değişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
değişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2020 Pazartesi

İlklerin Ayı Biterken

Havalimanında kendimle baş başa kalmayı ve hislerimi yazıya dökmeyi sevdiğimden daha önce yine burada (Volkan Yorulmaz: Düşünce ve Üretkenlik Merkezi: Havaalanı ve hatta bu Volkan Yorulmaz: Zürih’e Giderken Kafamdan Geçenler) bahsetmiştim. Bugün yine öyle bir gün. Korona günlerinin başında onca içerik ürettikten sonra kariyerimdeki değişiklik sürecine girmemle beraber yazmamaya, üretmemeye, paylaşmamaya başlamıştım. Belki yoğunluk, belki kendi iç dünyama çekilme belki de gözden uzak olup nazardan korunmaydı bu, her neyse bugün bu detoksa bir ara verip paylaşım yapacağım.

Nasıl yapmayayım, insan hayatında kaç kere ev sahibi olur ki? Evet, bugün ben yatırım için değil oturmak, yaşamak için kendi evimi satın aldım. Şu an solumdaki sırt çantamda kendi adımı taşıyan bir tapu senedim var. Yanlış olmasın, sadece bir kağıt parçası değil, e-devlete girdiğimde de tapum artık üzerimde çıkıyor. Bu kadar görgüsüzlük yeter deyip hislerime döneyim.

Mayıs ayı heyecanlıydı, yeni pozisyon için görüşme, önce İzmir için teklif alma, ardından teklifin İstanbul olarak yenilenmesi derken yaşadığım zorlu karar anı hayatımın geri kalanının seyrini pek tabi ki de direkt olarak etkileyecek. Umarım hakkımda hayırlısı olur. Bu süreçte aile olmanın, onların desteğini almanın, varlıklarını arkamda hissetmenin önemi ve değeri benim için çok anlamlıydı. İyi ki varlar…

Haziran ayı ise yeni iş ve yeni hayat için atılan ilk somut adımlarla çok hızlı geçti. Bir yandan adını ilk kez duyduğum sistemlerden raporları gönderirken bir yandan da sahibinden.com’da görüp heyecanlanıp yerinde görmek için gittiğimiz ilk evi almaya karar verip, hayatımdaki ilk kredi başvurumu yapmam ile bu ayın kod adı ilklerin ayı oldu.

Bakalım önümüzdeki kısa ve orta vadede neler olacak? Bu uyum, adaptasyon ve dönüşüm süreci nasıl geçecek bekleyip, yaşayıp göreceğiz. Her şeyin hayırlısı...

Not: Bu yazıyı arka fonda Yalın’dan “İstanbul Benden Büyük Onla Başa Çıkamam” eşliğinde dinlemeyiniz.


26 Şubat 2019 Salı

İnsanı Yaşlandıran Şey Zaman Değil Mutsuzluktur

Yukarıdaki bu iddialı başlık "İnsanı Yaşlandıran Şey Zaman Değil Mutsuzluktur" bana değil Kaan Sekban'a ait. 2017 sonunda Kaan Sekban’ın kitabını okuyup kendisini bir hayli sevmiştim. Aradan geçen zamanda kendisini sosyal medyada takip etmeye devam ettikçe kendisine olan sevgim ve dönüşüm hikayesine olan saygım daha da arttı. Kısmetse önümüzdeki Pazar günü de kendisini ilk kez canlı izleme fırsatı bulacağım. Çalıştığım şirketin “gezi kulübü” üyeleri olarak kalabalık bir grup biletlerimizi aldık ve Pazar günü eğlenceli “beyaz yakalı” hikayeleri dinlemek için sabırsızlanıyoruz.
Bununla beraber, bu hafta içerisinde Harvard Business Review’de Kaan Sekban’ın bir röportajına rastladım. Açıklamalarından özellikle dikkatimi çeken kısımları renklendirdim. Seviyorum kendisini, siz hala sevmiyorsanız belki bu röportajı okuyunca seversiniz…
Bu arada Kaan’ın kitabını okuduktan sonra yazdıklarıma da buradan ulaşabilirsiniz:
"Konfor alanınızdan çıkın ve sınırları zorlayın."
HBR: Neden on yıl beklediniz? Kariyer değiştirmek için doğru zamanın geldiğini nasıl anladınız?
Sekban: Bankadayken yönetici pozisyonuna geçebilmek için çabalıyordum. Hayal kırıklıkları ve uzun bekleyişlerle dolu bir süreçti bu. Ne kadar yıprandığımı ve sıkıldığımı anladığımda değişim kararını verdim. Kurumsal dünyanın beyaz yakalı çalışanları kendilerini bir konfor alanının içine hapsediyor. Sabit bir gelir, risk almadan sürdürülen bir yaşam. Değişimden fazlasıyla korkuyoruz. “Doğru zaman” olup olmadığı ise tartışılır. İşin aslı, finansal durumlar açısından son derece yanlış bir zamandı. Ve bu, benim için en büyük meydan okumaydı. Zorlu bir yolculuğa çıktığımı biliyordum. Ancak kurumsal hayatın bana kazandırdığı iş disiplini, iş ahlakı ve daha pek çok değer benim donanımlı başlamama yardım etti.
Peki düşündüğünüz kadar zorlu oldu mu? Evet. Size bir anda tüm kapılar açılmıyor. Bazı insanların kafasında hep o “bankayı bırakmış gelip-geçici çocuk” olarak kalıyorsunuz. Dışarıdan görünen renkli gösterilerle dolu bu güzel manzaranın arkasında, kurumsal dünyayı eleştirdiğiniz için size tepki gösterenler ve kültür-sanat sayfalarında yer vermeyen gazeteler, dergiler de var. Ayrıca size destek olacak bir sponsor ya da yapımcı da bulamıyorsunuz. Önyargıları aşmak ve kendinizi ispat etmek emek ve zaman istiyor. Fakat üretmeyi kafasına koyup çok çalışan insanın başaramayacağı hiçbir şey yok. 
Gösterilerinize nasıl hazırlanıyorsunuz? Aslında tüm gösteriler, süreçte şekilleniyor. Hazır bir metnim yok. Anlatacaklarım zihnimde kayıtlı. Ancak sahnede aklıma gelen ve çok iyi tepkiler aldığım espriler olursa onları çıkışta not ediyorum. Niyetim detaylı bir şaka tablosu yaparak şakaların istatistiklerini tutmak, bir nevi şaka analizi yapmak.
Gösteri esnasında stresi nasıl yönetiyorsunuz? Biletler çok önceden tükeniyor. Bu da bende peki ya beklentiyi karşılayamazsam diye bir endişe yaratıyor. Ancak sahneye çıktığım anda hissettiğim enerji beni büyülüyor ve ben sadece akışına bırakıyorum.
Sahne üstünde algı yönetimi önemli. Siz bunu nasıl başarıyorsunuz? Mizahın bir matematiği var. Ve ne söylediğinizden çok nasıl söylediğiniz önemli. Doğru reaksiyonu almak için mimiklerinizi çok iyi kullanmalısınız. 
Sırada ne var? En büyük hayalim, komedinin yerel bir iş olmadığını kanıtlamak. Bunun da ilk adımı bu işi İngilizce yapmak. Önce Türkiye’deki expat’larla başlamak ve her kültürden insanın karşısına çıkarak tepkilerini görmek istiyorum. Ayrıca ikinci kitabımı yazmaya başladım.
Kariyerine yeni bir yön vermek isteyen insanlara tavsiyeniz nedir? Öncelikle kurumsal dünyayı şekillendirmek çalışanların elinde. Plazalar korkutucu yerler olmak zorunda değil. Fakat yine de içinden çıkmak istiyorlarsa ilk tavsiyem planlı ve hazırlıklı olmaları. Bu yola çıkarken bedeller ödemeye hazır olun.
Profesyonellerin en büyük sorunu istedikleri şey hemen olsun istemeleri. Beklemeye tahammülleri yok. Ayrıca en ufak başarısızlıkta yıkıma uğruyorlar. Öncelikle bundan vazgeçmeleri lazım. Sonra başkalarının ne dediğine, yaş, cinsiyet ve benzeri önyargılara kulak asmayıp kendi seslerine kulak vermeleri gerekli. 
İnsanı yaşlandıran şey zaman değil mutsuzluktur. Tüketmekten üretmeye geçersek daha mutlu olacağız ve genç kalacağız. Bu nedenle kendinize bir meydan okuma bulun, konfor alanınızdan çıkın ve sınırları zorlayın.

