31 Temmuz 2017 Pazartesi

Cesur Sorulardan Geriye Kalanlar

Kendini her geçen gün tanımaya ve keşfetmeye, bu sayede seçtiği her alanda ustalık yolculuğunda ilerlemeye ve bunu gerçekleştirmek isteyen başkalarına da destek olmaya adamış Dost Can Deniz’in “Cesur Sorular: Yaşamınızı Kutlamaya Çevirecek 101 Soru” kitabını bitirdim. Herşeyden önce bu kitabı benim için çok değerli olan birinin kütüphanesinde görüp isteyerek okumaya başladığımı belirtmeliyim, yani kitap bana gelmeden önce çok iyi seçilmişti. Bu kitabı okurken içindeki 101 sorunun önemli bir kısmını cevapladım ya da cevaplamak için düşündüm. Okurken hoşuma giden, beni etkileyen bölümleri ise birinci tekil şahıstan, yani kendi ağzımdan yazdım. Yaşamınızın odağına her ne koyarsanız koyun, yaşamın asıl anlamının bu her neyse onun ustası olabilmek için devamlı ilerlemek olduğuna inanan Dost Deniz’den bana bakın neler kaldı.

 
Sahip olduğum tek yaşam şimdi burada, olduğum yerde yaşanıyor. Yaşamım ben onu değiştirince değişecek! Değişim ve başarı için tutku ve arzuya sahip olursam gerisini tamamlayıp yola çıkmam çok daha kolay olur. Kitap okuyarak, seminere giderek, mentörle veya koçla zevkli ve aydınlatıcı sohbetler yaparak, eylem planları yazarak değişemem. Ancak öğrendiklerimi uygulamak için eyleme geçersem değişirim. Değişimim için ne bir finiş çizgisi ne de bir teslim tarihi var. Her gün gelişimim için atacağım adımlardan mutlu olmayı deneyeceğim. Kim olduğumu yaptığım eylemler belirler, eylemlerimin sonucu değil.

Aradığım daha yüksek yaşam kalitesi maalesef rahat ettiğim bölgenin dışında. Yaşadığım kenti seversem, ona iyi bakmaya, onun içinde gezmeye, o olmaya başlarsam, işte o zaman başka semtleri de olduğunu fark edeceğim. Dışa dönük olmaya çalışmayı bırakıp içedönüklüğümün tadını çıkarmaya başladığımda insanlarla daha fazla beraber olmaktan keyif almaya başladığımı göreceğim. Çünkü tam ve bütün bir insan olmanın tek yolu, olduğum insanı tam olarak olmaktan geçiyor.
Yaşamın bana dağıttığı elin üzerinde kontrolüm yok ama o eli nasıl oynayacağım benim kontrolümüzde. Yaşamımda ne olduğuna ben karar vermiyorum ama yaşamımın nasıl olduğunu ben belirliyorum.

İyi bir insanım diye başıma kötü olaylar gelmeyeceğini beklemek, vejeteryanım diye boğaların bana saldırmayacağını beklemekten farksızdır.
"Seninle daha sonra ilgilenebilir miyim?" demediğim sürece yaşamımda o anda en üstte olan şey, başka şeylerle ilgilenmeme izin vermeyecektir.

Kendimi bilme becerim, onu dile getirebilme becerimle sınırlıdır. Ancak kendime iyi bakarsam yaşam kalitemi artırmak için gerekli olan enerjiye sahip olurum.
Bana acı çektiren insanları, değiştiremeyeceğim geçmişi serbest bırakıyorum, gitsinler diye... Gitmekte olduğum gelecekte onlara ihtiyacım olmayacak.

Gölgede kalan, henüz fark etmediğim veya kabullenmek istemediğim, karşılaşmaktan korktuğum şeylerden korkmamalıyım. İçimde olan hiçbir şeyle karşılaştığımda incinmem.
Artık neyin eksik olduğuna değil de neyin var olduğuna odaklanacağım. Bana sunulan lütufların, yaşamımdaki güzel şeylerin farkına varacağım. Sahip olduğum şeylere ve olduğum insana şükredeceğim. Neye sahip olduğunu bilen insan, onları kullanarak, bunu bilmeyense yokluk içinde yaşar.

