Blogumda yazdıklarımdan iş ile ilgili olan içerikleri fırsat buldukça Linkedin üzerinden de paylaşıp trafik yaratmaya çalışıyorum. İçeriğin özgünlüğü, konunun popülaritesi, verilen emek, destekleyici görselin kalitesi çekilen ilgiyi doğrudan etkiliyor.
Son 4 yıldır düzenli olarak yazdığım "X yılda öğrendiğim X şey" başlıklı içeriği de geçen hafta tamamladıktan sonra blogumda yayımlamanın ardından Linkedin üzerinden bağlantılarımla paylaşmıştım. Onların da beğenileri ile daha geniş bir bağlantı ağına ulaşan içerik bir hafta gibi bir sürede 1551 kişi tarafından görüntülenmiş. Hal böyle olunca hafta içerisinde önemli bir ziyaretçi sayısı ile içerikte pek çok okuyucuya ulaştı. Siz hala okumadıysanız şöyle alalım:
Link: http://volkanyorulmaz.blogspot.com.tr/2017/09/10-ylda-ogrendigim-10-sey.html
Hayat bisiklete binmek gibidir; pedalı çevirmeye devam ettiğiniz sürece düşmezsiniz.
trafik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
trafik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Ekim 2017 Pazar
20 Eylül 2014 Cumartesi
En Pahalı Bayram Tatili
2014 yılı Ramazan
Bayramı bana biraz pahalıya patladı. Önce Bursa’dan bayram dönüşü için
hazırlanırken sağ ön kapının kelebek camının kırıldığını ve üzerindeki krom
çıtanın zarar gördüğünü fark edip küçük çaplı bir şok yaşadık. İzmir’e dönüp aracı serviste kaskodan
yaptırıp teslim aldığım gün de eve gelen trafik cezasıyla bir kez daha şok
olduk. Bayram için İzmir’den Bursa’ya giderken 94 km hızla Ankara Caddesi’nde
radara yakalanmışım. Serviste camın bedeli 596 TL, trafik cezasının bedeli ise
172 TL. Neyse bunla gelmiş geçmiş olsun diyoruz ve cana bir şey olmasın diye
temenni de bulunuyoruz…
Bundan sonraki bayram seyahatlerinde daha yavaş ve daha güvenli yerlere park etmeyi de öğreneceğiz…Kendime ve sizlere de ders olması dileğiyle...
Bundan sonraki bayram seyahatlerinde daha yavaş ve daha güvenli yerlere park etmeyi de öğreneceğiz…Kendime ve sizlere de ders olması dileğiyle...
Etiketler: seçim , tercih
Bayram Tatili,
hasarsızlık,
kasko,
kaza,
trafik,
trafik cezası
22 Kasım 2013 Cuma
İstanbul Bitmiş Okeye Dönüyor
18-20 Kasım tarihleri arasında iş/eğitim sebebiyle İstanbul'daydım. 2005-2007 arasında yüksek lisans sebebiyle Sabancı Üniversitesi'ndeyken İstanbul'da keyifli vakit geçirmiştim. Sonrasında PwC'deyken eğitim için sık sık gittiğim İstanbul'da devrelerimle (peers) şehrin tadını çıkarmıştık...
Şubat 2013'ten beri gitmediğim şehirde bu sefer keyif ve eğlencenin yerini iyice zorlu ve stresli bir hayata bıraktığını gördüm. 18 Kasım Pazartesi sabahı 7'yi 5 geçe Atatürk Havalimanı'ndan bindiğim taksi saat 9'a 2 kala Divan Otel'e varınca seyahatimin geri kalanında hep erken yola çıkmam gerektiğini anladım. Ama İstanbul için bu da yetmez. Aynı günün akşamı otel çıkışında abartısız 35 dakika bekledim ama nafile, tüm çabalarıma rağmen durdurabildiğim hiç bir taksi beni almadı. Sonunda otel görevlileri imdadıma yetişti de metro ile gitmek istediğim yere ulaşabildim. Tabi kaybettiğim zaman yüzünden elimdeki bavul ve çantamı da Kanyon'a taşımak zorunda kaldım...
Bu arada 2.günün akşamında bu ara yazılı ve görsel basında adını sıklıkla duyduğumuz Zorlu Center'a gittim. Kabul, iyi para yatırmışlar ve dünya çapında markaları getirmişler ama mekanın ruhu yokmuş ya da bir hayli kasıntıymış gibi geldi. Tabi zamanla değişebilir, once tüm mağazaların açılmasını beklemek lazım. Bu arada belli yerlerde yemek yemek için ciddi ciddi bekleme yapmak zorunda olmak bana açıkçası uzak geliyor ve beni soğutuyor.
Sözün özü, İstanbul'un artıları eksilerine karşı artık yenilmeye başlamış. İzmir'de yaşadığım için çok şükürler olsun. Özellikle dönüşte havaalanından Karşıyaka'ya gelirken bomboş yolda yaşadığım şehrin tadını çok keyifle yaşadım...
Şubat 2013'ten beri gitmediğim şehirde bu sefer keyif ve eğlencenin yerini iyice zorlu ve stresli bir hayata bıraktığını gördüm. 18 Kasım Pazartesi sabahı 7'yi 5 geçe Atatürk Havalimanı'ndan bindiğim taksi saat 9'a 2 kala Divan Otel'e varınca seyahatimin geri kalanında hep erken yola çıkmam gerektiğini anladım. Ama İstanbul için bu da yetmez. Aynı günün akşamı otel çıkışında abartısız 35 dakika bekledim ama nafile, tüm çabalarıma rağmen durdurabildiğim hiç bir taksi beni almadı. Sonunda otel görevlileri imdadıma yetişti de metro ile gitmek istediğim yere ulaşabildim. Tabi kaybettiğim zaman yüzünden elimdeki bavul ve çantamı da Kanyon'a taşımak zorunda kaldım...
Bu arada 2.günün akşamında bu ara yazılı ve görsel basında adını sıklıkla duyduğumuz Zorlu Center'a gittim. Kabul, iyi para yatırmışlar ve dünya çapında markaları getirmişler ama mekanın ruhu yokmuş ya da bir hayli kasıntıymış gibi geldi. Tabi zamanla değişebilir, once tüm mağazaların açılmasını beklemek lazım. Bu arada belli yerlerde yemek yemek için ciddi ciddi bekleme yapmak zorunda olmak bana açıkçası uzak geliyor ve beni soğutuyor.
Sözün özü, İstanbul'un artıları eksilerine karşı artık yenilmeye başlamış. İzmir'de yaşadığım için çok şükürler olsun. Özellikle dönüşte havaalanından Karşıyaka'ya gelirken bomboş yolda yaşadığım şehrin tadını çok keyifle yaşadım...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
