bumerang etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bumerang etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Aralık 2013 Pazar

Bumerang'dan İlk Ödememi Aldım

Yeni yıl yaklaşırken herkes birbiri için ufak tefek hediyeler almaya başlamıştır herhalde. Ben de bu süreçte çevremdekileri düşünürken kendim için de bir iyilik yapmak istedim. 2013 yılında tanıştığım bumerang sayesinde kendimi ödüllendirdim.

Bu yıl takip ettiğiniz üzere, bumerang'ın blog içeriğime uygun olan reklamlarını blogumda sizlere sunmaya başladım. Bu reklamları facebook, twitter, google+ ve linkedin üzerinden elimden geldiğince yaymaya çalıştım. Yayınladığım her bir reklam sistem üzerindeki bakiyeme eklendi. Bakiyem kafamda hedeflediğim o "ciddi" tutara geçen hafta ulaştı.

Bunun üzerine ben de geçtiğimiz Çarşamba akşamı (4 Aralık 2013) sistemde biriken bakiyemi çekmek için başvurdum. Bu sabah banka bakiyemi kontrol ettiğimde stopaj kesintisi sonrası gelirimin hesabıma transfer edildiğini gördüm.

Benim için adeta yılbaşı hediyesi niteliğinde bir gelir oldu bu! Şimdi ne alsam acaba diye keyifli bir derdim var :)
                       
Eğer siz de bumerang sistemine katılmak isterseniz, hiç vakit kaybetmeden buradan devam edin:

http://volkanyorulmaz.blogspot.com/2013/09/bumeranga-uye-ol-20-tl-kazan.html

28 Ekim 2013 Pazartesi

Yazarkafe'den Güzel Süpriz

Yazarkafe ile bumerang’a platin üye olmam sayesinde tanıştım. İçeriklerimin daha fazla kişiye ulaşması için özellikle güvendiğim ve içime sinen bloglarımı bu portal üzerinde paylaşmayı seviyorum.

Bu sabah yazarkafe'de güzel bir süpriz beni bekliyordu. Haftasonu keyifle yazıp paylaştığım bir içerik yazarkafenin açılış sayfasında hem de en üstlerde yerini almıştı. Buna gerçekten sevindim. Gün içinde sitemdeki blogumdaki takip ettikçe daha da sevineceğimden eminim.
Söz konusu içeriğe buradan ulaşabilirsiniz:

Sizlere de pek çok farklı konuda ilgi alanınıza göre blog okuyup fikir paylaşabileceğiniz yazarkafe’yi kesinlikle öneririm. 

26 Ekim 2013 Cumartesi

Kredi Kartı Öcü Olmayabilir

Günümüzde kredi kartlarını öcü olarak gösteren bir çok haber, yayın mevcut. İnsanların harcama alışkanlıklarını göz önünde bulundurduğumuzda bunun haklı yanlarının da olduğunu söylemem gerek. Pek çok kişi, bankada ya da cebinde karşılığı olmasa da kredi kartının mevcut limiti kadar parası var sanıp o limiti şuursuzca harcama yoluna gidebiliyor. Hal böyle olunca, karşılığı olmayan bu harcamaları da ya kartın minimum taksit tutarını ödeyerek ya da bunu da ödeyemeyip kredi kartı boçluları listesine girerek bir kısır döngüde kendilerine yer buluyorlar.

Ben ve eşim, ailelerimizden aldığımız görgü ve terbiye ile kart kullanımını oldukça mantıklı bir şekilde yürütürken acaba doğacak olan çocuğumuz bunu başarabilecek mi? Daha bunları düşünmeye çok var belki ama Finansbank bunu bizler için düşünmüş bile:


İki içerik aşağıda da görebileceğiniz bu içerik kredi kartıyla yeni tanışacaklara bir disiplin getirmek için oldukça başarılı bir çalışma. Bildiğim kadarıyla şu an için Türkiye’de bir benzeri uygulama da yok.
Unutmayın, bilinçli harcama yaptığınız sürece kredi kartı finansmanınızı rahatlatack bir araçtır.
Belirtmeden edemeyeceğim, reklamda da Yılmaz Vural hocayı tercih etmeleri oldukça başarılı bir tercih olmuş.

