9 Mart 2025 Pazar

Bazen Durup Yazmak Lazım

Bir aydır oturup bir şeyler yazmaya vakit bulamadım ama aklım hep buradaydı. Önceliklerim ve enerjim bir türlü yazı yazmak için uygun noktada buluşamadı. Ama peşinen söyleyeyim, ne enerjimde bir düşüş var ne de Ramazan ayı üretkenliğimi etkiledi. Sadece yapmak istediklerim ve yapmam gerekenler öyle birikti ki, kendime ayırdığım zaman da arada kayboldu. Sonuç? Bloga yeni bir şey yazamadım, kişisel hedeflerimi gözden geçiremedim hatta bir ödemeyi bile unuttum.


Bugün Pazar sabahı. Güne başlamadan, yapacaklar listeme dalmadan önce odama geçip bilgisayarımı aldım. Düşündüm ki, sanırım beynim odamı artık sadece çalışmakla eşleştiriyor. Biraz içimi sıktı bu durum. Burası aslında oturma odası olarak düşündüğümüz ama pandemiyle birlikte benim çalışma alanıma dönüşen bir yer. Ev halkı genelde salonda vakit geçirdiğinden kimseyi rahatsız etmiyor ama benim için buranın tam zamanlı bir iş yerine dönüşmesi biraz can sıkıcı oldu. O yüzden bugün bir değişiklik yapıp kanepeye geçtim ve yazıyorum.

Şirketimin bana ödül olarak verdiği bir koçluk programına başladım. Koçum Michael’la bu yılki gelişim hedeflerim üzerine çalışıyoruz ama arada kendi seçtiğim konulara da giriyoruz. Geçen hafta ona yoğun çalışma temposunun beni kendime ve aileme zaman ayıramaz hale getirdiğini söyledim. Bunun üzerine bana bir test gönderdi. Sonuç? Yüksek seviyede "self-sabotage" (kendine zarar verici alışkanlıklar). Yani başkalarını memnun etmeye çalışırken kendimi ihmal ediyormuşum. İş yerinde birçok insanın gece gündüz çalıştığını görmek, mesai sonrası kendime ve aileme vakit ayırmamın sanki "az çalışıyormuşum" gibi algılanacağı kaygısı yaratıyor. E-postalarım birikince de çalışmaya devam etmek çözüm gibi geliyor. Halbuki bunun sonu yok, biliyorum. O yüzden işte böyle hafta sonları biraz dengeyi bulmaya çalışıyorum. Gerçi şu yazıyı yayınladıktan sonra yapacaklar listemin çoğu yine işle ilgili ama neyse… Arada küçük kaçamaklar da var.

Mesela, oğlum Okan’ın doğum günü için ona bir akvaryum hazırladık. İlk hafta sekiz balığımızın altısını kaybettik. Bir hafta sonra eksikleri tamamladık ve bu kez işler yolunda gitti. Şimdi düzenli bakım yapıyoruz, su değişimi, temizlik falan… Hafta sonları baba-oğul olarak ilgilendiğimiz bir aktiviteye dönüştü. Bugün de çalışma molamızı balıklarımız için vereceğiz.


Geçtiğimiz ay kısa bir yurtdışı seyahatim oldu. Daha önce de gittiğim Sırbistan’a (o ziyarete ilişkin bir z raporu da paylaşmıştım: https://volkanyorulmaz.blogspot.com/2023/12/z-report-of-belgrade-finance-workshop.html) üç günlük bir ziyaret yaptım. Belgrad bu kez gözüme daha güzel göründü ama yine de ailemi alıp tatil için götüreceğim bir yer değil gibi… Eskiden olsa bu geziyi hemen bloga yazardım ama bu defa öyle bir fırsat bulamadım. Ama şimdiden buraya not düşeyim: Mayıs ayında her şey yolunda giderse Lozan’a tekrar gideceğim. İlk ziyaretimin benim için çok özel olduğunu yazmıştım. Detaylarını burada paylaşmıştım: https://volkanyorulmaz.blogspot.com/2024/02/a-long-awaited-journey-to-pmis.html Bakalım bu kez nasıl olacak… Detaylıca yazabilecek miyim yoksa sadece “gittim, gördüm, döndüm” diye mi özetleyeceğim, göreceğiz.

