uyum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uyum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Aralık 2022 Pazar

Taş Yerinde Ağırdır

4 Aralık 2022 Pazar sabahı arka fonda Norah Jones çalarken böyle bir başlığı ("Taş Yerinde Ağırdır") çok tereddüt etmeden yazdım. Bulunduğumuz ortamda uzun süre kaldığımızda o ortam ile sadece fiziksel değil gönül bağı da kuruyoruz biz duygusal insanlar. Hal böyle olunca, "ayrılık da sevdaya dahil" diyemiyoruz ve konfor alanımızda hayatı sürdürüyoruz.

"Konfor alanı" kavramını beynim öyle bir kodladı ki sanki bir "uyuşturucu" kadar tehlikeli, bağımlılık yapan bir zararlı madde. Acaba öyle mi? Aman konfor alanımda kalmayayım diye kendimi zorladığım, sorguladığım, alternatifleri denediğim pek çok anım oldu. Bunlardan bir tanesini de yakın zamanda deneyimledim.


Deneyimledim de ne mi oldu? Değmezmiş dedim, adeta deneyimlediğim tecrübeyi bir kazanç olarak cebime atıp kaçarak uzaklaşmaya çalıştım. Kibarlığımdan pek çok insanın kapıyı çarparak kaçacağı ortamda derin bir nefes alıp yutkunarak profesyonelliğimi korudum. Gurur yapmadım, egomu susturdum, insanları ve ortamları tanıdım, elimdekinin değerini fark ettim.

Fark etmiyor insan elindekinin değerini uzun bir süre elinde tuttuktan sonra. Sağlık için de bu böyle, tüm diğer maddi ve manevi varlıklar için de... İşte bu yüzden bu Pazar sabahı çayımı yudumlayıp demlenirken "taş yerinde ağırdır" dedim. Ortamınızda varlığınızı gösterebiliyorsanız, siz olabiliyorsanız, çevrenizdekilerle bir arada yaşayabiliyorsanız (nefes almakla karışmasını istemem) işte siz o ortamda bir ağırlığa sahipsiniz demektir. Varsın eksileri, acabaları, belkileri, inşallahları olsun. Onlar hayatın hep içinde, her ortamda olan şeyler. İnsanoğlu hep sorgular, hayal eder, daha iyisini ister ve elindekinin değerini bir şekilde göz ardı eder ya da o değerin hiç farkına varmaz. Ne zaman ki bi duvara toslar ya da toslamasına ramak kalır işte o zaman şöyle bir dönüp bakar elindekine, avcundakine, çevresindekine ve şükreder. 

Çağımızın en popüler kavramlarından biri "sürdürülebilirlik" burada yine karşımıza çıkar. Bulunduğumuz ortamda ağırlığımızı koruyup sürdürmek, ileri gitmek, genişlemek bir tercihtir tıpkı o ortamdan ayrılıp yeni bir ortamda varlık mücadelesine girmek gibi. O zaman karşımıza "uyum" çıkar. Adına "ten uyumu" da deseniz "kültür uyumu" da deseniz bir adaptasyon sürecidir ve bu sürecin başarılı olup olamayacağının bir garantisi yoktur. Risktir, konfor alanından çıkmaktır, yeni bir varlık mücadelesidir. Bazen bu mücadeleyi gözünüz kestirir, o riski alırsınız, ya kazanır ya da öğrenir yolunuza devam edersiniz. Bazen de o mücadeleyi girmemeniz gerektiğini tecrübelediklerinizle en başından kestirir, mevcudiyetinizi, bulunduğunuz konumu koruyarak sürdürmeniz gerektiğini anlarsınız. İşte bu konfor alanından çıkmamak değil gereksiz deneyimlerden korunmaktır. Çünkü taş yerinde ağırdır...   

