19 Ağustos 2021 Perşembe

Anneannem Sonrası | Liderlik Üzerine

Anneannemi kaybettiğim dönem, hayat ve işler devam ediyordu ve bu süreci çok şükür ki sorunsuz, başarılı bir şekilde atlattım. Geçen dönemde iç dünyama fazlaca dönünce, daha çok yazıp üretebildiğim bir dönem yaşadım. İşte bu dönemde, Philip Morris'in liderlik enerjileri ile bu zorlu süreci nasıl yönettiğimi kaleme aldım. İçerik doğru kişilerle buluşunca da yayımlandı. Benim için de anneannemin anısına adayacağım bir ürün ortaya çıktı. Umarım okuyanlara ilham verir.




 Direk içeriğe ulaşmak için:

Unsmoke: Three Leadership Dimensions that I Experienced After My Grandmother’s Passing Away (unsmokeyourworld.blogspot.com)

Three Leadership Dimensions that I Experienced After My Grandmother’s Passing Away | by Volkan Yorulmaz | Aug, 2021 | Medium

17 Temmuz 2021 Cumartesi

Anneannem Adviye Hanım

Geçtiğimiz günlerde “Sağlığın Yerindeyse Şükret, Sevdiklerinin de Sağlıyı Yerindeyse Bir Daha Şükret” başlıklı yazımda anneannemin hastalığından bahsetmiştim. O yazının üzerinden neredeyse 5 hafta geçti ama durum iyiye gitmediği gibi daha da kötüye gidiyor. Adeta yavaş yavaş veda ederken anneannem bize, elden hiçbir şey de gelmiyor. Önceleri onu öylece yatağında izleyebiliyorken, şimdilerde ise sadece yoğun bakım odasında dakikalarla sınırlı onu görebilmek.

Anneannem ile bir anneler günü hatırası

Son 2 haftadır Finike’de uzaktan çalıştığım dönemde anneannem daha da kötü olunca onu yine ambulansla hastaneye kaldırmışlar ve bu kez bir gece yatırıp çıkarmamışlar. Durumu her ne kadar kötü de olsa, annemler biz uzaktayken keyfimiz kaçmasın diye durumu idare edip, benim rutin “gece nasıl geçti?” sorularıma “aynı, bir değişiklik yok” şeklinde idareten cevaplar vermişler. Neyse ki biz İstanbul’a geldikten sonra evden ilk arayışımda durumu benimle de paylaştılar. Üzüldüm, hem de çok, ama en çok da anneme ve teyzeme üzüldüm. Alışmıyorlardı yaklaşmakta olan gerçeğe bir türlü. Durumu bana anlatırken hıçkıra hıçkıra ağlamaları, o gerçekle yüzleştiklerinde yaşayacaklarının bir ön gösterimi gibiydi. Zordu, hem de çok zor.

Tüm bunlar olurken, hayat tüm hızıyla devam ediyordu. Telefonu elimden bırakıp kendime geldikten sonra kafamı dağıtmak için önce youtube’a girdim, “keyifli, sıra dışı” içerikler bizleri “besliyordu”. Oradan çıktım, instagram’da arkadaşlarım 9 günlük bayram tatilinin ilk saatlerini gönüllerince kutluyorlardı. Dedim ya, hayat yaşanmaya devam ediyordu. Bir ara ben ilk ne zaman, ne paylaşırım acaba diye düşündüm. Sonra bu düşündüklerimi düşünüp “ya yerimi şimdi” dedim. Sonra babamı kaybettiğim 15 yaşıma gittim. O dönem babamın acısı yeniyken evin dışında kimin mutlu olduğunu görsem ona karşı bir kin duyar, hiddet besler, bizim içimiz yanarken o/onlar nasıl da mutlu olabilirler diye sorgulardım. Cevap aynıydı: hayat devam ediyor.

Önümüz bayram, bu kez hiç olmadığı kadar tatsız geçeceği şimdiden belli olan bir bayram. Neşeli aile fotoğrafları, özlü mesajlar içeren bayram tebrikleri yayınlanırken biz anneannem için, geride bırakacağı onu sevenler için üzüleceğiz. Belli mi olur, belki nasip olur onu son kez yoğun bakımda görüp bayramını kutlarım, belki o da nasip olmaz…

Babam öldüğünde, odamdaki kıyafet dolabımın içine “zaman alışmayı öğretir belki ama unutmayı asla” yazıp asmıştım. Her sabah okul kıyafetlerimi alırken onu okur, her akşam okul kıyafetlerimi asarken bir kez daha anardım. Anneannemin bu acısına da alışacağız belki ama onu ve onun hatıralarını da hiç unutmayacağız. Bu satırları yazarken ekran iyice buğulu olmaya başladıysa artık yazıya son verme zamanı gelmiştir. O halde haydi sevdiklerinizle güzel hatıralar biriktirin…

 

Not: Neden bu iç dünyandaki sorgulamaları buraya döktün diye düşünmüş olabilirsiniz. Tek bir sebebi var: Kötü hatıraları hemen beynimden silip atmaya meyilli bir bünyem var, yazıyorum ki geriye dönüp anneannemin son günlerini anmak istersem açıp okurum diye…

Bu yazı ilgini çektiyse, bu da ilgini çekebilir:

Sağlığın Yerindeyse Şükret, Sevdiklerinin de Sağlıyı Yerindeyse Bir Daha Şükret 

11 Temmuz 2021 Pazar

Bireysel Emeklilik Sisteminde Neler Değişti? BEFAS nedir?

Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) düzenli birikimler yapacağınız, devlet katkısı sayesinde birikimlerinizi artıracağınız, güvenli ve kazançlı bir emeklilik sistemidir.

Bireysel Emeklilik Sistemi’nde birikimleriniz %25 devlet katkısıyla artarken, diğer yandan yatırım fonlarında işlem görür ve bu fonlardan da getiri sağlar. Aylık, 3 aylık, 6 aylık ya da yıllık, nasıl isterseniz katkılarınızı o ödeme periyodunda ödeyebilirsiniz. Ödeme periyodunu sizin belirleyeceğiniz BES katkı payı tutarınız, kredi kartınızdan ya da banka hesabınızdan düzenli olarak tahsil edilir. Böylece belirli bir disiplin içinde tasarruf yapabilirsiniz.

Şeffaf bir yapısı olan bireysel emeklilik sistemindeki hesaplarınız Takasbank'ta tutulur, fon paylarınızı bu hesaplardan günlük olarak takip edebilirsiniz.

Vergisel avantajları olan Bireysel Emeklilik Sistemi’nde emekliliğe hak kazanma koşulları yerine getirildiğinde stopaj oranı getiri üzerinden %15 yerine %5’tir. Yani birikimlerinizi BES’te değerlendirmek size vergi avantajı da sağlar. Ayrıca Döviz ve Altın alımlarında vergi kesintisi (%1) uygulanırken, BES fonlarınıza ilave bir vergi ödemezsiniz. Böylelikle BES’teki birikimleriniz katlanarak büyümeye devam eder.

Sistemde en az 10 yıl kaldığınızda ve 56 yaşını tamamladığınızda emekli olursunuz, bir başka deyişle mutlu, rahat ve keyifli emeklilik yılları artık sizi bekliyor demektir.

Bireysel Emeklilik Kanununda yapılan yasal düzenlemeyle birlikte, 18 yaşından küçük çocukların sisteme girmelerinin önündeki engel kaldırılmış oldu. Yapılan değişiklikle bir ailenin çocuk dahil her bir üyesi için oluşturulan sözleşmelerde bireyler ayrı ayrı %25 devlet katkısı avantajından yararlanabileceklerdir.

Bireysel emeklilik sistemindeki kişiler, bugüne kadar hangi şirketten BES sözleşmesi yaptırmışsa o şirketin sunduğu emeklilik planlarının içindeki, o şirketin emeklilik fonlarında, birikimlerini değerlendirebiliyordu. 2021 yılında yapılan değişiklikle; katılımcılar, birikimlerini, sisteme girdiği şirketin dışında diğer emeklilik şirketlerinin emeklilik fonlarında da değerlendirebilecektir. Başka emeklilik şirketlerinin emeklilik fonlarının getirilerini takip edip bunları alıp satabileceklerdir. Bugün yatırımcılar nasıl ki, herhangi bir bankanın mobil sistemi üzerinden başka şirketlerin fonlarını alıp satabiliyorlarsa, aynı uygulama BES için de başlamış oldu. Bu uygulama aynı zamanda emeklilik şirketleri ve fonları yöneten portföy yönetimi şirketleri arasında, katılımcılara yüksek getiri sağlama rekabetini de beraberinde getirecek ve bu durum yatırımcının lehine olacaktır.

Normal şartlarda, katılımcılar her ay BES için katkı payı ödemekte ve emeklilik şirketi bu katkı paylarını katılımcının seçtiği ve emeklilik şirketine ait fonlara yönlendirmektedir. Yeni uygulama ile katılımcı katkı payı ödemesini kendi emeklilik şirketinin fonuna değil, başka şirketin fonuna yatırabilecektir.

Bireysel emeklilik sistemindeki bir katılımcı fon dağılımını yılda 12 kez değiştirebilmektedir.

Katılımcılar, Bireysel Emeklilik Fon Alım Satım Platformu (BEFAS)’ta sunulan fonları kendi emeklilik şirketlerinin mobil ve web tabanlı uygulamaları üzerinden alıp satabilecektir. Yeni kurulan BEFAS; emeklilik yatırım fonu paylarının, fon kurucusu emeklilik şirketi tarafından diğer emeklilik şirketleri katılımcılarına satılmasına, geri alınmasına imkân sağlayan ve Takasbank tarafından işletilen elektronik bir platformdur.

BES katılımcıları, BEFAS platformunda işlem gören fon çeşitleri arasında seçim yapabilecek ve BES’e ödeyecekleri katkı paylarını BEFAS platformunda işlem gören fonlara aktarabilecektir. 

