eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2024 Pazar

Bir Velinin Özel Okul Planlaması

14 Ocak 2024 Çevre’ye Kabul Sınavı
14 Ocak 2024 Çevre’ye Kabul Sınavı
Bu Pazar sabahı kahvemi yudumlarken kafamda oğlum için yapacağımız okul tercihi var. Az önce eşimle beraber Okan’ı sınava gireceği Çevre Koleji’ne bıraktık. Eve yakın olduğu için bugün sınav süresini evde değerlendiriyorum. Dün ise Bilfen Koleji için yine eşimle Çamlıca’daydık. Acıbadem tarafında bir kahvede vakit öldürürken Okan sınavda terliyordu. Dün akşam üzeri Bilfen’den sınavda başarılı olduğuna dair bilgiyi telefonda aldık. Tabi bu bilgi tek başına bir anlam ifade etmiyor çünkü eğitimin bedeli önümüzdeki hafta başı ayrı bir arama ile paylaşılacakmış. Daha önümüzde Işık ve Bahçeşehir okullarının da sınavları var. Bazısı sınav sonucuna göre burs veriyor, bir çoğu da sınavın sadece okula kabul için yapıldığını söylüyor. Eğitimin bedeli, servis ücreti, yemek ücreti, KDV oranı, ödeme planı ve varsa burs ihtimali derken ciddi bir planlama yapmak gerekiyor. Daha buna bir de okulun sundukları ve sizin ne aradığınız kriteri de var, bazı okullar akademik yönde yetiştirip sınava yönelik hazırlarken bazıları da sosyal deneyimleri konusunda yatırım yapıyor. Hepsini alt alta toplayıp mevcut bütçe ile hedefe en uygun kararı vermek için ciddi kafa yormak gerekiyor. Bir de bunu Türkiye gibi yarını öngöremediğimiz bir ülkede beyaz yakalı olarak çalışırken planlamak daha zor. Allah yardımcımız olsun. Geçen hafta da aslında biraz bu konulara girmiştim, hatırlamak için buyurun.

13 Ocak 2024 Bilfen Çamlıca Hatırası
13 Ocak 2024 Bilfen Çamlıca Hatırası


Anlaşılan o ki önümüzdeki haftadan itibaren özel okul fiyatlarını yavaş yavaş resmi olarak duymaya başlayacağız ama bir de sosyal medyada gayriresmi, duyuma dayalı fiyatlar var. Ara sınıflar için fiyat artışı yönetmelikte düzenlendiği için durum daha şeffaf ama bizim gibi yeni başlangıç yapan 1., 5. ve 9. sınıflar için ortam tam anlamıyla bilgi kirliliğinden ibaret. İstanbul okulları için 500-600 bin TL’ler konuşuluyor ki pek çok okulun 2023-2024 eğitim ücretlerini websitelerinden kontrol ettiğimde bu artışlar %100’ün kesinlikle üstünde. Bu durum beni rahatsız ettiği için çok da geç olmadan CİMER’e hafta içerisinde bir şikayet başvurusu yaptım. Milli Eğitim Bakanlığı’na iletilmek üzeren gönderdiğim başvurudan bir sonuç çıkarma bilinmez ama ben ne olur ne olmaz diye Twitter’dan Hazine ve Maliye Bakanı’mıza kadar yazdım.

Bireysel olarak yapılan bu hareketlerden bir şey çıkacağını sanmam çünkü fiyatları eleştirenler olsa da talep hala var. Dün Bilfen sınavında 5. Sınıf için Çamlıca okuluna 10 öğrenciden 26 sınıfta toplam 260 öğrenci girerken, bugün Çevre Koleji’nde 5. Sınıf sınavına girecek öğrencilerin listesinde 905 aday öğrenci vardı. Bu talep fiyatlar açıklandıktan sonra ne seviyeye gelir bilinmez ancak kapasitenin ve sınavda da başarı aranacağı için özel okulların sınıfları/kontentanı doldurmak konusunda çok sıkıntı yaşamayacağını düşünüyorum.


Düşündüğüm bir başka konu da sonraki senelerdeki fiyat artışları. Ara sınıflardaki artış, yönetmeliğe göre ((ÜFE+TÜFE)/2) + 5 oranı ile kısıtılı olduğu için ve bu oranı TUİK açıkladığı için önümüzdeki yıllarda artışlar limitli kalabilir ve bu velilerin lehine olur. Ancak tamamen buna güvenip yola çıkmak da üzebilir çünkü bir sabah kalktığınızda yönetmelikteki o maddenin değiştiğini görebilirsiniz.

Bir başka konu da eğitim ücretinin gelir vergisi beyannamesi ile indirim konusu yapılabilmesi… Konuyu benim gibi beyaz yakalılar için değerlendirecek olursak, belli bir tutar üzerinde yıllık ücret geliriniz varsa beyanname üzerinde eğitim ücretleri indirim konusu yapabiliyorsunuz. Ancak vakıf okulları bu kapsamda değil. Alın size hesap kitap yaparken dikkate alacağınız bir husus daha.

Özel Okul Fiyatları Konusunda Farkındalık Çalışması
Özel Okul Fiyatları Konusunda Farkındalık Çalışması
Anlaşılan o ki 2024’ün Ocak ve Şubat ayı aile gündemimiz okul tercihi ile geçecek. Bu arada hafta içerisinde bu konuda attığım twite birisi “gitme abi” yazmıştı. Zaten ilkokulu devlet okulunda okumuş oğlumu iyi bir devlet lisesine gönderebilmek için ortaokulda iyi bir özel okula göndermeyi planlıyorum. Yani biz de bu özel okullara gereğinden fazla gitmeye gönüllü değiliz. Umarım çok uzun süreli özel okul velisi olmayız.

Tüm çocuklarımız için en iyisi olsun…

Hikayenin devamı için: https://volkanyorulmaz.blogspot.com/2024/02/nasl-ozel-okul-velisi-oldum.html

---
Son olarak detay isteyenler için ufak tefek notlar:

Artış konusundaki düzenleme: Ara sınıflarının eğitim ücreti belirlenirken bir önceki eğitim öğretim yılında ilan edilen ücret, okulda devam eden öğrencilerin eğitim ücreti belirlenirken ise öğrenci kayıt sözleşmesinde belirlenen ücret dikkate alınır. Yönetmelikte yer verilen ifadeye göre, "bu ücretlere [(bir önceki yılın ortalama yurt içi ÜFE+bir önceki yılın ortalama TÜFE)/2]+5 oranından fazla artış yapılamayacak."

Eğitim ücretinin vergiden indirimi konusu: Beyanname veren bir mükellef kendisi, eşi ve küçük çocukları için yapmış olduğu eğitim harcamalarını aşağıdaki şartlar dahilinde vergi matrahından indirebilecektir.

– Beyan edilecek gelirin %10’luk tutarını geçmeyecek,

– Çocuk için yapılacak eğitim harcamasının matrahtan indirilebilmesi için çocuğun 25 yaşını doldurmamış olması gerekecek,

– Harcama Türkiye’de yapılacak,

– Harcamanın yapıldığı eğitim kurumu gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olacak,

Gelir Vergisi mükelleflerince yapılmış olan eğitim harcamaları fatura ve benzeri belgelerle tevsik edilmesi şartıyla yıllık beyanname ile bildirilecek gelirden indirilebilir.

Burada önemli olan husus, beyanname veren mükelleflerin bu indirimden yararlanabilmesidir, örneğin beyanname vermek durumunda olmayan ücret geliri elde eden bir ücretli düzenleme kapsamındaki eğitim harcamalarını ücret matrahından indirim konusu yapamayacaktır.

9 Ekim 2021 Cumartesi

Etik Uyum Eğitimi, İletişimi, Etik Kültürü

Etik ve İtibar Derneği’nin 9. Döneminin 8. Gününde birinci dersimiz “Etik Uyum Eğitimi, İletişimi, Etik Kültürü, Liderlik, Ölçme, Değerlendirme, Raporlama” oldu. Tayfun Zaman’ın eğitmenliğindeki dersimize ticari, hukuki ve etik unsurlardan bahsederek başladık. Tabi olunan tüm mevzuat hukuki, iş dinamikleri ve ticari menfaatler ticari, prensip ve politikalar ise etik diye nitelendirebiliriz. Daha önceki notlarımda da belirttiğim şekilde, derste belirtilen tanımlamaları buraya direk taşımam söz konusu değil. Bu sebeple derste aldığım notları kendimce değerlendirerek, üzerine internetten herkesin ulaşabileceği bilgileri derleyerek bu içeriği hazırlıyorum.

Bir uygulamanın, aksiyonun etik olup olmadığını belirlemek için şirketin değerlerine ve varlık sebebine uygun olup olmadığına bakmak lazım.