PepsiCo Sesimi Duydu


Sabahları durakta servis beklerken elimde telefon twitter’da yazılanları takip etmeyi seviyorum. Sabah daha 7 bile olmadığı için genelde yabancılardan takip ettiğim kişilerin iletileri oluyor o saatlerde. 24 Ekim Perşembe sabahı da yine bu şekilde twitter iletilerini okurken bir sponsorlu bağlantı dikkatimi çekti:

“Bugün şanslı günün olabilir! @PepsiCoTurkiye hesabını takip et Xbox Kinect senin olsun!”

İlgimi çekti ve hesabı takip etmeye başladım. Hesabın önceki paylaşımlarında bloggerlarla etkinlikler düzenlediklerini ve birlikte hasat topladıklarını ve Kapadokya’ya gezi düzenlediklerini okudum. Bloggerlara bu şekilde destek olan çok fazla firma olmadığı için ilgiyle yazılanları paylaşılanları okudum. Daha sonra Şubat ayında düzenlenen bir organizasyon aklıma geldi. PepsiCo o dönemde  bloggerların buluştuğu “İyi İçerik Kampı” adlı ülkemizde eşi benzeri fazla rastlanmayan bir organizasyon da bumerang ile birlikte rol almıştı. Ben de katılabilmek için bir içerik hazırlamıştım ama davet edilmek nasip olmamıştı. İşte o yazım:


Neyse, biz bugüne dönelim... Twiti okuduktan sonra PepsiCo’nun bundan sonraki aktivitelerinde yer almayı o kadar çok istediğimi farkettim ki kendimi beyaz bir Word sayfasında bu konu hakkında yazarken buldum. Daha sonra bunu bloguma bir içerik olarak girdim:


Akabinden de firmanın kurumsal websitesinden medya bölümüne girip ilgili kişilere niyetimi mail ile açıklayıp blogumda paylaştığım içeriği de referans olarak sundum. Twitter’dan da hesaba bu linki gönderdikten bir kaç saat sonra o sabah okuduğum yarışma duyurusuna ilişkin süreç başladı.

#ensevdiğim hashtagi ile PepsiCo’nun markalarından birini nedeniyle beraber en iyi şekilde anlatan kişiye Xbox Kinect verileceği duyurulmuştu. İyi mi ettim kötü mü ettim bilmiyorum ama yarışma koşullarında bir kişinin sınırsız sebep gönderebileceğini okuduktan sonra 140 karaktere sığacak kadar bir çok twit gönderdim. İşte onlardan bir kısmı:

Ertesi gün sonuçlar açıklandığında sonuç hüsrandı. Bir twit atan, ama bunu bir video ile diğer yarışmacılardan farklılaştıran biri ödülü kazanmıştı. O anda “sağlık olsun, yola ve üretmeye devam” diye içimden geçirdim. Adeta evren o an bana torpili yaptı. Aradan çok kısa bir süre geçtikten sonra bir mail aldım.

PepsiCo’nun iletişim ajansından bir yetkili bundan sonra düzenlenecek olan blogger etknliklerine benim de davet edileceğimi yazılı şekilde bana bildiriyordu. Gerçekten çok sevindim. Direk olarak tanımadan, blog içeriği, mail ve twitter’ı kullanarak bu şekilde bir geri dönüş almak bana büyük bir haz verdi.

Şimdi heyecanla davet edileceğim PepsiCo etkinliklerini bekliyorum. Sizlerle de sevincimi paylaşmak ve size hayatta gösterdiğiniz her eforun bir gün size geri döneceğini bir kez daha hatırlatmak istedim.

17 Ekim 2013 Perşembe

En çalışkan blog olmak için adayım!

2007 yılında bir yazıyı kendime saklamak için girdiğim blog dünyasında, kendimi ifade etmek, önemli bulduğum bazı şeyleri dökümante etmek, güzel hatıralarımı sevdiklerimle ve takipçilerimle paylaşmak ve tanımadığım bir çok kişiyle tecrübelerimi aktarmak için vakit buldukça birşeyler yazıp yayımladım.
Okunmak, paylaşmak, yorum almak hoşuma gitti. Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir (SMMM) olduğumda bu süreci anlattığım blog içeriğim o kadar çok okunup, konuyla ilgili o kadar çok mail aldım ki, bu benim bloguma olan ilgimi çok ama çok arttırdı. Daha sonra söz, nişan ve düğün sürecinde tecrübe ettiklerimi bir erkek gözüyle paylaştım. Bunlara ek olarak, pek çoğumuzun ortak derdi olan kredi kartı aidatları ya da bir başla deyişle kredi kartı kullanım bedellerinin iadesi konusunda banka banka başımdan geçenleri ve toplu iade için yapılması gerekenleri adım adım anlattım. Bu içerikte anlatılanları uygulayıp başarılı olanların teşekkür etmek amacıyla geri dönüşlerini almak ve birilerine faydalı olmak beni çok sevindirdi. Gün geldi çok sevdiğim Robin Sharma’dan kariyer üzerine etkilendiğim bir yazısını paylaştım, gün geldi yaz tatilimi geçirdiğim otele övgüler yağdırdım ya da kötü bir yolculuk yaptığım otobüs şirketi hakkında şikayet dolu cümleler kurdum. Tüm bu yazıların linklerini bu içerikte verebilirdim belki ama özellikle vermiyorum ki okuyarak siz kendiniz keşfedin...
Amacım hep çevremdekilerle paylaşımda bulunup, onlara keyif alabilecekleri ya da fayda elde edebilecekleri birşeyler sunmaktı.

