twitter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
twitter etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mayıs 2019 Çarşamba

Quotes from Hatching Twitter

Some great quotes to remember from the book Hatching Twitter by Nick Bilton:


Ev asked his first question to Bill Campbell, a legendar CEO coach, who had mentored Steve Jobs and a long list of other titans during the coaching session:

What’s the worst thing I can do as CEO to fuck the company up?

Without skipping a beat, Campbell responded:

Hire your fucking friends!

---------------------------- 

 Let’s make better mistakes tomorrow.

 ---------------------------

Time heals all wounds, but some leave very visible scars.
----------------------------

For another short story from the book, you can read this one:
https://volkanyorulmaz.blogspot.com/2019/03/what-if-entrepreneur-like-jack-dorsey.html

30 Nisan 2019 Salı

Hakkı Alkan'a Mektup

Hakkı Hocam,

Çok eski takipçilerinden olduğunu söyleyemem, Eylül 2018’den beri seni takip ediyorum. Radarıma girdiğin dönem SDN'deki Samsung S8 incelemesini okuyup izlememe denk geliyor. O tarihten beri de sıkı bir şekilde takip ediyorum. Bu hafta ilk podcast’inizi yayımladığınızı ve bununla ilgili geri bildirim almaya açık olduğunu belirtince yazmak istedim.

Öncelikle muhabbetinizi şahsen çok samimi buluyorum. Bunu youtube’da ailenizle çekip paylaştığınız videolarda da hissettiriyorsunuz, aynı hissi podcast’te verdi.

Genelde iş yerinde Excel’e gömülmüş çalışırken arka planda beni yormayacak Ted/TedX videoları takip etmeyi seven biri olarak sunacağınız podcast’ler benim için dinleme listesine girecek alternatif olarak öne çıkacak. Şunu belirtmeliyim ki, youtube videolarınız ilgimi çekip görüntüyü inceleme ihtiyacını fazlasıyla doğurduğu için ofiste özellikle onları açmamaya, aksine ekrana konsantre olacağım iş-ev yolculuğunda izlemeye yöneliyordum. Podcast ise daha sakin bir ses tonuyla hazırlandığı için ofiste çalışırken arka fonda çok iyi gitti.

İçerik olarak, yukarıda da bahsettiğim gibi, seni sıkı takip ettiğim için olsa gerek, bahsettiklerinizin büyük çoğunluğunu twitter’daki paylaşımlarınızdan podcast öncesi duymuştum. Bu sebeple içerik çok sıradışı gelmedi, yazının sohbete dönmüş hali gibiydi. Ancak bu içeriğin twitter’dan seni yakından takip etmeyenlere de sunulduğunu düşünürsek, sana da hak veriyorum. Bir de sürekli farklı içerik üretmenin belirli zaman zarfında limitleri olacağı da malum.

Ben açılış müziğini çok içselleştiremedim, daha sıcak bir ses efekti kullanılabilirdi sanki biraz fazla resmi olmuş. Bunun dışında sesinin netliği ve anlaşılırlığı ile ilgili bir sorun yaşamadım.

Twitter’da gördüğüm kadarıyla farklı mecralara da podcast’i yüklemen için öneriler sunulmuş. Soundcloud’da hesabın olduğunu gördüm, bence podcast’in orada da bulunsun, Robin Sharma’yı genelde oradan dinlediğim için arayüzünü kullanıcı dostu bulduğum bu araçta da sana kolayca ulaşabilmek güzel olur.

Son olarak, yaptığın işe, sunduğun içeriğe, o içeriği oluştururken ortaya koyduğun emeğe son derece saygı duyuyorum. Umarım bu azmin, isteğin ve merakın hiç bitmez. Biz de sayende son teknolojik gelişmeleri hep senin samimi anlatımınla öğreniriz.

Selamlar,

Volkan 

PS. Hem yaşımızın yakın olması, hem de yukarıda bahsettiğim samimiyetinden ötürü “siz” yerine “sen”i tercih ettim. Anlayışın için teşekkürler.
Podcast'i dinlemek için:
https://open.spotify.com/show/6y3oz9l90blGlTaDrOHyOf


6 Mart 2019 Çarşamba

What if an entrepreneur like Jack Dorsey becomes broke

Currently I am reading the book Hatching Twitter, Nick Bilton’s book about the company’s origins. The most memorable stories in Hatching Twitter almost invariably involve Jack Dorsey, who is 343rd in Forbes billionaires list. Let me share one of them:

Even if Jack Dorsey hadn't started two of the biggest tech companies [Twitter, the social media platform, and Square, a mobile payments company.] in the world, Dorsey would be a fascinating character. A two-time college drop-out, he has studied botanical illustration and dress making, and worked for a time as a massage therapist. According to the book Hatching Twitter by New York Times writer Nick Bilton, he was once so broke in his early twenties that he set up an auction on eBay where he offered to read the children's book Goodnight Moon to the highest bidder. (Four people took up the offer, one of them paying $100.)

The related paragraph in the book [Hatching Twitter] is as follows:

"Jack had done similar bizarre experiments before joining Odeo. In 2002, in his early twenties, he had become enamored with eBay. At the time, he was destitute and didn’t have anything to sell, so he set up auctions where he offered to read the famous children’s book Goodnight Moon over the phone to the highest bidder. He somehow managed to sell his reading service to four different people – one of whom paid one hundred dollars to listen to Jack, a perfect stranger, read."


31 Ağustos 2018 Cuma

Kalp Kırmak ve Ah Almak Üzerine

Bu sezon Beşiktaş'a transfer olan ve transfer sezonunun son gününde resmi bir maçta Beşiktaş forması giyemeden Bursaspor'a kiralanan Umut Nayir'in yine transfer sezonunun kapandığı son gece (bu gece - 31 Ağustos 2018) beğendiği bir tweet var ki görünce içimi dağladı. Belki ve umarım ki ben yanlış yorumlamışımdır ama sanki tam da Bursaspor'a transfer olduğu bu gece sosyal medya hesabında beğendiği paylaşım ile sanki kariyerinde yaşadığı hayal kırıklığını dışa vuruyor gibi.

Söz konusu paylaşım şu şekilde: "Verdiği umudu geri alan, aldığı ahı güle güle kullansın."