Siemens, 2008 yılında 800 milyon USD’lik ceza yemesinin ardından bugün en etkin uyum programlarından birine sahiptir. Siemens konusu ile ilgili hemen şunu paylaşayım:

Uluslararası bir şirketin FCPA kapsamına girmesi için ABD'de yerleşik olmasına gerek yok: (i) ABD'de faaliyet gösteren bir şirketin yurtdışındaki ortakları ve iştirakleri, (ii) payları ve diğer menkul kıymetleri bir ABD borsasında işlem gören yabancı şirketler, (iii) ABD'de yerleşik veya borsaya kayıtlı şirketler adına faaliyet gösteren hissedarlar, yetkililer ve vekiller, (iv) ABD'de ikamet eden yabancılar, (v)ABD'de ticari faaliyet gösteren kişiler de FCPA kapsamına giriyor. Hatta ve hatta Amerika'da hiçbir faaliyet göstermeyen bir yabancı şirket tarafından yine yabancı bir kamu görevlisine veya başka bir şirkete dolar üzerinden para transferi yapılması durumunda, bankacılık işleminde Amerikan bankalarının hesapları kullanıldığı için, bu işlem de FCPA kapsamına girebiliyor. ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) bu şirketlere karşı soruşturma açabiliyor. 2008 senesinde bir Alman şirketi olan Siemens, buna benzer işlemler sebebiyle FCPA kapsamında kabul edilmişti; yapılan soruşturma ve yargılama sonucunda ABD Adalet Bakanlığı ile 800 milyon dolarlık bir anlaşma imzalayarak, cezai yaptırımlardan kurtulmuştu.

https://www.mondaq.com/turkey/white-collar-crime-anti-corruption-fraud/614850/yolsuzlukla-mcadele-dzenlemelerimiz-eksik

Tayfun Bey, son dönemde çok popular olan oyunlaştırmanın (gamification) etik ve uyum eğitiminde tehlikeli olduğunu çünkü yanlış cevabın arkasındaki dinamikleri eğitime katılan kişinin bilemeyeceğini belirtti.

Benzer şekilde eğitimlerde animasyon kullanmayı da önermedi ve konunun ciddiyetinden uzaklaştıracağının altını çizdi.

Tayfun Bey’in “Etik ve Uyum Eğitimi Hayat Kurtaran Bir Önlem mi Yoksa Katlanılması Gereken Bir Zorunluluk mu?” başlıklı makalesini okumanızı özellikle tavsiye ederim:

https://viewer.joomag.com/inmagazine-say%C4%B1-23-etik-ve-%C4%B0tibar-derne%C4%9Fi-etik-ve-%C4%B0tibar-derne%C4%9Fi/0653872001633001412?short&



6 Eylül 2019 Cuma

İstanbul Kaçamağı ve Geçmişe Yolculuk

Yarım günlük bir eğitim için İstanbul’a gittim bu Perşembe günü. Eğitim sonrası bu eğitimden aldıklarıma, bir başka deyişle öğrendiklerime dair bir şeyleri yönetim ekibimize sunacağım için İstanbul’a inişimde bir gerginlik hissettim. Tabiri caizse “huzursuz” bir şekilde Akaretler’de öğle yemeği yiyeceğim bir yer ararken iş sebebiyle tanıdığım birilerini görüp hem selam verdim hem de bu vesileyle o mekanı yemek için tercih etmiş oldum. Sahi ben Akaretler’e yaklaşırken balık yemeyi hayal etmemiş miydim…


Selam verdiğim masada, 2007 yılında PwC’de son mülakatımı yapan, bir başka ifadeyle benim işe girmeme onay veren kişi de vardı. Kısa bir sohbetin ardından tek başıma masama oturup yemeğimi söylediğimde geçmişe yolculuk başladı. Yaklaşık 12,5 yıl önce mülakat için girdiğim BJK Plaza’ya birazdan eğitim almak için girecektim ve eğitimi benimle aynı yıl PwC’ye başlayan bir arkadaşım verecekti. İster istemez geçmiş defterleri açtım, aldığım kararları, yaptıklarımı ve yap(a)madıklarımı sorguladım. Bu çelişkileri yaşarken sanki arka fonda uçakta okuduğum kitaptaki içsel mutluluğu yakalamanın her şeyden önce geldiği mesajı kulaklarımda yankılandı. Yemeğimi yerken iki kere yeni açtığım youtube kanalıma girdim (Eyy okuyucu, youtube’da “volkan yorulmaz” diye aratarak kanalıma abone olabilirsin) ve sabahın erken saatlerinde yüklediğim videomun izlenme sayısını takip ettim. Benim dışımda birilerinin izlediğini görmek hoşuma gitti. Bir yandan da az önce masadaki selamlaşma esnasında, masadaki en kıdemli üstadın “videolarını izliyoruz” demesi aklıma geldi. Vay be, Linkedin’de yaptığım paylaşımlar gerçekten birilerine ulaşıyormuş diye sevindim. Nilgün’ü arayıp bu diyaloğu bir de ona anlattım. Ardından eğitim için BJK Plaza’daki PwC eğitim salonuna geçtim.


Beş buçukta bitmesi gereken eğitim dörtte bitince eğitimi veren arkadaşımla vedalaşıp, nerede takılabileceğimi sordum. Bana Nişantaşı’nı önerince, tüm diğer alternatifleri yok sayıp yola koyuldum. Nişantaşı her zamanki gibi yine çok havalı idi. Sokaklarında yürümek bile iyi geldi. Sonra tekrar aşağı indim. Akaretler’de iki ayrı kafeye girip tek kişi için uygun yer bulamayınca üçüncü girdiğim yer olan Sutiş’e oturdum ve soğuk kahve eşliğinde bu satırları yazdım. Kendimi daha hafif ve prangasız hissetmek için yanıma bilgisayar almadığımdan kurşun kalemle ajandama bu satırları döktüm. İlk fırsatta bilgisayara aktarıp (ertesi gün, yani Cuma akşamı, soundcloud’dan dinlediğim Türkçe jazz müzik eşliğinde) Kim bilir, o ileride dediğim zaman geldiğinde bugünkü sorgulamalarımı belki yersiz belki anlamsız ve gereksiz bulurum. Çok daha tatmin olduğum günler dileğiyle…

20 Mart 2019 Çarşamba

Öğrenmek İçin Ne Gerekir?



Eğitim kişi üzerinde yapılan bir eylem, yani edilgen bir şey. Öğrenme ise tamamen kişinin sorumluluğunda. Görüp geçmemek, gözlem yapmak gerek. Okumaya zaman ayırmak, okuduklarının üzerine düşünmek ve yorumlamak gerek. Sonuca değil, sürece odaklanmak, en kalıcı öğrenme yöntemi olan başarısızlıklardan da öğrenmek gerek. Unutmayın ki öğrenmeyi öğrenememiş insanlar bilgisizliğe mahkumdurlar. Öğrenebilmek için meraklı olmak, cevapların değil soruların peşinden koşmak gerek.

Sorular demişken, CEO ve başkanlık görevleri yürüten, çok sayıda şirkette yönetim kurulu üyeliği yapan Cem Kozlu’nun doğru soru sormak ve işin püf noktasını keşfetmek üzerine paylaştığı bir deneyimini aktarmak isterim.

Cem Kozlu üniversiteden mezun olduktan sonra ilk işini NCR’da bulur. İşe başlamadan önce kendisine ev bulmak için bir emlakçıya gider. Emlakçı, “Genç adam, hastanenin karşısında bir blok var. Orada sana uygun bir stüdyo daire var. Üstelik çok şanslısın, binanın neredeyse tamamında hemşireler kalıyor” der. Komşularının genç ve güzel kızlardan oluşacağını düşünen Cem vakit kaybetmeden evi tutar. Ancak yerleştikten sonra büyük bir hayal kırıklığı yaşar. Emlakçının söylediği gibi bütün komşuları hemşiredir, ancak tamamı yaşlı ve emekli hemşirelerden oluşmaktadır. Özetle Cem, kritik soruyu sormadan karar vermiş, işin püf noktasını kaçırmıştır. “Komşuların ne tip hemşireler?” olduğu, “evli mi, genç mi?”  gibi doğru soruları yöneltip alacağı cevaplara göre karar alsa hayal kırıklığına uğramamış olacaktı.

Gözlem yapmakla ilgili de Mudo’nun kurucusu Mustafa Taviloğlu’nun Rauf Ateş ile paylaştığı güzel bir anekdot var. Taviloğlu, “Balıkçı balık tutacağı zaman nereye bakar bilir misiniz?” diye bir soru yöneltmiş. Denize, tekneye, radara, kuşlara gibi cevaplar gelmiş. Mustafa Taviloğlu’na göre doğru yanıt bunların hiçbirisi değildir. “Balıkçı, yine balıkçıya bakar. Etrafta avlanan diğer balıkçıların ne yaptığını gözler.” Belli ki Mudo’nun başarısının ardında Taviloğlu’nunu etrafını, sektörü, piyasayı iyi gözlemlemesi yatıyor.

