çeşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çeşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2015 Salı

Minik Bir Kaçamak, İyi Gelir Kalplere...

Haftasonu ailecek kendimizi ödüllendirdik ve Çeşme'de bir kaçamak yaptık. Öyle iyi geldi ki anlatamam... Kısaydı, yetmedi, belki dahası da lazımdı ama bunların hiçbiri tatilin iyi olduğunu değiştirmez;)

Haftaiçi haftasonunu değerlendirmek üzere etstur.com a girip yakın diye Çeşme otellerini gezdim. Daha önce konaklamadığım ama konferansa katılıp keşke ailece de gelsek dediğim Sheraton Çeşme'den yer ayırttım. Okan ile ilk kez otelde konaklayacağımız için biraz heyecan vardı ama herşey olabildiğince yolunda gitti. Şansımıza hava da güzeldi. Odamız ve yemeklerde güzel olunca geriye de güzel hatıral kaldı.

Bakalım bir sonraki durak neresi olacak, şu an onu bilemem ama tatilin bünyeye ve kalbe iyi geldiği kesin. İşte bunun en güzel kanıtı fotoğraflar..











11 Eylül 2014 Perşembe

Balambaka Otel

Bu yıl evlilik yıl dönümümüzü 10 gün önceden kutlamaya karar verdikten sonra uzun süredir Alaçatı'da tecrübe etmek istediğimiz butik otelde konaklama fikrini hayata geçirmek üzere araştırmalara başladım. Önce etstur ve jollytur'un sitelerini gezip orada fazla seçenek olmadığını görünce booking.com'a girip alternatifler arasında gezmeye başladım. İhtiyacımız olan şey öncelikle Okan'dan uzakken kafa dinlemekti. Buna uygun olabilecek ve rahatlıkla havuza girebileceğimiz bir otel ararken fotoğraflar ve yorumlar arasından en çok ilgimi çeken Balambaka oldu. İsminin de orjinalliği ile bu otelde karar kıldım ve rezervasyonu booking.com üzerinden gerçekleştirdim.

6 Eylül Cumartesi önce Alaçatı pazarını gezip saat 14 olduktan sonra da Yandex navigasyonla kolayca otelin yerini bulup giriş yaptık. Personel son derece güler yüzlü, hızlı ve kibar bir şekilde bizi karşıladı. Odamıza yerleştikten sonra bu oteli seçmemizin sebeplerinden bir olan havuzunu test etmek için hazırlandık. Kimsenin kullanmadığı havuz hem temiz, hem de sessiz olması sebebiyle beklentimizi fazlasıyla karşıladı. Otelin dışarıdan o kadar heybetli bir hali vardı ki, bunu fotoğraflamamak olmazdı, anında havuz ve otelin birarada olduğu bir kare instagram üzerinden facebook'ta paylaşıldı ve sanal aleme "cennette tatildeyiz" mesajı verildi. Havuz sonrası dışarı çıkmaya hazırlanırken havuz başında kurulmuş olan 5 çayı için kavala kurabiyesi ve tarçınlı çayın olduğunu görmek bizi mutlu etti. Gerçekten ikramlar çok lezzetliydi.

Cumartesi akşamı Çeşme Marina'da yenilen akşam yemeği sonrası gece otele döndüğümüzde havuz başında bizi bekleyen huzurlu ortamı gördüğümde ne kadar doğru bir tercih yaptığımızı bir  kez daha anladım.

Pazar sabahı oteldeki ilk kahvaltımızı yaptık. Hepsi ev yapımı ve hafif olan reçellerle birlikte sunulan klasik bir Ege kahvaltısı... Şimdiye kadar hiç yemediğim karpuz ve ceviz reçelleri tat olarak beni öyle şaşırttı ki anneannemi ilk gördüğümde bugüne dek bize bu reçellerden yapmadığı için kendisiyle bir hayli uğraşacağım :)

Hava bir açıp bir kapayınca plajlara gitmek yerine günümüzü havuza girerek ya da havuz başında güneşlenip birşeyler okuyarak geçirdik. Bu esnada yine otel çalışanları misafirperverliklerini gösterdi ve mevsim meyveleri ile bizim dinamizmimizi korumamızı sağladılar.