Bugün karşınızda birşeyler vermek için değil, bir yardım istemek için bulunuyorum. 2013 yılı için en iyi bloglar Bumerang tarafından ödüllendirilecek. Ben de “en çalışkan blog” statüsüyle  bu yarışmaya aday olarak kabul edildim. Sizlerde değerlendirmenizi yapıp beni bu ödül için desteklerseniz çok ama çok sevinirim. Ücretsiz olarak oy kullanabileceğiniz link için lütfen tıklayınız:
http://bumerang.hurriyet.com.tr/bumerang-odulleri/58170.htm

Şimdiden desteğinize teşekkür eder, güzel günlerde birlikte olmayı dilerim...
 

24 Eylül 2013 Salı

Kabusname - Bir Korku Romanı Bitirdim

Bumerang’ın twitter üzerinden düzenlemiş olduğu bir yarışma sonucunda Kabusname adlı kitabı kazandım. Ağustos ayında iş değişikliğiyle beraber sakin geçen servis yolculuklarımda, gazete okumak ya da twitterda takılmak istemediğim günlerde yolda bana keyifle eşlik etti. Kitabın kapağı ürkütücü olsa da içindeki korku öğesi o derece yoğun değildi. Tasvir edilen aile ve kendi içindeki ilişkileri çok doğal ve bizdendi. Severek okudum ve bu sabah bitirdim. Bence yazarın ciddi anlamda bir potansiyeli var ve haddime değil belki ama, geleceği parlak…

İşte kitap için Doğan Kitap’daki tanıtım yazısı:

Yerli korku unsurlarını başarıyla kullanan, gerilim dozu hiç düşmeyen özgün bir roman.

Yıl 1939. II. Dünya Savaşı kapıda…

Edirne’de büyük bir konakta tuhaf olaylar yaşanmaya başlar.

Önce hortlak gelir, ardından öcü…

Kapıya gelen insan suretine bürünmüş cin, evdeki loğusaya musallat olan karabasan derken ev çeşitli yaratıkların giderek şiddetlenen saldırılarına 
maruz kalır. 

Korku içindeki ev halkı, İstanbul’dan yardıma çağrılan İmam Ziya Bey ile kimya âlimi Ethem Bey’le birlikte inançlarını sorgulayacak; dünya büyük 
bir yıkıma doğru giderken ev de adım adım felakete sürüklenecektir. 

Kâbusname yerli korku unsurlarını başarıyla kullanan, gerilim dozu hiç düşmeyen özgün bir roman.

16 Eylül 2013 Pazartesi

Yapı Kredi Yeni Websitesi ile Ezber Bozuyor

Yapı Kredi web sitesi bankacılık sektöründe bir ilke imza attı.

Artık Yapı Kredi müşterileri anasayfada bulunan arama çubuğunu kullanarak tüm aradıklarına ulaşabiliyor. Karışık sekme ve menülerin olmadığı bu yeni sitenin anasayfasında sadece bir arama çubuğu bulunuyor. Böylece müşterilere daha hızlı ve zahmetsiz bir bankacılık hizmeti sunuluyor...

Arama motorunda “altın, usd, euro” gibi aramalar yapıldığında güncel kurlara anında ulaşılabiliyor. Güncel kurların yanı sıra arama motoru “tahvil, bono, hazine” gibi aramaların sonuçlarını da yanıt verebiliyor.

Tüm bunlara ek olarak anasayfada yer alan “hızlı hesaplama araçları” ile Yapı Kredi müşterilerine yapacakları işlemlerde büyük kolaylık sağlanıyor.