İnsanın ayağı dağlara takılmaz, ayağımızı kaydıran küçük taşlardır.
Karşımdaki benden farklı düşünüyorsa ona karşı merakla yaklaşıp "Bana böyle düşünmenin nedenlerini anlatır mısın?", "Daha başka?" ve "Bu sonuca nasıl vardığını merak ediyorum?" diyeceğim.

Yapmam gereken önce kendimi saymak. Yüzde yüz vermek kendimi o an yaptığım işe, beraber olduğum kimselere, kişisel gelişimime ve ilerlememe, hedeflerime, yaratmak istediğim yaşama. Artık yaşamın bana istediklerimi, hak ettiklerimi vermediğinden yakınmayı ve şikayet etmeyi bırakıp kendimi yüzde yüz yaşamaya adayacağım. Karşılığında bir şey aldığım için değil, sadece keyfi için değer katacağım her yaptığıma. Ve, tam adanmışlık yoksa eğer, yüzde 99 adanmışlıkla yüzde 1 adanmışlık aynı şeydir.
Herhangi birini istediği şeyin peşinden götürecek olan, sihirli bir formül değildir. Beni ilerletecek olan, ne olursa olsun, neyle karşılaşırsa karşılaşılsın, istenilen şeye doğru tutarlı ve sürekli olarak ilerlemek ve hareket etmektir. Aslında, bu hedefe odaklanmak ve ilerlemek ile vazgeçmeye yol açan iç diyalog arasındaki çok basit bir süreçtir. Ve gerçekte, muharebe budur. Eğer bir savaş sürüyorsa, savaş aslında benim içimdedir ve bu savaş benim her gün yüzleşmek zorunda olduğum bir savaştır.

Yaşamda nereye gidersem gideyim, santim santim gideceğim. Maalesef yaşamda kestirmeler yok. Korkmayı bırakıp bedelini hesaplayıp, imkanlarımızı hazırlayıp çıkalım yola. Evren sadece hareketi alkışlar, düşünceyi değil.
Şu ana kadar yaptıklarını yaparsan, şu ana kadar elde ettiklerine ulaşacaksın. Eğer farklı bir şey istiyorsan, farklı bir şey yap. Eğer işe yaramıyorsa, değiştir. Bırak yol seni götürsün.

İstenilen sonuçları, hatta mucizeleri yaratmanın birinci parçası ve her şeyin başı NİYET. Yaşamın oluşmasını sağlayan şeydir niyet. Eğer niyetlenmezsem beni kimse yataktan kaldıramaz. Formülümüzün ikinci bacağı İNANÇ. Eğer bir şeyi başaracağıma inanmazsam, hiçbir şekilde başarılı olmamın imkanı yoktur. Henry Ford’un da dediği gibi, “Yapabileceğinizi ya da yapamayacağınızı düşünüyorsanız, büyük ihtimalle haklısınız.” İnançlar yaşamın ve benim motorlarımdır. Niyet ve inancımın yanına istekliliğim yani sebat ve azmimi koyarak çıkacağım yolda karşılaşmanın kaçınılmaz olduğu küçük büyük aksiliklerden dolayı geri adım atmayacağım. Kesinlikle çalışan bir formül: Niyet + İnanç + Sebat = Mucize
Başarılı olmanın tek yolu hata yapmaktır.

Yaşamda ya ilerliyorsunuz ya da ilerlemiyorsunuz.
Goethe demiş ki, “Ne yapabilirseniz veya yapabileceğinizi hayal ediyorsanız, başlayın. Cesaret, içinde dehayı, gücü ve sihri barındırır.”

