verimlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
verimlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Temmuz 2026 Cumartesi

Fişi Çekmek ve Dönüşe Hazırlanmak: 2 Haftalık Bir Tatilin Ardından

Sığacık'ta bir Cumartesi sabahı - Gevrek alma zamanı

Kariyerimin en uzun tatili olan iki haftalık büyük molanın son gününe geldim. Bu seferki biraz içimi döktüğüm bir içerik olacak. Tatile girerken ne kadar heyecanlı ve mutluysak, biterken de içimizde o tanıdık burukluk oluşuyor. İnsan "bütün yıl bunun için bekledik, şimdi elimizden kayıp gitti" hissine kapılıyor. Ama ne yapalım, hayat devam ediyor; çalışıp iyi performans göstererek yeni hedeflere ve yeni tatillere odaklanacağız.

İkiye Bölünmüş Bir Tatil ve Anda Kalmak

Geriye dönüp baktığımda bu tatili ikiye bölebilirim. Bir kısmı Marmaris'teki aktif dinlenme süreci, ikinci kısmı ise yazlıkta ailemle geçirdiğim zamanlardı. Marmaris-Selimiye hattında bolca gezdik, eğlendik ve kafamızı dağıttık. İkinci yarısında ise zihnimi boşaltmaya odaklandım. 90 artılarda gelen son dakika gollerinin telaşesini ise şu son iki günde yaşıyorum. Tatil çok hızlı geçmiş olsa da, geriye güzel anılar ve fotoğraflar kaldı.

335 E-Posta ve İşten Gerçekten Kopabilmek

Tatil boyunca işten tamamen kopabildim mi? Kesinlikle. Perşembe akşamına kadar işe hiç bakmadım. Sadece perşembe günü, şirketteki organizasyonel bir değişikliği paylaşmak için arayan bir arkadaşımla iletişime geçtim.

Gelen kutumu açtığımda beni 335 e-posta bekliyordu. O uzun gecede aksiyon alınması gerekenler için aksiyon aldıktan sonra yeniden huzuru bularak uykuya daldım. Şu an itibarıyla aksiyon almam gereken sadece beş mail kaldı. Tatil boyunca günde maksimum 1 ila 3 kez gelen kutusu kontrolü yaparak süreci yönettim ve iş tarafını sorunsuz kapattım.

Yazma Tutkusu ve Yapay Zekanın İki Yüzü

Bu dinlenme sürecinde üretmekten kopmadım. Yazmayı, içerik üretmeyi seviyorum; bu hobi beni tatmin ediyor. İçeriklerimi kimse okumasa bile özgüvenim kırılmıyor, çünkü hepsi kendi hatıramda kalacak birer güzellik.

Yazarken yapay zekadan da sıkça faydalanıyorum. Bunun eksileri de var artıları da. Belki metnin doğallığını biraz kırıyor ama daha profesyonel görünmesini sağlıyor. Hem daha hızlı okuyup değerlendirmek hem de kendimi geliştirmek için harika bir araç.

Bu tatil sürecinde neler mi yazdım?

Volkan Yorulmaz: Tatilde "Fişi Çekmek"

Volkan Yorulmaz: Her Şeyin Bir Zamanı Var: Mükemmel Anları Neden Kopyalayamayız?

Volkan Yorulmaz: Teknedeki Liderlik Dersi - Selimiye’den Bir Kaptan Hikayesi

Volkan Yorulmaz: İş Dünyasında "Tatlı Dil" Algoritması: Söğüt'ten Bir Müşteri Deneyimi

Volkan Yorulmaz: Sadeliğin Lüksü: Solto Selimiye'ye Neden 7 Yıl Sonra Tekrar Gittim?

Volkan Yorulmaz: Hesaplamayı Bırak: Her Şey Dahil mi, Oda-Kahvaltı mı?

