7 Nisan 2021 Çarşamba

Aile Şirketlerinde Kurumsal Dönüşüm | Furkan Metin Tüzün

Sevgili dostum Furkan Metin Tüzün, kurumsal dönüşümün aile şirketleri açısından ne denli önemli olduğunu, örnek uygulamalar ve tecrübe ettiği deneyimler ile anlatarak, aile şirketlerine kurumsal dönüşüm yolculuklarında ışık tutacak bir kitap kaleme aldı. Bununla da kalmadı, kitabın tüm gelirini Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’ne bağışladı.


General Motors’ta çalıştığım dönem tanışma fırsatı bulduğum Furkan, kitabı satışa çıkmadan önce benimle de paylaşarak içerik hakkında fikirlerimi paylaşmama izin verdi. Aile şirketlerinin dönüşüm yolculuğunda Furkan’ın yaşamış olduğu tecrübelerinden çıkartılacak önemli dersler içermesi sebebiyle çok değerli bulduğum kitapta bana da teşekkür edilmesi beni ayrıca onurlandırdı.

“Aile Şirketlerinde Kurumsal Dönüşüm” kitabında Furkan ana hatlarıyla aile şirketlerinde kurumsallaşmanın önemini ve başarılı kurumsal dönüşüm için yapılması gerekenleri anlatıyor. Kitap, okuyucunun gerçek hayatta benzer tecrübeleri yaşarken, paylaşılan deneyimlerden de beslenerek bu süreçlere farklı bakış açısıyla bakabilme fırsatını yaratıyor. Bunu yaparken okuyucuları teorik bilgilere boğmadan sık sık yaşadığı gerçek olaylardan örnekler vererek akışı sağlıyor.

Siz de başkalarının deneyimlerinden yola çıkarak aile şirketlerinin kurumsallaşması konusunda bakış açınızı geliştirmek isterseniz bu kitaba başvurabilirsiniz. Hem de bu sayede, güzel bir amaca da vesile olmuş olursunuz:

https://www.kitapyurdu.com/kitap/aile-sirketlerinde-kurumsal-donusum-/577032.html

27 Mart 2021 Cumartesi

Geleceği Görenler - Fırat Demirel ile Kitabı Üzerine

FODER gönüllüleri olarak finansal kitapları birlikte okumak ve birlikte dinlemek üzere Storytel ile iş birliğinde FODER Kitap Kulübü etkinliğimize Mart ayında, Fırat Demirel tarafından kaleme alınan “Geleceği Görenler” kitabı ile devam ettik.

24 Mart saat 21.00’de bir araya geldiğimiz kulüp toplantımız FODER Yönetim Kurulu Başkanımız Attila Köksal, CFA ve Yönetim Kurulu Üyemiz Canan Bayrak tarafından modere edildi.

Toplantı esnasında Geleceği Görenler kitabının yazarı sevgili Fırat Demirel’e ben de bir soru sorma şansı elde ettim. İşte sorum ve cevabı: 


Kitabı girişimcilik ve ülkemizdeki girişimlerin hikayelerini merak eden herkese tavsiye ederim. Kitap, 1996 – 2006 yılları arasındaki 10 girişimi konu alıyor. Genel olarak her bir bölüm şu şekilde kurgulanmış:

  • Girişimcilerin gençlik dönemleriyle onları yakından tanıma,
  • Girişimi kurma serüveni,
  • Yaşadıkları zorluklar,
  • Palazlanma, büyüme ve sıçrayış,
  • Yatırım ve satın alma

Ve tabii ki bol aksiyondan oluşan nefis bir kurgusu var.

Her bir bölümün sonunda ilgili girişimcinin tavsiyelerini içerdiği bir bölüme yer verilmiş. Kitabı okuyanların veya Storytel üzerinden dinleyenlerin keyif alacağına eminim.

18 Mart 2021 Perşembe

GİB'den Mesajınız Var - Gelir Vergisi Beyannamenizi Vermeyi Unutmayın

Geçtiğimiz Pazartesi günü (15 Mart 2021) Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan aşağıdaki SMS’i aldım.

