çalışma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çalışma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2018 Pazartesi

Kartondan Gemi

Oğlum Okan Yorulmaz kartondan gemi çalışması yapmış. Ve bu çalışmanın Google da arama sonuçlarında çıkmasını çok istiyor. Bakalım başarabilecek miyiz?

19 Haziran 2017 Pazartesi

Empati Nedir Derlerse...

Empati kelimesiyle lise yıllarında felsefe dersinde tanışmıştım. Kısaca kendini karşındakinin yerine koymak olarak bildiğimiz bu kelimeyi bir örnekle pekiştirmemiz istenirse, çok güzel bir örnek var karşımızda.

Mong Hyun Yoon, Kore’deki 30 yıllık tecrübenin ardından Hyundai Assan’ın Türkiye yürüttüğü tüm operasyonlardan sorumlu tepe yöneticisi pozisyonuna atanmış. Yoon, Türkiye’de 2016 yılının başından beri çalışmaya başlamış. Mong Hyun Yoon, yazdığı mektup ile çalışanlarıyla empati yapmak adına oruç tutmaya başladığını ifade etmiş. Koreli patron "Geçen seneden başlayarak ben de HAOS ailesi ile aynı duyguları paylaşmak adına oruç tutmayı alışkanlık haline getirdim" demiş.

Mong Hyun Yoon'un mektubunu okuyanlar hoşgörü ve saygı adına atılan bu müthiş adım karşısında takdirlerini dile getirmekten kendilerini alamamışlar. Yoon, mektubunun bir bölümünde şunları söyleyerek patronun işçisini anlaması hususunda birçok şirket yönetisine de örnek olmuş: "Ben ofiste çalışmama rağmen oruç tutmak kolay olmazken, üretim hattında çalışan arkadaşlarımızın su bile içmeden çalışmaları beni bir yabancı olarak hayret içinde bıraktı. Memnuniyetimi dile getirip sizlerle gurur duyduğumu ifade etmek isterim."

Şimdi bu mektubun Türkçe halini bir okuyun ve bu yöneticinin ekibinde çalışan bir direk raporlayan kişiyi düşünün. Sizce haksızlığa uğradığından, amirinin kendisini anlamadığından, saygısızlığa uğradığından bahsedebilir mi? Kesinlikle hayır! Böyle empati yapma yetkinliğini geliştirmiş yöneticilerin hızla artması çalışma ortamlarımız için çok faydalı olur. Umarım sayıları şiddetle artar...



9 Nisan 2017 Pazar

Kolay Elde Edilen "Başarılar"

Bazen bazı başarıların bir an önce elde edilmesini ister insanoğlu. Sabırsızdır ve muhtemelen yeterince hazır değildir. Ama ister… O ünvanı, pozisyonu, o sosyal statüyü… Halbuki daha alması gereken çok yol vardır. Hani bir fırın ekmek yenmesi gereken durumlar vardır ya, belki de öyle yapılacaklar ve hazmedilecekler listesi vardır ama nafile, göremez gerçekleri. İşte böyle durumlar için size iki küçük alıntım var.

Birincisi İsmail Özcan’ın “Espri ve Fıkralarıyla Ünlüler” adlı kitabından:

ABD Başbakanlarından James Garfield başkan olmadan önce bir kolejin müdürüymüş. Bir gün bir anne çocuğunu koleje yazdırırken bir ricada bulunmuş:

— Müdür Bey, dersleri biraz daha basitleştiremez misiniz? Benimki derslerin hepsini takip edemez. Koleji de bir an önce bitirmek istiyor.

Garfield cevap vermiş:

— Evet hanımefendi bu mümkündür. Önce çocuğunuzun ne olmak istediğini söyleyin. Malum ya Tanrı bir meşeyi yüz yılda yetiştirirken bir kabak için iki ayı yeterli görüyor.”

Yine aynı konuda ikinci örnek ise Elif Şafak’ın Firarperest adlı denemelerden oluşan kitabından gelsin:

Hayatta bir an evvel başarmak istemek iyi bir şey değildir. Zira "Kolay elde edilen şeyler uzun sürmez. Bağdat'ta bir fırından günde yüz kâse çıkarken, Çin'de tek bir seramik kâse üretmek kırk yıl alır. Hangisi daha değerlidir? Yumurtasından yeni çıkmış bir civciv kendi gıdasını bulup yerken, bir bebek yıllar boyu bakıma muhtaç kalır. Birincisi bakışlarını asla yerden ayırmazken, ikincisi içeride yıldızlar ve galaksiler barındırabilir.”

O halde sabretmeye, çalışmaya, gelişmeye ve katkı sağlamaya devam. Sonunda doğru zaman gelecek ve şansımızı kendimiz yaratmış olacağız. Unutmayın, ortaya çıkan sonucun kalitesini belirleyen verdiğimiz emektir.
 

Google adsense

Analytics