AI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ekim 2025 Cumartesi

Çamlıca'da Yavaş Bir Sabah

Çamlıca'nın zirvesinden olmasa da tepesinden diyebileceğim bir noktadan, camı açık tertemiz havayı içine almış ama 26 derecede klima ile de ısıtılmış bir odadan manzaraya bakıp zamanımı değerlendiriyorum. İçimdekileri buraya akıtmak benim terapimse eğer, yazmaya en güzel eşlik eden iki şey, müzik ve kahve de yanımda ise çok şükürler olsun...



Hep işlerden bahsediyorum, yine aynı tekrara düşmeyeceğim. Tek bir satırla geçiştireyim: Dün insan gibi çalıştım. Gelişimim, güncel kalmam ve işlerimde fark yaratabilmem için bunun ne kadar iyi geldiğini dün ne zamandır yapamadığım şeyleri yaptığımı düşündükçe "işte bu ya!" diyorum. Umarım dahası gelir.

Bugün, hatta bir saat sonra oğlumu alıp bir öğle yemeği yedikten sonra Bursa'ya yola çıkacağım. Bu kapalı havada uzun yol yapmak, biraz sohbet, biraz dingin bir şekilde düşünmek bir fırsattır ve ruhuma iyi gelecektir. Yanıma da ruhumu besleyeceğine inandığım bir kitap da aldım. Bu sabah yaptığım spor salonundaki egzersizin üzerine yarın sabah da sahilde uzun bir yürüyüşü katarsam, daha ne olsun.

Minimalist yaşamak, azla mutlu olmak, hayatına şükürleri katabilmek güzel şey. Bu yazı da böyle az, kısa ama anlamlı bir şekilde kalsın burada. Bir sonraki sefere dek, sağlıcakla...

Çıkmadan bir tane de Insta'ya hikaye gönderdim...

Bu içeriği bir de AI'e teslim edip ilgi çekici hale getirmesini istedim. Sonuç buradaVolkan Yorulmaz: Azla Mutlu Olmanın Günü: Çamlıca’nın Eşiğinde Kısa Bir Durak

22 Eylül 2025 Pazartesi

Barselona’dan Dönüş Zamanı

Pazartesi sabahı başlayan kısa İspanya kaçamağım, Perşembe öğleden sonra sona erdi. Şimdi, uçağın kalkışına birkaç dakika kala, bu satırları yazarken kendimi “uzatmalarda” gibi hissediyorum. Dönüşün son aşamasındayım.


İlk İzlenimler ve Beklenmedik Bir Sürpriz

Pazartesi ve Salı günlerim otel, toplantı odası ve kapalı alanlarda geçtiği için Barselona bana pek bir şey hissettirmedi. Ama Çarşamba akşamı gittiğimiz bir beach club her şeyi değiştirdi. Denizin kokusu, sıcağın enerjisi, sokaklarda spor yapanlar, mekânlarda eğlenen insanlar… O an Barselona üzerindeki ölü toprağını attı ve bir anda “yaşayan bir şehir” gibi geldi.

Lozan’ın bende bıraktığı derin izler kadar olmasa da, Barselona’nın da Avrupa sahnesinde çok güçlü bir oyuncu olduğu tartışılmaz.



Global Konferansın Katkısı

Asıl geliş sebebim olan konferansa gelirsek…

Kişisel gelişim, yapay zekâ ve geri bildirim üzerine yapılan oturumlar oldukça düşündürücüydü. Üstüne finans konularına girildiğinde de tam anlamıyla “alanımdayım” diyerek büyük keyif aldım. Bir an olsun sıkılmadan dinledim ve motive oldum.

Ama işin en büyük artısı? Tabii ki network. Yeni pozisyonum sayesinde çok daha doğal, verimli ilişkiler kurabildim. Tanıştığım yeni insanlar, kurduğum bağlantılar, geleceğe dair ilham verici fikirler… İşte konferansların gerçek değeri burada ortaya çıkıyor.