Belgrad’da Son Gece: Otele Dönmeden Hemen Önce

Oh be! İyi geldi şöyle durup, dingin bir şekilde bir şeyler yazmak. Şimdi yapacaklar listemi elime alıp yanlarına tik atmaya başlayayım. Tam bu satırları yazarken televizyondaki spiker “Kafanızda tasarladığınız gibi olmuyor” dedi. Yaşayıp görelim…

9 Şubat 2025 Pazar

Çocukların İnternet Kullanımında Ebeveyn Gözetiminin Önemi: Bir Deneyim Paylaşımı

Teknoloji çağında büyüyen çocuklar, dijital dünyayı keşfederken pek çok fırsatla karşılaşıyor. Bu fırsatlar, hem onların yeteneklerini geliştirmeleri hem de gelecekteki kariyerlerine yönelik beceriler kazanmaları için harika bir zemin oluşturuyor. Ancak, dijital dünyada fırsatlar kadar riskler de mevcut. Bu yazımda, geçtiğimiz sömestre tatilinde yaşadığımız bir deneyimi paylaşarak, çocukların internet kullanımındaki potansiyel tehlikelere dikkat çekmek istiyorum.


Oğlumun Dijital Dünyaya İlgi Duyuşu

Oğlumla boş vakitlerimizde, Tasarımcı Dayının videolarını izleyip dijital ürünlerden nasıl gelir elde edilebileceğini öğreniyoruz. Fiverr ve Bionluk gibi freelance platformlarında insanların nasıl çalıştığını, dijital becerilerini nasıl paraya dönüştürdüklerini görünce, oğlum da kendi çizimlerinden ya da Roblox için yazabileceği kodlardan gelir elde edebileceğini düşündü. Bu fikir onu heyecanlandırdı ve "Kendi hesabımı açalım" dedi.

Başta "Okul dönemi değil, tatilde bakarız" diyerek ertelediğim bu öneriye, sömestre tatilinin ilk günlerinde, İzmir’de annemin evinde uzaktan çalışırken, bir kez daha hatırlatıldım: “Hani Fiverr hesabı açacaktık?”

Madem ertelemem mümkün değildi, yoğun iş temposunda bu işi eşime devredip, “Bunu annenle halledin, ben çok yoğunum” dedim. Eşimle birlikte hesabı açtı ve oğlum ilk ilanını hemen yayınladı.

İlk İş ve Sonrası: Dikkat Edilmesi Gereken Tehlikeler

Oğlumun ilanı yayınlanır yayınlanmaz, birkaç dakika içinde bir kullanıcıdan mesaj geldi. O kişi, Okan’ın ilanında belirttiği şekilde grafik tasarım yaptırmak istediğini söyledi. Oğlum, "İlk işimi alıyorum, 6 dolar verecek" dediğinde, ben de "Vay, baya güzel para! Tebrikler!" dedim. Ancak işler hızla gelişmeye başladı ve birden işler biraz daha karmaşıklaşmaya başladı.

Bir süre sonra Okan, ödeme almak için kayıt olmamız gerektiğini söyledi. Roblox’un sitesinde kredi kartı bilgilerimi girmemi isteyen bir ekranla karşılaştım. O an heyecanla birlikte biraz da saflıkla, bilgileri girdim. Sonrasında bankamdan bir SMS aldım ve ödeme öncesi şifre iletildi: Instant Gaming firması, 383.92 EUR tutarında bir işlem yapılmak üzereydi.

Hızla durumun farkına vardık. Roblox’un ödeme işlemiyle ilgili böyle bir talep yoktu. Google'da ve YouTube'da Fiverr banka kayıt işlemleri için yaptığım hızlıca bir araştırmada bundan emin olmuştum. Eşim, Okan’ın ekranındaki chat penceresini kontrol ettiğinde ise, karşıdaki kişinin oldukça profesyonellikten uzak, "Hızlıca şifrenizi paylaşın, yoksa Fiverr’dan banlanırsınız" gibi aceleci mesajlar yazdığını fark ettik. Bu arada denemeleri devam etti ve 2 SMS daha aldım.

