farkındalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
farkındalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Temmuz 2026 Pazartesi

Her Şeyin Bir Zamanı Var: Mükemmel Anları Neden Kopyalayamayız?

Ve tatilimin "satın alınan" kısmı resmen başladı.

13 Temmuz sabahı Teos’taki yazlığımızda uyandık. Çantaya en son konulacakları unutmadan telaşla hazırlayıp, hızlıca yaptığımız kahvaltının ardından Marmaris’e doğru yola çıktık.

İstikamet, tatilin ilk yarısı için Selimiye.

Dört saat kırk beş dakika sürmesi gereken yol, herkesin tatil için yollara dökülmesiyle çok daha uzun sürdü. Hele öğle yemeği molasından sonraki o kısım... Sıcağın ve bitmek bilmeyen virajların etkisiyle zaman adeta durdu. Ama şükür ki bitti.

Otele vardığımızda dışarıdan ne kadar yorgun görünüyorsak artık, bizi karşılar karşılamaz buz gibi birer limonata ikram ettiler.

O yorgunluğun, o sıcağın ve o virajların üstüne öyle iyi geldi ki, tarif edemem. Bu hissi çok sevdim ve akşamüstü deniz kenarında dinlenirken bir tane daha sipariş verdim.

Ama aynı tadı bulamadım.

Öğrendiğim küçük ama net ders şuydu: Bazı anlar kopyalanamaz. Demek ki her şeyin bir doğru zamanı, bir doğru bağlamı var.

Adını Koyamadığım O His

Sıcak deniz suyu, sahilde hafif bir müzik, kalabalık olmayan, huzurlu bir ortam... Daha ilk dakikalardan aradığımı bulduğumu hissediyordum.

Yine de içimde adını tam koyamadığım, o anın içine tamamen bırakmamı ve tam anlamıyla rahatlamamı engelleyen bir şey vardı. Şehir hayatının, işin ve o sürekli "bir şey yapmalıyım" hissinin zihindeki kalıntısıydı bu.

O an aklımdan absürt bir düşünce geçti: "Acaba şu anki ruh halimi ve hislerimi yapay zekaya aktarsam bana ne derdi? Nasıl bir teşhis koyardı?"

Sonra kendimi durdurdum. Yok canım, o kadar da değil. Bırak AI'ı, algoritmayı... Biraz gevşe. Sosyal medyaya bir fotoğraf at, bildirimlerin gelmesini izle, klasik bir tatilci gibi davranmayı dene bakalım nasıl olacak...

Günün Sonu ve Soğumasını Bekleyen Sular

Tabii ki bunların hiçbirini yapmadım.

Akşam yemeği ve sonrası için otelden ayrıldık. Şahane bir gün batımı eşliğinde sahilden merkeze doğru yürüdük, harika kareler yakaladık. Karnımızı doyurduk ve o uzun yürüyüşte yaktığımız tüm kalorileri, üzerine dondurma eklenmiş bir sütlü tatlıyla geri aldık. (Buna kesinlikle değdi.)


Odaya döndüğümüzde sıcaktan ve tatlıdan dilimiz damağımız kurumuştu. Kana kana su içmek istiyorduk ama bir pürüz vardı: Suların mini dolapta soğuması gerekiyordu.

Bekledik. Çünkü dediğim gibi; her şeyin bir zamanı vardı.

O zaman geldi, buz gibi suyu içip ferahladıktan sonra, yatmadan hemen önce tarihe bir not düşmek için balkona çıktım ve bu satırları kaleme aldım.

Zamanı gelince okurum...







14 Aralık 2025 Pazar

Tükenmişlikten Çıkış Yolları: İstanbul Karmaşasında Zihni Yenilemek

 Geçen Pazar gecesi, Süpermen Olmadığımı Hatırladım başlıklı yazımı tamamlayıp huzurla yastığa başımı koymuştum. "Tamam," dedim, "haftaya hazırım." Ancak Pazartesi sabahı İstanbul gerçeği yüzüme çarptı. Okan’ı okula bırakıp ofise geçme planım, trafiğin kucağında bir buçuk saatlik bir mücadeleye dönüştü. Üstüne sporu sıkıştırıp trafiğe tekrar kalınca, Salı günü için en mantıklı karar evden çalışmaktı.