Arama temeli Google Search Appliance teknolojisine dayanan bu site, müşterilerin aramalarını zaman içerisinde öğrenen ve kendini geliştiren bir yapıya sahip. Yapı Kredi uygulamalarına erişmek içinse arama motoruna “QR” yazmak yeterli. Aranılan şube ve ATM’ler ise şehir ve bölge adı girilerek kolayca bulunabiliyor.

Davranışsal Hedefleme Teknolojisi ile müşterilerin siteye geldiği kanallardan, onun hakkında bilgiler toplanarak müşterinin site içerisinde aradığı içeriğe en hızlı şekilde ulaşması amaçlanıyor. Örneğin; müşteri limango.com.tr ya da benzer sitelerden yapikredi.com.tr’yi ziyaret ediyorsa ve bir Limango kampanyası varsa, müşteriye anasayfa banner alanında ilk sırada limango.com.tr bannerı gösteriliyor.

Siz de bu yepyeni internet bankacılığı deneyimini yaşamak istiyorsanız hemen http://www.yapikredi.com.tr 'yi ziyaret edin.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

9 Temmuz 2013 Salı

Bloggerlar Alaçatı'da hem Sörf, hem de Test Sürüşü Yaptı!

Bumerang’ın #BumerangDeneyimGunleri kapsamında Ege’ye dair yazılan bloglar arasından seçtiği 10 şanslı bloggerdan biri olarak geçtğimiz Cumartesi (6 Temmuz 2013) gününü Alaçatı’da geçirdim. Çok hoş hatıralarla geride kalan bu etkinliği sizlerle de paylaşmak isterim…

Cumartesi sabahı sırt çantamı hazırlayıp, Cumhuriyet meydanına 9.35 gibi geldim. Çevrede çekingen adımlarla dolaşıp, zamanın buluşma saati olan 10 olmasını bekledim. Saat 10 gibi, Postane’nin yanında Renaul Captur’lar sıralanmaya başlayınca kendimi tanıtıp, Renault’nun reklam ajansındaki arkadaşlarla sohbete başladım. Daha sonra ekip tamamlandı. 3 Captur ve 1 Megane ile yola çıktık. Eski bir Megane kullanıcısı olarak özellikle bu araçta yolculuk etmek ve farkları görmek istedim. Otomatik vites Megane, ani hızlanmalarda biraz gürültülü geldi ama 1.5 motoru 18 derecede çalışan klimayı gayet yeterli şekilde taşıyordu. Otobanda 4’lü konvoyumuz oldukça sakin, hatta yer yer yavaş, bir şekilde yolculuk yapıp, Alaçatı’daki Bora Kozanoğlu Surf Center’a vardık.

Kozanoğlu ailesi oldukça misafirperver. Aynı Ege’ye dair bloğumda anlattığım Ege insanları gibiler. Sıcak karşılama ve aperatif bir atıştırma sonrası teorik sörf eğitimimizi Bora Kozanoğlu’ndan aldık. Birşeyi bilmek ile onu aktarabilmek çok farklı iki yetenektir. Bora bey bence bildiğini çok iyi aktarabilen bir öğretici. Verdiği teorik eğitim esnasında bunu bizlere hissettirdi. Daha sonra sıcağı sıcağına pekiştirmek için denize indik ve gruplar halinde hocalarımızla işin pratik boyutuna geçtik. Gözlemlediğim kadarıyla Bora Kozanoğlu’nun ekibindeki tüm hocalar cana yakın ve sevecen profilde insanlar. Benim grubumdaki Baransel Hoca’da son derece yardımsever bir şekilde işin inceliklerini bizlerle paylaştı.


Peki sörf yapmak nasıl bir deneyimdi? Açıkçası ben yapabilceğime inanmadan gitmiştim ama yapılabileceğini gördüm. Çok mu iyidim? Hayır. Ama en azından korkulacak bir şey olmadığını tecrübe ettim. Deneyip zevk aldığım bir spor oldu. Her defasında düşüp tekrar mücadeleye başlamak için çıkmak sanki bir hayat felsefesi gibiydi…



Saatler 2’yi geçtiğinde sörfe ara verip, Renault’larla Alaçatı’nın merkezine yol aldık. Çeşme’ye gelip de kumru yememek olmazdı. Uzun masamızda karnımızı doyurup sohbet ettik. Alaçatıda geçen dar vakitte 2 tane gelin&damat gördük, tıpkı önceki ziyaretlerimde olduğu gibi, sıcak ve kalabalık çiftlerin burada fotoğraf çektirme isteğini engellemiyordu.

