teos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
teos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ağustos 2025 Pazar

Recharged with Inspiration: Lessons from a Short Break

Today marks the 27th anniversary of my father's passing—a moment that always brings reflection. It also coincides with the end of my 2025 summer break. While I’m not someone who fully disconnects during holidays, I deeply respect those who do. Protecting one’s well-being and making time for loved ones is something I admire and support.

This summer was particularly challenging due to health issues within the family. Yet, I’m grateful to have carved out five days in my favourite coastal retreat—Teos, Seferihisar. Here, I return to routines that ground me: early morning walks, sunbathing, swimming, and most importantly, reflection.

Morning Walks & Mindful Listening

One of my routines is walking before breakfast while listening to podcasts. On the first working day of my vacation, I tuned into Bumuyani – Episode 203: Zehirli Dayanıklılık (“Toxic Resilience”). For those unfamiliar, toxic resilience refers to the tendency to overextend oneself in the name of dedication and loyalty—often at the cost of personal boundaries.

Listening to this episode made me realise how often I stay “always connected,” expecting the same level of responsiveness from colleagues. But through reflection and a meaningful conversation with a close friend, I’ve come to appreciate the importance of empathy—especially towards those who protect their time and energy with intention. Going forward, I aim to honour these boundaries more consciously and understand the drivers of those colleagues.

Summer Reading: Trust & Inspire


My summer read was Trust & Inspire by Stephen M. R. Covey. I’ve read over 200 pages so far, and it’s been transformative. Trust was a key theme I wanted to develop this year, especially as part of the PMI DNA. (Our PMI DNA—We Care, We are Better Together, We are Game Changers—defines how we work, lead, and engage with each other every day. For more: Culture & Diversity at PMI | PMI - Philip Morris International) One quote stood out:

“The very first job of a leader is to inspire trust. The second job is to extend it.”

Not trusting is a lonely, stressful, and joyless way to live. This book reminded me that leadership is not just about control—it’s about connection. I’ll continue dedicating time to reading and writing, and I welcome any book recommendations that support personal growth.

The Gift of Family Time

Of course, no summer is complete without family. During the hustle of back-to-back meetings and endless emails, it’s hard to find quality time. But on vacation, I can be fully present—and that’s the true gift. I’ll close with a family photo from the summer of 2025, a reminder of what truly matters.




#Leadership #PersonalDevelopment #TrustAndInspire #Resilience #Empathy #WorkLifeBalance #VacationReflection #MindfulLeadership #TeosSeferihisar #Summer2025 #GrowthMindset #SelfAwareness #EmotionalIntelligence #ToxicResilience #Inspiration #ProfessionalGrowth #ManagerLife #TreasuryAndTax #PMIDNA #ReflectionTime #PurposeDriven #BusinessLeadership #AuthenticLeadership #LinkedInBlog #CareerJourney #SelfImprovement #LeadershipJourney #TeamCulture #WorkplaceWellbeing #HumanCentredLeadership #EmpoweredTeams #LeadWithTrust

24 Ağustos 2024 Cumartesi

Ben Senden Razıyım 2024 Yazı

Seferihisar’dan ayrılmamızdan yalnız birkaç saat önce, denize karşı oturup 2024 yazının özetini çıkarmaya karar verdim. Haziran’ın ilk haftasındaki yoğunluk, okulların tatil olması ve Kurban Bayramı derken, Bursa sonrası Seferihisar’a gelip bir kez İstanbul, bir kez de Finike’ye gitmek dışında yazı konfor alanım Teos’ta geçirdim. Dönüp baktığımda “her güzel şey gibi işte bu da bitti” diyebilmek bile artık başlıca bir şükür sebebi.

Beklentiler ve Gerçekler

Yaza başlarken, yoğunluğu geride bırakıp bolca yazı yazacağımı, kitap okuyacağımı ve bunları sıklıkla LinkedIn’de paylaşacağımı düşünüyordum. Ancak, işlerin bitmek tükenmek bilmeyen yoğunluğundan arda kalan vakitte denize gitmeyi, yürüyüş yapmayı ve sosyal medyada gezmeyi tercih ettim. Öyle bir rutin oluşturdum ki, Sığacık Kale içine birkaç kez, Urla’ya sadece bir kez giderken, yaz başında kesin gideriz diye düşündüğüm Gümüldür’e hiç gitmeden yazı kapatıyorum. Yine de pişman değilim çünkü rutinimin içinde kaçırdığım için üzüldüğüm bir şey olmadı. Oluşturduğum rutinlerle ve düzenimle tatmin oldum: sabah yürüyüşleri, mesai sonrası denize gitmeler, Cuma sabahı pazar alışverişleri derken hiç izin kullanmadan hem yorulup hem de tatildeymişim gibi hissettiğim bir yaz yaşadım. Bir kez daha uzaktan çalışabiliyor olduğum için ne kadar şükretsem, hatta ailece şükretsek azdır.

