smmm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
smmm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Kasım 2019 Cumartesi

Nasıl Bağımsız Denetçi Oldum? - KGK Bağımsız Denetçilik Sınavı Hakkında


2018 yılı Kasım ayında Kamu Gözetimi Kurumu tarafından yapılan sınavda başarılı olup denetçi olmak için gerekli belgeleri sağladıktan sonra “Bağımsız Denetçi” ünvanını aldım. Sizlerle daha önce nasıl Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir olduğumu anlattığım videomu paylaştığımda bu konuda yazdığım içeriğin yüksek okunma sayısından bahsetmiştim. Henüz 1 yıl bile olmadan hem blog’umda hem de Medium’da benzer bir okunma trendi yakalayan ve bana yine sıklıkla soru gelen bağımsız denetçilik hakkında bir video içerik hazırlamanın bu yolculukla ilgili detayları merak edip biraz da motive olmaya ihtiyacı olanlara faydalı olacağını düşündüm. Bu yolculuğa çıkarken çevremde KGK sınavlarına giren arkadaşlarım olmadığı gibi internetteki forumlarda da bu yetkilendirme sınavı ile ilgili güncel paylaşımlar çok kısıtlıydı. Bu eksikliği çekmiş biri olarak umarım bu video size ve yine sizin paylaşımlarınız sayesinde ilgili diğer kişilere ulaşır ve onlara fayda sağlar.

Önce kendi hikayemle başlayayım… 2010 yılında SMMM ruhsatını aldığım dönemde PwC adlı çok uluslu bağımsız denetim kuruluşunda vergi departmanında çalışıyordum. Ardından General Motors Türkiye’de çalıştım ve 2013 yılından beri de Philip Morris’te görev yapmaktayım. Çok uluslu firmalarda çalışanların iyi bildiği bir süreç vardır; yıllık performans değerlendirme süreçleri ve bu süreçlerde çalışanlara verilen gelişim hedefleri. 2018 yılında teknik konularda kendimi geliştirme hedefim doğrultusunda yaptığım araştırmalar sonucunda KGK Bağımsız Denetçilik sınavını gözüme kestirdim. 2018 yılı Mart ayıydı, transfer fiyatlandırması raporu, ilişkili taraf işlemleri gibi konularla boğuştuğum, hafta sonlarım da bile ailemden uzak kalıp ofiste çalışmak durumunda kaldığım yoğun bir dönem geçiriyordum. Finans alanında nasıl gelişim sağlarım derken KGK websitesine girip yetkilendirme için şartları sağlayıp sağlamadığımı araştırırken duyurularda Mayıs sınavı için başvuruların o hafta sona ereceğini gördüm. Zaten yoğun bir tempoda çalıştığım, nisan sonu gibi transfer fiyatlandırması ile ilgili çalışmalarımın kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesiyle biraz hafifleyeceğini öngördüğüm bu dönemde sınava kaydolmaya karar verdim. Her bir sınav için giriş ücreti 150 TL’idi, üç sınav için 450TL’lik ücreti KGK websitesi üzerinden ödeyip hemen sınav tarihi için Ankara’ya sabah ilk uçak ile gidip öğleden sonra dönecek şekilde uçak biletlerimi satın aldım.

Yeri gelmişken sınav tarihi ve yeri hakkında bilgi vereyim: KGK Bağımsız Denetçilik Sınavları yılda iki kez, genellikle Mayıs ve Kasım aylarında İstanbul ve İzmir’de düzenleniyor.

Sınav giriş ücreti ve uçak biletleri hazırdı ancak sınavda başarılı olmam durumunda Bağımsız Denetçi ünvanını almaya hak kazanma ile ilgili şartları sağlayıp sağlamadığım konusunda kafam biraz karışıktı. Kafamı karıştıran konu “Uygulamalı Mesleki Eğitim” ile ilgili şarttı. Maddede denetçi olmak isteyenlerin en az 3 yıl süreyle, finansal tablo denetimi dahil olmak üzere mesleki konularda denetçi yanında ya da denetim kuruluşunda uygulamalı eğitim almalarının şart olduğu belirtilmiştir. PwC’de kağıt üzerinde tam 3 yılı doldurmamıştım ama yine de belgeyi alabilmemi sağlayan bir istisna vardı. Bu istisna en az on beş yıllık mesleki tecrübeye sahip olanların uygulamalı mesleki eğitim şartı aranmaksızın bağımsız denetçi olabilecekleri hükmüydü.

Buna göre;

3568 Kanun hükümlerine göre fiilen staj yapmak suretiyle meslek mensubu olunmuş ise mesleki tecrübe süresinin hesabında başlangıç tarihi olarak staja fiilen başlama tarihi esas alınır.

3568 sayılı Kanunun 6’ncı maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen stajdan sayılan hizmetlerde geçen sürelerin stajdan saydırılması suretiyle meslek mensubu olunmuş ise mesleki tecrübe süresinin hesabında başlangıç tarihi olarak stajdan sayılan hizmete başlama tarihi esas alınır.

Staj başlama tarihinden itibaren 3568 sayılı Kanun kapsamındaki mesleki faaliyetlerde geçirilen süreler 15 yıllık sürenin hesabında dikkate alınır.

15 yıllık sürenin hesabında kamu kurum ve kuruluşlarında geçirilen süreler hariç olmak üzere, bir yıldan fazla süreyle bu faaliyetlere ara verilmesi durumunda ara verilen fazla süreler dikkate alınmaz.

15 yıllık sürenin hesabında 4 yılı aşmamak üzere yukarıda saydığımız bölümlerdeki lisans ve lisansüstü eğitimde geçen süreler mesleki tecrübe süresine ilave edilir.

Kurumu aradım, durumumu ve tecrübelerimi paylaştım, telefondaki görevli son derece iyi niyetli ve yardımcı bir şekilde nihai kararın tevsik edici belgelerin iletilmesi ile verileceğini ancak bahsettiğim şartlarla 15 yıllık mesleki tecrübeyi 2018 yılında tamamlayacağım için sınavda başarılı olmam şartı ile bağımsız denetçi olabileceğimi söyledi. Bunu duyunca kafam da rahatladı ve hedefe konsantre olmaya başladım. Hemen merak edenler için açıklayayım, 15 yıllık iş tecrübem yoktu, ancak 15 yıllık mesleki tecrübenin hesabında lisans ve yüksek lisansta geçen süreler de dikkate alındığı için bu süreyi doldurabiliyordum.

Demek ki neymiş? Sınava, başvuru süresi içerisinde müracaat eden ve sınav ücretini yine başvuru esnasında kredi kartından on-line olarak ödeyen kişiler girebilirmiş. Ancak Bağımsız Denetçi Belgesi için sadece sınavı kazanmak yeterli değilmiş. Ayrıca adayların diğer şartları da taşımaları gerekirmiş. Bu şartları bulup okuyabilirsiniz uzun uzadıya ilgili maddeyi (Bağımsız Denetim Yönetmeliği 14. Madde) paylaşmak yerine bu maddedeki en önemli unsurları şöyle özetleyebilirim:

Hukuk, iktisat, maliye, işletme, muhasebe, bankacılık, kamu yönetimi ve siyasal bilgiler dallarında eğitim veren fakülte ve yüksekokullardan veya denkliği Yükseköğretim Kurulunca tasdik edilmiş yabancı yükseköğretim kurumlarından en az lisans seviyesinde mezun olanlar veya diğer öğretim dallarından lisans seviyesinde mezun olmakla beraber bu fıkrada belirtilen bilim dallarından lisansüstü seviyesinde diploma almış olmak.

Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerin 4 konudan Yeminli Mali Müşavirlerin de 3 konudan sınava girmesi, bağımsız denetçi olabilmeleri için yeterlidir. Eğer Sermaye piyasası, bankacılık, sigortacılık ve özel emeklilik alanlarında denetim faaliyetinde bulunmayacaksanız bu sınava girmenize gerek olmadığından sınav sayıları SMMM’ler için 3e, YMM’ler için 2 ye iner. Muhasebe Standartları, Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim ile Denetim bir SMMM’nin bağımsız denetçi olması için geçmesi gereken sınavlardır. YMM’lerin ise Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim sınavına da girmesine gerek yoktur.

