spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Eylül 2018 Pazar

Pazar Sabahı Gelen Bir İş Maili Üzerine

İki haftadır bir denetim işi ile ilgili olarak Romanya’dayım. Proje kapsamında beş hafta boyunca çok uluslu bir denetim ekibine vergisel konularda destek olacağım. Şirketimiz bugünlerde global bir dönüşüm geçiriyor ve bu süreçte çalışma şeklimizi de gözden geçirmeye çalışıyoruz. Ekip lideri ve denetçi arkadaşlarla hafta içi konuşurken bana müdürlerinin hafta sonu attığı mesajlardan duydukları rahatsızlığı iletip bu konunun çalışan değerlendirme toplantılarında gündeme geldiğini ancak hala bu konuda gelişme olmadığını söylediler.



Denetimle ilgili hafta içi oldukça yoğun çalıştığımız için kendime ancak hafta sonu vakit ayırabiliyorum. “Kendime vakit ayırabiliyorum” derken yanlış anlaşılmasın, vaktimin çoğunu yine bilgisayar başında geçiriyorum ama bu sefer farklı bir hedef için: Kamu Gözetim Kurumu’nın Bağımsız Denetçilik sınavı için. 
Cumartesi gecesi de geç saatlere kadar bu sınav için not çıkardıktan sonra Pazar sabahı uyanıp notlara kaldığım yerden devam ettim. Ardından bir kahvaltı yapıp tekrar bilgisayar başına oturduğumda baş denetçimizin Pazar sabahı bir mail attığını gördüm. Başlık işle ilgili olunca heyecanla ve merakla okumaya başladım.

Hafta içinde hazırlamış olduğum çalışmaları kontrol etmişti ve buna ilişkin yorumlarını ileten bir mail hazırlamıştı. Mailin girişinde çalışmaların zengin içeriği ve zamanında bitirilmesi sebebiyle teşekkür ediyordu ancak ardından da yapılmasını veya değiştirilmesini istediği noktaları detaylarıyla belirtiyordu.


Maili okuduğumda açıkçası şok oldum. Daha hafta içi müdürlerden hafta sonu gelen maillerin çalışanlar üzerindeki olumsuz etkisi konusunu her beraber konuşmuşken aynı uygulamayı kendisinin yapıyor olması beni şaşkına çevirmişti. Bununla beraber, “kendime vakit ayırabildiğim” (bir başka deyişle ders çalışabildiğim) tek zamanım olan hafta sonunda bu maili aldıktan sonra artık ders çalışamazdım ve bir an önce mailde belirtilen değişiklikleri yapmaya başlamalıydım.

Fakat bu kez de Murphy devreye girmişti. Yapılacak değişiklikleri çalışacağım dosya intranet üzerindeydi ancak workpoint çalışmadığı için dosyaya ulaşamıyordum. Bilgisayarı kapatıp yeniden açtım ama nafile, dosyalara erişemiyordum. Canım o kadar sıkılmıştı ve strese girmiştim ki, şu halde artık ders te çalışamazdım. Otelde kaldığım için hemen üzerime spor kıyafetlerimi alıp gerginliğimi atmak için spor salonuna gittim. Bir yandan da eşime whatsapp üzerinden durumu anlatan mesajlar atıyordum. O da sağolsun destek olup halledersin, diye beni motive ediyordu. Koşu bandının üzerinde whatsapp mesajlaşmasına son verip biraz hızı artırdıktan sonra bu kez spor salonunun kapısı açıldı ve karşımda sabah mailini aldığım baş denetçimiz vardı.

Kendisine selam verince yanıma yaklaştı. İçinde bulunduğum ruh haliyle hemen konuya girip mailini aldığımı ama intranete bağlantıda sorun yaşadığımı, bu yüzden spora geldiğimi, spordan sonra tekrar bağlanmaya çalışıp gerekli düzeltmeleri yapacağımı hızlıca anlatırken kendisi karşısımda “No, no, no!” (Kendisi bir Avrupa ülkesinden) deyip sözümü kesti. Maille ilgili çalışmaları hafta içinde yapmam için gönderdiğini, hafta sonu bu konuda kesinlikle çalışmamı istemediğini söyledi. “Ama sen baş denetçi olarak hafta sonu çalıştıysan benden de beklenen çalışmaktır” dediğimde “hayır o benim problemim” dedi ve “lütfen bana çalışmayacağına dair söz ver yoksa şimdi maili gidip geri çekeceğim” diye ekledi. Samimiyetine ve ciddiyetine gerçekten ikna olmuştum. “O halde anlaştık” dedim. Koşu bandında işim bitince odaya dönmek için salondan ayrılırken kendisine “hoşça kal” derken bana tekrar “çalışmayacağına söz ver” demesi içimi gerçekten çok rahatlatmıştı. Şu an bu satırları yazarken sabah yaşadığım o stresi geride bırakmış durumdayım ve yarın benden istenen düzeltmeleri yapmak için ciddi anlamda yüksek bir motivasyona sahibim. 

