film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Kasım 2018 Salı

"Bizi Hatırla" Filminin Hatırlattıkları

Uzun zama aradan sonra sinemada eşimle başbaşa film izleme şansı yakaladım. Malum, çocuklu bir aile olunca böyle fırsatlar her zaman denk gelmiyor. Havanın ve şartların sinema izlemeye uygun olduğu bu haftasonu, Çağan Irmak'ın Bizi Hatırla adlı filmin izleyip bir hayli duygusal anlar yaşadım.

Filmin hikayesini de eleştirisini de internette pek çok kaynakta bulabilirsiniz. Bu konulara hiç girmeden filmin bana hatırlattıklarını paylaşmak isterim:

- Herşey insanlar için
- Köklerini unutma
- Sevdiklerine zaman ayır
- Merdivenleri çıkarken durursan o merdivenleri başkaları çıkar
- Çocuğunu karşına alıp konuş, diyalog kur
- Hayaller kurarken bedelini de kestirmeye bak


27 Nisan 2015 Pazartesi

Unutursam Fısılda Üzerine

Uzun süredir izlemek istediğim Çağan Irmak filmi “Unutursam Fısılda”yı geçtiğimiz haftasonu evde eşimle izleme fırsatı buldum. “Yaptığın işi en iyi yap” felsefesinin bence sinemada hayat bulmuş hali olan Çağan Irmak yine efsane bir iş ortaya koymuş. Elindeki konu aslında basit. Verdiği mesaj da bir o kadar yalın. Ancak anlatım, sunuş öyle sıradışı ki, izleyeni çok ama çok derinden etkiliyor.  Filmin sonunu göz yaşlarıma engel olamadan izlerken, yönetmenin çıkardığı iş ile ne derece fark yaratabildiğini bir kez daha gördüm.


Her ne kadar komedi filmlerini büyük bir keyifle izliyor olsam da bu derece başarılı bir yapımın nasıl olur da gişe rekoru kıramaz diye düşünürken biraz da olayın arz ve talep dengesi ile alakalı olduğu gerçeğiyle de ister istemez yüzleştim. Halk parasını ucuz ama eğlenceli ve popüler filmlere harcamak istiyorsa, bu talebi karşılamak için de Pazar gerekli arzı yaratır.

Konudan çok sapmadan asıl belirtmek istediğim yere gelmek istiyorum. Çağan Irmak hakikaten işini çok iyi yapıyor, özgün bir şekilde sunuyor ve arkasında gerçekten emek olduğu belli olan çalışmalarla fazlasıyla tatmin edici işler ortaya koyuyor. Unutursam Fısılda adlı son filmi de bunun en güzel örneklerinden biri olmuş. Sanat özelinden iş dünyasına bir transit geçiş yapacak olursak; eğer elimizdeki işe Çağan Irmak gibi ruhumuzu koyup, emeklerimizi tutkumuzla buluşturursak fark yaratan, kendinden bahsettiren başarılı performanslar ortaya koyabiliriz. Yeter ki içimizdeki o ışığı isteyerek takip edelim.  

3 Kasım 2013 Pazar

3 Idiots - İzlenmesi Gereken Bir Film (Hatta Ötesi)

Eğer güzel bir şekilde harcamak için 3 saatiniz varsa o 3 saati "en güzel" şekilde harcayabileceğiniz şeyin adresini veriyorum: 3 Idiots

Bir Hintli filmi olduğu için belki izlemekten çekinebilirsiniz ama izledikten sonra pek çok Hollywood filminde harcadığınız vakte yanacaksınız.

Film 2 saat 50 dakika diye de çekinceleriniz olabilir, ki bilen bilir ben de öyle uzun filmlere hiç gelemem, filmin kaç dakikası kalmış diye hiç bakmadan bir çırpıda izleyeceksiniz.