Samimi Bir Keynote

Barselona bana sürprizler de sundu. Normalde YouTube’da videolarını görebileceğim bir isim, karşımdaydı: Rafael Nadal’ın amcası ve hocası Toni Nadal. Onun geri bildirim ve gelişim üzerine yaptığı keynote konuşması, konferansın en özel anlarından biriydi çünkü içten ve samimiydi. 

Dinlemekle kalmadım, tamamını ses olarak kaydettim. İlk fırsatta deşifre edip bir blog yazısına dönüştürürsem, eminim çok kıymetli bir içerik olacak.

Geriye Kalanlar

Yanımda çok şey olmasa da, güzel anılar, birkaç fotoğraf, birkaç video ve ufak hatıralık hediyelerle dönüyorum. Ama en önemlisi, gördüğüm ülkelere bir yenisini daha eklemenin ötesinde, yeni deneyimler ve başkalarının deneyimlerinden süzülmüş hikâyelerle dönüyorum.






Kapanış

Kısacası, bir ara vermek, ortamı değiştirmek, yeni bir gündemin içinde olmak bana çok iyi geldi. Bütün bunların arasında maillerime de göz atmayı ihmal etmedim tabii ki 😉 Ama şükürler olsun ki, hem işime değer katacak bir konferanstan hem de hayatıma keyif katacak birkaç güzel hatıradan geri dönüyorum.








Anahtar kelimeler: Barselona, konferans, kişisel gelişim, yapay zekâ, geri bildirim, Toni Nadal, seyahat, iş seyahati, network, keynote, blog, İspanya, havalimanı notları

18 Şubat 2024 Pazar

Konular Arası Trekking


Evde kalınca Okan ve biz ekrana çok bakıyoruz diye çareyi dışarı çıkmakta bulduk. Eskiden dışarı çıktığımızda kahvaltıya ya da ağır bir akşam yemeğine giderken artan fiyatlar sebebiyle “bu kadar para verilir mi?” sorusunu yemek için değil de kahve için sormaya başladık. Harbiden ne olacak bu fiyatların hali ya, yüksek fiyatlara bir şekilde alışıyoruz derken yine fiyatlar artıyor. Okan’a şimdiki gibi değil de gerçekten arkadaşlarıyla dışarı çıktığında kullanması için harçlık vermeye başladığımda Allah gerçekten yardımcım olsun ya da bir an önce ülke 2010 yıllarının başındaki haline dönsün…
Bu aralar kafamı kurcalayan sorulardan biri de haftasonunu ve hafta içi mesai saatlerinin dışında kalan vaktimi nasıl kullanacağım yönünde. İki alternatifim var: ya kendime ayırıp kitap okuyacağım, blogum için içerik üreteceğim ve Netflix’e verdiğim üyelik bedelinin karşılığını alacağım ya da kariyerim için yatırımdır felsefesi ile fazla mesai yapıp elimdeki işlerin dışında bir şeyler daha yapıp tamamen hayatımı işime adayacağım. Bu soru öyle bir kafamı kurcalıyor ki, sabah mesaiden bir buçuk saat önce kalkıp hadi biraz kendime vakit ayırayım dediğimde bile “gece gelen şu maili cevaplayayım, olmazsa akşam kendime vakit ayırırım” oluyorum ve pek tabii ki akşam da “aman şu işi yarına bırakmayayım da sabah temiz başlayayım” diyeceğim bir başka şey karşıma çıkıyor. Bunun zaman yönetimi ile alakası olduğunu düşünmüyorum, konu bence tamamen önceliklendirme ile alakalı. İş demek, ekmek parası demek ve bu yüzden ciddiyet gerektiriyor, karşısına çıkanı benim nazarımda yeniyor. Ancak ne zaman biraz boş kalsam, örneğin Okan’ı kurstan almak için yola çıktığımda, o zaman kendime vakit ayırmam gerektiği, o vakitte nelere bakabileceğim aklıma geliyor. Tabi telefonumdaki Outlook uygulamasının bildirimlerini kapamamın da bu düşüncelere dalabilmemdeki olumlu etkisini gözardı edemem. Şu an bu satırları yazarken, Cuma akşamüstü gelen ve Cumartesi de yöneticimin maille hatırlattığı, benim de bir saat içinde hafta içerisinde çalışmayı finalize edeceğimi yine maille belirttiğim konu var aklımda. Bu gece mi kaldığım yerden devam etsem yoksa sabah erkenden mi girişsem?
Bu Pazar’ın üçüncü ve son konusu ise kırk yaşından sonra alınan kiloların verilmesindeki zorluk. Beni bilenler yirmili yaşların sonunda ve otuzların başında ne kadar kilolu olduğumu, Okan’ın doğmasından sonra başladığım düzenli egzersiz ile bu kiloları nasıl verdiğimi iyi bilir. Son dönemde biraz boğazımı abarttığımda (bir sömestre tatili yeter) aldığım fazla kiloların bel çevreme ne kadar hızlı etki ettiğini canım sıkılarak gözlemliyorum. Sabah öğlen yulafımı yiyip yürüyüşümü de yapsam iki ileri bir geri şeklinde ilerliyor artık mekanizma. Yaklaşan Ramazan ve bahar ile durumu düzelteceğime inancım tam ama çaba göstermek gerek.
Özetleyecek olursak, çalışmamız gereken çok konu var. Hem hayat pahallılığı hem iş-özel yaşam dengesi hem de bel çevresi için durmadan çalışmaya devam. Zaten başka türlüsü pek benim tarzım da değil. O halde çalışmalarımızın karşılığını alacağımız günlere…