Efendim sözün özüne gelecek olursak, çalışanlar olarak hafta sonu işle ilgili mail aldığımızda geriliyoruz, üzerimize düşeni hemen yapmak istiyoruz. Bu da bizlerin kendimize özel vaktimizden çalıyor. Hal böyle olunca da bünye ve kafa olarak iyi dinlenemeyen bir çalışan gerçek performansını göstermesi gereken çalışma saatleri içerisinde bu performansının gerisinde kalabiliyor. Bu söylediklerim hafta sonu mailini kontrol eden, işle ilgili bir konu gündeme geldiğinde aksiyon almadan duramayan çalışanlar için geçerli. Eğer belli bir profesyonellik seviyesine ulaşıp “ben şu an çalışma saatleri içerisinde değilim” deyip kayıtsız kalabiliyorsanız zaten böyle kaygılar da yaşamazsınız. Bugünkü örnek ise bana konuya bir de şu açıdan bakılması gerektiğini düşündürdü: hafta sonu gelen her mail sizin için aksiyon çağrısı değildir. Sakin olup yapılacaklar listenize alarak gününüze devam edebilirsiniz. Burada önemli nokta, karşınızdaki yöneticinizin sizden beklentisini tanımlayabilmek. Bazı yöneticiler mail çıktığı anda geri dönüş için beklenti haline girebilirken bazıları ise maille ilgili çalışmaların mesai saatleri içerisinde yapılmaya başlanacağının bilincinde. Özetle, her ne kadar mesai saatleri dışında (burada özellikle hafta sonu demedim çünkü bir de konunun akşam geç saatte ve sabah erken saatte gelen mail boyutu olabilir) işle ilgili mail almamak ideal durum olsa da aldıysanız da karşınızdakinin beklentisini bilmeniz, hatta uygun durumda siz de beklentinizi iletmeniz (hafta sonu işle ilgili gelen mail almak ya da cevaplamak istemiyorum gibi) iletmeniz kendiniz için ayrılan özel zamanınızın daha amacına uygun kullanmanızı sağlar.

Sevdiklerinizle, hobilerinizle ilgilenebileceğiniz keyifli hafta sonları dilerim.

PS. Benim de hobim bu, yazmak, bloglamak, şükür ki bu hafta sonu da yazabildim…

30 Aralık 2017 Cumartesi

2017 Yılı Egzersiz Raporlaması

Madem 2017'yi geride bırakıyoruz, yılın son analizlerini de kayıtlara geçirelim. Son 2 yıldır düzenli olarak takip ettiğim spor salonuna gidiş ve yakılan kalori analizini bu yıl da sürdürdüm. Sonuç önceki yıllar kadar parlak değil. Yeni bir departmana geçiş, toplantılar, misafirler, hastalıklar derken geçen yılların performans olarak biraz gerisinde kalmışım.

Umarım 2018'de daha iyi sonuçlarla bu içeriği hazırlarım...

Spor dolu bir yıl dilerim. Egzersiz iyidir...

  2015 2016 2017
Spor Salonuna Gidilen Gün Sayısı 169 182 150
Spor Salonunda Yakılan Kalori Miktarı 59,728 46,433 39,695


8 Temmuz 2017 Cumartesi

Keyfini Sürerken Aklıma Takılanlar

Bu Cumartesi sabahı biraz pedalladım. Uzun zamandır yapmadığım bir aktivite olduğu için özlediğimi hissettim ve hoşuma gitti. Tek başıma bisikletimi sürerken bol bol düşünme fırsatım da oldu. Aklıma takılanlardan aklımda kalanlar:

- Tadında yalnızlık iyidir, fazlası ise eksikliktir.
 
- Dün katıldığım sunumda "betterment" konsepti işlenmişti ve insanların artık sağlıklı yaşamak için çok para ve efor sarfettiği anlatılmıştı. Bunu çok net gördüm, eskiye kıyasla daha fazla insan koşuyor, yürüyor, bisiklete biniyor, egzersiz yapıyor. (Ki Temmuz ayında olmamız sebebiyle bir çok insan da şehirde değil)
 
- Eskiden imrenerek baktığım villalar malesef demode olmuş, yanı başında yapılmakta olanlar tüm ihtişamıyla yükseliyor, bu da bana zamanın değişimi de beraberinde getirdiğini, değişemeyenin ise kaybetmeye mahkum olduğunu hatırlattı.
 
