Izmir smmm odası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Izmir smmm odası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Nisan 2018 Salı

Muhasebe Mesleğinin Temel Sorunları ve Çözüm Yolları


MAKALE YARIŞMASINDA DERECEYE GİRENLER ÖDÜLLERİNİ ALDI

Turan Veldet Velidedeoğlu Makale yarışmasında başarılı olanlara ödülleri verilirken ; ilk üçe giren Ankara SMMM Odası’dan  Kadir GÜLÇİN birinci olurken İzmir SMMM Odası’ndan Doç.Dr. Engin HEPAKSAZ ikinci Samsun SMMM Odası’ndan  Öğr. Gör. Esra GÜR üçüncü oldu. Övgüye değer yazılar içinde MANSİYON açısından yapılan inceleme de; Ankara SMMM Odası’na kayıtlı olan Melike GÜLER, Salman YILMAZ, Doğan YALÇINKAYA İstanbul SMMM Odası’ndan Dr. Mete AKYOL, İzmir SMMM Odası‘ndan Volkan YORULMAZ dereceye girdi.


Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası tarafından düzenlenen Turan Veldet Velidedeoğlu Makale Yarışması için “Muhasebe Mesleğinin Temel Sorunları ve Çözüm Yolları” konulu makalem ile mansiyon ödülüne layık görüldüm. Bu bir makale yarışmasından aldığım ilk ödül değil, umarım da son olmaz ama benim için bu ödül anlamlı kılan, yaptığım mesleği ileri götürebilmek adına yapılabilecekleri paylaştığım bir çalışmanın onca değerli katılımcı arasında takdir edilmesi oldu. Bu vesileyle Ankara SMMM Odası'na ve büyük bir nezaket gösterip beni telefonla arayan Oda Başkanı Ali Şahin'e teşekkürlerimi sunarım.

Bu gözlemlerimin ve düşüncelerimin daha geniş bir tabana yayılması için ve beklenen değişimin gerçekleşmesine ufak bir katkısı olması adına makalemi buradan da paylaşıyorum:

Muhasebe Mesleğinin Temel Sorunları ve Çözüm Yolları

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir, kendi mesleğinde yeterli düzeyde bilgi alt yapısına sahip olmalı, kendisini sürekli bir değişim içerisinde olan dünya koşulları ve mesleki standartlar içinde yenileme gereğini duymalı, etik değerlere sahip olmalı ve bunları uygulamalı, mesleğinde gösterdiği özen ve titizlikle çevresine katkı sağlamalı, güven vermeli ve örnek olmalıdır.


Muhasebe mesleğini icra etmekte olan Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler, bu unvan yolunda önemli bir adım atmış olan meslek stajyerleri ve tüm diğer muhasebeciler mesleğin gerekliliklerini yerine getirirken bir takım sorunlarla karşılaşmaktadır. Karşılaştıkları bu sorunların bir kısmını farklı kanallarla muhataplarına iletip bunların belirli bir kısmına çözüm üretilmesini sağlasalar da çözüm bekleyen sorunları, mevzuattaki değişiklikler ile oluşan yeni sorumluluklar ve değişen iş yapış şekilleri ile beraber her geçen gün çığ gibi artmaktadır.

Bu makalenin amacı tek tek münferit sorunları belirtip, farklı makalelere konu olmuş, bağlı bulunulan odalara iletilmiş konuları yeniden gündeme getirmekten ziyade konuyu daha makro düzeyde değerlendirip gözlemlediğim sorunları belirtip bunlara pratik çözüm önerileri sunmaktır.

Yalınlaştırılmış Muhasebe

Günümüzde muhasebecilerin temel sorunlarından biri üzerlerindeki iş yükünün getirdiği sorumlulukları/görevleri yerine getirirken iş ve özel hayat dengesini kaybetmeleridir. Belirli bir süreçte yetiştirilmesi gereken raporlamaların olması sebebiyle yapılan fazla mesailer ve mevzuattaki düzenlemelerle uzayıp giden yapılacaklar listesi muhasebecilerin özel hayatlarında kendine ayırması beklenen zamandan çalmaktadır. Bağımlı çalışan meslek mensupları uzayıp giden mesaileri karşılığında çoğu zaman fazla mesai ücreti alamamakta iken, bağımsız çalışanlar da sorumlulukları altındaki mükellef defterlerini tutmak ve beyanlarını zamanında gerçekleştirmek için büyük bir özveri ile çalışmaktadır. Hal böyle olunca, muhasebeci ailesine, kişisel gelişimine, dinlenmesine ve benzeri ihtiyaçlarını gidermesine vakit bulamamaktadır. Bu süreç mutsuz çalışanlara sebep olduğu gibi sürekli bir şeyleri yetiştirme telaşında olan kişilerin katma değerli işler ortaya koymasına da engel olmaktadır. 

