29 Eylül 2013 Pazar

Sapına Kadar Beşiktaş'lıyız

Bir önceki blogumu forzabesiktas forumunda ÇArşı ile paylaşmak istedim. Ancak gördüm ki şu an foruma girilemiyor.

Beşiktaş taraftarı olarak bana da destek vermek yakışır bu haklı mücadelede...


World Card'ımı İptal Ettirdim

Geçen sene bu aylar Yapı Kredi World Card'ıma üyelik ücreti yansıtılmıştı. Bunun üzerine kartı iade etmek istediğimi iletmiştim. Daha sonra bankanın müşteri temsilcisi iade etmemem için 2013 yılı için kart aidatı almayacaklarını söylemişti. (Konuyla ilgili bloguma buradan ulaşabilirsiniz.) Bunun üzerine ben de kartı iptal etmekten vazgeçmiştim.

Bu ay kredi kartı ekstremde Yapı Kredi'nin yeni bir süprizini gördüm. Sözlerinde durup kart aidatı almamışlar:) Dönem içerisinde 75 TL kart aidatı yazıp, aynı tarihte bu tutarı iptal etmişler. Keşke burada bıraksalardı... Bir işlem daha oluşturup, bu kez 75 TL'lik kredi kartı aidatının bir kısmını mevcut birikmiş puanlarımla ödeyip geri kalanı borç olarak yazmışlar. Yani verdikleri sözü tutmamışlar.

Her ne kadar elimde tarafımdan kart aidatı almayacaklarını yazan belge mevcut olsa da artık sözünde durmayan bankalarla çalışmak istemiyorum. Bu sebeple direk olarak 4440444'ü arayıp telefondaki temsilciye kartımı kapamasını kesin bir dille söyledim. İşlem gerçekleştirdi.

Yapı Kredi bu şekilde sanal işlemlere devam edip, müşterilerini borçlandırmaya devam ederse bir gün kart aidatı kazanacak müşteriyi bulamaz, benden söylemesi...