18 Ekim 2021 Pazartesi

Uyum İhlallerinde Ceza Hukuku Uygulamaları

Etik ve İtibar Derneği’nin 9. Döneminin 10. Gününde ikinci dersimiz “Uyum İhlallerinde Ceza Hukuku Uygulamaları oldu. Avukat Kemal Altuğ Özgün’ün eğitmenliğindeki dersimize rüşvetin etraflıca tanımı başladık. Daha önceki notlarımda da belirttiğim şekilde, derste belirtilen tanımlamaları buraya direk taşımam söz konusu değil. 

Dersimizde kamu görevlisinin tanımını da yaptık. Notlarıma göre, kişi kamusal bir faaliyet yönetiyorsa kamı görevlisi olarak tanımlanmaktadır. Yeni Türk Ticaret Kanunu’ndaki düzenleme ile artık kamu görevlisi tanımı genişlemiştir.



Suistimallerde günümüzde dört ana unsur vardır. Suistimal karesi (fraud diamond) finansal baskı, fırsat, meşrulaştırma ve kabiliyetten oluşur. Daha önceden suiistimalin üçgeni (fraud triangle) kabul edilmektedir ve bunu baskı, fırsat ve meşrulaştırma oluşturmaktadır. Bir bakıma bireysel farklılıklar da denkleme “kabiliyet” boyutu ile dahil edilerek, şirket içi suiistimalin hem önlenmesinde hem de ortaya çıkarılmasında öneminin altı çizilmiştir.



Uyum İhlallerinde İş Hukuku Uygulamaları

Etik ve İtibar Derneği’nin 9. Döneminin 10. Gününde birinci dersimiz “Uyum İhlallerinde İş Hukuku Uygulamaları oldu. Avukat Kayra Üçer’in eğitmenliğindeki dersimize uyum yöneticisinin önemli görevlerinden birinin çalışanların uymaları gereken kuralların ve şirketin çalışanlarla ilgili olarak uyması gereken kuralların net bir şekilde düzenlenmiş olmasını sağlamak olduğunun altını çizerek başladık. Daha önceki notlarımda da belirttiğim şekilde, derste belirtilen tanımlamaları buraya direk taşımam söz konusu değil. 

Dersimizde dikkatimi çeken bir husus, hep halk arasında duyduğumuz iş mahkemelerinin işçinin lehine karar verdiği konusuyla ilgili söylemin temeli oldu. Buna göre, taraflar eşit konumda olarak kabul edilmediği, işveren işçiden daha avantajlı bir konumda varsayıldığı için silahların eşitliği ilkesi gereği İş Hukuku Mevzuatı işçinin korunması gayesini benimseyerek kurgulanmıştır.

İşverenin yükümlülükleri temel olarak iki başlıkta incelenebilir: ilki “İş Sağlığı ve Güvenliği Önlemlerini Alma Borcu”, ikincisi ise “Eşit Davranma ve Ayrım Yapmama Borcu”dur. Bu ifadeleri açacak olursak, işveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Buna ek olarak, iş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefe inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz.



Üçüncü Taraf Etik ve Uyum Risklerinin Etkin Yönetimi

Etik ve İtibar Derneği’nin 9. Döneminin 9. Gününde birinci dersimiz “Üçüncü Taraf Etik ve Uyum Risklerinin Etkin Yönetimi oldu. Aslı Ertekin’in eğitmenliğindeki dersimize üçüncü taraf tanımı ile başladık. Daha önceki notlarımda da belirttiğim şekilde, derste belirtilen tanımlamaları buraya direk taşımam söz konusu değil. 

Üçüncü tarafların seçimi, değerlendirilmesi ve üçüncü taraflardan kaynaklanabilecek risklerin değerlendirilmesi ile bu risklerin etkin yönetilmesi için alınması gereken önlemlerin ele alındığı dersimizde bir şirketin üçüncü taraf aracılığıyla dahil bile olsa uyum dışı bir duruma dahil olması durumunda sorumlu tutulabileceği benim için dersimizin en önemli çıktısı oldu.

