere dalabilmemdeki olumlu etkisini gözardı edemem. Şu an bu satırları yazarken, Cuma akşamüstü gelen ve Cumartesi de yöneticimin maille hatırlattığı, benim de bir saat içinde hafta içerisinde çalışmayı finalize edeceğimi yine maille belirttiğim konu var aklımda. Bu gece mi kaldığım yerden devam etsem yoksa sabah erkenden mi girişsem?
Bu Pazar’ın üçüncü ve son konusu ise kırk yaşından sonra alınan kiloların verilmesindeki zorluk. Beni bilenler yirmili yaşların sonunda ve otuzların başında ne kadar kilolu olduğumu, Okan’ın doğmasından sonra başladığım düzenli egzersiz ile bu kiloları nasıl verdiğimi iyi bilir. Son dönemde biraz boğazımı abarttığımda (bir sömestre tatili yeter) aldığım fazla kiloların bel çevreme ne kadar hızlı etki ettiğini canım sıkılarak gözlemliyorum. Sabah öğlen yulafımı yiyip yürüyüşümü de yapsam iki ileri bir geri şeklinde ilerliyor artık mekanizma. Yaklaşan Ramazan ve bahar ile durumu düzelteceğime inancım tam ama çaba göstermek gerek.
Özetleyecek olursak, çalışmamız gereken çok konu var. Hem hayat pahallılığı hem iş-özel yaşam dengesi hem de bel çevresi için durmadan çalışmaya devam. Zaten başka türlüsü pek benim tarzım da değil. O halde çalışmalarımızın karşılığını alacağımız günlere…


13 Ekim 2023 Cuma

Sabırla Yola Devam...

Yeniden umut etmek için o gücü içinde bulmak zor geliyor bazen… Zorlandım, kabul etmekte, içime sindirmekte, ama mevcut durumu ancak kendimin değiştirebileceğini de bildiğim için o ‘kafa’dan çıkardım kendimi.

Kalkıp yerimden, rutinimden çıkıp tekrar mücadeleye kaldığım yerden ancak bu kez farklı bir şeyler deneyerek bir daha başladım. “Vazgeçtim” demeden inatla devam ediyorum, edeceğim. Kimseyle kıyaslamadan kendi yolumdan, kendimden de ödün vermeden olacağını göstereceğim. En temel hedefim bu, biliyorum ki tüm diğer hedeflerin bunun ancak alt başlıkları olur.

Sabırla yola devam…



1 Ağustos 2023 Salı

PMI'da 10 Yıl Bitti, Ya Şimdi?

1 Ağustos 2013 Perşembe günü, bundan tam 10 yıl önce Philip Morris’te işe başladım. Fabrikanın kapısından adımımı attığımda adı Philsa Philip Morris Sabancı Sigara ve Tütüncülük A.Ş. idi ve benim de ünvanım Genel Muhasebe ve Vergi Analisti’ydi. Aslından fabrikanın karşı komşusu Opel Türkiye’de (General Motors Türkiye Ltd. Şti.) çalışırken “bir gün burada çalışacağım” diye hedeflediğim Philip Morris’e girmeden önce üçer yıl PwC ve GM maceralarımda da aklım hep Philip Morris’teydi. İşe başladığım pozisyonun ilanını gördüğümde bu ilan tam da beni tarif ediyor derken o beklediğim “bir gün”ün çok yaklaştığını hissetmiştim. 2013’ün Mayıs ayında başlayan mülakat süreci, eşimin hamile olduğunu öğrenmemiz, bebeğin bereketiyle geleceğini düşündüğümüz o yaz günleri derken GM’deki ihbar süremi doldurup iple çektiğim ilk iş günüme ulaşmıştım. Yeni arkadaşlar, üretimi olan bir iş yerinde çalışmak, meşhur Philip Morris yemekleri gibi pek çok merak ettiğim şeye cevap bulduğum o ilk günün üzerinden bugün tam 10 yıl geçmiş oldu.

Şampiyon olmuşçasına yumruklarımı sıkarak sevindiğim günlerim de oldu, dayanamayıp ağladığım da… En sevdiğim, güvendiğim kişileri de burada tanıdım, keşke yollarımız kesişmeseydi dediğim iş arkadaşlarım da oldu. Hayaller kurdum, bazılarına ulaştım, bazılarına ulaşmak için çabalamaya, emek sarfetmeye devam ediyorum. Nasip olur ya da olmaz, bilemiyorum ama buradaki hikayem bittiğinde çabalamadım dememek için ben elimden geleni yapıyorum, yapmaya devam edeceğim. On yıl önce ilk adımı attığımda, belki bugün için farklı şeyler hayal ederdim ama şükredip devam etmeyi biliyorum.

Geriye dönüp baktığımda, hayatımdaki en önemli kararlardan birini de yine Philip Morris’te iken kariyerim için verdiğimi görüyorum. Pandeminin hayatımıza girdiği 2020 yılında, Kıdemli Vergi Analisti olarak çalışırken neredeyse her sabah Resmi Gazete’de yeni bir vergi düzenlemesi çıkıyordu, bunun analizini yapıp şirketimizi nasıl etkileyeceğini yönelik bilgilendirme ya da sunum hazırladığım dönemde Duty Free şirketimizde bir fırsat çıkmıştı. Hem de ulaşmayı çok istediğim “Manager” ünvanlı bir pozisyondu. Bugünkü gibi uzaktan çalışmanın hayatımızda sıradan bir uygulama olmadığı o günlerde bu pozisyonun İstanbul’da olması beni zor bir karar almaya itmişti: ya kabul edip İstanbul’a taşınacaktım ya da reddedip İzmir’de kalarak bekleyecektim. “İyi ki” dediğim kararımı alırken eşimin de desteğini almış, onu çok sevdiği İzmir’den ayırmıştım ama şükür ki İstanbul bize hep iyi yüzünü gösterdi. Hayatımızdaki en önemli değişikliklerden birini Philip Morris ile yapmış olduk. İstanbul’da çok sevdiğim insanlar listesini geliştirmek de en büyük kazançlarımdan biri oldu.

Dediğim gibi, şimdilerde hayal etmeye ve o hayallere ulaşmak için çalışmaya ve kariyer yolculuğumu yönetmeye devam ediyorum. Bakalım bu yolculuk beni nereye götürecek? Nelere ulaşabileceğim? Yoksa hayal bile edemeyeceğim yerler kısmet olacak mı? Her şeyin hayırlısı… İlerlemeye devam…



23 Temmuz 2023 Pazar

Yoksa Ben İşkolik mi Oldum?