27 Haziran 2018 Çarşamba

Lego ve Dönüşüm Hatırası

Bugün değişim yönetimi ile ilgili katıldığım bir sunumda bu slaytı görünce akşama Okan'a gösteririm diye fotoğrafını çektim. Gösterdim de, sonra da Okan'ın 1. yaşından itibaren hayatımızda olan Lego'nun dönüşüm hikayesini araştırıp okudum. Aslında, Lego'nun büyümesinde birçok etken faktör mevcut. Başarılı şekilde uygulanan pazarlama taktikleri, satış kanallarının yönetim stratejileri ve yarattıkları markalar hem karlılıkta, hem de büyümede büyük etkilere sahip.

Ancak bunların temellerinde, şirketin de temellerine eklenen müşteri merkezli yaklaşım ile tasarım mantığı, ve bunu güçlendiren pazar araştırması kullanımı var.

Ha  bu arada bir dip not, bu fotoğraf Okan'ın hiç ilgisini çekmedi, zaten bundan çok gelişmiş Lego'ları o zaten sıklıkla Google görsellerinden araştırıyor...


2 Şubat 2018 Cuma

Philip Morris Yaşam'da Editörlük Tecrübem

"Söz uçar yazı kalır" deriz ya, ben de Philip Morris'te kendimce geleceğe kalacak bir içerik hazırlayıp şirketimiz çalışanlarına özel yayımlanan dergimizde editör köşesinde yayımlanmasını sağladım. Bir dönüşüm sürecinde olan şirketimizin gelecekte ulaşacağı noktaya giderken bugün değişim sürecini başlatmış olması beni oldukça heyecanlandırıyor. Sade bir çalışan olarak hissettiklerimi yazıya döktükten sonra bunun tüm Philip Morris çalışanları ile paylaşılmış olması bana gurur verdi. Bu yazıyı hazırladığım Cumartesi sabahı Starbucks'ta yazarken yaşadığım keyif ve heyecanın sonucunda böyle bir çıktısının olması memnuniyet verici. Değer verdiğim iş arkadaşlarımdan da bu konuda güzel geri bildirim almakta kendimi iyi hissettirdi.

Bu hatırayı saklayıp, üzerinden zaman geçtikten sonra ileride değerlendirmek benim için çok değerli olacak.




Merhaba dönüşüm yolcuları,

Öncelikle bu köşede yazma fırsatı bulduğum için hem çok mutlu hem de bu fırsatı sunan Kurumsal İlişkiler departmanımıza ve köşesini benimle paylaşan Eren Çelebi’ye müteşekkir olduğumu belirtmek isterim. Konuk editör olmak için Eren ile iletişime geçtiğimde aklımda sizlerle Philip Morris Türkiye olarak son dönemde sektörde elde ettiğimiz başarılardan bahsetmek vardı. Uzun uzadıya yıllar itibarıyla kurumlar vergisi rekortmenleri listesindeki yerimize, ihracattaki konumumuza, en iyi işveren ödülünü alışımıza atıfta bulunup başarı hikayelerimizle ve kazanılan ödüllerle gurur duymamıza aracı olmayı düşünmüştüm.