Volkan Yorulmaz: The Best Way to Survive AI: Leadership Lessons from My Summer Vacation

Abartıp bir de AI ile kitap yazıp yayınladım. Buyurun:

Volkan Yorulmaz: The Bigger Game: How World Cup 2026 Changed Football Forever | Book Launch by Volkan Yorulmaz

İndirmek için: The Bigger Game: How World Cup 2026 Changed Football Forever - Volkan Yorulmaz - Google Play'de Kitaplar

Mükemmeli Beklememek

Beni yataktan fırlatacak, derinlemesine araştırma yapacağım yepyeni bir proje fikriyle dönmüyorum. Ancak elimdeki projeleri parlatmaya kararlıyım. Tatil boyunca biraz YouTube'da ve GitHub'da gezindim, anahtar kelime araştırmaları (keyword research) yaptım. Herkesin işine yarayacak mükemmel fikri bulmak zor; bu yüzden elimizdekilerle yola çıkıp, yolda daha özgün bir şeyler üretmeyi umuyorum.

Temmuz ayını kapatırken, Ağustos için de küçük bir adaptasyon planım var. Hafta sonlarıyla birleştirip dinlenmek ve iş hayatına geçişi yumuşatmak için Ağustos boyunca her cuma günü yıllık izin kullanacağım.

Daha güzel günlerde görüşmek dileğiyle.

11 Temmuz 2026 Cumartesi

Tatilde "Fişi Çekmek"

Takvimler 11 Temmuz 2026. Birkaç saate arabamıza biniyoruz, rotamız Bursa'dan İzmir'e. Yıllık iznim başlıyor.


Ama kafamda o tanıdık, rahatsız edici soru: E-postalarımı tamamen unutmalı mıyım?

Çoğu kariyer uzmanı size "tatilde fişi tamamen çekmeniz" gerektiğini söyler. O meşhur otomatik e-posta yanıtını kurun ve arkanıza bakmayın.

Ben buna katılmıyorum.

"Tamamen kopma" (disconnect) fikri, çoğu zaman dinlenmekten çok stres yaratıyor. Döndüğünüzde karşılaşacağınız o devasa e-posta dağı düşüncesi bile tatilinizin tadını kaçırmaya yetiyor. Benim çözümüm? İşi zihnimde çok büyütmemek.

Yanıma bilgisayarımı ve iPad'imi aldım. Amacım saatlerce çalışmak değil; zihnimi boşalttıkça, kendimi dinledikçe yazmak. Bazen havuz kenarında aklınıza gelen parlak bir fikri not almak, "fişi çekememek" değil, tam aksine işinizi keyif aldığınız bir yaşam tarzına entegre etmektir.

Kökleri Ziyaret Etmek

İlk durağımız yazlık, Seferihisar. Çocukluğumun bir parçasının kaldığı yer.

Geriye dönmek, sitenin o sokaklarında geçmişi hatırlamak bana her zaman tarifsiz bir iyi gelme hissi veriyor. İlk haftasonu ailemle uzun kahvaltılar, deniz ve biraz nostalji. İkinci hafta ise tempoyu tamamen düşürüp; sabah sporları, kitaplar ve yazılarla dolu bir rutin.

13 Yıllık Kariyerin Anatomisi

Temmuz ayı sadece tatil değil, şirketimdeki 13. yılımın da dönümü.

Geriye dönüp baktığımda bu süreci ikiye ayırıyorum:

  • İlk yarı: "Ben burada ne yapıyorum?" diyerek kendimi sorguladığım, müthiş mutlu başladığım ancak sonrasında tatminsizliklerle boğuştuğum bir arayış dönemi.
  • İkinci yarı: Aydınlanma. Kendimi iyi ifade edebildiğim, değer ürettiğimi hissettiğim ve bundan keyif aldığım o olgunluk dönemi.
Öğrendiğim en büyük ders şu: Yukarı çıktıkça mesele sadece işi bilmek olmaktan çıkıyor. İnsan doğasını okumak, karakterleri analiz etmek ve onlarla müzakere edebilmek her şeyin önüne geçiyor.

Yapay Zeka Bizi İşsiz Bırakacak mı?

Kariyer üzerine düşünürken, dün bir yönetici arkadaşımla yaptığım sohbet aklıma geldi. Konu, iş dünyasının şu anki en büyük "filine" geldi: Yapay Zeka (AI).

