Nero etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nero etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2024 Cumartesi

Ramazanı Beklerken


Son iki üç gündür o kadar canım sıkılıyor, o kadar bunalıyorum ki kelimelerle ifade etmem çok zor. Adeta bir of çeksem karşımdaki dağlar yıkılacak durumundayım. Şükür halime deyip sabret ve devam et diye kendimde telkinde bulunsam da başarılı olamıyorum. Bir süre sonra kendime “Ne zaman?”, “Ya olmazsa?” veya “Bir daha aynı hayal kırıklığını yaşar mıyım?” sorularını sorarken buluyorum.

Dikkatimi dağıtmak için son dönemde blog içeriklerine biraz ağırlık verip Google Search Console üzerinde bloglarımla ilgili iyileştirmeler yapmaya çaba harcadım. Onların da geri dönüşü beni çok tatmin etmedi. Yine aynı yere çıktı kapılar: insanoğlu takdir edilmek, beğenilmek istiyor. Olmayınca da elindekilere şükretmek yerine ulaşamadıklarına kafayı takıyor.

Bir beklentiye girmek, sonunun olumlu da olumsuz da olabileceği bir yolculuk. “Gelsin hayat bildiği gibi” deyip göğüslemek lazım getireceklerini hayatın. Pedalı çevirmeye devam etmek gerekir tıpkı bu blog’un tepesinde yazdığı gibi. Hayat uzun, sağlıkla yaşadığımız sürece üstesinden geleceğiz. Hep güldürmese de hep ağlatmadığı da kesin, çok şükür…


Bu hafta sonu yine kahvemi Emaar Nero’da yudumlayarak yazarken yarın gece sahura kalkacağım için haftasonum nefsimi köreltme planları yapıyorum. Az önce burnuma kebap kokusu gelince öğlen kebap yemenin iyi bir fikir olacağını düşündüm. Al işte, şükredecek bir konu daha. Bardağın dolu tarafına konsantre olmuşken, hafta ortası televizyonun üstünde bir kaç çizgi belirdi. Sesinde de bir süredir cızırtı vardı. Sanırım artık çeyizimde getirdiğim emektar ile vedalaşıyoruz. Bu sabah yeni modelleri incelerken ekonomik sıkıntıya düşmeden yenisini alabilecek olmakta bir başka şükür konusu. Ramazan ayı boyunca iç dünyamı şükürle doldurmak umarım şu son günlerde yaşadığım huzursuzluğu geride bırakmamı sağlayacak.

Ramazan demek dinginlik, sakinlik, şükür, empati ve yardımlaşma anlamına geliyor benim için ama bir de keyif boyutu var. Sahurda uzun uzun kahvaltı yaparken izlediğim YouTube inceleme ve sohbet videoları her sene Ramazan deyince aklıma gelen şeylerin başlarında geliyor. Mutfakta kısık sesle bir buçuk iki saat sahur yaparken izlediğim kadar içeriği başka zaman tüketmem mümkün değil. Yarın gece TV inceleme videoları ile efsane geri dönüyor.

Bugünlük bu kadar yeter. Yukarıda bahsettiğim az okunan ama okunsa okuyanların faydasına olacağını düşündüğüm son dönemdeki içeriklerimden bir Türkçe ve bir İngilizce içeriği aşağıya bırakıyorum. Bakalım Google arama sonuçlarına nasıl katkısı olacak...

Noah Kagan yakın zamanda kitabı sayesinde tanıştığım ilham verici bir girişimci:

Will Guidara çok başarılı bir restoran işletmecisi ve iş dünyasında kullanabileceğimiz müthiş taktikler içeren bir kitabı var. Hepimizin faydalanabileceği tavsiyeleri var:
 
https://myhighlightz.blogspot.com/2024/02/unreasonable-hospitality-will-guidara.html