Ardından aklımdakileri yazıya dökmeye hazırlandığım dönemde PMI Yönetim Ekibinin Dubai’deki toplantısı gerçekleşti. Başta CEO’muz André’nin ilham verici video içerikleri olmak üzere yönetim ekibinin işaret ettiği konuları JAM sayfasında inceleyince, geçmiş başarı öykülerinden ziyade önümüzdeki dönemde imza atacağımız muhteşem başarılara yoğunlaşmaya karar verdim. Malum, şimdiye kadar yaptıklarımız bizi buraya getirdi ama buradan ileriye ancak farklı şeyler yaparak gidebiliriz; işte tam da bu yüzden değişmek ve dönüşmek gerekir.

Bir çalışan olarak transformasyon, yani dönüşüm ya da Enrique’nin Temmuz ayındaki iç iletişim toplantısında kullandığı deyimle trust-formation beni heyecanlandırıyor ve bu yolculuğun sonunda şirketimizin ve bizlerin “kazanan” olarak çıkacağımıza gönülden inanıyorum. 2016 yılı verilerine göre, 180 ülkede faaliyet gösteren, 800 milyar adet sigarayı 150 milyon yetişkin sigara tüketicisine ulaştıran dev bir organizasyonuz ve artık hepimiz aynı yöne doğru bir yolculuğa başladık. Bu yolculukta bazılarımız biraz önde, bazılarımız biraz daha geride ama aynı amaçla dumansız dünyaya yolculuğumuzu sürdürüyoruz. 2008 yılından itibaren 3 milyar doları aşan yatırım yaptığımız ve önümüzdeki dönemde 1.7 milyar dolar daha yatırım planladığımız riski azaltılmış ürünler halihazırda 25’ten fazla ülkede satışta. PMI’ın 2017 3.çeyrek raporunda paylaşılan araştırmalar, 3.7 milyondan fazla insanın sigaradan iQOS’a geçiş yaptığını ve her gün 8 bin kişinin daha bu geçişi gerçekleştirdiğini gösteriyor. Özetle transformasyon bizimle birlikte tüm dünyada yaşanıyor.

Bu dönüşüme kayıtsız kalmak tabi ki de mümkün değil. Dünyanın en saygın yatırım bankacılarından “Goldman Sachs” geçtiğimiz Eylül ayında yayımladığı raporunda Philip Morris’i global tütün endüstrisinin “ezber bozan”ı olarak tanımladı. Bu tanımı yaparken iQOS platformunun arkasındaki bilimsel araştırmalardan ticari stratejisine kadar sahip olduğu kalite unsurunu referans gösterdi ve yatırımcılarına Philip Morris hisselerini önerdi.

PMI’ın Birleşmiş Milletler Sürdürülebilirlik Raporu’nda 2025 yılında satışlarımızın en azından %30’unun dumansız ürünlerden oluşmasının hedeflendiği belirtilmiş. Bu hedefe ulaşmak için şimdiye kadar yaptıklarımızdan farklı şeyler yapmamız gerekiyor. Marshall Goldsmith’in dediği gibi “Seni buraya getiren şeyler, oraya götürmeyecek”. Hedefimize ulaşmak için bir kültürel değişim gerektiriyor. PMI Yönetim ekibinin toplantısında da altının çizildiği gibi, şirketler endüstrileri değiştirmez, insanlar değiştirir. Şirketimizin en büyük varlığının insanlar yani bizler olduğunu aklımızdan çıkarmayıp potansiyelimize ulaşmak için kültürel değişimi gerçekleştirmeliyiz. Bundan böyle müşteri odaklı yaklaşımımızla beraber süreçlerimizi yalınlaştırıp en etkin yöntemlerle çalışmayı kendimize ilke edinmeliyiz.  “Disruptive innovator”ı dilimize yıkıcı yenilikçiler olarak tercüme edersek, her birimiz basit yöntemler bularak daha önce yürünmemiş yollardan başarıya gidecek, iyi tanıdığımız tüketicilerin ihtiyaçlarına cevap verecek, sorunlara öncekilerden daha iyi çözümler bulacak, değişen dünyaya ayak uydurup başarıyı yakalarken öncekilerden farklı yöntemler kullanacak macera dolu bir yolculuğun yıkıcı yenilikçileriyiz. İyi yolculuklar… 

Volkan YORULMAZ

Kıdemli Vergi Analisti

Not: Yukarıda paylaşılan finansal verilerin hepsi kamuya açık olan PMI’ın Birleşmiş Milletler Sürdürülebilirlik Raporu’ndan ve 2017 3. Çeyrek Finansal Raporundan alınmıştır.


13 Aralık 2017 Çarşamba

HP Geri Ödeme Kampanyası (Voucher)

Şirketlerin müşteri memnuniyetini artırmak ve sadakati yükseltmek amacıyla yaptığı kampanyalar kendilerine her zaman olumlu şekilde geri dönmüştür. Kısacası mutlu müşteri beraberinde mutlu şirketi getirir. Bir şirket nasıl mutlu olur, tabi ki faaliyet konusu alanda satışlarını, pazar payını artırıp bunu karlılıkla birleştirerek. Zincirin ilk aşaması mutlu müşteri diye belirtmişken, müşterisini mutlu etmek için güzel bir programa imza atmış olan HP firmasından bahsetmek gerek.

DonanımHaber ve WebTekno gibi popüler portalları takip edenlerin haberi vardır (ilgili linkler yazımın en altındadır), mevcut HP bilgisayarınızı donanımsal arızası sebebiyle yeni bir HP bilgisayar ile yenileyecekseniz eski bilgisayarın seri numarasını kullanarak geri ödeme kampanyasından yararlanabilirsiniz. Bu kampanya sadece son kullanıcılara yönelik ve bireysel ürünlerde geçerli, yani ticari nitelikteki bilgisayarlar bu memnuniyet programına dahil değil. Aşağıda geri ödeme fiyat hesaplaması mevcut. Bu kampanyadan yararlanmak için HP müşteri destek hattını (444 03 07) aramanız yeterlidir.