Peki bu film size ne mi katacak? Kişisel gelişim ve yüksek motivasyon için bizlere sürekli dikte edilen "sevdiğin işi yap" mantalitesi var ya, onun hayatta nasıl uygulanması gerektiğini, doğru işi elimizden gelenin en iyisiyle yaptığımızda bizi mutlu sonun beklediğini gösterip film sonrası yaptıklarınıza ve yapacaklarınıza bir kez de eleştirel bir gözle yaklaşmanızı sağlayacak.

Dilerseniz imdb'den girip filmin notuna ve yorumlarına da bir bakıp referans alın ve bence  mutlaka bir ara 3 saatinizi bu güzel film için ayırın. Tavsiyemdir!

10/10

25 Şubat 2013 Pazartesi

Kazanmasını İstediklerim ve 85. Oscar Ödülleri

Kazanmasını İstediklerim ve Kazananlar

Oscar’ı önceden takip eden biri değilim. Hatta Oscar hakkında yazacak kültür birikimine de sahip biri değilim. Ama son dönemde severek izlediğim, beğendim dediğim 3 film oldu.

Bu 3 filmin ödüllendirilmesini çok istedim.

Bunlardan ilki Skyfall’du. Batman filmini izleyip, filmden soğuduktan sonra gittiğim ilk sinema filmiydi 2012’de. Filmden çıktığımda keyfim tavan yapmıştı. “İşte bu!” dedirten cinsten bir filmdi. Uzun zamandır filmin müziğinin farklı versiyonlarını severek dinliyordum. Oscar ile ödüllendirilmesine çok sevindim.

Silver Linings Playbook fimi içimi ısıtan, diğer romantik komedilerden (ki ben bu tarzı çok severim) çok farklı bir filmdi. Bu film hakkında yorumlarımı da daha önce burada yazmıştım.

Ve son olarak “Life of Pi”. Planlasam bu kadar denk gelmezdi belki, tam Oscar töreninin olduğu akşam bu filmi izledik. Torrent’den 1080P ayna gibi görüntüyle adeta Teknosa’daki showroom TV’lerinde film izliyor gibi hissettim kendimi. Tabii ki olay sadece görüntü de değildi. Filmin müzikleri, ses efektleri ve tabii ki konusu. Benim gibi 2 saatten uzun filmlere karşı her zaman önyargılı olan beni bile fazlasıyla tatmin etti. Arşivde saklanıp belki bir kez daha izlerim diye bekletilip yıllandırılacak cinsten bir filmdi.

Kazananların benim tebriğime ihtiyacı yoktur ama ben yine de bu mecradan kendilerine tebriğimi ileteyim. Argo’yu Amerikan lobisi sebebiyle ödüllendirecekleri/ödüllendirdikleri konusunda pek çok yazı okuyunca bu filmi edinsem de izlemek konusunda biraz ağır kaldım. Önümüzdeki günlerde izler, ben de heyecan yaratırsa yine paylaşırım.



En İyi Film: Argo
En İyi Yönetmen: Ang Lee - Life of Pi
En İyi Kadın Oyuncu: Jennifer Lawrence – Silver Linings Playbook
En İyi Erkek Oyuncu: Daniel Day-Lewis - Lincoln
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Anne Hathaway- Les Misérables
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christoph Waltz -Django Unchained
En İyi Kurgu: Argo
En İyi Özgün Senaryo: Django Unchained
En İyi Uyarlama Senaryo: Argo
En İyi Belgesel: Searching for Sugar Man
En İyi Kısa Belgesel Film: Inocente
En İyi Sanat Yönetimi: Lincoln
En İyi Görüntü Yönetimi: Life of Pi
En İyi Görsel Efekt: Life of Pi
En İyi Kostüm Tasarımı: Anna Karenina
En İyi Makyaj: Les Misérables
En İyi Özgün Şarkı: Skyfall – Skyfall
En İyi Özgün Müzik: Life of Pi
En İyi Ses Kurgusu: Zero Dark Thirty & Skyfall
En İyi Ses Miksajı: Les Misérables
Yabancı Dilde En İyi Film: Amour
En İyi Kısa Kurmaca Film: Curfew
En İyi Kısa Film (Animasyon): Paperman
En İyi Animasyon Film: Brave