Bekleyiş ve Heyecan

Bu yazın benim için en başından beri bir geri sayım, bekleyiş özelliği de vardı. Eylül ayında kariyerimdeki o değişiklik olacak mı, olmayacak mı diye yaz başından beri heyecanla bekliyordum. Yine çok şükürler olsun ki Ağustos’un başında resmi mektubumu da aldım: terfi ettim! Evde çığlık atarak ev halkını korkuttuğum o öğleden sonra yaşadığım rahatlama beni yıllar öncesinde Philip Morris için yine yaz tatilimde teklif aldığım 2013 yazına götürmüştü. İnşallah daha büyük başarıları sağlıkla kucaklarım.



Yazın Sonu ve Hatıralar

Sosyal medyada yaza veda hikayeleri paylaştığımız gecenin ertesinde birazdan İzmir’e gidip dostları da fiziken gördükten sonra önce Bursa, sonra İstanbul şeklinde alıştıra alıştıra eve döneceğiz. Seferihisar’ın soğuk denizi gibi bir anda girmek mümkün değilse önce biraz adım atıp yaklaşmak gerekiyor, biz de bunu tüm yaz deneyimlemiş insanlarız.

O değil de, yaz sonunda su nasıl da ısınmıştı ya… Hele o frizbi oynadığımız Pazar günü… Peki o akşamları ayın denize vurması... Bir de sahilde dinlediğimiz o güzel müzikler yok mu...Bu güzel yaz hatıraları ile yazı bitiriyor olmak çok güzel. Ben senden razıyım 2024 yazı. Kendine iyi bak Mavi Teos!



13 Ağustos 2023 Pazar

Sade Bir Hayat

Yine o son kuruşuna kadar - hatta belki de fazlasıyla - kazandığım maaşımı hak ettiğim bir haftayı geride bıraktıktan sonra bizimkilerin de Bursa'da olduğu bu haftasonunda Cumartesi günümün bir kısmını şu sakinlikte geçirdim.


Sessiz bir sahil, dik gelen güneş ışınları ve iki adım ötedeki deniz. İşte bazen tek istediğim bu sadelik diyorum. 

Kim bilir, belki emekli olduğumda böyle "sade bir hayat" yaşarım.

7 Ağustos 2022 Pazar

Zaman Geçiyor, Bazı Şeyler Tekrar Edermiş Gibi Yapıyor

Bu yaz fena sıcak yaptı. Klişeleşen sıcak muhabbetini burada sürdürecek değilim ancak dün gece (6 Ağustos 2022 Cumartesi) Beşiktaş’ın son dakikalarda gelen galibiyetinden sonra keyifle twitter’da takıldıktan sonra 1 gibi uyudum. Birkaç günlüğüne ailece annemin İzmir Hatay’daki evinde konuk olduğumuz için, çocukken karanlık oda dediğimiz, pek hava almayan odada yatmak durumunda kaldım. Malum sıcaklar fena seyrettiği için kaliteli uyuyamadım ve sabah 6’da uyandım. Kaldığım yerden yani twitter’dan devam edip, biraz alışveriş sitelerini gezdikten sonra madem bugün günlerden Pazar deyip, şampiyon kahvaltısının malzemelerini almaya, yani boyoz, gevrek ve açma almak için Hatay caddesine indim. Aslında evin yakınında da fırın vardı ama maksat biraz da hamur işlerine yer açmak olunca yolu uzatıp yürümeyi tercih ettim.