Nakit iadesi değer hesaplaması:

HP Bilgisayarlar

0 TL – 999 TL arası indirim çeki yoktur

1000 TL – 1999 TL arası 160 TL indirim çeki

2000 TL – 3199 TL arası 320 TL indirim çeki

3200 TL üzeri 480 TL indirim çeki

Yukarıda belirtilen tüm fiyatlara KDV dahildir.

Özetle, bir kere kendinize HP bilgisayar satın alıp bu bilgisayarla herhangi bir zaman (garanti süresi değil) herhangi bir donanımsal arıza yaşamanız durumunda HP müşteri hizmetlerini arayarak bilgisayarınızın seri numarası ile süreci başlatabilirsiniz. Ardından yeni  bir HP bilgisayar satın aldığınızda yukarıda belirtilen tutarlar kadar firma size para iadesi yapacak.

Bu süreci başarıyla yürütmüş Onur Koç adlı arkadaşım yaşadığı memnuniyeti paylaşmak ve özellikle HP’nin Türkiye internet sitesinde duyurunun bulunmaması sebebiyle bu önemli bilginin yayılmasını sağlamak amacıyla takip ettiği yöntemi adım adım anlatan çok faydalı bir açıklama maili paylaştı. Madem bilgi paylaştıkça yayılır, ben de bu amaçla, birilerine dokunabilmek, faydalı olabilmek adına HP’nin voucher ya da geri ödeme kampanyası hakkında Onur’un izlediği yöntemi kendi kaleminden sizlere iletiyorum:

Süreç kısaca şu şekilde ilerledi;

Öncelikle bu kampanya HP Türkiye tarafından duyurusu yapılmayan, ancak HP International tarafından icra edilen bir kampanya.

Garantisi bitmiş bir HP ürünü (benim örneğimde laptop) belirlenen koşullar çerçevesinde yenilenir ise, belli baremlere göre geri ödeme yapılıyor.

Bunun için sırasıyla şu adımları takip etmek gerekli;

4440307 numaralı telefondan HP Türkiye müşteri hizmetlerine ulaşılır, teknik destek bölümünden müşteri temsilcisine bağlanarak, garantisi bitmiş bir HP ürününe sahip olunduğu ve bu ürünün yenisi alınarak HP voucher programından (geri ödeme kampanyası da denebilir) yararlanılmak istendiği iletilir.

Benim örneğimde bu hatta bağlandığımda laptop'u neden değiştirmek istediğim soruldu. Sistem yavaşlaması ve pil sorunları sebebiyle olduğunu ilettim. Laptop'un seri numarasını istedikten sonra HP Support kullanarak bilgisayarıma bağlanarak kontrol etmek istediler, programı indirip kurmaya çalıştım ancak Vista yüklü olduğu için çalışmadı. Bunun üzerine müşteri temsilcisi beyanıma istinaden bu bağlantıyı yapmadan pil sorunu sebebiyle yenileme yapmak istediğimi kayıt altına aldı.

İlk arayışımda kayıt sisteminin çalışmadığını söylediler ve gün içerisinde dönüş yaparak kaydı tamamlayacaklarını ilettiler. Ancak peşi sıra 2 gün boyunca 4 kez ben aramak zorunda kaldım. 2. gün 4. aramam sonucunda kaydım yapılabildi ve aşağıdaki maili aldım. 



Kayıt sırasında dikkat edilmesi gereken hususlar ürünün arama sırasında yanınızda olması ile yeni ürün alımı yaparken fatura kesilecek kişi isim, adres, telefon numarası, posta kodu gibi bilgilerin faturadakilerle aynı olması gerektiğinin bilinmesi.

Gelen mailde özetle kaydımın alındığı, 60 gün içerisinde aynı ürün türünden bir alım yapmam durumunda belirlenen baremlerde geri ödemeye hak kazanabileceğim bilgisi ve "hüküm ve koşulları" içerir belge ulaştı. 

Bu belgede tercih edilebilecek modellerin net bir şekilde belirtilmesi tüketici açısından oldukça faydalı

Ertesi gün Teknosa'dan kampanyada 4.449TL'den 3.599TL'ye düşmüş olan bir laptop satın aldım (Pavilion x360 14-BA005NT - https://www.teknosa.com/urunler/125033550/hp-pavilion-x360-14-ba005nt-2gs62ea-i5-7200u8gb256gb-ssdgeforce-940mx-2gb-ddr5-gold-notebook ) ve faturaya tüm bilgileri müşteri hizmetlerinde kayıt açtığım şekilde yazdırdım. Bu alışverişimin ödemesini, çalıştığım şirkette düzenlenen bir fotoğraf yarışmasındaki 1.'lik ödülü olan 2.000TL değerinde Ticket Compliment's hediye çeklerine ilaveten 6 taksit olmak üzere 1.599TL Bonus kredi kartı ile yaptım.
Kayıt mailinde gelen linke tıklayarak yeni bilgisayar ile ilgili seri numarası vs. bilgiler ile fatura detaylarını taratarak, kişisel bilgilerimi ve ödeme onayı durumda gerekli olacak IBAN numarası girişini yaptım.


Ödemenin bir kısmı hediye çekleri ile yapıldığından fatura nihai bedeli 1.599TL olarak görünüyordu. Hediye çekleri iskonto bölümünde 2.000TL olarak belirtiliyordu. Burada dikkatten kaçmaması için ürün birim fiyat kısmını, isim, adres ve alım tarihi bilgilerini highlighter ile çizerek renkli olarak tarattım.


Bunun ardından ödül onay maili geldi.


Bu mailde ödül onay durumunu takip edebileceğim bir sipariş takip linki de mevcuttu.

4 gün sonra ise "ödeme onay" maili tarafıma ulaştı.


Bu mailde yapılan inceleme sonucu beyanımın doğruluğunun tespit edildiği ve  ilgili baremdeki 480 TL ödemeye hak kazandığım bildirildi. Ödemenin 25 gün içinde daha önce kayıtta ilettiğim IBAN'a yapılacağı bilgisi verildi.

