Hayat bisiklete binmek gibidir; pedalı çevirmeye devam ettiğiniz sürece düşmezsiniz.
fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fotoğraf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Mayıs 2019 Cumartesi
En Pahallı Fotoğrafım
Dün
akşam (Cuma – 03/05/2019) yemek sonrası tatlı yemek için Bostanlı’ya yürüdük,
her yer kalabalık, cıvıl cıvıldı. Dönüşte, tam Reci’s e yaklaşırken ara
sokaktan birden alttaki fotoğraftaki arkadaşlar yanımızda Okan’ı görünce hazine
bulmuş gibi yanımıza geldiler. Ne olduğunu bile anlamadan bir telaşeyle biri
balon yapmaya, biri papağanı göstermeye, biri de haydi fotoğraf çekelim demeye
başladı. Bir dakika içinde kılış şeklinde bir balonu Okan’ın eline tutuşturup,
papağanla hep beraber fotoğrafımızı çekmesi için eşimden destek istediler.
Karanlıkta ne olup bittiğini anlamadığımız bu durumun sonunda arkadaşlardan
biri “şu öğrenci kardeşlerine bi 20 lira verirsin babası” dedi. Öğrenci
olmadığına eminim olduğum bu arkadaşlara cüzdandan 10 lira çıkarıp verdim. Son
zamanlarda gözlemlediğim en ilginç girişimcilik fikri ile arkadaşlar çocuklu
aileleri hedefleyip kalabalık yerlerde dolaşarak eminim ki iyi para
kaldırıyorlardır. Benim için de hatıralarda kendi makinemle çekilen en pahallı
fotoğraf olarak yerini aldı. Sağlık olsun...
29 Ağustos 2016 Pazartesi
Yine Pazartesi Sendromunu Yendim
İzinli olarak geçen bu Pazartesi sendromunu yendiğim günleri pek bir seviyorum. Pazar akşamından ayrı bir keyifli oluyorum ve bu ertesi güne de yansıyor. 30 Ağustos ile birleştirdiğim hatta 31 Ağustos'u da izinlerime ekleyip, hızımı almışken 1 ve 2 Eylül tarihlerine de İstanbul'da eğitim planlayarak tam bir hafta kendimi ofisten uzak tutma gibi sinsi (!) planları hayata geçirdiğim bir dönemdeyim.
Sabah vücut saatim alarm kapalı olsa da beni 6 da uyandırsa da bugün ajandamda her zamankinden farklı şeyler vardı. Akşamdan tozunu alıp lastiklerini şişirdiğim bisikletimle Bostanlı sahilde egzersiz ve keyif karışımı bir sürüş yapıp, ardından basketbol sahasında ter atmaya yöneldim. Okan'ın annesiyle okula gittiği haberi ulaşınca ben de eve gidip duş aldım ve sonra günün geri kalanına eşimle başbaşa devam ettim. Önce dışarıda kahvaltı, ardından vapurla Pasaport, orada bir kahve keyfi derken öğleden önce soluğu Kemeraltında aldık. Biraz çarşı geçtikten sonra Kemeraltı Balıkçısı'nda balık yiyip bunu yakmak için Alsancak'a yol aldık. Vapurla karşıya geçip okulunda uyuyan Okan'ı aldıktan sonra rutin kontrol için doktoruna götürdük. Sonra da alışverişimizi yapıp eve geldik.
Bu satırları yazarken aklıma ilkokulda verilen yaz ödevlerindeki yaptıklarınızı yazın görevi geldi. Tatildeyken pekçok şeyi özgürce yapma fırsatı bulunca insan sevinip paylaşmak istiyor :) Neyse bu uzun yapılanlar listesi evde yenen akşam yemeği sonrası bir kez de Okan ile onun ilk basketbol deneyimi için tekrar sahaya gitmemizle devam etti. Şimdi de eşimin hazırlayacağı buzlu kahve ve bloglama aktivitesiyle sürüyor.
24 Eylül 2013 Salı
Az Konuş, Samimi Ol
“Daha çok konuşup samimiyetten yana
zayıf sözler sarf etmektense, az konuşup söylenen sözlerin her birinin samimi
olması evlaydı.”
Kabusname adlı kitapta okuduğum bu bölüm
tam da benim hayat felsefemi anlatıyor. Üşenmedim hem fotoğrafını çektim, hem de yeniden kaleme aldım. Kayıtlara geçsin lütfen…
Etiketler: seçim , tercih
az konuşmak,
felsefe,
fotoğraf,
kabusname,
kitap,
özlü söz,
samimi olmak
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