Hikayemle devam edecek olursam, Mart ayında sınavlara kaydımı oldum ve çalışmaya başladım. İşim şehir dışında olduğu için her gün yaklaşık 2 saatim yolda geçiyor. Bu süreyi bilgisayarıma indirdiğim muhasebe standartları ve denetim standartları ile kurumsal yönetim ilkeleri ile ilgili ders notlarını okuyarak geçirdim. Bir de Deha Yayınları’nın soru bankasını sipariş ettim. Akşamları ve hafta sonları fırsat buldukça soru çözdüm. Çıkmış sorularla Deha Yayınlarının kitabını karşılaştırdığımda aslında Deha’nın soru tipinin çok da sınava uygun olmadığını fark ettim ama ne kadar çok soru çözersem o kadar gelişirim diye bu kitaptan da çalışmaya devam ettim. Özellikle son iki haftayı sırf eski soruları çözmekle geçirdim. O dönem şirket aktivitesi olarak Bodrum’a Titanic Otel’e gitmiştik, ben toplantı aralarında ve tüm boş vakitlerimde soru çözmeye çalışıyordum çünkü gündelik hayatımda kullanmadığım pek çok bilgiden sınavda soru çıkacağının farkındaydım.

Zaten yaklaşık 2 aylık bir hazırlık sürecim vardı ve yoğum tempoda çalıştığım için bu süre hızlıca aktı, sınav tarihi geldi çattı. Soğuk bir Mayıs sabahı, İzmir’den Ankara’ya ilk uçakla yolculuk yaptım. Ankara’da alandan inip sınavın yapılacağı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın Eğitim tesislerine ulaştım. Sınavı bekleyen herkes kapılar açılmadığı için tesislerin karşısındaki cafe’de bekliyordu. Ben de hem karnımı doyurdum, hem de son tekrarlarımı yaparken insanları gözlemledim. Pek çok kişinin kursa gittiğini ellerindeki ders notlarından gördüm. Açıkçası kursa ayıracak zamanım olmadığı için hiç kursa gitmeyi düşünmemiştim ama o an psikolojik olarak acaba bu bir dezavantaj mı diye düşünmedim değil. Ancak bugün sizlere şunu çok daha net söyleyebiliyorum: bu sınavlar için kursa vakit ve para harcamanıza hiç gerek yok.

Sınava girdiğimde ilk fark ettiğim şey, evde soru çözmekle sınavda soru çözmek çok farklıydı. Soruların zorluğundan, bir başka deyişle yeterince konulara hakim olmadığımdan sorular üzerinde çok fazla düşünmem gerekiyordu ve bu bana zaman kaybettiriyordu. Üç dersin de sınavını tamamlayıp çıktığımda bir kez daha sınav için Ankara’ya geleceğimin farkındaydım ama bu sınav sürecinden de almış olmam gereken dersleri almıştım.

Peki ilk sınavlara girdikten sonra neyi fark ettim? Öncelikle bu sınava sadece geçmiş yıl sorularından hazırlanarak başarılı olmayı hayal etmeyin, bu stratejiyle hayalden öteye gidemezsiniz. Örneğin, Muhasebe Standartları’nda ilk 10 soru içerisinde 3 soru BOBİ FRS ile ilgiliydi, BOBİ FRS 2018 yılından itibaren uygulanmaya başlayacağı için bu konuda daha önce hiç soru gelmemişti. Buna benzer standartlardaki güncellemelerden gelen sorular hem Denetim hem de Muhasebe Standartlarında oldukça fazlaydı.

İkinci olarak Sınava aynı gün gelmek için gece yarısı denebilecek bir saatte kalkmak böyle bir sınava yorgun girmeme sebep olmuştu. Eğer şehir dışından gelip sınava girecekseniz ve artık 20’li yaşlarınızda değilseniz bir gün önceden şehirde olmakta, o gece son tekrarlarınızı yaptıktan sonra uykunuzu iyi alıp sınava girmekte fayda var.

Son olarak, sınavdaki soruların metinleri oldukça uzun ve bu durum insana soruları okurken çok zaman kaybettiriyor. Evde soru çözerken hiç vakit tutmadığım için sınavda zamana karşı yarışmak son bölümde (Denetim) soruları tam anlamadan boş bırakmamak için hızlıca okuyup cevaplamama sebep oldu. İşte bu yüzden sınava hazırlanırken çözdüğünüz soruları mutlaka süre tutarak zamana karşı çözün ve hızlanmaya gayret edin.

Sınavdan iki hafta sonra sonuçlar KGK tarafından duyuruldu ve beklediğim gibi Muhasebe Standartları ve Denetim sınavlarında soruların yarısından fazlasını doğru yapsam da yeterli puanı tutturamamıştım. Ama güzel haber Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim dersinden gelmişti, 88 almıştım. Bu sayede bir sonraki sınavda başarılı olmak için derslerin birinden 60 diğerinden 62 almam yetecekti. (3 ders için ortalama 70 olması için toplam 210 puan gerekiyor, elde var 88, geriye 122 puan kalıyor, geçme notu 60, o halde 60 ve 62 yeterli).

Kasım sınavı için tecrübem ve umudum vardı. Farklı bir departman ve farklı bir ülke tecrübeleriyle yine dolu dolu geçen bir dönem geçirsem de Kasım’daki sınava bence doğru metodoloji ile çalıştım. Önce güncel standartları KGK websitesinden indirdim. Sonra bunların önemli bölümlerinden kendim için notları çıkardım. Standartları bilmeyenler için şunu söyleyebilirim, yabancı dilden çeviri olduğu için gündelik dilimizden uzak ve anlaması çok kolay değil. Ama bir kere bu yola girmiştim ve geri vites yapacak bir durumda değildim. Not alarak çalışmayı kendim için daha motive edici bir hale getirmek için ise güzel bir fikrim vardı: öyle notlar çıkaracaktım ki benden sonra da bu sınavlara girecek kişiler bu notları alıp sınavda başarılı olabilecekti. Motivasyonum kısaca şöyleydi: çıkardığım notları ebook haline getirip Google Play Kitaplar üzerinden herkesin kullanımına ücretsiz bir şekilde açacaktım. Bu fikir beni not çıkarırken ayrı bir heyecanlandırıyordu ve yer yer sıkıcı bir işi daha ulvi hale getiriyordu.

Sınava hazırlandığım dönemde vitesi artırmam gereken Eylül-Ekim aylarında iş sebebiyle 4 haftalığına Romanya’daydım. Burada bulunduğum dönemde döviz kurunun TL’ye göre oldukça yüksek olmasının da etkisiyle çok fazla gezilebilecek bir durum olmaması sebebiyle hafta sonları sık sık farklı Starbuck’s’lara (marka takıntım yok sadece gurbette bana daha güvenilir ve konforlu geldiği için burayı seçtim) kaçıp not çıkarmaya, sabahları erken kalkıp standart okumaya çalıştım. 

Ekim ortasından itibaren Türkiye’ye döndüğümde daha önce bahsettiğim iş için gidip geldiğim her gün iki saatlik yolculuğum esnasında serviste pdf dosyalarından standartları okuyup özet çıkarma işini tamamladım. Ardından yine çıkmış soruları çözmeye başladım. Bu kez hem zaman tuttum, hem de hata yaptığım her soruyla ilgili sınav sonrasında tekrar standarda gidip o bölümle ilgili yeniden not aldım. Böylece notlarımı daha geniş ve nitelikli bir hale de getirebiliyordum. Yeri geldi iş yerinden mesai servisi ile çıkıp çalıştım, yeri geldi arabamı servise götürdüğümde bekleme salonunda soru çözdüm. Hatta sınavdan önceki son Cuma evde çalışırım diye izin almama rağmen oğlumun da hafif bir hastalık durumu sebebiyle evden kaçıp annemde çalıştım.