3 gün sonra muhasebesel işlemler için ( sanırım şirketler için gerekli bir evrak ) ödemenin çıktığında dair belgeler geldi.



Bu bilgilendirmeyi takip eden 4. iş günü olan 13.12 tarihinde ise ödeme hesabıma geçti.
 
"Mutlu Son"un Belgesi - İşte Müşteri Memnuniyeti!


Özetle iletişimi Türkiye pazarında iletişimi yapılmayan bu güzel kampanyadan az bir uğraş ile öngörülen sürelerden çok daha hızlı şekilde faydalanmış oldum. Hediye çeklerim olmasaydı dahi aldığım ürün bedeline göre %13'lük bir avantaj sağladım. (Hediye çeklerini dikkate alırsak aylık 186.5TL ile 6 taksitte laptop'umu yeniledim) (oran alım bedellerine göre değişiyor.)

--------------------------------

Dilerseniz konuyla ilgili DonanimHaber ve WebTekno'daki paylaşımlara da aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz:

https://forum.donanimhaber.com/eski-hp-si-olup-yeni-bir-hp-alacak-kullaniciya-480tl-ye-kadar-para-iadesi-kampanyasi--116696103

http://forum.webtekno.com/konu/hp-geri-odeme-kampanyasi.2425/

16 Aralık 2016 Cuma

Neden Bimeks’ten Alışveriş Yapmamalısınız?

Bimeks Bilgi İşlem ve Dış Ticaret A.Ş. yani bizim kısaca “Bimeks” diye bildiğimiz “bilgisayarların, çevre donanımlarının ve yazılımların perakende ticareti” ile faaliyet gösteren firma ile yaşadığım olumsuz bir alışveriş sürecini minimum hasarla atlattıktan sonra hem yaşadıklarımı hem de neden bir daha Bimeks’ten alışveriş yapmayı tercih etmeyeceğimi ilan etmek istedim.


Öncelikle neden Bimeks’ten alışveriş yapmamalısınız? Çünkü…

İnternet sitesindeki (www.bimeks.com) ürünlerin fiyatları değişken. Bu değişkenlik bazen ilk fiyatın (indirime esas fiyat) değişmesine, bazen de ikinci fiyatın (indirimli fiyatın) değişmesine sebep oluyor. Şöyle ki, aşağıda detaylarıyla satın alma sürecimi açıklayacağım “JBL Charge 3 20w Bluetooth hoparlör”ün ilk fiyatı ürünü takip ettiğim yaklaşık 3 haftalık süreçte hem 649 hem de 749 TL olarak sergilendi. Bununla beraber, aynı ürünün farklı renkleri de aynı zaman diliminde bazen aynı ilk fiyat (tüm renkler 649 ya da 749 TL) bazen farklı ilk fiyattan (cam göbeği rengi “teal” 649 TL iken diğer renkler 749 TL idi) satışa sunuldu. Günün veya haftanın belirli saatlerinde kampanya olup, fiyatların düştüğünde ise işin rengi daha da ilginç bir hal alıyordu. Bu kez ikince fiyatlar aynı gün içerisinde belirli süreyle değişiyordu. Örneğin ben satın aldığım ürünü 430 TL’ye, daha sonra (bir önceki işlemden 3 iş günü sonra) arkadaşım 435 TL’ye, aynı arkadaşım 420 TL’ye (bir önceki işlemden 2 iş günü sonra) satın aldı. Tabi bu tutarlar ürünün bizim yakalayabildiğimiz dip fiyatlarıydı, fiyatın 500 TL civarında olduğu ya da hiç indirim olmadığı zaman dilimlerini de gözlemledim(k).

Yukarıda belirttiğim değişken fiyat politikasını lehinize çevirdiniz ve piyasa fiyatına göre uygun/rekabetçi bir seviyede dilediğiniz ürünü satın almış olabilirsiniz ki benim başımdan geçen olaydaki tecrübem tam olarak buydu. Ürün outlet ürün değildi ve buna rağmen internet üzerinde ve mağazalarda yaptığım araştırmalarda en iyi fiyata sahipti. Ancak siparişimden sonraki 3. iş gününde elime ulaşan (İnternet kayıtlarına göre ürün İzmir’de de vardı ama bana Adana mağazasındaki ürünü İzmir’e yolladılar, Cuma akşamı verdiğim sipariş Çarşamba Yurtiçin Kargo ile elime ulaştı.) ürün daha kutusundan çıkarıp power butonuna bastığımda çalışmadı. Şarjı yoktur diye şarja taktığımda çalışan bu ürünü o gün şarjda kullandım ama akşam eve gittiğimde şarja takılı olmadığı durumlarda kesinlikle çalışmadığını farkettim. Bu noktada akıllara klasik bir atasözü geldi: Ucuz etin suyu karar olur! Eşimin, arkadaşımın ve benim aklımıza aynı şüphe düştü; fiyatların piyasa altında olması acaba tamir edilmiş (refurbished) ya da bir başka şekilde sorunlu ürünlerin satılıyor olmasından kaynaklanıyor olabilir mi diye. Bu soruyu net cevaplayamıyor olsam da o akşam iade sürecini araştırıp ertesi sabah aksiyon aldım. İade etmeden önce her ihtimale karşı ürünün kutusundan iletişim bilgilerine ulaştığım ithalatçı firmayı da arayarak sorunumu anlattım ve ürünü çalıştırmak için herhangi bir hata ya da gözden kaçırdığım bir nokta olup olmadığını sordum. Karşımdaki teknik personel anlattığım konunun bir batarya problemini işaret ettiğini, ürün serisinde kronik bir sorun olmadığını ve değişim talep etmemi söyledi. Bu görüşme sonrasında müşteri hizmetleri ile görüşerek kayıt oluşturdum ve hemen kargo ile belirtilen şekilde gönderdim.

