Furkan Tüzün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Furkan Tüzün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2021 Çarşamba

Aile Şirketlerinde Kurumsal Dönüşüm | Furkan Metin Tüzün

Sevgili dostum Furkan Metin Tüzün, kurumsal dönüşümün aile şirketleri açısından ne denli önemli olduğunu, örnek uygulamalar ve tecrübe ettiği deneyimler ile anlatarak, aile şirketlerine kurumsal dönüşüm yolculuklarında ışık tutacak bir kitap kaleme aldı. Bununla da kalmadı, kitabın tüm gelirini Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’ne bağışladı.


General Motors’ta çalıştığım dönem tanışma fırsatı bulduğum Furkan, kitabı satışa çıkmadan önce benimle de paylaşarak içerik hakkında fikirlerimi paylaşmama izin verdi. Aile şirketlerinin dönüşüm yolculuğunda Furkan’ın yaşamış olduğu tecrübelerinden çıkartılacak önemli dersler içermesi sebebiyle çok değerli bulduğum kitapta bana da teşekkür edilmesi beni ayrıca onurlandırdı.

“Aile Şirketlerinde Kurumsal Dönüşüm” kitabında Furkan ana hatlarıyla aile şirketlerinde kurumsallaşmanın önemini ve başarılı kurumsal dönüşüm için yapılması gerekenleri anlatıyor. Kitap, okuyucunun gerçek hayatta benzer tecrübeleri yaşarken, paylaşılan deneyimlerden de beslenerek bu süreçlere farklı bakış açısıyla bakabilme fırsatını yaratıyor. Bunu yaparken okuyucuları teorik bilgilere boğmadan sık sık yaşadığı gerçek olaylardan örnekler vererek akışı sağlıyor.

Siz de başkalarının deneyimlerinden yola çıkarak aile şirketlerinin kurumsallaşması konusunda bakış açınızı geliştirmek isterseniz bu kitaba başvurabilirsiniz. Hem de bu sayede, güzel bir amaca da vesile olmuş olursunuz:

https://www.kitapyurdu.com/kitap/aile-sirketlerinde-kurumsal-donusum-/577032.html

2 Nisan 2015 Perşembe

Türkiye Ekonomisi'ne Bakış

Tam da hükümetin yeni teşvik paketi yayınladığı bugün sevgili dostum Furkan Metin Tüzün facebook sayfasında mevcut ekonomik durumumuz hakkında güncel bir yazı yayımladı. Furkan, gerek aldığı eğitim, gerekse iş tecrübesiyle ekonomik analiz konusunda sağlam bir bilgi birikimine sahip. Özellikle vermiş olduğu rakamlar ve ulaştığı sonular çok çarpıcı. Hepimizin gidişatı sorgulaması için okuması gerekir diye düşünüp paylaşıyorum.

Türkiye Ekonomisi’ne İlişkin Furkan Metin Tüzün’ün Değerlendirmesi

Türkiye 2013 yılında IMF’ye olan tüm borcunu ödedi. Seçim meydanlarında ekonominin çok iyi gittiği, IMF’ye olan borcun kapandığı söylenip halktan alkış alınıyor. Peki gerçekten artık “BORÇSUZ” bir ülke miyiz? Ülke borçlanmasının tek kaynağı IMF değildir, Kamu Borçlanması (Devlet Tahvili İhracı, Bono ihracı), Özel Sektör Borçlanması, Hazine ve MB borçlanması diğer borçlanma yollarıdır.

2002 yılında tüm bu kaynakların toplamı (IMF’ye borç dahil) dış borcumuz 120 Milyar USD idi, 2015 yılında bu tutar 450 Milyar USD ye ulaşmış durumda, yani IMF ye borcumuz bitmesine rağmen 13 yılda dış borcumuz yaklaşık 4 katına çıkmış durumda.

Ayrıca, hükümetimiz son 10 yılda 125 büyük işletmeyi toplamda 53 milyar dolara satıp özelleştirdi (Tüpraş, Petkim, Telekom, Erdemir, Otoyol ve Köprüler, Seka, TKİ, Tekel, Sümerbank, ETİ Maden, Tügsaş, Tedaş, İzmir Limanı, Mersin Limanı, İskenderun Limanı, Ataköy Marina, Divhan Demir Madeni, Seydişehir Alüminyum, Oymapınar Barajı, vb). Özelleştirmeden gelen 53 Milyar USD’ye rağmen dış borcumuz yaklaşık 4 katına çıktı.