Sektörde yapay zeka kaynaklı işten çıkarmalar zaten konuşuluyor. Arkadaşım bana döndü ve çok net bir şey söyledi:

"Sen çalışırsan, bir şeyler üretmeye ve şirkete fayda sağlamaya gayret edersen, şirket sana her zaman çalışacak bir yer bulur."

İşte odaklanmamız gereken tek şey bu.

"Yapay zeka işimi alacak mı?" diye sormayın.
"Yapay zekanın otomatize edemeyeceği ne üretebilirim?" diye sorun.

Eğer sadece birbirini tekrar eden, rutin işler yapıyorsanız, evet, risk altındasınız. Ama olayları görebilen, karmaşadan değer çıkaran ve o rutin işlerin otomatize edilmesini bizzat sağlayan kişi olursanız, kurumunuz için vazgeçilmez olursunuz.

Sonuç Yerine: Yeni Bir Rutin

Dinlenmek için hayatla olan tüm bağlarınızı koparmak zorunda değilsiniz.

Kendi ritminizi bulun.

Önümüzdeki iki hafta boyunca bolca dinlenecek, eski dostlarla gülecek, çocukluğumun geçtiği sokaklarda yürüyecek ve yeni fikirler için zihnimde yer açacağım. Bu süreçte LinkedIn ve blog için de bol bol içerik üreteceğim.

Çünkü yorulmadan üretmeye devam etmek de, bu tatmin edici sürecin bir parçası.

İyi tatiller!

6 Ocak 2026 Salı

Kurbağayı Yemek mi, Cam Silmek mi?

Bugün 5 Ocak Pazartesi. Takvime bakarsanız yılın beşinci günü ama itiraf edelim; hepimiz için yıl aslında bugün başladı. Geçen hafta o "ara hafta"ydı; tatiller bağlandı, mailler birikti, herkes biraz yarım yamalak çalıştı. Ama bugün o büyük pazartesi; İstanbul trafiği her zamanki gibi yoğun ve hepimiz o tanıdık psikolojik savaşın içindeyiz.


Son günlerde çalışma düzenim üzerine çok düşünüyorum. Hatta geçen Cuma gecesi radikal bir karar alıp takvimimde kendime nefes alanları açtım. Öğle aralarını blokladım, çalışma saatlerimin dışını Outlook takvimimde işaretledim. Bunu başkalarına bir mesaj olsun diye değil, aslında kendi verimliliğime duyduğum saygıdan yaptım. Bakalım bu yeni düzen, iş dünyasının o bitmek bilmeyen temposuyla nasıl bir ortak paydada buluşacak?


Pazar Günü: Bir Meditasyon Biçimi Olarak "Cam Silmek"


Size dünkü pazarımdan bahsetmek istiyorum. Sabah kafamda o meşhur soru: "Sporu sabah mı yapsam, öğleden sonra mı?". Tam bu ikilemdeyken eşimden o hayır deyemeyeceğim teklif geldi: "Bugün camları silsen mi?".



Bizim evde cam silme işi bende. Ve dürüst olayım, ben bunu bir iş olarak değil, bir fayda-maliyet analizi ve hatta bir tür terapi olarak görüyorum. Düşünsenize; hem vücudunuz çalışıyor (bedava spor!), hem o sırada sevdiğiniz bir podcast'i veya YouTube içeriğini dinleyebiliyorsunuz. Kafanız günlük streslerden uzaklaşıyor. 2020’den beri o camlar sadece benim ellerimden geçiyor ve bu bana garip bir huzur veriyor.


Kurbağayı Yiyemedim: Verimlilik Üzerine Bir Özelleştiri


Dün camları bitirip duşumu aldıktan sonra, sanki bir güç beni çağırmış gibi bilgisayarın başına oturdum. Saat 16:00 ile 18:00 arası o meşhur "kurbağayı yemek" (Eat the Frog) stratejisini denemeye çalıştım. Yani en sevimsiz, en zor işi en başta aradan çıkarmak...