Müşteri hizmetleri için ayrı bir paragraf açmalıyım. Bimeks’in müşteri hizmetlerine 0850 222 50 22 numaralı telefon ile ulaşabiliyorsunuz. Ancak öyle her saat arayamıyorsunuz. Mesela sabah mesaileri 9’da başlıyor, 9 öncesinde aradığınızda da size 9’da aramanız gerektiği iletiliyor. Gün içerisinde aradınız diyelim, hiçbir zaman bir HepsiBurada.com’daki kadar hızlı müşteri temsilcisine bağlanamıyorsunuz. Satın alma ve iade sürecim esnasında defalarca kez müşteri hizmetlerini farklı zaman dilimlerinde aradım, en iyisinde 3. en kötüsünde 9. sıradaydım. Yaklaşık 5 dakika ile 14 dakika aralığında bekledim. Tarz olarak müşteri temsilcileri ile hiçbir zaman tartışma, polemiğe girme gibi bir yapım yoktur çünkü onların orada sadece işlerini yapan aracılar olduğunu bilirim ama benim hissettiğim Bimeks’te bu işi yapan temsilcilerin büyük çoğunluğu karşılarındaki müşteriyi anlamak, ona durumu açıklamak yerini sert bir ifadeyle konuyu kapatmayı tercih eden bir yaklaşımları olduğuydu. Haklı bir müşteri konumunda olmama rağmen Bimeks müşteri temsilcilerinin sert ve kapalı tavrı beni hiç memnun etmedi.
 

Madem bu içeriği hazırlayıp, yaşadığım bu olumsuz deneyimi sosyal medyada paylaşacağım, Bimeks’in sosyal medyayı nasıl kullandığını da sizlerle paylaşayım. Öncelikle değişim talebinde bulunmaya karar verdiğim ilk gün Bimeks’in kurumsal twitter hesabına (@bimekskurumsal) hem tweet hem de direct message atarak her türlü detayı paylaştım. Cep telefonumdan mesajların okunduğunu takip etmeme rağmen ilk günkü mesajıma hızlı cevap verilmiş ancak sonrasında sorunun çözülmesine yönelik aşamada mesajlarıma geç geri dönüş yapılmıştır. Bununla birlikte ürünün değişim değil de iade olacağı tarafıma twitter üzerinden DM ile bildirilmiş ve bu konunun detaylarının iletilmesi için kendilerine telefon numaramı göndermeme rağmen bana geri dönüş yapılmamıştır. Twitter’dan cevap beklediğim, müşteri hizmetleri hattında dakikalarca telefonun kulağımda kaldığı anlarda firmaya Facebook üzerinden ulaşmayı da denedim ama burada kurumsal  bir hesabı olmadığı için kendilerine yine erişemedim. (Facebook üzerinde bir Bimeks sayfası var ama resmi bir hesap değil - This unofficial Page was created because people on Facebook have shown interest in this place or business. It's not affiliated with or endorsed by anyone associated with Bimeks.)
 
 

Gelelim benim olumsuz bir müşteri deneyimi tecrübe etmemdeki en önemli etkene... Bimeks firmasına 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un Mesafeli Sözleşmeler başlıklı 48. Maddesine göre “Tüketici, on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahiptir.” şeklinde yasal düzenleme olması sebebiyle tarafıma ulaşan ayıplı malı iade değil de değişim talep ettiğimi hem müşteri temsilcisine, hem twitter üzerinden ilgili kişilere hem de ürünü gönderirken eklediğim bir dilekçe ile belirttim. Zaten Bimeks’in websitesinde de böyle bir hakkım olduğu firma tarafından da belirtilmişti. Buna rağmen, ürün firmanın eline geçtikten sonra tarafıma twitter üzerinden atılan mesaj ile “Volkan Bey, ürünün kapalı kutusu stoklarda tükenmiş olup, sadece teşhir ürünü mevcuttur. Kapalı kutu tükendiği için gönderimi yapılamamaktadır, iade işlemleriniz başlatılıcaktır. Bilgilerinize...Volkan Bey, ürünün kapalı kutusu stoklarda tükenmiş olup, sadece teşhir ürünü mevcuttur. Kapalı kutu tükendiği için gönderimi yapılamamaktadır, iade işlemleriniz başlatılıcaktır. Bilgilerinize... Volkan Bey, ürünün kapalı kutusu stoklarda tükenmiş olup, sadece teşhir ürünü mevcuttur. Kapalı kutu tükendiği için gönderimi yapılamamaktadır, iade işlemleriniz başlatılıcaktır. Bilgilerinize... Volkan Bey, ürünün kapalı kutusu stoklarda tükenmiş olup, sadece teşhir ürünü mevcuttur. Kapalı kutu tükendiği için gönderimi yapılamamaktadır, iade işlemleriniz başlatılıcaktır. Bilgilerinize...” şeklinde bir bildirim aldım. Konuya ilişkin yukarıda da belirttiğim gibi mesaj atarak telefon ile bana bilgi vermelerini rica etsem de geri dönüş olmadı ve kendim hatta dakikalarca bekleyerek müşteri hizmetlerine ulaştım. Ürünü 430 TL’ye satın aldığımı, bu ürünün farklı renklerinin şu an Bimeks websitesinde mevcut olduğunu, farklı renkte bir ürün ile de değiştirilmesini kabul ettiğimi belirtmeme rağmen ürünün değişimini yapabilecekleri kapalı kutu ürünün ellerinde olmadığını söylediler. Telefon ile görüşürken önümde internet sitesinin açık olduğunu ve burada stok gözüktüğünü belirttiğimde ise satışı yapılan ürünlerin paketinin açılmış ya da tamir görmüş ürün olduğunu belirtti. Görüşme esnasında firmanın değişken fiyat politikası sebebiyle ürünün internet fiyatı 749 TL idi ve bu koşulda iade değil değişim konusunda kararlı olduğumu belirtmeme rağmen müşteri temsilcisi oralı olmadı ve iade için sürecin başlatıldığını söyledi. Bu noktada aklıma şu sorular geldi: Nasıl olurda internet üzerinde outlet olarak belirtilmemesine rağmen ürün stoğu var gözükürken müşteri hizmetleri yok diyebiliyor? Ürünün fiyatının 420 TL’den 749 TL’ye yükselmiş olması ürün stoğunun olmamasına sebep olmuş olabilir mi? Madem internet üzerinde gördüğüm ürünler kutusu açılmış, tamir görmüş ürünlerdi, benim satın aldığım ürünün de satış anında böyle belirtilmemiş olmasına rağmen bunu kim teyit edebilirdi?

