Anneannemi kaybettiğim dönem, hayat ve işler devam ediyordu ve bu süreci çok şükür ki sorunsuz, başarılı bir şekilde atlattım. Geçen dönemde iç dünyama fazlaca dönünce, daha çok yazıp üretebildiğim bir dönem yaşadım. İşte bu dönemde, Philip Morris'in liderlik enerjileri ile bu zorlu süreci nasıl yönettiğimi kaleme aldım. İçerik doğru kişilerle buluşunca da yayımlandı. Benim için de anneannemin anısına adayacağım bir ürün ortaya çıktı. Umarım okuyanlara ilham verir.
Geçtiğimiz günlerde “Sağlığın Yerindeyse Şükret, Sevdiklerinin de Sağlıyı Yerindeyse Bir Daha Şükret” başlıklı yazımda
anneannemin hastalığından bahsetmiştim. O yazının üzerinden neredeyse 5 hafta
geçti ama durum iyiye gitmediği gibi daha da kötüye gidiyor. Adeta yavaş yavaş
veda ederken anneannem bize, elden hiçbir şey de gelmiyor. Önceleri onu öylece
yatağında izleyebiliyorken, şimdilerde ise sadece yoğun bakım odasında dakikalarla
sınırlı onu görebilmek.
Anneannem ile bir anneler günü hatırası
Son 2 haftadır Finike’de uzaktan çalıştığım dönemde anneannem
daha da kötü olunca onu yine ambulansla hastaneye kaldırmışlar ve bu kez bir
gece yatırıp çıkarmamışlar. Durumu her ne kadar kötü de olsa, annemler biz uzaktayken
keyfimiz kaçmasın diye durumu idare edip, benim rutin “gece nasıl geçti?” sorularıma
“aynı, bir değişiklik yok” şeklinde idareten cevaplar vermişler. Neyse ki biz İstanbul’a
geldikten sonra evden ilk arayışımda durumu benimle de paylaştılar. Üzüldüm, hem de çok,
ama en çok da anneme ve teyzeme üzüldüm. Alışmıyorlardı yaklaşmakta olan
gerçeğe bir türlü. Durumu bana anlatırken hıçkıra hıçkıra ağlamaları, o gerçekle
yüzleştiklerinde yaşayacaklarının bir ön gösterimi gibiydi. Zordu, hem de çok
zor.
Tüm bunlar olurken, hayat tüm hızıyla devam ediyordu.
Telefonu elimden bırakıp kendime geldikten sonra kafamı dağıtmak için önce
youtube’a girdim, “keyifli, sıra dışı” içerikler bizleri “besliyordu”. Oradan
çıktım, instagram’da arkadaşlarım 9 günlük bayram tatilinin ilk saatlerini
gönüllerince kutluyorlardı. Dedim ya, hayat yaşanmaya devam ediyordu. Bir ara
ben ilk ne zaman, ne paylaşırım acaba diye düşündüm. Sonra bu düşündüklerimi düşünüp
“ya yerimi şimdi” dedim. Sonra babamı kaybettiğim 15 yaşıma gittim. O dönem babamın
acısı yeniyken evin dışında kimin mutlu olduğunu görsem ona karşı bir kin
duyar, hiddet besler, bizim içimiz yanarken o/onlar nasıl da mutlu olabilirler
diye sorgulardım. Cevap aynıydı: hayat devam ediyor.
Önümüz bayram, bu kez hiç olmadığı kadar tatsız geçeceği
şimdiden belli olan bir bayram. Neşeli aile fotoğrafları, özlü mesajlar içeren
bayram tebrikleri yayınlanırken biz anneannem için, geride bırakacağı onu
sevenler için üzüleceğiz. Belli mi olur, belki nasip olur onu son kez yoğun
bakımda görüp bayramını kutlarım, belki o da nasip olmaz…
Babam öldüğünde, odamdaki kıyafet dolabımın içine “zaman
alışmayı öğretir belki ama unutmayı asla” yazıp asmıştım. Her sabah okul
kıyafetlerimi alırken onu okur, her akşam okul kıyafetlerimi asarken bir kez
daha anardım. Anneannemin bu acısına da alışacağız belki ama onu ve onun
hatıralarını da hiç unutmayacağız. Bu satırları yazarken ekran iyice
buğulu olmaya başladıysa artık yazıya son verme zamanı gelmiştir. O halde haydi
sevdiklerinizle güzel hatıralar biriktirin…
Not: Neden bu iç dünyandaki sorgulamaları buraya döktün
diye düşünmüş olabilirsiniz. Tek bir sebebi var: Kötü hatıraları hemen
beynimden silip atmaya meyilli bir bünyem var, yazıyorum ki geriye dönüp
anneannemin son günlerini anmak istersem açıp okurum diye…
Bireysel
Emeklilik Sistemi (BES) düzenli birikimler yapacağınız, devlet katkısı
sayesinde birikimlerinizi artıracağınız, güvenli ve kazançlı bir emeklilik
sistemidir.