Ancak asıl hikaye, evden çalışırken "çok verimliyim" sandığım o anlarda başladı.

İstanbul sahilinde kışın yürüyüş yapan düşünceli adam - tükenmişlik ve zihinsel detoks

"Düşünme Yöntemin Bozulmuş"

Salı günü mailleri jet hızıyla cevaplıyor, işleri sıraya diziyordum. Kendimi oldukça üretken hissettiğim bir anda, mentorumla bir iş konusu üzerine yazıştım. Son mailimi gönderdikten saniyeler sonra telefonum çaldı. Mentorum arıyordu ve sesi her zamanki gibi netti. Söyledikleri ise tam bir soğuk duş etkisi yarattı:

"Düşünme yöntemin bozulmuş. Hemen izne çık. Gündelik yürüyüşünü artır ve güneş alabileceğin aydınlık bir ortamda çalış."

O an savunmaya geçebilirdim ama o, bu çıkarımı nasıl yaptığını tane tane anlatınca mesajı aldım. Meğer yorgunluğum sadece bedenimde değil, zihnimin kıvrımlarında, karar alma mekanizmalarımda bile kendini gösteriyormuş.

O akşam yemeği keyifsiz yedim ama mentorumun "beynini dinlendir" tavsiyesine uydum. Kendimi sahile vurdum. Podcast bile dinleme demişti; ben de sadece ritmine odaklanabileceğim, beynimi yormayan rap müzik listeleriyle, düşüncelerimden kaçarak adımladım.

Rutini Kırmak: Vapur, Deniz ve Yürüyüş

Ertesi gün ofise gittiğimde kulaklarımda hala o cümle yankılanıyordu: "Düşünme yöntemin bozulmuş."

Gelen her maili "yapılacaklar listesi"ne eklerken, bir yandan da "Bunları mesai saatlerine sığdırıp kendime nasıl zaman ayırırım?" sorusuyla boğuşuyordum. Rutini kırmak zorundaydım. Çarşamba günü spor çantam yanımda olmasına rağmen, ofisin dört duvarı arasında terlemek yerine eve erken dönüp eşimle yürüyüş yapmayı seçtim.

Perşembe günü ise şirket içi yılbaşı yemeğimiz vardı. Sırf zihnim boşalsın, otopilot modundan çıkayım diye arabayı bıraktım. Toplu taşımayla evden Üsküdar’a, oradan vapurla Beşiktaş’a geçtim. Boğaz havasını içime çektikten sonra Kuruçeşme’ye kadar 45 dakikalık bir yürüyüş yaptım.

Bu küçük değişiklik, bana şunu sorgulattı: Hafta sonu ve yıl sonu yaklaşırken kendime başka hangi 'farklı' tercihleri sunabilirim?

Elektronik Prangadan Kurtulmak

Hem doğum günümün hem de 2026'nın ayak sesleri yaklaşırken, yüzleştiğim "tükenmişlik" gerçeği beni radikal kararlar almaya itti. Hayatımdan neleri çıkarmalıyım? Neleri dahil etmeliyim?

Dün (Cumartesi) sabah, Okan’ı okula bıraktıktan sonra eşimle Florya sahiline indik. Yürüyüş sonrası AVM’ye geçerken telefonumu arabada unuttuğumu fark ettim. Geri dönmedim. O an, o "elektronik prangamdan" ayrı kalmak, dünyayla değil kendimle bağ kurmak istedim. İnanılmaz bir özgürlüktü.

2026 Öncesi Zihinsel Detoks Planı

Şu sıralar doğum günüm için İstanbul içinde, kapalı havuzu olan, sessiz sakin bir otel arayışındayım. Amacım sadece tatil yapmak değil; beynime gerçek bir "yeniden başlat" (restart) fırsatı sunmak.

