alıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Haziran 2019 Pazar

Kadınsız Erkekler'den Unutulmaz Alıntılar

Kitap çok çok iyiydi, tabi kitapta altını çizdiğim cümleler de baya iyi oldu. Her zamanki gibi Murakami yine konuşturmuş kalemini...

Bir ağacın büyüyüp güçlenmesi için zor bir kış geçirmesi gereklidir. Hep ılık ve durgun bir iklim olursa, büyüme halkası da oluşmaz değil mi?

Yarın nasıl bir rüya görürüz, bunu kim bilebilir ki?

Gün gelir, maymun da ağaçtan düşer.

Benim için yazmak, bir şeyi unutmamak için en etkili yöntem.

Bu dünyada doğru olmayanı yapmaktan uzak durmak da yetmeyebilir bazen.


6 Mart 2019 Çarşamba

Olgun İnsanın Özelliği (Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabından)

"Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir, olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir." 

"Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra." 

Yukarıdaki iki alıntı "Çavdar Tarlasında Çocuklar" adlı kitaptan... Kitabı önerir misin Volkan derseniz, elinizde daha iyi bir alternatif yoksa evet, aksi halde hayır derim. Murakami, Bukowski gibi yazarlardan sonra beni çok çekmeyen bir hikayeydi, ama yine de arkasında bir emek olduğu kesin, bu sebeple J. D. Salinger'in emeğine sağlık...

13 Temmuz 2018 Cuma

Murakami ile Karanlıktan Sonra

Güzel kitaplar okuyup kendim için alıntılar yapmaya devam ettiğim bir süreçteyim. Keyifli, tatil gibi, insanı yenileyen, beyninde kıpırtılar oluşturan bir süreç, öneririm, sevdiğiniz şeyler okuyun, siz de bu ayrıcalığı yaşatın kendinize...
Aşağıdaki 3 alıntı Haruki Murakami'nin Karanlıktan Sonra adlı kitabından. Copy-paste değil, kendim baka baka yazdım...

“Bekleyeceğim” diyor Kaoru. “Hala kulak kesiyor musunuz?”

Adamın dudakları seğiriyor hafifçe. “Her insanın tek bir yaşamı vardır. Kulağı ise iki tane.”

“Öyle olabilir ama bir tanesi gidince bir daha gözlük takamaz.”

“Uygunsuz bir durum” diyor adam.

 ***

“Üzerinde durduğumuz zemin var ya, çok sağlammış gibi görünür ama en ufak bir şey olduğunda, pat diye altımızdan kayıp gidebilir. Ve bir kez altımızdan çekilmeye görsün, işte o zaman sonumuz gelmiş demekti; bir daha eskiye dönemeyiz. Sonrasında, yerin altındaki o karanlık dünyada bir başımıza yaşamaktan başka çaremiz kalmaz.”

 ***

“İnsan denen şey, anılarını yakıt olarak kullanıp yaşamını sürdürüyor olamaz mı acaba? O anıların gerçekte önemli olup olmadığının, yaşamın sürdürülmesi açısından hiçbir önemi yok. Sadece yakıt. İster gazetenin reklam broşürü olsun, isterse felsefe yazıları; ister pornografik fotoğraflar olsun, isterse on bin yenlik kağıt para desteleri; ateşe verdiğinde hepsi sadece bir kağıt parçası değil midir? Önemli anılar, çok önemli anılar ve hiçbir önemi olmayan anılar… hepsi sadece ve sadece yakıt.”

8 Temmuz 2018 Pazar

Murakami'den Kalan Kırıntılar


Geç de olsa Haruki Murakami ile tanıştım. İyi ki lerimden biri oldu bu tanışma. Şu aralar elimde kendisine ait okuduğum üçünci kitap olan “Karanlıktan Sonra” var. Yine okudukça kendi dünyasının içine çeken farklı bir deneyimin içine çekiyor bu kitabı ile beni… Bu fırsatı hazır yazlıktayken bulmuşken, okuduğum diğer iki kitabından aldığım notları mı da toparlayıp benimle beraber blog’uma taşıyayım da ruhumun ihtiyacı olduğunda dönüp gıdamı alayım istedim.

Nasıl derin, nasıl nitelikli… Çevirisinde bile anlamını, vuruculuğunu yitirmeyen, delip geçen ya da iz bırakan taneler…

“Sahilde Kafka”dan (Kafka on the Shore)

İnsan bir şeyleri ne kadar isterse istesin, o şeyler asla kendiliğinden çıkıp gelmez. İnsan bir şeylerden özel olarak uzak durmaya çalıştığında ise, o şeyler kendiliğinden insanın üzerine üzerine gelir.

Rüzgâr eser. Hırçın rüzgârlar da vardır, insanın ruhunu okşayan rüzgârlar da. Fakat tüm rüzgârlar, gün gelir yitip gider.

Haddinden uzun düşünmek, hiç düşünmemiş olmaktan farksızdır.

Anılar, insanın vücudunu içten içe ısıtan şeylerdir. Fakat aynı zamanda insanın içini lime lime de edebilirler.

Ölüm yaşamın karşıtı olarak değil, parçası olarak vardır.

Herkesle aynı şeyleri okuyunca, ister istemez herkes gibi düşüneceksin. Bu da kabalık ve sıradanlık olur.

İnsanın çevresi olanaklarla dolu olunca bundan yararlanmamak son derece zor geliyor. Gücün var, yeteneklerini değerlendirebileceğin bir yer var, sen gene de bir şey yapmadan yolunda gitmek istiyorsun, öyle mi?

Zenginliğin en büyük üstünlüğü nedir biliyor musun? Paran olmadığını söyleyebilmektir.

“İmkansızın Şarkısı”ndan (Norwegian Wood)

Mektuplar, kâğıttan başka bir şey değil, dedim. Yakılsalar bile, yürekte kalması gereken, kalır, ve yakılmayıp saklansalar bile, kalmayan kalmaz.

Google adsense

Analytics