18 Şubat 2013 Pazartesi

Romantik Komedi 2


Yorucu bir Cumartesi’den sonra Pazar eşimle kendimizi ödüllendirdik ve ilk seanstan Romantik Komedi 2’yi izlemeye karşıya, Balçova Kipa Cinemaximum’a gittik. Salon genişliğiyle 10 numara, bir de sabahın erken saati olunca iyice ferah bir ortama sahipti. Film ise beklentimle paralel çıktı. Gitmeden önce film hakkında birşeyler okuyup bir kısmın hiç sevmediğini bir kısmın da çok sevdiğini öğrenmiştim.

İzlerken de izledikten sonra da benim için beklentimi karşılayan bir film olarak değerlendirdim bu yapımı. Günümüzün ikili ilişkilerini gayet güzel örneklemiş. Tabii ki bazı abartılı yaşam örnekleri mevcut ama o da her filmde olur.

Filmin balayımızı geçirdiğimiz Adam&Eve sahneleri çok başarılı. Otel zaten onca ödülüyle aşmış bir otel, bu filme de renk katmış. Bizi de görüntüler hatıralarımıza taşıdı, hoş oldu…

Sözün özü; havanın pek keyifli olmadığı bir Pazar günü izlenecek güzel bir filmdi.

PS. Filmden sonra Güzelbahçe’de kalamar ve sardalye keyfi yaptık o da 10 numaraydı, sonra eve gelip 7 Psikopat adlı filmi izledik, inanın uyukladım, konu ilginçti ama yine de kendimi veremedim ve dalıp gittim. Benim tarzım romantik komedi türü arkadaş.

3 Şubat 2013 Pazar

İzlenmesi Gereken Bir Film: Umut Işığım

Silver Linings Playbook

İşte benim sevdiğim tarz film bu! Kesinlikle karşısında geçirdiğiniz 2 saati hakeden, hem izlerken hem de izledikten sonra içinizi ısıtan müthiş bir film.

Çok keyifle izledim, arşivimde mutlaka saklayacağım ve çevremdekilere de önereceğim. Ekşisözlük'te hızlıca yorumlarına baktım, onlar bile beğenmiş. Bugün itibariyle IMDB'de 8.1 puan almış. Ee daha ne olsun efendim, izleyin ve izlettirin.

Konuyu da kısaca kopyala yapıştır yapalım ki başka sitelerde gezinmek zorunda kalmayın:

Pat Peoples (Bradley Cooper) her zaman bardağın dolu tarafına bakan, “Her şeyde bir hayır vardır,” sözüne inanan bir adamdır. Karısı kendisini başka bir adam için terk ettikten sonra akıl hastanesinde kalan Pat, karısını geri kazanmaya ve hayatını yeniden düzene sokmaya kararlıdır. Moralinin bozulmasına asla izin vermemeye çalışan Pat anne babasının yanına taşınır ve kendisini karısının istediği türden bir adam olmaya çalışmaya adar. Ancak bu zor bir mücadeledir. Taa ki hayatı istediği gibi gitmeyen güzel bir genç kadın olan Tiffany (Jennifer Lawrence) ile tanışana kadar.Çift birlikte hayatlarını yönlendirmeye ve kendi kişiliklerine sadık kalmaya çalışacak, bu sure içerisinde benzersiz bir dostluğa, hatta aşka bir adım uzaklıkta olacaklardır.

1 Ocak 2013 Salı

Crazy Stupid Love

Ve nihayet 2013 geldi. Yeni yılın ilk günü Çiçekliköy'de keyifli ve mayışık geçen saatlerden sonra evimizde bir film izleyelim dedik. Arşivde  bulunana ve haftasonundan daha  izlemek için heveslendiğim ama Medyum (Red Lights) sebebiyle kısmet olmayan o filme sıra geldi: Crazy Stupid Love

Film kesinlikle kafa boşaltmak için birebir. Herşeyden önce en sevdiğim tür olan romantik komedi. Karakterler iyi seçilmiş. Konu klişe olsa bile olayların örgüsü gayet sıradışı işlenmiş.