Bireysel
Emeklilik Sistemi’nde birikimleriniz %25 devlet katkısıyla artarken, diğer
yandan yatırım fonlarında işlem görür ve bu fonlardan da getiri sağlar. Aylık,
3 aylık, 6 aylık ya da yıllık, nasıl isterseniz katkılarınızı o ödeme
periyodunda ödeyebilirsiniz. Ödeme periyodunu sizin belirleyeceğiniz BES katkı
payı tutarınız, kredi kartınızdan ya da banka hesabınızdan düzenli olarak tahsil
edilir. Böylece belirli bir disiplin içinde tasarruf yapabilirsiniz.
Şeffaf
bir yapısı olan bireysel emeklilik sistemindeki hesaplarınız Takasbank'ta
tutulur, fon paylarınızı bu hesaplardan günlük olarak takip edebilirsiniz.
Vergisel
avantajları olan Bireysel Emeklilik Sistemi’nde emekliliğe hak kazanma
koşulları yerine getirildiğinde stopaj oranı getiri üzerinden %15 yerine
%5’tir. Yani birikimlerinizi BES’te değerlendirmek size vergi avantajı da
sağlar. Ayrıca Döviz ve Altın alımlarında vergi kesintisi (%1) uygulanırken,
BES fonlarınıza ilave bir vergi ödemezsiniz. Böylelikle BES’teki birikimleriniz
katlanarak büyümeye devam eder.
Sistemde
en az 10 yıl kaldığınızda ve 56 yaşını tamamladığınızda emekli olursunuz, bir
başka deyişle mutlu, rahat ve keyifli emeklilik yılları artık sizi bekliyor
demektir.
Bireysel
Emeklilik Kanununda yapılan yasal düzenlemeyle birlikte, 18 yaşından küçük
çocukların sisteme girmelerinin önündeki engel kaldırılmış oldu. Yapılan
değişiklikle bir ailenin çocuk dahil her bir üyesi için oluşturulan sözleşmelerde
bireyler ayrı ayrı %25 devlet katkısı avantajından yararlanabileceklerdir.
Bireysel
emeklilik sistemindeki kişiler, bugüne kadar hangi şirketten BES sözleşmesi
yaptırmışsa o şirketin sunduğu emeklilik planlarının içindeki, o şirketin
emeklilik fonlarında, birikimlerini değerlendirebiliyordu. 2021 yılında yapılan
değişiklikle; katılımcılar, birikimlerini, sisteme girdiği şirketin dışında
diğer emeklilik şirketlerinin emeklilik fonlarında da değerlendirebilecektir.
Başka emeklilik şirketlerinin emeklilik fonlarının getirilerini takip edip
bunları alıp satabileceklerdir. Bugün yatırımcılar nasıl ki, herhangi
bir bankanın mobil sistemi üzerinden başka şirketlerin fonlarını alıp
satabiliyorlarsa, aynı uygulama BES için de başlamış oldu. Bu uygulama aynı
zamanda emeklilik şirketleri ve fonları yöneten portföy yönetimi şirketleri
arasında, katılımcılara yüksek getiri sağlama rekabetini de beraberinde getirecek
ve bu durum yatırımcının lehine olacaktır.
Normal
şartlarda, katılımcılar her ay BES için katkı payı ödemekte ve emeklilik
şirketi bu katkı paylarını katılımcının seçtiği ve emeklilik şirketine ait
fonlara yönlendirmektedir. Yeni uygulama ile katılımcı katkı payı ödemesini
kendi emeklilik şirketinin fonuna değil, başka şirketin fonuna yatırabilecektir.
Bireysel
emeklilik sistemindeki bir katılımcı fon dağılımını yılda 12 kez değiştirebilmektedir.
Katılımcılar,
Bireysel Emeklilik Fon Alım Satım Platformu(BEFAS)’ta sunulan
fonları kendi emeklilik şirketlerinin mobil ve web tabanlı uygulamaları
üzerinden alıp satabilecektir. Yeni kurulan BEFAS; emeklilik yatırım
fonu paylarının, fon kurucusu emeklilik şirketi tarafından diğer emeklilik
şirketleri katılımcılarına satılmasına, geri alınmasına imkân sağlayan ve
Takasbank tarafından işletilen elektronik bir platformdur.