Konuyla ilgili olarak Aslı Hanım’ın yapmış olduğu sunum içeriğine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

https://www.teid.org/wp-content/uploads/2020/11/4.-TEDAR-3.taraf-risklerinin-etkin-yonetimi.pdf 



9 Ekim 2021 Cumartesi

Kamu ve Özel Sektör İhaleleri ve Rekabet Hukuku Temelli Uyumsuzlukların Tespiti

Etik ve İtibar Derneği’nin 9. Döneminin 8. Gününde ikinci dersimiz “Kamu ve Özel Sektör İhaleleri ve Rekabet Hukuku Temelli Uyumsuzlukların Tespiti oldu. Dr. Fevzi Toksoy’un eğitmenliğindeki dersimize rekabet hukukunun genel çerçevesi ile başladık. Daha önceki notlarımda da belirttiğim şekilde, derste belirtilen tanımlamaları buraya direk taşımam söz konusu değil. Bu sebeple sizinle Fevzi Bey’in TEİD websitesinde ulaşabileceğiniz sunumun linkini paylaşmak istiyorum:

https://www.teid.org/wp-content/uploads/2020/05/COVID-19-D%c3%b6neminde-Rekabet-Kurallar%c4%b1-TE%c4%b0D-Sunum-v2-Read-Only-1.pdf


4 Ekim 2021 Pazartesi

Etik Kodu

Etik ve İtibar Derneği’nin 9. Döneminin 5. Gününde birinci dersimiz “Etik Kodu” oldu. İdil Gürdil’in eğitmenliğindeki dersimize etik kodu tanımlayarak başladık. Daha önceki notlarımda da belirttiğim şekilde, derste belirtilen tanımlamaları buraya direk taşımam söz konusu değil. Bu sebeple derste aldığım notları kendimce değerlendirerek, üzerine internetten herkesin ulaşabileceği bilgileri derleyerek bu içeriği hazırlıyorum.

“Etik kodu” şeklinde google’da bir arama yaptığımda çıkan ilk sonuç İdil Hanım’ın eski şirketi KPMG’nin websitesi oldu. Ben de oradaki tanımı sizinle paylaşmak isterim:

Etik Kod, kurumların çalışanlarına, beraber iş yaptığı kişi ve diğer kurumlara ve kamuya sorumluluklarını özetleyen, temel değerlerini ve ilkelerini yansıtan, çalışanlara kabul edilebilir ve edilemez davranışlar konusunda yol gösteren bir kurallar bütünüdür.

https://assets.kpmg/content/dam/kpmg/tr/pdf/2016/09/tr-etik-kod.pdf

Daha sonra etik kodun içeriğinde neler olması gerektiğine geçtik. Yine “etik kodun içeriği” diye google’ladığımda ilk sonuç KPMG çıktı ve içeriğin de derste öğrendiklerimiz ile parallel olduğunu gördüm:

En genel tanımıyla iş hayatındaki evrensel doğruları ifade eden etik kod kurum tarafından, kurumun yöneticilerinin ve çalışanlarının mevcut ve gelecekteki davranışlarına rehberlik etmesi için hazırlanan yazılı kurallar bütünüdür.


Etik kodların oluşturulması sürecinde, kurumsal yönetim ilkeleri, misyon, vizyon ve değerlerden yola çıkılması gerekir. Sadece temel alt yapıyı kuracak bu temel ilkeler şirketlere başlangıç için yardımcı olur. Bunların üzerine sorumluluklar, standartlar ve kuralların da eklenmesiyle bütünün parçaları tamamlamış olur. Etik kodların içeriği bir piramidin katmanları gibi düşünülürse, bu piramidin en tepe katmanını “misyon” oluştururken, en alt katmanda “standartlar ve kurallar” yer alır. Piramidin en alttan en üst katmana doğru verilen detaylar ve teknik bilgiler azalır. Bir etik kodun bütün katmanları bazı durumlarda tek bir dokümanda yer almayabilir. Bu katmanlardan bir ya da birkaçını daha detaylı açıklamak isteyen şirketler, ayrı ayrı dokümanlar hazırlamayı tercih edebilir. Ancak her durumda, bu katmanlar bir arada ve bütünleşik bir şekilde şirketin etik bel kemiğini oluşturur.

