#pepsicoiyiicerik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#pepsicoiyiicerik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Kasım 2013 Cumartesi

PepsiCo için Yarışmaya/Üretmeye Devam

PepsiCo'nun bu aralar her hafta twitter üzerinden düzenlediği yarışmayı ilgiyle takip edip, elimden geldiğince bir şeyler hazırlayıp ben de yarışın içinde olmaya çalışıyorum. Bu konuyla ilgili önceki haftalarda aşağıdaki paylaşımlarda bulunmuştum:

http://volkanyorulmaz.blogspot.com/2013/10/pepsico-sesimi-duydu.html

http://volkanyorulmaz.blogspot.com/2013/02/spice-girlslu-pepsi-ve-buyuk-boy.html

http://volkanyorulmaz.blogspot.com/2013/10/pepsicoya-teklifim-var.html

Bu hafta da yine güzel bir konu vardı: #maçizlerkenben

Aşağıdaki denemelerim yarışmayı kazanamadı ama ben bunları hazırlarken keyif aldım. Bakalım beğenecek misiniz?





26 Ekim 2013 Cumartesi

PepsiCo Sesimi Duydu


Sabahları durakta servis beklerken elimde telefon twitter’da yazılanları takip etmeyi seviyorum. Sabah daha 7 bile olmadığı için genelde yabancılardan takip ettiğim kişilerin iletileri oluyor o saatlerde. 24 Ekim Perşembe sabahı da yine bu şekilde twitter iletilerini okurken bir sponsorlu bağlantı dikkatimi çekti:

“Bugün şanslı günün olabilir! @PepsiCoTurkiye hesabını takip et Xbox Kinect senin olsun!”

İlgimi çekti ve hesabı takip etmeye başladım. Hesabın önceki paylaşımlarında bloggerlarla etkinlikler düzenlediklerini ve birlikte hasat topladıklarını ve Kapadokya’ya gezi düzenlediklerini okudum. Bloggerlara bu şekilde destek olan çok fazla firma olmadığı için ilgiyle yazılanları paylaşılanları okudum. Daha sonra Şubat ayında düzenlenen bir organizasyon aklıma geldi. PepsiCo o dönemde  bloggerların buluştuğu “İyi İçerik Kampı” adlı ülkemizde eşi benzeri fazla rastlanmayan bir organizasyon da bumerang ile birlikte rol almıştı. Ben de katılabilmek için bir içerik hazırlamıştım ama davet edilmek nasip olmamıştı. İşte o yazım:


Neyse, biz bugüne dönelim... Twiti okuduktan sonra PepsiCo’nun bundan sonraki aktivitelerinde yer almayı o kadar çok istediğimi farkettim ki kendimi beyaz bir Word sayfasında bu konu hakkında yazarken buldum. Daha sonra bunu bloguma bir içerik olarak girdim:


Akabinden de firmanın kurumsal websitesinden medya bölümüne girip ilgili kişilere niyetimi mail ile açıklayıp blogumda paylaştığım içeriği de referans olarak sundum. Twitter’dan da hesaba bu linki gönderdikten bir kaç saat sonra o sabah okuduğum yarışma duyurusuna ilişkin süreç başladı.

#ensevdiğim hashtagi ile PepsiCo’nun markalarından birini nedeniyle beraber en iyi şekilde anlatan kişiye Xbox Kinect verileceği duyurulmuştu. İyi mi ettim kötü mü ettim bilmiyorum ama yarışma koşullarında bir kişinin sınırsız sebep gönderebileceğini okuduktan sonra 140 karaktere sığacak kadar bir çok twit gönderdim. İşte onlardan bir kısmı:

Ertesi gün sonuçlar açıklandığında sonuç hüsrandı. Bir twit atan, ama bunu bir video ile diğer yarışmacılardan farklılaştıran biri ödülü kazanmıştı. O anda “sağlık olsun, yola ve üretmeye devam” diye içimden geçirdim. Adeta evren o an bana torpili yaptı. Aradan çok kısa bir süre geçtikten sonra bir mail aldım.

PepsiCo’nun iletişim ajansından bir yetkili bundan sonra düzenlenecek olan blogger etknliklerine benim de davet edileceğimi yazılı şekilde bana bildiriyordu. Gerçekten çok sevindim. Direk olarak tanımadan, blog içeriği, mail ve twitter’ı kullanarak bu şekilde bir geri dönüş almak bana büyük bir haz verdi.

Şimdi heyecanla davet edileceğim PepsiCo etkinliklerini bekliyorum. Sizlerle de sevincimi paylaşmak ve size hayatta gösterdiğiniz her eforun bir gün size geri döneceğini bir kez daha hatırlatmak istedim.