11 Kasım’daki sınava Atatürk Anadolu Lisesi’nde girdim. Ankara’ya bir gün önceden gidip Tandoğan’da sakin bir otelde kaldım. Planladığım gibi son tekrarlarımı akşam yapıp makul bir saatte yattım. Ertesi sabah 10’da başlayan sınav için 9’da oradaydım. 

Sınıfa girip de sayfalarını kontrol etmemiz için sınav kitapçığını elime alıp yavaş yavaş sayfaları çevirirken bir yandan da sorulara göz ucuyla baktım ve çoğunun çalıştığım konulardan oluştuğunu görmek özgüvenimi tazelememe sebep oldu. Evde yaptığım testlerde denetim sorularını daha hızlı çözdüğümü görmem sebebiyle sınava önce denetimle başladım ve ardından daha çok vakit kalması için muhasebe standartları sorularına geçtim.

Yeri gelmişken sınavla ilgili sizlere iki tüyo daha vereyim:

Sınavlarda zamanı yetiştiremeyecek olan adaylar ek bir ders ücreti (örneğin Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim) daha yatırarak ekstra süreye sahip olabilirler.

40 sorudan oluşan sınavlarda her bir şıktan 8’er tane cevap var, yani 8 A, 8 B, 8 C, 8 D ve 8 E. Sınavın sonunda vaktiniz kalırsa bu kontrolü de yapabilirsiniz. Yanıtlarınızı kontrol ettikten sonra kalan zamanda bu şekilde de bir gözden geçirme yapabilirsiniz.

Sınavdan çıktığımda ilkinin aksine bu işin bu kez bittiğini biliyordum. Sınavdan sonraki üçüncü haftanın Cuma günü mesai bittikten sonra KGK websitesindeki duyuru ile açıklanan sonuçlarda başarılı olduğumu gördüm.

Sonuçların açıklanmasını takiben bağımsız denetçi olmak için gereken belgeleri KGK websitesinden yükleyip belge ücretini yatırdım ve Bağımsız Denetçi ünvanını aldım.

Peki bu sınavlara girmek ve sınavlar sonucunda başarılı olmak bana ne sağladı:

Her şeyden önce çalıştığım şirketin Finans departmanında görevliyim ve sınava dair konular bugünkü iş tanımımda direk olarak bulunmasa da ileride olabilir. Bu sınava hazırlanırken öğrendiklerim ve tazelediklerim yarın işime yarayacaktır. Bununla beraber bir şeyleri bildiğini söylemekle bildiğini belgelendirebilmek arasında fark vardır. Saygınlığı olan bir kurum tarafından yetkilendirilmek, bu farkı ortaya koymak açısından önemlidir. Ayrıca konulan hedeflere ulaşmak insana ayrı bir tatmin sağlar. Ben Mayıs ve Kasım ayından girdiğim bu sınavlar ve sınavlar öncesi yaptığım çalışmalarla hedefim olan teknik bilgimi geliştirme konusunda bir başarı elde etmiş olmanın hazzını da yaşıyorum. Çalıştığım şirket bir dönüşüm yaşıyor ve bizden beklenen özelliklerden biri de anlam yaratmak. Anlam yaratan kişilerin özelliklerine baktığımızda da profesyonel gelişimlerine yatırım yapan kişiler olduğunu görüyoruz. İşte bu noktada da hedefime ulaşmış olmak bir yandan da bu nitelikle örtüşüyor. Tüm bunlara ek olarak, şu an Google Play Kitaplar’da hem muhasebe standartları hem de denetim konusunda hazırladığım notlar bu konulara ilgili duyan herkesin erişimine  açık. İşte bu da bana manevi bir haz sağlıyor.

Dilerseniz “Sınav Kazandıran Muhasebe Standartları Notları” ve “Sınav Kazandıran Denetim Notları” diye adlandırdığım kitaplarımı Google Play’den bu isimlerle ya da direk “Volkan Yorulmaz” diye aratarak bulabilirsiniz. Hatta bu kitapları okuduktan sonra GoodReads kullanıyorsanız buradan da kitaplarımı okuduğunuzu belirtebilir, yorumlarınızı diğer kullanıcılarla paylaşabilirsiniz.

Google Play Kitaplar’dan kitaplarıma erişmek için:


İşte benim bağımsız denetçi olma hikayem böyle… Yeri gelmişken bu konuda beni arayarak mesaj atarak tebrik eden herkese bir kez de buradan teşekkürlerimi sunarım. Tabi ben de sevgili eşime ve oğluma teşekkürlerimi sunarım, sınava çalıştığım dönemde onları istemeden de olsa ihmal ettim. Neyse ki bu sürecin ve çabaların sonu mutlu bitti.

Nisan 2026'da gelen yorum: Her ay bu içeriği yüzlerce kişi okuyor ve kitabımı onlarca kişi satın alıyor. Gösterdiğiniz ilgi için teşekkürler. Umarım çok başarılı olursunuz!

2 Aralık 2018 Pazar

Nasıl Bağımsız Denetçi Oldum?



2018 yılında teknik bilgimi geliştirmek gibi bir hedefim olduğu için kariyer hedeflerimle paralel olduğunu düşündüğüm bağımsız denetçilik sınavlarına girip bağımsız denetçi ünvanını almak için yola koyuldum. Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) tarafından yılda iki kez düzenlenen sınav, Mayıs ve Kasım aylarında Ankara’da ve İzmir’de gerçekleşiyor.

2010 yılında nasıl Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir (SMMM) olduğumu anlattığım blog içeriğim onbinlerce insan tarafından okunduğu için bağımsız denetçi olmayı düşünen kişiler için faydalı olacağını umarak süreci baştan sona paylaşmak istedim. Bu arada nasıl SMMM olduğumu merak edenler buradan buyursun:


Yukarıda da belirttiğim gibi 2018 yılında teknik bilgimi geliştirmek için yeni bir şeyler yapmak gibi bir hedefim vardı ve bu hedefi gerçekleştirmek için de yine Finans alanında bir şeyler çalışmak istiyordum. Kafamda bu düşünceler dolaşırken aylardan Mart ayı olmuştu ve ben transfer fiyatlandırması, ilişkili taraf işlemleri gibi konularla boğuştuğum, hafta sonlarımda bile ailemden uzak kalıp ofiste çalışmak durumunda kaldığım yoğun bir dönem geçiriyordum. Tam bu dönemde SMMM Yeterlilik sınavı için eşimin kuzeni İzmir’e gelmişti ve onunla sınav sonrasındaki hedefleri hakkında konuşurken konu KGK tarafından verilen bağımsız denetçilik yetkisine gelmişti. O konuşmanın ardından yeni hedefimi belirlemiştim.

Nedir bu “bağımsız denetçilik” bir de senden dinleyelim Volkan derseniz genel hatlarıyla şöyle açıklayabilirim:

SMMM ruhsatına sahipseniz, en az 3 yıl denetim tecrübeniz ya da 15 yıllık mesleki tecrübeniz varsa, KGK’nın düzenlediği sınavlardan “Muhasebe Standartları”, “Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim” ve “Denetim” sınavlarına girip 70 ortalamayı tutturabilirseniz “bağımsız denetçi” ünvanını alabilirsiniz. Tabi bu yazdıklarım dışında da yeterlilik için ek bazı şartlar da var, şartlardan oluşan uzun listeye KGK websitesinden erişebilirsiniz. Yeri gelmişken söyleyeyim, sınavlar test ve her biri 40 sorudan oluşuyor. Hesap makinesi kullanmak serbest.

O yoğun geçen Mart ayında KGK websitesine girip yetkilendirme için şartları sağlayıp sağlamadığımı araştırırken duyurularda Mayıs sınavı için başvuruların o hafta sona ereceğini gördüm. Eşimle konuşup zaten yoğun bir tempoda çalıştığımı, nisan sonu gibi transfer fiyatlandırması ile ilgili çalışmalarımın kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesiyle biraz hafifleyeceğini düşünüp sınava kaydolmaya karar verdim. Her bir sınav için giriş ücreti 150 TL’idi, üç sınav için 450TL’lik ücreti KGK websitesi üzerinden ödeyip hemen sınav tarihi için Ankara’ya sabah ilk uçak ile gidip öğleden sonra dönecek şekilde uçak biletlerimi satın aldım.