Şirketlerin etik kodlarının bulunmasının en önemli amaçları arasında; ortak bir kurum kültürü yaratmak, kurum itibarını koruyarak geliştirmek, çalışanların davranışlarını iyileştirmek, yasal gerekliliklere uyum sağlamak, paydaşların beklentilerini karşılamak, topluma karşı sorumlu bir şirket olabilmek, rakiplere karşı şirketin konumunu korumak ve güçlendirmek, oluşabilecek bir suistimalin olası etkilerini azaltmak ve şirketin regülasyonlarla uyumlu olmasını sağlamak gelir. Etik kodlar bu etmenleri gerçekleştirebilmek için öncelikle temel değerlerden yola çıkar.

https://home.kpmg/tr/tr/home/gorusler/2017/03/sirketlerin-olmazsa-olmazi-etik-kod.html

Şirketler tarafından kullanım şekillerine göre etik kodlar 3 gruba ayrılır. Birinci grupta kurala dayalı kodlar, ikinci grupta prensibe dayalı kodlar, üçüncü grupta ise kurala ve prensibe dayalı kodlar yer alır.

Kurala dayalı etik kodlarda standartlar ve kurallar detaylı olarak belirtilir, prensibe dayalı etik kodlardaysa misyon, temel değerler ve/veya sorumluluklar özet halinde yer alır. Kurala ve prensibe dayalı etik kodlar detaylı standartlar ve kurallarla genel prensiplerin birleşiminden oluşur. Kurala dayalı kodlar genellikle prensibe dayalı kodlardan daha uzundur ve ikinci ya da üçüncü tekil şahıs ekiyle yazılır. Çoğunlukla buyurgan, kural koyucu ve hukuki bir dili vardır ve iç kullanıma yöneliktir. Prensibe dayalı kodlar daha özettir ve genellikle birkaç sayfadan oluşur. Birinci çoğul şahıs ekiyle yazılır, daha olumlu bir dili vardır, kural koymaktan ziyade yönlendiricidir ve ‘’iş yapış şeklimiz’’ gibi daha doğal bir anlatım taşır. Sadece iç kullanıma yönelik değillerdir ve dış paydaşlara da dağıtılabilir.

Her iki kodun da etkin olmasında çeşitli faktörler rol oynar. Kurala dayalı kod netlik ve benzerlik yaratırken, prensibe dayalı kod daha erişilebilir ve esnektir. Bu nedenle, günümüzde artan sayıda şirket her ikisini bir arada kullanmayı tercih ediyor.

Şirketlerin, etik kodlarını oluştururken dikkat etmesi gereken önemli noktalardan biri kodun kimler tarafından ve nasıl yazılacağıdır. Peki, etik kod nasıl yazılmalıdır? İlk olarak şirketin amaçları ve etik kodu ile başarmak istedikleri belirlenerek işe başlanmalı. Etik kod yazmanın en etkin yolu, şirket genelindeki tüm paydaşların katılımı ile yazılmasıdır. Üst yönetimin de desteğini alarak, kodun yazım sürecinde bir proje ekibi oluşturulmalıdır.


Etik kodu yazarken şirketin kültürü, ihtiyaçları, politika ve prosedürleri incelenmeli, anketler, süreç sahipleri ile görüşmeler ve fokus grup çalışmaları yapılmalıdır. Kodun yazımı için ihtiyaç duyulan bilgileri topladıktan sonra, şirketin değerleri, uygulamaları ve sektör standartları ile uyumlu olacak bir etik kod taslağı hazırlanmalıdır. Hazırlanan bu taslak, bir yandan üst yönetimle paylaşılırken bir yandan da saha çalışmaları ile test edilmeli ve gerekli düzeltme ve değişiklikler yapmalıdır. Etik kod son haline geldikten sonra mutlaka şirketin hukuk danışmanı tarafından da incelenmelidir. Nihai haline gelen etik kod üst yönetimin onayına sunulmalıdır. Etik kodun üst yönetim tarafından onaylanmasından sonra kodun ilgili taraflara duyurulması ve içselleştirilmesi için iletişim planı ve eğitim stratejisi belirlenmelidir. Ancak unutulmamalıdır ki, etik kod bir kere yazıldıktan sonra tamamlanmış olmaz, sürekli gözden geçirilerek güncel kalmasına çalışılmalıdır.