Arşivimde saklayacağım ve soranlara önereceğim bir filmdi. Tavsiyemdir...

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Tatilin Son Günü - Nişan Süreci



Laptop kucağa alınır, arka balkona çıkılır. Beyaz Word sayfası açılırken, akla gelen soru patlatılır: “Yaw benim oturacağım evin arkadaki 3 odası nasıldı? Kafamda bi türlü şekillendiremedim…” Sonra yine ev, mobilya, boya derken annem sabah kahvemi getiriyor. Kahve içerken de aynı gündeme devam ediliyor…

Takvimler 30 Ağustos’u gösteriyor. Telefonumun ajandası “Garanti Vade Sonu” yazıyor. Benim aklım ise bugün kaçta yazlıktan çıkacağım ve nişan kıyafetlerimi aldıktan sonra evde dinlenecek vakit bulup bulamayacağım sorusu var.

Hatırlıyorum da, ilkokul ve lise yıllarımda tatilin son günü genelde moralsiz bir şekilde balkon penceresinden bakıp geçip giden oca güne hep yanardım. Şimdi de, geçen yıllara rağmen, aynı hisi yaşıyorum. Yine de bu tatil şükürler olsun ki güzel geçti. İki film izledim. Salt ve Dear John, ikisi de hoşuma giden filmler oldu. Bol bol PES oynayıp yeni kadromu denedim, attığım gollerle çoştum. Dönüşümlü olarak da olsa Beşiktaş maçını izledim, 4 gole sevindim. Trainspotting kitabımı keyifle okumaya başladım. Bol bol twitter da takıldım, Sabah ve Hürriyet’in (aynı bu sırayla) köşe yazarlarından ilgimi çekenleri okuyup, telefonumun sarjını bitirdim. Sığacık’ta ailece dondurma keyfi ritüelimizi bir kez daha tekrarladık.

En nihayetinde, günlerdir takvime bakıp da heyecanlandığım bir tatil daha geride kalıyor. Her güzel şey bitermiş ya, işte bu da aynı sona mahkum. Ama keyfim yerinde, huzurluyum. Halime şükretmesini bilirim. İyi geldi bu dinlenme modu bana. Her çalışan insan gibi benim de ihtiyacım vardı ve bu ihtiyacı karşıladım. Bir sonraki dinlendirici ve huzur verici tatile kadar, bu tatilde depoladığım enerjiyi yiyeceğim…

5 Haziran 2010 Cumartesi

500 Days of Summer



Yağmurlu bir cumartesi günü eğer evdeyseniz bir film izlemek isteyebilirsiniz. Laptop'u açıp arşivinizdeki vurdulu kırdılı iflmler arasında gezerken birden diğerlerine göre "yumuşak" bir film dikkatinizi çeker. Ekşisözlük'ten film hakkında araştırma yapıp, ilk sayfadaki olumlu yazıları okuyunca, film izleme pozisyonu alınır. Dakikalar geçtikçe film daha bi sarar ve bittiğinde müthiş bir tad bırakır. Ve pek tabii ki arşivimdeki yerini alır.

8 Mayıs 2009 Cuma

The Naked Man

They gave us: The Naked Man




Step 1:

You and the woman you clubbed enjoy rotting deer carcass by torch light.


Step 2:

Your woman steps out to use the little girl's cave. You take off your loin cloth.


Step 3:

Delighted by your boldness and unharnessed masculinity, you make the two-humped mastodon.



This works...2 out of 3 times.

1 Mart 2009 Pazar

The Yes Man




Keyifli geçen bir buçuk saatin sonunda hem Jim Carrey'li o eski günleri anmış oldum hem de filmden güzel bir spoiler ile ufak bir ders aldım.

"The world's a playground. You know that when you are a kid, but somewhere along the way everyone forgets it."

Kıssadan hisse: 1 Mart Pazar günü bu film ile birlikte çok daha güzel geçti.

Google adsense

Analytics