Bu sorunun çözümü köklü bir değişim ve birden fazla tarafın inisiyatifi ile gerçekleştirilebilir, o da süreçlerin yalınlaştırılması ve sadeleştirilmesi ile mümkündür. Yalınlaştırmadan kasıt, muhasebecilerin üzerindeki yasal raporlama sorumluluklarının gözden geçirilerek tekrar eden, elimine edilebilecek süreçlerin tespit edilmesi ve bunlardan vazgeçilerek muhasebecilerin üzerindeki haddinden fazla yükü azaltmaktır. Bu değişim sürecini yönetmek için muhasebe mesleğini icra edenler kendi iş yapış şekillerini ve süreçlerini, kendilerinden beklenen yasal zorunluluklar açısından değerlendirip, daha etkin çalışabilmeleri için hangi raporlamaların daha yalın ve sade olması gerektiği yönünde toplu bir öneriyi TÜRMOB kanalıyla muhatabına iletebilir. Burada konunun muhatabı Maliye Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve İç İşleri Bakanlığı ile TÜRMOB temsilcileri bir araya gelip süreçlerdeki yalınlaştırmanın meslek örgütü ve çalışanları üzerinde yaratacağı pozitif etkiyi anlatarak sadeleştirme önerilerini sunabilir. Bu önerileri muhatapları kabul edebilecekleri gibi önerilere farklı çözüm yöntemleri de getirebilirler. Bu gibi bir durumda TÜRMOB kanalıyla temsilciler değerlendirme yapıp süreçlere ilişkin farklı sadeleştirme metotları belirleyebilirler. En kötü senaryoyu düşündüğümüzde, taraflar arasında herhangi bir mutabakat sağlanmasa bile en azından yaşanan sıkıntılar ve gelişim alanlarına yönelik çözüm önerileri muhataplarına iletildiği için sonraki dönemlerde alınacak kararlarda mevcut iş yükü ve muhasebeciler üzerindeki etkisi göz önünde bulundurulur. Yaratılacak algı ve sunulacak bilgilendirme ile insan emeğinden çok dijitalleşmenin ve elektronik dönüşümün sağladığı faydalardan destek alacak düzenlemeler yapılmasına önem verilir.

Yalınlaştırma sürecinde başarı sağlanması muhasebecilerin “görevi yapan”dan “stratejik karar alan” pozisyonuna geçmesi için zaman ve koşulların oluşmasını sağlayacaktır. Bu sayede, bu mesleği icra eden kişiler daha kalifiye işlere vakit ayırabilecek, daha yüksek bir iş tatmini yaşayacak ve kurumlara (burada hem müşavirlik/danışmanlık hizmeti alan, hem de raporlama yapılan idari kurumdan bahsedilmektedir) daha nitelikli hizmet sunacaktır. Ülkemiz içerisinde bulunduğu elektronik dönüşüm sürecini başarıyla yönetmektedir ve bu süreçlerin sonucunda hayatımıza giren e-fatura, e-defter, e- arşiv fatura, e-sevk irsaliyesi gibi örnekler yurt dışındaki örneklerle kıyaslandığında tatmin eden ve ihtiyacı/beklentiyi karşılayan seviyededir. Durumun böyle olması, takip edilecek yalınlaştırma ve sadeleştirme süreçlerine olan inancı da artırmaktadır. Bu dönüşüm sürecine muhasebe mesleğini icra edenlerin “izleyen” statüsünden “katılımcı” statüsüne geçerek dahil olması, her iki tarafın da lehine olacaktır. Özellikle dijitalleşen dünyada bulut teknolojisi ve Endüstri 4.0’ın etkisiyle raporlamalarda muhasebeci üzerindeki emek yoğun işler alınıp kendisinin daha vasıflı ve katma değerli süreçlere zaman ayırması sağlanırsa, meslek mensupları da bunu kendi hayatlarında, kariyerlerinde fırsata dönüştürür. 