Ama olmadı. O iki saat pek verimli geçmedi. Kurbağayı yemek yerine kenarından köşesinden küçük işlerle vakit kaybettim. Bazen ne kadar plan yaparsanız yapın, zihin o derin odaklanma noktasına hemen varamıyor. Sonra akşam ailemle vakit geçirdim, biraz televizyon karşısında kestirdim; ta ki gece 21:30’a kadar.


İşte o an bir şey oldu. Herkes çekilince çalışma odama geçtim ve o aradığım odaklanmayı gece yarısına doğru buldum. Bir konuya derinlemesine daldığınızda, o ipuçlarını birer birer birleştirmeye başladığınızda aldığınız haz bambaşka. O an anladım ki; ben "eşek gibi" çalışmaya hazır olan ama bunun karşılığında nitelikli sonuçlar görmek isteyen biriyim.


Sergen Yalçın Olmak mı, Koşmak mı?


Geçenlerde bir yazımda Sergen Yalçın benzetmesi yapmıştım. Benim derdim artık sadece sahada çok koşmak değil; o kritik pası verecek, skoru değiştirecek, fark yaratacak projelere imza atmak. Evet, yükselmek istiyorum, global pozisyonlar hedefliyorum ama bunu sadece saatlerce bilgisayar başında kalarak değil, doğru zamanda doğru odakla yapmak istiyorum.


Yeni yılın bu ilk gerçek mesai sabahında trafikte tıkanıp kalmışken bunları düşünüyorum. Geçen yıl iş yoğunluğu sürdürülebilirlik açısından zordu. Bu yıl ise daha akıllıca, daha derin ve daha nitelikli bir çalışma yılı olsun istiyorum.


Sizde durumlar nasıl? Siz de dün akşam benim gibi o birikmiş maillerin arasında kendi yolunuzu aradınız mı? Yoksa hala o "kurbağayı" yemeye mi çalışıyorsunuz?

14 Aralık 2025 Pazar

Tükenmişlikten Çıkış Yolları: İstanbul Karmaşasında Zihni Yenilemek

 Geçen Pazar gecesi, Süpermen Olmadığımı Hatırladım başlıklı yazımı tamamlayıp huzurla yastığa başımı koymuştum. "Tamam," dedim, "haftaya hazırım." Ancak Pazartesi sabahı İstanbul gerçeği yüzüme çarptı. Okan’ı okula bırakıp ofise geçme planım, trafiğin kucağında bir buçuk saatlik bir mücadeleye dönüştü. Üstüne sporu sıkıştırıp trafiğe tekrar kalınca, Salı günü için en mantıklı karar evden çalışmaktı.

Ancak asıl hikaye, evden çalışırken "çok verimliyim" sandığım o anlarda başladı.

İstanbul sahilinde kışın yürüyüş yapan düşünceli adam - tükenmişlik ve zihinsel detoks

"Düşünme Yöntemin Bozulmuş"

Salı günü mailleri jet hızıyla cevaplıyor, işleri sıraya diziyordum. Kendimi oldukça üretken hissettiğim bir anda, mentorumla bir iş konusu üzerine yazıştım. Son mailimi gönderdikten saniyeler sonra telefonum çaldı. Mentorum arıyordu ve sesi her zamanki gibi netti. Söyledikleri ise tam bir soğuk duş etkisi yarattı:

"Düşünme yöntemin bozulmuş. Hemen izne çık. Gündelik yürüyüşünü artır ve güneş alabileceğin aydınlık bir ortamda çalış."

O an savunmaya geçebilirdim ama o, bu çıkarımı nasıl yaptığını tane tane anlatınca mesajı aldım. Meğer yorgunluğum sadece bedenimde değil, zihnimin kıvrımlarında, karar alma mekanizmalarımda bile kendini gösteriyormuş.

O akşam yemeği keyifsiz yedim ama mentorumun "beynini dinlendir" tavsiyesine uydum. Kendimi sahile vurdum. Podcast bile dinleme demişti; ben de sadece ritmine odaklanabileceğim, beynimi yormayan rap müzik listeleriyle, düşüncelerimden kaçarak adımladım.