27 Haziran 2018 Çarşamba

Lego ve Dönüşüm Hatırası

Bugün değişim yönetimi ile ilgili katıldığım bir sunumda bu slaytı görünce akşama Okan'a gösteririm diye fotoğrafını çektim. Gösterdim de, sonra da Okan'ın 1. yaşından itibaren hayatımızda olan Lego'nun dönüşüm hikayesini araştırıp okudum. Aslında, Lego'nun büyümesinde birçok etken faktör mevcut. Başarılı şekilde uygulanan pazarlama taktikleri, satış kanallarının yönetim stratejileri ve yarattıkları markalar hem karlılıkta, hem de büyümede büyük etkilere sahip.

Ancak bunların temellerinde, şirketin de temellerine eklenen müşteri merkezli yaklaşım ile tasarım mantığı, ve bunu güçlendiren pazar araştırması kullanımı var.

Ha  bu arada bir dip not, bu fotoğraf Okan'ın hiç ilgisini çekmedi, zaten bundan çok gelişmiş Lego'ları o zaten sıklıkla Google görsellerinden araştırıyor...


3 Nisan 2018 Salı

Muhasebe Mesleğinin Temel Sorunları ve Çözüm Yolları


MAKALE YARIŞMASINDA DERECEYE GİRENLER ÖDÜLLERİNİ ALDI

Turan Veldet Velidedeoğlu Makale yarışmasında başarılı olanlara ödülleri verilirken ; ilk üçe giren Ankara SMMM Odası’dan  Kadir GÜLÇİN birinci olurken İzmir SMMM Odası’ndan Doç.Dr. Engin HEPAKSAZ ikinci Samsun SMMM Odası’ndan  Öğr. Gör. Esra GÜR üçüncü oldu. Övgüye değer yazılar içinde MANSİYON açısından yapılan inceleme de; Ankara SMMM Odası’na kayıtlı olan Melike GÜLER, Salman YILMAZ, Doğan YALÇINKAYA İstanbul SMMM Odası’ndan Dr. Mete AKYOL, İzmir SMMM Odası‘ndan Volkan YORULMAZ dereceye girdi.


Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası tarafından düzenlenen Turan Veldet Velidedeoğlu Makale Yarışması için “Muhasebe Mesleğinin Temel Sorunları ve Çözüm Yolları” konulu makalem ile mansiyon ödülüne layık görüldüm. Bu bir makale yarışmasından aldığım ilk ödül değil, umarım da son olmaz ama benim için bu ödül anlamlı kılan, yaptığım mesleği ileri götürebilmek adına yapılabilecekleri paylaştığım bir çalışmanın onca değerli katılımcı arasında takdir edilmesi oldu. Bu vesileyle Ankara SMMM Odası'na ve büyük bir nezaket gösterip beni telefonla arayan Oda Başkanı Ali Şahin'e teşekkürlerimi sunarım.

Bu gözlemlerimin ve düşüncelerimin daha geniş bir tabana yayılması için ve beklenen değişimin gerçekleşmesine ufak bir katkısı olması adına makalemi buradan da paylaşıyorum:

Muhasebe Mesleğinin Temel Sorunları ve Çözüm Yolları

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir, kendi mesleğinde yeterli düzeyde bilgi alt yapısına sahip olmalı, kendisini sürekli bir değişim içerisinde olan dünya koşulları ve mesleki standartlar içinde yenileme gereğini duymalı, etik değerlere sahip olmalı ve bunları uygulamalı, mesleğinde gösterdiği özen ve titizlikle çevresine katkı sağlamalı, güven vermeli ve örnek olmalıdır.


Muhasebe mesleğini icra etmekte olan Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler, bu unvan yolunda önemli bir adım atmış olan meslek stajyerleri ve tüm diğer muhasebeciler mesleğin gerekliliklerini yerine getirirken bir takım sorunlarla karşılaşmaktadır. Karşılaştıkları bu sorunların bir kısmını farklı kanallarla muhataplarına iletip bunların belirli bir kısmına çözüm üretilmesini sağlasalar da çözüm bekleyen sorunları, mevzuattaki değişiklikler ile oluşan yeni sorumluluklar ve değişen iş yapış şekilleri ile beraber her geçen gün çığ gibi artmaktadır.

Bu makalenin amacı tek tek münferit sorunları belirtip, farklı makalelere konu olmuş, bağlı bulunulan odalara iletilmiş konuları yeniden gündeme getirmekten ziyade konuyu daha makro düzeyde değerlendirip gözlemlediğim sorunları belirtip bunlara pratik çözüm önerileri sunmaktır.

Yalınlaştırılmış Muhasebe

Günümüzde muhasebecilerin temel sorunlarından biri üzerlerindeki iş yükünün getirdiği sorumlulukları/görevleri yerine getirirken iş ve özel hayat dengesini kaybetmeleridir. Belirli bir süreçte yetiştirilmesi gereken raporlamaların olması sebebiyle yapılan fazla mesailer ve mevzuattaki düzenlemelerle uzayıp giden yapılacaklar listesi muhasebecilerin özel hayatlarında kendine ayırması beklenen zamandan çalmaktadır. Bağımlı çalışan meslek mensupları uzayıp giden mesaileri karşılığında çoğu zaman fazla mesai ücreti alamamakta iken, bağımsız çalışanlar da sorumlulukları altındaki mükellef defterlerini tutmak ve beyanlarını zamanında gerçekleştirmek için büyük bir özveri ile çalışmaktadır. Hal böyle olunca, muhasebeci ailesine, kişisel gelişimine, dinlenmesine ve benzeri ihtiyaçlarını gidermesine vakit bulamamaktadır. Bu süreç mutsuz çalışanlara sebep olduğu gibi sürekli bir şeyleri yetiştirme telaşında olan kişilerin katma değerli işler ortaya koymasına da engel olmaktadır. 

Bu sorunun çözümü köklü bir değişim ve birden fazla tarafın inisiyatifi ile gerçekleştirilebilir, o da süreçlerin yalınlaştırılması ve sadeleştirilmesi ile mümkündür. Yalınlaştırmadan kasıt, muhasebecilerin üzerindeki yasal raporlama sorumluluklarının gözden geçirilerek tekrar eden, elimine edilebilecek süreçlerin tespit edilmesi ve bunlardan vazgeçilerek muhasebecilerin üzerindeki haddinden fazla yükü azaltmaktır. Bu değişim sürecini yönetmek için muhasebe mesleğini icra edenler kendi iş yapış şekillerini ve süreçlerini, kendilerinden beklenen yasal zorunluluklar açısından değerlendirip, daha etkin çalışabilmeleri için hangi raporlamaların daha yalın ve sade olması gerektiği yönünde toplu bir öneriyi TÜRMOB kanalıyla muhatabına iletebilir. Burada konunun muhatabı Maliye Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve İç İşleri Bakanlığı ile TÜRMOB temsilcileri bir araya gelip süreçlerdeki yalınlaştırmanın meslek örgütü ve çalışanları üzerinde yaratacağı pozitif etkiyi anlatarak sadeleştirme önerilerini sunabilir. Bu önerileri muhatapları kabul edebilecekleri gibi önerilere farklı çözüm yöntemleri de getirebilirler. Bu gibi bir durumda TÜRMOB kanalıyla temsilciler değerlendirme yapıp süreçlere ilişkin farklı sadeleştirme metotları belirleyebilirler. En kötü senaryoyu düşündüğümüzde, taraflar arasında herhangi bir mutabakat sağlanmasa bile en azından yaşanan sıkıntılar ve gelişim alanlarına yönelik çözüm önerileri muhataplarına iletildiği için sonraki dönemlerde alınacak kararlarda mevcut iş yükü ve muhasebeciler üzerindeki etkisi göz önünde bulundurulur. Yaratılacak algı ve sunulacak bilgilendirme ile insan emeğinden çok dijitalleşmenin ve elektronik dönüşümün sağladığı faydalardan destek alacak düzenlemeler yapılmasına önem verilir.