Karnımızı doyurduktan sonra sörf okuluna geri döndük. Bir kısmımız sörf yapmak için denize yöneldi, bir kısmımızda Captur ile test sürüşü için sıra beklemeye başladı. Ben, bir Opel çalışanı olarak, Renault’nun soın aracını test etmek istedim. Araç bence sürüş zevki olarak oldukça başarılı. Direksiyonundaki yumuşaklık özellikle bayanlar için çok cazip. Bluetooth ile telefona bağlanma özelliği ve araç üzerinde kişiselleştirme yapılabilmesi güzel nitelikler. Ama arka koltukta oturan arkadaşların bacaklarının sıkışması tüm aile için rahatlık arayanlar adına eksi puan olacaktır.



Test sürüşü ve öğleden sonraki sörf aktivitesi sonrası Renault ve Bumerang ekibinin bizlere sunduğu hediyeleri de yanımıza alıp, İzmir’e geri dönüş için yola çıktık. Keyifli bir yolculuk sonrası kariyerimin ilk blogger aktivitesinden güzel anılarla ayrıldım. Eşimle, ailemle ve dostlarımla bu anılarımı memnuniyet duyarak paylaştım.


Yaşattıkları güzel hisler için Hürriyet ve Bumerang ekibine, Bora Kozanoğlu’na, ailesine ve ekip arkadaşlarına, Renault camiasına lansmanı yürüten reklam ajansındaki arkadaşlara teşekkür ederim. Blogger arkadaşlarla tanışmış olmaktan duyduğum memnuniyeti de özellikle belirtmek isterim. Bir başka etkinlikte buluşmak dileğiyle…

1 Temmuz 2013 Pazartesi

Ege'de Bir Köy Düğünü

2013 yaz tatili için eşimle planlarımızı önceden yapıp Mart ayında erken rezervasyon fırsatını kaçırmadan Bodrum’da otelimizi ayarladık. Daha sonra çalıştığımız iş yerlerinden izinlerimizi aldık ve beklemeye başladık. 17-21 Haziran haftasını komple tatile ayırmıştık, haftanın önündeki ve arkasındaki Cumartesi-Pazarlarla 9 gün bizi, bizse o 9 günün gelmesini sabırsızlıkla bekliyorduk. İşte bu bekleme döneminde eşimin üniversiteden yakın bir arkadaşı bizi düğününe davet etti. Tarih de öyle bir denk geldi ki; 22 Haziran Cumartesi, tam da bizim ultra herşey dahil otelimizden çıkış günümüz. Yer ise bir o kadar cazip: Akyaka. Sürekli Gökova-Akyaka’nın ne kadar güzel olduğunu arkadaşlarımızdan duymuş ama gitme şansımız olmamıştı. İşte bu kez kaçmayacak bir fırsat ayağımıza gelmişti.

Beklenen tatil sonunda geldi, Bodrum Turgut Reis’te 5 gün stresten uzak, rahatlatıcı ve dinlendirici güzel bir tatil yaptık. Otelimizden 22 Haziran Cumartesi sabahı çok güzel hatıralarla ayrıldık ve bir hayli merak ettiğimiz Akyaka’ya doğru yola çıktık. Arkadaşımız düğünün Ege Köy Düğünü şeklinde olacağını ve bizim gibi daha önceden böyle bir düğünde bulunmayan birinin bu düğünden bir hayli etkileneceğini vaat etmişti. Yol boyunca eşimle düğünde bizi neler beklediğini tahmin etmeye çalıştık. Bodrum’dan yaklaşık 2 saatlik bir yolculuk sonrasında Akyaka’ya vardık. Akyaka’ya varınca düğün sahibi arkadaşımızı aradık ve düğün öncesinde Muğla Fethiye Karayolu üzerinde bulunan amcasının “Osman Aydın’ın Yeri”nde üniversite arkadaşlarımızla buluştuk. Önce o eşsiz güzellikteki pidelerle karnımızı doyurduk, daha sonra da keyifli muhabbetle ikindi vaktini bulduk. Arkadaşımız genelde İngiliz turistlerin konaklamak için tercih ettikleri villalardan birini bizim gibi uzaktan gelen misafirleri için kiralamıştı. Villamıza yerleşip yol yorgunluğunu atlattıktan sonra düğünde arkadaşımızı en iyi şekilde temsil edebilmek için giyinip süslendik ve yola çıktık.