Akşam saatlerinde bu iletiyi görünce Umut'un kırılan umutlarının bir dışa vurumu gibi geldi bana. Umarım yanılıyorumdur ve sadece arkadaşı Arif Morkaya'ya destek olmak için bir beğenide bulunmuştur ama şayet kendi kariyeri ile ilgili böyle bir düşüncesi varsa bir ağabeyi olarak "çok çalışmaya devam edip çizgisini bozmamasını" tavsiye ederim, ne kadar klişe olsa da uygularsa bu yöntemin ona olumlu geri döneceğine eminim. Kendisi için herşeyin çok güzel olması dileğiyle...

29 Temmuz 2018 Pazar

Twitter Evreni Size Savaş Açtığında

Harvard Business Review’de şirketlerin sosyal medya üzerinde yürüttükleri kampanyaları ele alan güzel bir vaka çalışması yayımlanmış. Ben kendi cevabımı paylaşıyorum. Dilerseniz siz de üzerinde bir düşünün...


Canadian Jet yarışmayı iptal etmeli mi?
Canadian Jet şirketinin halkla ilişkiler yöneticisi olsaydım, bu yılki en büyük sosyal medya kampanyamız olan #CanJetLuxury hashtag’ini kullanarak en yaratıcı tweeti atan kişiye, şirketin uçuş noktalarından herhangi birine iki adet gidiş-dönüş bilet hediye etme kampanyamızdan asla geri dönüş yapmazdım. Sosyal medya üzerinde yürütülen bir kampanya olduğu için atılacak bir geri adımda müşteriler tarafından bu durumun fark edilmesi ve ardından farklı bir akımla aleyhimize bir kampanya yürütülmesi şirketimizin imajını ve marka değerini çok daha olumsuz etkileyebilir. Bunun yerine kampanya boyunca hakkımızda olumlu ya da olumsuz geri bildirimlerin hepsini çok değerli kabul edip, hepsinin kaydını tutup sınıflandırarak kampanya bitiminde şirketimiz için bir SWOT analizince kullanmak üzere dikkate alırdım. Bununla beraber, ödülü verme konusunda da gerçekten en yaratıcı, en doğal, en samimi, en haklı geri bildirimde bulunan, kısacası şirketimizi ve sunduğumuz hizmeti sadece öven değil objektif bir şekilde değerlendiren yorumu yazan kişiye ödül verilmesi için çalışırdım.

Yürütülen bu kampanya sonucunda kendime ve ekibime de iki önemli ders çıkarırdım:

-        Bu tip bir sosyal medya kampanyası yürütüyorsam viral etkisini de düşünerek olumlu ve olumsuz tüm geri bildirimleri kabul ederek, riski alıp geri dönüşleri beklemeliyiz.
-        Eğer şirketimizin imajına zarar vereceğini düşündüğümüz iletilerden çekiniyorsak, geri bildirimlerin değerlendirmeye alınması için firmamızı küçük düşürecek, hakaret içerecek abartı içeren ifadeler taşıyan mesajların yarışma kuralları gereği değerlendirmeye alınmayacağını belirterek kuralları en başından katılımcılarla paylaşmalıyız.

Özetle, sosyal medya kampanyaları hızlı geri dönüşlerle önemli ve güçlü etkili kampanyalardır ancak yönetmesi de bir o kadar uzmanlık isteyen riskli bir süreçtir.

Merak edenler için işte söz konusu vaka çalışması:

Twitter Evreni Size Savaş Açtığında
Charlene Thompson komodinde duran telefonuna uzandı. Saat daha sabahın 6.00’sı bile olmamıştı. Odada yanan tek ışık cep telefonundan geliyordu. Kocası James homurdanarak döndü.
“Korkunç bir alışkanlık seninki” dedi. “Gelen kutusuna daima kahveni içtikten sonra bakmalısın.”
Charlene, “Ama bu önemli, tatlım” dedi. “Yarışmanın nasıl gittiğine bakmalıyım.”
Charlene, Canadian Jet şirketinin halkla ilişkiler yöneticisiydi. Havayolu şirketi, PR firması Wrigley & Walters’ın yardımıyla önceki gün ilk Twitter yarışmasını hayata geçirmişti:
#CanJetLuxury hashtag’ini kullanarak en yaratıcı tweeti atan kişi, şirketin uçuş noktalarından herhangi birine iki adet gidiş-dönüş bileti kazanacaktı.
Bu kampanya 15 yıldır şirketin iletişi­mini yöneten Charlene için kritik önem taşıyordu. Canadian Jet filosunun üçte biri motor güvenliğiyle ilgili bazı nedenlerden dolayı bir hafta uçuş yapmamış ve bu durum çok miktarda gecikme ve iptale yol açmıştı. Yer mürettebatının grev tehdit­lerini takiben medyada havayolu şirketi­nin çalışan ilişkilerine yönelik olumsuz haberler çıkmıştı. Wrigley & Walters ekibi kampanyayı, Canadian Jet’e tercih edilen havayolu imajını yeniden kazandırmak için tasarlamıştı.
Charlene, sonu gelmeyen tweetler ara­sında dolanırken “Fena. İşler iyi gitmiyor” dedi.
James şaşırarak “Nasıl yani? Kampanya tutmadı mı?” diye sordu.
“Tam tersi. Tutmasına tuttu ama kötü bir biçimde.” Tweetlerden birkaç tanesini okudu:
“Motor ateş almadan gideceğim yere ulaşıyorum #CanJetLuxury”; “İki gün arka arkaya ailemden 3 bin km uzakta elim ko­lum bağlı #CanJetLuxury”; “#CanJetLuxury çalışanlarına adil ödeme yapmaktan yırtar.”
“Eyvah, eyvah” dedi James.
Charlene yataktan kalkarken, “Kam­panya tamamen ters tepti” diye düşündü.   
Sabah 7:30
Canadian Jet CEO’su Jerry Schneider, Charlene ve kendisi diğerlerinin gelmesini beklerken parmaklarını masada tıkırdatı­yordu. Jerry henüz bir şey söylememişti ama Charlene onun da gergin olduğunu görebiliyordu.
Charlene’in sosyal medya direktörü, Tim Powell, şirketin Wrigley & Waters’taki müşteri temsilcisi Andrea Kemp’le beraber toplantıya katılmıştı. Her ikisinin de canı sıkkın görünüyordu.
“Kusura bakmayın” dedi Tim. “Andrea’nın giriş kartını çıkarmakta zorlandık.”
“Kampanyayı iptal ederseniz, samimi gönderiler yapmış ve kazanmayı uman insanları dışlamış olursunuz.” Andrea, Jerry’nin elini sıktı ve oturmadan konuşmaya başladı. “Peki. Bunun bazı riskler taşıdığını biliyorduk, değil mi? İnsanlar kimliklerini açıklamadan internet üzerinde şikayet etmeye bayılıyorlar.” Charlene, Andrea’nın hızlı hızlı konuşmasının sinirli olmasından ileri gelmediğini biliyordu. Andrea, kriz anlarında açılan tiplerdendi. Haklıydı da. Planlama sürecinde Charlene ve ekibine eleştirmenlerin bu tarz sosyal medya kampanyalarını kullanarak şirketi hedef haline getirebileceklerini hatırlatmıştı. JP Morgan Chase’in Twitter Soru ve Cevap çalışmasını başlatmasının ardından hashtag geri tepmesinin en son kurbanı olduğunu söylemişti. McDonald’s kampanyalarından bir tanesinin nasıl “tag darbesi” haline geldiğini anlatan bir Forbes.com haberi de göndermişti. Andrea bu vakaları hatırlatmıştı. “Yalnız olmadığımızı bilmek pek de ra­hatlatıcı değil doğrusu,” dedi Jerry. Tim’den güncelleme istedi.
“Tweetler hâlâ geliyor: Sabahın 6.00’sın­dan beri CanJetLuxury hashtagi taşıyan 200 tweet daha atılmış. Çoğunluğu iyi, hatta aralarında olağanüstü olanları bile var ama arada iğneleyenler yok değil.”
Jerry sıkkın bir ifadeyle gözlerini yukarı kaldırdı. “Daha fazlasını duymak bile iste­miyorum,” dedi.
“Trend olmaya başladık. Durum göz önüne alındığında, pek iyi bir şey değil” dedi Tim.
“Trend olmayı nasıl durdururuz?” diye sordu Jerry. CEO, Y kuşağından otuz yıl ge­rideydi. Sosyal medyaya ayak uydurma ko­nusunda elinden geleni yapsa da Tim veya Charlene kadar bu işlerden anlamıyordu.
Tim, “Hashtagi değiştirebilir ve insanla­rın yeni bir tane kullanmasını sağlayabiliriz,” önerisi getirdi.
Andrea, “Diğer şirketler bunu yaptılar ve işe yaradı” diye ekledi. “İnsanların yeni bir hashtag’e odaklanmasını sağlayarak, dikkati sorun yaratan hashtag’den uzak­laştırıyorsun ve böylece ustaca hakaretler yağdırmaya da az meylediyorlar. Yine de eski hashtag’in miyadını doldurması birkaç gün sürebilir.”
“Yani yarışmayı tutalım ve bu hengame­nin dinmesini mi bekleyelim diyorsunuz?” diye sordu Jerry.
Charlene, “Ya da yarışmayı tümden sonlandırabiliriz” dedi.
Andrea ise, “Evet, JP Morgan’ın ne yap­tığınız hatırlarsınız,” diye ekledi. “İnsanlar ‘kapitalist domuzlar’ adı altında tweetler atmak için hashtag’i gaspettiğinde, Soru ve Cevap çalışmasına son verdiler.”
“Herkesin iddia ettiği gibi kibirli tipler gibi görünmekten kaçamadılar” dedi Tim.
Andrea başıyla onayladı. “Aceleci davranmayalım. Tweetlerin çoğu pozitif. Müşteriler Canadian Jet deneyimine dair bazı güzel şeyler söylemişler. Kampanyayı iptal ederseniz, samimi gönderiler yapmış ve gidiş-dönüş biletleri kazanmayı uman insanları dışlamış olursunuz. Tepkilere dikkat çevirmeyip, olumlu tanıtıma odak­lanmak daha iyi olabilir.”