Yıllık iznimin son günündeyim ve birkaç gündür kafamdaki bu soruya takılmış durumdayım: Acaba ben işkolik mi oldum? Neden iş ile özel hayatımı ayıramıyorum ya da neden iş benim için iş saatleri sonrasında da kafamda kalıyor? Önceleri bunu sahiplenme olarak görüp belki biraz da gurur duyuyordum ancak şimdilerde acaba her şeyin fazlasının zararlı olması gibi bu da kontrolden çıkmaya mı başladı diye beni endişelendiriyor.

25 Aralık 2022 günü, yani 40. yaş günümü kutlayacağım günden bir gün önce erken rezervasyondan Temmuz ayının tam ortası için Kıbrıs’a ailemle gideceğim yaz tatilimi planlamış, hemen ardından yıllık izin talebimi de girmiştim. Günler haftaları, haftalar ayları takip etti ve neredeyse 7 ay önce ayarladığım tatilimin başladığı o Cuma akşamüstü geldi çattı. Üşenmeyip ChatGPT’den havalı bir “out-of-office” mesajı ile yıllık izinde olduğumu önümüzdeki 1 hafta boyunca bana mail atacak iç ve dış paydaşlarıma duyuracağım iletiyi de hazırladıktan sonra arkamda iş bırakmadığımdan emin olarak dükkanı kapattım. Yıllık izin kullanma konusunda oldukça cimri olan ben, son dönemde yaşadığımız acı kaybımızın da etkisiyle bu araya iyice ihtiyaç duymuştum. 17 Temmuz Pazartesi sabahı ilk uçak ile Kıbrıs’a uçacağımız için 3’te uyanıp yola düştük. Otele varıp kahvaltı masasına oturduğumuzda saat 9’du ve oğlum Okan maillerimi kontrol etmemem için bildirimleri kapamamı istedi. Onun gözünün önünde bildirimleri kapattıktan sonra kendime “tatildesin, işi düşünme” telkinlerinde bulunmaya başladım. Zaten havalimanında gelen kutuma düşen banka ekstrelerini de kontrol edip okunmamış mailleri sıfırlamıştım. Artık acil durumlar için manuel olarak maillerimi kontrol etsem olurdu. Hatta bunu bu şekilde yapacağım konusunda yöneticimle de tatile çıkmadan önce konuşmuştum.


Outlook’ta mail ve toplantı bildirimleri kapalı, MS Teams’te “çevrimdışı görün” statüsü seçilmiş bir şekilde havuz kenarında gölge bir şezlong bulup sosyal medya hesaplarımı kontrol etmeye başladım. Wi-fi her yerden güzel çekiyor diye düşünüp akıştaki içerikleri ciddi bir miktarda tükettikten bir süre sonra “hadi yüzmeden önce acil bişey var mı bi bakayım?” diyerek outlook’a bir girdim. Bilgi amaçlı gelen mailleri hızlıca silip, aksiyon alınması gerekenleri yeniden “unread” yapıp çıktım. Bir kısmı tatil sonrasını bekleyebilirdi, ama bir kısmını sabahları erken kalkıp halletsem iyi olurdu. Hem süreçler yürür hem de tatil sonrası için yüküm çok artmazdı. Bu düşüncelerle havuza atlayıp kulaçlamaya başladım.

Oteli keşfedip nerede yenir, nerede denize girilir, hangi havuz bar’a daha yakın gibi araştırmaları yaparken odamıza giriş saatimiz geldi ve odaya girip dışarıdaki güneşin dik ışınlarından kurtulup rahat yatağımıza uzanınca elim yine telefona uzandı. Yine biraz sosyal medya dozumu aldıktan sonra kaçırdığım bir şey olmasın diye bir kez daha maillerimi kontrol etme dürtüsüne yenik düştüm. Senaryo bir önceki ile aynıydı. Birkaç mail bilgi amaçlıydı, okudum ve sildim. Maalesef birkaç mail yine aksiyon gerektiriyordu. Bunları okunmamış olarak işaretledikten sonra aklımın bir köşesinde bilgisayarımı ilk açtığımda aksiyon alınacaklar ve tatil sonrası İstanbul’a döndüğümde halledilecekler olarak sınıflandırdım. Farkında olmadan Pazartesi günümden Microsoft To-Do ya da One Note gibi uygulamalarda tuttuğum notlarımı beynimde tutmaya ve hafiften yükleri almaya başlamıştım.

İkinci gün de benzer senaryoyu tekrarlayarak ilerledi. Kaçamak şeklinde gelen kutusu kontrolleri, sınıflandırmalar, alınabiliyorsa mobilden hızlı aksiyonlar adeta günümün rutiniydi. Ancak Salı akşamı yemeğe gitmeden önce biraz boş vaktim olduğunda odada bilgisayarımı açınca gördüğüm bir mail diğerlerinden daha hızlı aksiyon almamı gerektiren ve benim dışımda da birilerinin işlem yapması ile çözülebilecek türden bir işti. Bu arada, neden bilgisayar getirdin tatile sorusu da sorulabilir. Olur da acil e-imza yapmam gereken bir talimat olursa diye maalesef o cihazı hafta sonu dışında mesai günlerinde hep yanımda taşıyorum. İhtiyaç doğmasa da verdiği rahatlık bir başka. Neyse o Salı akşam yemeğinde p whatsapp üzerinden o onay süreci hakkında oldukça bilgili bir arkadaşımı da darladıktan (burada darlamak ifadesini kullandığımda Microsoft Word kırmızıyla altını çiziyor ancak doğru ifade bu çünkü arkadaşmda da yurtdışında tatildeydi bu vesileyle ondan da özür dilerim) sonra kafamda aksiyon planımı yaptım. Odaya geçtiğimde de gerekli mailleri attım ve dönüş aldığımda yapacaklarımı bir kez daha gözden geçirip yattım.


