meeting etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
meeting etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Nisan 2022 Pazar

Meet the OT Icebreaker Session with Martin Jobin!

In PMI Duty Free, there is an initiative which has been developed by the Finding Balance, Building Connections Project Team to address the need of providing more opportunities to Duty Free organization to interact with the Operations Team members with smaller groups and at the individual level and get to know them as a person and as a leader more closely. During these sessions, we have the time and the opportunity to interact 1:1, ask questions and share views.

On 2 March 2022, I had the chance to join the Icebreaker Session with Martin Jobin. Martin is currently working as Global Head Consumer Experience, Marketing and Digital in PMI Duty Free. He previously worked as Content and Activation Director Europe in Nissan Motor Corporation, Digital and Communication Manager in Infiniti Europe and Global Digital Senior Manager in Volvo Car Group.

Before the meeting, I just had the chance to google “Martin Jobin” and saw that Volvo still publishes his comments on their official site. Martin stated that “We are becoming a centre of excellence in interactive marketing” for Volvo. This is truly a transformation in automotive sector. After reading this statement, I decided to ask Martin the question below:

“How do you transfer the knowledge you gained from automotive industry to our smoke-free future vision? When you turn back to your career in PMI, which project or success story makes you most proud of?

Thanks to Martin, he answered my question frankly and shared some key digitalization projects in PMI. He told that all success is a team effort. He also highlighted that Scandinavians were so good at digitalization in early 2000s. He made us remember Nokia and Flash, and stated that Volvo was a cutting edge in automotive industry in those years.


We were 11 colleagues together with Martin during the session. My colleagues asked personal, professional and corporate level questions and I learned a lot from Martin’s answers. Leaving the business-related topics away, let me write down his recommendations on career management. Here are some of my key take-aways from this session:

·       Don’t overestimate the other industry. In every industry, we need to adapt so many things. Don’t think that things do not change, they do.

·        When you are new to an organization, first understand the organization. Learn who does what.

·        Make sure you always work on interesting projects. Ask yourself these questions:

o   What do you want your CV to show in 20 years from now?

o   What is my elevator speech?

·        Be mobile, reach different experiences, be curious about business needs. Make sure you understand the business roles and think about what is required to make it happen.

·        Continue learning not to fall behind. Always grow yourself.

·        Don’t stop planning for the future.

·        Empower your team. Make sure you have an exit to relax, spend time with friends and spare time for sport.

25 Mayıs 2016 Çarşamba

Fethiye, Hillside, Toplantı ve Dahası...

​23, 24 ve 25 Mayıs tarihlerinde Philip Morris Finans ve Admin departmanları olarak 3 gün boyunca Fethiye Hillside'da kalıp bir takım toplantılar yaptık. Pazartesi sabahı 8 gibi fabrikadan yola çıkıp öğlen vakitlerinde otele varıp Çarşamba ise öğle yemeğimizi yiyip 2 gibi dönüşe geçtik.

Yiyip içtiklerimizi anlatıp görgüsüzlük yapacak değilim ama gördüklerimi ve yaşadıklarımı anlatmak isterim... Ee buyrun o halde:

Öncelikle otelde ilk dikkatimi çeken, yüksek fiyat seviyesine rağmen odaların aynı seviyede lüks olmadığıydı. Yalnız yanlış anlaşılmasın, doğal bir güzelliği ve konforu mevcuttu odaların. Doğal demişken; kaldığımız odaya giderken geçtiğimiz yolda mavi bir kertenkele vardı ve dar alanda kendince yaşamını sürdürüyordu. Biz çok dert etmedik ama herkes bundan hoşlanmayabilir.
Böyle bir yerde değerlendirilmesi gereken öncelikli konulardan biri ise deniz, bence Mayıs ayına göre denizi gayet güzeldi. Ne çok sıcak, ne de çok soğuk, ferahlamak için harika bir suyu var. Kumsalının olmaması, plajın taşlık olması dezavantajdı. Çocuklu geldiğinizde kumdan kale yapamayan bir çocuk plajda ailesiyle ne kadar oyalanır bende bir soru işareti yarattı. Plaj ve havuz çevresindeki bar hem kokteyl hem servis açısından çok başarılıydı. Barmen ve garsonların genel olarak pozitif ve güleryüzlü hali sunulan yiyecek ve içeceklerin tadıyla birleşince kesinlikle memnuniyet vericiydi.