Aynı dönemde cari açıkta da ciddi sinyaller vermekteyiz. Cari açık 2002’de 7 Milyar USD iken 2015’te 65 Milyar USD’ye çıkmıştır. Yani, iç kaynaklarla üreten değil dış kaynaklarla tüketen bir topluma dönüştük.

Ülkemizde kişi başı yıllık gelir 11.000 USD. Başka bir deyişle ortalamada 4 kişilik bir eve yıllık 11 bin USD x 4 = 44 bin usd (114 bin TL), yani aylık net 9.500 TL giriyor. Toplam çalışanların yaklaşık %50’si asgari ücretle çalışıyor (asgari ücret aylık net 1.000 TL). Geri kalan nüfus o kadar çok kazanıyor ki ortalama hane başına gelir aylık 9.500 TL ye geliyor. Öncelikle çözülmesi gereken sorun bu gelir dağılımındaki dengesizliktir.

Son olarak, ülkemizdeki işsizlik oranı şu anda %11. Bu oran aktif iş arayanların sayısının toplam işgücüne bölünmesiyle bulunuyor. Uzun süredir işsiz olduğu için iş aramaktan vazgeçenler de “işsiz” olarak hesaplamaya eklenirse bu oranın %25’lere geliyor. Yani, potansiyel iş gücündeki 4 kişiden 1’i işsiz (işi olanların da yaklaşık %50 asgari ücretli, yani açlık sınırının altında yaşıyor, geçim sıkıntısı çekiyor).

Tüm bu veriler ışığında “Ekonomide her şey yolunda gidiyor” diyenler lütfen oturup tekrar düşünsün.
, hükümetimiz son 10 yılda 125 büyük işletmeyi toplamda 53 milyar dolara satıp özelleştirdi (Tüpraş, Petkim, Telekom, Erdemir, Otoyol ve Köprüler, Seka, TKİ, Tekel, Sümerbank, ETİ Maden, Tügsaş, Tedaş, İzmir Limanı, Mersin Limanı, İskenderun Limanı, Ataköy Marina, Divhan Demir Madeni, Seydişehir Alüminyum, Oymapınar Barajı, vb). Özelleştirmeden gelen 53 Milyar USD ye rağmen dış borcumuz yaklaşık 4 katına ç
Ayrıca, hükümetimiz son 10 yılda 125 büyük işletmeyi toplamda 53 milyar dolara satıp özelleştirdi (Tüpraş, Petkim, Telekom, Erdemir, Otoyol ve Köprüler, Seka, TKİ, Tekel, Sümerbank, ETİ Maden, Tügsaş, Tedaş, İzmir Limanı, Mersin Limanı, İskenderun Limanı, Ataköy Marina, Divhan Demir Madeni, Seydişehir Alüminyum, Oymapınar Barajı, vb). Özelleştirmeden gelen 53 Milyar USD ye rağmen dış borcumuz yaklaşık 4 katına çıkt

Aynı dönemde cari açıkta da ciddi sinyaller vermekteyiz. Cari açık 2002 de 7 Milyar USD iken 2015 de 65 Milyar USD ye çıkmıştır. Yani, iç kaynaklarla üreten değil dış kaynaklarla tüketen bir topluma d

Ülkemizde kişi başı yıllık gelir 11.000 USD. Başka bir deyişle ortalamada 4 kişilik bir eve yıllık 11 bin usd x 4 = 44 bin usd (114 bin TL), yani aylık net 9.500 TL giriyor. Toplam çalışanların yaklaşık 50% si asgari ücretle çalışıyor (asgari ücret aylık net 1.000 TL). Geri kalan nüfus o kadar çok kazanıyor ki ortalama hane başına gelir aylık 9.500 TL ye geliyor. Öncelikle çözülmesi gereken sorun bu gelir dağılımındaki dengesizliktir.
Son olarak, ülkemizdeki işsizlik oranı şu anda 11%. Bu oran aktif iş arayanların sayısının toplam işgücüne bölünmesiyle bulunuyor. Uzun süredir işsiz olduğu için iş aramaktan vazgeçenler de “işsiz” olarak hesaplamaya eklenirse bu oranın 25%’lere geliyor. Yani, potansiyel iş gücündeki 4 kişiden 1’i işsiz (işi olanların da yaklaşık 50% asgari ücretli, yani açlık sınırının altında yaşıyor, geçim sıkıntısı çekiyor).

Tüm bu veriler ışığında “Ekonomide her şey yolunda gidiyor” diyenler lütfen oturup tekrar düşünsün…

Google adsense

Analytics