Bu satırları Pazar öğleden sonra, oğlumla film keyfi yapmadan hemen önce yazıyorum. Çevremdeki dostlarımla, iş arkadaşlarımla konuştuğumda görüyorum ki yalnız değilim. Bu yoğun tempo, bu sürdürülebilir olmayan çalışma düzeni hepimizin ortak derdi.

Bana doğrudan bir faydası olmasa da, yoldaşların aynı dertlerden muzdarip olduğunu bilmek, bu mücadelede tek olmadığımı hissettiriyor. Belki de çözüm, Süpermen olmaya çalışmayı bırakıp, sadece "insan" olduğumuzu hatırlamakta saklıdır.

7 Aralık 2025 Pazar

Süpermen Olmadığımı Hatırladım

Bu Pazar akşamı, saat daha 22:00 bile olmadan yatağa girmek, kucağıma laptop’umu almak ve "okunmamış mail" bırakmamış olmanın haklı gururunu yaşamak... Bu bir lüks mü bilemem ama bu hissi ne kadar özlediğimi tarif edemem.

Elbette bu, "fırtına öncesi sessizlik" gibi bir şey. Yarın sabahın ilk ışıklarıyla işlerimde bir rahatlama olmayacağını; dünya kadar mail, mesaj ve aramanın üzerime yağacağını tahmin etmek artık benim için nitelikli bir öngörü sayılmaz. Bu kaçınılmaz bir gerçek. Ama yine de, işleri en azından bu gece itibarıyla yoluna sokmuş olmanın verdiği o anlık huzuru yaşamaya ihtiyacım var.


Eskiden çok zor geçen günlerin sonunda, yorgunluğumu bir madalya gibi taşır, "Bugün kazandığım paranın son kuruşuna kadar hak ettim" derdim. Şimdilerde ise yoğunluk öyle bir arttı ki, o "zor günler" yerini zor haftalara, hatta bitmek bilmeyen aylara bıraktı.

"Excuses, Excuses..."

Geçtiğimiz günlerde mentörümle (böyle deyince çok havalı durduğunun farkındayım ama o okursa rahatsız olmasın diye ismini saklıyorum) yazışıyorduk. Bana yapmamı tavsiye ettiği bazı ek analizler vardı. Ben de o anki iş yükümün altında ezildiğimden, bunları "ancak gece yapabileceğimi" yazdım.

Cevabı kısa ve netti: "Excuses, excuses" (Bahaneler, bahaneler).

Kendimi savunmak için elimdeki iş listesini ve yoğunluğumu anlatmaya başladığımda ise yüzüme tokat gibi çarpan o cümleyi kurdu: "Üstündeki yükler, aslında senin kendi üstüne aldığın yükler. Süpermen olmadığını hatırlaman gerek."

Tam bu şoku atlatmaya çalışırken, aynı gün öğle yemeğinde (evet, şükür hala remote-work var) eşimden gelen eleştiri, durumu tescilledi. Alakasız konularda bile neden benim çalıştığımı, neden her şeye benim koştuğumu biraz sitemkar bir dille sorguladığında durup düşünmek zorunda kaldım.

Durup Düşünmek: Unutulan Eylem

Evet, "durup düşünmek"... Bu yoğunluk, bu koşturmaca içinde en çok atladığım eylem buymuş meğer.

Düşününce fark ettim; takdir edilme arzusuyla, "iş sahiplenme" duygumun ne kadar yüksek olduğunu gösterme fırsatı olarak gördüğüm şu kurumsal denetim (bilen bilir "corporate audit"i) süreçlerinde, yükü aldım da aldım. Ben diğer işlerimi de aynı kalitede yapmaya çalıştıkça, bu bana gece yarılarına sarkan mesailer olarak geri döndü.

Sonuç? Ailemle ilgilenemedim, sağlığımda bazı ufak tefek ama "ben buradayım" diyen sorunları fark etmeye başladım. Bedeli, sandığımdan ağır olmaya başlamıştı.