Gelir Vergisi Kanunu’nda belirtilen gelir unsurlarından gelir elde edenler ile belirlenmiş tutarların aşılması durumunda beyanname verilmesi gereken gelir unsurları elde edenlerin her yıl Mart ayı sonuna kadar gelir vergisi beyannamesini düzenlemesi gerekiyor. Sizi kanun maddeleri ile sıkmak istemem ama dileyenler aşağıdan hangi gelirlerin kapsam dahilinde olduğuna ulaşabilir. Ben bu içerikte vergisel sorumluluklarımızdan ziyade İdare’nin proaktif yaklaşımına dikkat çekmek istiyorum.

Dijitalleşen dünya ile birlikte vergisel işlemlerde uzaktan denetim ve risk bazlı incelemelerin yaygınlaştırılması için farklı veri kaynaklarından edinilen bilgiler toplanarak, bu bilgilerden hareketle vergi incelemeleri yapılacağı ve hatta yapıldığı son yıllarda konuşuluyordu ve görülüyordu. Bu sayede yıl içerisinde iş değiştiren ve gelir vergisi beyannamesi ile bunu beyan etmeyen ücretlilere takipte bulunulması özellikle çok ses getiren bir uygulama olmuştu. Bu son tecrübe ettiğim durumda ise, İdare’nin yaklaşımını bir adım daha öteye taşıdığını ve mükellefler beyanname vermeden beyan etmesi gereken gelir(ler)i söz konusu olduğunu belirleyerek mükellefi peşin peşin uyardığını gördüm. Mükellefe gönderilen kısa mesaj ile farklı kaynaklardan mükellefin gelir kaynakları hakkında veriye erişildiği ve elden edilen gelirin vergiye tabi olduğu, beyanname dönemi içerisinde önerilen kanaldan (hazır beyan sistemi) beyanda bulunması gerektiği ve ihtiyaç duyması halinde sunulan rehberden destek alabileceği belirtiliyor.

Bir mükellef olarak, sorumlu vergicilik bakış açısıyla düşünüldüğünde bu uygulama bireylerin vergisel ödevlerini yerine zamanında ve eksiksiz getirmesi için güzel bir uygulama. Öte yandan, mükelleflere gönderilen bu kısa mesajlar aynı zamanda Hazine’nin toplayacağı vergi gelirlerine ne kadar bağımlı olduğunu göstermesi ve bunu sıkı takip etmesi açısından önem arz ediyor.

Peki gelir vergisi ülkemiz için nasıl bir büyüklüğe sahip? 2020 yılında tahsil edilen 158 milyar 814 milyon TL'lik Gelir Vergisi'nin, sadece 8 milyar 248 milyon TL'lik kısmı beyanname yoluyla tahsil edilmiş. 2021 yılı bütçesinde Gelir Vergisi hedefi ise 195 milyar 288 milyon TL olarak belirlenmiş olup, bu hedefin 8 milyar 798 milyon TL'si 4.5 milyonu aşan Gelir Vergisi mükellefinden tahsil edilecek. Ülkemizde toplanan Gelir Vergisi'nin çok büyük bir bölümü, kaynakta kesinti yoluyla toplanmaktadır. Geçen yıl kaynakta kesinti yoluyla 147 Milyar 227 Milyon TL'lik tahsilat yapılmış. 2021 yılı hedefi ise 182 milyar 694 milyon olarak belirlenmiştir.

Yeri gelmişken söyleyeyim, bana SMS gelmeden önce beyannamemi düzenleyip mesajda belirtilen geliri beyannameme dahil etmiştim. Ay sonuna kadar da tahakkuku alıp, iki eşit taksitte (Mart ve Temmuz) vergimi ödeyeceğim. Umarım ödediğimiz bu vergiler ülkemize katma değerli şekilde geri döner.

Aşağıda Nedim Türkmen’in kaleminden hangi gelir unsurlarının gelir vergisine tabi olduğunu ve hangi durumlarda gayrimenkul satışlarının değer artış kazancı olarak dikkate alınması gerektiği konusundaki makalelerinin ilgili bölümlerini bulabilirsiniz.