- Yolda kalın bir hortumun bir kaç kat şeklinde olduğu bir bölgede risk almayarak bisikletimden inerek geçtim, yanımda bir arkadaşım olsaydı ya da daha sıklıkla bisiklete binip neyi yapıp neyimyapamayacağımı daha iyi kestirebilseydim belki de risk alırdım. Demek ki tecrübe önemli, özellikle de tecrübeleri sıcak tutmak, kendini bilmek ve çevrendekilerden görüşlerini almak.

İşte böyle... Şimdi sağlıklı birşeyler yiyip, yeşil çay içme zamanı...
 


1 Ocak 2017 Pazar

2016 Yılı Egzersiz Raporlaması

Geçen yıl başında “2015 yılı egzersiz raporlaması” adı altında bir blog içeriği hazırlayarak yıl içerisinde kaçgün spor yaptığımı ve her seferinde ne kadar kalori yaktığımı paylaşıp bir takım istatistikler sunmuşum. Bu içeriğin sonunda da “2016 yılında aynı planı sürdürüp sene sonunda da artık 2015 ile karşılaştırmalı tablolar hazırlamak gibi bir hedefim var. Umarım bu hedefe ulaşırım ve seneye bu dönem yine paylaşırım.” deyip konuyu kapatmışım.
Spor salonlarında fotoğraf çektirmeyi, paylaşmayı çok sevmesem de arşivimde salonda çekilmiş fotoğraflarım mevcut

İlgili içerik için:


Ne mutlu bana ki bu yıl da düzenli şekilde spor salonuna gitmeye vakit ayırabildim. Herşeyden ötesi, bunu kendime bir alışkanlık edindim. Ofisteysem öğle aramı salonda geçirmek benim için artık bir standart haline geldi. Aynı şekilde, yıl içerisinde eğitim, toplantı gibi sebeplerle otelde konakladığımda da spor yapma alışkanlığımı sürdürdüm. Fiziksel olarak sporun bana katkısı olduğuna kesinlikle inanıyorum, herşeyden önce çok çok uzun yıllar sonra ilk defa bu yaz sahilde tshirt’ümü rahatlıkla çıkarıp güneşlenebildim. Önceden göbeğim sebebiyle t-shirt adeta benim kalkanım gibiydi.


Peki bakalım bu yıl spor salonunda neler yapmışım?

Aylar
#Salona Gidilen Gün
#Yakılan Kalori
Ocak
16
4,946
Şubat
10
2,818
Mart
18
5,749
Nisan
14
4,329
Mayıs
12
3,201
Haziran
12
2,505
Temmuz
16
3,845
Ağustos
16
3,146
Eylül
14
2,982
Ekim
17
4,291
Kasım
17
4,619
Aralık
20
4,002
Genel Toplam
182
46,433

Temel bazı verileri geçen yıl ile kıyaslayacak olursak önümüze çıkan tablo ise şu şekilde:

2015
2016
Değişim
Egzersiz için spor salonuna gittiğim gün sayısı:
169
182
7.7%
Spor salonuna gittiğimde yaktığım ortalama kalori:
353
255
-27.8%
Bir günde salonda yakılan en çok kalori:
480
425
-11.5%
Spora salonuna en çok gittiğim ay:
Aralık
Aralık

Salonda en çok kalori yaktığım ay:
Nisan
Mart


Bu tabloya ilişkin rakamların arkasındaki gerçekleri de açıklamam gerekir. Öncelikle geçen yıla göre 13 gün daha fazla spora gitmiş olmak benim adıma çok sevindirici. Sadece mesai günlerinde spor salonuna gitme şansı olan biri olarak geçen yıla kıyasla yaklaşık %8’lik artış bence tatmin edici. Kabaca yılda 52 hafta ve 260 iş günü var desek. 15 iş günü iznimi, yaklaşık 10 gün de resmi tatillerini düşsek, geriye 235 gün kalır. 235-182=53 gün de benim toplantımın olduğu, hasta olduğum, misafirimin olduğu günlerle açıklanabilir. Tabloda değişimin düşüş gösterdiği konularla ilgili ise şunu söyleyebilirim; bu yıl belli bir kiloya düştükten sonra almış olduğum geri bildirimlerle biraz daha kardiyonegzersizlerinden ağırlığa yönelmem söz konusu oldu. Bu da makinalarda hesaplanabilen kalori yakımlarından ağırlık kaldırarak yırtılmaya çalışılan kaslara bir kayış olduğunu göstermektedir. Bunun fiziksel olarak gözükmesi için ise biraz daha zamana ve özveriye ihtiyacım olduğunu da kabul etmem gerekir.