Bol kazançlı günler...

Kaynak:

BES Nedir? | Bireysel Emeklilik | AgeSA (agesahayatemeklilik.com.tr)

10 soruda BES’te yeni dönem | Noyan Doğan | Köşe Yazıları (hurriyet.com.tr) 

https://youtu.be/zAAEUWLrRnc

14 Haziran 2021 Pazartesi

Sağlığın Yerindeyse Şükret, Sevdiklerinin de Sağlıyı Yerindeyse Bir Daha Şükret

 “Her şeyin başı sağlık” diyen atalarımız ne de güzel söylemiş. Ancak biz ya da sevdiklerimiz sağlık problemleri ile karşılaştığımızda bu sözü hatırlayıp sağlığımızın değerini anlayıp şükrediyoruz ya da sağlığımıza kavuşabilmek için duacı oluyoruz.


Girişten de anlayabileceğiniz üzere, sağlık konusunda dertlenmiş bir dönemdeyim. Geçtiğimiz haftalarda anneannem düştü, kalçası kırıldı ve eş zamanlı olarak Alzheimer başladı. İzmir’den İstanbul’a taşınırken kafamdaki en büyük çekince olan, ailemin bana ihtiyacı olduğunda onların yanında olamama korkusu bir anda gerçek oldu. Hemen bir imkan yaratıp anneannemin yanına gittiğimde hep “yaşına göre çok iyi maşallah” dediğimiz 95’lik Adviye Hanım bu kez eski halini mumla aratır gibiydi. Hem yatıyor, hem de maalesef bizimle sağlıklı bir iletişim kuramıyordu. İlk karşılaşma anı bizi çok üzmüştü ama onunla vakit geçirdikçe bu üzüntü yerini “bu durum ne kadar böyle sürecek” endişesine bırakmıştı. Alışık olmadığımız bu hali belki uzmanlar bir kere daha gözden geçirirse değişir diye düşünerek ambulans çağırıp dördüncü kattan sedyede merdivenle ambulansa taşıyıp acile götürmemizle de değişmedi. Yapılan testlerin sonucu için aldığımız “yaşına göre normal” cevabı “teyze artık bir yola girmiş” yorumu ile ertesi sabah yine ambulans ile eve döndük. Onu izledikçe, dinledikçe aklımda hep “yaşlandığımda bu halde olursam bana kim bakar?” sorusu ile “bu hallere düşmeden dünyaya veda etmek en güzeli” düşüncesi birbiriyle raks etti.

Bir yandan da hayat devam etti. Anneannem yatarken ben aynı evin bir başka odasında yine gündelik fani sorunlarımla uğraşmaya, çalışmaya, kazandığım parayı hak etmeye devam ettim. Öte yandan, bir ömrünü anneannem ile yaşamış olan teyzemin onun için çabalamasını görmek, her zamankinden daha fazla kendinden feragat ederek anneannemin rahat etmesi için koşturması “peki ya onunla kim ilgilenecek, o ne zaman dinlenecek?” diye bir de onun için endişelenmeme sebep oldu. Bu arada bizim evdeki “misafir” durumumuz da devam ediyordu, hal böyle olunca biraz da durumu uzaktan izleyelim diye önce İzmir’e, sonra Bursa’ya sonra da İstanbul’a yavaş yavaş gidip uzaklaştık.

Hatta bu uzaklaşma sürecinde, İstanbul’da özlemini çektiğimiz Karşıyaka, Seferihisar, Urla gibi yerleri de ziyaret ettik ama keyfimiz, neşemiz pek yoktu. Anneannemin hastalığı, onunla ilgilenen annemin ve teyzemin yorgunluğunu ve üzüntüsünü bilmek gezerken keyif almaktan ziyade bir nevi suçluluk hissi yaşamamıza sebep oluyordu. Güzel manzaraların fotoğrafını bile çekmek adeta “yanlış” yapmak gibi geliyordu ve yapmıyor, yapamıyorduk.

Şimdi daha uzakta, daha sakin bir sabahta bu düşünceleri hissederken sabah teyzemi arayıp “gece nasıl geçti?” diye sormak için uygun vakte geldi. Ne kadar dikkate alırsınız bilemiyorum ama hayata bir kez geliyoruz ve hayatın her günü, her dönemi aynı seviyede yaşanılabilir olmuyor. İşte bu sebeple, yaşayabildiğiniz anların değerini bilip, sevdiklerinizle tadını çıkarın.

Kalın sağlıcakla,

Volkan         

3 Haziran 2021 Perşembe

90'lara yolculuk: Shell Üç Büyükler Madalyon Koleksiyonu

Hazır annemin evine gelmişken yine dayanamayıp çalışma masamın çekmecelerini karıştırdım ve 90'lara yolculuk başladı.

Recep Çetin veya o dönem Shell Türkiye'de çalışanlar hatırlar mı bilemiyorum ama yakıt aldıktan sonra biriktirilen özel madalyon koleksiyonu dönem büyük prestij aracıydı. Hey gidi günler hey...



 

Google adsense

Analytics