sunum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sunum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ağustos 2019 Pazartesi

Bir Süredir Yoktum Buralarda

Bir süredir buralarda yokum, yani buralarda yokum dediysem, bu blog üzerinden paylaşımlarımla yokum. Yoksa yine dünyadaki yerimde var olmaya devam ediyorum. Size bir önceki yazımda yeni fidelerimden bahsetmiştim Temmuz ayında... İşte bu aralar yoğun bir şekilde o fideleri suluyorum. Yeri geliyor, bir kitap okuyup o kitaptan alıntılarımı Türkçe ise vurgulananlar.blogspot.com 'da, İngilizce ise myhighlightz.blogspot.com 'da paylaşıyorum, yeri geliyor dumansız gelecek için #unsmoke temalı bir içerikten etkilenip onu kendimce unsmokeyourworld.blogspot.com 'da değerlendiriyorum. Bazen de mesleki konularda bir şeyler okuyor, araştırıyor ve onları vergianalisti.blogspot.com 'da meraklılarına ulaştırıyorum. Bu bahsettiklerimin hiç birinde güncel bir şeyler yapmadıysam, muhtemelen bir banka ile sorun yaşamışımdır ve konuyu sadecehakkimiaradim.blogspot.com 'dan sizlerle paylaşmışımdır.

Tüm bunlara ek olarak, kendimi sunum becerileri konusunda geliştirmek için Udemy'den online sunum eğitimi alıp, Hikaye Anlatımı konusunda da sınıf içi eğitimlere katılıyorum. Öğrendiklerimi hayata geçirmek için de pratik yapıp çıkan ürünleri youtube'daki yeni kanalımda paylaşıyorum. Kanalımı merak ederseniz, bir gözatıp abone olabilirsiniz: https://www.youtube.com/channel/UC-QG98AFU_zaguhi9Hjbvtw

Yeri gelmişken sizinle son videomu da paylaşayım. Malum bu yaz tekneler, yatlar pek bir popüler. Ben de bundan ilham alıp tekne işletmeciliği ve teknelerde çalışanların vergilendirilmesini anlattım. Konu vergi diye sıkıcı zannetmeyin, bir miktar magazin de içerir, buyurun:


O halde, sizden ricam ben buralarda yokken benden haber almak isterseniz, buralara da mutlaka bakın, illa ki güncel bir şeyler yakalarsınız:

http://www.sadecehakkimiaradim.blogspot.com
http://www.vurgulananlar.blogspot.com
http://www.myhighlightz.blogspot.com
http://www.vergianalisti.blogspot.com
http://www.unsmokeyourworld.blogspot.com

27 Haziran 2018 Çarşamba

Lego ve Dönüşüm Hatırası

Bugün değişim yönetimi ile ilgili katıldığım bir sunumda bu slaytı görünce akşama Okan'a gösteririm diye fotoğrafını çektim. Gösterdim de, sonra da Okan'ın 1. yaşından itibaren hayatımızda olan Lego'nun dönüşüm hikayesini araştırıp okudum. Aslında, Lego'nun büyümesinde birçok etken faktör mevcut. Başarılı şekilde uygulanan pazarlama taktikleri, satış kanallarının yönetim stratejileri ve yarattıkları markalar hem karlılıkta, hem de büyümede büyük etkilere sahip.

Ancak bunların temellerinde, şirketin de temellerine eklenen müşteri merkezli yaklaşım ile tasarım mantığı, ve bunu güçlendiren pazar araştırması kullanımı var.

Ha  bu arada bir dip not, bu fotoğraf Okan'ın hiç ilgisini çekmedi, zaten bundan çok gelişmiş Lego'ları o zaten sıklıkla Google görsellerinden araştırıyor...


4 Kasım 2017 Cumartesi

Toplantılarda Konuşabilmek İçin Stratejiler

Eğer içine kapanık biriyseniz bu veya benzeri sözleri daha önce duymuşsunuzdur: “Sesini yükseltmelisin” ya da “Daha görünür olmalısın”. Maalesef hem gözlemlediğim, hem de söylenen bir şey var ki önemli anlarda sesinizi duyurmamak kariyerinize zarar verebiliyor.

Belli bir seviyeye ulaştıktan sonra, sizi tanıyan ve iyi bir izlenim bıraktığınız üst düzey yöneticilerin sayısı kariyer başarınız ile doğrudan ilişkilendirilecektir.

Sınırlarınızı aşmadan ya da bilginizin ötesine geçmeden katkıda bulunabildiğiniz sürece, iyi olacaksınız. Bu sebeple, toplantı öncesinde konuşmaya nasıl katkıda bulunacağınıza hazırlanmak için zaman ayırın.


İyi bir dinleyiciyseniz ve başkalarının öncelikle konuşmalarına izin veriyorsanız veya birkaç baskın kişiliğe sahip bir takımdaysanız, büyük olasılıkla toplantıda ekleyeceğiniz bir şey yokmuş gibi hissedersiniz. Böyle bir durumda, kendinizi ekibe yeni katılan birinin bakış açısından görmeyi hayal edin. En iyi fikirleriniz olsa bile sizi tanımayan biri, paylaşmadığınız sürece herhangi bir fikrinizin olmadığını varsayacaktır. Daha da kötüsü, umursamayan biri olarak görülebilirsiniz. Bu yanlış algılamalardan hiçbiri kariyerinizde size yardımcı olamaz ve bunları düzeltmek size bağlıdır.