Rutini Kırmak: Vapur, Deniz ve Yürüyüş

Ertesi gün ofise gittiğimde kulaklarımda hala o cümle yankılanıyordu: "Düşünme yöntemin bozulmuş."

Gelen her maili "yapılacaklar listesi"ne eklerken, bir yandan da "Bunları mesai saatlerine sığdırıp kendime nasıl zaman ayırırım?" sorusuyla boğuşuyordum. Rutini kırmak zorundaydım. Çarşamba günü spor çantam yanımda olmasına rağmen, ofisin dört duvarı arasında terlemek yerine eve erken dönüp eşimle yürüyüş yapmayı seçtim.

Perşembe günü ise şirket içi yılbaşı yemeğimiz vardı. Sırf zihnim boşalsın, otopilot modundan çıkayım diye arabayı bıraktım. Toplu taşımayla evden Üsküdar’a, oradan vapurla Beşiktaş’a geçtim. Boğaz havasını içime çektikten sonra Kuruçeşme’ye kadar 45 dakikalık bir yürüyüş yaptım.

Bu küçük değişiklik, bana şunu sorgulattı: Hafta sonu ve yıl sonu yaklaşırken kendime başka hangi 'farklı' tercihleri sunabilirim?

Elektronik Prangadan Kurtulmak

Hem doğum günümün hem de 2026'nın ayak sesleri yaklaşırken, yüzleştiğim "tükenmişlik" gerçeği beni radikal kararlar almaya itti. Hayatımdan neleri çıkarmalıyım? Neleri dahil etmeliyim?

Dün (Cumartesi) sabah, Okan’ı okula bıraktıktan sonra eşimle Florya sahiline indik. Yürüyüş sonrası AVM’ye geçerken telefonumu arabada unuttuğumu fark ettim. Geri dönmedim. O an, o "elektronik prangamdan" ayrı kalmak, dünyayla değil kendimle bağ kurmak istedim. İnanılmaz bir özgürlüktü.

2026 Öncesi Zihinsel Detoks Planı

Şu sıralar doğum günüm için İstanbul içinde, kapalı havuzu olan, sessiz sakin bir otel arayışındayım. Amacım sadece tatil yapmak değil; beynime gerçek bir "yeniden başlat" (restart) fırsatı sunmak.

Bu satırları Pazar öğleden sonra, oğlumla film keyfi yapmadan hemen önce yazıyorum. Çevremdeki dostlarımla, iş arkadaşlarımla konuştuğumda görüyorum ki yalnız değilim. Bu yoğun tempo, bu sürdürülebilir olmayan çalışma düzeni hepimizin ortak derdi.

Bana doğrudan bir faydası olmasa da, yoldaşların aynı dertlerden muzdarip olduğunu bilmek, bu mücadelede tek olmadığımı hissettiriyor. Belki de çözüm, Süpermen olmaya çalışmayı bırakıp, sadece "insan" olduğumuzu hatırlamakta saklıdır.

11 Ekim 2025 Cumartesi

Azla Mutlu Olmanın Günü: Çamlıca’nın Eşiğinde Kısa Bir Durak

Bugün “az ama iyi”nin günü: Çamlıca’nın tepesinden kısa bir nefes, dün insan gibi çalışmanın verdiği huzur, Bursa’ya doğru yola çıkmadan önce ruhu besleyen küçük ritüeller: müzik, kahve, bir kitap, bir yürüyüş. Minimalizmin kısacık ama yerinde bir selamı.



