21 Mart 2020 Cumartesi

Yemyeşil Torbalı için El Ele Verdik

Yemyeşil Torbalı için el ele’’ sloganı ile bundan tam 1 ay önce, 22 Şubat 2020 tarihinde düzenlenen ağaçlandırma etkinliğine, gönüllü Philsa Philip Morris/Sabancı çalışanları aileleri ile birlikte katıldı. Ben ve ailem de bu etkinliğe büyük bir heyecanla katıldık. Etkinlik öncesinde ağaç dikmenin faydalarını ailece gözden geçirip özellikle Okan’ın bu konuda bilinç geliştirmesini amaçladık. Etkinlik, Dünya Ormancılık Günü ve Ağaç Bayramı kapsamında, Torbalı Orman İşletmeleri Şefliği’nin koordinasyonunda, Torbalı - Ayrancılar Yoğurtçular Mahallesi’nde yapıldı. Bu çevre etkinliği kapsamında bölgeye 1500 adet kızılçam fidanı dikildi. Ailelerimizle birlikte 85 kişi olarak katıldığımız fidan dikimi aktivitesiyle hem çalıştığımız fabrikamıza ev sahipliği yapan Torbalı’mızın yemyeşil olmasına ufak bir katkıda bulunduk, hem de sürdürülebilir daha iyi bir gelecek için el ele verdik.
Hikayenin tamamı için Youtube kanalıma beklerim:  




13 Mart 2020 Cuma

Transfer Fiyatlandırması Dokümantasyonunda Neler Değişti?


Geçtiğimiz günlerde ülkemizdeki çok uluslu şirketleri yakından ilgilendiren bir değişiklik oldu ve OECD’nin benimsemiş olduğu BEPS (Matrah Aşındırma ve Kar Aktarımı) Aksiyon Planındaki transfer fiyatlandırması ile ilgili dokümantasyon yükümlülükleri mevzuatımıza, bir başka deyişle hayatımıza giriş yaptı. Belki tüm şirketleri direk olarak etkileyen bir değişiklik değil ancak çok uluslu şirketleri yakından etkileyen bu değişikliği, çalıştığım şirket ve bu şirketteki görevim sebebiyle beni de etkilediği için ben de yakından takip ettim.

2019’da vergisel konularda çektiğim videolar, özellikle Birden Fazla İşverenden Elde EdilenÜcret Gelirlerinin Vergilendirilmesi, geniş bir izleyici kitlesine ulaşınca ben de bu konuda sadece yazılı içerikler hazırlamakla kalmayıp video içeriklerle de desteklemeye devam etme kararı aldım. İşte bunun meyvesi olarak Transfer Fiyatlandırmasındaki Yeni Dokümantasyon Yükümlülüklerini anlattığım videom:



Videoda anlattıklarımı okuyarak pekiştirmek isteyenler için bir de yazılı içerik paylaşayım:

https://vergianalisti.blogspot.com/2020/03/transfer-fiyatlandrmas-ve-yeni.html

29 Şubat 2020 Cumartesi

Hak Yerini Bulsun


Geride kalan 5 günlük haftanın 4 gününde mesai yapıp, haftasonunun ilk günü olan bu Cumartesi gününün de 9 saatini işte geçirmiş, yarını da işte geçirecek bir beyaz yakalı olarak sanki az bilgisayara bakıyormuşum gibi oturdum bir şeyler karalıyayım istedim. Kim bilir hislerim, düşüncelerim zamanla değişebilir hatta unutulabilir ama geriye dönüp baktığımda arkamda bıraktığım yollardan geçerken neler hissettiğimi hatırlamak istersem bu köşede kalsın istedim.

Dün şirketin intranet sayfasında son yayımlanan organizasyonel duyurulara bakarken kimlerin ne pozisyonlara yükseldiğini görünce kariyerimde çektiğim patinajın sebebini bir kere daha sorguladım. Cevabını bulamadığım bu soru benim moralimi sıfırlamaya yetse de malesef ki soruyu cevaplayamadan enerjimi tüketmeye yetti.

Sırf ileride vicdanım sızlamasın diye onca özveride bulunmama rağmen her hayal kırıklığından sonra sabır dileyip daha fazla eforu, araştırmayı, iyi niyeti ortaya koymaya devam ettim. Önümüzdeki süreç ne gösterecek bilinmez ama iyiyi ummaya, bir şeylerin artık lehime değişmesi için dua etmeye devam edeceğim. Umarım hak yerini bulur…

7 Şubat 2020 Cuma

Hiç İyi Gelmez mi Havaalanı?

Hiç iyi gelmez mi deniz havası? Galiba bu sözü değiştirip “hiç iyi gelmez mi havaalanı?” diye kendime uyarlayabilirim. Neden mi? Çünkü kaçıyorum, uzaklaşıyorum, geride bırakıyorum ve kendim için bir ara veriyorum… O içine girdiğimiz rutinde, o koşturmacanın, kovalamacanın, ardı arkası gelmeyen yapılacaklar listesinin içinde kaybolmuşken sistemin dışına çıkmak iyi geliyor.