Yukarıda bahsettiğim gibi 3 sınava girecektim ama Muhasebe Standartları sınavı Türkiye Muhasebe Standartları, yıllık ve konsolide finansal tabloların hazırlanmasına ilişkin mevzuatta yer alan düzenlemeler ve standartları içeriyordu, yani oldukça kapsamlıydı ve içinde bulunduğum kısıtlı sürede ancak standartları okuyabilirdim. Aynı şekilde Denetim de Türkiye Denetim Standartları, mesleki etik kuralları, bağımsızlık, risk yönetimi, iç kontrol ve denetimle ilgili diğer mevzuatı kapsıyordu ve burada da okunacak konular oldukça detaylıydı. Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim ise üniversiteden beri kullanmadığım bilgilerimi tazelemem gereken bir alandı. Çevremde KGK sınavlarına giren arkadaşlarım olmadığı gibi internetteki forumlarda da bu yetkilendirme sınavı ile ilgili güncel paylaşımlar çok kısıtlıydı. Hal böyle olunca ben de kendi stratejimi belirledim ve Deha Yayınları’nın KGK için hazırladığı soru bankasını satın aldım. Bir de üzerine çıkmış soruları indirdim. Kısıtlı sürede bol bol soru çözerek sınava hazırlanmayı tercih ettim. Bu arada sınavdan önceki hafta şirketle Bodrum’daki Titanic Otel’e toplantıya gittiğimizde her arayı fırsat olarak görüp odada, yolda soru çözdüğüm için çevreme biraz asosyal bir izlenim bile vermiş olabilirim.

Sayılı gün hemen geçti ve sınav sabahı 3‘te kalkıp 4’te Havaş’a binip 5 gibi İzmir Atatürk Havalimanı’nda Ankara uçuşu için beklerken bile son sınavda çıkan soruların üzerinden geçiyordum. Ankara’ya indiğimde buz gibi havasıyla beni Üniversite yıllarıma götürdüğü gibi üzerimdekilerin İzmir şartlarına göre olması sebebiyle öyle bir üşüttü ki kendime neden daha kalın bir şeyler giymediğim için oldukça kızdım. Neyse ki sınava gireceğim Gelir İdaresi Başkanlığı Eğitim Merkezi’ne erken gidip ısınabileceğim bir kafe buldum ve cebimdeki naneli Olips sayesinde hasta olmadan sınava girdim. Sınavın başlamasıyla birlikte sınav için seçtiğim stratejinin yani sadece soru çözerek hazırlanmanın maalesef başarısız olduğunu gördüm. Şöyle ki, kitapçık Muhasebe Standartları soruları ile başlıyordu ve ilk 10 soru içerisinde 3 soru BOBİ FRS ile ilgiliydi, BOBİ FRS 2018 yılından itibaren uygulanmaya başlayacağı için bu konuda daha önce hiç soru gelmemişti. Buna benzer standartlardaki güncellemelerden gelen sorular hem Denetim hem de Muhasebe Standartlarında oldukça fazlaydı. Geçmiş yıllarda çıkan soruları ya da benzer soruları cevaplasam da bu sorular daha sınav bitmeden sonucun çok da parlak olmayacağını bana hissettirdi. Bununla beraber, üniversitede, özellikle Sabancı Üniversitesi’nde finans alanında yaptığım MBA iyi bir temel oluşturmuş olmalıydı ki Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim sınavı sorunsuz geçmişti. Sınavdan çıktığımda aldığım dersler şöyleydi:

-      Bu sınavda başarılı olmak için geçmiş yıl sorularını çözmek tek başına yetmez, illa ki standartları okuyup genel bir hakimiyet sağlamak lazım.

-      Sınava aynı gün gelmek için gece yarısı denebilecek bir saatte kalkmak böyle bir sınava yorgun girmeye sebep oluyor, ondan bir gün önce şehirde olmak gerek.

-      Metinler oldukça uzun ve bu durum insana soruları okurken çok zaman kaybettiriyor, evde soru çözerken hiç vakit tutmadığım için sınavda zamana karşı yarışmak son bölümde (Denetim) soruları tam anlamadan boş bırakmamak için hızlıca okuyup cevaplamama sebep oldu. Evde sınav çözerken mutlaka süre tutmak ve hızlanmak gerek.

Sınavdan iki hafta sonra sonuçlar KGK tarafından duyuruldu ve beklediğim gibi Muhasebe Standartları ve Denetim sınavlarında soruların yarısından fazlasını doğru yapsam da yeterli puanı tutturamamıştım. Ama güzel haber Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim dersinden gelmişti, 88 almıştım. Bu sayede bir sonraki sınavda başarılı olmak için derslerin birinden 60 diğerinden 62 almam yetecekti. (3 ders için ortalama 70 olması için toplam 210 puan gerekiyor, elde var 88, geriye 122 puan kalıyor, geçme notu 60, o halde 60 ve 62 yeterli).

Kasım sınavı için tecrübem ve umudum vardı. Farklı bir departman ve farklı bir ülke tecrübeleriyle yine dolu dolu geçen bir dönem geçirsem de Kasım’daki sınava bence doğru metodoloji ile çalıştım. Önce güncel standartları KGK websitesinden indirdim. Sonra bunların önemli bölümlerinden kendim için notları çıkardım. Standartları bilmeyenler için şunu söyleyebilirim, yabancı dilden çeviri olduğu için gündelik dilimizden uzak ve anlaması çok kolay değil. Ama bir kere bu yola girmiştim ve geri vites yapacak bir durumda değildim. Not alarak çalışmayı kendim için daha motive edici bir hale getirmek için ise güzel bir fikrim vardı: öyle notlar çıkaracaktım ki benden sonra da bu sınavlara girecek kişiler bu notları alıp sınavda başarılı olabilecekti. Motivasyonum kısaca şöyleydi: çıkardığım notları ebook haline getirip Google Play Kitaplar üzerinden herkesin kullanımına ücretsiz bir şekilde açacaktım. Bu fikir beni not çıkarırken ayrı bir heyecanlandırıyordu ve yer yer sıkıcı bir işi daha ulvi hale getiriyordu.

Sınava hazırlandığım dönemde vitesi artırmam gereken Eylül-Ekim aylarında iş sebebiyle 4 haftalığına Romanya’daydım. Burada bulunduğum dönemde döviz kurunun TL’ye göre oldukça yüksek olmasının da etkisiyle çok fazla gezilebilecek bir durum olmaması sebebiyle hafta sonları sık sık farklı Starbuck’s’lara (marka takıntım yok sadece gurbette bana daha güvenilir ve konforlu geldiği için burayı seçtim) kaçıp not çıkarmaya, sabahları erken kalkıp standart okumaya çalıştım. Ekim ortasından itibaren Türkiye’ye döndüğümde sabahları 60 kilometre ötedeki iş yerime gitmek için kullandığım serviste pdf dosyalarından standartları okuyup özet çıkarma işini tamamladım. Ardından yine çıkmış soruları çözmeye başladım. Bu kez hem zaman tuttum, hem de hata yaptığım her soruyla ilgili sınav sonrasında tekrar standarda gidip ilgili bölümle ilgili yeniden not aldım. Böylece notlarımı da daha geniş ve nitelikli bir hale de getirebiliyordum. Yeri geldi iş yerinden mesai servisi ile çıkıp çalıştım, yeri geldi arabamı servise götürdüğümde bekleme salonunda soru çözdüm. Hatta sınavdan önceki son Cuma evde çalışırım diye izin almama rağmen oğlumun da hafif bir hastalık durumu sebebiyle evden kaçıp annemde çalıştım.