🌄 Açılış — Odanın Penceresinden

Çamlıca’nın zirvesinden olmasa da tepesinden diyebileceğim bir noktadan; camı açık, 26 derecede ısıtılmış bir odada manzaraya bakıp zamanımı değerlendiriyorum.
Yazmak benim terapimse, müzik ve kahve en iyi eşlikçilerim. Çok şükür…

Dinleme modu:

  • 🎧 Bugünün listesi: “Deep Focus” ya da “Chill & Study”
  • Kupadaki: Orta kavrulmuş, şekersiz, sade

Yorum daveti: Sen yazarken ne dinlersin? Hangi kahve/çay sana eşlik eder? Yorumlara yaz. 👇


🧠 İş Ritmi — “Dün İnsan Gibi Çalıştım”

Dün, uzun zamandır ertelediğim “kendimce iyi çalışma” disiplinine geri döndüm. Gelişimime, güncel kalmama ve işimde fark yaratmama nasıl iyi geldiğini yeniden hissettim.
İşte bu ya!” dedim. Umarım arkası gelir.

Mini yansıma (aç/kapa)
  • Bugün bir şeyi “uzun zamandır yapmıyordum” dedirten ne vardı?
  • Bunu sürdürmek için atılacak bir mikro adım ne olabilir?

🚗 Yol & Sohbet — Bursa’ya Doğru

Bir saat sonra oğlumu alıp öğle yemeğinden sonra Bursa’ya yola çıkıyorum. Kapalı havada uzun yolun verdiği dingin düşünme, biraz sohbet, biraz da sessizliğin kıymeti…

Yol hazırlık listem:

  • İyi bir çalma listesi
  • Atıştırmalık su/kuruyemiş
  • Not defteri (aklına gelenler için)
  • Kitap yerleşti mi çantaya?
  • Powerbank

Okur sorusu: Uzun yolda mutlaka yaptığın bir şey var mı? (Favori şarkı, mola noktası, ritüel…) Yorumlarda buluşalım.


📚 Ruhu Besleyenler — Kitap, Yürüyüş, Spor

Bu sabah spor salonundaki egzersizin üzerine, yarın sabah sahilde uzun bir yürüyüş eklemeyi planlıyorum. Yanıma da ruhumu iyi besleyeceğine inandığım bir kitap aldım.

Kendime not:

  • En az 30 dk sahil yürüyüşü
  • Telefonsuz bir bölüm okuma
  • Bir fikir/duygu cümlesi not et
Okur önerisi (aç/kapa)
  • “Son dönemde beni en iyi besleyen kitap/deneme:”
  • “Yürürken zihnimi açan alışkanlık:”
  • “Müziği susturup sessizliği dinlediğim an:”

🌱 Minimalizm Köşesi — Azla İyi

Minimalist yaşamak, azla mutlu olmak, hayatına şükürleri katabilmek…
Bu yazı da kısa, az ama yerli yerinde kalsın.

Bugünün mini anketi: Hangisi bugün sana daha çok iyi gelir?

  • 20 dakikalık yürüyüş
  • 10 sayfa kitap
  • 5 dakikalık nefes egzersizi
  • Bir kişiye içten bir teşekkür

Günün şükrü: Şu an teşekkür ettiğin tek bir şey yaz.


🧭 Kapanış — “Bir Sonraki Sefere Dek”

Kısa, az ama anlamlı: Bugünlük bu kadar. Bir sonraki sefere dek, sağlıcakla

Okura çağrı:

  • Yorumlara bir cümlelik yol arkası notunu bırak.
  • Bu yazıyı bugün ihtiyacı olan bir kişiyle paylaş.
  • Haftaya kendine tek bir mikro hedef seç ve takvimine koy.
---
Bu içeriği yapay zeka ile ürettim. İçeriğin ham hali ise burada:
Volkan Yorulmaz: Çamlıca'da Yavaş Bir Sabah

5 Ağustos 2015 Çarşamba

Yoğunsun Ama...



Pek çoğumuz gündelik hayatımızda yoğunluktan bahsediriz ve hedeflerimize ulaşabilmek için adeta yarış atı gibi çalışırız. Bir sunumda gördüğüm yukarıdaki görsel, mevcut "yoğun" durumumuza rağmen bir soluk alıp, nerede ve ne durumda olduğumuzu değerlendirmemiz için ara verip alternatifleri değerlendirmemizi vurucu bir şekilde anlatıyor. Uygulayabilen kazanan tarafta olacaktır, yoğunsun ama, denemeye değer...

Google adsense

Analytics