Yılın bitmesine sayılı günler kaldı. Yaklaşan yeni yılın motivasyonuyla bu süreci tamamlamaya, direnmeye hala gücüm var. Ama bu Pazar akşamı hafta içinde aldığım dersi cebime koydum: Ben Süpermen değilim ve olmak zorunda da değilim.

Umarım yeni yılda, bu yoğun günlerden aldığım dersleri unutmadan, daha dengeli bir yola devam edebilirim.

Şimdilik, gelen kutumdaki okunmamış sıfır mailin tadını çıkarma vakti.

8 Ekim 2025 Çarşamba

Bir Hastane Ziyaretinden Kalan Düşünceler

Dün, sevip saydığım bir abimi, iş arkadaşımı ve akıl hocamı geçirdiği bir operasyon sonrası iş yerinden arkadaşlarımla birlikte ziyaret ettim. Yine, sağlığın değerini kaybetmeden anlamak için bu kadar iyi bir fırsat varken, bundan ders çıkaramadım.

Neden mi?
Hastaneye girip arkadaşlarımın gelmesini beklerken “fırsattan istifade” bir mailleri kontrol edeyim dedim. Bir gece önce özene bezene yazdığım o mail, maalesef yeterince net olmadığı için, chart eklenerek yeniden göndermem istenmişti. Kafam “nasıl yapacağım, sevkiyatla ilgili sorun çıkar mı?” gibi sorularla doluydu. Fiziksel olarak odadaydım ama zihnen orada değildim; o an sağlığıma şükredip abim için gerçekten içten bir sıhhat dilemek mümkün olmadı.

Ziyarete geldim ama mailler izin vermedi. 📱💼

Hastanedeyken, vedalaşırken, otoparka yürürken, hatta Avrupa’dan Anadolu’ya geçerken bile aklımda sadece o mail vardı: vereceğim cevap, yapacağım ek çalışma, veriyi nasıl göstereceğim… Eve gelince o işi bitirdim, ardından bir sürü maile daha cevap verdim; araştırmalar, hesaplamalar, düzeltmeler derken geceyi öylece geçirdim. Ama ruh gibiydim — mutsuz, tatminsiz, yorgun.

Bu sabah da benzer bir tedirginlikle uyanıp yine maillere gömülmüşken aklıma İzmir’deki ruh halim geldi. Çok şükür, şu an tek derdim iş yükü ve yoğunluk. İzmir’deyken bunun yanına bir de insanlarla uğraşmak zorunda kalmak ekleniyordu. Şimdi bulunduğum ortamda beni rahatsız eden kimse yok; sadece yoğun tempo içinde kendime, aileme ve hobilerime zaman ayıramamak bazen zor geliyor.
Genellikle bunu çok kafama takmam ama bugün öğle saatlerinde fark ettim ki, ne zaman iş yerinde takdir ve teşekkür azalsa, bu durum bana daha ağır geliyor.

Neyse ki bu akşam, o beni gün boyu darlayan maile konu olan chart’ın yeni versiyonunu hazırladım, revize edilmiş bir mail daha attım. Inbox’ımı da biraz toparlayıp yönetilebilir hale getirdim. Şimdi kısa bir “kendimle baş başa kalma” seansı için laptop’umu kucağıma aldım. Bir de bu içeriğe AI ile güzel bir resim çizdirdim mi, sakin sakin birkaç mail daha cevaplayıp yarınki mücadeleye hazırlanabilirim.