Yalınlaştırma sürecinde başarı sağlanması muhasebecilerin “görevi yapan”dan “stratejik karar alan” pozisyonuna geçmesi için zaman ve koşulların oluşmasını sağlayacaktır. Bu sayede, bu mesleği icra eden kişiler daha kalifiye işlere vakit ayırabilecek, daha yüksek bir iş tatmini yaşayacak ve kurumlara (burada hem müşavirlik/danışmanlık hizmeti alan, hem de raporlama yapılan idari kurumdan bahsedilmektedir) daha nitelikli hizmet sunacaktır. Ülkemiz içerisinde bulunduğu elektronik dönüşüm sürecini başarıyla yönetmektedir ve bu süreçlerin sonucunda hayatımıza giren e-fatura, e-defter, e- arşiv fatura, e-sevk irsaliyesi gibi örnekler yurt dışındaki örneklerle kıyaslandığında tatmin eden ve ihtiyacı/beklentiyi karşılayan seviyededir. Durumun böyle olması, takip edilecek yalınlaştırma ve sadeleştirme süreçlerine olan inancı da artırmaktadır. Bu dönüşüm sürecine muhasebe mesleğini icra edenlerin “izleyen” statüsünden “katılımcı” statüsüne geçerek dahil olması, her iki tarafın da lehine olacaktır. Özellikle dijitalleşen dünyada bulut teknolojisi ve Endüstri 4.0’ın etkisiyle raporlamalarda muhasebeci üzerindeki emek yoğun işler alınıp kendisinin daha vasıflı ve katma değerli süreçlere zaman ayırması sağlanırsa, meslek mensupları da bunu kendi hayatlarında, kariyerlerinde fırsata dönüştürür. 

Kamu kurumlarının istemiş olduğu beyanname ve bildirgeleri yasal sürelerinde yetiştirme döngüsünün içerisinde sıkışıp kalmış olan muhasebeciler, önümüzdeki dönemlerde süreçlerin yalınlaştırılması ve elektronik dönüşümle beyanname ve bildirimlerin sistemler tarafından üretilmesi ile en büyük sorunlarına çözüm bulmuş olacaktır. Dijitalleşmenin olumlu katkısını da göz önünde bulundurduğumuzda, doğru veriyi şimdiden çok daha kısa zamanda üretebilen muhasebeci bunları analiz edip, yorumlayıp müşavirliğini yaptığı ya da çalıştığı firmaya içerisinde bulunduğu rekabetçi piyasa içerisinde doğru adımı atmasını sağlayacaktır. Bu değişim de muhasebecilerin değerinin artmasında devrim niteliğinde olacaktır. 

Çağı Yakalayan Eğitim

Muhasebe mesleğinin temel sorunlarından biri eğitimdir. Yapılan meslek sürekli olarak bir değişime ve gelişime konudur ve bu değişim sadece yerel mevzuat ile kalmamakta aynı zamanda uluslararası standartlarda da yaşanmaktadır. İrili ufaklı ve her daim bir değişime konu olan mesleği icra eden bireylerin mesleki yeterliliklerini koruyabilmeleri için sürekli ve periyodik bir eğitim döngüsü içerisinde olması gerekmektedir. Günümüzde muhasebe mesleğinin ruhsatlı mensubu olabilmek için hem staj başlatma hem de yeterlilik sınavı için adaylar ciddi seviyede bir eğitim almakta, aldıkları eğitim sağlıklı bir şekilde ölçümlenmekte ve ardından da başarılı olan adaylara unvanları verilmektedir. Ancak mevcut düzende ruhsatını alıp mesleğini icra etmeye başlayan bir muhasebeciyi kendini geliştirmeye zorlayan herhangi bir yazılı zorunluluk bulunmamaktadır. Bu da bireyi gelişimi için kişisel bir tercihe itmekte; birey ya mesleğinde ileri gidebilmek için kendini geliştirmek adına kişisel çalışmalar yapmakta ya da ruhsatı aldığı günkü bilgilerini koruyarak mesleğini sürdürmektedir. Takdir edersiniz ki, bu da mesleğinde kendini güncel tutarak geliştirmiş bireyler ile diğerleri arasında ciddi fark oluşmasına sebep olmuştur. Bu fark ücret tarifesi ve rekabet koşulları sebebiyle menfaat ve getirilerin belirli seviyede olduğu muhasebecilik seviyesinde kendini geliştirmenin cazip ve özendirici olmasının önüne geçmiştir. Bir başka deyişle, mesleki yeterliliklerini geliştiren meslek mensubu ile ruhsatı aldıktan sonra gelişim için bir çalışma yapmamış meslektaşın ayrıştırılması için herhangi bir ölçüt söz konusu değildir. Mesleki yeterlilik çıtasının yükseltilmesine yönelik bir hedef belirlenip bu çıtanın yükseltilmesi için düzenleme yapılmalı, kendini geliştirip güncel tutan, mevzuata hakim meslek mensuplarının artması için çalışmalar yapılmalıdır. Kısaca bilgi birikimini güncel tutan, buna emek ve vakit harcayan meslektaş sayısının yetersizliği bir sorundur. Bu yönde çalışmalar yapmaya zorlayan veya özendiren bir sistemin kurulu olmaması ise bir eksikliktir. 

Bu noktada neler yapılacağı ve bu sorunun nasıl çözüleceği hususunda çözümü teknolojiyi kullanarak bulabileceğimizi düşünüyorum. İllerdeki meslek odalarından temsilciler, TÜRMOB ve TESMER’in temsilcileri ile bir araya gelerek periyodik olarak meslek mensuplarının alması gereken eğitimleri belirleyip bu konularda eğitim içerikleri hazırlamalı, yeri geldiğinde bu konudaki profesyonellerden destek almalı ve güçlü bir veritabanı oluşturmalıdır. Bunu yaparken üniversitelerin ilgili bölümleri, çok uluslu bağımsız denetim firmaları ve danışmanlık firmaları ile işbirliği yapılarak sektörün talep ettiği yüksek nitelikli iş gücünde aranan özelliklere cevap verecek şekilde bir içerik belirlenmelidir. Hazırlanan eğitim içerikleri video ve metin içeriği şeklinde düzenlenip çevrimiçi (online) eğitimler şeklinde bu mesleği icra edenlere sunulmalıdır. Bu içeriklerin hazırlanması ve sunulmasının belirli bir maliyeti olacağını göz önünde bulundurursak, bu içeriklere erişimin de meslek mensupları için kabul edilebilir seviyede bir ücret karşılığında yıllık üyelik aidatlarına ek katkı şeklinde olması makuldür. Meslek mensubu olmayanlar ama muhasebe mesleğini yapanlar da eğitimlerden ücretini ödeyerek faydalanabilmelidir. Bu alanda, gerekirse Maliye Bakanlığı’na mesleki yeterliliğin seviyesinin yükseltilmesinin kendilerine sağlayacağı fayda açıklanarak yapılacak düzenleme ile bu eğitimler için ekonomik teşvik sağlanması gündem gelebilir. Eğitimlerin içerikleri hem ülkemizdeki mevzuat değişikliklerini takip etmeyi ve öğrenmeyi sağlamalı, hem de uluslararası finansal raporlama standartları hakkında meslektaşları belirli bir seviyeye taşıyacak nitelikte olmalıdır. Bununla beraber muhasebe mesleğini icra eden kişilere liderlik, karar alma, proje yönetimi, sunum becerileri ve etkili iletişim gibi konularda yetkinlik ve becerilerini geliştirecek eğitimler de sunulmalıdır. Başta SAP ve Excel olmak üzere muhasebe programları ve veri analizi ile ilgili yazılımları bilgisayarda etkin bir şekilde kullanmayı sağlayacak eğitimler ve başta ileri düzey olmak üzere, konuşma ve iş İngilizcesi eğitimleri de sunulmalıdır. 

Bu eğitimlerin sınıf içi olması yerine çevrim içi olması da çok geniş bir kitleye ulaşmasını, tekrar tekrar izlenebilir, okunabilir olması sağlayacaktır. Meslek mensubu dilediği şekilde eğitimlere iş yerinden, hafta sonu,  işe giderken ya da akşam evinde katılabilecek ve tamamladığı eğitimleri elektronik ortamda belgelendirebilecektir. Eğitimleri düzenleyen, hazırlayan, denetleyen kurum da işin erbabı olduğu için içerik nokta atışı olacaktır ve hedeflenen verim alınacaktır.

Yapılacak değerlendirme ve tercihe göre, eğitimleri başarıyla tamamlayan meslektaşlara sertifikasyonla beraber teşvik edici olması için anlaşmalı kurumlarda ek indirimler, meslek odalarının websitesinde en çok sertifikasyona sahip olan meslek çalışanlarının ilan edilmesi gibi özendirici uygulamalar seçilebilir.


En verimli yatırım, insana yapılan yatırımdır. Yukarıda belirttiğim şekilde meslektaşlarımıza yapılacak yatırım, bu mesleği icra edenlerin bilgi ve yetkinlik seviyesinin ciddi bir şekilde yükselmesine sebep olacaktır. Bu da hem kendilerine hem de çevrelerine faydalı olmalarını sağlayacaktır. Muhasebe mesleğinin algısına da olumlu yansıyacak bu gelişme nitelikli iş gücünün değerini de yukarıya taşıyacaktır. Bir mesleği icra edenler ne kadar donanımlı olursa, sundukları hizmetten faydalananlar da o kadar üst düzeyde bir verim elde etmiş olurlar, bu da bu meslekteki kişilerin değerini artırır. Artan değer meslektaşların finansal getirilerine yansır. Refah seviyesi ne kadar artarsa daha mutlu, daha motive meslektaşlar olur.