Eğer bir kere, bir yerde, bir durumda yapabildiysem, her istediğim zaman yapabilirim. Ve biz, her istediğimiz zaman, her istediğimiz şey olabildiğimizi gördüğümüzde işte o zaman gerçekten kendimiz olmanın ne demek olduğunu anlamaya başlarız.
Bütün bilgelik öğretileri, bütün yaşam ustaları, bütün dinler, bütün diller ortak olarak aynı şeyleri buyurur insan oğluna: Kendini Bil. Kendini Gerçekleştir. Kendin Ol!

John A. Shedd, “Limandaki bir gemi güvendedir, ama geminin yapılış amacı bu değildir.” diyor. Biz insanlar, vasatı mükemmel yapmaya programlanmış durumdayız. Bir yandan potansiyelimizi kullanamamaktan, işimizin, yaşamımızın, evrenin bize olabileceğimizin en iyisini olmamız için fırsatlar vermediğinden yakınıyoruz, bir yandan da rahat ettiğimiz vasatlık alanını terk etmeye ödümüz patlıyor.
Yaşamda benim için nelerin mümkün olduğunu, potansiyelimin neleri içerdiğini, sınırlarımın ne kadar geniş olduğunu oturduğum yerde bulamayacağım. Yaşam sadece yaşayarak anlaşılabilecek bir şeydir.

Yaşam kalitemi yükseltmek için kendime “Hiçbir şekilde yakınmam, çünkü yakınmama neden olacak şeyleri yaşamıma sokmam. Eğer soktuysam da bunun sorumluluğunu üstlenirim.” gibi yeni bir standart tanımladım. Yaşam kalitemi arttırmak demek, yaşamıma tam bir kalite yönetimi anlayışı ile yaklaşmak demektir.
Herkesin iyi olmaya çalıştığı, iyi olmazsa sanki eksik ve yetersiz görüldüğü birtakım becerileri kendime yakıştırmak çabamdan vazgeçmem gerek. Bu zaten üstümde eğreti duran ve emtia haline gelmiş becerilerimden oluşan bir “güçlü yanlar” portföyünden vazgeçmektir. Çünkü emtia haline gelen şeylerin, standardize olmuş malların piyasa değerleri düşer!

Ustaca yaşam budur: Davranışlarına dışsal bir dayanak aramadan, herhangi bir referans noktasına ihtiyaç duymadan, içsel bir bilişle bildiklerinin dışındaki hiçbir sisteme ve kurallar manzumesine uymaya çalışmadan, sadece senin için ve senin vicdanına göre en doğrusu o olduğu için, sadece öyle bütün ve tam hissettiğin için “doğruyu” hissetmek, düşünmek, söylemek ve yapmak.
Ustalık, bir paye, bir seviye, bir unvan, bir yer değil, bir yolculuğun adıdır. Yolumuz açık olsun.

Kitapta beğenimi kazanan özlü sözlerde bir hayli çoktu. Onlardan en çok hoşuma gidenleri not aldım. Belki bir gün bir yerlerde kullanmak pek şık olur:
  • Yapabileceğime inandığımda, başlangıçta buna gücüm olmasa bile bu gücü elde ederim. Mahatma Gandhi
  • Memnuniyetsizliğinizi boşa harcamayın, yakıt olarak kullanın. Thomas Rutledge
  • Kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret edemeyen insan yeni okyanuslar keşfedemez. Andre Gide
  • Maşrapamız küçükse, deryayı suçlamaya hakkımız olmaz. Mevlana
  • Büyük sıçrayışı gerçekleştirmek isteyen bir kaç adım geriye gitmek zorundadır. Bugün yarına dünle beslenerek yol alır. Bertolt Brecht
  • Kışın en soğuk zamanında, ben en sonunda, içimde yenemeyeceğim bir yaz olduğunu anladım. A.Camus
  • Büyük işler başarmak için üstün yetenekli olmak gerekmez, insanüstü değil ama kendi içinizde olanlarla birlikte olmak gerekir. Montesquieu
  •  Var olma ihtimali, insanın ilişki kurabilme kapasitesinde yatar. Medar Boss
  •  Yarın bambaşka biri olacağım diyorsan neden bugünden başlamıyorsun? Epictetus

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Google adsense

Analytics