8 Ekim 2019 Salı

Mis Gibi Torbalı

Çevre duyarlılığına dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak amacıyla gönüllüler ve aileleri 6 Ekim 2019 Pazar günü "Mis Gibi Torbalı" sloganıyla parklarda çöp topladı. Philsa Philip Morris Sabancı çalışanlarından ve ailelerinden oluşan gönüllü bir grup, aileleriyle birlikte 6 Ekim 2019 Pazar günü Torbalı'da bulunan Koruluk ve Gazi Çamlık parklarını temizlediler. Ben ve oğlum Okan da bu etkinlik kapsamında 2010 yılından beri çalışmakta olduğum Torbalı’yı temizlerken, bir yandan da çevre duyarlılığı ve farkındalık yaratma fırsatı elde ettik. Etkinlik sonunda 70 bin metrekare alan temizliğinden plastik ve kağıt atıklarının da dahil olduğu toplam 274 kilo çöp toplandı. Etkinliğe katılan Philsa Philip Morris Sabancı İşletme Direktörü Antonio DeMarco şöyle dedi: 'İzmir'in en büyük ilçesi olan ve fabrikamıza ev sahipliği yapan Torbalı'yı hep beraber temiz tutmak zorundayız. Bu etkinlik ile Torbalı'mızda çevre temizliği yaparak, çöpleri topladık ama daha da önemlisi bu konuda farkındalığı artırarak, ilçemizde bu gibi etkinliklerin çoğalmasını sağlamak istiyoruz.' Organizasyonun hazırlanması ve toplanan atıkların geri dönüşümünün sağlanması konusunda Torbalı Belediyesinin de destek sağladığı bu etkinlikte, Torbalı halkı da biz gönüllülere destek verdi.






23 Eylül 2014 Salı

Farkındalık

Osho'nun Farkındalık adlı kitabından kendim için aldığım notları sadece kendime saklamak yerine paylaşmak istedim. Üzerinde düşünmeye değer...

Hayat amaçtır ve onu elde etme tekniği, yöntemi de farkındalıktır.

Mekanik bir şekilde yeme, kendini tıka basa doldurmaya devam etme; çok farkında ol. Çok iyi çiğne ve fark et... ve bu ana kadar ne kadar çok şeyi kaçırmış olduğuna şaşıracaksın çünkü her ısırık sana müthiş bir tatmin verecek.

Kısmi gayret boşunadır. Şöyle-böyle olamazsın, ılık olamazsın. Bunun bir yararı olmaz. Ilık su buharlaşamaz ve uyanık olmak için yapılacak ılık gayretler başarısızlığa mahkûmdur.

Buda dedi ki: "Birisi yanan bir meşaleyi nehre atabilir. Nehre ulaşana kadar meşale yanık kalır. Nehre düştüğü anda tüm ateşi söner; nehir onu soğutur. Ben bir nehir oldum. Bana aşağılamaları fırlatırsınız; onları fırlattığınızda onlar ateştir ama bana ulaştıkları anda benim serinliğimin içinde ateş kaybolur. Artık acıtmazlar. Siz dikenleri atarsınız; sessizliğime düşünce onlar çiçeğe dönüşür. Ben kendi yaradılışımın doğasından hareket ediyorum."

Eğer gerçekten çok mutlu olmak istersen ihtiyaçlarını yerine getir ve arzularını boş ver. Sefil olmak istiyorsan ihtiyaçlarını kes ve arzularının peşinden git.

Başkalarıyla ilişki kur. Ama kendinle de kur. Başkalarını sev. Ama kendini de sev. Dışa açıl; dünya güzel, macera dolu; o bir meydan okuma, o zenginleştirir. Bu fırsatı kaçırma; ne zaman dünya kapını çalsa ve seni çağırsa dışarı çık. Korkusuzca git; kaybedecek hiçbir şey yok, kazanılacak ise her şey var. Ama kaybolma. Devamlı olarak ve devamlı olarak gidip de kaybolma; arada bir eve dön. Bazen dünyayı unut; bu anlar meditasyon içindir. Her gün eğer dengeye gelmek istersen, içeriyi ve dışarıyı dengelemen gerekir. Aynı ağırlığı taşımalılar bu sayede içerde hiçbir zaman dengeyi kaybetmezsin.

Bir hikaya ile notları sonlandıralım...