Otele ilişkin anılarımı çektiğim "bence" birbirinden güzel doğa ve manzara fotoğrafları ile ölümsüzleştirdim. Bu etkileyici fotoğraflara ek olarak iki ünlü ile çekildiğim hikayesi olan iki fotoğraf var ki, benim adıma 3 günün bombalarıydı. 



Oteldeki ilk gecemde gün içerisinde aktif olarak telefonu kullanmamdan ötürü şarjım yüzde 4 seviyesine inmişti. O anlarda karşımda İsmail Köybaşı'nı kız arkadaşı ile görünce, kafamın da iyi olmasının vermiş olduğu cesaret ile, merhaba diyip fotoğraf çektirip çektiremeyeceğimizi sordum. "Tabii ki" gibi sıcak bir cevap alınca telefonuma yöneldim ama o da ne: "düşük pil seviyesi, kamera açılamıyor" uyarısı. "Arkadaşımdan telefon alıp gelebilir miyim?" diyip cevabı beklemeden bizim masadaki arkadaşların birinin telefonunu alıp tekrar İsmail'in yanına gittim ama bu kez de çevrede aydınlatma olmaması sebebiyle aydınlatması olmayan ön kameradan çektiğimiz fotoğrafta hiç birşey belli olmuyordu. Durumu farkeden İsmail'in kız arkadaşı kibarca fotoğraf çekme konusunda yardımcı olabileceğini söyledi. İsmail'in yardımıyla ön kamerayı arka kamera ile değiştirdik ama karanlık ortam ve yabancısı olduğum telefonun flaşın açmayı beceremediğim için bu fotoğrafta diğerinden çok başarılı değildi. Artık başka çözüm de sunacak halim yoktu, teşekkür edip şampiyonluktan ötürü tebrik edip ayrıldım. Ne yalan söyleyeyim, o gece kafamı yastığa koyduğumda hala içim yanıyordu.


Amaaa, derler ya bir kapı kapandığında başka bir kapı açılır diye, ertesi gün akşamüstü saatlerinde saunadan çıkıp havuz başında bir şeyler içerken bu kez karşı masamda Cem Yılmaz yalnız oturuyordu. Bir arkadaşımla,damarlarımızdaki alkol seviyesinin vermiş olduğu rahatlıkla, yanına gidip niyetimizi söyledik. Sağolsun kırmadı ve güleryüzüyle fotoğrafta yer aldı. Bana da güzel bir Fethiye hatırası olarak kaderin bir hediyesi oldu. Dersimizi de aldık: kaçan fırsatlara hayıflanmak yerine yenilerine odaklanmak lazım hayatta...


Otelimizin ünlülerce tercih edildiğinin de altını çizdikten sonra son bir paragrafta spor salonu için açmak isterim. Hem makinelerin yüksek teknolojisi, hem de ferah ve hijyenik ortamı ile oldukça kaliteli vakit geçirdim salonda 3 gün boyunca. Özellikle göl kenarında sanal yürüyüş yaparak kullanılan epliktik bisiklet ve tavla oynayabildiğiniz koşu bandı spor yaparken sıkılanlar için bile heyecanlandırıcıydı. Ee o kadar güzel hamur işleri, etleri ve tatlıları yiyince biraz olsun vicdanı rahatlatmak için böyle bir konaklamada spor salonuna uğramak iyi geliyor.

İzmir'e doğru yol alırken yazdığım bu yazıyı internet erişimi bulduğumda paylaşmış olacağım. Sıcak hatıralarla dolu Fethiye Hillside'ı da hep iyi anacağım...





Google adsense

Analytics