Nitekim ürünü satın aldığım ilk gün ofiste elektriğe takılı iken çalıştığı anlarda sesini ve fiyat performansını beğenen bir arkadaşım aynı günün (Çarşamba) akşamı üründen sipariş verdi ve ürün eline kapalı kutuda Cuma günü ulaştı. Benim de Cuma günü ürünün değişiminin red olması ve bu ürünü çok istemem sebebiyle sağolsun 439 TL’ye (değişken fiyatlı mal bedeli 435 TL + paketleme bedeli 4 TL) satın aldığı ürünü aynen bana sattı ve kendisi de o haftasonu yine Bimeks internet sitesinden 420 TL’ye aynı üründen sipariş verdi. Bu farklı fiyatlama politikası sebebiyle sırasıyla 430, 435 ve 420 TL’ye 3 kere JBL Charge 3 Bluetooth hoparlör satın almış olduk. Tabi bu işlemleri yaparken ürün 649 ve 749 TL seviyelerini de gördü. Neyse ki elimizdeki 2 ürün bugün itibariyle sağlam çalışıyor. Direk mesaj ve telefon ile tacizlerim sonucunda ürün iadesinin kesinleştiği bildirimini aldığım Cuma gününü takip eden Salı günü kredi kartıma iade işlemi de gerçekleştirildi. Umarım bir kez daha da Bimeks ile bir sorunla karşı karşıya kalmam.

Neden Bimeks’ten alışveriş yapmamanız gerektiğini yukarıda uzun uzun açıkladıktan sonra bir kez daha özetlemek gerekirse;
  • Değişken fiyat politikası sebebiyle olası bir zarar etmemeniz
  • Ayıplı üründe değişim yapmıyor olmaları
  • İade/değişim sürecinde muhataplara erişmenin zorluğu
  • Erişilen kurumsal kanal yöneticilerinin (müşteri temsilcileri ve sosyal medya hesap yöneticileri) ilgisiz tavrı
sebepleri ile Bimeks’ten alışveriş yapmamanızı öneririm.

Peki ben neden Bimeks'ten alışveriş yaptım?
  • Öncelikli sebep diğer firmalara göre uygun fiyat sunuyor olmasıydı. Satın aldığım akşam HepsiBurada, Gittigidiyor, N11, Media Markt, Vatan Bilgisayar websitelerindeki fiyatlar ile karşılaştırdığımda en iyi fiyat Bimeks’teydi. Kargo ücreti olmaması ve taksit imkanı da cabasıydı.
  • Bimeks’in Borsa İstanbul (BİST)’a kote olmuş bir firma olması, kurumsal imajı sebebiyle daha önceden alışveriş yapmasam da bana o gün güvenilir gelmiş idi.
Özetle müşteri memnuniyeti adına sıkıntılı ve ürün kalitesi adına da riskli bir satınalma deneyimi yaşamak istemiyorsanız Bimeks’ten alışveriş yaparken yukarıda paylaştığım tecrübelerimi gözönünde bulundurarak alışveriş yapmadan önce iyi düşünmenizi ve mümkünse alışveriş yapmamanızı öneririm.

23 Nisan 2016 Cumartesi

Hedeflerine Giden Yol Üzerine Bir Deneme

​Bir Cuma sabahı her zamankinden biraz daha erken kalkıp sevdiğin birşeyi yapmak istersin. Oturup sadece birşeyler yazmak istersin. Beynin tatil ihtiyacı sebebiyle yorgun ve yaratıcılıktan uzak olsa da, ayakların bir gün önce yapılan spor ve akşamki yürüyüşün etkisiyle ağrısa da hobin yazmaktır ve sen de yazmak istersin.

Şöyle bir düşünürsün, zaman pek hızlı geçmektedir. Yine hafta sonu heyecanı içini kıpır kıpır yaparken, bilincin de açıktır ve alttan fısıldar, "ardından yine pazartesi sendromu gelecek" der kulaklarına. Dediğim gibi vakit hızlı geçmektedir. Aklının bir kenarında yapılacaklar, aklına yazmayıp da sanal ortamdaki not kağıtlarına yazdığın yine farklı öncelikteki yapılacaklar hep birbiri ardına gelir. Allah utandırmasın, hepsi bir şekilde tamamlanıp halledilir. Bazılarının yapılmış olması tatmin eder, bazıları ise sıradandır, rutindir, hiçbir etki yaratmaz, bilinir ki periyodiktir ve tekrar gelecek, yine yapılıp bitecektir. Tatmin edenlerin artarak devam etmesi temenni edilir. Zorlayan, terleten, sıkıntıya sokanlar gelişimine katkıda bulunacak niteliktedir. Hayattaki hedeflerin ve beklentilerinle uyumlu olarak, bunların artması ve senin bunların altından başarıyla kalkman amaçlarına ulaşmanı sağlar. Tabi ki başarıya giden yol Çeşme otobanı gibi akıcı değildir; pek çok zorluk çıkar karşına...
 