Hatay caddesine inerken ilk dikkatimi çeken şey altında mayosu ve parmak arası terliği, sırtında çantası olan gençler oldu. Metro istasyonuna veya otobüs durağına giden gençler belli ki Pazar sabahının 8’inde yazlık bir yerlere gidip denize girecekti. Bu tablo bana rahmetli babamla çocukluk yıllarıma götürdü. İlkokul çağlarındayken, biz de yazın Pazar sabahları erkenden çantalarımızı arabaya indirir, bir askeri kampa giderdik. O kamplarda geçen vakit belki hayatımın en keyifli, en eğlenceli dönemi değildi belki ama bugün geriye dönüp baktığımda şezlongda saatlerce güneşlenmem, öğlen hamburger almak için sırada beklemem, denizden deniz kabuğu veya şekilli taşlar toparlayıp onları eve getirmem hep hoş hatıralar olarak hafızama kazınmış. Çok şükür ki ben de oğlumun böyle hatıralar biriktirebilmesine vesile oluyorum.

İşte onlardan biri de dündü. Biz de o çocukken gittiğimiz askeri tesislerden birini ailece gittik. Bize Urla’ya gitmez zaten başlı başına iyi gelen bir şey ama bu kez yoluna sonuna kadar gidip Çeşmealtı’ndaki askeriye gittik. İçerideyken, belki de babamın vefatının sene devri yaklaştığı için (10 Ağustos) hep geçmişle kıyasladım içeriyi. Hele ki öğlen hızlı yemek (evet, fast food’u askeriyede bu şekilde çevirmişler) kuyruğunda Okan ile beklerken “ne yemek istersin?” diye sorduğumda “hamburger” demesi, “istersen köfte, pizza, pide vs. de yiyebilirsin” dememe “yine de hamburger ya” diye cevap vermesi bir ara beni yaklaşık bir 30 yıl önceye ışınladı. Babasının oğlu deyip konuyu daha da dramatize etmeyeyim.

Zaman hızla akıyor derken ciddiydim


Diyeceğim o ki, hepinizin bildiği gerçek, zaman hızlı geçiyor ve geçen zaman da geri gelmiyor. Bu sabah Hatay Caddesi’ndeki bir parfümeri dükkanının camında “20-40 yaş arası eleman alınacaktır” yazıyordu. Yakında parfümeri kariyerine başlamanın zamanını kaçıracağım. O zaman bugünün tadını çıkaralım. Neyse ki bu satırları Sığacık Teos’ta güzel bir esinti eşliğinde yazıyorum. Vahşi sıcağa inat keyifle… 

14 Temmuz 2019 Pazar

Yepyeni Fidelerimi Sulamaya Başladım


Bir hafta önce Teos’tayken aklımda yakın geçmişte yaşadığım bir tecrübe ve onun bitmek tükenmek bilmeyen iç değerlendirmesini yaşarken, bir hafta sonra, yani şimdi onu geride bırakıp sonrasında beni nelerin beklediğine dair kafa yormaca ve iyi şeyler umut etme durumundayım. Tatil nedeniyle eşimin ve oğlumun uzakta olduğu bu iki hafta sonunda ben annemlerle her zamankinden fazla yakınken iç dünyamda da bu gelgitler yaşanıyor.


Bakarsan iki gelgitin de ortak yönü işle ilgili olması. İş yaşam dengesinin bu derece yoğun yaşandığı günümüz dünyasında bu dengenin ya da dengesizliğin tam ortasında biri olarak iş dışı aktivitelerle kafamı meşgul etmenin bana en iyi gelecek şey olduğunu hissediyorum. Bu doğrultuda ufak tefek çalışmalar yapıp gelecekte olgunlaşacak ve meyve verecek olan ağaçlarımın tohumlarını ekip onları suluyorum.


Biraz açacak olursam, geçen hafta yazlığa gelirken yolda yeni açacağım blogların isimlerini kontrol edip kafamdaki alternatiflerden en uygun olanları belirledikten sonra 5 tane yeni blog sayfası yarattım. 2007’den beri bazen yoğun bazen seyrek, bazen kendi emeğimle, bazen de alıntı ve çalıntılarla (bunu da kabul etmek, emeğe saygı göstermek gerekir) www.VolkanYorulmaz.blogspot.com üzerinde yazıp paylaşıyorum. 


Beni bilen bilir, bir iş yaparken o konu hakkında çok okur çok araştırırım. Blog dünyasına girdiğimde başarılı bir bloğun spesifik bir konuda içerikler sunması gerektiğini yerli ve yabancı kaynaklardan okudum ama kendi adımdaki bloğumda maalesef tek bir konu hakkında yazmayı başaramadım, yeri geldi bankalarla mücadelemden, yeri geldi kişisel gelişim ve kariyer tecrübelerimden, bazen ailevi konulardan, bazen de okuduğum kitaplardan hoşuma gidip de altını çizdiğim satırlardan bahsettim.