Yattım ama aciliyeti olan bu işin tatil sezonu olması sebebiyle yavaş ilerleyebilme ihtimali benim uykumu mahvetti. Sürekli kafamda onay sürecinde yaşayabileceğim zorluklar, alternatif çözümler, bunların denetimsel riskleri dolandı durdu. Kalitesiz, bölük pörçük bir uykunun sonunda henüz 7 olmamışken uyandım. Sosyal medya ve mail temizliği sonrasında akşam attığım mesaja 07:50’de cevap gelmesi bana “doğdu güneşim” dedirtti ve hemen bilgisayarımı açıp mailde yazan tutarlara göre dosyamı hazırlayıp onay sürecini başlattım. Ancak konunun acil olduğunu onay akışındaki kişilere de iletmem gerekiyordu ki ona göre önceliklendirsinler. Bu kez Teams’den ilgililere özel mesajlar atıp durumun aciliyetini aktardım ve kahvaltıya gittik. MS Teams’de her ne kadar çevirmdışı gözüksem de bildirimlerim açıktı, cevap geldiğinde hızlıca yazışmaya mobilden devam edebilirdim.

Öyle de oldu, Avrupa’daki paydaşlar mesaiye başladıkça mesajlarıma dönüş almaya başladım. Pek tabii ki iş yapış şeklimizin farklılığından kaynaklanan “Neden acil?”, “Neden önceliklendireyim?”, “Bu işi yapan arkadaşımız Pazartesi dönecek, beklese olmaz mı?” şeklindeki sorgulamaları aldım. Her birine “bakın ben de yıllık izindeyim ancak bu bu bu sebeplerden ötürü konu acil, iş birliğiniz için şimdiden çok teşekkür ederim” şeklinde geri dönüşleri tatlı dille yapmaya çalıştım. Pek tabii ki bu da benim bir süre daha telefonla haşır neşir olmama sebep oldu.

Çarşamba’yı da bu trafikle geride bıraktıktan sonra Perşembe günü sabah bilgisayarda mail temizleme ve cevaplama ardından deniz ve havuz kenarında sosyal medya dozumu aldıktan sonra yine mail takibi ve onay akışı için Teams yazışmaları ile adeta rutinleşmiş şekilde sürdü. Akşam olduğunda ise, hem tatilin dördüncü ve son akşamı olması hem de bavul hazırlıklarına da başlama istememiz sebebiyle erken odaya çekildik. Tabi dayanamadım ve hadi biraz bilgisayara bakayım dedim. Bu kez enerjim de iyiydi, aksiyon alınacak işlemlere de giriştim. Bitirdikçe keyfim yerine geliyordu. Bu kez rutin bir iş günü gibi akşam çalışırken bir onay esnasında teknik bir sorun dikkatimi çekti. Maalesef ki hızlı aksiyon alınması gereken ve benim dışımdaki IT ekibinin devreye girmesi gereken bir süreçti. Hem iç hem dış paydaşlarla çözülmesi gereken bir süreç olduğu için farklı kanallardan bir çok kişiyi bilgilendirecek şekilde ticket açılması ve mail trafiğinin başlatılması işine tam da gece yarısı olurken başladım. Son gece maalesef bu huzursuzlukla yatağa girip kafamda yine yeni çözüm senaryoları kurduğum bir gece oldu. Sabahında ise bu kez 07:50’de gelen bir mailde yoktu, aksiyon alacak kişileri beklemekten başka çarem yoktu. Son gün olması sebebiyle 12 öncesinde odayı boşaltmadan önce yine aksiyon almam gereken tüm işleri halledip artık başkalarının alacağı aksiyonları pasif bir şekilde beklemek üzere bilgisayarımı sırt çantama koydum.


Gün içerisinde kaçamak mail takipleri artık rutinimdi. Hatta Outlook’un eski gönderileri sorgulama özeliğinden faydalanıp rutin mailleri cevaplama konusunda oldukça hızlanmıştım da. Bu arada hafta ortasında mobil uygulamada yapabileceğim yazım hatalarına ilişkin mail imzama bir açıklama daha eklemiştim. Tabi bu konuda da ChatGPT’ye teşekkürlerimi sunarım. Bu arada gece yarısı attığım maile otelden çıkıncaya kadar cevap gelmedi. Havalimanına ulaştığımız akşam saatlerinde ise açtığım ticket’a (en önemli aciliyet rating’i ile açmış olmama rağmen) ilk yanıt gelmişti. Okunmadı olarak işaretledim ve Cumartesi yapılacaklar listeme yazdım, tabi ki beynimde.

Cumartesi sabahına İstanbul’da uyandım. Sıcak bir yaz günü olması sebebiyle herhangi bir planımız yoktu ve tatil öncesi boşalttığımız buzdolabı için marketten alışveriş yaptıktan sonra biraz kendime vakit ayırmak için bilgisayarı açtım. Youtube’dan sevdiğim kanalları dinlemeye başladıktan bir süre sonra kafamdaki o aksiyon alınacak işlere koyulmuşken buldum kendimi. Bilgisayarımın şarjı bitinceye kadar da bu böyle gitti. Evet o ticket’a gelen cevapla ilgili de işlemi yaptım. Sonra akşam saatlerinde blog’um için bir şeyler yazarım diye düşünüp bilgisayarımın başına geçtim. Hatta şarj sorunum olmasın diye odama da çekildim. Bu kez de “Pazartesi’ye kalmasın” diye düşünüp yine işe koyuldum ve enerjim bitince “biraz da aile vakti” deyip günü sonlandırdım.

Ve nasıl ki Aralık’tan Temmuz’a günler su gibi geçtiyse tatilin son günü Pazar günü de aynı hız ile geldi ve en azından bu satırları kaleme alacak kadar kendime vakit ayırabildim. Tatilin son saatlerinde tatil boyunca kendime sorduğum soruyu bir kez daha kendime sordum: Ben işkolik mi oldum?

Odamızdan ayrılmadan hemen önce…


12 Nisan 2023 Çarşamba

Bir İhtimalin Ardında Bıraktıkları

Bir hafta önce bugün içim kıpır kıpırdı. Olur mu olmaz mı diye düşünürken arkadaşlarımın yüreklendirmesi ile attığım adım sonrası köşeme çekilmiş olması durumunda beni nelerin beklediğini tasarlamaya başlamıştım. Halbuki arkadaşlarım cesaretlendirmesi, sadece aklımda kalacak olan bu eylem somut bir adıma dönüşmeyecek ve ben de böyle hayaller içine düşmeyecektim. Üzerinden bir hafta geçip konuya ilişkin bir haber alamayınca da daha önce pek çok kez test edip onayladığım o söz geldi aklıma: "no news is bad news". Yalnız bu cümleyi Türkçe'ye nasıl çevirmişler diye bakarken karşıma ekşisözlük'teki "no news is good news" tanımı çıktı, yazar "birinden haber alamadıysanız, merak etmeyin telaşa kapılmayın sakin olun, eğer kötü bişey olsaydı zaten duyardınız" demiş. Bak şimdi içime ufakta olsa bir umut ışığı doğdu.

