sabancı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sabancı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2020 Cumartesi

Yemyeşil Torbalı için El Ele Verdik

Yemyeşil Torbalı için el ele’’ sloganı ile bundan tam 1 ay önce, 22 Şubat 2020 tarihinde düzenlenen ağaçlandırma etkinliğine, gönüllü Philsa Philip Morris/Sabancı çalışanları aileleri ile birlikte katıldı. Ben ve ailem de bu etkinliğe büyük bir heyecanla katıldık. Etkinlik öncesinde ağaç dikmenin faydalarını ailece gözden geçirip özellikle Okan’ın bu konuda bilinç geliştirmesini amaçladık. Etkinlik, Dünya Ormancılık Günü ve Ağaç Bayramı kapsamında, Torbalı Orman İşletmeleri Şefliği’nin koordinasyonunda, Torbalı - Ayrancılar Yoğurtçular Mahallesi’nde yapıldı. Bu çevre etkinliği kapsamında bölgeye 1500 adet kızılçam fidanı dikildi. Ailelerimizle birlikte 85 kişi olarak katıldığımız fidan dikimi aktivitesiyle hem çalıştığımız fabrikamıza ev sahipliği yapan Torbalı’mızın yemyeşil olmasına ufak bir katkıda bulunduk, hem de sürdürülebilir daha iyi bir gelecek için el ele verdik.
Hikayenin tamamı için Youtube kanalıma beklerim:  




2 Şubat 2018 Cuma

Philip Morris Yaşam'da Editörlük Tecrübem

"Söz uçar yazı kalır" deriz ya, ben de Philip Morris'te kendimce geleceğe kalacak bir içerik hazırlayıp şirketimiz çalışanlarına özel yayımlanan dergimizde editör köşesinde yayımlanmasını sağladım. Bir dönüşüm sürecinde olan şirketimizin gelecekte ulaşacağı noktaya giderken bugün değişim sürecini başlatmış olması beni oldukça heyecanlandırıyor. Sade bir çalışan olarak hissettiklerimi yazıya döktükten sonra bunun tüm Philip Morris çalışanları ile paylaşılmış olması bana gurur verdi. Bu yazıyı hazırladığım Cumartesi sabahı Starbucks'ta yazarken yaşadığım keyif ve heyecanın sonucunda böyle bir çıktısının olması memnuniyet verici. Değer verdiğim iş arkadaşlarımdan da bu konuda güzel geri bildirim almakta kendimi iyi hissettirdi.

Bu hatırayı saklayıp, üzerinden zaman geçtikten sonra ileride değerlendirmek benim için çok değerli olacak.




Merhaba dönüşüm yolcuları,

Öncelikle bu köşede yazma fırsatı bulduğum için hem çok mutlu hem de bu fırsatı sunan Kurumsal İlişkiler departmanımıza ve köşesini benimle paylaşan Eren Çelebi’ye müteşekkir olduğumu belirtmek isterim. Konuk editör olmak için Eren ile iletişime geçtiğimde aklımda sizlerle Philip Morris Türkiye olarak son dönemde sektörde elde ettiğimiz başarılardan bahsetmek vardı. Uzun uzadıya yıllar itibarıyla kurumlar vergisi rekortmenleri listesindeki yerimize, ihracattaki konumumuza, en iyi işveren ödülünü alışımıza atıfta bulunup başarı hikayelerimizle ve kazanılan ödüllerle gurur duymamıza aracı olmayı düşünmüştüm.

Ardından aklımdakileri yazıya dökmeye hazırlandığım dönemde PMI Yönetim Ekibinin Dubai’deki toplantısı gerçekleşti. Başta CEO’muz André’nin ilham verici video içerikleri olmak üzere yönetim ekibinin işaret ettiği konuları JAM sayfasında inceleyince, geçmiş başarı öykülerinden ziyade önümüzdeki dönemde imza atacağımız muhteşem başarılara yoğunlaşmaya karar verdim. Malum, şimdiye kadar yaptıklarımız bizi buraya getirdi ama buradan ileriye ancak farklı şeyler yaparak gidebiliriz; işte tam da bu yüzden değişmek ve dönüşmek gerekir.