25 Eylül 2013 Çarşamba

Seferihisar Tarihi

1994 yılından beri yaz tatillerimi geçirdiğim, son dönemlerin meşhur cittaslow'u Seferihisar'ın tarihini biliyor muydunuz?
       Seferihisar ilçesi topraklarinda en eski yerlesim yeri Teos olup,burasinin M.Ö. 2000 yillarinda Akalardan kaçan Giritliler tarafindan kuruldugu ve Karyalilarin bir kenti oldugu bilinmektedir.Böylece yöreye 4000 yıldan bu yana yerlesildigi söylenebilir. Seferihisar’in kurulusu hakkında birkaç tez bulunmaktadır.
        Bunlardan ilkine göre; Seferihisar III.Pön Savaslari(Roma –Kartaca Savaslari)sirasinda Roma’ya yenilen Kartacali Anibal’in,Suriye Selefkoslarina siginmak üzere Anadolu’ya geçmesi (M.Ö.150-146) üzerine Roma donanmasi’nin Teos önlerinde Myonnesos açiklarinda Kartaca donanmasi ile savasırken, Romali General Tysaferin’in konaklama yeri olarak askerlerine insa ettirdigi üs olarak kurulmus ve Tysaferinopolis adi verilmistir.
       Ikinci tez ise; M.Ö.7.  yüzyilda Anadolu topraklari üzerinden,Roma’ya göçen,Hind-Avrupa irkindan Etrüskler tarafindan kurulduguna aittir. Anadolu’ya geldiklerinde kiyilara yeterince yaklasmak isteyen Etrüsksler’in Seferihisar’i önce bir konaklama yeri olarak kurduklari,sonra büyük bir kisminin Teos ve Sığacik limanlarından yararlanarak İtalya’ya göçtükleri,bir kisminin ise burada kaldigi ve Seferihisar’in da M.Ö.5.Yüzyilda güçlü bir kent olduğu ileri sürülmektedir.
       Seferihisar adinin Romalı General Tysaferin’den geldigi,Selçuklulara kadar Tysaferin veya Tysaferinopolis olarak anıldığı, Anadolu’nun Türklesmesi sirasinda adina eklenen hisar kelimesiyle Tysaferinhisar’a dönüstügü sanilmaktadir. Yüzyillar boyunca kullanilan bu ad, bugün Seferihisar olarak karşimızdadır.
       Ege’nin diger yöreleri gibi Seferihisar’da da M.Ö.7.5. yüzyıllar arasında Lidyalilar, Iranlilar, Atinalilar ve Ispartalılar hüküm sürmüştür. Daha sonra yöreye Iranlilar, Bergama Kralligi, Makedonyalilar, Eski Yunanlilar, Romalilar ve Bizanslilar egemen olmuştur.
      Seferihisar 1084 yilinda Selçuklu Komutani Emir Çakabey tarafindan alinmis,II.Haçli Seferi(1147-1149)sonrasinda,bölge Sultan Mesut tarafindan Selçuklu topraklarina katilmistir. Seferihisar, 1308 yilinda Selçuklularin dagilmasi ile 1320 de Aydinogulari’nin egemenligine ardindan 1394 yilinda da Osmanlilarin eline geçmistir.1402 Ankara Savasi nihayetinde Moğollarin isgaline uğrayan bölge, 1425 yilinda tekrar Aydinogulari’nin elindedir,ancak Cüneyt Bey’in ölümünden sonra Seferihisar artik Osmanlilarin olmustur.
       Seferihisar 14,-15,-16, yüzyillarda Düce(Hereke)deki medresisiyle bir ilim ve kültür ocagi haline gelmistir.
       Osmanli toprak bölünüsüne göre has arazi içersinde bulunan Seferihisar’in geliri III.Murat’in annesi Valide Sultan tarafindan,Mekkeye vakfedilmistir.Seferihisar 19,yüzyil baslarinda 20 bini askin nüfusa sahipken,köylerden çikan veba hastaligi nüfusu kirmis,Seferihar’in dört bes köyü ortadan kalkmistir.
       Izmir 1850 yilinda,Aydin vilayeti’nin merkezi olunca,Seferihisar nahiyesi de 1884 yilinda Belediye olmustur.
      Ilçe merkezinde Selçuklular ve Osmanlilardan kalma camiler bulunmaktadır. Bunlardan; Turabiye Camii (1197) yılında Selçuklular tarafından yapılmış (1783-1784) yıllarında Osmanlılar tarafından bakıma alınıp yeniden ibadete açılmıştır.    
       Osmanlı döneminde ise Güdük Minare Camii, Hidirlik Camii(1767-1768)ve Ulu Cami(1816-1817) inşa edilmiştir.Bu camilerin hepsi çesitli tarihlerde onarim gördüklerinden günümüzde de ibadete açiktirlar.Ayrica Osmanli Dönemin’den kalma ve bugün yikinti halde 2 hamam bulunmaktadir.Seferihisar ve çevresinde tesbit edilen tarihi degerlerden biri de Tümülüslerdir. Bunlardan;Tepecik Mah.deki Güneslikent Tümülüsü, yaklasik 20 m.yüksekliginde, 80 m.çapindadir ve yogun kaçak kazilara maruz kalmistir. Ayrica Hidirlik Mah.de birbirine yakin konumlarda 2 si tescilli,8 i tescilsiz,toplam 10 tümülüs yer almaktadir.
       Seferihisar’da Cumhuriyet döneminde kayda değer bir olayda Kore Savaslari’na katilan Türk Kuvvetlerinin, ikinci kafileden itibaren, 1951-1960 yıllari arasinda on yil, hazirlik eğitimini burada yapmiş olmalaridir.
 