Kamu kurumlarının istemiş olduğu beyanname ve bildirgeleri yasal sürelerinde yetiştirme döngüsünün içerisinde sıkışıp kalmış olan muhasebeciler, önümüzdeki dönemlerde süreçlerin yalınlaştırılması ve elektronik dönüşümle beyanname ve bildirimlerin sistemler tarafından üretilmesi ile en büyük sorunlarına çözüm bulmuş olacaktır. Dijitalleşmenin olumlu katkısını da göz önünde bulundurduğumuzda, doğru veriyi şimdiden çok daha kısa zamanda üretebilen muhasebeci bunları analiz edip, yorumlayıp müşavirliğini yaptığı ya da çalıştığı firmaya içerisinde bulunduğu rekabetçi piyasa içerisinde doğru adımı atmasını sağlayacaktır. Bu değişim de muhasebecilerin değerinin artmasında devrim niteliğinde olacaktır. 

Çağı Yakalayan Eğitim

Muhasebe mesleğinin temel sorunlarından biri eğitimdir. Yapılan meslek sürekli olarak bir değişime ve gelişime konudur ve bu değişim sadece yerel mevzuat ile kalmamakta aynı zamanda uluslararası standartlarda da yaşanmaktadır. İrili ufaklı ve her daim bir değişime konu olan mesleği icra eden bireylerin mesleki yeterliliklerini koruyabilmeleri için sürekli ve periyodik bir eğitim döngüsü içerisinde olması gerekmektedir. Günümüzde muhasebe mesleğinin ruhsatlı mensubu olabilmek için hem staj başlatma hem de yeterlilik sınavı için adaylar ciddi seviyede bir eğitim almakta, aldıkları eğitim sağlıklı bir şekilde ölçümlenmekte ve ardından da başarılı olan adaylara unvanları verilmektedir. Ancak mevcut düzende ruhsatını alıp mesleğini icra etmeye başlayan bir muhasebeciyi kendini geliştirmeye zorlayan herhangi bir yazılı zorunluluk bulunmamaktadır. Bu da bireyi gelişimi için kişisel bir tercihe itmekte; birey ya mesleğinde ileri gidebilmek için kendini geliştirmek adına kişisel çalışmalar yapmakta ya da ruhsatı aldığı günkü bilgilerini koruyarak mesleğini sürdürmektedir. Takdir edersiniz ki, bu da mesleğinde kendini güncel tutarak geliştirmiş bireyler ile diğerleri arasında ciddi fark oluşmasına sebep olmuştur. Bu fark ücret tarifesi ve rekabet koşulları sebebiyle menfaat ve getirilerin belirli seviyede olduğu muhasebecilik seviyesinde kendini geliştirmenin cazip ve özendirici olmasının önüne geçmiştir. Bir başka deyişle, mesleki yeterliliklerini geliştiren meslek mensubu ile ruhsatı aldıktan sonra gelişim için bir çalışma yapmamış meslektaşın ayrıştırılması için herhangi bir ölçüt söz konusu değildir. Mesleki yeterlilik çıtasının yükseltilmesine yönelik bir hedef belirlenip bu çıtanın yükseltilmesi için düzenleme yapılmalı, kendini geliştirip güncel tutan, mevzuata hakim meslek mensuplarının artması için çalışmalar yapılmalıdır. Kısaca bilgi birikimini güncel tutan, buna emek ve vakit harcayan meslektaş sayısının yetersizliği bir sorundur. Bu yönde çalışmalar yapmaya zorlayan veya özendiren bir sistemin kurulu olmaması ise bir eksikliktir. 