15 Ocak 2023 Pazar

Nicholas Taleb's "Skin in the Game" | Remastered by ChatGPT


ChatGPT is gaining popularity and its capabilities are expanding. Inspired by the success and efficiency of ChatGPT, I decided to utilize its abilities to recreate my latest blog post. I have a blog dedicated to sharing quotes from the books I read, which can be found at myhighlightz.blogspot.com. I recently shared a link to my latest post on this blog and asked ChatGPT to turn it into a new blog post. The outcome was impressive.

Original Content: https://myhighlightz.blogspot.com/2023/01/skin-in-game-nassim-nicholas-taleb.html

And what ChatGPT brings:

The Importance of Taking Risks: A Look at Nassim Nicholas Taleb's "Skin in the Game"

In today's fast-paced and ever-changing world, it's easy to become risk-averse. With news of financial crises and economic downturns constantly being thrown in our faces, it can be tempting to play it safe in order to avoid losses. However, according to Nassim Nicholas Taleb, the key to success in life is to take risks and have "skin in the game."

In his bestselling book "Skin in the Game," Taleb argues that the individuals who are truly successful in life are those who are willing to put themselves on the line. They're the ones who are willing to take risks and to put their own money and reputation on the line. They're the ones who are willing to take a stand and to make a difference, even when it's difficult or uncomfortable.

But it's not just individuals that can benefit from having "skin in the game." In the business world, the best leaders are those who are willing to take risks and to put their own money and reputation on the line. They're the ones who are willing to invest in their own company and to put their own livelihoods at risk in order to create something great.

This mentality of having "skin in the game" is important for any individual or organization. It ensures that there's a sense of accountability and that decisions are made with the potential risks and rewards fully understood. By having "skin in the game," individuals and organizations are more likely to make decisions that are in their best interest and that will ultimately lead to success.

So, next time you're faced with a difficult decision, remember to take a cue from Nassim Nicholas Taleb and put your own "skin in the game." It may be uncomfortable, but it's the only way to achieve true success in life and in business. 


That's the result ChatGPT brings. It is a product of a few seconds and it makes sense when you read it. I am totally satisfied with the result. What do you think?

If you want to learn more about my blog, just watch this video for myhighlightz:



Google adsense

Analytics