İnsanoğlu elindekilerin kıymetini bilmekte zorlanıyor. Daha önce hayalini kurduğu şeylere eriştiğinde o şeyler hızlıca standardı haline geliyor ve daha iyisini, daha fazlasını isterken buluyor kendini... Beynimiz de bir şekilde bu isteğimiz için bizi haklı çıkaracak her türlü savunmayı gerçekleştiriyor. Ama o kadar çalıştık, emek verdik, niye haketmeyelim ki diye başlayan cümleler yankılanıyor sanki beynimin içinde. Evet istiyorum ama gerçekten onu mu istiyorum yoksa onun beraberinde getireceklerini mi? İşte dürüstçe bu soruya cevap verdiğimde halime şükredip devam edesim geliyor. Ama bir süre sonra bu kez de ileride acaba erişemediklerim yüzünden pişman olur muyum diye kendime sorarken buluyorum. Zamana bırakabilmek, hayırlısı olsun diyebilmek ve kadere inanmak bu gibi durumlar için en doğru aksiyon planı olabilir.

Olur ya da olmaz bekleyip göreceğim ama şu Ramazan günlerinde dualarıma giren, beni heyecanlandırıp hayaller kurdurtan bir ihtimalin varlığı da belki şükretmek için yeterli bir sebeptir. Ne dersin Volky? 



31 Ekim 2017 Salı

Her ‘hayır’da ‘evet’e bir adım daha yakınsın

Şu sıralar Carmine Gallo’nun çok satan kitabı “TED Gibi Konuş”u okuyorum.  Teknoloji, Eğlence ve Dizayn sözcüklerinin baş harflerinden adını alan TED konferanslarının gördüğü ilgi üzerine kitapta TED'in en sevilen konuşmacılarıyla söyleşiler, psikoloji, nörobilim ve iletişim uzmanlarının görüşleri bir araya getirilmiş.

Bol bol not alarak okuduğum bu kitaptan alıntılarımı kitap biter bitmez paylaşırım. Ancak kitabın bitmesini beklemeden kitaptan paylaşmak istediğim bir hikaye var. Bakalım siz de beğenecek misiniz?

Lakewood Kilisesi rahibi Joel Osteen hiç TED konuşması yapmamıştır, fakat her hafta vaazlarına şahsen katılan 40.000 kişiye ve televizyonda seyreden yedi milyona TED’e yaraşır bir performans sunar. Osteen, TED tarzına uygun olarak, vaazına her zaman bir temayla başlar. Bir vaazına, “Sizinle bugün nasıl ‘Geleceğinizde Evet Var’, bunu konuşacağım,” diyerek başladı. Bir arkadaşı hakkında kısa bir anekdotla devam etti. Arkadaşı yıllardır çok çalışıyormuş. Bir gün bir şef emekli olmuş ve işe birkaç kişi aday olmuş. Osteen’in arkadaşının kıdemi varmış, fakat daha genç ve deneyimsiz biri için terfiden geri çevrilmiş. Arkadaşı kendisini aldatılmış hissetmiş ama gücenik davranmamış, ya da elinden gelenin en iyisini yapmaktan vazgeçmemiş. İki yıl sonra, bir kıdemli başkan yardımcısı emekli olmuş ve Osteen’in arkadaşı hak ettiği terfiyi almış. “Şimdi onun pozisyonu diğer eski şef pozisyonundan çok daha üst seviyede,” dedi Osteen. “Şu anda bir ‘hayır’da olabilirsiniz ama yardım yoldadır. İyileşme yoldadır. Terfi yoldadır. Kendinize, ‘Hayır’da kalmayacağım. Evet geliyor, biliyorum,’ deyin.

İşte hikaye böyleymiş sevgili okur. Tanrı kalbinize bir hayal koyarsa, başaracağınızı bilirsiniz. Her ‘hayır’da, ‘evet’e bir adım daha yakınsınız demektir. Hikayedeki gibi, hakeden ve isteyen hepimizin geleceğinde evet olsun.  

Bu güzel hikayenin İngilizce’sini de aşağıda paylaşıyorum. Hikayenin teması evrensel, ulaşabildiği kadar fazla kişiye ulaşsın isterim…


A TED-worthy Preacher Tells Stories from the Pulpit

Lakewood Church pastor Joel Osteen has never given a TED talk, but he gives a TED-worthy performance every week to 40,000 people who attend his sermons in person and another seven million who watch him on television.

In TED fashion, Osteen always begins a sermon with a theme. He started one sermon, “I want to talk to you today about how ‘Yes Is in Your Future.’12. He followed with a short anecdote about a friend of his. The friend had been working hard for years. One day a supervisor retired and several people were up for the job. Osteen’s friend had seniority and had been faithful to the company, yet he was turned down for the promotion in favor of a younger and less-experienced person. The friend felt cheated but “he didn’t get bitter or quit doing his best.” Two years later, a senior vice president retired and Osteen’s friend got the promotion he deserved. “His position now is many levels higher than that old supervisor position,” Osteen said. “You might be in a ‘no’ right now but favor is coming. Healing is coming. Promotion is coming. Say to yourself, ‘I’m not going to get stuck in a no. I know a yes is coming.’”

8 Ekim 2017 Pazar

Pause Tuşuna Basar Mısınız?