Bu noktada neler yapılacağı ve bu sorunun nasıl çözüleceği hususunda çözümü teknolojiyi kullanarak bulabileceğimizi düşünüyorum. İllerdeki meslek odalarından temsilciler, TÜRMOB ve TESMER’in temsilcileri ile bir araya gelerek periyodik olarak meslek mensuplarının alması gereken eğitimleri belirleyip bu konularda eğitim içerikleri hazırlamalı, yeri geldiğinde bu konudaki profesyonellerden destek almalı ve güçlü bir veritabanı oluşturmalıdır. Bunu yaparken üniversitelerin ilgili bölümleri, çok uluslu bağımsız denetim firmaları ve danışmanlık firmaları ile işbirliği yapılarak sektörün talep ettiği yüksek nitelikli iş gücünde aranan özelliklere cevap verecek şekilde bir içerik belirlenmelidir. Hazırlanan eğitim içerikleri video ve metin içeriği şeklinde düzenlenip çevrimiçi (online) eğitimler şeklinde bu mesleği icra edenlere sunulmalıdır. Bu içeriklerin hazırlanması ve sunulmasının belirli bir maliyeti olacağını göz önünde bulundurursak, bu içeriklere erişimin de meslek mensupları için kabul edilebilir seviyede bir ücret karşılığında yıllık üyelik aidatlarına ek katkı şeklinde olması makuldür. Meslek mensubu olmayanlar ama muhasebe mesleğini yapanlar da eğitimlerden ücretini ödeyerek faydalanabilmelidir. Bu alanda, gerekirse Maliye Bakanlığı’na mesleki yeterliliğin seviyesinin yükseltilmesinin kendilerine sağlayacağı fayda açıklanarak yapılacak düzenleme ile bu eğitimler için ekonomik teşvik sağlanması gündem gelebilir. Eğitimlerin içerikleri hem ülkemizdeki mevzuat değişikliklerini takip etmeyi ve öğrenmeyi sağlamalı, hem de uluslararası finansal raporlama standartları hakkında meslektaşları belirli bir seviyeye taşıyacak nitelikte olmalıdır. Bununla beraber muhasebe mesleğini icra eden kişilere liderlik, karar alma, proje yönetimi, sunum becerileri ve etkili iletişim gibi konularda yetkinlik ve becerilerini geliştirecek eğitimler de sunulmalıdır. Başta SAP ve Excel olmak üzere muhasebe programları ve veri analizi ile ilgili yazılımları bilgisayarda etkin bir şekilde kullanmayı sağlayacak eğitimler ve başta ileri düzey olmak üzere, konuşma ve iş İngilizcesi eğitimleri de sunulmalıdır. 

Bu eğitimlerin sınıf içi olması yerine çevrim içi olması da çok geniş bir kitleye ulaşmasını, tekrar tekrar izlenebilir, okunabilir olması sağlayacaktır. Meslek mensubu dilediği şekilde eğitimlere iş yerinden, hafta sonu,  işe giderken ya da akşam evinde katılabilecek ve tamamladığı eğitimleri elektronik ortamda belgelendirebilecektir. Eğitimleri düzenleyen, hazırlayan, denetleyen kurum da işin erbabı olduğu için içerik nokta atışı olacaktır ve hedeflenen verim alınacaktır.

Yapılacak değerlendirme ve tercihe göre, eğitimleri başarıyla tamamlayan meslektaşlara sertifikasyonla beraber teşvik edici olması için anlaşmalı kurumlarda ek indirimler, meslek odalarının websitesinde en çok sertifikasyona sahip olan meslek çalışanlarının ilan edilmesi gibi özendirici uygulamalar seçilebilir.


En verimli yatırım, insana yapılan yatırımdır. Yukarıda belirttiğim şekilde meslektaşlarımıza yapılacak yatırım, bu mesleği icra edenlerin bilgi ve yetkinlik seviyesinin ciddi bir şekilde yükselmesine sebep olacaktır. Bu da hem kendilerine hem de çevrelerine faydalı olmalarını sağlayacaktır. Muhasebe mesleğinin algısına da olumlu yansıyacak bu gelişme nitelikli iş gücünün değerini de yukarıya taşıyacaktır. Bir mesleği icra edenler ne kadar donanımlı olursa, sundukları hizmetten faydalananlar da o kadar üst düzeyde bir verim elde etmiş olurlar, bu da bu meslekteki kişilerin değerini artırır. Artan değer meslektaşların finansal getirilerine yansır. Refah seviyesi ne kadar artarsa daha mutlu, daha motive meslektaşlar olur.