Şimdilerde ise bir yol ayrımındayım. Artık buradan, yani VolkanYorulmaz.blogspot.com’dan bana özel deneyimlerimi paylaşmaya devam ederken aşağıda bahsettiğim 5 blog’da ise spesifik olarak belirli konulara yoğunlaşacağım. Bu bloglardan 3 tanesinde Türkçe, 2 tanesinde ise İngilizce içerik üreteceğim. Gelin size yeni fidelerimden ya da başka bir deyişle ürünlerimden bahsedeyim…



Sadece Hakkımı Aradım

Tüketici tecrübelerim ve haklı müşteri deneyimlerimle ilgili başımdan geçenleri www.sadecehakkimiaradim.blogspot.com üzerinden paylaşıp hem tüketicilere haklarını hatırlatacağım, hem de benzer durumlarda nasıl aksiyon almaları konusunda onlara yön göstereceğim.



Vergi Analisti

Vergi, benim 2007 yılından beri evime ekmek götürdüğüm, çalışıp para kazanmamı sağlayan alan. Ülkemizde de vergi mevzuatı hem sık güncelleniyor, hem de gri alanların çokluğu sebebiyle tartışmalara sebep oluyor. Ben de bu işi profesyonel olarak yapan, “serbest muhasebeci ve mali müşavir” ve “bağımsız denetçi” ünvanlarına sahip biri olarak kendimi güncel tutmak için okuduklarımdan anladıklarımı ve yorumladıklarımı www.vergianalisti.blogspot.com üzerinden paylaşacağım.



Vurgulananlar

Yazmayı seviyorum ama okumak da bana iyi geliyor. Okudukça yaşadığım olumsuzluklardan uzaklaştığımı hissediyorum, adeta okuduğum kitapların içindeki dünyalara adım atıp geride bırakmak istediğim tatsızlıklardan kaçıyorum. Bununla beraber, bir arşivcilik, bir güzellikleri kendime saklama gibi bir huyum da var. Çok güçlü bir belleğim de olmadığı için, kitaplarda beğendiğim, altını çizdiğim bölümleri saklayıp sonrasında tekrar okumak hoşuma gidiyor. Bu hem o kitaptaki hikayeye/mesaja beni ışınlıyor, hem de o dönemdeki hislerimi/hatıralarıma. İşte tüm bunları artık www.vurgulananlar.blogspot.com üzerinden paylaşacağım. “Vurgulananlar” adı size biraz garip, zorlama gelebilir; şöyle açıklayayım, kendime kitap okuma alışkanlığımı geliştirmek için Kobo ekitap okuyucu aldım. Bu cihazda bir bölümün altını çizmek istediğinizde, o bölümü seçince karşınıza “vurgula” ya da “not ekle” diye iki seçenek çıkıyor. İşte blog’uma verdiğim isim de buradan geliyor.



My Highlightz

Kitap okuma sevdamdan bahsetmişken, hem tüm kitapları Türkçe bulmak mümkün olmadığı hem de İngilizce’mi canlı tutmak istediğim için İngilizce okumaya da ciddi zaman ayırıyorum. Tabi yine yukarıda bahsettiğim sebeplerden ötürü de kendime bol bol notlar alıyorum. İşte ingilice okuduğum kitaplardan hoşuma giden bölümleri artık www.myhighlightz.blogspot.com üzerinden yayımlayacağım. 


Özellikle kitaba başlamadan ya da satın almadan önce kitap hakkında yorumları merak eden okuyuculara sübjektif yorumlardan ziyade direk kitabın içeriğinden bölümler sunan www.vurgulananlar.blogspot.com ve www.myhighlightz.blogspot.com adresleri okuyucuların fikir sahibi olmasında çok faydalı olacaktır.



Unsmoke Your World

Dumansız gelecek hepimize iyi gelecek. Ben de bu konuda üstüme düşeni yapıp, insanları bilgilendirmeye, sigarayı bırakmalarına ya da riski azaltılmış ürünleri tercih etmelerine yardımcı olmaya çalışıyorum. Bu konuyla ilgili aldığım aksiyonları ve bilgilendirici içerikleri www.unsmokeyourworld.blogspot.com aracılığıyla insanlara sunmaya başladım. Tamamen kişisel bir faaliyetten hareket ederek birilerine faydamın dokunması için çalışmak beni motive ediyor.