Akıp giden zamanın içerisinde anı durdurup nerede olduğunu ya da nereye gittiğini sorguluyor musun? Yoksa sen de o bitmek tükenmek bilmeyen yapılacak listeleri ve hedeflerin yetişmesi için nefes almadan, sağına soluna bakmadan çalışanlardan mısın? Ya da “umurumda mı ki bu dünya” diye uzun hava çeken sen misin? Hangisi olursan ol, bir ara bir dinlen, rölantiye al motoru, izin ver devri biraz düşsün… İçindekini dinle, onun biriktirdiklerini toparlamasına ve dışarıya atmasına izin ver. Ancak böyle yaparsan çıkabilirsin önünde o dimdik yokuşları. Yok benim zamanım demeye devam edersen, ya o yokuşu çıkarken boğarsın motoru ya da yokuşun yanındaki kestirme rampayı kaçırırsın gözlerinden. İşte bu yüzden ayır kendine de biraz zaman, hani o toplantılara, toplantıda aldığın notlara, yapman gereken rutin işlerine, geliştirmeye çalıştığın o projene ayırdığın gibi. İnan onlar kadar zaman ayırmasan da olur, biraz dinlendir kendini sadece…

Tanırsın sen kendini, bilirsin sana neyin iyi geleceğini… Belki yazıp içini dökersin benim gibi, belki de bu hiç sana göre değildir, seçersin doğada yürümeyi… Ya da o en sevdiğin müziği dinlersin, belki de ne zamandır ertelediğin hobine vakit ayırırsın. Belki hiç görmediğin ama hep merak ettiğin bir yere gider, instagram için değil de kendin için hatıralar biriktirirsin. Belki de ruhunu dinlendirmenin yolunu ibadette bulursun. Aklıma gelmeyen daha nice alternatifin de olacağından eminim. Tek derdin benim unuttuğum ama sana iyi gelecek o şeyi bulmak ve ona vakit ayırmak olsun.

Bu bahsettiğimi yaparsan kazanan sen olursun. Zaman kaybederim diye düşünürsen eğer şimdiye kadar bunu yapmadığında da o yapılacaklar listendeki satırların azalmadığını hatırlatırım sana. Senden yine onlarca hedefi tutturmanı beklerken birileri bir PAUSE tuşuna bassan oyunu kaybetmezsin. Belki de o arayı vermek için şimdi en doğru zamandır, ne dersin?
Yukarıdaki yazıyı havuzun kenarında yazdıktan sonra bilgisayarımı kapatıp bu manzarayı ölümsüzleştirdim...

1 Ağustos 2017 Salı

Philip Morris’te 4 Yılı Devirdim

Güzel insanlarla, güzel bir ortamda hakettiğinin karşılığını maddi ve manevi alarak çalıştığın zaman saatler, günler, haftalar ve yıllar ne kadar da hızlı geçiyormuş.

Bugün Philip Morris camiasındaki 4.yılımı dolduruyorum. Serviste işe gitmekte olduğum şu an, cep telefonumdan bu satırları yazarken geride kalan 4 yılda biriktirdiğim deneyimlerin ve dostlukların hazinesini düşünerek kendimi, çok şükür, şanslı hissediyorum.

Önceki iş yerlerimde, ki hem PwC hem de GM benim bugüne gelmemde önemli pay sahibidir, 3 yıllık çalışma süresini (kendi tercihimle) aşamamıştım. Ne mutlu bana ki Philip Morris’te bu süreç çok daha hızlı, keyifli ve öğretici geçti.

Umarım bu ortam hep böyle güzel devam eder ve ben de buradan emeklilik için ayrılırım.

Sevgiyle,

İlk Kutlama LinkedIn'den Geldi
Facebook Artık İş Yıl Dönümlerini de Kutluyor

23 Nisan 2016 Cumartesi

Hedeflerine Giden Yol Üzerine Bir Deneme

Bir Cuma sabahı her zamankinden biraz daha erken kalkıp sevdiğin birşeyi yapmak istersin. Oturup sadece birşeyler yazmak istersin. Beynin tatil ihtiyacı sebebiyle yorgun ve yaratıcılıktan uzak olsa da, ayakların bir gün önce yapılan spor ve akşamki yürüyüşün etkisiyle ağrısa da hobin yazmaktır ve sen de yazmak istersin.

Şöyle bir düşünürsün, zaman pek hızlı geçmektedir. Yine hafta sonu heyecanı içini kıpır kıpır yaparken, bilincin de açıktır ve alttan fısıldar, "ardından yine pazartesi sendromu gelecek" der kulaklarına. Dediğim gibi vakit hızlı geçmektedir. Aklının bir kenarında yapılacaklar, aklına yazmayıp da sanal ortamdaki not kağıtlarına yazdığın yine farklı öncelikteki yapılacaklar hep birbiri ardına gelir. Allah utandırmasın, hepsi bir şekilde tamamlanıp halledilir. Bazılarının yapılmış olması tatmin eder, bazıları ise sıradandır, rutindir, hiçbir etki yaratmaz, bilinir ki periyodiktir ve tekrar gelecek, yine yapılıp bitecektir. Tatmin edenlerin artarak devam etmesi temenni edilir. Zorlayan, terleten, sıkıntıya sokanlar gelişimine katkıda bulunacak niteliktedir. Hayattaki hedeflerin ve beklentilerinle uyumlu olarak, bunların artması ve senin bunların altından başarıyla kalkman amaçlarına ulaşmanı sağlar. Tabi ki başarıya giden yol Çeşme otobanı gibi akıcı değildir; pek çok zorluk çıkar karşına...
 
Bazı algılar vardır hakkında, başkalarınca hakkında önceden edinilmiş olan. Öncelikle bunlardan negatif olanları yıkman beklenir senden. "Benim yolum birdir, eğilmem, bükülmem" dersen seni değerlendirecek pozisyonda olanların senden bekledikleri değişimi de sağlayamayacağını bilmen gerekir. Hal böyle olunca, aklının bir köşesinde başarıya giden yol için değişime açık olma ve değişimi yönetme becerisine sahip olma şartı yer edinir. Ama bu tek başına yetmez. Fırsatlar çok önemlidir, bazıları sunulur, bazıları ise yaratılır. Mesela yukarıda anlattığım şu zorlayan, terleten, sıkıntıya sokan işler vardır ya, işte bunlar aslında fırsattır, kendini gösterip potansiyelini dışarı vurmak için. Ama bu fırsatlar bazen senin şansınla karşına çıkar, bazen senin önceki başarılarından ötürü sana sunulur, bazen de senin kovalaman, takip etmen, ikili ilişkilerine önceden yaptığın yatırımlar (bugün buna bence "network" deniliyor) sonucu sana gelir. Gelirken bazen altın tepside sunulur, bazen confidential diye başlayan bir mailde, bazen de sırtın sıvazlanıp motivasyon konuşması eşliğinde yapman gereken tanımlanır.
 