İletişim İçindeki Meslektaşlar

İçinde bulunduğumuz teknoloji çağında iletişim kurmak ve iletişim içinde kalmak artık çok kolay. Taraflar arasında iletişimin sağlıklı kurulduğu bir ortamda sorunları tespit etmek, ilgilisine iletmek ve bunlara çözüm önerileri bulmak eskisinden çok kolay. Önemli olan iletişime açık, çözüm odaklı bireyler olarak bunu hem bireysel kültür hem de temsil ettiğimiz kurumun kültürü haline getirebilmek ve bunu tabana yayabilmektir. Henry Ford’un dediği gibi “Bir araya gelmek başlangıçtır, bir arada durabilmek ilerlemedir, birlikte çalışmak başarıdır.”

Çağın şartları iletişimi kolaylaştırmış olsa da muhasebe mesleğinin temel sorunlarından bir diğeri ise meslek mensupları arasındaki iletişim eksikliği ve birliktir. Bir bütün olarak hareket edememek, sesimizi yeterince güçlü çıkaramamamıza ve gerektiğinde lobi faaliyetlerinde başarılı olamamamıza sebep olmaktadır. Farklılıklarımızla bir mozaik oluşturup tek ses, tek bilek olabilmek konusunda eksikliğimiz olduğunu gözlemliyorum. İçimizde farklı görüşler olsa da demokratik bir ortamda bunları tartışıp dışarı da tek ve net durabilmeliyiz. Bu iletişim eksikliğinin giderilmesi de yine günümüz teknolojisi ile mümkün olacaktır.


Örneğin meslek mensuplarının erişimine açık olan bir çevrim içi sosyal platform hazırlanarak, belirli konuların buralarda tartışılması, farklı görüşlerin hep beraber değerlendirilmesi, oylama yapılması, yorumlanması ve kararlaştırılması sağlanabilir. Pek çok meslektaşın dile getirdiği sorunları, talep ettiği istekleri bu platformda aracısız bir şekilde gündeme getirilebilir. Gözlemlediğim kadarıyla, bağlı bulunduğumuz odalara bunu taşımaktan, doğru kontak kişiyi bulmaktan çekinen pek çok meslektaşımız mevcut. Halbuki internet üzerinden üye meslek mensuplarının erişimine açık olan “şeffaf forum” gibi bir ortamda bu konular gündeme getirilip ele alınarak görüşler, sorunlar paylaşılıp ortak kararlar alınabilir. Geliştirilecek basit bir uygulama ile meslektaşlar bunu cep telefonlarına da indirebilir, her an bağlantı halinde kalıp yurdumuzun dört bir yanındaki meslektaşlarıyla kendilerini ilgilendiren konularda paylaşımda bulunabilir, özetle her bir meslektaşın katkısıyla oluşturulacak bilgi ve tecrübe havuzuna ulaşabilir.


Tüm meslektaşlara açık ve “ünvansız liderlik” yapılabilecek bu gibi ortamlarda herkes kendini daha rahat ifade edebilecektir. Bu yöntemle temsil sorunu da giderilecektir. Ayrıca bu forum platformunu sadece bir sorun taşıma aracı olarak kullanmak yerine elde edilen farklı deneyim ve tecrübeleri paylaşma ve fikir/bilgi alışverişinde bulunma aracı olarak inşa edersek meslektaşların kendi içerisinde kaynaşmasını ve bilginin de hızla yayılmasını sağlayabiliriz. Halihazırda mali müşavirler bağlı bulundukları odalarda ilgi duydukları alanlardaki komitelere üye olmakta, zaman ayırabildikçe komite toplantılarına katılmaktadır. Bu toplantılardan çıkan sonuçlar çok kısıtlı bir gruba dağıtılmakta, bilginin paylaşılarak çoğalması sağlanmamaktadır. Halbuki bahsedilen şeffaf forum platformu ile bu toplantıda gündeme gelip kararlaştırılan konular platforma da taşınırsa benzer konu hakkında platformda yorumlar alınabilir ya da bu konuyu araştıran diğer meslektaşlar kayda geçmiş görüşlere ulaşıp faydalanabilir. Özetle meslektaşların arasında birlik, bütünlük, uyum ve ahengi sağlayacak bir paylaşım platformuna ihtiyaç vardır. Herkesin en kolay, en hızlı ve en düşük maliyetle katılabilmesi için bunun internet tabanlı olması gerekir. Burada kurulan bağlar ardından düzenlenecek periyodik toplantılar, sempozyumlar, ortak komite aktiviteleri ile desteklenerek geliştirilir ve meslektaşlar arasında kapsayıcı bir bütünlük sağlanır.