İletişim İçindeki Meslektaşlar

İçinde bulunduğumuz teknoloji çağında iletişim kurmak ve iletişim içinde kalmak artık çok kolay. Taraflar arasında iletişimin sağlıklı kurulduğu bir ortamda sorunları tespit etmek, ilgilisine iletmek ve bunlara çözüm önerileri bulmak eskisinden çok kolay. Önemli olan iletişime açık, çözüm odaklı bireyler olarak bunu hem bireysel kültür hem de temsil ettiğimiz kurumun kültürü haline getirebilmek ve bunu tabana yayabilmektir. Henry Ford’un dediği gibi “Bir araya gelmek başlangıçtır, bir arada durabilmek ilerlemedir, birlikte çalışmak başarıdır.”

Çağın şartları iletişimi kolaylaştırmış olsa da muhasebe mesleğinin temel sorunlarından bir diğeri ise meslek mensupları arasındaki iletişim eksikliği ve birliktir. Bir bütün olarak hareket edememek, sesimizi yeterince güçlü çıkaramamamıza ve gerektiğinde lobi faaliyetlerinde başarılı olamamamıza sebep olmaktadır. Farklılıklarımızla bir mozaik oluşturup tek ses, tek bilek olabilmek konusunda eksikliğimiz olduğunu gözlemliyorum. İçimizde farklı görüşler olsa da demokratik bir ortamda bunları tartışıp dışarı da tek ve net durabilmeliyiz. Bu iletişim eksikliğinin giderilmesi de yine günümüz teknolojisi ile mümkün olacaktır.


Örneğin meslek mensuplarının erişimine açık olan bir çevrim içi sosyal platform hazırlanarak, belirli konuların buralarda tartışılması, farklı görüşlerin hep beraber değerlendirilmesi, oylama yapılması, yorumlanması ve kararlaştırılması sağlanabilir. Pek çok meslektaşın dile getirdiği sorunları, talep ettiği istekleri bu platformda aracısız bir şekilde gündeme getirilebilir. Gözlemlediğim kadarıyla, bağlı bulunduğumuz odalara bunu taşımaktan, doğru kontak kişiyi bulmaktan çekinen pek çok meslektaşımız mevcut. Halbuki internet üzerinden üye meslek mensuplarının erişimine açık olan “şeffaf forum” gibi bir ortamda bu konular gündeme getirilip ele alınarak görüşler, sorunlar paylaşılıp ortak kararlar alınabilir. Geliştirilecek basit bir uygulama ile meslektaşlar bunu cep telefonlarına da indirebilir, her an bağlantı halinde kalıp yurdumuzun dört bir yanındaki meslektaşlarıyla kendilerini ilgilendiren konularda paylaşımda bulunabilir, özetle her bir meslektaşın katkısıyla oluşturulacak bilgi ve tecrübe havuzuna ulaşabilir.


Tüm meslektaşlara açık ve “ünvansız liderlik” yapılabilecek bu gibi ortamlarda herkes kendini daha rahat ifade edebilecektir. Bu yöntemle temsil sorunu da giderilecektir. Ayrıca bu forum platformunu sadece bir sorun taşıma aracı olarak kullanmak yerine elde edilen farklı deneyim ve tecrübeleri paylaşma ve fikir/bilgi alışverişinde bulunma aracı olarak inşa edersek meslektaşların kendi içerisinde kaynaşmasını ve bilginin de hızla yayılmasını sağlayabiliriz. Halihazırda mali müşavirler bağlı bulundukları odalarda ilgi duydukları alanlardaki komitelere üye olmakta, zaman ayırabildikçe komite toplantılarına katılmaktadır. Bu toplantılardan çıkan sonuçlar çok kısıtlı bir gruba dağıtılmakta, bilginin paylaşılarak çoğalması sağlanmamaktadır. Halbuki bahsedilen şeffaf forum platformu ile bu toplantıda gündeme gelip kararlaştırılan konular platforma da taşınırsa benzer konu hakkında platformda yorumlar alınabilir ya da bu konuyu araştıran diğer meslektaşlar kayda geçmiş görüşlere ulaşıp faydalanabilir. Özetle meslektaşların arasında birlik, bütünlük, uyum ve ahengi sağlayacak bir paylaşım platformuna ihtiyaç vardır. Herkesin en kolay, en hızlı ve en düşük maliyetle katılabilmesi için bunun internet tabanlı olması gerekir. Burada kurulan bağlar ardından düzenlenecek periyodik toplantılar, sempozyumlar, ortak komite aktiviteleri ile desteklenerek geliştirilir ve meslektaşlar arasında kapsayıcı bir bütünlük sağlanır.

Sonuç


Günümüzde muhasebe mesleğinin karşı karşıya olduğu temel sorunlarını üç temel başlıkta değerlendirebiliriz. Bunlardan ilki mesleğin yalınlaştırmaya ihtiyaç duyulan süreçlerinin gözden geçirilerek iş ve özel hayat dengesi bozulmuş çalışanların hayatına dokunacak elektronik dönüşüm ve dijitalleşme ile mesleği daha nitelikli ve katma değerli hale getirebiliriz. İkincisi, çağı yakalamak ve güncel gelişmeleri takip edebilmek için sürekli bir eğitim döngüsü içerisinde olmak gerekir. Bunu içeren bir eğitim platformu dizayn ederek meslek mensuplarının her daim kendilerini güncel tutmasını sağlayabiliriz. Sonuncusu da kaybolmaya başlayan birlik ve bütünlüğümüzü yeniden kazanmak için çağa uygun iletişim kanallarını kullanıp bir şeffaf forum oluşturarak, meslektaşların kendi arasında herhangi bir farklılık gözetmeden iletişim kurması için gerekli aracı inşa ederek kendi aramızda birlik ve bütünlük sağlanabilir.

Özet olarak, bugün yaşadığımız her sorun aslında bizim için bir fırsatı da temsil ediyor. Belirtilen temel sorunları gidermek bizlere beraberinde fırsatları sunacaktır. Yaratılan sinerji ortamıyla diğer pek çok sorunun da giderilmesi kolaylaşacaktır.

7 Ekim 2016 Cuma

Hem Öğrendim Hem de Paylaştım

3 yıl önce Eylül ayında "7 Yılda Öğrendiğim 7 Şey" diye ilk olarak yazdığım, geçen yıl güncelleyerek "8 Yılda Öğrendiğim 8 Şey" diye yayımladığım, ve bu yıl ise "9 Yılda Öğrendiğim 9 Şey" olarak bugün itibarıyla en güncel haline dönüştürdüğüm paylaşımımı Eylül 2016'da bloğumda ve Linkedin'de paylaşmıştım:

http://volkanyorulmaz.blogspot.com.tr/2016/09/9-ylda-ogrendigim-9-sey.html

https://www.linkedin.com/pulse/9-y%C4%B1lda-%C3%B6%C4%9Frendi%C4%9Fim-%C5%9Fey-volkan-yorulmaz?trk=mp-author-card

Geçtiğimiz günlerde bu içeriği Hürriyet Yazarkafe ile paylaştım ve bugün kontrol ettiğimde Hürriyet okuyucularının "Eğitim ve İş Dünyası" alanında en çok okuduğu içerik olduğunu gördüm. Zirvede olmak güzel, umarım zaman paylaşacak güzel şeyleri karşımıza çıkarmaya devam eder...

1 Eylül 2016 Perşembe

Eğitim Şart, Hem de İstanbul'da

Liderlik eğitimi için geldiğim İstanbul'da bu kez eğitimi aldığım Kağıthane'ye yakın olması sebebiyle Park Dedeman'da konakladım. Otelde beni rahatsız eden soğuk bir atmosfer vardı. Odada bir zarf, bir vücut kremi ya da buzdolabında atıştırmalık birşeylerin olmaması ilk anda beni hayal kırıklığına uğrattı. Sonrasında da otelin kim kime, dum duma yapısı ile asansör ve lobide kuyruk yaratan Arap turistler beni otelde yalnız hissettirdi. Neyseki otelin spor salonunda da aynı yalnızlığı yaşadım ve ortak alanlardaki yoğunluğa rağmen orada rahat rahat çalışabildim.

Spor sonrasında da protein ihtiyacımı otelin hemen yanındaki Kanyon'daki Num Num'da karşıladım. İnşallah bir dahaki sefere yalnız değil de ailemle bu mekanın ve yemeğin tadını çıkarıyor olurum. Şimdilik ise onlara buradan ufak hediyeler getirerek dönüyorum.