Charlene, “Ya basın bizi aramaya başladığında ne olacak?” diye sordu. Kısa bir süre içinde soruları yanıtlandırmak zorunda kalacağından endişeliydi.
Andrea “Zor yolu seçerek, olumlu yanıtlardan ne kadar memnun olduğunu söylersin,” önerisinde bulundu.
Jerry “Şimdiye kadar tartıştığımız seçe­neklerin hiçbiri hoşuma gitmedi” dedi.
Tim boğazını temizledi. “Özür dileye­biliriz. Geçmişte işe yaramıştı.” Üç yıl önce, operasyondan sorumlu başkan yardımcıla­rından biri, havayolunun suçu olmasa bile bir uçuşun gecikmesi veya iptali sonrasında kabin memurları, pilotların ve havayolu çalışanlarının büyük siyah harflerle yazılmış “Özür Dileriz” rozetleri takma­ları fikrini ortaya atmıştı. Taktiğe verilen müşteri yanıtları büyük ölçüde olumluydu. Hatta rozetler, havayolunun sektör müşteri hizmet ödülü kazanmasını sağlamıştı.
Andrea “Peki burada tam olarak özür dileme sebebiniz nedir?” diye sordu. “Sadece bir yarışma başlattınız. Kenneth Cole gibi siyasi olayları marka promosyonu için kullanmadınız veya Home Depot’nun yaptığı gibi ırkçı bir resim paylaşmadınız. O şirketlerin özür dilemesi mantıklı ama siz yanlış bir şey yapmadınız.”
Charlene, iPad’ini göstererek “Bu insanlar öyle düşünmüyor” dedi. En son gelen tweetlerden birkaçını okudu. “Kızınızın düğününe bir gün geç gitmek #CanJetLuxury”, “Çalışanlarını sömürmek #CanJetLuxury.”
Jerry, başını ellerinin arasına alarak “Yeter,” diye homurdandı. Oda sessizleşti.
Charlene, “Özür dilemeyi göze alabili­rim” dedi. “Ne söyleyeceğimden tam olarak emin değilim, bana bir saat verin.”
Sabah 8:30
Charlene bilgisayarındaki boş Word belgesine bakıyordu. Klavyede şunları yazmaya başladı: Canadian Jet adına bu yarışmanın uyandırdığı hissiyattan dolayı özür dilemek isterim. Sil tuşuna bastı. Canadian Jet olarak müşterilerimizi hayal kırıklığına uğrattığımızdan dolayı özür dileriz. İşimize duyduğumuz bağlılıkla... “Bu da olmaz” dedi yüksek sesle bilgisa­yarına. Sil tuşuna bastı. Daha doğrudan bir yaklaşım denedi: Uçaklarımız zaman zaman arıza yaptığından, çalışanlarımıza adil davranmadığımızı düşündüğünüzden ve yarışmamızı sevmediğinizden dolayı özür dileriz.
Asistanı kapıdan kafasını çıkardı. “Car­rie Schultz sizi arıyor.” Charlene, telefonu açarken asıl eğlence şimdi başlıyor diye düşündü.
PR News blogger’ı Carrie, kendisine sosyal medya gafları üzerine bir haber hazırladığını ve Charlene’in mevcut krizle ilgili yorumda bulunmak isteyip istemedi­ğini soruyordu.
“Ben buna ‘kriz’ demezdim. Bir avuç in­sanın işinizle dalga geçmesi kriz manasına gelmez.”
“Yanıtları neden görmezden geldiğinizi kayıtlı olarak açıklamak ister misiniz? Hiç­bir sorun yokmuşçasına tweetler gönderip duruyorsunuz.”
Charlene çabucak havayolunun Twitter’daki haber kaynağını açtı ve sabah 8.00’da bir tweet atılmış olduğunu gördü: “Yanıtlar gelmeye devam ediyor! Bu hızda giderse, yarışmayı sonlandırmak yıllar alacak!” Telefonunu sessize aldı ve Tim’i çağırması için asistanına seslendi.
Tim’im koridorda koştuğunu duya­biliyordu. Tim’in yüzü ekranda tweeti okurken kül rengini aldı. Ahizeye işaret ederek, “Carrie Schultz” dedi.
Telefonu sessizden aldı. “Henüz yorum yapmaya hazır değiliz, Carrie” dedi.
Carrie, “Hazırlansan iyi olur,” diye ya­nıtladı. “Bildiğiniz gibi trend oluyorsunuz.”
Sabah 9:00
Jeff, yüzü kıpkırmızı, “Küstahlığı bırakın, şu noktada tamamen duyarsız görünüyo­ruz” dedi.
Tim bir şeyler söylemek üzereydi ki Andrea araya girdi. “Özür dilerim. Bizim ajansın hatası. Tweetleri dün yazdık ve bugün tüm gün boyunca otomatik yayına alınması için programlamıştık. Zamandan kazanmaya çalışıyorduk.”
Charlene, Jerry’i rahatlattı: “Otoma­tik tweetleri kapattık. Ancak yine de ne yaptığımızı anlamamız gerekiyor. Ve hızlı davranmalıyız.”
Tim, “Özre ne oldu?” diye sordu.
Charlene iç çekti. “Andrea haklıydı. Tam olarak niçin özür dilediğimizi bilmi­yoruz. Aklıma gelen tek şey, ‘Son 10 yıl içinde sizi çeşitli biçimlerde hayal kırıklı­ğına uğrattığımızdan dolayı özür dileriz.’”
Tim, “Bunun nesi yanlış?” diye sordu. Charlene şaka yapıp yapmadığını anlamak için ondan tarafa baktı. Gülmüyordu.
Jerry sesini yükselterek, “Odun gibi görünüyoruz, işte olan bu” dedi.
Tim, “Öyleyse, yarışmayı sürdürüyor muyuz?” diye sordu. Hepsi birden Jerry’e baktı.
“Bu yıl başka neyimiz var?”
Charlene, “Bu yılki en büyük sosyal medya kampanyamız bu” diye yanıtladı. “Birkaç şey daha planladık ama hiçbiri bu ölçekte değil.” Andrea’ya bakmamaya çalıştı. Ajansı, Canadian Jet kadar topun ağzındaydı.
Andrea, tamamen soğukkanlılıkla “Henüz hiçbir şeyi kaybetmiş değiliz” dedi. “24 saat daha dolmadı. Alev aldığı hızda sönebilir.”
Charlene, “Bunu neden kurtarmak is­tediğini anlıyorum, Andrea. Ancak tedbirli olmalıyız” dedi. “Canadian Jet’in başka bir halkla ilişkiler sorunu olmamalı.”
Jerry sandalyeye tüm ağırlığıyla oturdu. “Bu konularda normalde şirketinizden danışmanlık aldığımızı biliyorum, Andrea. Bu konuda uzman olan sizsiniz ama bizi bu karmaşaya sürükleyen de sizsiniz.” Charlene’e döndü. “Sözcümüz olarak, görevi senin devralmanı istiyorum.”