25 Şubat 2024 Pazar

Beykoz Yeniköy Hattında Bir Pazar

Hatırlıyorum da, kariyerimin başındayken “haftasonları için çalışıyoruz” sözünü çok sık kullanıyordum. Sonra bu düşünce yapısının hafta içini mahvettiğini ve işi çekilmez hale getirdiğini keşfedip, aydınlandım. İşle ilgili çok sıkıntılı, dertli ve çaresiz günlerin ardından adeta pandemi ile gelen kurtuluş dönemim başladı. Başta üzülsem de korksam da İstanbul’a gelince işte o zor günlerin hepsi geride kaldı İstanbul’da. Çok şükür… Peki İstanbul’u tam olarak yaşayabiliyor muyum? Bu soruya cevabım çok net: HAYIR

Yine de ara sıra fırsat yaratıp arkadaşlarımdan duyduklarımızı, sosyal medyadan gördüklerimizi deneyimlediğimizde ve özellikle semtimizin dışında çıktığımızda “İstanbul’u yaşıyoruz”. Bu haftasonu da öyle bir fırsat yarattık ailece ve Pazar sabahı henüz sokaklar ve caddeler kalabalık olmadan önce Beykoz’a gittik. İstanbul’da bir yere arabayla gidiyorsam en korktuğum şeyler trafik ve park yeri. Erken yola çıktığımızda her ikisine karşı avantajlı oluyoruz. Şükür ki navigasyona Beykoz iskelesi yazıp 25 dakika sonra İspark’ın deniz kenarındaki park yerinde aracımıza yer bulduk. Beykoz’da olsak ta Çengelköy Börekçisi’nde börekle güne başladık. Boğaz, güneş, deniz anası, karabatak derken kahvaltımızı tamamladık ve hemen yanıbaşındaki iskeleden 10:30 seferi ile Yeniköy’e geçtik.


Semtimiz Suadiye’yi çok sevsem de karşının Bebek ile Tarabya hattını da ayrı severim. Çok bilmem, hatta gittiğimde kendimi yerli turist gibi hissederim ama yine de o yalılara bakıp boğaz havası almak hep hoşuma gider. Kimin hoşuna gitmez ki… 
Yeniköy’de iskeleden sola doğru yürüyüp Nero’da kahve molası verdik. Biraz kitap, biraz sosyal medya ve arka fonda güzel müzik ile manzara olunca tatilde olduğumu hissettim. Haftasonları için çalışmıyorum ama ne olursa olsun haftasonları hala hayatımda çok değerli. Uzaktan çalışma imkanı ile hafta içi de bu imkan yaratılabilir ama yoğun çalışıp hep bir şeyleri zamanında yetiştirme telaşesi içerisinde bu fırsatı kaçırıyorum. Belki de standardın dışında olması aldığım hazzı artırdı ve yine yapalım dedirtti.

Kahvemizden sonra bu kez iskelenin sağına, Tarabya yönüne doğru ilerledik. Balık tutanlar, köpeğini gezdirenler, bisiklete binenler… Herkes bir şekilde haftasonunu değerlendiriyordu. Güzel bir yürüyüş sonrası karnımız acıkınca bu kez balık ekmek yemek için tekrar Anadolu yakasına geçtik. Neyse ki Yeniköy’den Beykoz deniz yoluyla sadece 15 dakikaydı ve yolculuk havanın da müsade etmesiyle görsel olarak harikaydı. 

Çatal bıçak kullanmanın yasak olduğu balıkçımızda (#balıkelleyenir) salaş konseptinin tam olarak hakkı veriliyordu. Bir ay öncenin (gayet yepyeni) gazetesi masaya serildi ve siparişlerimiz geldi. Ah bi de Okan balık dürümün yağını üstüne dökmeseydi ama o da tuzla geçerdi.

Bu kadar gezmek bize yetti. Zaten Okan da bir an önce eve dönüp bilgisayar başında Roblox oynamak istediğini belli etmeye başlamıştı. Aracımızı park ettiğimiz İspark’ta ne bir görevli ne de araçta bir fiş vardı. Bu seferlik herhalde parkımız müesseseden ikramdı. Akşamüstü vakitlice eve dönüp yaklaşan Beşiktaş maçı öncesi bu satırları da kaydedebildiğime göre halimize şükredebileceğimiz bir haftasonunu geride bırakıyorduk. İleride bu satırları okuduğumda hoş anacağım bir Pazar’dı, nicelerine…

Google adsense

Analytics