7 Aralık 2015 Pazartesi

Tarihlerle 2016 Yılı Oğlak Burcu Yorumları

Genel olarak Oğlak burcu için 2016 yılının nasıl geçeceğini karşılaştırmalı olarak bir önceki yazımda sunmuştum. Dilerseniz o içeriğe buradan ulaşabilirsiniz:


Şimdi de tarih aralıklarıyla Oğlak burcu için 2016 tahminlerini sunuyorum. Hem hayatınızda sıradışı bir şey olduğunda dönüp değerlendirmelere bakabilirsiniz, hem de kritik tarihler öncesi tedbirinizi alabilirsiniz.

İşte konularına ve tarihlerine göre Oğlak’ları bekleyen gelişmeler…

Oğlak Burcu Aşk Hayatı 2016 Aşk, Evlilik, İlişkiler

5-25 Ocak 2016 arası
aşk hayatınızda açıklayamadığınız duygular ve gizlilik içeren ilişkiler söz konusu olabilir. Evliyseniz bu dönemde gizli İlişkiye heves etmemeli eşinize sadık kalmalısınız Yaşadığınız kaçamakların faturasını ağır ödeyebilirsiniz.

4 Şubat - 2 Mart 2016 arası Venüs'ün burcunuzdaki konumu çekiciliğinizi artıracak. Etrafınızda bulunanların ilgisini çekecek, eşinizle iyi anlaşacaksınız. Evlenmeyi düşünüyorsanız güzel bir düğünle evlenerek mutlu olabilirsiniz. Kalbiniz boşsa sizinle ilgilenenler olacak, içlerinden biriyle anlaşabilirsiniz. 28 Mart -21 Nisan arası sevgilinizle, eşinizle birlikte gezecek eğlenecek mutlu olacaksınız. Kalbiniz boşsa kısa yollarda tanışacağınız hoş çekici biriyle ilişki başlatabilirsiniz.

22 Nisan - 16 Mayıs arası eşinizle iyi anlaşacak yuvanızda mutlu olacaksınız. Sevgiliniz varsa ailenizle tanıştırmanın tam zamanı. 17 Mayıs - 10 Haziran arası
aşk hususunda çok şanslısınız. Bu dönemde eşinizle, sevgilinizle iyi anlaşacak, güzel duygusal ilişkiler yaşayacaksınız. 5 -29 Temmuz arası sevgilinizle, eşinizle iyi anlaşacak çok mutlu olacaksınız. Bu dönem evlilik için güzel bir zaman. Evlenerek çok mutlu olabilirsiniz.

30 Temmuz - 22 Ağustos 2016 arası cinsellik ön planda olacak. Kalbiniz boşsa cinselliğin ön planda olduğu zevkli macera yaşayabilirsiniz. Ciddi ilişki düşünmemelisiniz. Evliyseniz duygularınızın etkisinde kalarak gizli ilişkiye heves etmemelisiniz, huzurunuz bozulabilir. 23 Ağustos - 16 Eylül arası sevgilinizle, eşinizle birlikte tatil, gezi olanaklarından yararlanabilir, güzel birliktelikler yaşayabilirsiniz. Kalbiniz boşsa gideceğiniz tatil yerlerinde, uzun yolculuklarda, fuar, seminer gibi yerlerde karşılaşacağınız üstün deneyimli biriyle anlaşabilirsiniz. Bu kişinin ikinci eşi de olabilirsiniz. Evlenmeyi düşünüyorsanız evlenerek balayına gidebilirsiniz.

10 Ekim - 2 Kasım 2016 arası yine çok şanslı olduğunuz bir dönem. Kalbiniz boşsa arkadaş çevrenizde tanışacağınız biriyle ilişki başlatabilirsiniz. 3 -27 Kasım arası gizlilik içeren ilişkiler söz konusu. Evliyseniz duygu ve isteklerinizin etkisinde kalarak gizli İlişkiye heves etmemelisiniz. 28 Kasım - 18 Aralık arası yine çok mutlu olacağınız bir dönem. Evlenmeyi düşünüyorsanız tam zamanı. Kalbiniz boşsa sizinle ilgilenenlerden biriyle anlaşabilirsiniz.19 Aralık 2016 tarihinde Merkür geri hareketine başlayacağı için elinizi çabuk tutun ve 2017 yılına yalnız girmeyin!

Oğlak Burcu 2016 İş ve Kariyer Hayatı

22 Ocak'a kadar olan dönemde arkadaşlık ve dostluk ilişkilerinizde dikkatli olmalısınız. Merkür 2-22 Ocak 2016 tarihlerinde retro hareketine başlıyor… Para ile İlgili bir konu yüzünden anlaşmazlık söz konusu olabilir. 18 Ocak - 1 Mart 2016 arası işlerinizi gizlilik içinde yürümelisiniz. Sizi çekemeyenler işinize engel olmaya çalışabilirler. 5 Şubat -2 Mart arası Venüs'ün burcunuzdaki konumu şansınızı açacak, işte başarılı olacaksınız.

3-27 Mart 2016 arası karşınıza çıkan fırsatları iyi değerlendirerek gelirinizi artırabilirsiniz. Bu dönemde çeşitli yerlerden elinize bol para geçecek. 4 Mart - 21 Nisan arası Mars'ın Balık burcundaki konumu enerjinizi artıracak. Bu dönemde kendinizi güçlü ve enerjik hissedecek, engelleri kolayca aşacak, birçok işin üstesinden geleceksiniz.

28 Mart - 21 Nisan arası yakın çevrenizin desteğini alarak işte yeni atılımlar başlatabilir, kazançlı kısa yolculuklar yapabilirsiniz. Bu dönede yakın çevrenizle iyi ilişkiler kuracak, iletişim hususunda başarılı olacaksınız. 22 Nisan - 16 Mayıs arası evinizde bolluk olacak. Ev ve aile için almak İstediğiniz şeyleri alacak, mutlu olacaksınız. 22 Nisan - 17 Haziran arası giderlerinizde artış olacak. Fazla para harcama eğiliminde olabilirsiniz.

17 Mayıs - 10 Haziran 2016 arası şanslı olduğunuz bir dönem olarak görünüyor. Yaratıcı düşünce gücü gerektiren işlerde başarılı olacak, ileriye yönelik kazançlı yatırımlar yapacaksınız. 11 Haziran - 4 Temmuz arası grup çalışmalarında başarılı olacak, güzel iş fırsatlarıyla karşılaşacaksınız. 17 Haziran - 16 Aralık arası olan dönemde Mars'ın Balık burcundaki transiti yakın çevre ve kardeş ilişkilerinizde sorunlara neden olabilir. Bu dönemde iş ve para hususunda yakın çevrenizin desteğini almanız zorlaşabilir. 5 - 2 9 Temmuz arasında ortak çalışmalardan para kazanabilir, yeni ortaklık tekliflerini değerlendirebilirsiniz.

30 Temmuz - 22 Ağustos 2016 arası eşinizin, ortağınızın, b
aşkalarının parasından yararlanabilir, hisseli paralar, sigorta, miras gibi konulardan kazanç elde edebilirsiniz. Ayrıca şansınızı loto, toto, piyango gibi oyunlarda deneyerek havadan para kazanabilirsiniz.

Özellikle 19, 20, 21, 22 Ocak doğumlu olanlar şanslarını muhakkak denemelidirler. 23 Ağustos - 16 Eylül arası yurtdışını ilgilendiren konulardan ve uzun yol gerektiren işlerden para kazanabilirsiniz. Uzak yerlerdeki kısmetlerinize ulaşmaya çalışmalısınız, uzak yerlerden para kısmet alabilirsiniz. 16 Eylül - 9 Ekim arası İşte çok başarılı olabilir, biraz fazla çabayla istediğiniz konuma gelebilirsiniz. 10 Ekim - 2 Kasım arası arkadaş çevrenizin desteğini alarak işte atılım yapabilir, mesleki bir hayalinizi de gerçekleştirebilirsiniz. 3 - 27 Kasım arası gizlilik içeren ilişkiler söz konusu olabilir. 28 Kasım - 22 Aralık arası olan dönemde çok şanslısınız, başlatacağınız yeni atılımlarda başarılı olma şansınız fazla. 17 Aralıktan sonra hayati etkisi olan kararlar almamalısınız, Merkür'ün konumu zihinsel durgunluğa neden olabilir.

Oğlak Burcu 2016 Eğitim Yorumu

22 Ocak'a kadar olan dönemde Merkür'ün ters hareketi zihinsel faaliyetlerinizde durgunluğa neden olabilir. 23 Ocak - 13 Şubat arası zekanız işlek olacak, atılımda bulunarak başarılı olabilirsiniz. 6 - 2 1 Mart arası yakın çevrenizin yardımını alarak sorunlarınıza çözüm bulabilir, başarılı olabilirsiniz. 22 Mart - 6 Nisan arası zorlanacağınız bir dönem olarak görünüyor. Bu dönemde derslere gereken zamanı ayırmalı, gerçekçi olmalısınız.

