ismail barış özpazarcık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ismail barış özpazarcık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Kasım 2015 Cuma

Kendine Koçluk Yap

Philsa Philip Morris Kişisel Gelişim Kulübü (Karma) olarak Etkin İnsan Gelişim Enstitüsü’nden İsmail Barış Özpazarcık hocamızdan 2 ve 4 Kasım 2015 tarihlerinde üçer saatlik iki seans halinde “Kendine Koçluk Yap” eğitimini aldık.

Öncelikle koçluğu, insanları bir yerden bir yere taşıma, yol arkadaşlığı olarak tanımlayarak eğitime başladık. Sonrasında da çizgi üstü iletişi ve çizgi altı iletişim konularını inceledik. İletişimin bu iki tipinin özelliklerini aşağıda bulabilirsiniz.




Kişi kendine koçluk yaparken “AKUT Soru Sor” yöntemi ile kendini daha iyi tanıyabilir ve odaklanacağı noktayı da daha iyi anlar. Bu yöntemde sorulacak sorular şöyledir:
  • Bu duruma dışarıdan bakınca ne görüyorum?
  • Bu durum senin kontrolünde mi?
  • Kontrolünde olan neleri yapabilirsin?
  • Şu anda seçeneklerin neler?
Hem kendine koçluk yaparken hem de yukarıda bahsettiğim AKUT soru yönteminde “Güçlü Soru Sor”manın önemini görüyoruz. Peki koçlukta soru sormanın faydaları nelerdir?
  • Beyinde güçlü bağlantılar kurdurur.
  • Çözüme odaklar.
  • Düşündürür, evrensel doğruları buldurur.
  • Hayal gücünü ateşler.
  • Aklı doğru kullandırır.
  • Kontrolü ele aldırır.
  • Eyleme geçirir.
  • İçsel bilgeyle buluşturur.
Her insan tam ve bütündür. İnsan, doğru soruları bulursa kendi doğru yolunu bulur. Bu noktada insan kendine şu soruyu sormalıdır: Yaşam yolu bana aitse nasıl kendi yaşam pusulamı bulabilirim?

Güçlü soru sormaktan sonra “Dikkatini Ver”mek üzerine konuştuk. Dikkatimizin nereye odaklı olduğunu bulmak ve üzerinde yoğunlaşacağımız/çalışacağımız/geliştireceğimiz konu üzerine dikkatimizi odaklamanın koçlukta etkin sonuç vereceğini öğrendik.

Ardından bir başka konuya, “Deneyimlerle Kendini Güncelle” alanına geçtik. Burada yine deneyimlerimiz hakkında bazı sorular sorarak yol aldık. Bu sorular:
  • Senin için ne demek?
  • Senin için anlamı ne?
  • Neleri farkettin?
  • Keşfettiğin ne oldu?
  • Yaşadığın bu durum sana ne öğretti?
  • Aynı durumu bir kez daha deneyimleseydin nasıl davranırdın?
“Deneyimlerle Kendini Güncelle” aşamasından sonra “Ajandanı Güncelle” boyutuna geçtik. Burada kendine koçluk yapan kişi yine sorularla yol alır. İşte o sorular:
  • Önceliklerim neler? (günün öncelikleri / haftanın öncelikleri)
  • Esnek plana sahip miyim?
  • Motivasyon sağlayıcı etkinlikler (enerji yükselten) ajandanda yer alıyor mu?
  • Kendine zaman ayırıyor musun?
  • 24 saat nitelikli zaman, nitelikli paylaşım için neler yapabilirsin?
Birinci günkü eğitimin sonunda ise kendimize koçluk yapma üzerine her bir katılımcı aşağıdaki soru piramidini kullanarak çalışma yapma fırsatı buldu.
Eğitimin ikinci gününe mantıksal algı boyutlarını inceleyerek başladık.

Algı boyutlarını çalışırken Barış hocamız Einstein’ın bir sözünü bizimle paylaştı: “Mevcut sorunlar aynı düzlemden bakılarak çözülemez.” İşte bu yüzden koçlukta sorunlarımıza yoğunlaşırken hep bir üst boyuta çıkmak gerekir. Bu noktada bir Çin atasözü bizler için ilham verici niteliktedir: “Bir fotoğraf bin sözcüğe bedeldir.”
Eğitimde bana en yakın gelen noktalardan biri ise yazarak koçluğun çok etkili olduğunun belirtilmesi oldu. Genelde yazmanın o konuya inanç ve motivasyonumu artırdığımı ben de önceden deneyimlemiştim. Barış Hoca, özellikle sağ elini kullananların sol elini, sol elini kullananların sağ elini kullanarak yazmasının alışık olduğumuz düşünme yöntemini geliştirdiğini ifade etti.
“Her fikir bir projedir” şeklinde hayata bakılan koçluk sisteminde “Kendine Koçluk Yap” eğitimi bana sistematik bir bakış açısıyla sorular sorup olayları bir üst boyuttan değerlendirebilmem açısından faydalı oldu. Artık bunu hayatımda sık sık deneyimleyerek kazanan ve gelişen olma vakti!
 