11 Kasım 2018 Pazar günkü sınav için bu kez Cumartesi öğlen İzmir’den çıktım ve akşamüstü Ankara’da oldum. Tandoğan’da mütevazi bir otelde yer ayırtmıştım, önce otele yerleştim, sonra da eski günlerdeki gibi Tandoğan Orduevi’nde akşam yemeği yedim. Takvimlerin 10 Kasım’ı göstermesi ve Anıtkabir’e çok yakında olmam sebebiyle coşkulu kalabalığın içinde yürüyüş yaptıktan sonra son tekrarlarımı kendi çıkardığım notları okuyarak yaptım ve ertesi gün sınava gittim.

Sınava Atatürk Anadolu Lisesi’nde girdim. 10’da başlayan sınav için 9’da oradaydım. Sınava girecek insanların yanlarında dolaşırken çoğunun dershanede aldıkları notlardan ve hocalarının son hatırlatmalarından bahsediyor olması ya da şirket aracı olduğunu tahmin ettiğim lüks araçlarla gelmesi acaba bu sınav için yeterli miyim diye şöyle bir kendime sormama sebep olsa da başarılı olacağıma inancım tamdı.

Sınıfa girip de sayfalarını kontrol etmemiz için sınav kitapçığını elime alıp yavaş yavaş sayfaları çevirirken bir yandan da sorulara göz ucuyla baktım ve çoğunun çalıştığım konulardan oluştuğunu görmek özgüvenimi tazelememe sebep oldu. Evde yaptığım testlerde denetim sorularını daha hızlı çözdüğümü görmem sebebiyle sınava önce denetimle başladım ve ardından daha çok vakit kalması için muhasebe standartları sorularına geçtim. Sınavlarda zamanı yetiştiremeyecek olan adaylar ek bir ders ücreti (örneğin Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Finansal Yönetim) daha yatırarak ekstra süreye sahip olabilirler ancak ben böyle bir maliyete katlanmaya gerek görmedim. Zamanı iyi kullanıp, tereddütte kaldığım için yanına işaret koyduğum sorulara da geri dönme vakti buldum. Bu arada 40 sorudan oluşan sınavlarda her bir şıktan 8’er tane cevap var, yani 8 A, 8 B, 8 C, 8 D ve 8 E. Sınavın sonunda vaktiniz kalırsa bu kontrolü de yapabilirsiniz. Kontrollerimden sonra kalan zamanda bu şekilde de bir gözden geçirme fırsatı buldum.

Sınav bittiğinde bu işin bu kez bittiğini biliyordum. Sınavdan iki gün sonra KGK websitesinde soruların yanıtları açıklandı. Hepsini değil ama genelini şöyle bir kontrol ettim, doğrularımın sınavda başarılı olacak kadar olduğunu görünce de devamını getirmedim ve resmi sonuçların açıklanmasını bekledim. Şükürler olsun ki, sınavdan sonraki üçüncü haftanın Cuma günü mesai bittikten sonra KGK websitesindeki duyuru ile açıklanan sonuçlarda başarılı olduğumu gördüm.

Peki bu sınavlara girmek ve sınavlar sonucunda başarılı olmak bana ne sağladı:

Her şeyden önce ben çalıştığım şirketin Finans departmanında görevliyim ve sınava dair konular bugünkü iş tanımımda direk olarak bulunmasa da ileride olabilir. Bu sınava hazırlanırken öğrendiklerim ve tazelediklerim yarın işime yarayacaktır. Bununla beraber bir şeyleri bildiğini söylemekle bildiğini belgelendirebilmek arasında fark vardır. Saygınlığı olan bir kurum tarafından yetkilendirilmek, bu farkı ortaya koymak açısından önemlidir. Ayrıca konulan hedeflere ulaşmak insana ayrı bir tatmin sağlar. Ben Mayıs ve Kasım ayından girdiğim bu sınavlar ve sınavlar öncesi yaptığım çalışmalarla hedefim olan teknik bilgimi geliştirme konusunda bir başarı elde etmiş olmanın hazzını da yaşıyorum. Çalıştığım şirket bir dönüşüm yaşıyor ve bizden beklenen özelliklerden biri de anlam yaratmak. Anlam yaratan kişilerin özelliklerine baktığımızda da profesyonel gelişimlerine yatırım yapan kişiler olduğunu görüyoruz. İşte bu noktada da hedefime ulaşmış olmak bir yandan da bu nitelikle örtüşüyor. Tüm bunlara ek olarak, şu an Google Play Kitaplar’da hem muhasebe standartları hem de denetim konusunda hazırladığım notlar bu konulara ilgili duyan herkesin erişimime ücretsiz bir şekilde açık. İşte bu da bana manevi bir haz sağlıyor.

Dilerseniz “Sınav Kazandıran Muhasebe Standartları Notları” ve “Sınav Kazandıran Denetim Notları” diye adlandırdığım kitaplarımı Google Play’den bu isimlerle ya da direk “Volkan Yorulmaz” diye aratarak bulabilirsiniz. Hatta bu kitapları okuduktan sonra GoodReads kullanıyorsanız buradan da kitaplarımı okuduğunuzu belirtebilir, yorumlarınızı diğer kullanıcılarla paylaşabilirsiniz.

Google Play Kitaplar’dan kitaplarıma erişmek için:


Goodreads’ten kitaplarıma ve onlarla ilgili yorumlara ulaşmak için:


Nasıl “Bağımsız Denetçi” olduğumu anlattığım bu içerik “Nasıl SMMM Oldum?” konulu içeriğim kadar popüler olur mu, onun kadar çok paylaşılıp yorum alır mı bilmiyorum ama dileyen herkes bana yorum ya da mail ile ulaşabilir ve süreçle ilgili merak ettiklerini sorabilir. İşte benim bağımsız denetçi olma hikayem böyle… Yeri gelmişken bu konuda beni arayarak mesaj atarak tebrik eden herkese bir kez de buradan teşekkürlerimi sunarım. Tabi ben de sevgili eşime ve oğluma teşekkürlerimi sunarım, sınava çalıştığım dönemde onları istemeden de olsa ihmal ettim. Neyse ki bu sürecin ve çabaların sonu mutlu bitti. 

Mutlu Son: Sınav Sonuç Belgesi
Romanya'da Starbuck's'ta Çalışmayı Tercih Ettiğim Günlerden Hatıra Tweetler
Ankara'ya Uçmadan Önce Kendi Notlarımdan Son Tekrarlar

11 Kasım 2018 - Ankara Atatürk Anadolu Lisesi 

Dileyen Herkes Sınav Kazandıran Notlarıma Ücretsiz Erişebilir
Goodreads adlı sanal kitaplık aracılığıyla da kitaplarıma erişebilir, hatta okuduklarınız arasına ekleyip yorumlar paylaşabilirsiniz.

9 Ekim 2015 Cuma

Gelir İdaresindeki e-Dönüşüm Neler Getiriyor?

8 Ekim 2015 tarihinde İzmir Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası'nda Türmob yetkilileri tarafından "Mali Mühür, e-Fatura, e-Arşiv, e-Defter, Kayıt Saklama Gereksinimleri ve e-Tebligat" konulu seminer verildi. Gerek Vergi Denetim Kurulu'nun yaptırdığı bir takım çalışmaların paylaşılması, gerekse mevcut düzenlemelerin geri planındaki Gelir İdaresi Başkanlığı'nın amaçlarının açıklanması açısınından faydalı olan bu seminerden aldığım önemli notlar aşağıdaki gibidir.

Gelir İdaresi Başkanlığı'nın sürdürdüğü e-dönüşüm kapsamında Vergi Denetim Kurulu'na denetlemeye hazır belgelerin sunulmaaı ve beyannamelerin zamanla beyanname düzenleme programı (bdp) ile düzenlenmesi yerine mükelleflere İnternet Vergi Dairesi aracılığıyla hazır beyannamelerin sunulup onaylanmasına yönelik çalışmaların temelinin atıldığı anlatıldı.

VUK 454 Genel Tebliği ile ihracat faturalarının 1 Ocak'tan itibaren e-fatura şeklinde düzenleneceği hatırlatıldı. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı (GTB) detaylarını teknik kılavuzla açıklayacak olsa da içeriden alınan bilgilere göre e-faturaların GTB'ye kesileceği ve bunların gümrük beyannameleri ile kontrol edileceği ifade edildi.