4 Eylül 2017 Pazartesi

Migros’un Kurbanlıkta Üst Düzey Hizmet Anlayışı

2016 yılı Kurban Bayramı’nda kurbanlığımızı Migros’tan aldığımızı ve sunulan hizmetten oldukça memnun kaldığımızı burada anlatmıştım:


İnsan bir kere memnun kalınca bir sonrakinde de aynı kurumdan hizmet almayı tercih ediyor ve eşine dostuna da öneriyor. Ben de bu yıl hiç sağa sola bakmadan direk kurbanlık alışverişimi, bayramı geçireceğim Seferihisar Sığacık mağazasından yaptım.

Bayram gelmeden twitter üzerinden Migros’un kurumsal hesabına ne zaman kurbanlık satışının başlayacağını sordum ve satışların başlamasını takiben hemen sipariş vermek için mağazaya uğradım.

Migros twitter üzerinden hızlı bir geri dönüş sağladı.
 Kredi kartıyla taksitli ödeme imkanından faydalanarak siparişi verdim ve kurban bayramının birinci günü sabahı 8.30’da kurbanımızın kesildiğine dair sms ile bildirimi aldım. Sipariş anında planladığımız gibi 2. Günü de kurbanımızı teslim aldım. Teslim esnasında kasap hizmeti de belirtildiği gibi ücretsiz olarak verildi. Kasap reyonundaki 3 görevlinin özverili çalışması ile oldukça hızlı bir şekilde etlerimiz dilediğimiz gibi işlendi ve paketlendi. Bu işlemler gerçekleşirken de rahat bir şekilde beklememiz için oturacağımız sandalyeye kadar bizi düşünen mağaza müdürü Eren Bey süreç hakkında bize bilgiler verdi.
Kurban etleri fotoğraf üzerinde işaretlediğim kapalı kutularda üzerinde satın alan kişinin bilgileri ile mağazaya geliyor
Özetle, son iki yıldır müşteri memnuniyeti adına oldukça tatmin edici bir şekilde kurban alışverişimizi Migros’tan yapıyoruz ve sunulan hizmet gerçekten üst seviyede. Bu vesileyle başta Migros Sığacık şubesi müdürü Eren Bey olmak üzere, takım arkadaşlarına ve Migros kurumuna hizmetlerinden ötürü bir tüketici olarak çok teşekkür ederim. Kurban bayramında kurban kesen herkese de gönül rahatlığıyla Migros’u öneririm.
Kasap reyonunda talep ettiğimiz işlemler gerçekleştikten sonra kutu ile kurban etlerimizi teslim aldık

13 Temmuz 2017 Perşembe

30 Nisan 2016 Cumartesi

Eleştirirken Eleştiriye Açık Olabilmek

İnsanları eleştirmek kolaydır. Yeri gelir "neden gözünün üzerinde kaşın var?" diye bile eleştirebilirsiniz. Birilerini eleştirirken aynı şekilde eleştiriye de açık olabilmek ise bence erdemdir. Bu erdem malesef herkeste olmaz.

İşte bunun en güncel örneklerinden biri. Yatırım piyasalarının "uzman" ismi Belgin Maviş'i TV'de izleyip, interne tüzerinden youmlarını uzun süredir takip ederdim. Geçtiğimiz günlerde eleştirel bir twiti üzerine kibarca bir yorum paylaştım.

Ardından bir cevap ya da düzeltme gelmeyince bugün kaçırdığım bir şey var mı diye twitter sayfasını kontrol etmek istediğimde ise beni blokladığını farkettim.


Tabi tek farkettiğim bu değildi; insanları ne kadar kolay eleştirirken, empati yapamadığı için kendisi eleştirilen konumda olunca eleştiriyi haklı ya da haksız diye değerlendirmek yerine eleştireni kendisine düşman kabul etmeyi seçmişti. Bana da, kıssadan hisse, bir insan daha tanımak nasip olmuştu...

7 Aralık 2015 Pazartesi

Bazen Bir Yorum Gelir, Herşeye Değer...

Bazen bir yorum ya da bir mail alıyorum ve blogum vasıtasıyla tanımadığım binlerce kişiye ulaşıp onlardan birine bir şekilde faydalı olduğumu hissediyorum. İşte o an yaşadığım manevi hazzın değeri bambaşka. Onlardan birini sizlerle paylaşmak istedim. Benim gibi, kan emici bankalara elinden gelen mücadeleyi göstermiş biri...
Yeri gelmişken bu yorumun geldiği içeriği de sizlerle bir kez daha paylaşıyorum:

http://volkanyorulmaz.blogspot.com.tr/2013/11/garanti-bankas-hesap-isletim-ucretine.html

30 Temmuz 2015 Perşembe

Akbank Hatasını Kabul Etti

Akbank’ın Axess kredi kartı için düzenlediği “100TL ve üzeri peşin harcamalarınıza faizsiz/ücretsiz 3 taksit" kampanyasına katılmama rağmen 100 TL üzerindeki harcamamı taksitlendirmediğini ve bununla ilgili şikayet bildiriminde bulunduğumu sizlerle paylaşmıştım. İçeriğin detayı burada. (http://volkanyorulmaz.blogspot.com.tr/2015/07/axess-kampanya-kosullarn-yerine.html) Özetle yapmış olduğum 225 TL’lik kuyum alışverişi kampanya kapsamında taksitlendirilmesi gerekirken bankanın hatası sebebiyle tek çekim olarak ekstreme yansımıştı.
Konunun çözümüne ilişkin yoğun temaslarım sonucunda Akbank hatasını kabul etti ve aşağıdaki maili tarafıma gönderdi:

Sayın Volkan Yorulmaz,

Taksit Kampanyası ile ilgili iletiniz Bankamızca incelenmiştir.

01.02.2014 tarihinden itibaren BDDK'nın tüm Bankalara bildirmiş olduğu tebliğine istinaden telekomünikasyon, yemek, gıda, akaryakıt sektörlerinde gerçekleştirilen harcamalara vade farklı taksitlendirme yapılamamaktadır.

Yapılan inceleme sonucunda söz konusu harcamanız taksitlenmiştir.

Konuyla ilgili farklı görüş ve önerileriniz için bizimle tekrar irtibata geçebileceğinizi hatırlatır, Bankamız ürün ve hizmetlerine göstermiş olduğunuz ilgi için teşekkür ederiz.

Bilgilerinize sunarız.

Saygılarımızla, 

Akbank T.A.Ş.

Kontrolüm sonucunda da kartıma harcama bedeli olan 225 TL’nin iade edildiğini ve ilk taksit olarak 75 TL’nin yansıtıldığını gördüm.



Peki ben sorunumu kontrol edip, takip ederek çözdüm. Ya diğer insanlar ne olacak? Eminim ki pek çok insan kredi kartı ekstresini incelemiyor. Bankalarla ilgili bu gibi tecrübelerimi sıklıkla paylaşıyorum ki yaşadığım tecrübeler sonrasında sizler de bankalara karşı daha kontrollü davranın. Aksi takdirde adı ne olursa olsun hepsi bu gibi küçük oyunlar ya da hatalar yaparak size zarar verebilirler.


28 Temmuz 2015 Salı

Axess Kampanya Koşullarını Yerine Getirmiyor!

Akbank'ın Axess kredi kartı için yaptığı kampanyaları elimden geldiğince takip edip faydalanmaya çalışıyorum. Temmuz ayı içerisinde yapmış olduğu "100TL ve üzeri peşin harcamalarınıza faizsiz/ücretsiz 3 taksit" kampanyasına da bu şekilde Temmuz ayının başında dahil oldum.

Aşağıda da dahil olduğumu Akbank Direkt Plus'taki Kampanyalarım bölümünde görebilirsiniz.

Dönem içerisinde yaptığım bir alışveriş sonrasında harcamamın tek seferde 100TL'yi geçmesine rağmen taksitlendirilmediğini fark ettim.