İşte bugünlerde iş dışındaki enerjimi aktardığım yegane alanlar bu 5 blog sayfasından oluşuyor. Umarım sizler de kendinize göre birşeyler bulursunuz bu alternatifler arasından. Bu arada bu içeriği hazırlarken öyle bir yağmur yağdı ki, sanırım bu da gelecekteki bereketin işareti olsa gerek…

20 Temmuz 2014 Pazar

Her Güzel Şey Gibi Yıllık İzin de Bitti

2014 yazının Temmuz ayının 20. günü bu satırları yazıyorum. Yazın ortası geldi, hatta geçti bile. İzmir'de yaz kolay kolay geçmese de takvim olarak durum böyle. Günler oldukça hızlı akıp geçiyor özellikle bu mevsimde.

Önce Dünya Kupası heyecanı başladı. Yeni televizyon ile imkan dahilinde maçları izledim. Sonra Ramazan başladı, sonra da yıllık izne çıktım. Bu sene Okan'ın da varlığıyla Seferihisar'da ailece geçen yaz tatili heyecanı da geldi geçti. Şu an tatilimin son günü ve tatil modundan iş moduna kolay adapte olabilmek için son günü özellikle evde geçirmek ve hem işlerimi bir gözden geçirmek hem de kendime vakit ayırmak istedim.

Önümde iş açısından oldukça yoğun günler ve bayram tatilinin de olması sebebiyle yine günlerin yoğun bir koşuşturmayla geçeceğini kestirmek hiç de zor değil. O nedenle insanın kendine geçen günlerden güzel hatıraları saklaması şart. Bu bazen yazarak, bazen de fotoğraflayarak oluyor. İşte bu yazın en güzel karelerinden biri. Bahçemizden yemyeşil bir doğal güzellik...

15 Temmuz 2014 Salı

Mavi Teos’ta Geçen 20. Yaz

1994 yılında anneannemin gözetiminde evde İngilizce çalıştığım bir Pazar günü babamlar teyzemlerle yazlık almak niyetiyle gezerken Seferihisar’ın Sığacık mahallesindeki Mavi Teos Sitesi’ni bulup beğenmişlerdi. Bu siteden bir ev satın aldıktan sonra o günden beri her yaz yazın ciddi bir bölümünü burada geçirdim.

Önceleri sadece öğrenciyken nerdeyse 3 ayı bu sitede geçirir, yeri gelir çok sıkılır (az söylenmemiştim “neden Çeşme’den yazlık almadınız” diye), yeri gelir arkadaşlarımla çok eğlenir (harçlıklarla alınan bira ve cips nedense ilk aklıma gelen oluyor), her yaz güzel anılarla ayrılır (burada adım Takoz Recep’e çıktı yahu), okula başlayınca da arkadaşlarımla bu anıları paylaşırdım. Sonra zaman geçti, büyüdüm. Önce üniversite sınavına hazırlanmak için biraz daha erken dönmeye başladık. Takip eden dönemde üniversiteye girdim, bu kez stajlar başladı, daha da az kalmaya başladım. Sonra iş-güç sahibi oldum, sadece hafta sonlarında ve izinli olduğum dönemde gelir oldum. Daha sonra evlendim, tatilimizi de eşimle başbaşa yapmak istedik, sadece haftasonları gelir olduk.

Bu yaz ise durumlar biraz daha farklı. Yeni doğan oğlumuz Okan ile uzun süreli bir tatil için dışarıya çıkmamız, bir otelde konaklamamız çok olası olmayacağı için bu yaz tatilimizi de her ne kadar eskisi gibi uzun olmasa da Teos’ta geçiriyoruz. Ben bir, eşim ve Okan 2 hafta kesintisiz buradayız. Geçen hafta Cuma akşamı iş çıkışı tek başıma Seferihisar’a gelirken, rahmetli babam aklıma geldi. Babam da Cuma akşamları yazlığa gelir, ben de heyecanla onun gelişini bekler, arabadan benim için neler çıkacak diye merakla paketleri açardım. Yolda gelirken acaba ileride Okan da benim gelişlerimde aynı heyecanı yaşar mı diye düşünmeden edemedim.