E-Fatura sisteminde altı çeşit fatura (satış, iade, tevkifatlı, istisna, özel matrah ve ihraç kayıtlı) düzenlenebildiği hatırlatıldı ve bunun da mevcut KDV beyannamesinin bölümleriyle birebir aynı olduğu belirtilerek bir sonraki düzenleme ile e-fatura mükelleflerinin beyanname düzenleme programını kullanmadan internet vergi dairesine girerek hazır gelen bilgiler üzerinden beyan verebilecekleri açıklandı. Bu uygulamaların hayata geçmesi ve genele yayılması ile BA/BS beyannamelerinin hayatımızdan zamanla çıkacağı anlatıldı.

E-Defter ile ilgili mevzuatta ikincil düzenleme ile ilgili değişiklik yapılmasına gerek olmadan edefter.gov.tr de yapılacak teknik kılavuz güncelleme duyurularının yeterli olacağının tebliğ ile ifade edildiği belirtildi. Bu sebeple edefter websitesindeki duyuruların mükellefler tarafından sıklıkla takip edilmesi gerektiği hatırlatıldı. Şu an yevmiye defteri ve defteri kebir için sitede teknik kılavuz bulunduğu için e-defter mükelleflerinin sadece bu iki defteri elektronik ortamda tutması gerektiği açıklandı.

E-Defter tutmakla zorunlu mükelleflerin her ay yevmiye ve defter-i kebir için berat alması gerektiği ve Ocak ayına ait beratın Nisan sonuna kadar alınması gerektiği, Aralık ayı için de üç aylık sürenin aksine Nisan'a kadar uzatıldığı hatırlatıldı. (Özel hesap dönemleri hariç) 30 Nisan tarihinin kritik olduğu ve bu tarihe kadar hem açılış hem de kapanış beratının alınacağı ifade edildi. Beratı alınan e-defterleri saklama yükümlülüğünün mükellefte olduğu belirtilerek birden fazla yerde yedek alarak saklamanın mükellefin lehine olacağı söylendi.

E-Defterleri merkezi şekilde denetlemek için GİB'in yazılım firmalarına program yazdırdığına dair bilgi aldıklarını ve saniyeler içinde bir firmanın en çok satış yaptığı firma, ihracatına ilişkin detaylar gibi bilgilere ulaşmasına imkan verecek sistemin kurulacağı açıklandı.

Kayıt saklama gereksinimleri ile ilgili VUK 431 Genel Tebliği hakkında ise bu tebliğe göre hazırlanan raporların yevmiye kaydının oluşturulduğu an hazır olmasının beklendiği ifade edildi. Vergi Denetleme Kurulu, entegretör firmalardan (kayıtlı program geliştiriciler) ilgili verilerin Excel'e nasıl aktarıldığını tek tek açıklayan bilgileri istediği belirtildi. Bunun denetimlerde verilerin doğruluğunu test etmek için kullanılacağının tahmin edildiği açıklandı.

E- Tebligat ile ilgili olarak, kurumlar vergisi mükelleflerinin zorunluluğu olduğu için ve SMMM'lerin anlaşmalı firmaları adına başvurularının kabul edilmeyeceğinin açıklanması sebebiyle vergi dairelerine başvurularda bir yoğunluk yaşanacağı, bu sebeple önümüzdeki günlerde elektronik ortamda başvuruların alınabileceğine yönelik bir beklentinin olduğu belirtildi.

Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) ve Elektronik Tebligat uygulamalarının birbirinden farkı anlatıldı ve KEP ile TTK hükümlerine göre bildirimlerin alınacağı, e-Tebligat ile VUK hükümlerine göre tebligatların alınacağı ifade edildi. Zamanla KEP ve e-Tebligat sistemlerinin entegre olması yönünde bir görüş birliği olduğu açıklandı.

3 Mayıs 2014 Cumartesi

SMMM Konularında Şahsi Fikirlerim

Blogumda en çok okunan içeriklerin başında nasıl SMMM olduğuma dair süreci anlattığım yazım geliyor. Google'da sağolsun bu içeriğimi güzel destekliyor ve konuyla ilgili arama sonuçlarında içeriğim hep önlerde çıkıyor.
 

Yazdıklarımı okuyup danışmak isteyen arkadaşlar mail adresime arasıra sorularını yöneltiyorlar. Bende elimden geldiğince cevaplamaya çalışıyorum. Bugün yine bu konuda danışmak istediğini belirten bir arkadaşımızın mailini alınca ben de cevabı hazırlayıp blogumdan yayınlamayı ve benzer soruları olup da mail atmaktan çekinen arkadaşlara da faydalı olurum diye düşündüm.

Peşin peşin belirtmekte fayda var. Bu sorulara kendimce cevap veriyorum. Yani bunlar benim görüşüm. Farklı düşünen arkadaşlar tabii ki olabilir, saygı da duyarım. Ancak benim tecrübelerimin özeti bugün itibarıyla bu şekilde...

Gelen mail ayne bu şekildeydi:

"Merhaba aklimda bir kac soru var size danismk istiyorum.
1. Buyuk sehirlerde smmm stajyeri olarak calismak mantikli mi az ucretlere
2.smmm meslegi gelecegi nasil cunku nette hep bi isyan modu var.
3.ortalama 3000-4000 kazanan bi smmm cinin ortalama kac mukellefi olmali bu miktarlara erismek kolay midir ?
4.suan spk ileri duzeye hazirlaniyorum bu belgenin sizce piyasada gecerliligi nedir"


Bence cevaplar da bu şekilde:

1. Bence şehirden çok nerede, hangi tecrübeleri elde ederek stajı yaptığınız daha önemli. Kendinizi geliştirebileceğiniz, sorumluluk alabileceğiniz, size mesleki bilgisini aktarabilecek bir ortam önemli olan. Tabii ki çok uluslu denetim firmaları bu konuda bir adım once. Buralarda staj yapmak için de büyük şehirde olmak gerekiyor. Malesef başlangıç maaşları düşük ama bu dönemde kişi kendine yatırım yaptığını düşünerek motivasyonunu artırmalı. Gerisi zaten sonra geliyor.

2. Yalnızca SMMM mesleğini hedef olarak belirleyen kişilerin gelecekte çok parlak hedeflere ulaşabileceğini düşünmüyorum. Mutlaka yanında destekleyen birşeyler de yaparak kendilerini her daim güncel ve farklı tutmaları gerekiyor.

3. Hiç SMMM bürosunda tecrübem olmadığı için defter kaça tutuluyor bilemiyorum ancak bu müşterilerinizin büyüklüğü ve sektörü ile direk olarak değişebilen bir konu. Bunun için direk bu işi yapanlarla temasa geçmenizde fayda var. Tabi bu noktada gelirin kağıt üzerinde mi yoksa fiiliyatta mı olduğunu da mutlaka sorgulayın. Çünkü kulağıma gelenler, meslektaşların müşterilerinden tahsilat konusunda sıkıntı çektiği yönünde.

4. SPK Faaliyetleri İleri Düzey Lisansı'na sahibim. Özel sektörde finans departmanlarında çalıştığım için bu belge bana direk olarak fayda sağlamıyor ancak kişisel olarak beni tatmin ediyor. Bir şekilde digger meslektaşlarımdan benim farkımı ortaya koyuyor. Buna ek olarak, eğer bankada kariyer yapmayı hedefliyorsanız, bu belge aranan özelliklerden birini yerine getirmeniz için sizing önünüzü açacaktır. Test formatında 8 sınavı geçerek alabileceğiniz bu belgeyi almanızı öneririm.

7 Haziran 2010 Pazartesi

Nasıl SMMM Oldum?