Bir çalışan olarak transformasyon, yani dönüşüm ya da Enrique’nin Temmuz ayındaki iç iletişim toplantısında kullandığı deyimle trust-formation beni heyecanlandırıyor ve bu yolculuğun sonunda şirketimizin ve bizlerin “kazanan” olarak çıkacağımıza gönülden inanıyorum. 2016 yılı verilerine göre, 180 ülkede faaliyet gösteren, 800 milyar adet sigarayı 150 milyon yetişkin sigara tüketicisine ulaştıran dev bir organizasyonuz ve artık hepimiz aynı yöne doğru bir yolculuğa başladık. Bu yolculukta bazılarımız biraz önde, bazılarımız biraz daha geride ama aynı amaçla dumansız dünyaya yolculuğumuzu sürdürüyoruz. 2008 yılından itibaren 3 milyar doları aşan yatırım yaptığımız ve önümüzdeki dönemde 1.7 milyar dolar daha yatırım planladığımız riski azaltılmış ürünler halihazırda 25’ten fazla ülkede satışta. PMI’ın 2017 3.çeyrek raporunda paylaşılan araştırmalar, 3.7 milyondan fazla insanın sigaradan iQOS’a geçiş yaptığını ve her gün 8 bin kişinin daha bu geçişi gerçekleştirdiğini gösteriyor. Özetle transformasyon bizimle birlikte tüm dünyada yaşanıyor.

Bu dönüşüme kayıtsız kalmak tabi ki de mümkün değil. Dünyanın en saygın yatırım bankacılarından “Goldman Sachs” geçtiğimiz Eylül ayında yayımladığı raporunda Philip Morris’i global tütün endüstrisinin “ezber bozan”ı olarak tanımladı. Bu tanımı yaparken iQOS platformunun arkasındaki bilimsel araştırmalardan ticari stratejisine kadar sahip olduğu kalite unsurunu referans gösterdi ve yatırımcılarına Philip Morris hisselerini önerdi.

PMI’ın Birleşmiş Milletler Sürdürülebilirlik Raporu’nda 2025 yılında satışlarımızın en azından %30’unun dumansız ürünlerden oluşmasının hedeflendiği belirtilmiş. Bu hedefe ulaşmak için şimdiye kadar yaptıklarımızdan farklı şeyler yapmamız gerekiyor. Marshall Goldsmith’in dediği gibi “Seni buraya getiren şeyler, oraya götürmeyecek”. Hedefimize ulaşmak için bir kültürel değişim gerektiriyor. PMI Yönetim ekibinin toplantısında da altının çizildiği gibi, şirketler endüstrileri değiştirmez, insanlar değiştirir. Şirketimizin en büyük varlığının insanlar yani bizler olduğunu aklımızdan çıkarmayıp potansiyelimize ulaşmak için kültürel değişimi gerçekleştirmeliyiz. Bundan böyle müşteri odaklı yaklaşımımızla beraber süreçlerimizi yalınlaştırıp en etkin yöntemlerle çalışmayı kendimize ilke edinmeliyiz.  Disruptive innovator”ı dilimize yıkıcı yenilikçiler olarak tercüme edersek, her birimiz basit yöntemler bularak daha önce yürünmemiş yollardan başarıya gidecek, iyi tanıdığımız tüketicilerin ihtiyaçlarına cevap verecek, sorunlara öncekilerden daha iyi çözümler bulacak, değişen dünyaya ayak uydurup başarıyı yakalarken öncekilerden farklı yöntemler kullanacak macera dolu bir yolculuğun yıkıcı yenilikçileriyiz. İyi yolculuklar… 

Volkan YORULMAZ

Kıdemli Vergi Analisti

Not: Yukarıda paylaşılan finansal verilerin hepsi kamuya açık olan PMI’ın Birleşmiş Milletler Sürdürülebilirlik Raporu’ndan ve 2017 3. Çeyrek Finansal Raporundan alınmıştır.


11 Ocak 2018 Perşembe

2005 Model Hayaller

Aşağıdaki yazıları bugün işten, yani Torbalı'dan Karşıyaka'ya dönerken paylaşmak istediğim bir eski fotoğrafın altına yazdım. Throwback gününde biraz eskilere ışınlanınca, fazlasıyla da duygusala bağladım. Neyse, herkesin instagrama erişimi olmayabilir diye buradan da paylaşmak istedim.