Sonuç


Günümüzde muhasebe mesleğinin karşı karşıya olduğu temel sorunlarını üç temel başlıkta değerlendirebiliriz. Bunlardan ilki mesleğin yalınlaştırmaya ihtiyaç duyulan süreçlerinin gözden geçirilerek iş ve özel hayat dengesi bozulmuş çalışanların hayatına dokunacak elektronik dönüşüm ve dijitalleşme ile mesleği daha nitelikli ve katma değerli hale getirebiliriz. İkincisi, çağı yakalamak ve güncel gelişmeleri takip edebilmek için sürekli bir eğitim döngüsü içerisinde olmak gerekir. Bunu içeren bir eğitim platformu dizayn ederek meslek mensuplarının her daim kendilerini güncel tutmasını sağlayabiliriz. Sonuncusu da kaybolmaya başlayan birlik ve bütünlüğümüzü yeniden kazanmak için çağa uygun iletişim kanallarını kullanıp bir şeffaf forum oluşturarak, meslektaşların kendi arasında herhangi bir farklılık gözetmeden iletişim kurması için gerekli aracı inşa ederek kendi aramızda birlik ve bütünlük sağlanabilir.

Özet olarak, bugün yaşadığımız her sorun aslında bizim için bir fırsatı da temsil ediyor. Belirtilen temel sorunları gidermek bizlere beraberinde fırsatları sunacaktır. Yaratılan sinerji ortamıyla diğer pek çok sorunun da giderilmesi kolaylaşacaktır.

31 Ocak 2016 Pazar

Kar Dağıtımı ve Vergilendirilmesi

Yeminli Mali Müşavir Çağlan Ahmet Gencer, 18 Ocak 2016 Pazartesi akşamı İzmir SMMM Odası’ndaki “Kar Dağıtımı ve Vergilendirilmesi” konulu sunumuna şirketlerin modern hedefleri, geleneksel muhasebeye göre kar ve IFRS açısından karı tanımlayarak başladı. Buna göre şirketlerin modern hedefi kontrol ve performans değerlendirmesidir. Geleneksel muhasebede net kar, öz sermayeyi finanse etmek için kalan tutardır. IFRS/TFRS seti açısından toplam gelirden diğer kapsamlı (toplam) gelir unsurları dışındaki giderlerin indirilmesi sonucu bulunan pozitif değer kardır.

Gelir Vergisi Kanunu Madde 38’de bilanço esasında ticari kazancın tespiti açıklanmıştır. Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır. Bu dönem zarfından sahip veya sahiplerce:

1. işletmeye ilâve olunan değerler bu farktan indirilir;

2. işletmeden çekilen değerler ise farka ilâve olunur.

Kar dağıtımının temel ilkeleri; net kar ilkesi, esas sermayenin korunması ilkesi ve şirketin borçlarını ödeme gücüne sahip olması ilkesidir.
Kar dağıtımında verilecek kararlar; kar dağıtılıp dağıtılmayacağı, ne kadar kar dağıtılacağı ve ne zaman kar dağıtılacağıdır.

Kar dağıtım politikalarını etkileyen başlıca faktörler; kanunlar, şirket sözleşme şartları, piyasa koşulları, kültür, karlılık oranı, enflasyon, pay sahiplerinin yaklaşımı ve benzeridir.

Kar dağıtımına yönelik temel prensipler şöyledir: 
  • Sermaye için faiz ödenmez.
  • Kar payı ancak net dönem karından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabilir.
  • Kar payı avansı Sermaye Piyasası Kanununa tabi olmayan şirketlerde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tebliği ile düzenlenir.
Şirket esas sözleşmesinde herhangi bir kısıtlama yoksa kar genel kurul kararı ile dağıtılabilir.

TTK’nın 519’uncu maddesine göre, yıllık karın %5’i, ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçe ayrılır.