Bir toplantı başlamadan önce sizden istense de istenmese de hazırlık yapmış olmanız kişisel olarak yapmanız gereken bir şeydir. Düşüncelerinizi vaktinden önce hazırlamak, bu muhtemelen normal tarzınız değilse bile, konuşması gereken ilk insanlardan biri olmanıza yardımcı olur. Genel olarak fikirlerinizi erkenden iletmek en iyisidir. Psikolojik bir seviyede, toplantının bir parçasını daha önce hissetmenize yardımcı olur ve genellikle insanların görüşlerini yönlendirir, oysa konuşmak için biraz beklerseniz, bunun tersi olur.

Bu durumu düzeltmek için toplantıda önce konuşan siz olun. Toplantının sonuna kadar beklerseniz, başkası zaten fikrinizi paylaşmış olabilir. Bir şey söylemek için ilk iki insandan biri olma amacında olun. Kılavuzluk için, ilk konuşanları gözlemlemek ve nyi nasıl söylediklerini not etmek isteyebilirsiniz.

Çoğu durumda, kusursuz bir şekilde konuşmanız gereken bazı durumlar olduğunu düşünseniz de, en çok önem verilecek şey söyleyecek bir şeyiniz olması ve söylediklerinize inanmanızdır. Kısaca, bırakın insanlar  mesaja daha fazla odaklansın diyorum. Kendinizi sakinleştirmek için konuşmanız gerekmeden kısa bir süre önce, nefes egzersizleri yapmak faydalı olacaktır.

Kariyerin üzerinde söz hakkı olan insanlar önünde beceriksiz görünmek istemiyor olabilirsiniz ve bu sizi şu sorulara itebilir: Neden kıdemli/deneyimli meslektaşlarınız tarafından toplantı yönetilmesin? Bu yüzden baştalar, değil mi?

Ancak bu maalesef şöyle algılanır: Toplantıdaki taraflardan biri üçüncü parti ise sizi toplantı notlarını tutmak için gelen biri ya da asistan olarak görür ve bir sonraki aşamaya geçmek için ihtiyaç duyduğunuz çalışma ilişkisini asla sizinle kurmaz. İç toplantıdaysanız da, patronunuz beklenen zeka seviyesinde olmadığınızı ve sizi bir etki yaratıcıdan ziyade emir alacak kişi şeklinde düşünür.

Bu durumun önüne geçmek için toplantının öncesinde, üst düzey meslektaşlarınıza, hangi konuları ele alacaklarını, neyi istediklerini ve nasıl katılmanızı istediklerini sorun.  Bu, toplantı sırasında ne zaman topa girmeniz gerektiğine karar vermenize yardımcı olabilir. Toplantı sırasında, sorulan her soru için içinizden bir yanıt verin ve üst düzey meslektaşlarınızın söyledikleriyle karşılaştırın. Yanıtlarınız duyduğunuz ile aynı seviyeye geldiğinde, yanıtlarınızın doğru yolda olduğunu bilerek konuşma konusunda güven kazanacaksınız.

Üst düzey bir toplantıya katılmak, yeteneklerinizi sergilemek için nadir bulunan fırsat penceresidir. Onu boşa harcamayın. Ev ödevinizi önceden yapın ve konuşmaya ekleyebileceğiniz değere dikkat edin. Görüşlerinizi paylaştığınızda, kısa, özlü ve konuya odaklanmış olduğundan emin olun. Unutmayın ki, başkalarını etkilemeye ya da ne kadar zekice ya da ne kadar çalışkan olduklarını kanıtlamaya çalışan birini dinlemekten daha can sıkıcı bir şey yoktur. Bu hassas bir dengedir. Eğer konuşmazsanız, kimse sizin kim olduğunuzu bilmeyecektir; çok fazla konuşursanız, insanlar ancak şunu merak etmeye başlar, "Kim olduğunu sanıyorsun?"

Toplantı bittikten sonra geri bildirim almak iyi bir yöntem olacaktır. Yöneticiniz veya mentörünüz orada olacaksa, öncesinde daha fazla konuşmaya çalıştığınızdan bahsederek onlardan bazı özel öneriler isteyin. Daha fazla konuşmanız gerekip gerekmediğini size bildirirler.

Önemli iş toplantılarında konuşmak çok az içe dönük insanın alabileceği bir risktir. Ancak kariyeriniz uğruna bu riski almaya değer.