Bir an önce şifreyi paylaşmamızı isteyen kişilerin aceleci tavırları ve profesyonel olmayan iletişim yöntemleri bizim için alarm ziliydi. Hızla ilgili sayfayı kapattık, Fiverr hesabını sildik ve kredi kartımızı internet alışverişine kapattık. Şanslıydık ki, herhangi bir maddi kayıp yaşamadık. Ancak bu deneyim, dijital dünyada ne kadar dikkatli olmamız gerektiğini bize bir kez daha gösterdi.

Çocukların Dijital Dünyada Güvende Olabilmesi İçin Neler Yapabiliriz?

Çocuklar için internet, büyük bir bilgi kaynağı ve aynı zamanda bir eğitim aracı olabilir. Ancak, dijital ortamda karşılaştıkları riskler de göz ardı edilemez. İnternetin güvensiz yönleri, özellikle çocuklar için büyük tehlikeler oluşturabiliyor.

Bizim yaşadığımız olayda olduğu gibi, dijital beceriler ve online iş fırsatları çok cazip olabilir, ancak her fırsat güvenli değildir. Çocuklar, online dünyada kişisel bilgilerini korumayı öğrenmeli, kimlerle iletişim kurduklarını ve hangi linklere tıkladıklarını mutlaka kontrol etmelidirler.

İşte ebeveyn olarak çocuklarımızı dijital dünyada güvende tutmak için alabileceğimiz bazı önlemler:

  1. Ebeveyn Gözlemi Şart: Çocuklarınızın çevrimiçi davranışlarını izleyin. Bu, sadece onları güvende tutmanın bir yolu değil, aynı zamanda dijital becerilerini nasıl geliştirebilecekleri hakkında onları yönlendirebilmeniz için de önemlidir.

  2. Bilgilendirme ve Eğitim: Çocuklarınıza dijital dünyadaki riskler hakkında açık ve dürüst konuşmalar yapın. Onlara kimlik avı, dolandırıcılık ve kişisel bilgilerin korunması gibi konularda eğitim verin.

  3. İnternet Kullanımı İçin Kurallar Belirleyin: Çocuklarınızın interneti nasıl kullanması gerektiği konusunda net kurallar koyun. Hangi sitelere girebilecekleri, hangi platformlarda hesap açabilecekleri gibi konularda sınırlamalar getirebilirsiniz.

  4. Hikayeleri Paylaşın: Kendi başınıza gelen deneyimlerinizi, onların dijital dünyadaki risklerle ilgili farkındalıklarını artırmak için kullanın. Bizim yaşadığımız gibi küçük bir hata, ciddi sonuçlar doğurabilir.

Sonuç Olarak

Dijital dünyanın sunduğu fırsatlar çok değerli olsa da, çocuklarımızı bu dünyaya adım atarken dikkatli olmaya ve onları doğru bir şekilde yönlendirmeye ihtiyacımız var. Onları dijital becerilerini geliştirmekten alıkoymak değil, tam tersine güvenli bir ortamda bu becerileri kazanmalarına yardımcı olmak istiyoruz. Ancak, bunu yaparken riskleri doğru şekilde değerlendirmek ve ailece bu süreci izlemek şart.

Unutmayalım ki dijital dünyada güvenlik, sadece teknik önlemlerle değil, aynı zamanda ebeveyn gözetimi ve doğru eğitimle sağlanabilir.

