30 Haziran 2024 Pazar

Tradition and Changing Careers: A Reflection


Two years ago, I took a picture of my mom’s cherry jam cooking in the sun and shared thoughts about patience, hard work, and how careers are changing. This year, I took the same picture and thought about what’s different and what’s the same.

For the original post, visit: Volkan Yorulmaz: Mom’s Sun-cooked Sour Cherry Jam vs. Career

My mom’s cherry jam is almost perfect again, showing the lasting value of tradition and patience. Like before, it needs more sun and time. The process is the same: bring it in at night to keep it dry, and let the sun do its job. It reminds us that some things are worth the wait and the work.

But our work lives keep changing fast. The straight, predictable careers we were told to follow are becoming outdated. Technology and industry changes have sped up in the last two years.

While making jam still needs time, work, and a few ingredients, building a career doesn’t. In a world where industries change overnight and jobs quickly become outdated, being able to adapt and keep learning is very important. As someone recognized as a top learner, I can attest to the value of lifelong learning.

Being recognized as the top learner in Finance Fundamental means a lot for me!

Looking at my mom’s unchanged jam recipe and the ever-changing recipe for career success, I see the need to balance tradition with innovation. We should value the patience and hard work of old practices, but also be ready for new opportunities and learning.

Here’s to the sweet success of both good jam and a good career, each needing their own mix of time, work, and adaptability. A well-managed career path involves an individual development plan and regular performance review meetings with your supervisor to reach your career objectives. So, if you haven't done yet, it is time to create/update your individual development plan and have a performance review meeting.


Career development is like making cherry jam under the sun. It’s a slow and steady process, where each ray of knowledge ripens your skills, just as the sun ripens the cherries. Over time, these skills are collected and condensed into a sweet jam of expertise, ready to spread on the bread of opportunities.

2 Haziran 2024 Pazar

The Top of the Net Zero Leaders List: Philip Morris International

In the corporate world, sustainability has become a crucial aspect of business strategy, and Philip Morris International (PMI) has emerged as a leader in this arena. Recently topping Forbes’ Net Zero Leaders list, PMI’s journey to sustainability is a testament to its commitment to environmental responsibility and strategic foresight.

Sustainability as Strategic Imperative

PMI’s rise to the top of the Net Zero Leaders list is not just a reflection of its environmental efforts but also its understanding of sustainability as a strategic imperative. The company’s Chief Sustainability Officer, Jennifer Motles, emphasizes that sustainability is integral to PMI’s risk mitigation, resource optimization, and value creation. It’s clear that for PMI, sustainability is not an optional extra but a core component of its competitive advantage.

Transitioning to Smoke-Free Products

A significant part of PMI’s success story is its transition to smoke-free products, which include heated tobacco, chewing tobacco, oral nicotine items, and vapes. This shift not only represents a move towards healthier alternatives for consumers but also aligns with PMI’s goal to have more than two-thirds of its revenue from these alternative products by 2030. This strategic pivot is a clear indicator of PMI’s dedication to innovation and adaptability in a changing market landscape.

Achieving Carbon Neutrality

PMI is on track to achieve carbon neutrality for its Scope 1 and 2 emissions by the upcoming year. This ambitious goal demonstrates the company’s proactive approach to reducing its direct environmental impact. For Scope 3 emissions, which encompass the entire value chain, PMI aims to reach net zero by 2040, showcasing a comprehensive commitment to sustainability that extends beyond its immediate operations.


Beyond Emissions: Forest Positive Initiatives

PMI’s sustainability efforts go beyond merely reducing emissions; the company is actively working towards becoming “forest positive.” This involves eliminating deforestation from its paper supply chain and investing in reforestation projects. These initiatives not only contribute to carbon credits but also preserve natural ecosystems and biodiversity, highlighting PMI’s holistic approach to environmental stewardship.

The Business Case for Sustainability

PMI’s sustainability achievements underscore the business case for environmental responsibility. As consumer awareness and regulatory pressures increase, companies that prioritize sustainability are likely to see enhanced brand perception and long-term business benefits. PMI’s leadership in this area sets a benchmark for other corporations to follow, proving that sustainability and business success can go hand in hand.