Son bir paragrafta yöneticiler için açmak istiyorum. Bir yönetici olarak, içe dönük insanlara çok yönlü bir toplantıda bir soru sorsanız, içe dönük bir beynin en iyisini almayacağınızı bilmelisiniz. Farklı bir yaklaşım göstererek daha iyi bir yanıt ve fikir edineceksiniz. Önceden ne hakkında konuşulacağını bilekem içe dönük insanlara yardımcı olur, ancak toplantı gündemleri genelde son anda duyurulmaktadır. Ayrıca toplantıdaki tüm konuşmalarını kimin yaptığını ve kimin katılımcı ol(a)madığını düşünmeniz/gözlemlemeniz gerekir.Bu sebeple dinamikleri şekillendirmeye çalışın. Daha suskun insanlara zemin hazırlayın – bu onları sahneyee çağırmak gibidir. İster inanın ister inanmayın, bazı insanlar sahneye çağrılmayı çok hoş karşılar, çünkü kendi kendilerine sahneye çıkmak konusunda kendilerin rahat hissetmezler.


Not: Bu içeriği 1 Kasım 2017 tarihinde girmiş olduğum bir toplantıda konu hakkında fikrimi, ilgimi ve merakımı beyan edebileceğim fırsatlar olmasına rağmen toplantıda hiç sesimi çıkaramamış olmam ve bunun bende yarattığı rahatsızlık sonrası konuyu etraflıca düşünmem ve araştırmam sonrası hazırladım.

İçeriği hazırlarken özellikle faydalandığım iki makale aşağıdadır. İlgilenenler için:


11 Şubat 2016 Perşembe

Nerede Kaldıydık?

Bazen sabredersin, bazen hayal edersin, bazen ilham duyarsın, bazen güneşli günlerin yakın olduğuna inanırsın... İşte bu bazenlerin sıklaştığı günler geçiriyorum. Günlerden Çarşamba (an itibariyle sabah saatleri) ve Pazar akşamüstünden beri aynı evde yaşadığım oğlumu göremiyorum. Yoğunluğun ciddi anlamda tavan yaptığı bir süreçten geçiyorum. Adeta bir sınanma testi. Sakin olup belirli bir plana sadık kalmaya çalışıyorum ve işimi yapmaya gayret ediyorum. Yarın her üç ayda bir yaptığımız ve hem benim hem de amirlerimin çok önem verdiği bir sunum yapacağım. Sunumun dönemi bir de yılın son çeyreğini içine alınca kesinleşen finansal tabloların önemi daha da artıyor. Böyle olunca hem içerik hem de sunuş ekstra önemli bir hal alıyor. İşte son günlerdeki tüm çalışmalarım da bunun tatmin edici hatta mümkünse beklentiyi aşan seviyede olması için...

Pazartesi gecesi onbirbuçuk, Salı gecesi onikibuçukta eve gelip sabah altıda kalkma rutinime sadık kalarak kendimi bir hayli yorduğumun farkındayım ama zamanı ne kadar yönetsem de iyi bir sunum içeriği için bu duruma katlanmam gerekiyor. Son zamanların moda tabiriyle 'Content is the King' bu sebeple yoğun ve özgün içerik için çokça mesai yapmam gerekti. Bugün ise sunum öncesi son gün olması sebebiyle daha stratejik davranıp daha az mesai yapıp (yine mesai olacaktır ama hafifletilmiş diyelim) hem dinlenme fırsatı bulma hem de ailemle biraz vakit geçirip moral/motivasyon yüklemek istiyorum. Umarım evdeki hesap çarşıya uyar.

Ve yarın büyük gün gelecek... Derbi maçlarda santra vuruşunda spiker "Artık tüm Türkiye susacak futbolcular konuşacak" der ya benimki de öyle bir ruh hali oluyor. Umarım herşey yolunda gider ve su gibi akar. Allah yardımcım olsun, gerisi teferruat olacaktır. 


Efendim yukarıdaki satırları yazdıktan sonra yayımlama fırsatı "yoğunluk" sebebiyle bulamamıştım, bugün itibariyle sunum faslı bitti. Yukarıda da sunumdan geriye kalan bir kareyi bulabilirsiniz. Üç ay sonra sahnelerde powerpoint ile buluşmak dileğiyle...

19 Nisan 2015 Pazar

Problem Çözme ve Karar Verme

15-16 Nisan 2015 tarihlerinde Güneşli DC’de Dale Carnegie eğitmenlerinden Deniz Tavmen’den “Problem Çözme ve Karar Verme” eğitimini aldım. Eğitime satış, planlama, idari işler ve finans bünyesinde çalışan toplam 12 kişi katıldı.

Aslında eğitimle ilgili bu içeriğin orjinal halinde faydalı pek çok bilgiyi adım adım ve şemalarla buradan sizlerle paylaşmıştım. Ancak Deniz Hanım'ın özel ricasına istinaden, bilgilerin Dale Carnegie'nin know-how'ı olması ve bir kısmının da Deniz Tavmen'in kişisel tecrübelerini içermesi sebebiyle kaldırmak durumunda kaldım. Sizlerin de bu konudaki anlayışına sığınıyorum. 
2 günlük eğitimimiz sonunda artık problem çözme ve karar alma konusunda daha sistematik yaklaşacağımz bir bilgi birikimiyle donanımlı şekilde İzmir’e döndük. Katkılarından dolayı Deniz Tavmen’e ve PMSA DC çalışanlarına çok teşekkürler.



Google adsense

Analytics