Bazı algılar vardır hakkında, başkalarınca hakkında önceden edinilmiş olan. Öncelikle bunlardan negatif olanları yıkman beklenir senden. "Benim yolum birdir, eğilmem, bükülmem" dersen seni değerlendirecek pozisyonda olanların senden bekledikleri değişimi de sağlayamayacağını bilmen gerekir. Hal böyle olunca, aklının bir köşesinde başarıya giden yol için değişime açık olma ve değişimi yönetme becerisine sahip olma şartı yer edinir. Ama bu tek başına yetmez. Fırsatlar çok önemlidir, bazıları sunulur, bazıları ise yaratılır. Mesela yukarıda anlattığım şu zorlayan, terleten, sıkıntıya sokan işler vardır ya, işte bunlar aslında fırsattır, kendini gösterip potansiyelini dışarı vurmak için. Ama bu fırsatlar bazen senin şansınla karşına çıkar, bazen senin önceki başarılarından ötürü sana sunulur, bazen de senin kovalaman, takip etmen, ikili ilişkilerine önceden yaptığın yatırımlar (bugün buna bence "network" deniliyor) sonucu sana gelir. Gelirken bazen altın tepside sunulur, bazen confidential diye başlayan bir mailde, bazen de sırtın sıvazlanıp motivasyon konuşması eşliğinde yapman gereken tanımlanır.
 
Görevi kabulun sonrası (pek tabii ki de aksi beklenmediği gibi kabul süreci de yaşanmaz, olay sadece kafada biter) işe koyulurken farkı yaratacak şey bence iyi plan yapmaktır, bunun içinde zamanı iyi yönetmek de mevcuttur. Bazı zorlu projeler, senin tek başına altından kalkamayacağın, başkalarıyla yolunun mutlaka kesişmesi gereken, birileriyle ya ortak çalışacağın, ya da onlardan veri ya da bilgi-yorum alman gereken türdendir. Bunu yaparken doğru insanları bulmak senin önceki tecrübelerinden elde ettiğin birikimin ya da çevrenden elde edeceğin yönlendirmelerin etkisiyle olacaktır.
 
Senden bekleneni verilen zaman içerisinde hazırlar, ilgililere sunarsın. Buradaki sunuş, çalışmayı yapıp, "ektedir" şeklindeki bir mail kadar basit ya da onlarca kişinin katılıp tüm gözlerin üzerine kitleneceği arkanda efektli, animasyonlu powerpoint slidelarının akacağı bir sunum da olabilir. Aslında sunumun, görevin sana tanımlandığı andan itibaren işi yürütmeye başladığın andan itibaren başlamıştır. İnsanlar, özellikle seni değerlendirecek pozisyonda olanlar, o andan itibaren senin projeni takip ediş şeklini, verileri elde etmeni, diğer kişilerle iletişim yöntemlerini, çalışmayı zamanında ve beklenen nitelikte finalize etmeni ve bunu sunmanı bir süreç şeklinde izler. Hakkındaki gelişim alanlarının bu projede esnasındaki güncel durumunu görüp yeri geldiğinde sana feedback verir. Sen bu geribildirimleri alsan da, gelişime ve değişime inansan da, çabalasan da bazılarının adeta kalıtımsal olduğunu hisseder ve yıkmakta zorlanırsın. Hani şu bel çevresinde biriken yağlar gibi, ne kadar egzersiz yaparsan yap, yıllarca o bölgede birikmiş durumda olan yağlar varsa, uzunca bir süre o yağlar egzersize dayanır. Ama yine de bilirsin ki egzersizle ve sporla tahta gibi fit olmayı başarmış olanlar vardır. İşte bu yüzden değişime ve gelişime inanmaya devam edersin kendinle başbaşa kaldıkça. Olacak dersin, olması için sebepler bulursun. Yolun sonundaki ışığın sana getireceği refah senin itici gücün olur. Bazen başka insanlardan destek alırsın, onların başka hayatlarda yaşanmış olan tecrübelerinin bir kısmı senin hayatına adapte edilebilir durumdadır, bazıları ise malesef senin hikayende kullanılabilir durumda değildir. Bazen amir, bazen seni dışardan izleyebilen bir iş arkadaşı, bazen mentor ya da koç, bazen katıldığın eğitimdeki bir eğitmen, bazen de bu konularda akademik çalışmalara imza atmış bir uzmandan elde edebildiklerini yanına koyar, gelişim alanlarını tamamlamaya ve hedefine ulaşmaya çalışırsın.

İşte o hedefe ulaşınca belki yepyeni ve zorluk seviyesi çok daha yüksek yeni hedefler seni bekleyecektir ama sen öncelikle o yolun sonunda gördüğün ilk ışığa odaklanmışsındır. O ışığı görüp de ona ulaşmak isteyen herkesin yolu açık, başarıları daim olsun.
 
 

23 Nisan 2015 Perşembe

Değişim Seninle Başlar

Değişime ve gelişime kendinle başlamalısın. Kişisel gelişim konularını ne kadar seversiniz, ya da bu konulara ne kadar inanırsınız bilmiyorum ama şu sıralar bu alanda  en az Robin Sharma kadar sevdiğim Darren Hardy'nin motivasyon içerikli yazılarını keyifle takip ediyorum.

Kendisine ait "DarrenDaily" adlı günlük mail grubuna da üye oldum. Kısa kısa hedefe yönelik mesajlar iletiyor. Onlardan birini aşağıda paylaşıyorum. İlk paragrafta yazdığım gibi; neyi değiştirmek istiyorsanız, değişime ulaşmak için once kendinizi değiştirmeniz gerektiğini ifade etmiş. Bence çok haklı. Ancak biz kendimizde birşeyleri değiştirirsek dilediğimiz değişim bunu takip edecektir. Okunmaya değer:


When it comes to achieving your goals, remember it is not your goals that need to be worked on, it is YOU.

You don’t get in life what you want; you get in life what you are.
You will only have the level of success in any area of your life that equals your level of self-worth.
But the human tendency is to engage in the study of effects, while giving little attention to the cause.
People say it’s the fruit that’s bad without studying the roots.

This is the most important personal development distinction you can come to realize.
IT (health, marriage, money, career, etc.) is not the issue; the issue is YOU.
IT will only be as great as you are.
If you work on IT, it will continue to elude you.
If you work on you, IT will rise to the level of the new you.

Google adsense

Analytics