Son olarak, dijital güvenlikle ilgili başımdan geçen bir başka deneyim için de bu içeriği tavsiye ederim: https://volkanyorulmaz.blogspot.com/2024/07/kredi-kartm-hackerlara-nasl-kaptrdm.html 


2 Şubat 2025 Pazar

My Growth Resolution 2025: Strategic Prioritization and Time Management


In the last week of January 2025, my family and I visited a relative in the evening. This was a planned visit, and due to my busy agenda, I couldn't postpone it. It had been a long while since I last saw this relative. Throughout the day, I had operational responsibilities and meetings, leaving me with unanswered emails. I had to take my laptop with me to the evening visit. After the initial conversations, I informed my family about the duties I needed to complete and started reading and replying to my emails while my wife and son enjoyed the visit. By the end of the night, I had read all my unread emails and cleared my to-dos. However, on our way back home, my son said, "Father, you are working so hard nowadays and now you even started to work when we are out." This comment hit me like a wall.

On the evening of January 31st, I read the PMI Global Business Solutions newsletter and the New Year's growth resolutions of our leaders. Inspired by my son's feedback, I decided to define my New Year's resolution for 2025. My focus this year will be on strategic prioritization and time management. Regularly, I will ask myself two questions: 1) What am I doing well? 2) What can I do better? These questions will guide a positive and constructive review of how I am managing my development area in 2025.

CoPilot will be my key enabler in this development journey, providing assistance and insights. Sharing my personal evaluation with CoPilot will help me become a better version of myself. Let's rock 2025!

14 Ocak 2025 Salı

Emeklerin Karşılığını Almak: Ödüllendirmenin Önemi

Bu gece yatmadan hemen önce "ödüllendirme" konusu ile ilgili bu günkü hislerimi tarihe not düşmek istiyorum. Şöyle ki, bu konuda zamanında çok dertlenmiş, üzüntüler yaşamış biri olarak (bakınız 9 yıl önceki bir örnek: Volkan Yorulmaz: İş Yerinde Takdir ve Ödüllendirme) bu kez doğru yapılmış bir ödüllendirmenin çalışanı şirketine, yönetim ekibine ve amirine ne kadar bağladığını hissettiğim bir akşam üstü yaşadım.

Verdiğiniz Emeğin Karşılığını Aldığınızdaki O His - PAHA BİÇİLMEZ

İşte olan işte kalsın, tıpkı Vegas'ta olanların Vegas'ta kaldığı gibi ama geçmişle bugün arasındaki en önemli fark yöneticilerin performansı iyi ölçümleyebilmesi, bunu hangi araçlarla takdir edeceğini bilmesi ve bunu çalışanla paylaşırken kullandığı iletişim yöntemi. Çok şükür Duty Free'ye geçtiğim 2020 yılından beri memnuniyetle ayrıldığım performans değerlendirme görüşmeleri geçiriyorum. Ve beni en çok mutlu eden de son iki yıldır performans görüşmeleri esnasında önüme getirilen neyi nasıl yaptığıma ilişkin notlar oluyor. Yaptıklarımın izinin kaldığını, takibinin yapıldığını görmek memnuniyet verici. En nihayetinde bir finans profesyoneli olarak emekli olduğumda sıradışı bir bina inşa etmiş olmayacağım ya da kayatını kurtardığım hastalarım da olmayacak ama kariyerim boyunca yaptığım projelerde, çalışmalarda sunduğum katkı ve bunu yaparken insanlar üzerinde bıraktığım etki hatırlanacak (inşallah). İşte bunun periyodik olarak geribildirimini almak, bir de buna istinaden ödüllendirilmek çok anlamlı. Geceleri 12'den sonra (hazır bu saate kadar çalışmışken bir de 00:05'te gelen banka ekstrelerini de göreyim dedim kaç gece var acaba) yatarken ne kadar yoruluyorsam, bunun takdir edildiğini görmek de beni bir o kadar huzura erdiriyor.

Çalışan motivasyonu ve iş yeri memnuniyeti açısından, doğru ödüllendirme ve performans değerlendirmesi süreçlerinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım. Çalışan bağlılığı ve iş yerinde başarı, yöneticilerin performansı iyi ölçümleyebilmesi ve bunu çalışanlarla doğru bir şekilde paylaşabilmesiyle doğrudan ilişkilidir. Emeklerimizin karşılığını aldığımız nice huzurlu günlere...