Bunun üzerine twitter üzerinden Akbank destek ekibiyle 26 Temmuz tarihinde temasa geçtim. Müşteri temsilcisine telefonda konuyu detaylı bir şekilde anlattım. Uzun bir süre bana Akbank reklam müziği dinlettikten sonra sorunu kaydettiğini ve en kısa sürede çözüm üreteceklerini söyledi.

Ardından 27 ve 28 Temmuz tarihlerinde twitter ve 4442525 üzerinden soruna ilişkin geri bildirim istedim. Her defasında aşağıdaki copy-paste geri dönüşte bulundular. Telefonla aradığımda ise 7 işi günü sürelerinin olduğunu ve beklemem gerektiğini belirttiler.


Ortada bankanın bariz bir hatası varken yersiz yere beni bekletmeyi seçmesi, özellikle maaş müşterisi olarak sürekli çalıştığım Akbank'ın memnuniyet adına müşterisine yardımcı olmaması hiç hoş bir durum değil. Aşağıda kampanya koşullarında da herhangi bir şekilde yaptığım harcamanın kampanya haricinde kalmasına sebep olacak bir durumun söz konusu olmadığını görebilirsiniz.

Akbank'tan bir an önce sorunun çözülmesini ve mağduriyetimin giderilmesini istiyorum! Sizler de eğer bu gibi kampanyaları takip edip katılımcı oluyorsanız mutlaka işlemlerin kampanyada belirtildiği şekilde gerçekleştiğine emin olun, yoksa gerçekten de suistimale açık olduğu ortada...

Kampanya Detayları:
  • Taksit Kampanyası 1-31 Temmuz 2015 tarihleri arasında geçerlidir.
  • Kampanya kapsamında, 31 Temmuz’a kadar yapacağınız 100TL ve üzeri peşin alışverişlerinizde faizsiz/ücretsiz 3 Taksit fırsatından faydalanmaya başlamak için ilk harcamadan önce TAKSİT yazıp 4566’ya göndermeniz gerekmektedir. Kampanya katılımı, belirtilen kısa mesajın Akbank sistemine ulaşmasından ve kart sahibine Akbank tarafından kayıt olduğu bilgisinin verilmesinden sonra sağlanır.
  • Kampanyadan Axess, Free, Wings, Axess exi-26 asıl ve asıl kartınıza bağlı ek kartlarınız ile yaptığınız harcamalardan faydalanabilirsiniz. Kuyum harcamaları, Akbank kanallarından yapacağınız fatura/vergi ödemeleri, fon alımı ve ticari kartlarla yapılan alışverişler kampanyaya dahil değildir.
  • Yasal mevzuat gereği, mal veya hizmet alımı sonrası belli bir ücret karşılığı borcun taksitlendirilmesi veya ödemenin ertelendiği dönemler de dâhil olmak üzere, kredi kartları ile gerçekleştirilecek mal ve hizmet alımları ile nakit çekimlerinde taksitlendirme süresi dokuz ayı geçemez. Kuyumla ilgili harcamalarda bu süre dört ayı geçemez. Kredi kartlarıyla gerçekleştirilecek telekomünikasyon, yemek, gıda, akaryakıt, kuyum harcamaları ile hediye kart, hediye çeki ve benzeri herhangi somut bir mal veya hizmeti içermeyen ürünlerin alımlarında taksit uygulanamaz.
  • Kampanyaya asıl kart sahibinin Akbank’ta iletişim numarası olarak kayıtlı cep telefonundan 1 kez SMS gönderilerek kayıt olunması yeterlidir. SMS tutarı, KDV ve ÖİV dahil olmak üzere; Turkcell, Vodafone ve Avea aboneleri için 0,65TL olarak ücretlendirilir. Turkcell, Vodafone ve Avea kısa mesaj birim fiyatlarında meydana gelecek değişiklikleri yansıtma hakkını saklı tutar.
  • Kampanyadan çıkmak için IPTAL TAKSİT yazıp 4566’ya SMS gönderebilirsiniz. SMS'in gönderildiği gün ve sonraki günlerde yapılan harcamalara taksit yapılmaz.
  • Alışverişin gerçekleştirildiği iş yerinin sistemde kayıtlı sektör bilgisinin doğru olmasının sorumluluğu iş yerine aittir.
  • Akbank T.A.Ş. kampanyayı durdurma ve değiştirme hakkını saklı tutar.

3 Mart 2015 Salı

Türkiye Bankalar Birliği’ne Kredi Kartı Üyelik Ücreti için Başvurmayın

Şimdiye kadar kredi kartı üyelik ücretlerini geri alma konusunda yaşadığım başarılı tecrübelerimi blogum vasıtasıyla paylaştım. Bu paylaşımlarım pekçok kişi tarafından okundu, halen okunuyor ve google aramalarında da blogum üst sıralarda çıkmasını sağlıyor.

Ancak maalesef bu kez sizlerle bu konuda bir başarı hikayesi paylaşamayacağım.  Bu sefer maalesef işler yolunda gitmedi.

2014 yılı Kasım ayında Garanti Bankası Bonus Card ekstremde 79TL’lik kart aidatını görünce twitter üzerinden bankanın resmi hesabına yazdım. İlgili kişi daha sonra aradı ve iade gerçekleştiremeyeceklerini söyledi.  Daha önceki dönemler için Tüketici Sorunları Hakem Heyeti (TSHH)aracılığıyla ödediğim tutarları geri aldığımı ve yine aynı yolu izleyeceğimi belirttim. Karşımdaki kişi de dilersem Türkiye Bankalar Birliği Hakem Heyeti’ne de başvurabileceğimi belirtti. Daha önceki başvurularımı Kaymakamlık kanalıyla yaptığım için fiilen başvuru gerçekleştiriyordum. Websitesini incelediğim Türkiye Bankalar Birliği ise tüm dökümanları ve başvuruyu online kabul ettiği için gözüme çok daha pratik gözüktü. Hemen istenen belgeleri hazırlayıp başvuruyu gerçekleştirdim. Bir iki hafta içerisinde başvurumun kabul edildiğine dair mail iletisi geldi. Sonrasında da yaklaşık 3 aylık bekleme süreci başladı. Ve bu hafta mailime hakem heyeti kararı geldi.