Bir Zen ustası olan Hotei bir köyden geçiyordu. Yeryüzüne ayak basmış, gelmiş geçmiş en güzel insanlardan birisiydi, insanlar onu Gülen Buda olarak bilirdi; her an sürekli gülerdi. Ama bazen bir ağaç altında otururdu —bu köyde gözleri kapalı olarak bir ağacın altında oturuyordu— gülmüyor, hatta gülümsemiyordu, tamamen sakin, aklı başında. Biri sordu, "Gülmüyorsun Hotei?"

Gözlerini açtı ve, "Hazırlanıyorum" dedi.

Soruyu soran anlayamamıştı: "Hazırlanıyorum derken neyi kastediyorsun?"

Hotei dedi ki, "Kendimi kahkaha için hazırlamalıyım. Kendime bir dinlenme fırsatı vermeliyim. İçeri girmek durumundayım, Tüm dünyayı unutmak zorundayım böylelikle tazelenmiş olarak geri gelebilir ve tekrar gülebilirim."

Gerçekten gülmek istersen, ağlamayı öğrenmek zorunda kalacaksın. Ağlayamazsan ve gözyaşlarına muktedir değilsen gülmek için yeterli olamayacaksın. Gülmeye ait olan bir insan aynı zamanda gözyaşlarına da aittir; o zaman bir insan dengededir. 

26 Kasım 2012 Pazartesi

Barkod Analizim

Geçtiğimiz günlerde nette gezerken barkod analizi adlı bir çalışma görmüştüm. Üşenmedim cevapladım. Bu sabah sonucu mailime düştü. Bazı bölümlerine tamamen katılıyorum, bazı bölümlerinde ise çekimserim. İşte ben:


8324325745 -478

Farkındalıklısın

Barkod Analizinde çıkan değerlerin Açıklaması :

Dengeli, sabırlı, deneyimli, ciddi, çalışkan , soğukkanlı, takıntılı, buyurgan, kurbanı oynamayı seven bir kişilik yapınız mevcut.
Sizin tamamlayıcı bir özelliğiniz vardır.Her gelişen olayda son noktayı koyan sizsinizdir.Kolay kolay öfkelenmesiniz. Sınırsız bir sabırınız vardır.Yapacağınız işte acele etmeden, stratejik olarak ilerler ve sonuca ulaşırsınız. Utangaçlık ile ilgili olan duygunuzu törpülemeniz gerekir.

Zarif yüz hatlarınız vardır.Sevgi sizin için bir enerji ihtiyacıdır.Yaşını ne olursa olsun genç gözükürsünüz
İnce bir mizah anlayışınız vardır.Boş şeyler ile uğraşmaktan hoşlanmazsınız.Üretken olmak size mutluluk verir.Sorumluluk duygunuz çok gelişmiştir.Çevrenizdeki insanlara size sürekli bir şeyleri danışırlar ve enerjinizden faydalanırlar.İltifattan hoşlanmaz gibi gözüksenizde, çok mutlu olursunuz.
Zayıflık göstergesi sizin için ruhsal çöküştür aşmanız gereken en önemli dersinizdir. Siz farkına varmadan insanlara kanal görevi görürsünüz.Dini inancınız çok kuvettlidir. Tutku adına inanılmaz fedakarlıklara katlanabilirsiniz. Doğa tutkunusunuzdur. Talepkarlık içinizde vardır.Mutlu olmayı öğrenmeniz gerekir.Kariyer sizin için ara ara önemli hale gelir.
Size uygun meslekler, öğretmenlik, doktorluk, veterinerlik ve siyasettir.

Renk : 
Beyin, kafatasımıza dikkat etmeliyiz.

Epifiz bezimizi kontrol altında tutmalıyız.aksi halde serotonin hormonumuz zarar görebilir.
Rahatlamak için; Dağların tepesine bakmak rahatlatır, lotus huzura kavuşturur.
Rahatlatan Müzik Notası : Sİ

Kan Grubu : 
Faydalı olan yiyecekler.
Balık, Zeytinyağı, Yer fıstığı, ceviz, kabak çekirdeği, badem, hardal (sirkesiz), kedi otu, ginseng, kuşburnu, papatya, kahve, yeşil çay, keten tohumu, kimyon, kekik, biberiye,
Börülce fasulye, her türlü mercimek, soya ve ürünleri (doğal, genetiği değiştirilmemiş), çavdar ürünleri ve ekmeği, yulaf ürünleri ve ekmeği, karabuğday ürünleri ve ekmeği, eski tip buğday ürünleri ve ekmeği (amarant veya eski turk buğday).