12 Ocak 2025 Pazar

Yoğun İş Temposundan Kaçış ve Kendine Zaman Ayırmanın Önemi

Aralık ayının sonu, iş yoğunluğumun dengeli olduğu bir dönemdi. Standartlarıma göre oldukça rahat geçse de operasyonel olarak yapılması gerekenleri fazlasıyla yerine getirdim. Özellikle yabancıların çoğunun izinde olması nedeniyle, 6 Ocak Pazartesi günü itibarıyla tazelenmiş beyinlerin talepkâr yaklaşımını öngörüyordum. Kafa olarak kendimi hazırlamış olsam da, mailler, toplantılar ve mesajlarla işler yağmur gibi yağdı. Şunu not alayım, bunu gece halledeyim, onu okunmamışlara alıp birazdan takip edeyim derken ne mesai ne de fazla mesai yetti. Cuma akşamı saat 19:00 olduğunda artık yeter deyip, ev halkı ile Avrupa Yakasına geçip kendimizi ödüllendirdik. Siparişimizi beklerken telefondaki bildirimlere bakınca, gün içerisinde ne kadar dış dünyadan uzaklaştığımı fark ettim.

Gün içinde yetişmeyen işleri gece toparlarken hayatı ıskalıyoruz

Bitmek bilmeyen haftanın sona erdiğini görmek güzeldi. Uzun yoldan geldikten sonra arabayı park ettikten sonra rölantide çalıştırmak gerektiği gibi, ben de tam olarak işi kafamda bitirememiştim. Adeta arka planda veri akışı devam ediyordu. Cumartesi sabahı Okan’ı okula bıraktıktan sonra biraz konsantre vakitte çalışırım deyip bilgisayarın başına geçtim ve öğle yemeği vakti hızlıca geldi. Ardından birkaç YouTube videosu izleyip birkaç sayfa kitap okuduktan sonra, yine Okan’ı alma vakti geldi. Yağmur ile beraber trafikte kalınca beynim şu soruyu sormaya başladı: Hafta içi o kadar yoruldun, bu hak edilmiş tatil gününde daha kaliteli vakit geçiremez miydin? En azından sana iyi gelen yazma eylemini gerçekleştiremez miydin? İlerlemeyen trafikte bu soru içimi kemirirken, hırsımı radyo kanalları arasında hızlı geçişler yaparak çıkarmaya çalışsam da bana iyi gelen bir şey bulamadım. Eve döndükten sonra biraz Playstation, biraz Beşiktaş maçı ve sosyal medya derken bomboş bir Cumartesi’yi geride bıraktım.

Küçük bir mola, biraz dijital detoks kafamızı toparlamak, hedeflere yürüdüğümüz yolumuzu belirlemek için şart

Bu satırları Bursa’da Medicana Hastanesi’nde, sağlığın önemini bir kez daha hatırlayıp halimize şükrederek Pazar öğlenine geldim. Sabah evden çıkmadan önce TV ve modemin elektriğini kesince, bizimkilerin hazırlanmasını beklediğim birkaç dakika elime ajandamı alıp hafta içi nelerle ilgileneceğimi düşünüp not almaya başladım. Yoğunluğun içinde dijital cihazlardan uzaklaşıp bir ara vermenin, blogumda sıklıkla yazdığım gibi, kendinle baş başa kalmanın ne kadar değerli olduğunu bir kez daha hatırladım. Koştur koştur yaşanan hayatımızı yavaşlatabilmek ne büyük bir erdem aslında bu çağda. Fırsat yaratıp durabilmek, nereye gittiğimizi görüp değerlendirebilmek, aklımızın kenar köşelerinde kalanları gün yüzüne çıkarabilmek pek faydalı.

Şimdi bir sonraki eyleme geçerken, biraz daha dinlenmiş bir beyinle bu tatil gününü verimli geçirmeye adayacağım kendimi. Bakalım sıradaki hafta neleri deneyimleyeceğim… Huzurla, bereketle ve tabii ki sağlıkla…


Bu aralar telefonumda kullandığım duvar kağıdım


Google adsense

Analytics