2016’yı bu şekilde geride bıraktım. Bu yazıyı bloguma eklediğimde 2017 de yakacağım kalorileri takip edeceğim Excel dökümanını hazırlayıp yakılacak kalorileri takip etmeye hazır olacağım. Bakalım seneye bu dönemde karşılaştırmalı tablolar yapmış olacağım egzersizlere yönelik neleri gösteriyor olacak?

1 Eylül 2016 Perşembe

Eğitim Şart, Hem de İstanbul'da

Liderlik eğitimi için geldiğim İstanbul'da bu kez eğitimi aldığım Kağıthane'ye yakın olması sebebiyle Park Dedeman'da konakladım. Otelde beni rahatsız eden soğuk bir atmosfer vardı. Odada bir zarf, bir vücut kremi ya da buzdolabında atıştırmalık birşeylerin olmaması ilk anda beni hayal kırıklığına uğrattı. Sonrasında da otelin kim kime, dum duma yapısı ile asansör ve lobide kuyruk yaratan Arap turistler beni otelde yalnız hissettirdi. Neyseki otelin spor salonunda da aynı yalnızlığı yaşadım ve ortak alanlardaki yoğunluğa rağmen orada rahat rahat çalışabildim.

Spor sonrasında da protein ihtiyacımı otelin hemen yanındaki Kanyon'daki Num Num'da karşıladım. İnşallah bir dahaki sefere yalnız değil de ailemle bu mekanın ve yemeğin tadını çıkarıyor olurum. Şimdilik ise onlara buradan ufak hediyeler getirerek dönüyorum.

30 Ağustos 2016 Salı

Zafer Bayramı

30 Ağustos Zafer Bayramını için hazır evdeyken btıpkı dün olduğu gibi bugünden sabhatan kendime biraz vakit ayırayım dedim. Vurdum kendimi Bıstanlı sahilindeki bisiklet yoluna. Ne kadar şanslıyız ki evimizin hemen yanında böyle bir imkanımız var. Ve tabi ki bu güzel topraklarda yaşamımıza sebep olan herkese de minnettarız.

2 Ocak 2016 Cumartesi

2015 Yılı Egzersiz Raporlaması

2015 yılının başında kendime egzersiz (spor yerine bu kelimeyi kullanmam daha doğru olacak) yapmak için bazı hedefler koymuştum ve yaptığım egzersizleri günlük olarak düzenli şekilde kaydetmeyi planlamıştım. Yılın bitmesiyle birlikte gerçekleşenleri değerlendirme fırsatı buldum.

Burada raporladığım verilerin hepsi öğle aralarında iş yerimdeki spor salonunda yaptığım egzersiz ile yakılan kalorilere aittir. Spor salonunda genellikle eliptik bisikletle 30 dakika çalıştım. Nadiren koşu bandında da çalıştığım günler oldu ama hem internette okuduğum olumlu yorumlar, hem de daha keyifli bulmam sebebiyle öncelikli tercihim eliptik bisiklet oldu.

Egzersiz için spor salonuna gittiğim gün sayısı: 169
Spor salonuna gittiğimde yaktığım ortalama kalori: 353
Bir günde yakılan en çok kalori (20.02.2015): 480



Aylar Gün Kalori
Ocak 11 3,765
Şubat 11 4,454
Mart 15 6,114
Nisan 16 6,559
Mayıs 16 4,897
Haziran 16 4,316
Temmuz 12 3,725
Ağustos 14 5,103
Eylül 15 4,993
Ekim 13 4,765
Kasım 13 4,737
Aralık 17 6,290

 Bir de verileri grafik üzerinde görelim:


Haziran ayı spor salonunda daha çok ağırlık çalışarak geçmesi sebebiyle kalori yakımını takip edemediğim, Temmuz ayı yıllık izin dönemine gelmesi sebebiyle egzersize daha az gün ayırabildiğim dönemler oldu ve bu da grafiğe düşüş şeklinde yansıdı.

Şimdi 2016 yılında aynı planı sürdürüp sene sonunda da artık 2015 ile karşılaştırmalı tablolar hazırlamak gibi bir hedefim var. Umarım bu hedefe ulaşırım ve seneye bu dönem yine paylaşırım.

Hakkını vererek yapılan çalışmanın fotoğrafı da işte böyle "hareketli, kaymış ve terli" olur.