24 Ekim 2013 Perşembe

PepsiCo'ya Teklifim Var

Bu sabah (24.10.2013) twitter’da Pepsico’nun hesabını incelerken blogger’lar ile geçtiğimiz Eylül ayında hasat toplama aktivitesi yaptıklarına ilişkin tweetleri okudum. Okurken oldukça keyif aldım ve açıkçası o organizasyonda ben de yer almak istedim. Daha önce PepsiCo’nun yine bloggerlar için düzenlemiş olduğu iyi içerik kampına katılmak istemiş ama o dönem davet edilmemiştim.

Şimdi PepsiCo’ya açık açık bir kez de buradan herkesin önünde yazmak istiyorum: Lütfen bundan sonraki organizasyonlarınıza beni de davet edin. Ben de yaşattığınız bu sıradışı faaliyetlerde yer almak, sizlerle paylaşımlarda bulunmak ve yaşadıklarımı çevreme ve takipçilerime aktarmak istiyorum.

Bir şans, bir “+1”... Birlikte daha iyiye...

Teşekkürler,
 

PS: Yeri gelmişken iyi içerik kampı için hazırlamış olduğum PepsiCo ile ilgili blog içeriğimi de paylaşmak isterim:

11 Şubat 2013 Pazartesi

Spice Girls'lü Pepsi ve Büyük Boy Ruffles Varsa Balık Tutamasak da Olur

İnsanların hayatında amaçlar ve araçlar vardır. Amaçlara ulaşmak için genellikle araçlar kullanılırken, bazen de araçlar amaçların vesilesi olur. Lisedeki kompozisyon sınavlarında kullanılanlar kadar karışık olan şu iki cümleyi var mısınız biraz örneklerle açmaya…

90’lı yıllardı…Ortaokul çağlarındaydım. Seferihisar-Teos’taki yazlığımızda üç aylık yaz tatilimi hiç sıkılmadan geçirirdim. Arkadaşlarımla kendimizi eğlendirecek türlü şeyler bulurduk. O yaz favori eğlencemiz “balık tutmak”tı. Öğle yemeklerimizi yedikten sonra üç arkadaş buluşur ortak amacımız olan balık tutma faaliyetimiz için önce bakkala uğrardık. Bakkal alışverişimiz hiç değişmezdi: Bir ekmek, bir büyük boy Ruffles ve üç kutu Pepsi! Ekmek balık tutarken oltalarımızın ucuna sarmak içindi. Ancak işin aslında balık tutma amacımıza bizi götüren aracımız oltalarımız ya da ekmeğimi değil Ruffles ve Pepsi’mizdi… Çoğu zaman sadece kaya balığı tutar gelirdik ama balık tutmak için geçirdiğimiz vakitte cips kola muhabbetimiz hep bize kar kalırdı.


O dönem Spice Girls ortalığı yakıp yıkıyordu ve Pepsi’nin kutu kolalarının üzerinde o çılgın kızların fotoğrafları vardı. Walkman’imin sesini sonuna kadar açıp Ruffles yerken yağlanmış olan ellerimle kulaklığıma akustik bir hava katmaya çalışarak  radyodan kasete kaydettiğim Spice Girl şarkılarını Pepsi’mizi içerken dilimiz döndüğünce söylerdik. Kutularımız bitince Ruffles paketinin içine koyar balıktan dönerken çöpe atardık.

Üzerinden yıllar geçse de ne zaman o üç eski dost buluşsak, balık tutmaya sevdalı olduğumuz o yazı anarız. Üçümüzde aslında çok iyi biliriz ki balık bahanedir, o ortamdaki Ruffles ve Pepsi’nin eşlik ettiği sohbet şahanedir.


Yıllar geçse de üstünden, bu amaç ve araç ilişkisi değişmez… Sadece ama sadece ortamlar, koşullar değişir. Ben yine Pepsi’mi Ruffles ile hüpletmeyi seviyorum. Ama artık amacım farklı, haftasonu eşimle evimizde film keyfi yaparken mutlaka bu ikili bizimle oluyor. Ne zaman evimizde toplanıp maç izleyecek olsak, bizim ikramımız yine bu ikili oluyor… Filmi beğensekte beğenmesekte, maçı kazansakta kaybetsekte,  yiyip içerken yaşadıklarımız yanımıza kar kalıyor.

Sözün özü, amaçlar doğru araçlarla buluşunca hayatın tadı bir başka çıkıyor! Bu yolda tadını çıkarmak için bir kutu Pepsi kola ve bir büyük boy Ruffles tek ihtiyacın olabilir. Haydi durma, aç hemen paketlerini!

Google adsense

Analytics