 
      
Seferihisar ilçe merkezinde Kurtulus Savasi’nda ve Cumhuriyet döneminde sehit düsenlere ait bir Sehitlik ile ilçe merkezi girisinde, Izmir Caddesi üzerinde Sehitler Çesmesi bulunmaktadir.

 Seferihisar’ın Kurtuluşu Ve Çolak İbrahim Bey

15 Mayıs 1919 tarihine kadar Seferihisar’da yaklaşık %50 Rum, %50 yerli ve Mora göçmeni Türk ahali birlikte yaşamışlar, İzmir’in 15 Mayıs 1919 da Yunan işgaline uğramasıyla, işgal yılları başlamış, 11 Eylül 1922 de ilçe kurtarılmıştır.

       Harbiye’den yetişmiş Çolak İbrahim Bey, Musatafa Kemal Paşa’nın teklifini kabul ederek, maiyetindeki iki milis süvari alayı ile birlikte Kuvayı Milliye’ye katılmıştır. Emrine bir nizamiye alayı ile bir dağ bataryası verilerek 1920 yılında 3. Süvari Tümeni namıyla Garp Cephesi emrinde bir süvari tümeni yapılmıştır. Çolak İbrahim Bey, Kızılçullu yakınlarından hareket ederek, Sefehisar’ın doğusundaki dağ geçitlerinden ilerlemiş ve 11 Eylül 1922 tarihinde öğleden sonra Seferihisar’a girmiştir. Giriş yönü, Kocaçay tarafından bugünkü Kurtuluş Caddesi (o zaman ki Sığırtmaç Sokağı) üzeridir.

       Çolak İbrahim Bey adı, Seferihisar’da eski Rum Mahallesi olan ve sonradan Rumeli göçmenlilerinin yerleştirildiği mahalleye verilmiştir. 1982 yılında bir tanesi Çolak İbrahim Bey Mahallesindeki parka, diğeri de Şehitler Çeşmesi karşısında olmak üzere 2 büstü dikilmiştir.

Atatürk’ün Seferihisar’ı Ziyareti

  Seferihisar için önemli tarihlerden biri de 11 Nisan 1934 de Mustafa Kemal Atatürk’ün ilçe merkezini ve Sığacık’ı ziyaretleridir. Atatürk ilçeye girmeden önce Sığacık’a geçmiş, sahilde incelemelerde bulunmuştur. Karşılaştığı Sığacık İlkokul öğretmeninden not defterini istemiş, harf devrimine rağmen öğretmenin not defterinin eski yazıyla yazılmış olduğunu görünce üzülmüştür. Sonra küçük öğrenci Mehmet İnce’ye sorular sorup, onu okşamış ve Seferihisar’a dönmüştür. Üzerinde yerli malı kumaştan golf elbise olan Atatürk, askeri gazinoda ağırlanıp, kahvesini içtikten sonra, halkı selamlayarak ilçeden ayrılmıştır.

Kültürel Zenginlikler

Cami ve Mescitler:

1. Güdük Minare Cami(Seferihisar ilçe Merk. )

2. Hıdırlık Cami(Seferihisar İlçe Merk. )

3. Turabiye Cami(Seferihisar İlçe Merk. )

4. Ulu Cami(Seferihiasar İlçe Merk. )

5. Kasım Çelebi Cami(Düzce Köyü)

6. Sığacık Cami ve Sığacık Mescidi)

Hamamlar Medreseler:

1. Hamam(Seferihisar İlçe Merk. )

2. Sığacık Hamamı

3. Düzce Köyü Hamamı

4. Ulamış Köyü Hmamı

5. Kasım Çelebi Medresesi(Düce Köyü)

Çeşme –Anıt-Su Kemeri-Illıcalar:

1. Şehitler Çeşmesi(Seferihisar İlçe Merk. )

2. Ulamış Köyü Şehitlik Anıtı

3. Su Kemeri(Beyler Köyü)

4. Cumalı Illıcaları(Kavakdere Köyü)

Tümülüsler:

1. Güneşlikent Tümülüsü(Tepecik Mah. Gemisuyu Mevki, Seferihisar İlçe Merk. )

2. Tümülüs- A(Hıdırlık Mah. Sazlıgöl Mevki, Seferihisar İlçe Merk. )

3. Tümülüs-B(Hıdırlık Mah. Sazlıgöl Mevki, Seferihisar İlçe Merk)

Antik Kent ve Sit Bölgeleri

1. Teos Antik Kenti

2. Lebedos Antik Kenti

3. Karaköse Harabeleri

4. Myonnesos Adası

 

24 Eylül 2013 Salı

Robert Capa'yı Beklerken

Yeni kitaba başlıyorum bu akşam: Robert Capa'yı Beklerken

Kitabın yorumlarını okurken ilginç bir şey buldum:
Robert Capa'yı Beklerken'i okumaya başladığınız anda Nazilerin Yahudilere yaptıkları katliamın nasıl da şiirsel ve iç acıtıcı bir şekilde cümlelere döküldüğünü hemen fark ediyorsunuz.

Robert Capa'yı Beklerken okunduktan sonra bir süre daha okuruyla kalan kitaplardan. Bir yandan savaşın acımasızlığına tanıklık ederken bir yandan da aşkla ve fotoğrafla direnenlerin hikâyesi…



Eser için Doğan Kitap’ta yazılanlar ise bu şekilde:

Bir yandan savaşın acımasızlığına tanıklık ederken bir yandan da aşkla ve fotoğrafla direnenlerin hikâyesi…

20. yüzyıl savaşlarının en çarpıcı görüntülerini insanlığın belleğine kazıyan fotoğraflar için deklanşöre basan kişidir “Robert Capa”. Bir efsane isim. Bu efsaneyi yaratan da tutkulu bir aşktır. Capa’nın yoldaşı ve meslekdaşı Gerda Taro ile yaşadığı maceralı ilişki.

“Ama kendini ona en yakın hissettiği zaman Hanoi’nin birkaç kilometre uzağında, Doai Than yolunda olduğu andı. Capa uzun zamandır hiçbir şey hissedemeyinceye dek içerek ciğerlerine zarar veriyor, artık onsuz yaşamaktan bıkmış, öldürülmek için imkânsızı uyguluyordu. Sıcaklık, nem, tahtakurularıyla dolu sefil oteller, seher güneşinin altındaki pirinç tarlalarının parıltısı, balıkçıların tarlaların üzerinde dalgalanan sallanan sandalyelerinin kırılgan sırıkları, toprak yollarda yalın ayak pedal çeviren genç kızların salyangozları andıran şapkaları, dağların taze yeşili, bir pagodanın altın rengi sivri kuleleri, buzlu çay termosu, uçakların uğultusu, uzun çalıların arasında dolanan, dört bir yandaki Viet Minh askerleri. Giuseppe de Santis’in filmi gibi ‘Acı Pirinç’ adını taşıyan röportajı için son fotoğrafları çekmek üzere jipten atladı. Hendeğin öbür tarafında ilerleyen adamların ters ışıkta fotoğrafını çekmek üzere taze çimlerin yumuşak yamacına yavaşça, ayaklarını basmadan, çıktı ve birden, deklanşöre basmasıyla, klik, dünya parçalara ayrıldı. Doai Than’da. Hanoi’de.”


Kitabı bitirince yorumlarımı sizinle yine paylaşırım, bağlantıda kalın…

Az Konuş, Samimi Ol

“Daha çok konuşup samimiyetten yana zayıf sözler sarf etmektense, az konuşup söylenen sözlerin her birinin samimi olması evlaydı.”



Kabusname adlı kitapta okuduğum bu bölüm tam da benim hayat felsefemi anlatıyor. Üşenmedim hem fotoğrafını çektim, hem de yeniden kaleme aldım. Kayıtlara geçsin lütfen…

Google adsense

Analytics