Özetle kart üyelik bedelinin bir sene önceki ekstremde 12 punto olarak belirtildiğini ve buna rağmen kartı kullanmaya devam ettiğim için iade talebimi reddetmişler. Aslında en başında müşteri temsilcisinin beni Türkiye Bankalar Birliği’ne yönlendirmesinden ilişkili kişilerin ne derece tarafsız olabileceği konusunda içimde bir şüphe belirmişti ancak başvuru koşullarının pratik olması sebebiyle denemek istemiştim. Ancak bu kez olmadı.

Bir sonraki izin günümde aynı kart aidatı için bir de TSHH’ye başvurmayı planlıyorum. Eminim ki o zaman sonuç farklı olacak.  Siz siz olun Türkiye Bankalar Birliği’ne başvurup boşuna ne zaman kaybedin ne de keyfinizi kaçırın.

Banka Kartları ve Kredi Kartları Bireysel Müşteri Hakem Heyeti Kararı

Tarafların Heyete sundukları tüm belge ve dokümanlar değerlendirildiğinde; Başvuru Sahibi ile Banka arasında imzalanmış olan Kredi Kartları Üyelik Sözleşmesinin “Faiz, Ücret ve Vergiler İle Diğer Fer’iler” başlıklı 11’inci maddesinde üyelik ücretinin tanımlandığı, 23 Aralık 2013 hesap kesim tarihli ekstre ile kart ücretinin 79.-TL olarak güncellendiğine ilişkin bilgilendirmenin 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’na uygun bir şekilde yapıldığı ve söz konusu bildirim sonrası ve ücretin yansıtıldığı ekstrenin iletiminden sonra Başvuru Sahibinin kredi kartını kullanmaya devam ettiği anlaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle talebin reddine karar verilmiştir.

24 Şubat 2015 Salı

Carrefour'dan Fiyatlama Açıklaması

Geçen hafta Carrefour'un ilginç fiyatlama stratesini yazdıktan sonra blog içeriğimi twitter üzerinden Carrefour'un resmi Twitter hesabına ve Linkedin üzerinden de konuyla ilgilenebileceğini düşündüğüm üst düzey bir yöneticisine ilettim. 

Konuya istinaden önce alışverişi yaptığım Karşıyaka şubesinden arayıp açıklama yaptılar ve gösterdiğim hassasiyet için teşekkür ettiler. Sonra da genel merkezden arayıp sürece ilişkin memnuniyetime yönelik geri bildirim aldılar.

Özetle, bana aktarılanları -miş'li geçmiş zamanla aktarayım. Carrefour genel olarak websitesinden alışverişi arttırmak için belli ürünlerde mağaza fiyatının altında fiyat veriyormuş. Ancak karşılaştığım olay onlar için de kabul edilebilir bir fiyat farkı değilmiş. Bunun sebebi yeni geçtikleri fiyatlama uygulaması ve yeterli pazar araştırması yapılmamasıymış. Bahsettiğim rakip firmalarda daha ucuza fiyatlama yapıldığını onlar da uyarım sonrası görmüşler. Kendilerinin gelişimine fayda sağlayacak bu geri bildirimim için ve yeniden Carrefour'u seçtiğim için teşekkür ediyorlarmış.

Sonuçta zarardan geç olmadan döndüm ve firmanın da bu hatasını düzeltmesi için bir efor sarfettim ve bu da sonuca ulaştı. Ama bir daha Carrefour'dan yekün tutacak bir alışveriş yaparken ciddi çekince yaşarım, acaba websitesinde daha ucuz mudur diye o da ayrı...

20 Ocak 2015 Salı

Garanti Bankası 2015 Hesap İşletim Ücreti Hazırlıkları

16 Ocak 2015 Cuma günü telefonum çaldı, arayan 444 0 333 olarak gözüküyordu. Açtım, karşıma bir ses kaydı çıktı. Özetle, Garanti Bankası'ndaki vadesiz her hesabım için 20 Şubat 2015 günü 63.50 TL hesap işletim ücreti keseceklerini söylüyordu.

Kendilerince "biz önceden sizleri haberdar ettik" diye bir savunma mekanizması geliştirmek için böyle bir uygulamaya gitmişler. Haksız bir uygulamayı haklı ya da adil bir uygulama şekline getirmek için yapılan bir oyundan başka bir şey değil bence. Yılda 2 kere hesap işletim ücreti alan Garanti Bankası böylece 127TL her vadesiz hesaptan almış olacak.

Bu arada görüşme sırasında dikkatimi çeken bir noktada kayıtta "vadesiz hesaplarınızdan 63.50 TL veya muadili olarak tehsil edilecektir" demesi oldu. Bununla kasıt sadece döviz hesapları mı yoksa yatırım hesaplarındaki hisselerden de mi tırtıklayacaklar artık göreceğiz.

Bu arada "muafiyet koşulları için internet sitemizi inceleyin" diyorlar ama işlem görmeyen hesaplar için herhangi bir muafiyetten bahsetmiyorlar. Ne kadar hakkaniyetli bir yaklaşım. Tebrikler doğrusu... Bakalım bu politikayla Garanti ve diğer bankalar bu yıl da kar rekoru kıracaklar mı? Yolları açık olsun...

Kendilerini bu "süper" yaklaşımlarından ötürü twitter üzerinden de tebrik ettim. Ee tabi cevap veremediler...

3 Haziran 2014 Salı

Hepsiburada.com Fiyat Değişikliği Yaparak Müşterisini Mağdur Ediyor

Yoğun olarak kullanmakta olduğum alışveriş sitesi hepsiburada.com’da yaşamış olduğum talihsiz durumu sizlerle paylaşmak istiyorum. Mayıs ayının 3. Haftası yeni bir Samsung TV almak için araştırma yapmaya başladım. Hepsiburada’da kampanyalı olarak satılmakta olan 32H6270 modeli ilgimi çekti. Sitede geçerli fiyatın KDV dahil 1399 TL olduğu, bu fiyata son 18 adet kaldığı ve stok bitince fiyatın 1800 TL olacağı yazıyordu. Önceki alışverişlerimdeki olumlu deneyimlerime dayanarak sitede yazanların doğruluğunu sorgulama gereği duymadım. Stoğun azalması ve fiyatın ciddi oranda artacağı bilgisi sebebiyle 23 Mayıs 2014 tarihinde ürünü hepsiburada.com’dan (sipariş kodu: 29619471) satın aldım.