Birkaç temel ilkeye dikkat ederek etkin ve içselleştirilmiş bir etik kod yazılabilir. Etik kodla gerçekleştirilmek istenen amaçlar hakkında açık ve net olunmalıdır. Etik kodun anlaşılabilir olması için sade ve anlaşılabilir bir anlatım dili kullanılmalıdır. Hukuki terimler ve genellemelerden kaçınmak gerekir. Etik kod gerçek hayatta karşılaşılabilecek sorunlara, yaşanabilecek çelişkili ve ikilemli durumlara cevap vermelidir. Rehberlik edici bir kaynak olmalı, sektöre özgü son gelişmeleri, kanun ve regülasyonları takip etmelidir. Ancak esas önemli olan, etik kodun kullanılır olmasıdır çünkü kullanılmayan ve içselleştirilmemiş bir etik kod başarıya ulaşamaz.

17 Eylül 2021 Cuma

Etik ve Uyum – Temel Kavramlar

Temmuz ayından beri heyecanla beklediğim Etik ve İtibar Derneği’nin 9. Dönemine bugünkü (17 Eylül 2021, Cuma) tanışma ve temel kavramlar konuları ile nihayet başladık. Çok değerli eğitmenlerimizle ve farklı tecrübelere sahip katılımcılarla yolculuğumuza çıktık. Kendimi tanıtma fırsatı bulduğumda da ifade ettiğim gibi, bu yolculuk beni gerçekten çok heyecanlandırıyor ve umarım bana kazandıracağı yeni perspektiflerle bu alanda gelişimime de çok katkı sağlayacak.

Takdir edersiniz ki not almayı ve paylaşmayı seven ben, eğitim esnasında küçük yazımla sayfalarca not alma fırsatı buldum ancak eğitim içeriğini paylaşmamız uygun olmayacağı için bu kez içeriğe dönük bir paylaşımda bulunamayacağım. Yine de eğitmenimiz Ertuğrul Onur’un sunumundan aldığım notlardan bazı konuları öne çıkararak, bu konular üzerinde biraz daha ek okumalar yapıp ben de bıraktıklarını aktaracağım. Böylece aldığım eğitimin de bana faydasını artıracağıma inanıyorum.

Eğitimdeki temel kavramları incelemeye tabii ki “etik”i tanımlayarak başladık. Eğitimdeki tanımdan ziyade internette yaptığım araştırmada karşıma çıkan şu tanımı paylaşmak isterim:

“Etik felsefenin bir dalı olarak insan ilişkilerine temel teşkil eden değerlerin ahlaki bakımdan iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış olarak nitelendirilmesi ile ilgilenmektedir.”

http://www.etik.gov.tr/wp-content/uploads/2019/03/abdulkadirmahmutoglu-etikveahlak-benzerliklerfarkliliklar.pdf

Bu vesileyle T.C. Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun etik.gov.tr adlı websitesinden de haberdar oldum.


Tanımlamalara devam ederken dikkatimi çeken ve özellikle aklımda kalan bir ifade oldu; “Hukuksal olan etik olmayabilir ama hukuksal olmayan etik değildir.” Bu söz üzerinden hukuk ile etik ilişkisini okurken radarıma takılan ise şu oldu:

“… etik ilkeler ile hukuk kurallarının her zaman birbiriyle örtüşmediğidir. Bazen etik ve hukuk kendi içinde çelişkiler taşımaktadır. Mevzuata uygun olduğu halde, etiğe aykırı durumlar olabilir. Örneğin, bir siyasetçinin oy kullanmak için tutamayacağı vaatlerde bulunmasının etik olmadığı ve etik ilkelere aykırı olduğu söylenebilir; ancak bu davranışın hukuk kurallarından oluşan mevzuata aykırı olduğu söylenemez”

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/980898

Kanıt sahibi olmadan yorumda bulunmamamız gerektiği üzerinde durulurken konu bir ara Ford Otosan’a geldi. Konuyu bilmeyenler için durumu kısaca şöyle aktarabiliriz:

Şirket, E.’nin görevi sayesinde ulaşabildiği şirket kayıtları ve elektronik sistemleri manipüle ettiğini öne sürüyor.