GELİR VERGİSİ'NDE GELİR UNSURLARI NELERDİR?

Gelir, Gelir Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde “Bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır” şeklinde tanımlanmıştır.

Gelir Vergisi Kanunu çerçevesinde vergilendirilen gelir aşağıdaki gelir unsurlarından oluşmaktadır.

1) Ticari kazançlar,

2) Zirai kazançlar,

3) Ücretler,

4) Serbest meslek kazançları,

5) Gayrimenkul sermaye iratları,

6) Menkul sermaye iratları,

7) Diğer kazanç ve iratlar.

BELİRLENMİŞ TUTARLARIN AŞILMASI DURUMUNDA BEYANNAME VERİLMESİ GEREKEN GELİR UNSURLARI

■ 2020 yılı içerisinde tahsil etmiş olduğu toplam mesken kira geliri 6.600 TL üzeri olanlar, beyanname vermek zorundadırlar.

■ 2020 yılı içerisinde tahsil etmiş olduğu toplam işyeri kira geliri 49.000 TL üzeri olanlar, beyanname vermek zorundadırlar.

■ Mesken kira gelirinin 6.600 TL istisna düşüldükten sonraki kalan tutar ile işyeri kira gelirlerinin toplamı 2020 yılı için 49.000 TL'yi aşması halinde, mesken ve işyeri için beyanname verilmesi gerekmektedir.

■ Ücretlilerin vergilendirilmesine ilişkin olarak 7194 Sayılı Kanun ile yapılan yeni düzenlemeden önce tek işverenden elde edilen ücretlerin tutarı ne olursa olsun beyan dışı bırakılmış iken, yeni düzenleme ile tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarın (2020 yılı İçin 600.000 TL) aşılması halinde beyanname verilecektir.

Ayrıca, tüm işverenlerden elde edilen ücret gelirlerinin toplamı tarifenin dördüncü gelir diliminde yer alan tutarı (2020 yılı için 600.000 TL) aşmasa dahi, hizmet erbabının birinci işveren hariç sonraki işverenden aldıkları ücretlerinin toplamının, 103'üncü maddede yazılı tarifenin ikinci gelir diliminde yer alan tutarı (2020 yılı için 49.000 TL) aşması halinde de tüm işverenlerden elde edilen ücret gelirleri için de beyanname verilecektir.

■ Elde ettikleri ücret gelirlerinden Gelir Vergisi tevkifatı yapılmayanlar, tutarı ne olursa olsun bu ücret gelirleri için beyanname vermek zorundadırlar.

■ 2.600 TL'lik tutarı aşması halinde, beyan edilecek menkul sermaye iratları;

1) Kıyı bankacılığından (off-shore bankacılık) elde edilen faiz gelirleri,

2) Hisse senetleri ve tahvillerin vadesi gelmemiş kuponlarının satışından elde edilen bedeller (01.01.2006 tarihinden önce ihraç/iktisap edilenler),

3) İştirak hisselerinin sahibi adına henüz tahakkuk etmemiş kâr paylarının devir ve temliki karşılığında alınan para ve ayınlar,

4) Her çeşit senetlerin iskonto edilmesi karşılığında alınan iskonto bedelleri,

5) Yurtdışından elde edilen diğer menkul sermaye iratları (faiz, repo, kâr payı vb.),

6) Her çeşit alacak faizleri.

■ 49.000 TL'lik tutarı aşması halinde, beyan edilecek menkul sermaye iratları;

1) 01.01.2006 tarihinden önce ihraç edilmiş olan her çeşit tahvil ve Hazine bonosu faizleri ile Toplu Konut İdaresi, Kamu Ortaklığı İdaresi ve Özelleştirme İdaresi'nce çıkarılan menkul kıymetlerden elde edilen gelirler,

2) Tam mükellef kurumlar tarafından yurtdışında ihraç edilen tahviller ile tam mükellef varlık kiralama şirketleri tarafından yurtdışında ihraç edilen kira sertifikalarından sağlanan gelirler,

3) Tam mükellef kurumlardan elde edilen kâr payları.