5 Temmuz 2015 Pazar

CVK Park Bosphorus Otel'de 3 Gece

22 - 25 Haziran 2015 tarihlerinde İstanbul'da CVK Park Bosphorus Otel'de iş amaçlı olarak konaklama fırsatı buldum. Konaklama öncesinde booking.com ve tripadvisor.com da okuduklarım genel olarak konaklayanların otelin konumundan memnun kaldıkları ancak ödedikleri bedelin karşılığında tatmin edici hizmet almadıkları yönündeydi. Benzer yorumları benimde yapmam yerinde olacak. 

Geceleri Taksim dönüşü otel son derece ihtişamlı gözüküyordu
 
Otel Taksimden aşağı inerken hemen sağda. Konum ve dış görünüş olarak gerçekten şahane. Ancak içeri girerken "hoşgeldiniz" gülümsemesini eksik tutan personel topluluğu sizi odanıza gönderdikten sonra sizin misafir olduğunuzu hissettirecek pek bir girişimde bulunmuyor. Gecelik konaklama fiyatlarının belli bir seviyenin üstünde olduğu böyle  bir otelde kısaca ilk gün başıma gelen bir tecrübeyi de sizinle paylaşmak isterim.
 
Odama girdiğimde dinlenmek için TV'yi açmaya çalıştım ancak üst üste denememe rağmen hiç bir kanalı izlemeyi başaramadım. Teknolojiye ilgili biri olarak bu durum ağrıma gitse de gurur yapmadan oda servisine durumu bildirdim. Konuyla ilgileneceklerini belirttiler. Ben de bavulumu açmaya başladım. Yaklaşık yarım saat sonra işlerim bittiğinde halen gelen giden yoktu. Bunun üzerine oda servisini tekrar arayıp konuyu hatırlattım. Ardından çok geçmeden görevli geldi. Sistemin donması sonucu sorunun yaşandığını belirtip TV ye bağlı modemi resetledi ve 5 dakika beklememiz gerektiğini söyledi. Sonrasında belirttiği şekilde TV açıldı ve kanallar çalıştı. Görevli gittikten kısa bir süre sonra spor salonuna gittim. Geri geldiğimde aynı sorun yine yaşanmıştı ve TV de hiç bir kanal çalışmıyordu. Yine görevli çağırıp beklemekle uğraşmak istemedim. Konakladığım 3 gece 4 gün boyunca aklıma geldikçe TV'yi yokladım, bir kere kendiliğinden çalıştı, yemeğe gitmek için kapattım ve döndüğümde malesef yine çalışmıyordu. Sonrasında ben de bu konuda daha fazla savaş verip hem zaman kaybetmek istemediğim için uğraşmadım.
 
Bunun yanında otelin çok beğendiğim yanları da yok değildi. Örneğin spor salonu, son derece teknolojik cihazlarla donatılmış, tertemiz ve ferah bir ortamı vardı. Sabah 7'den akşam 11'e kadar faydalanabileceğiniz fitness merkezi benim oldukça hoşuma gitti. Bunun dışında saunada hafta içi akşam saatlerinde oldukça müsaitti ve terleyerek gözeneklerini açmak isteyenler için yeterli sıcaklığı sunmaya hazırdı.
Sporun teknoloji ile buluştuğu fitness salonunu oldukça beğendim
Oteldeki yeme-içme konuları bence oldukça görecelidir. İnternet üzerindeki yorumlarda kahvaltıların kendini tekrar ettiği yazılmış. Açıkçası kahvaltıdaki çeşit oldukça yeterli olduğu için tekrar eden yiyecekler beni rahatsız etmedi. Özellikle sabahları sunulan kakaolu kek favorimdi. Bu arada malesef manzaralı masaların adedinin az olması sebebiyle hemen kapıldığını ve bu masaların üzerindeki klima sebebiyle burada oturmanın çok da kolay olmadığını belirtmek isterim.

Kahvaltı esnasındaki manzara sizin güne harika başlamanızı sağlıyor
Otelin ve odaların iç dizaynı konsepti gereği oldukça klasik. Eğer modern çizgileri arayan biriyseniz, bir süre sonar otel size boğabilir ama ben daha klasikçi bir insan olduğum için açıkçası bana rahatsızlık vermedi. Hatta özellikle oda konsepti oldukça hoşuma gitti. 