 
 



24 Ekim 2015 Cumartesi

Korkulardan Özgürleşmek

19 ve 21 Ekim 2015 tarihlerinde üçer saatlik iki seans halinde İsmail Barış Özpazarcık hocamızın liderliğinde ve eşi Arzu Özpazarcık’ın asistanlığında “Korkulardan Özgürleşmek” adlı eğitimi Philsa Kişisel Gelişim Kulubü (KARMA) üyeleri olarak aldık.

Eğitime zihnin kurgu ürettiğini anlatarak başlayan hocamız; eğitim süresince beyin sistemini tanıyarak, yarattığı senaryolardan nasıl çıkabileceğimizi ve kendimizi yönetme tekniklerini paylaşacağını söyledi. Ardından da hepimizden korkularımızı ifade etmemizi istedi, bunları tahtaya yazdıktan sonra tekniğini anlatmaya ve uygulamaya başladı.


Eğitimden geriye bakın bende neler kaldı?

İnsan doğduğunda “yüksek ses” ve “düşme” korkusu ile doğar. Bunlar dışında kalan korkular, bizim yaşam yolculuğumuzda kaydettiğimiz/öğrendiğimiz durumların sonucudur. İnsan korkuları öğrenir, iyi niyetle kaydeder ve satın alır. Özetle bu iki korku dışındaki tüm korkularımız bizim bir şekilde öğrendiğimiz, kaydettiğimiz ve satın aldığımız illüzyonlardır.

Stres, kaygı (henüz başımıza gelmemiş, gelecekte olmasından korktuğumuz şeyler) ve korku durumlarında o ruh halinden çıkıp, kendimize dışarıdan bakmamız gerekmektedir. Durum kontrolümüzde ise kontrol dışında kalmadan durumdan çıkıp değerlendirmemiz gerekir. “Dışarıdan Bakmak” işte budur.

Birey geçmişte yaşanan şeyleri uzaklaştırabilir. Tıpkı bilgisayardaki gibi sevmediğimiz/olumsuz şeyleri masaüstüne taşımak yerine temizlemeyi ve çöp kutusuna göndermeyi tercih etmeliyiz.

Geçmişle bağlantılı korkularımız için uygulayacağımız teknikte kendimize sormamız gereken temel sorular şöyledir:
  • Stres kaynaklı bir durum var mı?
  • 1-10 arasındaki değeri kaç?
  • İçinde misin? Dışında mısın?
  • Dışına çık ve ne kadar uzakta olduğunu söyle.
  • Şimdi 1-10 arasındaki değeri kaç?
  • Bu durum kontrolünde mi? Bundan ne öğrendin?
Kendimize bu soruları sorduktan sonra o korkuyu bedenimizin gerisine gönderiyoruz. Ardından 1-10 arasındaki değerini kendimize sorduğumuzda bunun düştüğünü fark ediyoruz.

Eğitimin ilk gününde birbirinden güzel özlü sözlerle yeri geldiğinde konular da pekişti:

Olayı unut, dersi tut. – Dalai Lama
Geçmişin en güzel yanı, geçmişte kalmasıdır.
Pembe bir fili hayal etmeyin. (Biliyorum ki siz de hayal etmeye başladınız bile…)


Eğitimin ikinci gününde düşüncelerimizin aslında algının ürünü olduğu gerçeği üzerinde durduk. Algı seviyemiz korlularımızı yaratır. Zihin başımıza gelenleri iyi ya da kötü mü diye sorgular ve genelleyerek insan ve olayları yargılar. Bunun sonucunda kendi düşüncesini doğru zanneder. Böylece kişi zanla yaşar ama aslında bu bir illüzyondur.

İnsanlar ne istemediğini ifade ederken rahattır ama ne istediğini ifade ederken çok zorlanır. Olumsuz duyguyu kontrol altına almak zordur ama gereklidir.

İki günlük eğitimin benim için en vurucu yanı son gün üzerinde çalıştığımız “yeni yazılım programı”ydı.

Korku düzleminden akılcıl düzleme geçiş yaptığımız bu çalışmada önce:

“… korkusunu düşününce aklına ne gibi olumsuz düşünceler geliyor?” diye soruyoruz. Sonra

“başka?”

“daha başka?”

“daha başka?”

diye devam ederek tüm korkuları sıralıyoruz. Tüm bu sıraladığımız korkular bizim “düşünce virüsleri”miz. Bu düşünce virüslerinin her birini akılcıl bir şekilde sorgulayarak özgürleşmemiz gerekir. İşte bunun içinde korku düzlemimizdeki her bir korkumuz için aşağıdaki “resetleyen sorular”a başvuruyoruz:

Bu doğru mu? Kesinlikle gerçek olabilir mi?


Bu düşünce başkaları için de gerçek mi?


Bu düşünce amaç ve hedeflerin için doğru mu?


Bu düşünce sana kendini iyi hissettiriyor mu?


Bu düşünceye odaklanınca iç dünyanda nasıl tepki veriyorsun?


Bu düşünce senden alınsaydı, olmasaydı, nasıl bir insan olurdun? (vizyon oluştur)

Bu sorulara içtenlikle cevap vererek korkularımızı dönüştürmek bizim elimizde. Kendi kendimizin ya iyi bir dostu ya da düşmanı olacağız. Şimdi bir şeyleri değiştirme zamanı!

Google adsense

Analytics