■ 2020 yılı değer artış kazancı 18.000 TL'yi aşanlar, beyanname vermek zorundadırlar.

■ 2020 yılı arızi kazançları 40.000 TL'yi aşanlar, beyanname vermek zorundadırlar.

Değer Artış Kazancı

Gayrimenkul alım satım işlemi “ticari kazanç” hükümleri kapsamında değil ise elde edilen kazanç “değer artış kazancı” hükümlerine göre tespit edilir. Buna göre, Gelir Vergisi Kanunu'nun 80/6'ncı maddesi uyarınca; ivazsız olarak iktisap edilenler hariç, iktisap şekli ne olursa olsun Gelir Vergisi Kanunu'nun 70'inci maddesinin birinci fıkrasının 1, 2, 4 ve 7 numaralı bentlerinde yazılı mal (gerçek usulde vergiye tabi çiftçilerin zirai üretimde kullandıkları gayrimenkuller dahil) ve hakların, iktisap (edinim) tarihinden başlayarak 5 yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançlar değer artışı kazancı olarak dikkate alınacaktır.

Söz konusu mal ve hakların elden çıkarılmasından doğan kazançlar, iktisap tarihinden başlayarak 5 tam yıl içinde elden çıkarıldıkları takdirde, değer artışı kazancı olarak vergilendirilecektir. Eğer elden çıkarma iktisap tarihinden başlayarak 5 yıldan daha fazla bir sürede gerçekleşmişse, elde edilen kazanç değer artışı kazancı olarak vergilendirilmeyecektir. Kooperatiflerin ortaklarına bu sıfatları dolayısıyla tahsis ettikleri gayrimenkuller tahsis tarihinde ortak tarafından satın alınmış sayılır. Dolayısıyla elden çıkarmadan doğan kazancın vergilendirme sınırını çizen 5 yıllık süre tahsis tarihinden itibaren başlayacaktır.

Burada dikkat edilmesi gereken husus, yukarıda yazılı mal ve hakların ivazsız olarak iktisap edilmesi durumunda, bu mal ve hakların elden çıkarılmasından sağlanan kazancın değer artış kazancı olarak vergilendirilmeyeceğidir. Örneğin, miras yoluyla kendisine yukarıdaki mal veya haklardan biri/birkaçı kalan kimsenin bu mal ve hakların elden çıkarılması nedeniyle elde edeceği kazanç, ivazsız bir iktisap olduğu için değer artış kazancı olarak değerlendirilmeyecektir. İvazsız iktisaplar dışında, iktisabın ne şekilde edildiği önemli değildir.

BELEDİYENİN TARİHİ ESAS ALINIR

Uygulamada sıklıkla karşılaşılan diğer önemli bir husus ise cins tashihi yapılan gayrimenkuller ile kat karşılığı olarak müteahhit yahut konut yapı kooperatiflerinden alınan gayrimenkullerinde satılması durumunda iktisap tarihinin hangi tarih olacağıdır. Arazi vasfında iktisap edilen bir gayrimenkulün belediyelerce ifraz ve taksim işlemine tabi tutularak satılması durumunda, iktisap tarihi olarak arazinin iktisap edildiği tarih değil belediyenin ifraz işlemi sonucu arsa vasfını kazanarak cins tashihi yapıldığı tarihin esas alınması gerekmektedir. Buna ilave olarak, arsa sahibinin, arsa teslimi karşılığında almış olduğu kıymetlerin iktisap tarihi olarak tapuya tescil tarihinin (inşaatın bitmesi şartıyla) esas alınması gerekmektedir. Ancak fiili teslim tarihinin tescil tarihinden daha önceki bir tarih olduğunun tespiti halinde, fiili teslim tarihi esas alınacaktır. Öte yandan, ivazsız olarak iktisap edilen gayrimenkulün üzerine, sahibi tarafından inşa edilen veya kat karşılığı olarak alınan gayrimenkullerin, daha sonra elden çıkarılması halinde elde edilen gelir, değer artışı kazancı kapsamında değerlendirilecektir.

Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 81. maddesinin son fıkrasına göre; malların ve hakların elden çıkarılmasında, iktisap bedeli; elden çıkarıldığı ay hariç olmak üzere, Devlet İstatistik Enstitüsü'nce (5429 sayılı Kanun ile Türkiye İstatistik Enstitüsü-TÜİK) belirlenen toptan eşya fiyat endeksindeki artış oranında artırılarak tespit edilecektir.

Uygulama örneği: Vatandaş Mustafa Gül, 01.05.2016 tarihinde 800.000 TL ödeyerek satın aldığı bir konutu 01.03.2020 tarihinde 1.600.000 TL'ye satmıştır.

Mustafa Gül tarafından değer artış kazancı olarak beyan edilecek matrah tutarı ile ödenecek vergi tutarı aşağıdaki şekilde hesaplanacaktır:

Alış ve satış işlemlerinin yapıldığı vergilendirme dönemlerinin bir önceki ayına ait Yİ-ÜFE oranları birbirine bölünecek ve endeks artış oranı tespit edilecek. Söz konusu endeks artış oranı alış fiyatı ile çarpılacak, bu sayede; alış fiyatının endekslenmiş değeri bulunacaktır. 01.01.2006 tarihinden itibaren; endeksleme yapılabilmesi için, endeksteki artış oranının en az %10 olması gerekmektedir.

Nisan 2016 dönemi Yİ-ÜFE oranı: 252.47

Şubat 2020 dönemi Yİ-ÜFE oranı: 464.64

Endeks artış oranı: %84.04

Değerlenmiş alış bedeli: 800.000×1,8404=1.472.301,66 TL.

Daha sonra satış fiyatından alış fiyatının endekslenmiş değeri çıkarılarak, gayri safi hasılat yani reel kâr hesaplanacaktır. Söz konusu tutarın vergi uygulamasındaki ismi istisna öncesi değer artış kazancıdır.

Değer artış kazancı: 1.600.000,00-1.472.301,66=127.698,34 TL.

Değer artış kazancı tutarından düşülebilecek giderler ve istisnalar mevcuttur.

Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 81. maddesinin ilk fıkrasında yer alan “Değer artışında safi kazanç, elden çıkarma karşılığında alınan para ve ayınlarla sağlanan ve para ile temsil edilebilen her türlü menfaatlerin tutarından; elden çıkarılan mal ve hakların maliyet bedelleri ile elden çıkarma dolayısıyla yapılan ve satıcının uhdesinde kalan giderlerin ve ödenen vergi ve harçların indirilmesi suretiyle bulunur. Hasılatın ayın ve menfaat olarak sağlanan kısmının tutarı; Vergi Usul Kanunu'nun değerleme ile ilgili hükümlerine göre tayin ve tespit olunur” şeklindeki açıklamalara istinaden; tapuda satıcının ödediği masraf vb. giderler (%2 oranındaki tapu harcı) değer artış kazancı tutarından indirilebilir.

127.698,34 – 32.000,00 = 95.698,34 TL.

Ayrıca; 2020 yılında yapılan satış ile ilgili 18.000,00 TL'lik istisna tutarı da; değer artış kazancından indirilebilir.

Bunun sonucunda; 95.698,34-18.000,00=77.698,34 TL vergiye tabi matrah olarak ortaya çıkar.

77.698,34 TL. tutarındaki vergi matrahı için 2020 yılı Gelir Vergisi tarifesine göre ödenecek vergi tutarı; 16.448,55 TL olarak hesaplanacaktır.

Vatandaş Mustafa Gül, 2021 Mart ayının başından son günü akşamına kadar beyanname vermeli, mart ayı ile temmuz ayının sonuna kadar olmak üzere 2 eşit taksitte hesaplanan vergi tutarını ödemelidir. 