Klasik bir dizaynı sevenler özellikle odaların dizaynına bayılacaktır
Sonuç olarak, İstanbul'un merkezinde Boğaz manzaralı CVK Park Bosphorus otel konumuyla gerçekten fark yaratıyor. Bence otelin konsepti, dizaynı, yemekleri, spor salonu ve SPA'sı beklentinizi karşılayacaktır. Eğer personelden büyük bir beklenti ve hizmet alma isteğiniz yoksa otelden memnun ayrılırsınız. Aksi takdirde verdiğiniz ücretin karşılığını alamadığınızı düşünerek ayrılma ihtimaliniz de olası.


1 Nisan 2015 Çarşamba

Sağlıklı Beslenmenin İnceliklerini Öğrendik

Philsa Philip Morris Kişisel Gelişim Kulübü Karma olarak 28 Mart 2015 günü Double Tree by Hilton’da eski çalışanlarımızdan Esra Başaçık’ın eğitmenliğinde “sağlıklı beslenme” konulu bizlere özel eğitime katıldık. Başkanımız Aşan, adeta bir “scout” gibi işini yine çok iyi yapmış ve bizlere bilgi birikiminden gerçekten faydalanabileceğimiz bir eğitmen bulmuş. Bunu eğitimin başlarında Esra Hanım’ın 45 yaşında olduğunu duyduğumda anladım. Kendisine o kadar iyi bakmış ki, “yaşını hiç göstermiyor” deniyor ya, işte bu ifadenin geçerli olduğu kişilerden biri olarak eğitmenimizi karşımızda bulduk. Hal böyle olunca her dediğini dikkatle dinleyip, kendimize ve çevremize her zaman faydalanabileceğimiz notlar alıp ders çıkarmaya çalıştık.

Esra Başacık eğitim boyunca hepimizin anlayabileceği bir dil kullanarak bizlere hem genel hem de yeri geldiğinde detay bilgiler verdi. Şeker, nişasta ve lifin karbonhidrat olduğunu, yediğimiz karbonhidratların kanda glükoza dönüştüğünü, glükozun karbon yapısının kanda şeker haline dönüştüğünü anlattı. Karbonhidratların basit ve kompleks diye ikiye ayrıldığını ve basit karbonhidratın (tüm şekerler) hemen kana karıştığını, bu sebeple fenalaşan birine hemen şeker verildiğini hatırlattı. Kompleks karbonhidratların sebze gibi lifli besinler olduğunu ve bunların sindirimi için vücudun enerji harcadığını ve güç bir işlemin sözkonusu olduğunu belirtti.

Enzimlerin sindirim için kimyasal reaksiyonu başlatıcı ve devam ettirici özelliği olduğuna değinen Başacık, besinlerin 1 ila 4 saat arasında sindirildiğini söyledi. Sindirim konusunu işlerken ince bağırsakta 1 dakikada besinin 1 cm, kalın bağırsakta ise 1 saatte 5 cm ilerlediğini de öğrenmiş olduk.

Yediğimiz besinlerin kan yoluyla hücrelere ulaştığını ve hücreye bu şekilde enerji verdiğini anlatan eğitmenimiz, bu enerjinin kullanılmaması durumunda glükozun kanda kaldığını ifade etti.

Glükozun hücreye girebilmesi için insüline ihtiyacı olduğunu öğrendiğimiz eğitimde kanda glükoz düştüğünde pankreasın insülin salgıladığını da Esra Hanım’ın anlatımıyla gayet güzel şekilde öğrendik. Kandaki şeker yükseldiğinde pankreasın müthiş şekilde çalışarak insülin ürettiğini görsellerle de pekiştirdik.

Kandaki şekerin enerji olarak kullanılması gerektiğini öğrendiğimiz eğitimde, vücudun bu şekeri enerji ile atamadığı durumlarda idrar ile atmak istediğini, bu yüzden şeker hastalarının su içip tuvalete gittiğini sebep sonuç ilişkisiyle aklımızın bir köşesine yazdık. Bu esnada Esra Hanım bir dipnot vererek sağlıklı bir bireyde açlık kan şekerinin 80-95 arası olması gerektiğini de belirtti.

İkinci enerji kaynağının yediğimiz yağlar olduğunu belirten eğitmenimiz, karaciğerin stoklardaki yağı kullanarak kan dolaşımına yağ pompaladığını söyledi. Karaciğerin çok çalışırsa keton ürettiğini, kandaki ketonun hücrelere girerek dokuları bozucu etki yaptığını anlattı.

Peki bu zararlı keton (bozucu etki gösteren asit) ne zaman oluşur? Karaciğeri yoran durumlarda yani karaciğerin yoğun kullanıldığı durumlarda keton oluşur. Daha açık bir ifadeyle; alkol aldığımızda ve yağlı yediğimizde vücudumuzda keton oluşması için uygun ortamı hazırlamış oluruz.