Görevi kabulun sonrası (pek tabii ki de aksi beklenmediği gibi kabul süreci de yaşanmaz, olay sadece kafada biter) işe koyulurken farkı yaratacak şey bence iyi plan yapmaktır, bunun içinde zamanı iyi yönetmek de mevcuttur. Bazı zorlu projeler, senin tek başına altından kalkamayacağın, başkalarıyla yolunun mutlaka kesişmesi gereken, birileriyle ya ortak çalışacağın, ya da onlardan veri ya da bilgi-yorum alman gereken türdendir. Bunu yaparken doğru insanları bulmak senin önceki tecrübelerinden elde ettiğin birikimin ya da çevrenden elde edeceğin yönlendirmelerin etkisiyle olacaktır.
 
Senden bekleneni verilen zaman içerisinde hazırlar, ilgililere sunarsın. Buradaki sunuş, çalışmayı yapıp, "ektedir" şeklindeki bir mail kadar basit ya da onlarca kişinin katılıp tüm gözlerin üzerine kitleneceği arkanda efektli, animasyonlu powerpoint slidelarının akacağı bir sunum da olabilir. Aslında sunumun, görevin sana tanımlandığı andan itibaren işi yürütmeye başladığın andan itibaren başlamıştır. İnsanlar, özellikle seni değerlendirecek pozisyonda olanlar, o andan itibaren senin projeni takip ediş şeklini, verileri elde etmeni, diğer kişilerle iletişim yöntemlerini, çalışmayı zamanında ve beklenen nitelikte finalize etmeni ve bunu sunmanı bir süreç şeklinde izler. Hakkındaki gelişim alanlarının bu projede esnasındaki güncel durumunu görüp yeri geldiğinde sana feedback verir. Sen bu geribildirimleri alsan da, gelişime ve değişime inansan da, çabalasan da bazılarının adeta kalıtımsal olduğunu hisseder ve yıkmakta zorlanırsın. Hani şu bel çevresinde biriken yağlar gibi, ne kadar egzersiz yaparsan yap, yıllarca o bölgede birikmiş durumda olan yağlar varsa, uzunca bir süre o yağlar egzersize dayanır. Ama yine de bilirsin ki egzersizle ve sporla tahta gibi fit olmayı başarmış olanlar vardır. İşte bu yüzden değişime ve gelişime inanmaya devam edersin kendinle başbaşa kaldıkça. Olacak dersin, olması için sebepler bulursun. Yolun sonundaki ışığın sana getireceği refah senin itici gücün olur. Bazen başka insanlardan destek alırsın, onların başka hayatlarda yaşanmış olan tecrübelerinin bir kısmı senin hayatına adapte edilebilir durumdadır, bazıları ise malesef senin hikayende kullanılabilir durumda değildir. Bazen amir, bazen seni dışardan izleyebilen bir iş arkadaşı, bazen mentor ya da koç, bazen katıldığın eğitimdeki bir eğitmen, bazen de bu konularda akademik çalışmalara imza atmış bir uzmandan elde edebildiklerini yanına koyar, gelişim alanlarını tamamlamaya ve hedefine ulaşmaya çalışırsın.

İşte o hedefe ulaşınca belki yepyeni ve zorluk seviyesi çok daha yüksek yeni hedefler seni bekleyecektir ama sen öncelikle o yolun sonunda gördüğün ilk ışığa odaklanmışsındır. O ışığı görüp de ona ulaşmak isteyen herkesin yolu açık, başarıları daim olsun.
 
 

7 Aralık 2015 Pazartesi

Tarihlerle 2016 Yılı Oğlak Burcu Yorumları

Genel olarak Oğlak burcu için 2016 yılının nasıl geçeceğini karşılaştırmalı olarak bir önceki yazımda sunmuştum. Dilerseniz o içeriğe buradan ulaşabilirsiniz:


Şimdi de tarih aralıklarıyla Oğlak burcu için 2016 tahminlerini sunuyorum. Hem hayatınızda sıradışı bir şey olduğunda dönüp değerlendirmelere bakabilirsiniz, hem de kritik tarihler öncesi tedbirinizi alabilirsiniz.

İşte konularına ve tarihlerine göre Oğlak’ları bekleyen gelişmeler…

Oğlak Burcu Aşk Hayatı 2016 Aşk, Evlilik, İlişkiler

5-25 Ocak 2016 arası
aşk hayatınızda açıklayamadığınız duygular ve gizlilik içeren ilişkiler söz konusu olabilir. Evliyseniz bu dönemde gizli İlişkiye heves etmemeli eşinize sadık kalmalısınız Yaşadığınız kaçamakların faturasını ağır ödeyebilirsiniz.

4 Şubat - 2 Mart 2016 arası Venüs'ün burcunuzdaki konumu çekiciliğinizi artıracak. Etrafınızda bulunanların ilgisini çekecek, eşinizle iyi anlaşacaksınız. Evlenmeyi düşünüyorsanız güzel bir düğünle evlenerek mutlu olabilirsiniz. Kalbiniz boşsa sizinle ilgilenenler olacak, içlerinden biriyle anlaşabilirsiniz. 28 Mart -21 Nisan arası sevgilinizle, eşinizle birlikte gezecek eğlenecek mutlu olacaksınız. Kalbiniz boşsa kısa yollarda tanışacağınız hoş çekici biriyle ilişki başlatabilirsiniz.

22 Nisan - 16 Mayıs arası eşinizle iyi anlaşacak yuvanızda mutlu olacaksınız. Sevgiliniz varsa ailenizle tanıştırmanın tam zamanı. 17 Mayıs - 10 Haziran arası
aşk hususunda çok şanslısınız. Bu dönemde eşinizle, sevgilinizle iyi anlaşacak, güzel duygusal ilişkiler yaşayacaksınız. 5 -29 Temmuz arası sevgilinizle, eşinizle iyi anlaşacak çok mutlu olacaksınız. Bu dönem evlilik için güzel bir zaman. Evlenerek çok mutlu olabilirsiniz.

30 Temmuz - 22 Ağustos 2016 arası cinsellik ön planda olacak. Kalbiniz boşsa cinselliğin ön planda olduğu zevkli macera yaşayabilirsiniz. Ciddi ilişki düşünmemelisiniz. Evliyseniz duygularınızın etkisinde kalarak gizli ilişkiye heves etmemelisiniz, huzurunuz bozulabilir. 23 Ağustos - 16 Eylül arası sevgilinizle, eşinizle birlikte tatil, gezi olanaklarından yararlanabilir, güzel birliktelikler yaşayabilirsiniz. Kalbiniz boşsa gideceğiniz tatil yerlerinde, uzun yolculuklarda, fuar, seminer gibi yerlerde karşılaşacağınız üstün deneyimli biriyle anlaşabilirsiniz. Bu kişinin ikinci eşi de olabilirsiniz. Evlenmeyi düşünüyorsanız evlenerek balayına gidebilirsiniz.