Conclusion: Leading by Example

Philip Morris International’s move to the top of the Net Zero Leaders list is a clear indication of its leadership in sustainability. The company’s comprehensive approach to environmental responsibility serves as an exemplar for others to follow. As the business landscape evolves, PMI’s success story offers valuable insights into the integration of sustainability into core business strategies, ensuring resilience and competitiveness in an ever-changing world.

For more about Net Zero Leaders: Meet 2024's Net Zero Leaders (forbes.com)

 

15 Mayıs 2024 Çarşamba

Bırakmamak Üzerine

 


Çok yoruldum kovalamaktan… Beklediğim bir haber var ama hala somut bir gelişme yok elimde. Takvimleri kontrol etmekten, acaba bir şeyler olur mu diye kendi kendime kurup durmaktan, yine yeniden beynimi yormaktan başka yaptığım bir şey yok… İnşallah hayırlısıyla olur diye kafamı yastığa koyduğum onlarca gece var ama elimde henüz bir şey yok. Elimdekiyle mutlu olmadığım, yenisini, sıradakini istediğim bu dönemde hiçbir şeyden keyif alamadığım günlerden geçiyorum. İnşallah tez zamanda o beklediğim güzel haberi alır da rahatlarım. Sonra söz bu satırları okuyup “Oh be, bugünlere gelirken ne sıkıntılı günlerden geçmişim” diyeceğim.



5 Mayıs 2024 Pazar

Beşiktaş için yalan söyledim

Beşiktaş’ımız kayıp, kötü bir sezon geçirirken bizim de kaçıyor. Neşemiz yok, eyvallah “sevinmek için sevmedik” diye kendimizi teselli ediyoruz ancak… 

Geçen 1 Mayıs günü oğlum Okan “baba ben artık Beşiktaş’ı bırakacağım, sınıfta dalga geçiyorlar” deyince içim burkuldu. O şaşkınlıkla ilk aklıma gelen şeyleri söyleyip okula başladıkları yıl Beşiktaş’ın şampiyon olduğunu, bu yıl da büyük ihtimalle Türkiye Kupasını alacağını söylesem de çocukların geçmişe değil bugüne baktığını söyleyince “bu böyle devam etmez, düzeleceğiz” deyip konuyu değiştirdim.


Üzerinden 2 gün geçti, 3 Mayıs akşamı ailece gülmeye ihtiyacımız olduğu için Netflix’e yeni gelen “Ölümlü Dünya 2”yi izlerken bir yandan da telefonla kaçamak maçın nasıl gittiğini takip ediyordum.  Skorun 2-1 Beşiktaş lehine olduğu an bir ok çekince kendimi ele verdim. Bir kaç dakika sonra bir kez daha skoru kontrol ederken yine gol yediğimizi ve skorun 2-2’ye geldiğini gördüm. Tam da o an Okan “maç kaç kaç baba?” diye sordu. Panikle “Evimizde Rize’yi bile yenemiyor muyuz?” demesin diye "2-1" dedim. Filme devam ettim ama ayrı bir dertlendim. Hem yalan söyledim hem de takım böyle gittikçe Okan gibi çocuklarımızın düştüğü keyif kaçıran duruma üzüldüm. 


Film bitti, umutla telefonu elime aldım, 90+7’de gelen 3. golümüz ile hem kazandığımıza hem de bu hafta çocuklarımızın okulda boyunlarının eğilmeyeceğine sevindim.


Zorlu bir süreç, klasik ifadeyle “hayatın içinde bunlar da var” dediğimiz türden ve büyüklüğümüz ile üstesinden gelip yine başarıları kutlayacağımız günlere kavuşacağız. Yürüyelim güneşe, Şeref’imizle, Hakkı’mızla…




28 Nisan 2024 Pazar

Ne Güzel Bir Pazar, Değil mi?