6 - 25 Nisan arası atılımda bulunarak istediğiniz başarıyı elde edebilirsiniz. 2 - 22 Mayıs 2016 arası Merkür'ün ters hareketi zihinsel faaliyetlerinizde durgunluğa yol açabilir. 20 Mayıs - 13 Haziran arası yine çok başarılı olabileceğiniz bir dönem. Bu dönemde başarılı olmanız için sosyal faaliyetlerinizi azaltmalısınız.

30 Haziran - 13 Temmuz arası gerilimli bir dönem, Merkür'ün etkisiyle isteksizlik ve motivasyon eksikliği oluşabilir, en iyisi dinlenmeli zihninizi rahatlatmalısınız. 31 Temmuz - 27 Ağustos arası yurtdışı eğitim olanaklarından yararlanabilir, kurs ve seminerlere katılarak bilginizi artırabilirsiniz.

25 Ekim - 12 Kasım arası arkadaşlarınızın yardımını alarak atılımda bulunabilir, istediğiniz başarıyı elde edebilirsiniz. 3 - 16 Aralık 2016 arası zekanız işlek olacak, kendi çabalarınızla başarıya ulaşabilirsiniz. Başarılı olmak için dikkatli, düzenli çalışmalı, 17 Haziran - 16 Aralık arası olan dönemde arkadaş çevrenize dikkat etmelisiniz. 

28 Eylül 2014 Pazar

Özlem Çakır ile İmaj Yönetimi

27 Eylül 2014 Cumartesi günü Özlem Çakır’ı kişisel gelişim kulübü olarak  şirketimizde ağırlama fırsatı bulduk. Peki kimdir Özlem Çakır? Hemen kendi websitesinden (www.özlemcakir.com) yanıtlayalım:

Özlem Çakır’ın perakendeye yönelik stil ve kişisel alışveriş danışmanlığı eğitimlerinin yanı sıra lüks sektöre de imaj, servis ve hizmetle farklılaşma eğitimleri bulunmaktadır. Çakır eğitimlerinin dışında üst düzey yöneticilere ve siyasetçilere kişisel imaj danışmanlığı yapmaktadır.

Özlem Çakır Uluslararası İmaj Danışmanları Derneği’nin (A.I.C.I) Türkiye’den ilk profesyonel ve uluslararası ödüllü üyesidir.(Jane Segestron Ödülü) Çakır, 1999-2011 tarihleri arasında derneğin Türkiye Başkanlığını yürütmüştür.

Kendisini ilk gördüğüm andan (ki sabah erken saatte Sevinç Pastanesi’nin önünde buluşarak güne başladık) eğitimin sona erdiği ana kadar (yoğun içerikli, az molalı eğitimimiz saat 18:00 de bitti) ben de ve eğitime katılan diğer arkadaşlarımda bilgi ve tecrübesiyle hayranlık yarattı. İmaj danışmanlığı konusunda alanına o kadar hakim olduğu verdiği örnek ve tüyolarla o kadar belliydi ki hepimiz pür dikkat kendisini dinledik ve hayranlıkla izledik. Eğitim eğitici ve değerli olunca insan da öğretilenleri daha bir özenle not alıp kendisine daha uzun vade faydalanacağı şekilde saklamak istiyor. Ben de bu bağlamda eğitim esnasında notlarımı aldım. Hem kendime saklamak, hem de faydalanmak isteyen olursa diye paylaşmak istedim.

Özlem Hanım eğitime sunum becerileri konusunda bazı önemli noktaları ve trendleri belirterek başladı. Artık sunumların giderek büyülüyeci (charming) özellikli olanlarının aranan nitelikte olduğunu ifade etti. Etkili sunumun üç özelliğini trustworthiness, approachability ve likeability olarak sıraladı.

Guy Kawasaki’nin Enchancement adlı kitabını okumamızı, twitter’dan da likeability konusunda Dave Kerpen’ı takip etmemizi önerdi. Takibe aldım bile, işte profili: https://twitter.com/DaveKerpen

Sunumun etkileme ve ikna boyutu ile ilgili olarak Aristo’nun belirttiği retoriğin 3 boyutu ethos – logos ve pathos’tan bahsetti. Özetle ethos’u etik değerler, duruş, özgüven ile itibar yaratmak; logos’u içerik tarafı ve konuya hakimiyet; pathos’u da duygu ve düşüncelere dokunmak olarak ifade etti.

Eğitim esnasında kendisi bize “gong therapy”den bahsetti. Gong ile 20 dakika uygulanan terapinin 4 saatlik uykuya bedel olduğunu ve New York’ta insanların öğlen aralarında yemek yerine bu terapiyi almayı tercih ettiklerini anlattı. Ben de bu notları kaydederken bir yandan da youtube’dan gong therapy’i dinliyorum.

Duchenne Smile’dan bahsetti ve gerçek gülüşlerde göz çevresinde kırışıklıkların ortaya çıktığını anlattı. Detayları wikipedia’da mevcut, okuma listemize alalım lütfen… Okuma demişken bir de Daniel Pink’in “A Whole New Mind” (aklın yeni sırları) adlı kitabını da okumamızı tavsiye etti.

Özlem Çakır, tutkulu insanların fark yaratacağını, artık herkesin işini iyi yaptığını bizlere anlatırken, samimiyet, doğallık ve tutkunun fark edilmemizi sağlayacağını belirtti. Bu noktada ekrana yansıttığı slaytta imaj ve göze çarparlığın yetenek ve becerilerden 9 kat daha fazla işe yaradığı yazıyordu.

Sunumda vurguyu yaratan faktörleri şu şekilde sıraladı: maddeleme, es, tonlama, retorik soru (cevabını beklemediğimiz soru), tekrar ve arabaşlıklar.

Vücut dilimizle ilgili olarak da yine youtube üzerinden erişebileceğimiz History Channel’ın hazırladığı “Secrets of Bodu Language”u dilersek Türkçe olarak da “Beden Dili” diye aratarak izleyebileceğimizi söyledi. Yine Can Dündar’ın “Terzi Diplomasisi” adlı köşe yazısını da mutlaka okumamızı önerdi. Kısa bir yazı, hemen paylaşıyorum: http://www.milliyet.com.tr/Default.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=545345&AuthorID=75&Date=17.05.2008

Daha sonra eğitimin imaja yönelik ve asıl bomba kısmına geçtik. Aldığım vurucu notlar şöyle:

Bedene oturan ceket gücü ifade eder. Koyu renkler açık renklere göre (bej, pudra) daha otoriterdir. Yüze yakın olarak kullanılan yüksek kontrast yüksek otoriteyi temsil eder. Yakalı herşey yakasıza göre daha ciddi ve otoriterdir. Aynı şekilde tok kumaş da yumuşak kumaşa göre daha ciddi ve otoriterdir. Polyester ve plastik malzeme ile klas görünemezsin!

Vücudumuza ne kadar uygun kıyafet giyersek o kadar güçlü görüneceğimizi ifade ederken “the more constracted you wear, the more authority you look” ifadesini kullanan Özlem Hanım büyük aksesuarların da aynı etkiyi yarattığını belirtmek için “the bigger you wear, the more authority you look” diye konuyu özetledi.

Bu noktada vurucu cümlelerden biri de: “Bugün olduğun yer için değil, yarın olmak istediğin yer için giyin” demesiydi.

İnce kumaşların fazlalıkları ortaya çıkardığını belirtirken, bu sorunla karşılaşmak istemeyenlerin likra ve gabardin kumalı tercih etmeleri gerektiğini söyledi.

Bayanlar için bacak bileklerinin kalın olması halinde siyah çorap giymeleri gerektiğini öneren Özlem Hanım ince bölgeleri her zaman açıkta bırakmak gerektiğinin altını çizdi.

Renklerle ilgili detaylı bilgi için internetten  “colour analysis” diye araştırma yapabileceğimizi söyleyen Özlem Hanım giydiğim kırmızı çizgili polo yakalı sweatshirt için de “overpower” olduğunu ve benim önüme geçtiğini, konuşurken yüzüme odaklanmakta zorlandığını belirtti. Mesajı net bir şekilde alındı.

Eveeet notlarımızın buraya kadarı herkesi ilgilendiren genel noktalardı. Sonrasında Özlem Hanım tek tek kişiye özel yorum ve önerilerde bulundu. Bence eğitimin bu kısmı en paha biçilmez noktasıydı. Bana özel notlara gelecek olursak:

“Kış Erkeği”ymişim. Tercih etmem gereken öncelikli renkler: içinde siyahlık olan kırmızı, mor, siyah, mavi, içinde siyahlık olan yeşil. Ayrıca yaz kış füme, siyah, beyaz lacivert takımlar giyip, bunları bordo, vişne, mürdüm eriği tonu, koyu kırmızı, mor açık pembe, koyu yaprak yeşili ve mavi ile destekleyebilirmişim.