Son dört gündür ayağımda çarıklar, kulağımda tıkaç üretim hattında makinaların arasında gezip fazla mesaili çalışırken o kadar yorulmuş, yıpranmıştım ki bu sabah 5’te İstanbul’a gitmek için uyandığımda kendimi fazlasıyla halsiz hissettim ama workshop için gelmiş olmak, farklı insanlarla tanışmak, sohbet etmek, kendimi ifade etmek bana iyi geldi. Yükseliş trendindeki bir hisse kağıdının grafiği gibi enerjim gün içerisinde yukarı çıktı. Şimdi de havaalanında bir şeyler yiyip içerken kendimi sosyal medyada ona buna twitler atarken, yorumlar yazarken buldum ve ne zamandır yapmıyordum böyle dedim. Adına boşluk deyin, fazla zaman deyin, boş vakit deyin ne derseniz deyin ama şunu da bilin ki bünyenin buna da ihtiyacı var. Bünye derken, fiziğin değil bence psikolojinin buna daha çok ihtiyacı var. Benim de bu ihtiyacım karşılayabildiğim yegane zamanlar iş için yolculuk yaparken kendimle baş başa kalabildiğim anlar oluyor. Hazır bu anlardan birini yakalamışken de hislerimi yazıya dökeyim istedim. Böylece geriye dönüp baktığımda, ihtiyaç halinden kendi ilacımı da bulmuş olurum.

Bugün bir toplantıya katıldım, ödüllendirme ve takdirle ilgili şirketimde ne gibi karın ağrılarımız (pain point’i bu şekilde Türkçeleştirmişler ki bence çok yerinde olmuş) var onları konuşup sorunlarımız için çözüm önerilerimizi sunduk. Farklı dünyalardaki çalışanların farklı noktalardan kanayan yaralarını görüp herkesin aslında sorunları ve bununla beraber hayata tutunduğu noktaları var diye düşündüm. Gelecek için belki köklü değişiklikler olmaz ama en azından sesimi, hislerimi duyurmak bana iyi geldi, kendimi değerli hissettim. “Önce insan” diyen organizasyonun bir parçası olmak yaşanan tüm hayal kırıklıklarına rağmen güzel, bir filiz var içimde gelecekte çevreyi yemyeşil sarabilecek…

İşte böyle bir Cuma günü akşam saatlerinde bu hisler yazıya dönüştü. Histe kalmadı, ölümsüzleşti…

7 Şubat 2020, 19:08, Sabiha Gökçen Havalimanı


31 Ocak 2020 Cuma

Ne Ara 6 Oldun Oğlum?


Sevgili oğlum Okan,

Şimdi bu satırları yazıp ortaya bir doğum günü mesajı çıkaracağım diye bir AVM’nin son katında, insanlardan uzak bir masaya geçtim ve aklıma ilk gelen şu oldu: “Acaba seneye Okan bu satırları okuyabilecek mi?” O günlerde gelecek hayırlısıyla… Akıp giden zamanı tutamadığımız bir gerçek. Sen ne zaman altı oldun diye birkaç gündür kendime sorup duruyorum. Sanki çifter çifter atladık yılları… Doğduğun gün ve öncesindeki heyecanlı bekleyiş net ama sonrasında yaşadıklarımız sanki hep hızlı çekimde gerçekleşti. Derler ya güzel şeyler çabuk unutulur diye, bence bu hız için belki de en iyi açıklama bu…

Birbirimizle iyi arkadaş oldukça hayat bizim için daha kolay ve keyifli hale geldi. Kabul edelim, hala PES oynarken benim takım arkadaşım olacak kadar iyi değilsin ama hangimizin gelişim alanı olmadı ki… Bir şeyleri çabuk öğrendiğini görmek mesela beni çok mutlu ediyor. Kullandığın bazı kelimeler, sana okuduğumuz kitaplardan ve izlediğin Youtube kanallarından öğrenip kurduğun cümlelerle beni şok etmen baban olarak inceden hoşuma gidiyor, gururlandırıyor. İnşallah ileride pek çok gurur yaşatırsın bize… Şimdiki gibi tertemiz, saf, günahsız yoluna devam ederken hayatın o zorlu yollarında çizgini bozmadan, yara almadan devam et. Ben hep arkanda olacağım ama senin de ayaklarının yere sağlam basacağını bana şimdiden hissettiriyorsun ya, işte bu böyle devam etsin…

Hani Youtube’a video çekerken o klasik girişin var ya; “Evet arkadaşlar, kanalıma hoş geldinizzz” diye, ben de senin bundan sonraki renkli keyifli, başarılı, sağlıklı ve mutlu hayatını izlerken baban olarak bil ki çok gururlu olacağım. Tabi sadece izlemek olmaz, kamerayı tutan olmaya da devam edeceğim.

Altıncı yaşın kutlu olsun oğlum. Birinci yaşında “Fragman bitti, film başlıyor” demiştik, bu filmiz yıldızı olarak parlat bakalım hikayeni…

Seni Seviyorum.

Baban

29/01/2020


Google adsense

Analytics