10 Ekim - 2 Kasım 2016 arası yine çok şanslı olduğunuz bir dönem. Kalbiniz boşsa arkadaş çevrenizde tanışacağınız biriyle ilişki başlatabilirsiniz. 3 -27 Kasım arası gizlilik içeren ilişkiler söz konusu. Evliyseniz duygu ve isteklerinizin etkisinde kalarak gizli İlişkiye heves etmemelisiniz. 28 Kasım - 18 Aralık arası yine çok mutlu olacağınız bir dönem. Evlenmeyi düşünüyorsanız tam zamanı. Kalbiniz boşsa sizinle ilgilenenlerden biriyle anlaşabilirsiniz.19 Aralık 2016 tarihinde Merkür geri hareketine başlayacağı için elinizi çabuk tutun ve 2017 yılına yalnız girmeyin!

Oğlak Burcu 2016 İş ve Kariyer Hayatı

22 Ocak'a kadar olan dönemde arkadaşlık ve dostluk ilişkilerinizde dikkatli olmalısınız. Merkür 2-22 Ocak 2016 tarihlerinde retro hareketine başlıyor… Para ile İlgili bir konu yüzünden anlaşmazlık söz konusu olabilir. 18 Ocak - 1 Mart 2016 arası işlerinizi gizlilik içinde yürümelisiniz. Sizi çekemeyenler işinize engel olmaya çalışabilirler. 5 Şubat -2 Mart arası Venüs'ün burcunuzdaki konumu şansınızı açacak, işte başarılı olacaksınız.

3-27 Mart 2016 arası karşınıza çıkan fırsatları iyi değerlendirerek gelirinizi artırabilirsiniz. Bu dönemde çeşitli yerlerden elinize bol para geçecek. 4 Mart - 21 Nisan arası Mars'ın Balık burcundaki konumu enerjinizi artıracak. Bu dönemde kendinizi güçlü ve enerjik hissedecek, engelleri kolayca aşacak, birçok işin üstesinden geleceksiniz.

28 Mart - 21 Nisan arası yakın çevrenizin desteğini alarak işte yeni atılımlar başlatabilir, kazançlı kısa yolculuklar yapabilirsiniz. Bu dönede yakın çevrenizle iyi ilişkiler kuracak, iletişim hususunda başarılı olacaksınız. 22 Nisan - 16 Mayıs arası evinizde bolluk olacak. Ev ve aile için almak İstediğiniz şeyleri alacak, mutlu olacaksınız. 22 Nisan - 17 Haziran arası giderlerinizde artış olacak. Fazla para harcama eğiliminde olabilirsiniz.

17 Mayıs - 10 Haziran 2016 arası şanslı olduğunuz bir dönem olarak görünüyor. Yaratıcı düşünce gücü gerektiren işlerde başarılı olacak, ileriye yönelik kazançlı yatırımlar yapacaksınız. 11 Haziran - 4 Temmuz arası grup çalışmalarında başarılı olacak, güzel iş fırsatlarıyla karşılaşacaksınız. 17 Haziran - 16 Aralık arası olan dönemde Mars'ın Balık burcundaki transiti yakın çevre ve kardeş ilişkilerinizde sorunlara neden olabilir. Bu dönemde iş ve para hususunda yakın çevrenizin desteğini almanız zorlaşabilir. 5 - 2 9 Temmuz arasında ortak çalışmalardan para kazanabilir, yeni ortaklık tekliflerini değerlendirebilirsiniz.

30 Temmuz - 22 Ağustos 2016 arası eşinizin, ortağınızın, b
aşkalarının parasından yararlanabilir, hisseli paralar, sigorta, miras gibi konulardan kazanç elde edebilirsiniz. Ayrıca şansınızı loto, toto, piyango gibi oyunlarda deneyerek havadan para kazanabilirsiniz.

Özellikle 19, 20, 21, 22 Ocak doğumlu olanlar şanslarını muhakkak denemelidirler. 23 Ağustos - 16 Eylül arası yurtdışını ilgilendiren konulardan ve uzun yol gerektiren işlerden para kazanabilirsiniz. Uzak yerlerdeki kısmetlerinize ulaşmaya çalışmalısınız, uzak yerlerden para kısmet alabilirsiniz. 16 Eylül - 9 Ekim arası İşte çok başarılı olabilir, biraz fazla çabayla istediğiniz konuma gelebilirsiniz. 10 Ekim - 2 Kasım arası arkadaş çevrenizin desteğini alarak işte atılım yapabilir, mesleki bir hayalinizi de gerçekleştirebilirsiniz. 3 - 27 Kasım arası gizlilik içeren ilişkiler söz konusu olabilir. 28 Kasım - 22 Aralık arası olan dönemde çok şanslısınız, başlatacağınız yeni atılımlarda başarılı olma şansınız fazla. 17 Aralıktan sonra hayati etkisi olan kararlar almamalısınız, Merkür'ün konumu zihinsel durgunluğa neden olabilir.

Oğlak Burcu 2016 Eğitim Yorumu

22 Ocak'a kadar olan dönemde Merkür'ün ters hareketi zihinsel faaliyetlerinizde durgunluğa neden olabilir. 23 Ocak - 13 Şubat arası zekanız işlek olacak, atılımda bulunarak başarılı olabilirsiniz. 6 - 2 1 Mart arası yakın çevrenizin yardımını alarak sorunlarınıza çözüm bulabilir, başarılı olabilirsiniz. 22 Mart - 6 Nisan arası zorlanacağınız bir dönem olarak görünüyor. Bu dönemde derslere gereken zamanı ayırmalı, gerçekçi olmalısınız.

6 - 25 Nisan arası atılımda bulunarak istediğiniz başarıyı elde edebilirsiniz. 2 - 22 Mayıs 2016 arası Merkür'ün ters hareketi zihinsel faaliyetlerinizde durgunluğa yol açabilir. 20 Mayıs - 13 Haziran arası yine çok başarılı olabileceğiniz bir dönem. Bu dönemde başarılı olmanız için sosyal faaliyetlerinizi azaltmalısınız.