10 Şubat 2021 Çarşamba

Birinin Hayatına Dokunmak

Bir süredir masaüstümde duran iki tane ekran alıntısı var. Aşağıda paylaştığım bu iki ekran alıntısı, kendi tecrübelerimi birilerine ilham vermesi için blog içeriği olarak yazdığım, video içeriği olarak anlattığım ve podcast olarak dillendirdiğim deneyimlerimin birilerinin hayatına dokunmasının eseri. Pandeminin bizi evlere tıkadığı bu hafta sonunda ziyaret için Bursa’dayken ve cep telefonumdan bağlandığım internetim de kritik seviyelere indiği için kitap okuyup, mailleri temizledikten sonra bu yazıyı hazırlamaya geldi sıra…

Hayatım boyunca reklam kokan hareketlerden uzak durup, bu konulara bulaşmaktan çekindiğim için kendimi geri planda tuttuğumdan yazacaklarım yanlış anlaşılır mı diye çekindim. Ancak şöyle de bir durum var ki, yazmasam bazı hatıralar unutulup gidecek. Şu hayatta hatıralar biriktirmenin değerini bilerek anlatayım en yalın haliyle.

SMMM (Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir) olma yolculuğuna çıktığımda bu yolun sonuna geldiğimde tecrübelerimi yazacağım demiştim. Çünkü o dönem sayfa sayfa forumları okuyup, ufak tefek ip uçları bulmak için sürekli araştırma yapıyordum. Buralardan yapıcı bir şeyler öğrenmek benim motivasyonumu arttırıyordu ve itici gücüm oluyordu. Yolun sonunda başarıya ulaştığımda yazdığım blog içeriği on binlerce kişi tarafından okunup üzerine pek çok yorum ve mail alınca herkese destek olmak için cevaplar verdim.

Ardından “Bağımsız Denetçi”lik maceram başladı, yeniden sınavlara hazırlanmaya başladım. Bu kez eskisi gibi forumlar da popüler değildi ve bağımsız denetçi ruhsatına sahip kişi sayısı da daha az olduğu için bahsettiğim motive edici başarı hikayelerine ve tüyolara ulaşmak daha da zordu. Çalışırken kafama iki şeyi koymuştum: Birincisi sınavı geçip de bağımsız denetçi ünvanımı alınca “nasıl bağımsız denetçi olduğumu” anlatacağım ve okuyanlara sınava yönelik ipuçları vereceğim bir içerik hazırlamaktı. İkincisi ise, sınava yönelik hap gibi hazırladığım notları elektronik kitap haline getirip bağımsız denetçilik yoluna çıkacak kişilere fayda sağlayacak bir eser bırakmaktı. Yolun sonunda başarılı olunca her iki hedefimi de hayata geçirdim. Biri çok okundu, biri de on binlerce kez indirildi, pek çok olumlu yorum aldı ve sınava girenlere yardımcı oldu.

Hepimizin bir gelişim hikayesi ve bu hikayenin içinde de gelişim alanları vardır. Sunum teknikleri konusunda kendimi geliştirmek için youtube’da bir kanal açtığımda amacım hikayelerimi paylaşıp, bu konularla ilgilenen, bu konuları araştıran insanlara faydalı olmaktı. Ben de öyle yaptım, yeri geldi nasıl SMMM olduğumu anlattım, yeri geldi nasıl bağımsız denetim sınavlarına hazırlandığımı baştan sona tarif ettim. Hep kariyer odaklı düşünmedim, bazen kredi kartı aidatlarını nasıl geri alabileceğimizi anlatırken, bazen de tüketicilerin hakem heyeti vasıtasıyla haklarını nasıl arayabileceğini örnek bir tecrübe üzerinden anlattım.

İşte bu iki ekran alıntısında gördüğümüz bu hikayelere aldığım etkileşimlerden sadece bir örnek. Birilerinin hayatına dokunmak, başarı hikayelerinde ufak bir pay sahibi olmak beni mutlu ediyor. Paylaşabileceğim, destek olabileceğim bir şey varsa üzerime düşeni yapmak ve bundan birilerinin faydalandığını öğrenmek gerçekten harika bir duygu.