Gelir Vergisi Kanunu’na göre (GVK, 94/6-b) ;

-Tam mükellef gerçek kişiler,

-Gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olmayanlara,

-Gelir vergisinden muaf olanlara,

-Dar mükellef gerçek kişilere,

-Gelir vergisinden muaf olan dar mükellef gerçek kişilere

Dağıtılan kar payları üzerinden gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır.

Karın sermayeye ilave edilmesi kar dağıtımı sayılmaz. Dolayısıyla tevkifata tabi tutulmaz.

Kar dağıtımında vergi kesintisi, söz konusu kazancın istisna olup olmadığına bakılmaksızın uygulanır.

Kurumların tam mükellefiyete tabi kurumun sermayesine katılmalarından elde ettikleri kazanç istisnadır. Burada çifte vergilendirmeyi önleme amaçlı istisna söz konusudur.

Avans kar dağıtımı geçici vergi dönemleri itibarıyla yapılabilir.

Kurum ortakları açısından kar payı elde etme, kurumun yıllık safi kazancının kesinleşmesi ile gerçekleşir.

Sermaye azaltımı konusunda güncel özelgeler bu tutarın daha önce vergilendirilmemiş fonlardan oluştuğunu kabul ederek vergilendirilmesi gerektiğini belirtmektedir.

Kar payı dağıtılırken dağıtılan tutarın net mi brüt mü olduğunun altının çizilmesinde fayda vardır.

Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarında (ÇVÖA) genelde 10. Maddeler temettülere ayrılır. Bu madde hükmüne göre değişen tevkifat oranlarının kullanılmasına dikkat etmek gerekir. ÇVÖA vergilendirme de tavan sınırını verir, yani hangi oranı aşmayacağını belirtir. Ayrıca ÇVÖA’nın Protokol maddeleri de kontrol edilerek, temettülerle ilgili maddeyi düzenleyen ek hükümlerin olup olmadığı da kontrol edilmelidir.

 

2 Aralık 2015 Çarşamba

Elektronik Tebligat

2 Aralık 2015 tarihinde, İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı (İzmir VDB) ile İzmir Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası’nın (İZSMMMO) ortaklaşa düzenlediği e-Tebligat konulu eğitime oda başkanı Feyzullah Topçu konuya ilişkin mesleki sorunları belirterek başladı. E-Tebligat’ın küçük şirketlerde ve şahıs firmalarında bilgisayar ve e-mail gibi araçların olmaması sebebiyle uygulanmasının zor olduğunu belirten Topçu, konuya ilişkin olarak esnaf birlikleri, sanayi ve ticaret odaları ile birlikte bilgilendirme toplantıları düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. Sonrasında İzmir Vergi Dairesi Başkanı Rıfat Engin söz aldı ve mükelleflerin teknolojik dönüşümlere adapte olmasının beklenmesi durumunda sürekli olarak gecikme yaşayacağımızı ve örnek gösterilen batılı uygulamaları yakalayamayacağımızı belirtti. Birlik ve odalarla toplantıların yapıldığını ve yapılmaya devam edeceğini, GİB’in hazırladığı bilgilendirici kısa filmin kamu spotu olarak yayınlanacağını ve vergi dairelerinde konuya ilişkin broşürlerin mevcut olduğunu açıkladı. E-Tebligat sistemine geçilmesiyle birlikte kağıt ve posta yoluyla ortaya çıkan zaman kaybı ve maliyetlerin önleneceğini açıklayan Engin, adres değişikliklerinin bildirilmesi ya da şirket personeline tebliğ edilen tebligatın ilgililere ya da mükellefe iletilmemesi gibi sorunların ortadan kalkacağını ifade etti.

 
E-tebligat ile ilgili detaylı açıklamaları İzmir VDB Usul Müdürü Rıza Öztop yaptı. Vergi Usul Kanunu (VUK) 93. Maddede açıklanan tebliğ usullerinin posta ve ilan olduğunu, VUK 107. Madddede memur aracılığıyla tebliğin, VUK 107/A maddesinde ise elektronik tebligatın tebliğ yöntemi olarak belirtildiğini söyledi. 456 sıra no’lu VUK Genel Tebliğinin e-tebligat mevzuatının içeriğini açıkladığını belirtti.