Bu yazıyı 6 Haziran 2010 Pazar günü kaleme alıyorum. Bundan 3 sene önce, daha bu tarihlerde SMMM’nin açılımını bile bilmiyordum. Mayıs 2007’de PriceWaterhouseCoopers’tan vergi bölümü için teklif aldığımda, tecilimi kaldırmak için tam bir ay önce askerlik şubesine dilekçe vermiş bulunuyordum. Daha sonra kulaktan dolma bilgilerle denetim firmalarında çalışınca askerliğin tecil edilebildiğini duydum ve teklifi kabul ettim. İş için gerekli evrakları toplamaya başladığım süreçte HR’daki bayana askerlikle ilgili işlemleri kendilerinin halledip halletmeyeceğini sorduğumda işin rengi bir hayli değişmişti.

Şirketin bu noktada fazla bir şey yapamacağını, SMMM Staj başlatma sınavını geçerek benim askerliğimi tecil ettirebileceğimi söylemişti.

Aşağıdaki videoyu 17 Eylül 2019 tarihinde, yani SMMM olduktan 9 yıl sonra çektim ve bu meslekle ilgili tecrübelerimi, deneyimlerimi ve tavsiyelerimi anlattım. Videoyu izlemenizi, mesleğe ilgi duyan arkadaşlarınızla paylaşmanızı şiddetle tavsiye ederim:


SMMM’nin daha kaç m ile yazıldığını bile bilmeyen ben internetten konu ile ilgili kaynaklara, sınavın içeriğine bakarken, forumlardaki test ve yazılı sınav ayrımını ve dosya yakanları okuyunca aslında askerliği SMMM sınav süreci ile erteletmenin çok da kolay olmadığını anlamıştım ama o dakikadan sonra yapacak fazla bir şey de yoktu. Bir kere bu yola girmiştim. Konuyu araştırmak için ilk kez bir internet cafeye girdiğimde yanımda biricik dostum Serkan’da vardı. Tepkisi: “sen yaparsın abi!” olmuştu, özgüven kazanmam için olumlu bir adım olmuştu.

Bu arada askerlik şubesinden eve yazı geldi: dilekçemin kabul edildiğini ve 1 Ağustos 2007 tarihinden itibaren asker olacağımı resmen yazmışlardı. Temmuz ayının son haftası ile ağustosun ilk haftasını içine alan süreç için bir doktor raporu ile bakaya kaldım. Aynı ayın sonunda PwC’nin eğitimleri başladı ve 1 ay boyunca İstanbul ve Antalya’daki eğitimlerde duyduğum her yeni şey benim için beni askerlikten kurtaracak (bir süreliğine) bu çok önemli sınavda bir mühimmat gibiydi.

Eğitimler bitip İzmir’de çalışmaya başlamamla birlikte şu meşhur iki ciltlik mavi kitabı evime aldım ve haftasonları istisnasız okumaya başladım. Mart 2008’deki sınava girecektim. O dönem hükümet yeni bir kanun çıkarmıştı ve yüksek lisansı olanlar askerliğini bir sene tecil ettirebiliyordu. Kanunun çıktığı günün akşam üstünde şubeye gidip hemen tecilimi yaptırdım. Haziranda mezun olduğum için 2008 Haziran a kadar tecilliydim. Bu da demek oluyordu ki 2008 Ağustos ayında askere gitmem gerekecekti. Dolayısıyla elimde tek kurşun vardı. Mart 2008 sınavını geçip hedefi 12 den vuracaktım ya da Ağustos’ta paşa paşa askere gidecektim.

Çalışırken okuduklarım anlamlı geliyor, kafamda bir şeyler oluşuyordu. Ta ki Ocak sonu gibi çıkmış soruları çözmeye başlayıncaya kadar… Maalesef sorulara başladığımda durumumun hiç de parlak olmadığını gördüm. Testteki performansın çok kötüydü. Geçmiş yıl sorularına yılmadan dönüp baktım, bazı konuları tekrar tekrar çalıştım. İnternetten bazı dökümanlar indirdim, bazı konular için özet çıkardım.

Kim ne derse desin sınavı kazanmamı sağlayan asıl hamleyi sınava 4 hafta kala bir Cuma günü attım. O gün ofiste Özgür’den Tesmer’in hazırlık CD’sinin sınav sorularına çok yakın hatta bir kısmının birebir aynı soruları içerdiğini duydum. Alper’den izin alıp koşa koşa Tesmer’e gittim, 150 TL + %18 KDV =177 TL’ye Axess kartımla CD’yi aldım. O akşam A1 maaşıyla o kadar para verince ister istemez çalışmaya başladım.

CD’de konu anlatımı gayet yoğun içerikteydi ancak sınava 4 hafta kaldığı için konu çalışarak vakit kaybetmek istemiyordum. Soru çözmeye koyuldum. Soru sayısını falan tercih etme özelliğini koymaları çok hoşuma gitmişti. İlk sonuçlar pek olumlu olmasa da gerçekten geçmiş sınav sorularına yakın sorular gelmesi beni sınavı kazanacağım konusunda umutlandırmıştı. Bazen kendimle iddiaya girerek, bazen kendime yüzdesel hedefler koyarak test çözdüm. Sınava gireceğimiz hafta ortalama başarım %70’lere yaklaşmıştı. 120 soruluk bu testte benim çan eğrisini de göz önünde bulundurarak bu civarda bir başarı tutturmam gerekiyordu. Sınava lisans yıllarımın geçtiği Ankara’da girecektim. Ama Ankara’yı seçme nedenim, hem Mehmet’lerde kalacak olmam hem de Gözde’nin Ankara’lı Hülya’nın da kardeşinin Ankara’da okuyor olması sebebiyleydi.

Mehmet ile sınavdan önceki Cuma gecesi evde son tekrarları yapıp uyuduktan sonra sabha yine erkek kalkık bazı konulara ve eski sorulara göz attık. Çalışmaları öğlen olmadan bitirip dinlenmeye çekildik. Sınava gireceğimiz okula geçince potansiyel meslek mensubu adaylarını gördük ve bunlar bu sınava giriyorsa bizim hayli hayli bu sınavı vermemiz lazım diye düşündük. Amacım kesinlikle kimeyi küçümsemek değil ancak gerçekten sınava giren popülasyon çok alakasız kişileri bir arada toplamıştı.

Sınavdan çıktığımda içimde bir umutsuzluk vardı, pek içime sinmemişti, herhalde geçemedim diye düşünüyordum. Ancak Eylül’den beri yoğun çalıştığım için üzerime düşeni yaptığımdan da şüphem yoktu, bu nedenle çokta keyfimi kaçırmak istemedim ve Ankara’nın tadını çıkarıp Pazar gecesi İzmir’e döndüm. Sonuçlar 2 hafta sonra açıklanacaktı. Deha’nn sitesinden ve diğer forumlardan resmi olmayan sınav sorularına ve cevaplarına ulaşıp kendimce durumumu değerlendirdim. Sayılı gün geçti ve o perşembeyi cumaya bağlayan sınav sonuçlarının açıklanacağı gece geldi. Ama maalesef o gece ben saat 22 gibi dayanamayıp saatimi gece yarısına kurdum ve uyudum. Fakat ya saat çalmadı ya da ben uyku sersemi bir şekilde kapatmışım ki gece 2 gibi ofisten Doğuş’un sonucumu sormak için aramasıyla uyandım. Hemen pc’yi açıp sayfaya girdim. Sonuç ekranında başarılı yazıyordu. O an ki sevincim tarif edilemezdi: Hem askerliğimi tecil ettirmiştim, hem de mesleki hayatım için önemli bir başarı elde etmiştim. Gecenin bir yarısı o sevinçle Nilgün’ü ve teyzemleri aradım. Sabah gururla uyanmıştım…

Yüksek lisansım sebebiyle stajım 1 sene sürdü. Tecilim Ağustos 2009’a kadardı. Temmuz 2009 da ilk kez SMMM Yeterlilik Sınavına girecektim. Dersleri inceledim. Sayısal dersleri seçtim, sözelleri askerdeyken ve dönünce çalışırım diye bir strateji çizdim. Sınavdan önceki hafta yıllık izin kullandım, son tekrarlarımı yaptım. Sınava ilk girişte otomatikman hakkımın düşeceği için bütün derslerden sınava girecektim.