Bu arada otelde konakladığımız süreçte başımızdan geçen ilginç bir olayı da aktarmadan edemeyeceğim. Pazar günü öğlen yemeğini yemek için Alaçatı'ya gitmek üzere hazırlanırken eşim kolyesini bulamadığını farketti. Odada her yere baktık, ama kesinlikle yoktu. Cumartesi gecesi dışarı çıkarken taktığından emindi. Bir dedektif misali Cumartesi akşamı otelden çıkmadan önce çektiğimiz fotoğraflara baktık. Fotolarda da kolye gözükmüyordu. Yüksek ihtimal otelde düşmüştü. Personele konuyu ilettik, olası yerlere baktık, bulamayınca da moralsiz bir şekilde Alaçatı'ya indik. Üzerinden çok geçmeden otelin sahibi İbrahim Bey aradı ve kolyenin bulunduğunu müjdeledi. Eşim ve ben bu habere gerçekten çok sevindik. Kendilerine güvenimiz de bu şekilde perçinlenmiş oldu.

3 gün 2 gece konakladığımız Balambaka Otel'de hem dinlendik hem de kaliteli vakit geçirdik. Sizlere de kesinlikle kafa dinleyip Alaçatı'yı yaşamak istiyorsanız Balambaka'yı tereddütsüz öneririm. Bu arada booking.com için de otele bir değerlendirme yazısı hazırladım. Az önce booking.com'un iletişim hattını arayıp ne zaman yayınlanacağını sordum, uzun yazdığım için gözden geçirmenin 7 haftaya kadar sürebileceğini söylediler. Napalım, bekleriz... Yazana değil biraz da yazdırana bakmak lazım. Otel hakkında çok yazdırıyor. Bu vesileyle tüm çalışanlara ve İbrahim Bey'e misafirperverliklerinden ötürü teşekkürlerimi sunarım.


15 Temmuz 2014 Salı

Mavi Teos’ta Geçen 20. Yaz

1994 yılında anneannemin gözetiminde evde İngilizce çalıştığım bir Pazar günü babamlar teyzemlerle yazlık almak niyetiyle gezerken Seferihisar’ın Sığacık mahallesindeki Mavi Teos Sitesi’ni bulup beğenmişlerdi. Bu siteden bir ev satın aldıktan sonra o günden beri her yaz yazın ciddi bir bölümünü burada geçirdim.

Önceleri sadece öğrenciyken nerdeyse 3 ayı bu sitede geçirir, yeri gelir çok sıkılır (az söylenmemiştim “neden Çeşme’den yazlık almadınız” diye), yeri gelir arkadaşlarımla çok eğlenir (harçlıklarla alınan bira ve cips nedense ilk aklıma gelen oluyor), her yaz güzel anılarla ayrılır (burada adım Takoz Recep’e çıktı yahu), okula başlayınca da arkadaşlarımla bu anıları paylaşırdım. Sonra zaman geçti, büyüdüm. Önce üniversite sınavına hazırlanmak için biraz daha erken dönmeye başladık. Takip eden dönemde üniversiteye girdim, bu kez stajlar başladı, daha da az kalmaya başladım. Sonra iş-güç sahibi oldum, sadece hafta sonlarında ve izinli olduğum dönemde gelir oldum. Daha sonra evlendim, tatilimizi de eşimle başbaşa yapmak istedik, sadece haftasonları gelir olduk.