Hafta sonu Serkan ile dubada eskisi kadar iddialı olmasa da yine gelecek planları yaparken kendimizi geçmişi konuşurken bulduk. 20 yılımızın, ömrümüzün ciddi bir kısmının burada geçtiğini konuştuk. Buna ek olarak, bu akşam Nilgün ile Okan’ı komşu sitelerde gezdirirken yine ortaokul yıllarımdan başlayan geçmişe hızlıca gittim. Anılar, anılar… Hızlı geçmiş onca yıllar. Ne hayaller kurar, ne planlar yapar, ne hedefler koyardık. Mekan kadar tabii ki de insanlar anlamlı kılıyor burada geçen yılları. İleride zaman ne gösterir, kaç yaz daha burada tatil yapılır kestirmek çok güç ama her daim Seferihisar’ı, Sığacık’ı, Teos’u ve özellikle Mavi Teos’u iyi anacağım kesin.

11 Şubat 2013 Pazartesi

Spice Girls'lü Pepsi ve Büyük Boy Ruffles Varsa Balık Tutamasak da Olur

İnsanların hayatında amaçlar ve araçlar vardır. Amaçlara ulaşmak için genellikle araçlar kullanılırken, bazen de araçlar amaçların vesilesi olur. Lisedeki kompozisyon sınavlarında kullanılanlar kadar karışık olan şu iki cümleyi var mısınız biraz örneklerle açmaya…

90’lı yıllardı…Ortaokul çağlarındaydım. Seferihisar-Teos’taki yazlığımızda üç aylık yaz tatilimi hiç sıkılmadan geçirirdim. Arkadaşlarımla kendimizi eğlendirecek türlü şeyler bulurduk. O yaz favori eğlencemiz “balık tutmak”tı. Öğle yemeklerimizi yedikten sonra üç arkadaş buluşur ortak amacımız olan balık tutma faaliyetimiz için önce bakkala uğrardık. Bakkal alışverişimiz hiç değişmezdi: Bir ekmek, bir büyük boy Ruffles ve üç kutu Pepsi! Ekmek balık tutarken oltalarımızın ucuna sarmak içindi. Ancak işin aslında balık tutma amacımıza bizi götüren aracımız oltalarımız ya da ekmeğimi değil Ruffles ve Pepsi’mizdi… Çoğu zaman sadece kaya balığı tutar gelirdik ama balık tutmak için geçirdiğimiz vakitte cips kola muhabbetimiz hep bize kar kalırdı.


O dönem Spice Girls ortalığı yakıp yıkıyordu ve Pepsi’nin kutu kolalarının üzerinde o çılgın kızların fotoğrafları vardı. Walkman’imin sesini sonuna kadar açıp Ruffles yerken yağlanmış olan ellerimle kulaklığıma akustik bir hava katmaya çalışarak  radyodan kasete kaydettiğim Spice Girl şarkılarını Pepsi’mizi içerken dilimiz döndüğünce söylerdik. Kutularımız bitince Ruffles paketinin içine koyar balıktan dönerken çöpe atardık.

Üzerinden yıllar geçse de ne zaman o üç eski dost buluşsak, balık tutmaya sevdalı olduğumuz o yazı anarız. Üçümüzde aslında çok iyi biliriz ki balık bahanedir, o ortamdaki Ruffles ve Pepsi’nin eşlik ettiği sohbet şahanedir.


Yıllar geçse de üstünden, bu amaç ve araç ilişkisi değişmez… Sadece ama sadece ortamlar, koşullar değişir. Ben yine Pepsi’mi Ruffles ile hüpletmeyi seviyorum. Ama artık amacım farklı, haftasonu eşimle evimizde film keyfi yaparken mutlaka bu ikili bizimle oluyor. Ne zaman evimizde toplanıp maç izleyecek olsak, bizim ikramımız yine bu ikili oluyor… Filmi beğensekte beğenmesekte, maçı kazansakta kaybetsekte,  yiyip içerken yaşadıklarımız yanımıza kar kalıyor.

Sözün özü, amaçlar doğru araçlarla buluşunca hayatın tadı bir başka çıkıyor! Bu yolda tadını çıkarmak için bir kutu Pepsi kola ve bir büyük boy Ruffles tek ihtiyacın olabilir. Haydi durma, aç hemen paketlerini!

Google adsense

Analytics