Bazıları çalışır ama çalışmadım der ve başarılı olur. Benimkisi öyle bir durum değil. Ben gerçekten de hukuk ve vergi ile ilgili hiç kitap açmadan sınava girdim. Ama hem okuyan hocaların iyi niyeti hem de sahip olduğum temel ile Temmuz’da girdiğim yeterlilik sınavında 7 de 6 yaptım. Kalan tek ders belki de en çok çalıştığım Maliyet Muhasebesi’ydi. Askerliğimde yemin töreni için ilk kez çarşıya çıktığımda Kemal ile birlikte gittiğimiz internet cafede sonucu gördüğümde asker psikolojime rağmen keyfim tavan yapmıştı.

Askerden dönüp işe başladıktan sonra 14 Şubat sevgililer gününün gecesi itibariyle maliyet dersine de çalışmaya başladım. Elimde hem en çok tavsiye edilen Yurdakul Çaldağ hem de Mümin’den aldığım Deha’nın maliyet kitabı vardı. İkisini de 14 Mart 2010’a kadar olan 1 aylık sürede bitirdim. Sınava girdiğimde karşımda gördüğüm iki soru da gerçekten bana çok kolay gelmişti. Önce 2. soru olan 40 puanlık soruyu yaptım. Sonra 1. soruya başladım. Biraz yazdıktan sonra sınavı geçtiğimi adeta hissettim çünkü 50 bile alsam bana yetiyordu. Biraz daha yazıp çok da uğraşmadan kağıdımı verdim. Heycanlı geçen 50 küsur günlük süreçten sonra müjdeli haberi denetimdeyken Gözde ve Mümin’den aldım. Artık meslek mensubuydum.

İşte benim Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir olma hikayem bu… Askerlikten kaçmak için girdiğim bu yoldan alnımın aklıyla çıktığım için çok şükürler olsun. Bu vesileyle başarım için arayan, tebrik eden herkese de teşekkür ederim.




Dip Not: Bu yazıyı yayımladıktan yaklaşık 8 yıl sonra KGK tarafından yapılan sınavlarda başarılı olarak Bağımsız Denetçi oldum. Bu süreci anlattığım "Nasıl Bağımsız Denetçi Oldum?" konulu tecrübem için buradan buyurun:

http://volkanyorulmaz.blogspot.com/2018/12/nasl-bagmsz-denetci-oldum.html


8 Mart 2009 Pazar

5 Dakikada Değişir Bütün İşler


Geçen sene 8 Mart’ta (08.03.2008) oldukça stresli bir gündü. Hayatımda en çok baskı yaratan SMMM Staj Başlatma Sınavı’na giriyordum. Hem de o çok sevdiğim (!) Ankara’da. Aradan tam bir yıl geçti ve bu sene 8 Mart’ta (08.03.2009) Seferihisar’daydım. Hem ders çalıştım, hem de doğanın güzelliğinden faydalandım. Kısacası stresten uzaktım. Demek istediğim odur ki: hayat hızlı akıp gidiyor ve her şey değişiyor. Bu nedenle anı yaşayın.
Bu arada birkaç fotoğraf da paylaşmadan edemeyeceğim. Bilen bilir, Mavi Teos’tan bi kare ve bir “3 Ağaç” klasiği :)

12 Şubat 2009 Perşembe

Paralarımız Geri Geliyor (Mu?)

Geçen ay vergiportalının blog sayfasında yayınlanan yazıma ek olarak bu ay yeni bir yazı daha yazdım. Umarım okuyanlara faydası olur.

Direk vergiportalindan okumak isteyenler aşağıdaki linkten de yazıma ulaşabilirler:
http://www.vergiportali.com/Content.aspx?Type=BlogDetay&Id=42



İçinde bulunduğumuz kriz ortamı içerisinde tüm dünyanın önceliği ekonomiyi elden geldiğince ayakta tutabilmek, durgunluğu olabildiğince azaltabilmek. Bu nedenle enflasyon hedefi göz ardı edilmeye başlarken ekonomiyi canlandırmak öncelikli hedef oldu. Bu tercih değişikliği Türkiye’de resmen dile getirilmese de, enflasyon fiilen en büyük tehlike olmaktan çıktı. TCMB’nin ocak ayında gittiği 2 puanlık agresif indirime bakılacak olursa, şimdi inilen yüzde 13 görünürde dünyadaki faiz oranlarına göre yüksek sayılsa da, bunu Türkiye için makul saymak gerekir.

Türkiye ne zaman hızlı büyüdüyse, o ölçüde cari açığı arttı. İç tasarrufları hiçbir zaman yeterli olmayan Türkiye, dış kaynak kullanmak zorunda kaldı, ithalat öyle finanse edildi.

Bu ortamda yurt dışında tutulan paraların ülkemize geri gelmesi sistemi bir nebze olsun rahatlatacaktır. Türk girişimcilerin sermayelerini yurt dışında değerlendirmesine rağmen ülkemize gelen yabancı sermayenin olağanüstü tutarlara ulaşmıştır. Yabancı sermayenin yatırım için ülkemizi tercih ettiği süreçte, yatırımcılarımızın “güvenle” tercih ettiği istikrar abidesi ülkelerin finans kuruluşları bir bir yok olurken vatandaşlarımıza paralarını ülkemize getirmek için tedirginliklerini yok etmek için bir kanun çıkarılmıştır: Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun

Kanunun amacı şu şekilde düzenlenmiş:

Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun’un 1. maddesi amaç ve kapsamı düzenlemektedir. Yapılması öngörülen düzenlemenin amacı maddede;

· Gerçek ve tüzel kişilere ait olup yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının ekonomiye kazandırılması ve taşınmazların kayda alınması,
· Yurt içinde bulunan ancak işletmelerin özkaynakları içinde yer almayan bu türden varlıkların sermaye olarak konulmak suretiyle işletmelerin özsermaye yapılarının güçlendirilmesi,

olarak ifade edilmektedir.[1]

5811 sayılı bu kanun ile yurtdışından getirilecek olan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile varlığı kanaat verici bir belge ile kanıtlanan taşınmazların toplamı üzerinden yüzde 2, Türkiye içinde var olan Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerine ait benzer varlıklar içinde yüzde 5 oranında vergi tarh edilmek suretiyle söz konusu varlıkların beyanı ve kayıt içine alınması vergilendirilecektir. Bu vergi tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenecektir. Söz konusu vergiler hiçbir suretle kayıtlara gider olarak intikal ettirilemeyecek veya başka bir vergiden mahsup edilemeyecektir.

Teknik ayrıntılara çok takılmadan, bu düzenlemenin yerinde ve zamanında yapıldığını düşündüğümü belirtmek isterim. Fakat şu noktada insanların aklına şüphe ile bir sorunun gelmesi de kaçınılmazdır: Acaba paramı ülkeme geri getirince başıma iş açılır mı? Akıllara takılması olası olan bu sorun, yasal yollarla parasını kazanmış, daha sonra yurtdışında birikimlerini değerlendirmiş ve mevcut risk ortamında tekrar parasını ülke ekonomisine kazandırmak isteyenlerin zihinlerini meşgul edecektir.

Tam bu noktada, güven ortamının sağlanmasının ne derece önemli olduğu ile karşı karşıya geliyoruz. Yapılan düzenlemenin, kişi ve kuruluşlarda “Acaba?” tereddüdü ile karşılaştığı an ekonomiye ve kanun koyuculara olan “güven” işin içine giriyor. Ve maalesef bu da özünde nitelikli amaç sahibi olan pek çok kanunun hedeflenen amaca ulaşılamamasına sebep oluyor. Ekonomiyi canlandırıcı tedbirlerle ve bu canlanmanın yaratacağı pozitif sonuçların etkilerinin getireceği “güven”li günlerde birlikte olmak dileğiyle…














--------------------------------------------------------------------------------





[1] http://www.vergiportali.com/Content.aspx?Type=BulletinD&Id=2157

Google adsense

Analytics