Ege köy düğünlerinde adet akşam karanlığı basmadan oğlan evinde akşam yemeğini yemek, daha sonra da düğünün yapılacağı köy meydanında toplanmak şeklindeymiş. Biz de adete uyduk ve önce oğlan evine uğradık. Uzaktan geldiğimizi duyan aile bireyleri tek tek yanımıza geldi, ayrı ayrı ihtiyaçlarımızı sorup bizleri mutlu etmek için seferber oldu. Bir masa bulup oturduk, ortaya çeşit çeşit yemekler geldi ama her zamankinden bir farkla: her yemekten tek bir tabak vardı. Masadaki herkes aynı tabaktan o doğal tatları paylaştık. Çevremizi gözlemlerken bizim yemek yiyip sohbet ederken karşı masada oturanların 3 kere değiştiğini ve sirkülasyonun çok hızlı olduğunu gözlemledik. Diğer misafirlerinde masadan faydalanması adına biz de masadan kalkıp sohbete dışarıda devam ettik.

Herkes yemeğini yiyip karanlık çökmeye başlayınca Kızılyaka (Akyaka’dan yaklaşık 10 dakika ötede) köyünün meydanında insanlar toplanmaya başladı. Ortada davetlilerle gelin-damat için dans pisti ayrıldı ve çevresine sandalyeler yerleştirildi. Adet gereği bayanlar bu sandalyelere oturdu, erkekler de meydanı çevreleyen bu sandalyelerin bittiği noktadan itibaren ayakta durdu. Oturan genç kızlar adeta kuğu gibi süzülürken, köyün genç delikanlıları da bu genç kızları göz hapsine alıyordu. Üniversite arkadaşları olarak biz kuralı bozup eşlerimizle yanyana oturup düğünü izledik. Köyün en iyi davul zurna ekibi sahnede eğlenmek için sabırsızlanan davetlilere çoşkuyu verdi ve gelinle damat tüm sevdikleriyle mutluluklarını paylaştı.


Eğlence tam gaz devam ederken bir ara müzik aniden kesildi. Mikrofonla anons yapıldı ve ezan okunacağı söylendi. Yine köy meydanında bulunan camiden ezan sesi yükselince herkes yerine geçip ezana kulak verdi ve bitmesiyle birlikte eğlence kaldığı yerden devam etti. Saat gece yarısına yaklaşırken biz genç evli çifte mutluluklar dileyip hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra bizim için kiralanan villamıza geçtik. Ertesi gün öğrendik ki gece 1 buçuğa kadar insanlar gönüllerince eğlenmiş. Hani o şehir düğünlerindeki egodan, instagram fotosundan ve check-in’lerden uzak, tamamen doğal, hatta organik bir düğün son derece eğlenceli bir şekilde geri hatıralarımıza kazındı.



Ertesi gün, yani Pazar günü sabah Akyaka’da Azmak çevresinde kahvaltımızı yapıp, aldığımız enerjiyle yola çıkıp, bizi bekleyen mesai gününe kendimizi hazırlamak için yola çıktık. Ege'ye doğal güzelliğine ek olarak kültürel mirasıyla da bir kez daha aşık olduk. Bir daha böyle bir düğüne gitmek nasip olur mu bilmem ama bu düğünde yaşayıp gözlemlediklerimiz yanımıza kesinlikle güzel hatıralar olarak kar kalacak...

4 Nisan 2013 Perşembe

Bumerang Onore Etti

Blogumu yakın zaman önce bumerang’a dahil ettim. Bunun faydasını da hem ziyaretç sayısı, hem de reklam olarak görmeye başladım. Bumarang geçen hafta “En İyi Bumerang İçeriği, Bumerang Paketi Kazanıyor!” adlı bir duyuru yaptı. Ben de içimden geçenleri başımdan geçenlerle harmanlayıp bir metine döktüm. İşte linki...


Sağolsunlar onlar da bu yazdığım bloğu beğenip beni ödüllendirmişler. Pazartesi sonuçları açıkladıklarında bloğumu kazananlar listesinde görmek beni çok mutlu etmişti. Çarşamba günü de ödülüm elime ulaştı.

Onlara bu vesileyle bir kez daha teşekkür ederim. Biliyorum ki birlikte daha iyiye gideceğiz.

Google adsense

Analytics