Aksesuarlarımda beyaz metal olmasını öneren Özlem Hanım, siyah ya da füme renkte gözlük kullanmamı tavsiye etti.

Kahverengini yüze yakın olmayacak şekilde ayakkabı ve pantalonda tercih edebileceğimi, orta genişlikteki kareli gömlekleri, ince ve boyuna çizgili gömlekleri seçebileceğimi, yarı İtalyan yakalı gömleklerin bana uygun olacağını anlattı. Orta genişlikte kravat ve yarım windsor düğümü yapmamı öneren Özlem Hanım bu düğüm için de uzmantv.com’dan videosunu izlememi tavsiye etti.

Saçlarımın uzunluğu ve modelini uygun bulurken, favorilerimi imkan dahilinde biraz daha uzatmamı önerdi.

Yaka tercihlerinde bisiklet, V yaka, dik yaka ve polo yakayı tercih edebileceğimi ifade etti.

Önemli davetlerde kullanacağım koyu renk takımlarda mutlaka beyaz gömlek tercih etmemi, mavinin kabul olmayacağını anlattı. Yine bu takımları kösele ayakkabı ile giymemi önerdi. İki düğmeli takımlarda en alt düğmenin de açık olacağını hatırlattı. Eli cebe koyarak sunum yapıyorsam çift yırtmaçlı ceket giymemi önerirken, ceket içinde yeleği de fizyonomime uygun olduğu için tercih edebileceğimi söyledi.

Son olarak  Özlem Hanım “killer” görüntüye ulaşmam için kol düğmeli gömlek, slim cut takım (yelekli) ve puantiyeli kravat tercih etmemi önerdi.  Gündelik giyim için de lacivert blazer, kravatsız gömlek ve Dockers tipi pantolon tercih edebileceğimi ifade etti. Pantolon paçaları konusunda da balık ağzı şeklinde düzeltme yaptırabileceğimi söyledi.

Özlem Çakır'dan kesinlikle çok değerli bulduğum bilgiler elde ettim(k) ve gerçekten bir Cumartesi gününü ofiste geçirmeye değecek bir günü geride bıraktım. Böyle değerli bilgileri ve dahasını (hepsini not almak imkansızdı) bizlerle hiç çekinmeden ve bütün içtenliğiyle paylaştığı için kendisine çok teşekkür ederim.

20 Eylül 2014 Cumartesi

Yüksek Etkili Sunum - Dale Carnegie Eğitimi

9-10 Eylül 2014 tarihlerinde Dale Carnegie eğitmenleri Sezen Albayrak ve Kutsal Köse tarafından verilen Yüksek Etkili Sunum eğitimini aldım. Son zamanlarda katıldığım en etkili eğitimlerden biriydi. Özellikle üzerinden biraz vakit geçsin, heyecanımı geride bırakayım da sakin sakin irdeleyip öyle değerlendirmemi yazayım istedim.

Üzerinden 10 gün geçse de şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki herşeyden önce uyguladıkları sistemle kendinizdeki gelişimi sizde birebir izleyip değerlendirebiliyorsunuz. Koçluk sistemini eğitimin bir parçası halini getirip etkin bir şekilde kullanıyorlar.

Geribildirimlerin hızlı bir şekilde hayata geçirilmesi için son derece proaktif hareket ediyorlar ve eğitime katılan herkese eşit mesafede ve aynı yoğun ilgiyle yaklaşmayı başarıyorlar.

İki günlük eğitim esnasında her katılımcı (yaklaşık 15 civarı) 7 ayrı sunum yapma fırsatı buldu. Bu sunumların hepsi kameraya çekildi. İlk sunum ile son sunum arasında, her katılımcı için, siyahla beyaz kadar fark oluştu. Eğitim sonunda katılımcılara feedbackleri de içeren sunum videoları verildi ve bu sayede hem güzel bir hatıra hem de yeri geldiğinde tekrar referans alabileceğimiz bir başucu kaynağı elde ettik.

Bu güzel ve faydalı eğitim ile bize katkıda bulunan sevgili eğitmenlerimiz  Sezen Albayrak ve Kutsal Köse'ye bu vesileyle teşekkür etmek isterim. Dileyenler aşağıdaki linkten Dale Carnegie'nin Türkiye websitesine ulaşabilir. Benim tavsiyem, siteye girmişken Dale Carnegie'den Başarının Sırları e-kitabını da indirmeniz yönünde....

http://www.dalecarnegie.com.tr/

22 Kasım 2013 Cuma

İstanbul Bitmiş Okeye Dönüyor

18-20 Kasım tarihleri arasında iş/eğitim sebebiyle İstanbul'daydım. 2005-2007 arasında yüksek lisans sebebiyle Sabancı Üniversitesi'ndeyken İstanbul'da keyifli vakit geçirmiştim. Sonrasında PwC'deyken eğitim için sık sık gittiğim İstanbul'da devrelerimle (peers) şehrin tadını çıkarmıştık...

Şubat 2013'ten beri gitmediğim şehirde bu sefer keyif ve eğlencenin yerini iyice zorlu ve stresli bir hayata bıraktığını gördüm. 18 Kasım Pazartesi sabahı 7'yi 5 geçe Atatürk Havalimanı'ndan bindiğim taksi saat 9'a 2 kala Divan Otel'e varınca seyahatimin geri kalanında hep erken yola çıkmam gerektiğini anladım. Ama İstanbul için bu da yetmez. Aynı günün akşamı otel çıkışında abartısız 35 dakika bekledim ama nafile, tüm çabalarıma rağmen durdurabildiğim hiç bir taksi beni almadı. Sonunda otel görevlileri imdadıma yetişti de metro ile gitmek istediğim yere ulaşabildim. Tabi kaybettiğim zaman yüzünden elimdeki bavul ve çantamı da Kanyon'a taşımak zorunda kaldım...

Bu arada 2.günün akşamında bu ara yazılı ve görsel basında adını sıklıkla duyduğumuz Zorlu Center'a gittim. Kabul, iyi para yatırmışlar ve dünya çapında markaları getirmişler ama mekanın ruhu yokmuş ya da bir hayli kasıntıymış gibi geldi. Tabi zamanla değişebilir, once tüm mağazaların açılmasını beklemek lazım. Bu arada belli yerlerde yemek yemek için ciddi ciddi bekleme yapmak zorunda olmak bana açıkçası uzak geliyor ve beni soğutuyor.

Sözün özü, İstanbul'un artıları eksilerine karşı artık yenilmeye başlamış. İzmir'de yaşadığım için çok şükürler olsun. Özellikle dönüşte havaalanından Karşıyaka'ya gelirken bomboş yolda yaşadığım şehrin tadını çok keyifle yaşadım...

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Morris Şinasi Okuma Yazma Bilseydi...

Kişisel gelişimin ve eğitimin önemini hiçe sayacak değilim ama hayatta bir yerlere gelmek için illa da iyi eğitimli olmak gerekmediğinin örneklerini her gün çevremizde görüyoruz. Amacım eğitimin önemini göz ardı etmek değil ama eğitimin başarıya götüren yolda salt etken olmadığının altını çizmek.

Aşağıdaki ironik başarı hikayesini uzun zaman önce okumuştum, bir de blogumdan paylaşayım dedim. Siz eğitimi tabii ki önem verin ama sadece iyi eğitime bel bağlamayın.



Gençliğinde bir tütün tacirinin yanında çalışmaya başlayan Morris Şinasi, 1890 yılında gittiği ABD’de tütün ticareti yaparak zengin olur. Tütün piyasasında dünya devi olan Philip Morris şirketine adını veren Morris Şinasi, 1929 yılında vefat eder ancak vasiyeti doğrultusunda ayrılan parayla, 9 yaşında hastalık acısı yaşadığı Manisa’da 1933 yılında Morris Şinasi Milletlerarası Çocuk Hastanesi kurulur.

Morris Şinasi Yunanistan’daki bir basın toplantısında kendisine uzatılan kağıdı yanındakine verir ve "Ben okuma bilmem sen oku" der.

Bir gazetecinin "okuma yazma bilmeden bu kadar zengin oldunuz, bir de tahsilli olsanız kim bilir ne olurdunuz?" diye sorunca Morris, 15 yaşında çalıştığı mezarlıkta okuma yazma bilmediği için bir aileye mezar yeri gösteremediği ve bunun üzerine işini kaybettiği güne atıfta bulunarak, "İyi bir mezar bekçisi olurdum" cevabı verir.

Google adsense

Analytics