Teslimat ve kurulum sonrasında üründen de oldukça memnun kaldım ve siteye memnuniyetimi de bildiren bir inceleme göndererek benden sonraki potansiyel müşteriler için de yönlendirici olmaya çalıştım.
 
Ancak 30 Mayıs Cuma akşamı yaşadıklarımla adeta şok oldum. Siteye başka bir alışveriş için girdiğimde satın almış olduğum TV’nin fiyatının KDV dahil 1299TL’ye indiğini ve ek olarak 150 TL de hediye çeki verildiğini gördüm. Hediye çeki 3 gün için yapılan bir kampanya olduğu için o konuda hiçbir talebim yok ancak aynı kampanya (Dünya Kupasının Özel 11’i) altında aynı ürünün fiyatının düşürülmesi sebebiyle uğradığım zararı geri istiyorum!

Peki uğradığım mağduriyeti gidermek için ne mi yaptım?

Öncelikle durumu farkettiğim gibi hepsiburada.com’un 0850 252 40 00 numaralı çağrı merkezini aradım. Müşteri temsilcisi sitenin ürünlerin fiyatında istediği gibi değişiklik yapabileceğini ve bu durumda herhangi bir hakkımın olmadığını söyledi. Açıkçası yaşadığım durum onu hiç ilgilendirmiyordu ve bir an önce telefonu kapatmaya çalışıyordu. Yardımcı olmayacağını anlayınca üstelemeden teşekkür edip telefonu kapadım.

Hemen ardından twitter ve facebook üzerinden hepsiburada.com’un kurumsal hesaplarına yaşamış olduğum mağduriyete ilişkin mesaj gönderdim. Ardından da sikayetvar.com’da bir kayıt açtım ve şikayetimi oradan da yazdım. Bununla beraber hepsiburada üzerinden de Bize Ulaşın bölümünden durumu anlatıp gereğinin yapılması konusunda yardım istedim.

30 Mayıs Cuma gecesi tüm bu aksiyonları aldıktan sonra firmadan herhangi bir yetkili beni arayıp durumu açıklama yoluna gitmedi. Firma ile iletişime girdiğim kanallardan birbirinin aynısı “copy-paste” metinler tarafıma gönderildi. Cevap şu şekildeydi:

Ürünlerimizdeki fiyatlar, çalıştığımız ithalatçı ve tedarikçi firmalarımız tarafından belirlenmektedir; bu doğrultuda indirimlerin başlangıç ve bitiş tarihleri çalıştığımız ithalatçı ve tedarikçi firmanın fiyatlandırma politikası ile oluşmaktadır. Satın almış olduğunuz ürünün fiyatında elimizde olmayan sebeplerden ötürü farklılık yaşanmıştır.
 
Satın alma işlemi sonrası ürün fiyatında meydana gelen değişiklikler geçmiş dönem siparişlerine ne yazık ki uygulamamaktadır.

31 Mayıs 2014 günü sikayetvar.com üzerinden, 2 Haziran Pazartesi günü firmaya twitter ve facebook üzerinden geri dönüş yapıp durumu daha net bir şekilde ifade etmeye çalıştım ancak alabildiğim cevap kuru bir özürden öteye gitmedi. Hiçbir şekilde mağduriyetim giderilmedi.

 
Konuyu özetlemem gerekirse;
  1. Hepsiburada.com Mayıs ayında başlatmış olduğu kampanya ile yanıltıcı ifade kullanmış ve stoklar bitince (satın almadan önce stok sayısı 18 idi, satın alma işlemim sonrası 17’ye inmişti.)ürünün fiyatının 1800TL olacağını ilan etmişti ancak durum böyle olmadı.
  2. Farklı kanallardan defalarca iletişime geçmeme rağmen müşteri memnuniyeti adına telefon ile durumu net bir şekilde açıklayıp sorunu gidermek yerine her defasında aynı metni kopyala yapıştır yaparak adeta dosyayı bir an önce kapatma yoluna gidildi. Beni dinleme yoluna kesinlikle gitmediler. Örneğin 30 Mayıs günü 150 TL bu ürün için ek olarak hediye çeki de veriliyordu. Benim bu çek ile ilgili kesinlikle bir talebim yok çünkü satın alma yaptığım gün böyle bir durum yoktu. Ancak satın alma yaptığım gün stok bitince fiyatın artacağına dair bir ifade vardı. Firma stoğun bittiğini ifade ediyor ancak fiyatı arttırmak yerine düşürerek zarara uğradığımı kabul etse de bunu giderme yoluna gitmiyor.
  3. “Stoklar sona erince fiyatta değişiklik yapılmaktadır” diye facebook ve twitter üzerinden bir mesaj gönderildi, zaten ben de fiyatın değişecek olması sebeiyle ürünü satın almıştım ancak belirtilenin aksine fiyat 1800 TL olmadı, aksine 1299 TL’ye düştü. Yanlış ve yanıltıcı bilgi sebebiyle alışveriş anında aldatılmış oldum. İlanda fiyatın 1800TL olacağı yazmasaydı teknolojik bir ürünün ileride fiyatının düşeceğini tahmin ederek zaten bekleme yoluna giderdim.
  4. Sorunu çözmek, mağduriyetimi gidermek için hediye çeki teklif etmek ya da ithalatçı/tedarikçi firmadan zarar tazmini adına bir girişimde bulunulmadı. Yeni doğan bebeğim sebebiyle yapmış olduğum düzenli alışverişlerim gözardı edildi ve müşteris olarak memnuniyetimi sağlamak adına maalesef hiçbir aksiyon alınmadı.
Sonuç olarak bu işin takibini bırakmayacağım. Günün sonunda belki 100 TL zarar etmiş olurum ancak benim gibi diğer tüketicilerin de bu şekilde aldatılmasını önlemek için elimden geleni yapmış olurum. Hepsiburada.com’un bu şekilde yanıltıcı ve yanlış ifadelerle açmış olduğu ilan ve kampanyalar umarım benim gibi diğer müşterilerinde mağduriyetine sebep olmaz. Eğer yaşadığım sorun çözülmezse ben 100 TL kaybetmiş olurum, firma da sadık bir müşterisini. Bakalım süreç nasıl son bulacak?

Google adsense

Analytics