Kıssadan hisse, siz de birilerinin hikayesine dokunmak için aksiyon alın. Eminim ki, yapabileceğiniz pek çok şey vardır. Haydi, şimdi tam zamanı…



Müşteri Odaklı Olmak Üzerine


MasterChef programının sevilen juri üyesi Somer Sivrioğlu, Caner Özyurtlu’nun Youtube programı Loş Sohbet’te, Türk mutfağı ile ilgili görüşlerini paylaştı. Çalışırken arka planda podcast niyetine dinlediğim programda iş dünyası, ürün/hizmet ve müşteri beklentileri üzerine o kadar güzel yorumlar ve tespitler vardı ki, üzerine bir şeyler yazıp, konuşmak istedim.

Müşteri odaklı olmak, müşteriyi ön plana çıkartarak onların ihtiyaçlarını ve beklentilerini belirleyip memnuniyetini sağlayan ürün ve hizmet sunmaktır. Müşteri odaklı olmak, beraberinde müşteri memnuniyetini getirir. Müşteri memnuniyetinin sağlanması için önce müşterinin kim olduğu, neye, ne şekilde ihtiyaç duyduğu, beklentilerinin boyutlarının neler olduğunu bilmek, kısacası müşteriyi tanımak gerekir.

Müşteri odaklı bir kültüre sahip olan işletmeler, ihtiyaçları karşılanmış, mutlu tüketicilere sahip olurlar ki, bu durum da işletmenin varlığını sürekli kılmasında önemli parametrelerden birisidir. Nefes almak nasıl insanın yaşaması için olmazsa olmazsa elbette karlılık da firmaların hayatta kalması için elzemdir. Ancak, merkezde tutmamız gereken şey para kazanmak değildir, rekabette ayrışmanın yolu, elimizdeki ürüne/markaya, müşteri deneyimini yükseltecek ek değer katmaktır.

Müşteri beklentilerinin sosyal, kültürel ve ekonomik boyutları ile farklılıklar göstermesi işletmelerin müşteri portföyünü genişletmektedir. İşletmeler bu beklentileri göz önünde bulundurarak yoğunlukla hizmet verdiği kitlenin özelliklerini ve beklentilerini karşılayacak politikaları geliştirmeleri kendilerini sektörde söz sahibi yapacaktır.

Müşterinin beklenti ve ihtiyaçlarını bilmek müşteriyi tanımayı gerektirir. İnsanı ve deneyimi merkeze koymak, sunulan ürün veya hizmette fark yaratır. İnsanı merkeze koyabilmek, onu ve beklentilerini anlayabilmek ise onu tanımaktan geçer.

Müşterinin kim olduğunu belirlemek, basit gibi görünen bu soruya cevaplar aramak iyi bir başlangıçtır. Sonrasında, sunulan ürün ve hizmetlere odaklanmanız gerekir. Bu noktada işletmeler ürünlerinin, hizmetlerinin “eşsiz” özelliğini ortaya çıkarmak için çalışırlar. Ürün veya hizmetin etrafında kurgulanan “eşsiz” özellik ile farklılık yaratmaya çalışırlar.

Ürün farklılaştırması ürünün temel özelliklerinden bir veya birkaçının değiştirilmesi ve öncekinden ya da rakibinden farklı hale getirilmesi anlamına gelmektedir. İşletmelerin sürekliliği için, tüketici için daha fazla değer yaratan son derece benzersiz veya farklı ürünler veya hizmetler üretmeleri veya tasarlamaları gerekir.

Ürünü ne kadar farklılaştırırsanız farklılaştırın müşterinin ihtiyaç ve beklenti duyduğu esastır. İşte bu yüzden müşterinin memnuniyetini ölçmek ve gerekli noktada ürün ve hizmeti yenide dönüştürmek gerekir.

Unutulmamalı ki, masa başında yapılan ürün ve hizmet çalışmaları canlı hayatta başarılı olmadığı sürece nafiledir. Önemli olan, ürüne ve hizmete duyduğunuz tutkunun müşterinin aradığı isteklerle örtüşmesidir.

Google adsense

Analytics