BES
katılımcıları, BEFAS platformunda işlem gören fon çeşitleri arasında seçim
yapabilecek ve BES’e ödeyecekleri katkı paylarını BEFAS platformunda işlem
gören fonlara aktarabilecektir.
“Her şeyin başı sağlık” diyen atalarımız ne de güzel
söylemiş. Ancak biz ya da sevdiklerimiz sağlık problemleri ile
karşılaştığımızda bu sözü hatırlayıp sağlığımızın değerini anlayıp şükrediyoruz
ya da sağlığımıza kavuşabilmek için duacı oluyoruz.
Girişten de anlayabileceğiniz üzere, sağlık konusunda
dertlenmiş bir dönemdeyim. Geçtiğimiz haftalarda anneannem düştü, kalçası
kırıldı ve eş zamanlı olarak Alzheimer başladı. İzmir’den İstanbul’a taşınırken
kafamdaki en büyük çekince olan, ailemin bana ihtiyacı olduğunda onların
yanında olamama korkusu bir anda gerçek oldu. Hemen bir imkan yaratıp
anneannemin yanına gittiğimde hep “yaşına göre çok iyi maşallah” dediğimiz 95’lik
Adviye Hanım bu kez eski halini mumla aratır gibiydi. Hem yatıyor, hem de maalesef
bizimle sağlıklı bir iletişim kuramıyordu. İlk karşılaşma anı bizi çok üzmüştü
ama onunla vakit geçirdikçe bu üzüntü yerini “bu durum ne kadar böyle sürecek”
endişesine bırakmıştı. Alışık olmadığımız bu hali belki uzmanlar bir kere daha
gözden geçirirse değişir diye düşünerek ambulans çağırıp dördüncü kattan
sedyede merdivenle ambulansa taşıyıp acile götürmemizle de değişmedi. Yapılan testlerin
sonucu için aldığımız “yaşına göre normal” cevabı “teyze artık bir yola girmiş”
yorumu ile ertesi sabah yine ambulans ile eve döndük. Onu izledikçe, dinledikçe
aklımda hep “yaşlandığımda bu halde olursam bana kim bakar?” sorusu ile “bu
hallere düşmeden dünyaya veda etmek en güzeli” düşüncesi birbiriyle raks etti.
Bir yandan da hayat devam etti. Anneannem yatarken ben aynı
evin bir başka odasında yine gündelik fani sorunlarımla uğraşmaya, çalışmaya, kazandığım
parayı hak etmeye devam ettim. Öte yandan, bir ömrünü anneannem ile yaşamış
olan teyzemin onun için çabalamasını görmek, her zamankinden daha fazla
kendinden feragat ederek anneannemin rahat etmesi için koşturması “peki ya onunla
kim ilgilenecek, o ne zaman dinlenecek?” diye bir de onun için endişelenmeme
sebep oldu. Bu arada bizim evdeki “misafir” durumumuz da devam ediyordu, hal
böyle olunca biraz da durumu uzaktan izleyelim diye önce İzmir’e, sonra Bursa’ya
sonra da İstanbul’a yavaş yavaş gidip uzaklaştık.
Hatta bu uzaklaşma sürecinde, İstanbul’da özlemini
çektiğimiz Karşıyaka, Seferihisar, Urla gibi yerleri de ziyaret ettik ama
keyfimiz, neşemiz pek yoktu. Anneannemin hastalığı, onunla ilgilenen annemin ve
teyzemin yorgunluğunu ve üzüntüsünü bilmek gezerken keyif almaktan ziyade bir
nevi suçluluk hissi yaşamamıza sebep oluyordu. Güzel manzaraların fotoğrafını
bile çekmek adeta “yanlış” yapmak gibi geliyordu ve yapmıyor, yapamıyorduk.
Şimdi daha uzakta, daha sakin bir sabahta bu düşünceleri
hissederken sabah teyzemi arayıp “gece nasıl geçti?” diye sormak için uygun
vakte geldi. Ne kadar dikkate alırsınız bilemiyorum ama hayata bir kez
geliyoruz ve hayatın her günü, her dönemi aynı seviyede yaşanılabilir olmuyor.
İşte bu sebeple, yaşayabildiğiniz anların değerini bilip, sevdiklerinizle
tadını çıkarın.
Hazır annemin evine gelmişken yine dayanamayıp çalışma masamın çekmecelerini karıştırdım ve 90'lara yolculuk başladı.
Recep Çetin veya o dönem Shell Türkiye'de çalışanlar hatırlar mı bilemiyorum ama yakıt aldıktan sonra biriktirilen özel madalyon koleksiyonu dönem büyük prestij aracıydı. Hey gidi günler hey...