Ne çok seviyoruz unutmayı. Birilerini, yapılan iyilikleri... En çok da zamanın geçtiğini... Pek çok şey unutulur unutulmasına da, bazı hatıralar dipdiri kalır yüreğimizde.

Bu fotoğraf 2005 senesinden, üniversite son sınıftayım, bir kaç ay sonra mezun olacağım. Tek hedefim var, Sabancı'da MBA yapmak. Başvuru belgelerini hazırlayıp Ankara'dan İstanbul'a gelmiştim. Başvuru sonrasında mabedimizin çevresinde dolaşıp atmosferi kokladıktan sonra "geri döneceğim bir kaç ay sonra" diye içimden geçirmiştim. Çok şükür, Allah dualarımı kabul etti, o hayalim de gerçek oldu. Darısı şimdiki hayallerime...

Her şey bitse, tükense ya da öyle zannetsek; hayalleri kalmalı insanın. Belki de bu yüzden, "Kentlerin havaalanlarından çok düşalanlarına gereksinimi var." demiş Nilgün Marmara. Ne güzel demiş... Düşlerinizi incitmeyiniz. 


Sevgiler,



24 Ekim 2010 Pazar

Lacivert



Nihayet Lacivert dergisinde yazım yayımlandı. Biraz geç oldu, dolayısıyla içerik çok güncel değil ama yine de yayımlanması benim için memnuniyet verici, çok güzel bir hatıra.

Gmail'imde sent folderında yazının soft halini bulamadım, umarım hard diskte bulurum ama pdf hali kayıtlara çoktaqn geçti bile :)

http://www.sumed.org.tr/lacivert/lacivert_EkimKasimAralik2010.pdf

29 Aralık 2007 Cumartesi

24 Yaşıma Böyle Girmiştim

Yeni yaşımı kutladığım bu günlerde, eski defterleri karıştırıp 1 sene önce 24 yaşıma nasıl girdiğimi blog'uma eklemek istedim. İlgilenen okur, ilgilenmeyene saygı duyarım. Malum, kimse okumazsa ben okurum mantalitesi ile işliyor bu blog :D




Aralık 27, 2006
Doğum günümde geride kaldı

Tarih 27 Aralık'ı gösteriyor. Anlayacağınız üzerine doğum günüm de geride kaldı. 1 gün gecmişken üzerinden ben de kutlamaların bendeki yansımalarından bahsedeyim bari:)

Öncelikle doğum günüme resmen girmeden 15 dakika önce Kemal ile Serkan aradı.

Sonra odama geldim, Aydın'la biraz votka içtik ve lafladık, bu arada dostlarımdan msjlar gelmeye devam ediyordu ve hepsini cevaplamak benim için büyük bi zevkti:)

Sabahında ise malesef gergindim, uykusuzdum ve nike case study'i okumamıştım, acele bi şekilde giyinip derse yetiştim, derste ve aralarda insanların doğum günümü kutlaması, akşam için planları öğrenmeye çalışması hoşuma gidiyordu. Ee ne de olsa tek cocuğum, ilgiye ihtiyacım var benim yaa...

Gece ise gayet renkli başladı: siyah & beyaz!!!

Ders 6'da bittiğinde dışarıda bembeyaz kar ve havada zifiri bi karanlık vardı. Sıkışık trafikte son derece aç bi şekilde Old English'e ulaştık, neyseki arkadaşlarım bizden önce gelmişti ve sipariş vermekte vakit kaybetmedik:)

Güzel yemek, sağlam içki ve asla hayır diyemeyeceğim kızarmış dondurmadan sonra pastamı kestim, konuşmamı yaptım ve hesabı istemeye hazırlanırken karşımızda polisleri buldum. Kimlik kontrolü janııımm.. Neyse o da gecenin rengi oldu ve sonrasında tıpış tıpış arabalara gittik, Cadde'de karda yürümek ayrı bi tecrübe ;)

Kampüse gelirken İrfan arabayı son derece ağır kullansa da yine de buzlanan yollarda kaymaktan kaçamamıştık, ama 4 kişi olunca arabada onu da geyiğe vurmuştuk.

Neyse ki kampüse vardık we banyomu yatıp yattım.

Google adsense

Analytics