Vergi Dairesi ---------------- GİB E-Tebligat Sistemi ----------------------- Mükellef

e-Tebligat sistemine dahil olan mükellefler için vergi dairesi tarafından hazırlanacak olan tebligatın direk olarak GİB’in e-tebligat sistemine düşeceği ve buradan da mükellefe tebliğ edileceği anlatıldı.

Kurumlar vergisi mükelleflerinin sistemi kullanmasının zorunlu olduğu ve başvuru belgesinin kanuni temsilcilerden biri tarafından (resmi kurumlarda yetkili kılınan kişi) bizzat teslim edilmesi gerektiğinin altı çizildi.

1 Ocak 2016’dan itibaren tebligatlara internet vergi dairesi üzerinden ulaşılabilecek. (http://intvd.gib.gov.tr) Tebligatın sisteme düşmesine ilişkin bilgi sms ve e-posta ile verilecek. Posta yoluyla gönderim kesinlikle sözkonusu olmayacak.

Gönderim tarihini takip eden 5. gün sonu itibariyle tebligat tebliğ edilmiş sayılacak.

İnternet vergi dairesine giriş yapıldığında tebligat bölümünün altında 3 alt bölüm olacak:
  • Otomatik okunan tebligatlar (tebliğ edilme tarihi 5 gün geçmiş olan tebligatlar)
  • Okunan tebligatlar (mükellefin okuduğu tebligatlar)
  • Okunmamış tebligatlar (mükellefin henüz okumadığı ve 5 günlük sürenin dolmadığı tebligatlar)

İnternet vergi dairesinden telefon/e-mail/adres/faks güncellemesi yapılabilecek. Bunlar dışındaki bilgilerin değişikliği için vergi dairesine başvurulacak.

 
e-Tebligat sisteminin Kayıtlı Elektronik Posta (KEP) ile herhangi bir bağlantısı yoktur. Bu sebeple KEP bilgisi sorulmamaktadır ve aranmamaktadır.

Tüzel kişilerde e-Tebligattan çıkış ticaret sicil kaydının silinmesi ile gerçekleşir. Gelir İdaresi Başkanlığı doğan her gerçek kişi için e-tebligat adresinin verilmesini hedefleyen bir proje üzerinde çalıştığı için gerçek kişilerin sistemden çıkışı şu an için ancak ölümle mümkündür.

e-Tebligat sistemine giriş için bildirimde bulunmayan mükelleflere VUK Mükerrer 355. maddeye göre özel usulsüzlük cezası kesilecektir.

Sisteme girişi zorunlu olan mükelleflerin başvurmaması durumunda re’sen vergi dairesi kullanıcı kodu oluşturacaktır ve bu kod elden ya da daireye davet edilmek suretiyle teslim edilecektir. Vergi dairelerine bu gibi durumlarda posta yönteminin kullanılmaması konusunda bilgi verilmiştir.

e-Tebligat sistemindeki olay kayıtları 30 yıl saklanacaktır. Buna ilişkin altyapı hazırlanmıştır.

Başvuru formunda şirket temsilcisi olarak 4 kişiye kadar seçilebileceği anlaşılmaktadır. Ancak başvuru formuna şirketi temsil eden kişi sayısı ne kadarsa o kadar kişinin bilgileri girilmelidir. Başvurunun bizzat yapılmasının sebeplerinden biri de vergi dairesinde şirket temsilcisine bu bilginin verilmesidir. Usul Müdürü Rıza Öztop imza sirkülerinde A, B, C grubu gibi farklı gruplarda şirket yetkililerinin belirtildiği ve tüm bu yetkililerin (16 kişiyse her biri şeklinde örnek verdi) bilgilerinin verilmesi gerektiğini ifade etti.

Başvuru formunda “Daha önceden İnternet Vergi Dairesi kullanıcı kodu ve şifrem bulunması nedeniyle; şifremi elektronik tebligat alma işlemlerinde de kullanmak istiyorum.” Şeklinde bir kutucuğun olduğu belirtildi ve bu kutucuğun işaretlenmesi durumunda kurum için yeni bir kullanıcı kodu ve şifre yaratılmayacağı ifade edildi.
 
Konunun uzmanından aldığımız bu eğitim, tebliğde belirtilmeyen hususların açıklanmış olması hususu da göz önünde bulundurulduğunda gayet faydalı oldu.

Google adsense

Analytics