“Ne güzel bir Pazar, değil mi?” diye cevap değil de onay bekleyen bir soru ile laptopumu salondaki masada Okan’ın karşısına koyup çayımdan yudumlayarak beyaz bir sayfa açtım kendime. Sadece kendime döneceğim vakitlerde kullanmak için aldığım bu Macbook’u uzun zamandır açamamıştım. Ramazan’da sabahları mide ağrım ve uykulu halim, akşamları yemek sonrası çöken ağırlık derken, bir de ailedeki sağlık sorunları, iş yerindeki zorlu proje üstüne eklenince yine kendimle baş başa kalamadım ne zamandır. Yine de özeleştirimi yapmalıyım, 2048 oynamaya, Twitter’da gerekli gereksiz twitleri okumaya maalesef zaman buluyorum ama aynı zamanı kitap okumaya ve içerik üretmeye bulamıyorum. Derseniz ki, “sen zaten içerik üreticisi değilsin, bu neyin telaşesi!” işte o zaman bu blog’a başladığım 2007 yılındaki felsefem beni cezalandırır: kimse okumazsa ben okurum…

"Kimse okumazsa ben okurum"


Bu arada bireysel olarak çok içerik üretemediğim bir dönem olsa da iş yerinde iç portalları iyi kullandığım bir dönem geçirdim. Güzel bir amaç için iki global online toplantıya konuşmacı olarak katıldım. İş ortamındaki kişisel markam için güzel bir yatırım olduğunu düşünüyorum. Dahası gelmesi için bazı adımlar da attım, “engager” rolünü oynamayı seviyorum.


Hazırladığım içerikler şirket portallarında paylaşılınca ekstra mutlu oluyorum

Geçtiğimiz hafta PMI Duty Free’nin global konferansı İstanbul’da düzenlendi. 23 Nisan akşamı dünyanın farklı yerlerinden arkadaşlarımla buluşup 3 gün 3 gece boyunca arkadaşlarımlaydım. İçeriği yoğun iş olmayan, daha çok bizleri bir araya getirmek, takım olmamazı, sadeleşmemizi ve şirketimizin yeni kültürünü anlamamızı sağlayan bu etkinlik ekranlara daha az bakıp daha çok iletişim kurmamızı sağladığı gibi İstanbul’un güzel yüzünü de görme imkanı sundu. Kısacası iyi geldi. Bir de şunu söylemeliyim, eskiden bu tarz toplantılar beni gerer, sonunda bir an önce bitmesini istediğim hale gelirdi. Neyse ki sevdiğim, rahat paylaşımlarda bulunabildiğim insanlarla olunca o eski günler ve deneyimler de geride kaldı. Artık daha güzel hatıralar biriktirebiliyorum.

İş arkadaşlarımla güzel hatıralar biriktirmeye devam


Eskiden gezmeklere annemle gittiğim o çocukluk günlerimde muhabbet takıldığında konu bir şekilde havalara gelirdi. Ben de bir önceki paragraf sonrasında nasıl hava diye baktığımda bu Pazar’ı evde geçireceğimizi kestirmek çok zor değil. Nisan’ın sonu geldi ancak tam olarak baharı yaşadığımızı söylemek zor. Nisan sonu demişken, yılın üçte biri bitti. Şirket kurallarına göre 2 gün içerisinde tüm hedeflerimi sisteme girmiş olmam gerekiyor. Bakalım bu yıl kariyer açısından hedefime somut bir adım atabilecek miyim göreceğiz. Ey okuyucu, lütfen benim için hayırlısıyla başarılı olmamı dile…

Takvim ilerledikçe yaz da yaklaşıyor. Bu hafta konferans sebebiyle yabancılarla bir araya da gelmişken muhabbet olması için tatil planlarını da sordum. Mesela yöneticim 3 haftalık bir Yunanistan tatili planlamıştı. İçinde bulunduğumuz ülkenin ekonomik koşullarından mı yoksa üzerimizdeki ölü toprağından mı hiç tatil planı yapacak motivasyonum olmadı. Kolaya ve ekonomik olana kaçıp ailelerin evlerinde yazı geçiririz diye düşünüyorum. Bazen de “acaba hayatı ıskalıyor muyum?” sorusu aklıma takılmıyor değil. Belki de ileride çok arayacağım bu günlerde yap(a)madıklarımı… Her şeyde olduğu gibi denge çok önemli, ölçülü olmak, kararında yaşamak lazım…


"acaba hayatı ıskalıyor muyum?"
ara ara kendime sorduğum bir soru


Hedeflerden, akıp giden zamandan, iletişimden bahsettiğim bu haftaki paylaşımlarım bana iyi geldi. Şimdi biraz kitap, biraz kahve, sonrasında biraz kişisel gelişime vakit ayıracağım bir Pazar’a devam edeceğim. En kötü Pazar’ım böyle olsun…
 

Google adsense

Analytics