Enginar, karalâhana, marul, havuç, kabak, pırasa, ıspanak, pazı, beyaz lahana, brokoli, yer elması, sarımsak, soğan, kereviz, maydanoz ve bütün yeşil yapraklı sebzeler .
Kayısı, dut, incir, üzüm, kiraz, vişne, erik, greyfurt, limon, mürdüm eriği, zencefil, pekmez, aloe vera, Magnezyum sülfat (İngiliz tuzu).
Zararlı olan yiyecekler:
Her et (tavuk ve hindi hariç); karışık et (salam, sucuk, sosis gibi); deniz hayvanları (kerevit, kalamar v. b. ) ve havyar
Süt, dondurma, tereyağı; herhangi sıvı veya katı yağ (balık yağı, inek iç yağı, zeytinyağı ve keten yağı hariç), piyasa (boyanmış ve beyaz sirke veya limon asidi ile karıştırılmış) zeytinler
Kavrulmuş ve bekletilmiş kuru yemiş, buğday tip 405–550 Patates, biberler, pul biber, domates salçası ,Portakal ve suyu ,Soda, gazoz, şarap sirkesi, früktoz, glikoz, tatlandırıcı, sakız, jelâtin, bayat yiyecekler, hazır yiyecek ve içecekler, mide ve bağırsaklarda gaz oluşturan her yiyecek.
Yenebilenler:
Tavuk ve hindi eti, taze yumurta ,Yoğurt, kefir, koyun keçi peyniri ve sütü, beyaz peynir, salamura peynir, eski kaşar, tulum peyniri, mozarella ,Kestane, badem, susam ve ürünleri, pirinç ve ürünleri, mısır ve çeşitleri, arpa çeşitleri, barbunya, nohut, Turp, kırmızı pancar ve Zararlılara girmeyen meyve, sebze ve yiyecekler.
Dikkat!
Kırmızı et, süt, soda, gazoz ve tüm karbondioksit içeren içecekler; transgenik tatlandırıcı, aroma, boya, nişasta, glikoz, früktoz; süt tozu, Yumurta tozu, yağlı ve koruyucu kimyasallar içeren hazır içecek ve yiyecekler, Hazım yetersizliğine veya tam hazımsızlığa neden olabilirler. Bunlardan uzak durun!Kabız olmamaya dikkat edin! Sıhhatli olmak isteyen büyük abdesti gelmeden yemek yemeye oturmamalıdır. (karpuz, incir, greyfurt, üzüm gibi bağırsakları rahatlatıcı meyveler ve yeşil yapraklı sebze hariç) Bu kaideye ömür boyu riayet edilmelidir. Kabızlık varsa: Aynı miktarda sinameki ve pelin otu öğütülüp 1/4 veya 1/2 çay kaşığı her yemekten sonra su ile veya 1 çorba kaşığı öğütülmüş civanperçemi ve 1 tatlı kaşığı öğütülmüş sinameki karıştırılıp her sabah 1 tatlı kaşığı su veya bal şurubu ile içilirse bu iyi gelir. Zencefil, kekik, mercanköşk, hardal, körri, çemen ve biberiyeyi sırayla devamlı kullanmak lazım. Onlar mide ve bağırsakları kuvvetlendirir, sindirimi kolaylaştırır, iltihaplanma surecini durdurur, gastrit hatta H. Pylori enfeksiyonuna son verir
Karabiber, fülfül, pul biber ve sirkeyi ilaç olarak kullanabilirsiniz. Eti azaltın! Proteinlerden haftada: 1-2 defa hindi veya tavuk eti, 1-2-3 defa balık, 1-2 defa taze yumurta, 1-2 defa peynir, hemen hemen her gün kefir ve yoğurt (ev yoğurdu!), 2- 3 defa (her gün de olabilir) yeşil veya kırmızı mercimek olsun.