30 Haziran - 13 Temmuz arası gerilimli bir dönem, Merkür'ün etkisiyle isteksizlik ve motivasyon eksikliği oluşabilir, en iyisi dinlenmeli zihninizi rahatlatmalısınız. 31 Temmuz - 27 Ağustos arası yurtdışı eğitim olanaklarından yararlanabilir, kurs ve seminerlere katılarak bilginizi artırabilirsiniz.

25 Ekim - 12 Kasım arası arkadaşlarınızın yardımını alarak atılımda bulunabilir, istediğiniz başarıyı elde edebilirsiniz. 3 - 16 Aralık 2016 arası zekanız işlek olacak, kendi çabalarınızla başarıya ulaşabilirsiniz. Başarılı olmak için dikkatli, düzenli çalışmalı, 17 Haziran - 16 Aralık arası olan dönemde arkadaş çevrenize dikkat etmelisiniz. 

2016 Yılı Karşılaştırmalı Oğlak Burcu Yorumu

2013 yılından beri Oğlak burcunun yaklaşan yeni yıl için yorumlarını toplayıp Aralık aylarında bloğumdan yayınlıyorum. Bu sefer yazıların içerisinde kaybolmamanız için bir de tablo hazırladım. Malum finansçı kafası, karşılaştırmalı tabloları analiz etmemiz daha kolay oluyor.

Şimdi sıra uzman görüşlerinde… Bakalım yılın sonunda hangisi haklı çıkacak. Bu vesileyle başta Oğlak burçları olmak üzere herkese sağlıklı, sevgi dolu, bol kazançlı bir yıl dilerim.

2016 Yılı Oğlak Burcu Rezzan Kiraz:

Aşk hayatı; Evli olan çiftler 2016’nın başlarında gerilimli bir döneme girecek ve gizli olan ilişkileri nedeniyle sıkıntılı zamanlar geçirecekler. Bu dönemde evliliğinize sadık kalmanız yararınıza olacaktır. Yılı ilerleyen dönemlerinde, aşk hayatınızın hareketleneceği mutlu günler sizi bekliyor.

İş hayatı; İş hayatında ufak tefek olumsuzluklar yaşayacağınız bir yıl olsa da, genel olarak kariyer yapabileceğiniz bir yıl olacak. Bu yıl iş hayatında fırsatlar ve sürprizler sizi bekliyor.

Sağlık hayatı; Oğlak burçlarını genel anlamda sağlıklı ve zinde bir yıl bekliyor olacak. Bu yıl diyet ve spor ağırlıklı geçireceğiniz dönemler sizleri bekliyor.

Oğlak Burcu 2016 Nuray Sayarı:

Aşk: İkili ilişiklerde çok yakında büyük bir aşk kapınızı çalacak. Eğer evli oğlak burçlarındansanız ilişkiniz daha da güçlenecek.

Para: 2016 burç yorumu Nuray Sayarı’ya göre oğlak burçları maddi sıkıntılar yaşayabilir. Oğlak burçlarının yaz döneminde yapacağı harcamalara biraz daha dikkat etmesi gerekiyor.

Sağlık: Oğlak burçları kış ayları hastalıkları ile karşı karşıya kalabilir. Fakat onun haricinde ciddi sağlık problemi görülmüyor. Fakat bu dönemlerde sağlığınızdan şüphe edip hastalık durumu ile karşı karşıya kalabilirsiniz.

Oğlak Burcu 2016 Şenay Yangel:

Aşk: Eğer düzenli bir ilişkiniz var ise bu daha da güçlenecek, Fakat yalnız bir oğlak burcuysanız, uzun sürecek mutlu bir ilişkiye imza atabilirsiniz. Yeni bir aşk kısa zaman da kapınızı çalacak.

Para: Maddi açıdan ne rahat ne de sıkıntılı bir dönem geçireceksiniz. Fakat harcamalarınıza dikkat etmeniz gerekiyor. Yaz zamanında yapacağınız harcamalarınıza dikkat etmezseniz birtakım problemler ile karşı karşıya kalabilirsiniz.

Sağlık: Kış hastalıkları ile mücadele edebilirsiniz. Bunun haricinde herhangi bir rahatsızlık görünmüyor. Fakat 2016 yılı ile birlikte sağlığınızdan şüphe duyabilirsiniz. Bu durum sonrasında bir takım sağlık problemleri ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Bu konuda daha dikkatli olmanızı öneriyorum.

Oğlak Burcu 2016 Susan Miller:

Parayı çok iyi yöneten oğlaklar, bu yıl da büyük paralar kazanabilecekler. Maddi açıdan rahat ve mutlu bir yıl sizleri bekliyor olacak. Aşk hayatınızda yeni bir partner ile tanışıp, evlilik kararı almanız mümkün. Ancak evli olan oğlaklar, yılın başlarında gizli ilişkilerinden dolayı sıkıntı yaşayabilirler.

Oğlak Burcu 2016 Hakan Kırkoğlu:

Bu yıl hem aşk hem de iş hayatında mutlu ve parlak bir yıl geçireceksiniz. Yılın başlarında yaşadığınız gizli ilişkiler açığa çıkabilir ve bu nedenle evliliğiniz bitebilir. Evliliğinize sadık olmanızda fayda var. Yılın ortalarından sonra güzel bir iş teklifi alabilirsiniz. Kariyerinizde yükseleceğiniz ve yeni aşklara yelken açacağınız bir yıl, sizleri bekliyor.

Oğlak Burcu 2016 Zeynep Turan:

Tutumlu olmaları ile bilinen oğlaklar, 2016 senesini çok kazançlı olarak geçirecekler. Özellikle iş hayatında yükselen oğlaklar, maddi olarak refaha kavuşacaklar. Aşk hayatlarında ise güzel bir yıl oğlakları bekliyor olacak.

Tabloya tıklayarak büyütebilirsiniz

5 Ağustos 2015 Çarşamba

Yoğunsun Ama...



Pek çoğumuz gündelik hayatımızda yoğunluktan bahsediriz ve hedeflerimize ulaşabilmek için adeta yarış atı gibi çalışırız. Bir sunumda gördüğüm yukarıdaki görsel, mevcut "yoğun" durumumuza rağmen bir soluk alıp, nerede ve ne durumda olduğumuzu değerlendirmemiz için ara verip alternatifleri değerlendirmemizi vurucu bir şekilde anlatıyor. Uygulayabilen kazanan tarafta olacaktır, yoğunsun ama, denemeye değer...

Google adsense

Analytics