Yağdan bahsetmişken; yağın sindiriminde ince bağırsağa kadar değişim olmadığını, yani midenin içindeki asidin bile yağı bozamadığını da eğitimde öğrendik. Peki yağı eritebilen hiçbir şey yok mu? Yağı eritebilen tek bir şey var; o da safra kesesinden salgılanan safra tuzları. Yağın kandaki haline trigliserid denir. Esra Hanım bizlere yaptığı uyarıda, eğer kandaki trigliserid yüksekse korkmamız gerektiğini çünkü kanda birleşme eğiliminde olan yağın dolaşımı bozduğunu belirtti.

Şahsen yumurtanın sarısı mı beyazı mı yenmeli konusunda sıklıkla kafası karışan biri olarak bu ikilemi de eğitimde sonlandırmış oldum. Esra Hanım, yumurtada doymuş yağın sarısında olduğunu ve bu sebeple sarısını çok yemememiz gerektiğini söyledi.

Karbonhidrat ve yağlar hakkında detaylı bilgiye eriştikten sonra proteinlere geçtik. Proteinin kimyasal sindirimine midedeki enzimlerle başlandığını öğrendik. Protein hücre için yapıtaşıdır ve dokular için onarıcıdır. Protein sindirilince aminoaside dönüşür.

Protein denince akla tabii ki kaslar geliyor. Kasın büyümesi için önce hasar vermek gerektiğini anlatan eğitmenimiz, yapıcı nitelikteki proteinin onarıcı fonksiyonu, doğru beslenme ve dinlenme ile buluşunca kas dokusunun geliştiğini ifade etti. Bu noktada güzel de bir hatırlatma da bulundu: Çabuk elde edilen her şey çabuk kaybedilir.

Kışın boğazları sık sık şişen benim gibi kişiler için de çok faydalı bir ipucu geldi; bu gibi durumlarda sütü yoğum yulafı az şekilde pişirip yerseniz mutlaka boğazlarınıza iyi gelirmiş. Önümüzdeki kış deneyip göreceğiz.

Sözkonusu olan beslenme ve egzersiz olunca sudan bahsetmemek olmazdı. Esra Başaçık, erişkin bir bireyin kilo başına 30/40 ml su tüketmesi gerektiğini ifade etti. Susuz egzersizin faydasız olacağını, kas için mutlaka su tüketmek gerektiğinin altını çizdi.

Gelelim çok merak ettiğimiz kilo verdiren egzersizlere… Koşmak, yüzmek ve ip atlamanın kilo verdiren egzersizlerin başında geldiğini belirten Başaçık, pilatesin ise omurgaya en yakın kasları çalıştırdığını, bu yüzden vücudu sıkılaştırdığını anlattı.

Son bölümünde ise vitaminlerden bahsettiğimiz eğitimimizde, A, D, E ve K vitaminlerinin yağda çözülen nitelikte olduğunu öğrendik. Vitaminler konusunda notlarımın biraz zayıf olduğunu farkettim. Bunun tek sebebi konuyu işlediğimiz anlarda Double Tree by Hilton tarafından sunulan cezbedici ikramlara dayanamayıp tadım yapmış olmam. Beslenme eğitimi ile bir tezat oluştursa da öğlen yemeğinde yediğimiz sağlıklı salatanın üstüne gayet güzel gitti.

Son olarak sizlere Esra Hanım ile kayınvalidesi arasında geçen bir hatıradan bahsetmek istiyorum. Esra Hanım kayınvalidesini davet ettiği bir yemekte olabildiğince sağlıklı içerikle, dolayısıyla orijinalini birazcık bozarak, dolma yemeği hazırlamış. Kayınvalidesine nasıl bulduğunu sorduğunda ise aldığı cevap “Dolma niyetine yemezsen çok güzel.” olmuş. Sözün özü, beslenmemizdeki geleneksel algıları biraz değiştirmemiz ve sağlıklı beslenme uğruna değişim sürecine merhaba dememiz gerekiyor.

27 Kasım 2013 Çarşamba

Sahibinden.com Hedefe Hızlı Ulaştırıyor

Bir dönem internet üzerinden çok sık alışveriş yapıyordum. Aslında olayın daha çok alış boyutundaydım. Şimdilerde ise mağazalarda ciddi fiyat farkı olan ya da bulamadığım şeyleri internetten alıyorum. Olayın veriş, yani satış boyutuna baktığımızda pek birşey sattığım söylenemez.