Yumurtayı sadece taze olarak 1-3 günlük (en fazla 7- 9 günlük) yiyebilirsiniz. 10 günlük ve daha eski yumurta veya 5 dakikadan fazla kaynatılmış yumurta zehirlidir, alerjendir. Yumurta tozu ve süt tozu da sizin için alerjendir. Bu ikisini içeren ürünleri ağzınıza bile almayın! Süt ürünlerini balık ile ve et ile birlikte yemeyin; karışık et (sosis, sucuk, salam gibi); nohut, mercimek, fasulyeyi yoğurt ile yemeyiniz! Hazım bozulmasına, vücutta zehirli kalıntılar oluşmasına, alerji ve karaciğer hastalıklarına yol açar! Sarımsak yutmaya kendinizi alıştırın! İlk önce 3 diş, sonra 21 dişe kadar çoğaltın. Böylece yılda 1 defa 21 günlükten sarımsak kürleri yapın! İmkân var ise, bu 21 günlük kürlerde 10 gün her akşam bir baş sarımsak dövülür, 1 tatlı kaşık öğütülmüş çörekotu, 1 çay kaşık ısırgan otu tohumu ve 1/4 çay kaşığı hardal bal ile karıştırılır ve yenir (aç karnına). Ama 1- 3 diş her akşam yutmaya hiç bırakmadan devam edin. Sarımsak (ve karışımı) kansere, alerjiye, ağır enfeksiyonlara ve genetik mutasyonlara karşı vücudun direncini artırır. Yeşil sebzeyi çoğaltınız! Sizin durumunuzda havuç, çiğ ıspanak, hindiba, kereviz, maydanoz, semizotu, soğan, yeşillik, brokoli, kısaca Faydalı olan herhangi istediğiniz sebze - limon suyu ve zeytinyağı eklenerek -salata şeklinde her gün yemek lazım.
Havuç ve havuç suyunu, zencefil ve zencefil suyunu, hindiba ve suyunu, ısırgan ve suyunu, kereviz ve suyunu tüm hastalıklara karşı ilaç alarak kullanın! Bunlar mide, bağırsak ve karaciğer enzimlerini çoğaltıcı ve hazmı düzelticidir. Karpuz mevsiminde - karpuzu, enginar mevsiminde - enginarı, tüm hastalıklara karşı büyük nimet olarak görün! Enginarı kabukla pişirin, suyunu için ve içini yiyin. Karpuzu çekirdekleri ile yiyin ve 1- 2 çay bardak sıkılmış kabuğun suyunu için. Onlar karaciğer ve böbreklerinizi temizler, kuvvetlendirir ve temiz tutar; böbreklerin taşlarını eritir ve düşürür, B1, pantetin, B6, B12 vitaminlerinin kaynağı çimlenmiş buğday veya arpa veya yulaf veya çavdar yılda bir defa 30 – 40 günlük kür olarak kullanın. Sizin için zararlı olan siyah çay yerine, faydalı olan yeşil çayı veya bitkisel çayları içiniz!
Faydalı olarak belirtilmiş yiyecekler, sizin için en kuvvetli ilaçlardır. Sebze ve meyvenin genetiğinin değiştirilmemiş olmasına dikkat ediniz. Hazır yiyecek ve içecekleri, parfümleri evinize almayın! Onlar genetiği değiştirilmiş ürünleri içerir. Alerjilere, bugüne kadar bilinmeyen hastalıklara yol açarlar. Temizlik maddeleri ve deterjanları kullanmayın!
Deterjanların tümü GMO aromalar içerir ve GMO bazlı yağlardan üretilir.

Yaş Grubu : 
Hayat, şehvet, erotizm, yaratıcılık, huşü ve heves dolu olarak akan ilksel duyguların öğrenme veya pekiştirme zamanıdır.

Google adsense

Analytics