Bu yaz ise durumlar biraz daha farklı. Yeni doğan oğlumuz Okan ile uzun süreli bir tatil için dışarıya çıkmamız, bir otelde konaklamamız çok olası olmayacağı için bu yaz tatilimizi de her ne kadar eskisi gibi uzun olmasa da Teos’ta geçiriyoruz. Ben bir, eşim ve Okan 2 hafta kesintisiz buradayız. Geçen hafta Cuma akşamı iş çıkışı tek başıma Seferihisar’a gelirken, rahmetli babam aklıma geldi. Babam da Cuma akşamları yazlığa gelir, ben de heyecanla onun gelişini bekler, arabadan benim için neler çıkacak diye merakla paketleri açardım. Yolda gelirken acaba ileride Okan da benim gelişlerimde aynı heyecanı yaşar mı diye düşünmeden edemedim.

Hafta sonu Serkan ile dubada eskisi kadar iddialı olmasa da yine gelecek planları yaparken kendimizi geçmişi konuşurken bulduk. 20 yılımızın, ömrümüzün ciddi bir kısmının burada geçtiğini konuştuk. Buna ek olarak, bu akşam Nilgün ile Okan’ı komşu sitelerde gezdirirken yine ortaokul yıllarımdan başlayan geçmişe hızlıca gittim. Anılar, anılar… Hızlı geçmiş onca yıllar. Ne hayaller kurar, ne planlar yapar, ne hedefler koyardık. Mekan kadar tabii ki de insanlar anlamlı kılıyor burada geçen yılları. İleride zaman ne gösterir, kaç yaz daha burada tatil yapılır kestirmek çok güç ama her daim Seferihisar’ı, Sığacık’ı, Teos’u ve özellikle Mavi Teos’u iyi anacağım kesin.

9 Temmuz 2013 Salı

Bloggerlar Alaçatı'da hem Sörf, hem de Test Sürüşü Yaptı!

Bumerang’ın #BumerangDeneyimGunleri kapsamında Ege’ye dair yazılan bloglar arasından seçtiği 10 şanslı bloggerdan biri olarak geçtğimiz Cumartesi (6 Temmuz 2013) gününü Alaçatı’da geçirdim. Çok hoş hatıralarla geride kalan bu etkinliği sizlerle de paylaşmak isterim…

Cumartesi sabahı sırt çantamı hazırlayıp, Cumhuriyet meydanına 9.35 gibi geldim. Çevrede çekingen adımlarla dolaşıp, zamanın buluşma saati olan 10 olmasını bekledim. Saat 10 gibi, Postane’nin yanında Renaul Captur’lar sıralanmaya başlayınca kendimi tanıtıp, Renault’nun reklam ajansındaki arkadaşlarla sohbete başladım. Daha sonra ekip tamamlandı. 3 Captur ve 1 Megane ile yola çıktık. Eski bir Megane kullanıcısı olarak özellikle bu araçta yolculuk etmek ve farkları görmek istedim. Otomatik vites Megane, ani hızlanmalarda biraz gürültülü geldi ama 1.5 motoru 18 derecede çalışan klimayı gayet yeterli şekilde taşıyordu. Otobanda 4’lü konvoyumuz oldukça sakin, hatta yer yer yavaş, bir şekilde yolculuk yapıp, Alaçatı’daki Bora Kozanoğlu Surf Center’a vardık.

Kozanoğlu ailesi oldukça misafirperver. Aynı Ege’ye dair bloğumda anlattığım Ege insanları gibiler. Sıcak karşılama ve aperatif bir atıştırma sonrası teorik sörf eğitimimizi Bora Kozanoğlu’ndan aldık. Birşeyi bilmek ile onu aktarabilmek çok farklı iki yetenektir. Bora bey bence bildiğini çok iyi aktarabilen bir öğretici. Verdiği teorik eğitim esnasında bunu bizlere hissettirdi. Daha sonra sıcağı sıcağına pekiştirmek için denize indik ve gruplar halinde hocalarımızla işin pratik boyutuna geçtik. Gözlemlediğim kadarıyla Bora Kozanoğlu’nun ekibindeki tüm hocalar cana yakın ve sevecen profilde insanlar. Benim grubumdaki Baransel Hoca’da son derece yardımsever bir şekilde işin inceliklerini bizlerle paylaştı.