Haftasonu bu durumu bozup evde askı görevi yapan kondisyon aletinin 2 fotoğrafını çekip sahibinden.com'a koydum. Zaten bebeğimiz olunca bu aleti şu anki odadan çıkarıp balkonda çürümeye bırakacaktık. Çektiğim fotoğrafları satış nedenimi anlatan bir metinle tamamlayıp sahibinden'e yükledikten sonra aynı gün ilan onaylanıp yayınlanmaya başladı.

Daha önce size sahibinden.com ile kiralama sürecinin ne kadar hızlı gerçekleştiğini paylaşmıştım:

http://volkanyorulmaz.blogspot.com/2013/10/sahibindencomun-kiralama-surecindeki-hz.html

Benzer bir başarılı süreç daha yaşandı. Cumartesi akşamüstü yayımlanan ilan için Pazartesi akşamı 15 dakika ara ile iki alıcı aradı ve ilkine Salı akşamı satışı yaptım. Hem atıl durumdaki bu aletten kurtulup evimizde alan kazandık, hem böyle bir alete ihtiyacı olduğunu düşünen biri piyasa fiyatının altında buna sahip oldu, hem de bana sembolik bir para kazandırdı.

Kısacası seviyorum bu sahibinden.com'u....

16 Temmuz 2013 Salı

Sauna - Az Ama Öz Vakit

Haftasonu İzmir Grand Efes Swiss Otel’e havuza gittim. Şehrin ortasında havuza girip dinlenebiliyor olmak gerçekten çok güzel bir fırsat. Kabul edelim, dünyanın en güzel havuzu değil belki ama her şeyden önce hijyenik. Çevresinde ağaçlar olması, direk olarak güneş alması, size sürekli hizmet etmeye hazır garsonların beklemesi ve hafif müzik yayını oldukça başarılı.

Swiss Otel’in havuzundan faydalandığım her seferde mutlaka finali sauna ile yapıyorum. Sauna’da geçirdiğim vakit ne kadar artarsa (şimdiye kadar maksimum 8 dakika dayanabildim tek girişte), oradaki o yüksek sıcaklık bana o derece iyi geldiğini hissediyorum. Bu gidişimde bol su içerek saunada kaldıktan sonra hemen ılık bir duş alıp tekrar saunaya girdim. Özellikle ikinci girişimde vücudumdan boşalan ter, adeta attığım toksinlerin göstergesiydi.   


Bu kadar kısa sürede bu kadar etkili olan saunanın faydalarını internetten araştırmak istedim. İşte saunanın faydaları:


Sauna özellikle kış aylarında çok faydalıdır. Vücudunuzun tamamiyle temizlenmesine yardımcı olan saunanın insan sağlığına birçok yararı vardır. Sauna sadece kış aylarında deği ayrıca yaz aylarında da çok yararlı olabilir. Vücuttaki gözenekleri açan ve toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olan sauna ölü deri hücrelerini temizler. Saunada 15 dakikadan uzun kalınmamalıdır. Sauna sırasında kişi çok fazla ter atar. Bu nedenle en azında bu süre içerisinde 2-3 bardak su içilmesi önerilir. Ayrıca saunadan çıktıktan sonra da bol sıvı tüketmeniz gerekmektedir. Saunadan çıktıktan sonra vücudunuz normal ısısına geri döndüğünde duş alınması gerekir.
Kalp rahatsızlıkları bulunan kişiler saunaya girmemelidir. Ayrıca hamile kadınların ve ufak çocukların da saunaya girmesi önerilmemektedir.

Saunanın Faydaları

Bağışıklık Sisteminizi Güçlendirir: Düzenli olarak saunaya girmek bağışıklık sisteminizi güçlendirerek sizi hastalıklara karşı daha güçlü hale getirir. Vücut ısısının aniden yükselmesine neden olan sauna vücuttaki bakteri ve virüslerin yok olmasına yardımcı olur. Kışın yapılan sauna sizi soğuk algınlığı ve gribe karşı korur.
Kan Dolaşımını Hızlandırır: Sauna kan basıncınızı arttırmadan kan dolaşımınızın hızlanmasına yardımcı olur. Saunanın sıcaklığı kan damarlarınızı açar ve kan akışının düzelmesini sağlar.
Kanseri Engeller: Saunanın sıcaklığı kanserli hücreli öldürmede yardımcı olur ve sizi tüm enfeksiyonlardan korur.
Toksin Atılımını Sağlar: Sauna vücuttan toksin atılımın sağlamanın en iyi yoludur. Terleme yoluyla vücunuzdaki toksinlerden kurtulursunuz.

Google adsense

Analytics