Dava dilekçesinde özetle şöyle deniyor: “Davalı, limiti olmayan bayiye mal satışı yapılmasına neden oldu. Hileli işlemlerle bayi limitlerini yükseltti. Bu sayede diğer birimleri yanıltarak araç veya parça satışı yapıldı. Davalı, kimi zaman da bayi borcunu gizledi. Bazı bayilerin şirkete yatırdıkları avans paraları ile ilişkisi içinde olduğu bayilerin borcunu ödenmiş gibi gösterdi. Örneğin, bankadaki limiti 1 milyon lira olan Okutgen’in limitini 30 milyon olarak kayda girdi. Borcu görünmez hale getirilen bir diğer şirket ise Şahsuvaroğlu Otomotiv… Bu şirketin 2017’de 21 milyon 643 bin 462, 2018’de 45 milyon 531 bin 293, 2019’da 81 milyon 27 bin 428 TL, 2020’de ise 38 milyon 611 bin 406 liralık borcu ödenmiş gibi gösterildi.”

https://www.diken.com.tr/ford-otosanda-247-milyonluk-yolsuzluk-iddiasi-nasil-basladi-suclamalar-ne/

Bu olay patlak verdiği günlerde Bloomberg TV’yi izlerken Şahsuvaroğlu Otomotiv’in ortaklarından birinin canlı yayına katılarak kendilerinin suçsuz olduğunu ve bu konudaki söylemlerin hiçbirinin kanıtlanmadığını ve konunun yargıya taşınması sebebiyle daha fazla spekülasyon yapılmaması gerektiği o yayını hatırladım.

Ertuğrul Onur, etik konusunun tarihsel gelişiminden bahsederken ilgili döneme etki eden önemli olaylardan da bahsetti. Bunlardan biri de futbola olan ilgim sebebiyle kısmen hatırladığım Nike vakası idi. Konuyu eğitim sonrası biraz daha araştırdığımda karşıma şu çarpıcı fotoğraf çıktı: 

“Nike farklı ülkelerde sürdürdüğü üretim süreçlerinde uyguladığı çalışma koşulları ile tüketicilerin tepkisine maruz kalmıştır. Nike markasının 1996 yılında, Endonezya ve Çin’de yasa tarafından belirlenmiş ücret düzeyinden daha düşük maaş vermekteydi. Bu durum dünyanın birçok yerinde markaya karşı protestoların oluşmasına sebep olmuştur. Nike daha sonra marka imajını düzeltmek adına üretim yerlerinde denetlemeler uygulamak gibi düzenlemeler yapmaya başlamıştır. 2006 Dünya Kupası döneminde, Pakistanlı çocuk çalışanların Nike marka futbol ayakkabıları dikerken çekilmiş fotoğrafların basına sızması markanın daha önce yaşamış olduğu durumun tekrarına neden oldu. Görsel no çalışmasının da bu durumu karşı yapılan bir kültür bozumu çalışması olduğunu söyleyebiliriz. Kullanılan çocuk çalışan görseli üzerinde kullanılan Nike logosu ve sloganı ile markanın çocuk işçi çalıştırmasına karşı eleştiri getirilmektedir.”

https://acikerisim.ege.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/11454/60988/sinemhasretozer2019.pdf?sequence=1&isAllowed=y

Vaka demişken, Alman devi Siemens’in de 2006 yılında bir vaka yaşadığı ve o günden bugüne etik ve uyum konusunda önemli adımlar attığından bahsedildi. Neymiş bu vaka diye araştırdığımda çıkan sonuç şuydu:

“Alman ekonomi tarihinin en büyük rüşvet skandalı Siemens’in adını taşıyor. 2006 yılındaki soruşturmada Siemens’in toplam 1,3 milyar Euro’luk kapalı ödeme yaptığı ortaya çıkarılmıştı. Şirket Alman ve Amerikan makamlarına 1,2 milyar Euro ceza ödedi. Yolsuzluğun aydınlığa çıkarılması için yapılan çalışmaların faturası da bu miktardan az değildi. Konstanz Üniversitesi'nde İktisat Etiği doçentliği yapan Josef Wieland, “Siemens’teki skandal, dürüstlük kurallarına uyum göstermemenin son derece pahalıya mal olabileceğini gösterdi. Şirketin itibarına leke düşmesi, hissedarları için son derece önemlidir. Aslında şirketin ticari dürüstlüğün dışına çıkmamasına özen göstermek, bunda büyük çıkarı olan pay sahiplerine düşer.” Ekonomi etiği uzmanlarının ortak kanısı da zaten, uzun vadede sadece dürüstlüğün para edebileceği. Münih'li öğretim üyesi Christoph Lütge de tüketicinin de rol oynayabildiği tam rekabet ortamında en doğrusunun, dürüstlüğün başarıyı getirmesi olabileceğini ve böylece hem ticaret ahlâkına hem de iş hayatındaki başarıya hizmet edilmiş olacağını, dile getiriyor.”

http://www.yapi.com.tr/haberler/dunyaca-taninmis-sirketlerin-yolsuzlukla-sinavi_103443.html

Siemens yöneticileri ise geçmişten ders almış olmalı ki ülkemizde etik konusunda önemli adımlar atmışlar:

“Rüşvet konusunda adı sık sık gündeme gelen ve bu konuda açılan davalarda önemli cezalar alan Siemens, Türkiye'de etik ve itibar konusuna öncülük yapıyor. Türkiye'de etik ve itibarın bir iş kültürü haline gelmesi amacıyla kurulan Etik ve İtibar Derneği'nin (TEİD) başkan yardımcılığını Siemens A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Ali Rıza Ersoy üstlendi. 2 yıldır hazırlık çalışmaları yürütülen TEİD'in aktif kurucularından olan Ali Rıza Ersoy, geçmişteki kötü deneyimlerden önemli dersler aldıklarını belirtti. Son yıllarda etik ve itibar konusunun Siemens'de en çok önemsenen konu haline geldiğine dikkat çeken Ersoy, “Herkes ve her şirket hata yapabilir. Önemli olan hatalardan ders alıp herkesin önüne geçebilmektir” dedi.”

https://www.yenisafak.com/gundem/rusvetten-agzi-yandi-itibar-dernegi-kurdu-292649

Şirket içerisindeki etik konusunda sorumluluklara baktığımızda çalışanların sorumluluğu en azdır. Sorumluluk yönetim kurulu, genel müdür, yöneticiler ve çalışanlar şeklinde sıralanmaktadır. Şirketin tüm paydaşları açısından değerinin korunmasını sağlayan en önemli yatırım etik ve sürdürülebilir olmaktır. Borsa İstanbul’un Sürdürülebilirlik Rehberi’ndeki Etik Değerler bölümü ile bu konuyu pekiştirerek ilk günden notlarıma son veriyorum:

“Etik değerleri ön planda tutan şirketler hem saygınlık kazanır, hem de toplumsal ve ekonomik faydanın artması ve daha fazla katma değer yaratılması suretiyle sürdürülebilirliğe katkıda bulunurlar. Etik ve ahlaki değerlerin önemi, geçmişte etik değerlere bağlı kalınmaksızın alınan bazı kararlar sebebiyle itibarı yerle bir olan dev şirketler sayesinde daha iyi anlaşılmış bulunmaktadır.”

https://www.borsaistanbul.com/data/kilavuzlar/surdurulebilirlik-rehberi.pdf

Google adsense

Analytics