Peki sörf yapmak nasıl bir deneyimdi? Açıkçası ben yapabilceğime inanmadan gitmiştim ama yapılabileceğini gördüm. Çok mu iyidim? Hayır. Ama en azından korkulacak bir şey olmadığını tecrübe ettim. Deneyip zevk aldığım bir spor oldu. Her defasında düşüp tekrar mücadeleye başlamak için çıkmak sanki bir hayat felsefesi gibiydi…



Saatler 2’yi geçtiğinde sörfe ara verip, Renault’larla Alaçatı’nın merkezine yol aldık. Çeşme’ye gelip de kumru yememek olmazdı. Uzun masamızda karnımızı doyurup sohbet ettik. Alaçatıda geçen dar vakitte 2 tane gelin&damat gördük, tıpkı önceki ziyaretlerimde olduğu gibi, sıcak ve kalabalık çiftlerin burada fotoğraf çektirme isteğini engellemiyordu.

Karnımızı doyurduktan sonra sörf okuluna geri döndük. Bir kısmımız sörf yapmak için denize yöneldi, bir kısmımızda Captur ile test sürüşü için sıra beklemeye başladı. Ben, bir Opel çalışanı olarak, Renault’nun soın aracını test etmek istedim. Araç bence sürüş zevki olarak oldukça başarılı. Direksiyonundaki yumuşaklık özellikle bayanlar için çok cazip. Bluetooth ile telefona bağlanma özelliği ve araç üzerinde kişiselleştirme yapılabilmesi güzel nitelikler. Ama arka koltukta oturan arkadaşların bacaklarının sıkışması tüm aile için rahatlık arayanlar adına eksi puan olacaktır.



Test sürüşü ve öğleden sonraki sörf aktivitesi sonrası Renault ve Bumerang ekibinin bizlere sunduğu hediyeleri de yanımıza alıp, İzmir’e geri dönüş için yola çıktık. Keyifli bir yolculuk sonrası kariyerimin ilk blogger aktivitesinden güzel anılarla ayrıldım. Eşimle, ailemle ve dostlarımla bu anılarımı memnuniyet duyarak paylaştım.


Yaşattıkları güzel hisler için Hürriyet ve Bumerang ekibine, Bora Kozanoğlu’na, ailesine ve ekip arkadaşlarına, Renault camiasına lansmanı yürüten reklam ajansındaki arkadaşlara teşekkür ederim. Blogger arkadaşlarla tanışmış olmaktan duyduğum memnuniyeti de özellikle belirtmek isterim. Bir başka etkinlikte buluşmak dileğiyle…

19 Haziran 2011 Pazar

OPC Experience

Babalar gününü minimum duygusallık, maksimum hızla geride bırakıyorum. Sabah 10'da Çeşme'ye Insignia OPC'yi test etmeye arkadaşlarımla (Erdem, Mümin, Ahmet) gittik. Bilen bilir, öyle hızlı arabalara çok merakım yoktur. Belki de bugünden itibaren "yoktu" demem daha doğru olur. Çünkü bu araç bambaşka. 325 beygirlik güç, 4*4'le birleşince gayet canavar bir araç ortaya çıkmış. Yolu tutuşu, frenlerde duruş zamanlaması, ve hızlanması beni fazlasıyla tatmin etti. Parkurdaki 3 turun tadı damağmda kaldı.

Günün geri kalanı da oldukça güzel geçti. Sağolsun Şirket'imiz çalışmış, hazırlanmış. Emeği geçen herkese buradan teşekkürler. Çayların da şirketten olmasıyla birlikte oldukça doyurucu birgün geçirdik. Havanın da güzel olmasıyla birlikte denizin ve güneşin tadını çıkardık. Ve tabii ki Çeşme'den ayrılırken yenilen kumru ve dondurma ile Çeşme'nin hakkını vermiş olduk.

Bugüne ait bir hatıra karesi ile blogumuzu renklendirelim:

Google adsense

Analytics